kısa şiirler
yüzüm kime dönük olursa olsun,
yüreğim hep sana dönük olacak.
ben senden başkasına
kapı nasıl açılır bilmiyorum.
-cemal süreya
yüreğim hep sana dönük olacak.
ben senden başkasına
kapı nasıl açılır bilmiyorum.
-cemal süreya
devamını gör...
eski sevgiliyle karşılaşınca söylenmesi gereken sözler
benim ingiliz anahtarım senin evde mi kalmış?
ya valla çok güzeldi, izeltaş yapımı, eşek yükü para vermiştim ben ona. birinde kaldı ama??
ya valla çok güzeldi, izeltaş yapımı, eşek yükü para vermiştim ben ona. birinde kaldı ama??
devamını gör...
kim lan bu erol egemen
erol egemen'in bir türlü ortaya çıkmamasından dolayı edilen sitem cümlesi.
kim ulan bu? kimse çıksın ortaya.
kim ulan bu? kimse çıksın ortaya.
devamını gör...
öyle birine aşık ol ki
seni haketsin.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
k
küçük bir ateşim ben, küçük bir ateş
kendini ısıtabilmekten mahrum
kalbini avutabilmeye mahkum
kaybolmuş avucunda evrenin
karanlığında yitip gitmiş koyu gecenin
kara düşlerin büyük yangınıyım
közlerim yarışamaz rüzgarla
küllerim yollarla, aşılamaz dağlarla
kavuşur mu sanıyorsun, kavuşmaz !
kolum kanadım onulmaz yaralarla.
kaçıp gelebilsem dünden yarınlara
kıvılcım halinde ulaşsam sana
kaderim, kederim, kuruntum, tasam
kırçiçeğim, gelinciğim, yaban çileğim
küçük bir ateşim ben, küçük bir ateş
küçük bir ateş, senin'çin yanan.
-fıstıklıbörek-
küçük bir ateşim ben, küçük bir ateş
kendini ısıtabilmekten mahrum
kalbini avutabilmeye mahkum
kaybolmuş avucunda evrenin
karanlığında yitip gitmiş koyu gecenin
kara düşlerin büyük yangınıyım
közlerim yarışamaz rüzgarla
küllerim yollarla, aşılamaz dağlarla
kavuşur mu sanıyorsun, kavuşmaz !
kolum kanadım onulmaz yaralarla.
kaçıp gelebilsem dünden yarınlara
kıvılcım halinde ulaşsam sana
kaderim, kederim, kuruntum, tasam
kırçiçeğim, gelinciğim, yaban çileğim
küçük bir ateşim ben, küçük bir ateş
küçük bir ateş, senin'çin yanan.
-fıstıklıbörek-
devamını gör...
kargonun tuvaletteyken gelmesi
yazılı olmayan murphy kuralıdır. saatlerce beklersin gelmez, tam tuvalete girersin işin ortasında kapı çalar. açan olmayınca da geldik yoktunuz diye notu bırakıp gider. bir benzeri de otobüs beklerken olur. beklersin beklersin gelmez, sıkılıp bir sigara yakayım dersin, tam ucunu yakıp bir fırt çekersin, şak diye otobüs gelir.
devamını gör...
garip fobiler
benim de sahip olduğum birkaç garip fobi:
eisoptrophobia: ayna fobisi
anablephobia: yukarı bakma fobisi
astraphobia: gök gürültüsü ve şimşek fobisi
atychiphobia: başarısız olma fobisi
catagelophobia: küçük düşme fobisi
coulrophobia: palyaço fobisi
phobophobia: fobi sahibi olma fobisi
bunlar daha önce az da olsa başka insanlarda da rastladığım fobilerdi. aşağıdakiler ise başka kimsede rastlamadığım, hiçbir yerde de benzerini göremediğim fobiler:
perde fobisi (beyaz güneşlik perdeye asla uzun süre bakmam)
koltuk fobisi (içinde bir koltuk olan odada yalnız isem asla koltuğa oturmam, ona en uzak yerde dururum. odada birkaç kişi varsa koltuğa oturan tek kişi asla olmam)
tavan fobisi (yukarı bakma fobisinin modifiye hali. kapalı alanlarda tavana mümkün olduğu kadar bakmam, bakacaksam da odanın köşesinde durup bakarım, tüm odayı görüş alanıma alırım)
bir de adını koyamadığım bir fobi var. herhangi bir yerde asla ortada bir yere oturamama fobisi diyebilirim illaki bi isim vermem gerekiyorsa. herhangi bir yerde asla orta bir yere oturmam, zorunda değilsem. zorundaysam da huzursuzluktan içim içimi kemirir. kenarlara ve köşelere oturmayı tercih ederim.
eisoptrophobia: ayna fobisi
anablephobia: yukarı bakma fobisi
astraphobia: gök gürültüsü ve şimşek fobisi
atychiphobia: başarısız olma fobisi
catagelophobia: küçük düşme fobisi
coulrophobia: palyaço fobisi
phobophobia: fobi sahibi olma fobisi
bunlar daha önce az da olsa başka insanlarda da rastladığım fobilerdi. aşağıdakiler ise başka kimsede rastlamadığım, hiçbir yerde de benzerini göremediğim fobiler:
perde fobisi (beyaz güneşlik perdeye asla uzun süre bakmam)
koltuk fobisi (içinde bir koltuk olan odada yalnız isem asla koltuğa oturmam, ona en uzak yerde dururum. odada birkaç kişi varsa koltuğa oturan tek kişi asla olmam)
tavan fobisi (yukarı bakma fobisinin modifiye hali. kapalı alanlarda tavana mümkün olduğu kadar bakmam, bakacaksam da odanın köşesinde durup bakarım, tüm odayı görüş alanıma alırım)
bir de adını koyamadığım bir fobi var. herhangi bir yerde asla ortada bir yere oturamama fobisi diyebilirim illaki bi isim vermem gerekiyorsa. herhangi bir yerde asla orta bir yere oturmam, zorunda değilsem. zorundaysam da huzursuzluktan içim içimi kemirir. kenarlara ve köşelere oturmayı tercih ederim.
devamını gör...
geceye bir not bırak
seni geceye anlattım , düş oldun . seni sabaha anlattım , umut oldun..seni kendime anlattım ben oldun..seni kağıda anlattım , şiir oldun..seni yüreğime anlattım , aşk oldun ...
devamını gör...
şule çet
tecavüze uğramış ve öldürülmüş nice kadından sadece biri; sevgili şule.
olayın yaşandığı ilk zamanlarda (2018-2019), adalet arayışı için instagram'da şule adına hesaplar açıp, ortaklaşa çözümler üreterek, adalet yerini bulsun diye insanlar uğraşıyorlardı. ben de azıcık umutlu fazlasıyla da istikrarlı bir tutumla bu ortak mücadeleye katılmış ve şule için elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışmıştım.
şimdi başlığını görünce; boy boy afişlerini, oturduğum semtin duvarlarına astığım günleri hatırladım. o zamanlarda yaşadığım küçük bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum.
sabah saat 7 sularında okula gidiyorum, elimde de şule çet için adalet adlı afişler var. direklere, banklara, durak camlarına asıyorum. ne kadar çok kişiye ulaşırsa o kadar büyüyeceğiz ve sesimiz o kadar çok duyulacak, sevgili şule için.
neyse okula gittiğim güzergahta, bir pastane ilişti gözüme, camı ana caddeye bakan işlek bir dükkân. buraya asmak oldukça mantıklı geldi ve o pastaneye doğru yürüdüm. içeri girdiğimde bir adam vardı, sahibi mi, çalışan mı bilmiyorum, bir fikrim yok, emin değilim. neyse önemi yok.
kendisinden dükkânın camına asması için ricada bulundum. adamın başta yüzü düştü, mırın kırın etti azıcık, ben hayır cevabının geleceğini kabullendim ancak beni şaşırtarak kabul ettiğini söyledi ve afişi alıp gözlerimin önünde dükkânın camına özenle astı. ben de sevinçle teşekkür edip okula gitmek üzere dükkândan ayrıldım. adamın kabul etmesi beni diğer esnaf dükkânlarına da sormam konusunda ayrıca cesaretlendirmişti. hafta sonu, bütün mahalle esnafını örgütlemek için kafamda planlar kura kura bitirdim okulun yolunu.
okula gittim ve sekiz saatin sonunda tekrar yola düşüp, dükkânın önünden geçip afişi olduğu gibi camda asılı bir şekilde görmeyi bekliyorum. pastanenin önüne vardığımda afiş camda asılı değildi. şaşkınlığım kısa sürdü. aynı günlerde mahalle muhtarlık seçimleri vardı ve benim verdiğim afiş kaldırılmış, muhtarın seçim vaatlerini yazdığı bir afiş asılmıştı. ilk bakışta gördüğüm buydu, yakınlaşıp dikkatle bakınca şule'nin afişinin direkt üzerine asıldığını gördüm.
elbette gidip bunun hesabını sormak haddim değildi. neticede o pastanenin bir sahibi vardı ve o kişi, istediğini asıp asmamakta özgürdü. en başta kabul etmek gibi bir zorunluluğu da yoktu hatta sonradan istediği gibi kaldırmakta da özgürdü. bunda hiçbir sorun yok.
sadece o gün gerçekten de tam da o an fark ettiğim bir şeyi hâlâ unutamadım çünkü farklı hikâyelerde, farklı şekillerde karşıma çıkmaya devam ediyor.
siyasiler, seçim günleri kendi halklarına kısa süreli biat etmek zorundadırlar. allah'ın emri. bu sebeple, halk tarafından seçilmek adına türlü vaatler sunmakla birlikte daima adalet nidaları tuttururlar. umut fakirin ekmeğidir ya hani, sonuçta biz garibanlar da umut ederek inanırız bunlara. ama tüm icraatları seçim günlerinde dopdolu bir laf torbasından daha öteye gitmez. hepimiz biliriz bu döngüyü. neyse işte, seçilmek adına adalet haykırışlarıyla halka seslenen siyasiler, icraata gelindiğinde laflarının üzerlerini türlü politikalarla örterler; o gün pastanede şule'nin afişinin üzeri örtüldüğü gibi.
her şeyin yanı sıra kendisi için adalet arayışımız bir sonuca kavuşarak, katilleri ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırılmıştı. olayı hatırlamakla beraber, sonuç almanın sevincini de yeniden yaşamış oldum.
ve son olarak her ne kadar inancım maalesef olamasa da her şeye rağmen umuyorum ki tekrarı yaşanmaz, ve nice şule daha böylece kayıp gitmez. ışıklar içinde uyu, sevgili şule.
olayın yaşandığı ilk zamanlarda (2018-2019), adalet arayışı için instagram'da şule adına hesaplar açıp, ortaklaşa çözümler üreterek, adalet yerini bulsun diye insanlar uğraşıyorlardı. ben de azıcık umutlu fazlasıyla da istikrarlı bir tutumla bu ortak mücadeleye katılmış ve şule için elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışmıştım.
şimdi başlığını görünce; boy boy afişlerini, oturduğum semtin duvarlarına astığım günleri hatırladım. o zamanlarda yaşadığım küçük bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum.
sabah saat 7 sularında okula gidiyorum, elimde de şule çet için adalet adlı afişler var. direklere, banklara, durak camlarına asıyorum. ne kadar çok kişiye ulaşırsa o kadar büyüyeceğiz ve sesimiz o kadar çok duyulacak, sevgili şule için.
neyse okula gittiğim güzergahta, bir pastane ilişti gözüme, camı ana caddeye bakan işlek bir dükkân. buraya asmak oldukça mantıklı geldi ve o pastaneye doğru yürüdüm. içeri girdiğimde bir adam vardı, sahibi mi, çalışan mı bilmiyorum, bir fikrim yok, emin değilim. neyse önemi yok.
kendisinden dükkânın camına asması için ricada bulundum. adamın başta yüzü düştü, mırın kırın etti azıcık, ben hayır cevabının geleceğini kabullendim ancak beni şaşırtarak kabul ettiğini söyledi ve afişi alıp gözlerimin önünde dükkânın camına özenle astı. ben de sevinçle teşekkür edip okula gitmek üzere dükkândan ayrıldım. adamın kabul etmesi beni diğer esnaf dükkânlarına da sormam konusunda ayrıca cesaretlendirmişti. hafta sonu, bütün mahalle esnafını örgütlemek için kafamda planlar kura kura bitirdim okulun yolunu.
okula gittim ve sekiz saatin sonunda tekrar yola düşüp, dükkânın önünden geçip afişi olduğu gibi camda asılı bir şekilde görmeyi bekliyorum. pastanenin önüne vardığımda afiş camda asılı değildi. şaşkınlığım kısa sürdü. aynı günlerde mahalle muhtarlık seçimleri vardı ve benim verdiğim afiş kaldırılmış, muhtarın seçim vaatlerini yazdığı bir afiş asılmıştı. ilk bakışta gördüğüm buydu, yakınlaşıp dikkatle bakınca şule'nin afişinin direkt üzerine asıldığını gördüm.
elbette gidip bunun hesabını sormak haddim değildi. neticede o pastanenin bir sahibi vardı ve o kişi, istediğini asıp asmamakta özgürdü. en başta kabul etmek gibi bir zorunluluğu da yoktu hatta sonradan istediği gibi kaldırmakta da özgürdü. bunda hiçbir sorun yok.
sadece o gün gerçekten de tam da o an fark ettiğim bir şeyi hâlâ unutamadım çünkü farklı hikâyelerde, farklı şekillerde karşıma çıkmaya devam ediyor.
siyasiler, seçim günleri kendi halklarına kısa süreli biat etmek zorundadırlar. allah'ın emri. bu sebeple, halk tarafından seçilmek adına türlü vaatler sunmakla birlikte daima adalet nidaları tuttururlar. umut fakirin ekmeğidir ya hani, sonuçta biz garibanlar da umut ederek inanırız bunlara. ama tüm icraatları seçim günlerinde dopdolu bir laf torbasından daha öteye gitmez. hepimiz biliriz bu döngüyü. neyse işte, seçilmek adına adalet haykırışlarıyla halka seslenen siyasiler, icraata gelindiğinde laflarının üzerlerini türlü politikalarla örterler; o gün pastanede şule'nin afişinin üzeri örtüldüğü gibi.
her şeyin yanı sıra kendisi için adalet arayışımız bir sonuca kavuşarak, katilleri ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırılmıştı. olayı hatırlamakla beraber, sonuç almanın sevincini de yeniden yaşamış oldum.
ve son olarak her ne kadar inancım maalesef olamasa da her şeye rağmen umuyorum ki tekrarı yaşanmaz, ve nice şule daha böylece kayıp gitmez. ışıklar içinde uyu, sevgili şule.
devamını gör...
gençliğe hitabenin sansürlenmesi
çare istiklal mahkemesi.
haberde de bahsedildiği üzere, tahminimce eline verilen kâğıtta üzeri karalanmış bu bölümün.
ancaaaaaaaak...
burada da "gencin" en büyük hatası şudur:
bizler; istiklal marşı'nın tamamını ve hitabeyi ezbere bilirdik o yaşlarda.*
bir "genç" olarak kendi bayramı'nda böyle bir etkinliğe katılacsksa bunu ezberinden okuyabilmesi, böyle bir sansür gördüğünde de önündeki kağıdı fırlatıp ezberinden devam edebilecek onur ve haysiyet sahip olması gerekliydi.
sonra günümüz gençlerinden neden ümidimiz yok diye soruluyor..
bu şekilde kendisine dikte edilebilen bu alçaklığa ses çıkartamayan birisi, yarın düşman girse ülkeye kollarını açarak karşılayacaktır.
haberde de bahsedildiği üzere, tahminimce eline verilen kâğıtta üzeri karalanmış bu bölümün.
ancaaaaaaaak...
burada da "gencin" en büyük hatası şudur:
bizler; istiklal marşı'nın tamamını ve hitabeyi ezbere bilirdik o yaşlarda.*
bir "genç" olarak kendi bayramı'nda böyle bir etkinliğe katılacsksa bunu ezberinden okuyabilmesi, böyle bir sansür gördüğünde de önündeki kağıdı fırlatıp ezberinden devam edebilecek onur ve haysiyet sahip olması gerekliydi.
sonra günümüz gençlerinden neden ümidimiz yok diye soruluyor..
bu şekilde kendisine dikte edilebilen bu alçaklığa ses çıkartamayan birisi, yarın düşman girse ülkeye kollarını açarak karşılayacaktır.
devamını gör...
kemalistler eşlerini neden kıskanmaz meselesi
#1063278 burada da dostumuzun söylediği gibi gerçek trolluk bu değil. bak yapacaksanız bu işi asgari zeka lazım. ahlakınız yok, onu anladık ama biraz düşün, kafayı çalıştır be kardeşim.
(bkz: hoşt köpek)
(bkz: hoşt köpek)
devamını gör...
kar yağdığı zaman sokağa çıkan tipler
valla kardeşimle çıktım bir, bir buçuk saat önce. arabanın üstündeki karları temizledik, silecekleri kaldırdık, biraz da oynadık sonra eve girdik. pardon da insanlar mutlu olunca siz neden geriliyorsunuz?
devamını gör...
kısa boylu olmanın zararları
uzun boylu olmanın zararları başlığına "ulan ne problemler var be" diye bakan, kısa boylu yazarların derdini anlattığı başlık.
kısa boyluluğun en bilinen zararı, kısa olmaktır. evet.
edit: biri de gelip derdini girmemiş. sözlüğün bir kısası benim herhalde.
kısa boyluluğun en bilinen zararı, kısa olmaktır. evet.
edit: biri de gelip derdini girmemiş. sözlüğün bir kısası benim herhalde.
devamını gör...
milli piyango
herkesin hayal gücünü süslesin ve satışlar artsın diye vadedilen büyük ikramiye yüksek tutulur ve bizim millet de star wars gişelerini kıskandıracak derecede kuyruk oluşturur ve bilet alır.
çekiliş günü gelir de sonuçlar açıklanınca büyük ikramiyenin isabet ettiği talihli ortalarda görünmez. günler geçmesine rağmen hala da ortalarda yoktur. tabi bu ortada görünmeme hallerine çok kimse hak verir. ya bu talihlinin başına iş açılacağı, yalancı akrabalarının türeyeceği, yardım dilenenlerin ve sömürücülerin etrafını kuşatacağı, mafyanın peşine düşeceği varsayımları falan filan...
aradan aylar geçer talihli yine ortalarda yok. talihli büyük merak konusu. acaba ikramiye satılmayan biletlerden birine mi vurmuştu. bu gidişle paralar devlete kalacak. hatta medyadan bile bir an önce çıkıp parasını alması gerektiği, gün geçtikçe faiz kaybına uğrayacağına dair çağrılar yükselmeye başlar.
bileti satan bayi de boş durmaz, o da fırsattan istifade televizyona görünüp demeç verir. talihli parasını alınca, kendisine de biraz yardım yapar beklentisine girmiştir.
talihli belli bir süre sonra çıkar. sonra ne yapıyor ne ediyor bilemeyiz. ama ortaya çıkana kadar ki yaşananlar yarı komedi ve yarı berbat bir durumdur.
çekiliş günü gelir de sonuçlar açıklanınca büyük ikramiyenin isabet ettiği talihli ortalarda görünmez. günler geçmesine rağmen hala da ortalarda yoktur. tabi bu ortada görünmeme hallerine çok kimse hak verir. ya bu talihlinin başına iş açılacağı, yalancı akrabalarının türeyeceği, yardım dilenenlerin ve sömürücülerin etrafını kuşatacağı, mafyanın peşine düşeceği varsayımları falan filan...
aradan aylar geçer talihli yine ortalarda yok. talihli büyük merak konusu. acaba ikramiye satılmayan biletlerden birine mi vurmuştu. bu gidişle paralar devlete kalacak. hatta medyadan bile bir an önce çıkıp parasını alması gerektiği, gün geçtikçe faiz kaybına uğrayacağına dair çağrılar yükselmeye başlar.
bileti satan bayi de boş durmaz, o da fırsattan istifade televizyona görünüp demeç verir. talihli parasını alınca, kendisine de biraz yardım yapar beklentisine girmiştir.
talihli belli bir süre sonra çıkar. sonra ne yapıyor ne ediyor bilemeyiz. ama ortaya çıkana kadar ki yaşananlar yarı komedi ve yarı berbat bir durumdur.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
dost kavramını yanlış yerde aradığım sıralar.
şile / balık sattık parasını almayı bekliyoruz / ohooo, bu da bayaa eski.
şile / balık sattık parasını almayı bekliyoruz / ohooo, bu da bayaa eski.
devamını gör...
sözlükte yürünecek erkekler
olm dalga gecmeyin lan su gariplerle sonra inaniyorlar.
devamını gör...
yazarların favori salatası
gavurdağı salatası.
devamını gör...
amelie
bir jean-pierre jeunet filmidir.

filmin orijinal adı le fabuleux destin d'amélie poulain‘dır. filmin senaryosu ise yönetmen jean-pierre jeunet ve guillaume laurant tarafından birlikte yazılmıştır. filmin başrol oyuncusu amelie rolüyle harikalar yaratan ve bence dünya sinema tarihinde gelmiş geçmiş en güzel kadın oyunculardan biri olan audrey tautou ve mathieu kassovitz oynamaktadır.
amelie dünyanın en iyi kalpli insanıdır ve herkese yardım eder. yardım etme isteğiyle yanıp tutuşur dersem daha doğru olur sanırım. muhteşem diyaloglar eşliğinde iyi kalpli amelie’nin dünyayı güzelleştirme çabalarını izlerken bu güzel kadının aşkla karşılaşmamasını beklemek saflık olur elbette.
benim için yönetmenin en iyi filmi değildir. ben bu filme bayılsam da delicatessen filmini her zaman bir seviye yukarıda tutarım. ama bu filmin audrey tautou’nun muhteşem performansı, diyalogların gücü ve elbette ki yann tiersen’in dinlemeye doyum olmayan soundtrack’i ile birçok filmi geride bırakacak bir güzellikte olması normaldir.
bu filmin benim için diğer bir özelliği ise yazı yazarken çoğu zaman bu filmin soundtrack’ini açıyor oluşumdur.

filmin orijinal adı le fabuleux destin d'amélie poulain‘dır. filmin senaryosu ise yönetmen jean-pierre jeunet ve guillaume laurant tarafından birlikte yazılmıştır. filmin başrol oyuncusu amelie rolüyle harikalar yaratan ve bence dünya sinema tarihinde gelmiş geçmiş en güzel kadın oyunculardan biri olan audrey tautou ve mathieu kassovitz oynamaktadır.
amelie dünyanın en iyi kalpli insanıdır ve herkese yardım eder. yardım etme isteğiyle yanıp tutuşur dersem daha doğru olur sanırım. muhteşem diyaloglar eşliğinde iyi kalpli amelie’nin dünyayı güzelleştirme çabalarını izlerken bu güzel kadının aşkla karşılaşmamasını beklemek saflık olur elbette.
benim için yönetmenin en iyi filmi değildir. ben bu filme bayılsam da delicatessen filmini her zaman bir seviye yukarıda tutarım. ama bu filmin audrey tautou’nun muhteşem performansı, diyalogların gücü ve elbette ki yann tiersen’in dinlemeye doyum olmayan soundtrack’i ile birçok filmi geride bırakacak bir güzellikte olması normaldir.
bu filmin benim için diğer bir özelliği ise yazı yazarken çoğu zaman bu filmin soundtrack’ini açıyor oluşumdur.
devamını gör...
aşkı anlatan en güçlü söz
''sana çirkin dediler, düşmanı oldum güzelin,
sana kafir dediler, diş biledim hakka bile.''
sana kafir dediler, diş biledim hakka bile.''
devamını gör...
