41.
ilk okuldaki öğretmenimiz sınıfı tembeller, ortancalar ve çalışkanlar olarak üçe ayırmıştı. hatta ortancaları da tembellere yakın ve çalışkanlara yakın olarak ayırmıştı.
devamını gör...
42.
ortaokul ve lise öğretmenlerimin yüzde 90'ı böyleydi.
üniversiteden bahsetmek bile istemiyorum.
üniversiteden bahsetmek bile istemiyorum.
devamını gör...
43.
bir öğretmen olarak neden yapmamam gerektiğini anadolu lisesinde hazırlık sınıfında öğrenciyken maruz kalarak öğrendiğim yanlış uygulamadır.
öncelikle şunu belirtmem gerek. öğretmenler bazı öğrencileri daha çok sever. bunun için yapılacak bir şey yoktur. ama bu sevgi değişiminin öğrenci ayırmaya kadar varması meslek ahlakına uymaz elbette.
benim on bir yaşında bir öğrenciyken yaşadığım olay ise yıllar sonra öğretmen olduğum zaman öğrencilerimle olan ilişkilerimde hep aklıma geldi.
jilet osman lakabıyla anılan ingilizce öğretmenimiz verdiği ödevlerle ünlü bir öğretmendi. okuldan çıkıp akşam eve gittiğimizde sayfalarca ödev yapardık. sağ işaret parmağımın iç kısmı kalemi tutmaktan içeri göçerdi. öyle bir ödev yapmak.
daha dersler başlayalı bir iki hafta olmuşken, sınavlar ve quizler başlamamışken ama sınıftaki çalışkan ve tembel ve de uslu ve yaramaz öğrenciler aşağı yukarı belli olmuşken jilet osman sayfalarca ödev verdi yine.
ben akşam saatlerce ödev yaptım. zaten ingilizce en sevdiğim dersti ve bu konuda başarılı da bir öğrenciydim. zaten sonunda ingilizce öğretmeni oldum.
ertesi gün ilk ders saatinde ödevleri kontrol etmeye başladı jilet osman. sıra bize doğru geliyordu. önümüzdeki sırada iki yakın arkadaşım adil ve ihsan oturuyordu. ödevlerini yapmadıklarını söylediler. sonra yanımda oturan ve yine yakın arkadaşım olan güçlü'ye geldi sıra. o da ödevini yapmadığını söyledi. sonra bana geldi.
saatlerce ödev yapmış olmanın haklı gururu ve bunun bir işe yarayacağına inanmanın saflığı ile defterimin sayfalarını açmaya başladığımda jilet osman elinde kırmızı kalemi ile bana baktı ve dedi ki:
- senin de yapmanı beklemiyordum zaten.
sayfaları çeviremedim, ödevimi yaptığımı söyleyemedim. öyle kaldım. arka sıraya doğru devam etti jilet osman. on bir yaşında bir çocuk olarak büyük bir hayal kırıklığı idi benim için.
sonraki ödevleri yapmaya devam ettim ama içimde bir isteksizlik ve ya öğretmen yine bana inanmazsa korkusu ile.
quizler başladığında en yüksek notları alarak intikam aldım ama ilerisi için bu konu bana ders oldu.
meslek hayatımda hala aklımdadır bu anı. hep de aklımda kalacak.
öncelikle şunu belirtmem gerek. öğretmenler bazı öğrencileri daha çok sever. bunun için yapılacak bir şey yoktur. ama bu sevgi değişiminin öğrenci ayırmaya kadar varması meslek ahlakına uymaz elbette.
benim on bir yaşında bir öğrenciyken yaşadığım olay ise yıllar sonra öğretmen olduğum zaman öğrencilerimle olan ilişkilerimde hep aklıma geldi.
jilet osman lakabıyla anılan ingilizce öğretmenimiz verdiği ödevlerle ünlü bir öğretmendi. okuldan çıkıp akşam eve gittiğimizde sayfalarca ödev yapardık. sağ işaret parmağımın iç kısmı kalemi tutmaktan içeri göçerdi. öyle bir ödev yapmak.
daha dersler başlayalı bir iki hafta olmuşken, sınavlar ve quizler başlamamışken ama sınıftaki çalışkan ve tembel ve de uslu ve yaramaz öğrenciler aşağı yukarı belli olmuşken jilet osman sayfalarca ödev verdi yine.
ben akşam saatlerce ödev yaptım. zaten ingilizce en sevdiğim dersti ve bu konuda başarılı da bir öğrenciydim. zaten sonunda ingilizce öğretmeni oldum.
ertesi gün ilk ders saatinde ödevleri kontrol etmeye başladı jilet osman. sıra bize doğru geliyordu. önümüzdeki sırada iki yakın arkadaşım adil ve ihsan oturuyordu. ödevlerini yapmadıklarını söylediler. sonra yanımda oturan ve yine yakın arkadaşım olan güçlü'ye geldi sıra. o da ödevini yapmadığını söyledi. sonra bana geldi.
saatlerce ödev yapmış olmanın haklı gururu ve bunun bir işe yarayacağına inanmanın saflığı ile defterimin sayfalarını açmaya başladığımda jilet osman elinde kırmızı kalemi ile bana baktı ve dedi ki:
- senin de yapmanı beklemiyordum zaten.
sayfaları çeviremedim, ödevimi yaptığımı söyleyemedim. öyle kaldım. arka sıraya doğru devam etti jilet osman. on bir yaşında bir çocuk olarak büyük bir hayal kırıklığı idi benim için.
sonraki ödevleri yapmaya devam ettim ama içimde bir isteksizlik ve ya öğretmen yine bana inanmazsa korkusu ile.
quizler başladığında en yüksek notları alarak intikam aldım ama ilerisi için bu konu bana ders oldu.
meslek hayatımda hala aklımdadır bu anı. hep de aklımda kalacak.
devamını gör...
44.
beni genelde ayirmazlardi, cunku hesaba dahil bile etmezlerdi.
ogretmenler beni sevmiyodu, ben de onlari ve okulu sevmiyodum komple. evet.
ogretmenler beni sevmiyodu, ben de onlari ve okulu sevmiyodum komple. evet.
devamını gör...
45.
ayırmayanını görmedim. onlar da insan bir yerde ama özellikle ilkokul öğretmenlerinin ayırmaması lazım. ya da içinden ayırması lazım. ya çalışkan olmak lazımdı önceden ya da zengin. şimdilerde neye göre ayrılıyor yavrucaklar? öğretmenler aydınlatırsa süper olur.
devamını gör...
46.
ilkokul 5.sınıftaki öğretmen sadece en çalışkan 5 çocuğu sinemaya götürmüştü. döndüklerinde de mutlu mutlu nasıl geçtiğini ve filmi anlatmışlardı. ay şimdi yazarken bir aydınlanma geldi. film harry potter’dı ve ben harry potter serisinin bir tanesini bile izlemedim. ay bu olaydan etkilendim diye mi acaba sebebi, çocukluğuma indim ve travmamı buldum şuan…
devamını gör...