181.
kitaplar. hatta bugün okuduğum kitap.
devamını gör...
182.
müzikler, şiirler, resimler, travmalar, kayıplar, başarısızlıklar, insanların iğrençlikleri, gecenin bir yarısı sigara içerken kafandaki muhabbetin “ne kadar da b*ktan bir insana dönüştüm”e gelmesi, en çok da bildiğin şeyi asla yapamamak.
devamını gör...
183.
alın yazısı.
devamını gör...
184.
kendisi.
devamını gör...
185.
acı günlerde dinlediği şarkının bir yerde denk gelmesi ve hayatın bir kaç dakikalığına kararması.
devamını gör...
186.
bir arkadaşım yakın bir zaman önce esirgeme kurumu'ndan bir çocuğun koruyucu ebeveyni oldu. kendisini bu konuda çok fazla takdir ettim ve bendeki saygınlığı çok fazla arttı.

geçtiğimiz hafta, yazlık ve kışlık olmak üzere kızına bir şeyler gönderdim. henüz yüz yüze hiç tanışmadık. kıyafetleri görünce hepsini tek tek incelemiş, ne zaman giyeceğini belirlemiş, katlayıp dolabına yerleştirmiş.

sonrasında da benimle konuşmak istemiş. telefonda bana teşekkürler edip, en kısa zamanda tanışmak istediğini söyledi sıpa. telefonu kapatır kapatmaz dağ gibi adam yıkıldım, göz yaşlarımı tutamadım. sevinç, üzüntü, öfke, coşku o kadar çok duyguyu aynı anda hissettim ki anlatamam...
devamını gör...
187.
çocukluğunda yap(a)madığı bir şeyi yetişkin olduğunda kendi imkanlarıyla yaptığı an. bugün pek de tanımadığım birinden dinledim bu hikayeyi. şehir dışından kendi şehrine gelen misafirini kültürpark içindeki lunaparka götürmüş. orada bir gondola binmesi üzerine çocukluğumda beni bir kere bile lunaparka götürmediler diye saatlerce ağlamış. düşününce başta çok saçma gelebilir ama o kadar haklı ki aslında.
devamını gör...
188.
bazı yollar vardır, bozuktur, tehlikelidir. ama sonunda vuslat vardır. vuslat çok uzakta da olsa o yol geçilmeli. kollarını açmış olan bir melek vardır belki de yol gösteren.
ama yoksa cesarat, olacaktır o yol senin için kıyamet.
devamını gör...
189.
zamanın çabuk geçtiği.
devamını gör...
190.
tek bir söz bir bakış bile yeter bazen
devamını gör...
191.
uzun süre antidepresan kullandığım için pek ağlayamıyorum evet hiç ağlamıyorum sanırım
devamını gör...
192.
ağlamam. ağlamayacağım hususunda kendimle ilgili geçmemem gereken çizgiler var. ağlayacak raddeye getirmemeye çabaladım hep meselemi. güçsüzlüğe ağladığım zamanlar oldu. düştüm, yürüyemez oldum 2 hafta, o ara ağladım. çok uzun zaman oldu. yine böyle bir başlıkta aklıma gelmişti en son ne zaman ağladığımı düşünmek. çok oldu hocam. kaç vakit geçti bilemiyorum artık. ağlamak insanı rahatlatır derlerse de benim için aciz bir durumdan ibaret.

20 küsür senelik çocukluk arkadaşlarımın yanında gözlerim dolarsa dolar. onlar da elalemin ortasında yutkunamayacağım muhabbetler açmazlar. bilirler ama sormazlar sormak istediklerini. zaman hepimizde geçmişten gelen zırt pırt sorulmaması gereken acılar bıraktı. artık olur olmadık zamanlarda densiz densiz yaralarımızı kaşıma yaşını geçtik. bazen baş başayken birlikte bir yolculuğa çıkarız, o yolculuğun seyrine göre şekillenir deşme işi.

işte o ara akarsa akar kendi içsel yalnızlığımızda. bazen akmaz yutkunuruz. sessizlik olur. kendimi müdafa etmem gereken bir ortamda olmadığımız anlarda duygusalım, hayata karşı ise bitip tükenmek bilmeyen bir kafa tutuşum var öfkeyle karışık. zaman, geçinmesi zor bir terbiye ustası. hepimizi.
devamını gör...
193.
yarın ilk defa kızımdan uzun süre ayrı kalacağım. tahmini 6 7 saat. babası bakacak. gözüm arkada değil ama beni arayınca çok ağlar mı, parka gidince unutup oyuna dalar mı diye düşününce ağlıyorum. ulan ne saçma şey bu analık. lanet olsun. baksana keyfine. kız kıza gezip tozacaksın sen hâlâ çocuğum beni özler mi diye düşünüyorsun. bırak babasının canı çıksın. ama öyle değil işte. püü, ben yine ağlamaya gidiyorum.
devamını gör...
194.
ağlamak için omuzun olmaması, etrafında üzgün olduğunu belli edebileceği insanların bile olmaması.
devamını gör...
195.
bundan bir kaç ay önce bi hatunla tanıştım. hatun dediysem daha 19 yaşında, çok toy, çok güzel ve biraz da rahatım havalarında biri. her neyse biz bununla bir hafta sonu tatili bir kaç hafta da sevgili gibi takıldıktan sonra gelecek planları beklentileri derken gelecek göremediği için ilişkimizde ayrıldı benden. sözüm ona ben sadece vaktini çalacakmışım. ayrıldık ayrılmasına da kopamadık tam anlamıyla. böyle 2-3 haftada bir "özledim" diye mesaj atıp buluşurduk. bakalım ne zaman sevgili yapacakta tamamen kopacağız diye beklerken en son perşembe günü mesaj attı "görüşmemiz lazım" diye.

normalde ya o bana gelirdi ya ben ona giderdim. en olmadı arabayla gezerdik biraz. bu defa bi cafeye çağırınca dedim bir şey var ama ne? gittim oturdum seninki biraz canı sıkkın, bolca stresli ve korku dolu. bir ara gözüm parmağındaki yüzüğe takıldı. dedim evlendi ya da nişanlandı da bizim ilişkimizin ayyuka çıkmasından korkuyor herhalde
bu histerik halin başka açıklaması o an gelmedi aklıma. çok geçmeden döküldü seninki; hamileyim. o an ne diyeceğimi bilemedim, ne demem gerektiğini düşündüğüm kısa bi sessizlik anından sonra "hayırlı olsun" diyebildim parmağındaki yüzüğü işaret ederek. o da onu konuşmaya çağırmış beni.

benden sonra sınıfından bi çocuk baya kafayı takmış buna, peşinde dolanmalar, romantiklikler vs derken tamam demiş ve iş bi anda nişana gitmiş. derken seninki regl gecikince bi işkillenmiş ama çokta üzerinde durmamış ha bugün ha yarın diye 10 gün kadar beklemiş. bakmış hala yok test yapmış ve hamile olduğunu öğrenmiş geçen ay. bana da ha bugün söylerim ha yarın söylerim diye diye bir ay daha geçirmiş. hamilelik şeyden itibaren sayılıyormuş son regl tarihinden itibaren. haliyle çocuğu aldıracaksa bir an önce aldırmalı yoksa yasal süreyi geçirecekmiş ama doğurmak istiyormuş ve benim de bu konuda anlayışımı bekliyormuş.

çocuğun benden olduğuna emin misin diye soracak oldum, hakaret gibi algılar diye çekindim soramadım, gel evlenek diyecek oldum en son böyle fevri bi kararla evlendiğimde ne olduğu geldi aklıma ona da cesaret edemedim. allak bullak bi şekilde "ne istiyorsun benden?" diye sorabildim sonunda. dedi ki bunu kimseye söyleme, bu çocuk fazıl'ı (kod adı) babası bilerek büyüyecek. sen hiç karışmayacak, sormayacaksın nedir diye. bu olay duyulursa aileme ve çevremizdekilere rezil olurum falan baya saydırdı. aldırmayı teklif ettim süre dolmadan tüm masraflarını karşılayacağımı falan söyledim ama bebeği nişanlısına söylemiş. dedim tamam ama tek bir şartım var; ben bu çocuğu bir kez olsun göreceğim. yoksa yok, gidip aldıralım ya da ayrıl nişanlından benimle evlen.

seninki bu görme konusunu ultrasonda olmak kaydıyla kabul etti ve cuma günü(yani dün) çocuğumu gördüm. o an tutamadım kendimi ve iki damla yaş süzüldü gözlerimden. ah dedim, bu çocuk benim piçim ve başkasına baba diyecek. şu hayatta içimde ukte kalan şeylerin başında çocuk sahibi olmak gelirken ve hali hazırda bi çocuğum olacakken benim olmaması yani beni babası bilmemesi çok koydu be sözlük.
devamını gör...
196.
haksızlığa uğramak ve uğrayanı kurtaramamak.
sevmek ve o kişinin kendini insan muamelesi bile görmeyeceği kadar düşürmesi. kanaya kanaya sevmek kısacası.
ımm sonra hayatında olmazsa olmaz iki insanın minicik yeri bile zor kaplaması. hani o minicik yeri de "o kadar olsun bari." dermişçesine vermek. bir şey alırken gram bazen fazla gelir ya bakkalcı onu çıkarmaz. bu da öyle bir şey.
ben masumluğa ve saflığa da ağlıyorum. tabi mutluluk gözyaşı olarak çünkü etkileyici ve güzeller. tabi bunlar için filmlerde veya kitaplarda gözyaşı döküyorum. gerçek hayatta tek tüktür bu.
savaşlar.
kadınlara zulüm.
masumluk ve saflığı çıkarınca ülkedeki genel şeye dönüyor.
ben sulu göz değilim sadece bazıları fazla umarsamaz, hissiz ve gaddar. bazen ben de böyleyim ama yürürken karıncalara dikkat ederim ya da bitkilere. yani güzel, iyi ve masum şeyleri yaşatmaya çalışırım öldürmeye değil. asıl ölmesi gereken şey kötülük...
devamını gör...
197.
metroyu kaçırdım yine yarım saat var on dakikası geçti tutamıyorum kendimi evet çığlık çığlığa m4’te ağlayan ışıl ışıl dallama benim.
devamını gör...
198.
bağrına taş basmak.
devamını gör...
199.
üst üste başıma gelen her şeyden sonra beni herhangi bir şey ağlatabilir. tel tokamı kaybetmek, çay bardağı tam dolmadan çayın bitmesi, kitabımın kenarının kıvrılması...
devamını gör...
200.
kayıplar olmayanlar yaşanamayanlara duyulam özlem. çok doluyum sözlük bu konuda. daha yazarsam ağlarım.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"insanı ağlatan şeyler" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim