önlenemez fakat azaltılabilir bunu da ancak ve ancak eğitilimle yapılabilir, insanları bilinçlenmesi lazım bu konularda. eğitim dediğim sadece okuldan kasıt değil bilgi seviyesi yüksek herkes bu misyonu üstlenmeli çünkü herkes eşit şartlarda doğmuyor.
devamını gör...

daha ne kadar ileri gidebilirlerki.. dedikçe, daha da ileri gidiyorlar bir şekilde, yok reform, yok yeniden kuruluş filan..
sürekli anlatacak bir şeyleri de var yani...
hem kaç yıldır zaten her yerde biz vardık her şeyi biz yaptık diyip, hem de şu sorunlar var bu sorunlar var, bunları çözmek lazım demek nasıl bir kafadır...
sorun varsa sizin yüzünüzden, adalet yoksa sizin yüzünüzden, gelir dağılımında uçurum varsa sizin yüzünüzden, çözümlerin hepsini siz yaptınız da, sorunları kim yaptı acaba...
koyunlara anlatsalar anlardı..
bunların seçmeni tın tınn.. bomboş kafalar bomboş ya gerçekten, korona da kaybedilen yaşlı nüfustan bile medet umuyorum gerçekten..
üzgünüm ama o bile kar yani...
devamını gör...

adını özel bir günden almış olan, et, un ve yoğurt katılarak yapılan, üzerine kızgın yağ dökülerek servis edilen sulu yemek.
devamını gör...

kendilerine yazma iştahı aşılamaktır. bu sayede özel mesaj aracılığıyla fingirdemezler, akışı akıtırlar. oylanmıyoruz nasıl olsa, ekmeğimize bakalım en iyisi düşüncesi de taşımazlar. şimdi diyeceksiniz, nedir senin derdin özel mesaj aracılığıyla fingirdeyen yazarla diye lakin onu ben de bilmiyorum fazla karıştırmayın derim. *
devamını gör...

bu ülkenin yıllardır gerilemesine neden olan yasakçı zihniyetin neden olduğu sorunsal. herkes kendini en zeki sanar, başkalarına saygı göstermez. bu sözlükte de var bu tiplerden.
devamını gör...

yoldaş benjamin franklin*

kooskoca kgb ajani’nin benim rehberimde ne isi oldugu da baska bir tanimin konusu olsun.
devamını gör...

yarın bir gün, o elması almak için, onun kafasını kesmeye hazır binlerce siyah kardeşinden, kendini koruması gerekiyor.
devamını gör...

kendine saygısı olan insan, değil kadın çevresinde olan hayvana, bitkiye, eşyalara ve insanlara zarar verecek bir durumu yoktur. bir kadın sizi değil bıçakla, baltayla bile kovalıyor olsa kaçacaksınız. durulur mu be? run run!!!
devamını gör...

yaşantı dediğin için biraz bahsedeyim. 2000 yılına girdiğimizde gölcük depreminin şoku üzerimizdeydi. marmara bölgesinde yaşayan biri olarak o depremin psikolojiyi çok kötü etkilediğini söyleyebilirim. hala bir çok insanın bilinç altına yerleşmiş ve bir şekilde gün yüzüne çıkmayı bekliyor olabilir. 2000 yılına girildiğinde her şeye milenyum adı konuyordu. milenyum internet cafe gibi. 2000 yılında balkanlarda karışıklı ve çatışmalar sürüyordu. o yıl galatasaray uefa kupasına yürüyerek insanları birleştirip sevindirmişti. o zaman insanlar, tutmadıkları takımları avrupada daha çok desteklerdi. bu arada 1999 yılında internet cafeler çoğalmıştı. 2000'de katlanarak arttı. bir internet cafeye girdiğinde herkes cs oynardı. kulaklıkta yoktu. hoparlörler açık içerisi savaş alanı gibi olurdu. herkes aynı server'a girer çatışırdı. neyse 1990'lı yıllarda sürekli seçim olur iktidar değişirdi. zaten kötü olan ekonomi bu istikrarsızlıktan kötü etkileniyordu. sonra nisan 1999'da üçlü koalisyon ile bir hükümet kuruldu. ağustosta deprem oldu. hükümetin başında yaşlanmış bülent ecevit vardı. deprem ekonomiyi çok kötü vurdu. 2000 kasım ayında bankacılık krizi yaşandı ve ekonomi bir darbe aldı. şubat 2001'de ise cumhurbaşkanı ahmet necdet sezer, bülent ecevit ile tartışmasında anayasa kitapçığını fırlattı ve büyük bir ekonomik kriz yaşandı. dolar birden bire fırladı. bazı bankalar ve şirketler battı. ülkenin birikiminin çoğu eridi. 2001 krizinden sonra gazetelerde, haberlerde misyonerlik faaliyetlerini okur-dinler olduk. akabinde tv programlarında islam ve hristiyanlık tartışılıyordu. 11 eylül 2001 de new york ikiz kulelere ve pentagona saldırı oldu. amerika'da yaşanan bu olay türkiye ekonomisini de kötü etkiledi. sonra abd, afganistan'a girdi. 2002'de insanlar bu sefer türkiyenin dünya üçünlüğü ile neşe buldu. kasım 2002'de erken seçime gidildi ve akp hükümete geldi. yere düşmüş türkiye ekonomisi düşen herkes gibi toparlanıyor ve ayağa kalkarken gelen bu hükümet bu kalkışın üzerine kondu. 1990'larda terör ile uğraşan ordunun başlattığı birçok projenin sanki akp hükümetince yapılmış gibi gösterdikleri gibi bunu da kendilerine yonttular. 2003 mart ayında abd, ırak'a savaş açtı. bu aylarda kurtlar vadisi dizisi başladı. 1998'de deli yürek 1999'da yılan hikayesi ile bir mafya dizisi furyası başlamıştı. bu iki diziden başka başarısız mafya dizileri yapılmıştı. bu iki dizi bittiğinde mafya dizisi modası bitti diye düşündük ama kurtlar vadisi mafya dışında devlet-mafya ilişkisi ve istihbarat konularını da işliyordu. sonrasını zaten az çok biliyorsunuz. 2003 yılında önceki bir iki yılda artan cep telefonu kullanıcı sayısı renkli ekranlı telefonların gelmesiyle hızla arttı. internet ve bilgisayar kullanımı da hızla arttı. ilerleyen yıllarda bu teknolojik gelişmeler ile akp hükümeti daha kolay sistemler kurdu. yaptıkları en iyi şeylerden biri dağınık olan sağlık sistemini tek bir yerde toplamak oldu. ondan önce ssklının hastanesi ayrı, emeklinin ayrı, demir yolu işçisinin ayrı gibi bir mantık vardı. belki çok büyük birşey değil ama böylesi iyi oldu. bu dönemde merkez bankası döviz rezervlerini genişletti. ekonomi biraz geliştiği için borçlanma da arttı böylece daha iyi bir ekonomimiz olduğu izlenimi yaratıldı ancak 2008'de abd'de patlayan ekonomik kriz ile dolar 1.05 seviyesinden 1.85 seviyelerine fırladı. bir çok kişi yine işsiz kaldı. bu dönemde akıllı telefon ve sosyal medya yavaş yavaş başlamıştı ama hayatımıza o kadar da girmemişti. ergenekon, balyoz gibi davalar ile akp gücüne güç kattı. daha fazla düşman yaratıp korku saldı iktidarını güçlendirdi. açılım süreci ile kürtlerin de oylarını almaya başladı ama pkk'yı düşman tutmasını bildi. bu stratejiyi iyi yaptı. mesela chp pek beceremiyor. bunda akp'nin dezenformasyon yapması da katkı sağlıyor. gördüğünüz gibi o zamanlarda ekonomik sıkıntılar vardı. ancak hayat daha farklıydı tabi. film - dizi izlemek. müzik dinlemek daha zordu. şimdi istediğin yerde istediğin zamanda bunları yapabiliyorsun. ayrıca herkese daha rahat ulaşabiliyorsun.
tanım: 2000'lerde insanlar, hükümete karşı söyleyeceklerinden bu kadar korkmazlardı. bu nedenle yaşantı şimdikinden biraz daha özgürdü diyebileceğim sorunsal.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

pandemi bitmişşşş!...
devamını gör...

bir işin ucundan tutmayan birine yemek yapmayı hizmetçilik olarak görürüm. evde beraber yaşıyorsak, evin her işi de bana kesimli değilse yapsın bir şeyler.

evde iş yapmak benden bir şey götürmez ama yardımcı olmamak ondan çok şey götürür.
devamını gör...

kalk kalk kalk!
günaydın arkadaşlar, kalk dışarda içtima düzenine geç!!

devamını gör...

kaliteli tanımlarıyla kokpitinden kesinlikle eliniz boş çıkmayacağınız bir yazar. var olsun!
devamını gör...

yakın zamanda condé nest traveller (cnt) tarafından avrupa'nın en iyi 10 adasından biri seçilen dört tarafı denizle çevrili güzellik.
devamını gör...

kaybetmek dedin ve beni kazandın dediğim kulüptür.
devamını gör...

misafir gelecek diye kendimi aşmışım.
mercimek çorbası+bamya+kıymalı börek+bulgur pilavı+etimek tatlısı
kendi tarifim olan limonata.
bu menü muhtemelen bir daha
bir sene sonra çıkar.
nasıl bir aşka geldiysem.
arada içimden beş yıldızlı otel aşçısı çıkıyor.
allah'tan geldiği gibi de gidiyor.
yorar böyle yemek yapmak beni.
ben yemek için kendini yoracak biri değilim.
devamını gör...

bir kaç güne tüm sahil şeridinde koronanın sıfırlanacağına yoruyorum bu haberi.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

2 türlü incelenebilir.
yaptığınız işin kalitesinden ve sizin karakterinizden memnun olduğu için kullanılan referanslar, ikincisi ise bir yere girmek için kullanılan "hamili kart yakinimdir" tarzı referanslar.
birincisi torpil değildir fakat ikincisi direkt torpildir.
devamını gör...

bencilliğin kötülüğün kaynağı olduğunu söyleyebiliriz, şöyleki bireysel çıkarları toplumsal çıkarların üstünde tutmak topluma zarar verir, topluma verilen her hasar dolaylı yoldan bireye yansır.

örneklemek gerekirse vergisini ödemeyen bireyler devletin yetersiz eğitim materyalleri sunmasından şikayet etmesi gibi. bireysellik toplumsallıktan önemlidir fakat toplumsal çıkarlar bireysel çıkarların üzerindedir. birey kendini geliştirmek için toplumdan sıyrılabilir ancak kendine maddi anlamda kazanım sağlamak maksadıyla toplumsal kuralları göz ardı etmemeli toplumsal faydayı gasp edip bireysel çıkarlarını gözetmemelidir. bu haksızlığı doğurur düzeni bozar gayrı meşru yolların kapılarını açar. toplumsal refah, huzur ve güven ortamı tesis edilmedikçe bireyler eşit bir şekilde yaşayamaz.

nepotizm yani adam kayırmanın olduğu bir toplumda fırsat eşitliğinden bahsedilemez. diktanın olduğu bir toplumda özgürlükten bahsedilemez. bunlar bireysel bencilliklerden öte zümrelerin bencilliğinden kaynaklanır. oligarşik zümrelerin çıkarları toplumun çıkarlarının önüne koyulamaz. bu toplumu kutuplaştırıp ayrıştıran ve birliği bozan bir durumdur.

bencillik bireylerde zümrelerde ve toplumlarda farklı şekillerde kendini gösterebilir. dünyanın geri kalanını umursamayıp sadece kendi ülkesinin çıkarlarını gözeten bir ulus, uluslararası sorunları görmezden gelirse dolaylı yoldan kendiside zarar görür. bencillikten kurtulup duyalı olmak ideal bir dünya kurmamız için zaruri bir ödev.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim