2011 fransa yapımı aksiyon filmi. yönetmen koltuğunda olivier megaton oturuyor. başrolleri ise zoe saldana, amandla stenberg ve michael vartan paylaşıyor.


9 yaşında cataleya adındaki küçük bir kız 1992 yılında kolombiya'da ailesinin öldürülmesine şahit olur ve kendisi de canını zor kurtarır. tanınmış bir gangster olan amcası emilio'nun koruyuculuğunda abd'ye göç eder.

cataleya, intikam ateşiyle büyüyüp artık genç ve güzel bir kadın olduğunda, amcasının kiralık katillerinden birine dönüşür. fakat geçen bu sürede anne ve babasının katledilişini asla unutmaz ve öldürdüğü insanların göğsüne bir orkide çiçeği çizerek, her cinayetin ardında kendisinden bir iz bırakır. cataleya intikamı sonuna kadar götürmeye yemin etmiştir.
devamını gör...

sevdiğin insana en son sarıldığın andır.
bilemezsin son olduğunu bir kez daha sarılmayacağını bilemezsin.
devamını gör...

yeşilçam'da yıllardan beri devam eden bir yasadır. türkan şoray'ın koyduğu bu yasaya göre ünlü oyuncu filmlerde öpüşmez, soyunmaz, müstehcen sahnelerde görünmez. sanatçı ayrıca istediği senaryolarda oynar, beğenmediği senaryoyu değiştirme yetkisine sahiptir, yönetmeni bile kendi seçer, başrolü paylaşacağı erkek oyuncu seçimi de kendi tekelindedir.
devamını gör...

nefret ediyorum böyle tiplerden. hani ne amaçla istediğinizi bilmesek ayrı konu ama fotoğrafa bakıp ne kadar güzel kız keşke duygularıma karşılık verse demediğiniz kesin. ya da ben hep o tür erkeklerle karşılaştım. bilemedim şimdi. istemeyin arkadaşlar yine de çok irrite edici bir durum.
devamını gör...

arkeolojinin yan dalıdır. isimden anlaşılabildiği gibi sualtında kalan şehirleri, batık gemileri, fenerleri ve limanları inceler ve edinilen bilgileri ve eserleri kayıt altına alır.

deniz ulaşımı, uzun yıllardan beri ticaret, keşif ve ulaşım için başvurulan bir yöntem. deniz taşıtları ise antik dönemlerden beri tespit edilemeyen sualtı kayalıkları, zayıf manevra kabiliyetleri, fırtınalar, yüklerin orantısız yerleştirilmesi ve ulaşımdan sorumlu kişilerin teknik hataları sebebiyle batmaktadır. sualtı arkeologları ise deniz ve okyanuslarda bulunan bu batıkları inceleyerek dönemin ticaret yolları, denizcilik faaliyetleri, savaş teknikleri ve dönemin teknolojisi ile ilgili önemli bilgiler edinirler aynı zamanda batıklardan dönem hakkında daha fazla bilgi sahibi olmamızı sağlayacak tarihi eserleri su üzerine çıkararak onları kayıt altına alırlar ve bu sayede tarihi eserler hem korunmuş hem de kayıt altına alınmış olur.

aynı şekilde limanlar ve şehirlerde, küresel ısınmaya bağlı deniz seviyesinin yükselmesi, baraj yapımı, depremler, çökmeler vb. sebepler ile sualtında kalmaktadır. yine dalgıçlık eğitimi olan arkeologlar dalışlar sırasında keşif edilen şehir ve limanlardan yola çıkarak o bölgenin yerleşim planı, mezarlıkları, evleri ve o döneme ait kullanılan eşyaları ile ilgili detaylı bilgilere erişirler.

sualtı arkeologları, sonarlar,proton manyetometresi ve uzaktan kumandalı sualtı araçları * gibi teknolojik cihazlardan da faydalanırlar.

bilinen bazı sualtı sit alanları için;
(bkz: baiae)
(bkz: pavlopetri)
(bkz: bodrum sualtı arkeoloji müzesi)
devamını gör...

izmir şehrinin 9 eylül 1922 tarihinde düşman işgalinden kurtuluşu, bağımsız bir türkiye'nin kurulması yolunda önemli bir adım olmuştu. uzun süren savaş koşulları ekonomik anlamda da ülkeyi bir çıkmaza sürüklemişti. gazi mustafa kemal atatürk öncülüğünde ülke siyasi, toplumsal ve ekonomik anlamda beyaz bir sayfa açmaya hazırlanıyordu.

ekonomik açılımların temeli 17 şubat - 4 mart 1923 arasında izmir'de yapılacak iktisat kongresinde atılacaktı. ismi tarihe izmir iktisat kongresi olarak geçen kongrede türkiye'de iktisadi bakımdan önemli kararlar alındı. önce ismi numune sergisi olan bir sergi açılarak tarımcı, sanayici, tüccar, iş insanlarını birbiriyle kaynaştırmak amaçlandı.

sergide ülkenin çeşitli yerlerinden gelen tütün, narenciye, pamuk, zeytinyağı, halı gibi sınai ve zirai ürünler sergilendi. bu sergiden esinlenerek 4 eylül 1927 tarihinde de 9 eylül sergisi düzenlenmiştir. bu sergi, farklı ülkelerden katılımlar ile uluslararası bir kimliğe bürünmüş ve izmir enternasyonal fuarı'na doğru gidişin ilk adımları olmuştu. açılış öyküsü izmir iktisat kongresi ile düzenlenen bir sergi ile başlayan fuar, seneden seneye doğru gelişim gösterdi.
devamını gör...

daha çok artı tanrıçası. ara ara da olsa illa artısını görüyorum. teşekkür ederim klavyesine kuvvet.
devamını gör...

devamını gör...

müstakil, bahçeli, amerikan tarzı bir eviniz varsa ya da sitedeki bahçe katında oturuyorsanız bahçenin bir bölümünü gerek camla -hatta direkt camla, başka bir şeyle olanını hiç görmedim, kapatıyorsunuz. buna kış bahçesi diyorlar. böylece kışın da bu kapalı alanda oturabiliyorsunuz ya da daha önemlisi bahçe mobilyalarınızı kışın zarar görmemeleri için bu bölüme yerleştiriyorsunuz. bir de güray süngü'nün bir kitabının adıymış.
devamını gör...

daralıyorum, bunalıyorum, isyan ediyorum isyan.

bak güzel kardeşim espri yapmak, insanları güldürmek ya da ortamın şakamatiği olmak zorunda değilsin. espri yapma demiyorum yap ama komik olmak için yapma. şakan komik olduğu için yap.

tamam az önce biri gerçekten güzel bir espri yaptı ve biz buna güldük. kızlar güldü, ortam şenlendi hatta herkesin sevip saygı duyduğu kişi "bak bu iyiydi" diyerek şakayıda övdü. ama şuan o saçma şakanın sırası değil. özellikle facebook dayılarının yaptığı kelime hatalarından üretilen şakaların zamanı hiç değil şuan.

şanzımana şasuman demiş olmana nasıl gülebiliriz ki? nasıl dopamin salgılayayım bu şakaya

anlıyorum komik olmak, diğer insanlar tarafından sevilip, insanların yüzünde gülücük saçmak istiyorsun. hakkındır, bir lafım yok. ama sırası değil be abi. aklına şaka gelince yap gülelim ama şakanın üstüne şaka yapma.

kızların suratı düştü, insanlar ayıp olmasın, çocuğa da azıcık gülelim diye iki sırıttı sana. ortam istemsizce gerildi bile. birbirlerine yakın olan insanlar gözleriyle "şaka komik değil" bakışı atıyor birbirine.

bak çok iyi çocuksun, hatta kız kardeşimle bile evlendiririm seni. o derece iyi kalpli, altın gibi insansın ama yapma be güzel kardeşim. yapma şu b*ku.

kızlar o şakaya güldü. evet biliyorum hoşlarınada gitti. ama o şakayı yaptı diye o çocukla akşam aynı yatakta yatmayacaklar. yada "selahaddin ne iyi şaka yaptı bu gece ya, keşke manitam olsa" demicekler. (16-17 yaşında değillerse tabi. 16-17 yaşında bir kadın herşeyi yapabilir) en fazla "selahaddin'de komik çocuk" diyecekler. bu kadar, yani selahaddin yerine senin adını söylemişler veya söylememişler çokta önemli değil.

ya da patronun selahaddin'in şakaları komik diye çocuğun maaşına %80 zam yapmayacak. maaşlar yine aynı kalacak, köle gibi çalışmaya devam edeceksiniz. bu kadar yani.

ama sen o saçma şakayı yapmasan, o ortamın sıcaklığına, munzurluğuna salsan kendini daha iyi hissedeceksin. ortamı domine etmeye çalışma, sal kendini ya. relaks ol. merak etme konu sanada gelecek. birisi seninlede konuşacak. belki hoşlandığın kız sendende hoşlandığı için sana hal hatır sorup işlerin nasıl gittiğinden filan bahsedecek. bu şansı neden saçma sapan bir şakayla heba ediyosun.

üzülüyorum sana. yapma etme bebeğim. gül gibi çocuksun. kendine yazık ediyorsun.
devamını gör...

allah'ım*.

solduğumu anladığım başlık.
devamını gör...

(bkz: hadi bee)
ezel dizisinde en sevdiğim karakter.
(bkz: kadınların efendi erkek yerine p. tercihi)
onu diğerlerinden ayıran özelliği; diğerleri saman altından su yürütürken, o, neyse odur. yaptığı hiçbir şey şaşırtmaz.
o güne kadar hiçbir şey anlamamış olması, ömer'in saflığı.
devamını gör...

doktora tezimi tamamlamaktır.
devamını gör...

jared diamond'ın 2019 yılında yayımlanan son kitabı. tam adı şöyledir efenim - "upheaval: how nations cope with crisis and change"

adından da anlaşılacağı üzere milletlerin büyük değişimler veya krizlerle nasıl başa çıktığını açıklayan, başarıyla üstünden gelip gelemeyeceğini belirleyen 12 boyutlu bir çerçeve ile açıklar - aslında bu çerçeve de bir insanın bireysel yaşamındaki krizlerle başa çıkma başarısını belirleyen 12 boyutun milletlere uyarlanmasıdır. bu açıklamaları yaparken de tarihten 7 ülkeden örnekler verir: finlandinya, japonya, şili, endonezya, almanya, avustralya, abd.

kitap birçok bilim insanı tarafından tarihsel hatalar barındırdığı ve istatistiksel bilgileri yok sayması nedeniyle eleştirilmiş

benim şahsi fikrime gelince, ben de yazarın ulaştığı bazı sonuçlara giderken biraz "leap of faith" gerektiği konusuna katılıyorum. (ingilizce terim için kusura bakmayın, daha iyi ifade eden bir şey bulamadım. tureng inanç sıçraması diye çevirmiş) bu 12 boyutlu çerçevenin de oluştrulabilecek en iyi çerçeve olduğunu hiç sanmıyorum. ama tarihi hakkında hiçbir fikrim olmayan birçok ülkeyle ilgili perspektif kazandığım için benim için her türlü çok aydınlatıcı bir kitap oldu. ayrıca jared diamond'ın kendine has olaylara bakış açısı, basit anlatımı, okumayı çok keyifli hale getiriyor.

kitap hakkında benim düşüncelerimi benim ifade edebileceğimden çok çok iyi ifade eden bir alıntı bırakıyorum:

--- alıntı ---

ın the same way that his previous and far more rigorous work, guns, germs, and steel, suffered from an excessive reliance on geography to explain complex, multidimensional events, “upheaval” suffers from an overreliance on psychology. but in some ways, it doesn’t matter. though the analysis stumbles, the virtues of diamond’s storytelling shine through. ıgnore his attempts to force the therapeutic 12-step onto history. ıgnore also his correct but unsurprising musings about the dangerous threats facing humanity (nuclear weapons, climate change, resource depletion and inequality). ınstead, let this experienced observer with an uncanny eye for the small details that reveal larger truths take you on an expedition around the world and through fascinating pivotal moments in seven countries. upheaval works much better as a travelogue than as a contribution to our understanding of national crises.

--- alıntı ---
(moises naim, washington post)
devamını gör...

beton yığınını aydınlatan şehrin ışıkları..
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kısa sürede kilo vermeye çalışmamak.
devamını gör...

çok pis bişi, izi bazen o kadar uzun süre üzerinizde kalıyor ki, salt hevesinizin kırıldığı konuda değil hiç bir konuda parmak oynatma isteğiniz kalmıyor.

öylece durup bakıyorsunuz.
devamını gör...

yargı ceza veremiyor mu? peki öyleyse bu namussuzları tüm haber kanalları ifşa edecek. halk üzerine düşeni yapacak. hiç bir mahallede sokakta rahat gezemeyecekler. toplum ismini cismini bilsin yeter.
devamını gör...

bu nasıl bir başlıktır? görüldü atmadan konuşma nasıl bitecek soruyorum size, sonsuza kadar mı konuşacaksınız. tabii ki benim öyle bir derdim yok orası ayrı da konuşmada iki taraftan biri görüldü atmak zorundadır zaten.
devamını gör...

özellikle bahsettikleri ' çekirdek dil' rahatsız olduğumuz şeyi dile getirirken kullandığımız kelimelere odaklanıyor.
'uyursam donacağım' diyen kadın uyku problemi nedeniyle başvurduğu klinikte çekirdek dil önergesi ile travmasını fark ediyor. amcasının yıllar önce elektrik arızası nedeniyle karlı bir kış günü evden ayrılması ve donarak hayatını kaybetmesi buna örnek. olay travmatik olduğu için aile içinde pek konuşulmuyor ama travma olarak dna'sına işleniyor.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim