kitap alıntıları
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
başlık "mesteral" tarafından 08.11.2020 11:05 tarihinde açılmıştır.
921.
yuval noah harari, homo deus: yarının kısa bir tarihi, kolektif kitap, 4. baskı, 132. sayfa.
hayvanların bilinçleri var mı?
maymunlar ve fareler üzerinde yapılan ilk testler, en azından bu iki türün beyinlerinin bilinç izleri taşıdığını ortaya koyuyor. insan ve hayvan beyni arasındaki farklılıklar ve şu an bilincin sırlarını keşfetmekten çok uzak olduğumuz gerçeği hesaba katıldığında, şüphecileri tatmin edecek testlerin geliştirilmesi yılları bulabilir. peki hayvanların bilinçli olup olmadığını ispatlama görevini kim üstlenecek? aksi kanıtlanana kadar köpekleri akılsız makineler olarak mi kabul edeceğiz, yoksa aleyhte ikna edici bir kanıt gösterilmediği sürece köpeklere bilinçli varlıklar gibi mi davranacağız?
7 temmuz 2012'de sinirbilim ve bilişsel bilimlerin önde gelen uzmanları cambridge üniversitesi'nde cambridge bilinç deklarasyonu'nu imzaladılar. bu bildirgeye göre, “ortak kanıtlar hayvanlarda nöroanatomik, nörokimyasal ve nörofizyolojik bilinç durumlarının alt katmanlarının var olduğunu ve hayvanların kasıtlı davranışlar sergileme kapasitesi taşıdıklarını göstermektedir. bunun bir sonucu olarak, elimizdeki kanıtlara göre insan, bilinç oluşturan nörolojik altyapıya sahip tek canlı değildir. bütün memelilerin ve kuşların da aralarında bulunduğu insan olmayan hayvanlarda ve ahtapot gibi pek çok farklı canlıda bu nörolojik altyapı bulunmaktadır. " diğer hayvanlar da bilinçlidir demeye varmıyor deklarasyonun dili, çünkü hâlâ açık delillere sahip değiliz. yine de ispat yükü artık aksini düşünenlerin sırtındadır.
mayıs 2015'te bilim camiasında yön değiştiren rüzgar karşılığını buldu. yeni zelanda "hayvan hakları iyileştirme yasası"nı onaylayarak dünyada hayvanların hissedebilen duyarlı varlıklar olduğunu yasal olarak tanıyan ilk ülke oldu. yasa hayvanların duygusal varlıklar olduğunu tanımayı zorunlu kılarak, hayvan yetiştiriciliği gibi alanlarda hayvanların refahı için uygun koşulların sağlanmasını şart koşuyor. koyun nüfusunun insan nüfusundan daha yoğun olduğu bir ülkede (4,5 milyon insana karşı 30 milyon koyun) bu hatırı sayılır derecede önemli bir gelişmedir. kanada'nın québec eyaleti de benzer bir yasa geçirdiğine göre benzer hamleler diğer ülkelerden de beklenebilir .
(bkz: cambridge bilinç deklarasyonu)
hayvanların bilinçleri var mı?
maymunlar ve fareler üzerinde yapılan ilk testler, en azından bu iki türün beyinlerinin bilinç izleri taşıdığını ortaya koyuyor. insan ve hayvan beyni arasındaki farklılıklar ve şu an bilincin sırlarını keşfetmekten çok uzak olduğumuz gerçeği hesaba katıldığında, şüphecileri tatmin edecek testlerin geliştirilmesi yılları bulabilir. peki hayvanların bilinçli olup olmadığını ispatlama görevini kim üstlenecek? aksi kanıtlanana kadar köpekleri akılsız makineler olarak mi kabul edeceğiz, yoksa aleyhte ikna edici bir kanıt gösterilmediği sürece köpeklere bilinçli varlıklar gibi mi davranacağız?
7 temmuz 2012'de sinirbilim ve bilişsel bilimlerin önde gelen uzmanları cambridge üniversitesi'nde cambridge bilinç deklarasyonu'nu imzaladılar. bu bildirgeye göre, “ortak kanıtlar hayvanlarda nöroanatomik, nörokimyasal ve nörofizyolojik bilinç durumlarının alt katmanlarının var olduğunu ve hayvanların kasıtlı davranışlar sergileme kapasitesi taşıdıklarını göstermektedir. bunun bir sonucu olarak, elimizdeki kanıtlara göre insan, bilinç oluşturan nörolojik altyapıya sahip tek canlı değildir. bütün memelilerin ve kuşların da aralarında bulunduğu insan olmayan hayvanlarda ve ahtapot gibi pek çok farklı canlıda bu nörolojik altyapı bulunmaktadır. " diğer hayvanlar da bilinçlidir demeye varmıyor deklarasyonun dili, çünkü hâlâ açık delillere sahip değiliz. yine de ispat yükü artık aksini düşünenlerin sırtındadır.
mayıs 2015'te bilim camiasında yön değiştiren rüzgar karşılığını buldu. yeni zelanda "hayvan hakları iyileştirme yasası"nı onaylayarak dünyada hayvanların hissedebilen duyarlı varlıklar olduğunu yasal olarak tanıyan ilk ülke oldu. yasa hayvanların duygusal varlıklar olduğunu tanımayı zorunlu kılarak, hayvan yetiştiriciliği gibi alanlarda hayvanların refahı için uygun koşulların sağlanmasını şart koşuyor. koyun nüfusunun insan nüfusundan daha yoğun olduğu bir ülkede (4,5 milyon insana karşı 30 milyon koyun) bu hatırı sayılır derecede önemli bir gelişmedir. kanada'nın québec eyaleti de benzer bir yasa geçirdiğine göre benzer hamleler diğer ülkelerden de beklenebilir .
(bkz: cambridge bilinç deklarasyonu)
devamını gör...
922.
''hayvânî şahsiyet, insana verilen bir küreğe benzer. bu kürek, ona bir yerde saklanması için değil, o âlet ile yeri kazarak ekim yapmak ve sonra da yetişen ürünleri toplamak için verilmiştir.''
'' her kim ki kendi hayatını korumaya çabalar, o adam hayatını kaybeder. ve her kim ki, hayatını benim uğrumda kaybeder; ancak o zaman hayata hakkıyla sahip olur.''
işte , bu sözlerle anlaşıldığı gibi, son bulmaya ve yok olmaya mahkûm olan ve dâima yavaş yavaş son bulmakta olan bir şeyi elde muhafaza etmek mümkün olmadığı gibi ancak son bulmaya ve yokluğa mahkûm olan o şeyden ferâgat etmekle hakikî hayata ulaşabileceğimiz anlatılmıştır.'' (hayat üzerine düşünceler - tolstoy)
'' her kim ki kendi hayatını korumaya çabalar, o adam hayatını kaybeder. ve her kim ki, hayatını benim uğrumda kaybeder; ancak o zaman hayata hakkıyla sahip olur.''
işte , bu sözlerle anlaşıldığı gibi, son bulmaya ve yok olmaya mahkûm olan ve dâima yavaş yavaş son bulmakta olan bir şeyi elde muhafaza etmek mümkün olmadığı gibi ancak son bulmaya ve yokluğa mahkûm olan o şeyden ferâgat etmekle hakikî hayata ulaşabileceğimiz anlatılmıştır.'' (hayat üzerine düşünceler - tolstoy)
devamını gör...
923.
"gün onunla ağarır, onunla kararırdı. bir dakkam yoktu onu düşünmediğim. abi, rüyada gibi yaşardım. her laf gelir gider ona dayanırdı. insanlar bana bir laf söylerdi. o ne cevap verebilir, diye düşünürdüm. bir şey alacak olsam o alır mıydı acaba, derdim. bir şey yesem içime sinmezdi. biri yol sorsa o gösterir miydi diye kafama sormayınca ve içimde o, yol göstermeyince aptal aptal bakardım. bir güzel şey görsem ona göstermezsem, gösteremediğim için zevk alamazdım güzel şeyden."
devamını gör...
924.
yalnızlık hem dudağımı uçuklatıyor hem de davetine kayıtsız kalamadığım görkemli bir saray gibi kapılarını açıyor. o kapılardan herhangi birinden bir kez içeriye adım atınca dışarıya çıkmanın mümkün olmadığını biliyorum.
syf.47.
korku benim sahibim, filiz özdem.
syf.47.
korku benim sahibim, filiz özdem.
devamını gör...
925.
insan, zeka ve bilgisi ile değil, iradesi ile yükselir.
mahmud es'ad coşan - dilimiz ve kültürümüz
mahmud es'ad coşan - dilimiz ve kültürümüz
devamını gör...
926.
"sizi bu dünyada kim doyuruyorsa; bilin ki aç bırakan da odur"
hakan günday-zamir
hakan günday-zamir
devamını gör...
927.
asıl günah, bir yerde yiyeceklerin çöpe giderken diğerlerinin açlıktan ölmesidir senin anlayacağın.
büyük balık küçük balığı özleye de bilirdi. ama siz, balıkların birbirini yediği bir hikaye anlatmayı seçtiniz...
samed behrengi/toplu masallar
büyük balık küçük balığı özleye de bilirdi. ama siz, balıkların birbirini yediği bir hikaye anlatmayı seçtiniz...
samed behrengi/toplu masallar
devamını gör...
928.
929.
onların yaptıkları şey kendi duyguları, düşünceleri ve tahminleriyle boşlukları doldurmak, sizinkiyle çok az ilgisi olan
yepyeni bir yaşam yaratmak, böylece artık güvendesiniz. siz istemedikçe kimse size dokunamaz. yalnızca kibar olmak, gülümsemek, paranoyakça düşünceleri kafalarından uzak tutmak gerek,
çünkü ne tür bir oyun oynarsanız oynayın sizin hakkınızda konuşacaklar, bundan kaçamazsınız ve zaten siz de aynısını yapardınız.
per petterson | at çalmaya gidiyoruz
yepyeni bir yaşam yaratmak, böylece artık güvendesiniz. siz istemedikçe kimse size dokunamaz. yalnızca kibar olmak, gülümsemek, paranoyakça düşünceleri kafalarından uzak tutmak gerek,
çünkü ne tür bir oyun oynarsanız oynayın sizin hakkınızda konuşacaklar, bundan kaçamazsınız ve zaten siz de aynısını yapardınız.
per petterson | at çalmaya gidiyoruz
devamını gör...
930.
sana seni seviyorum diyemem ama sana papatya veririm
çalışkan çocuk.
çalışkan çocuk.
devamını gör...
931.
doğru bilgi verenleri uzaklaştırırsanız, etrafınızda sadece duymak istediklerinizi söyleyenler kalır. kendi düşüncelerinin kokusunda çürümekten daha zehirleyici bir şey düşünemiyorum.
(bkz: dune)
(bkz: dune)
devamını gör...
932.
''hastalığın belirtisi bu mu?'' diye sordu.
''belki bir belirtisi. bir keresinde, kendine korkunç işkenceler yapan bir hastam olmuştu. ona neden böyle şeyler yaptığını sorduğumda, 'bunları bana dünya yapmasın diye,' karşılığını vermişti. sonra, 'dünyanın neler yapacağını görmek için biraz beklesenize,' demiştim. o da, 'anlamıyor musunuz? eninde sonunda oluyor bunlar, bu şekilde hiç olmazsa kendi yıkımımı kendim yönetiyorum,' diye yanıt vermişti.''
''bu hasta... iyileşti mi?''
''evet iyileşti. sonra da naziler gelip onu dachau kampına götürdüler ve orada öldü. bunu size anlatmamın nedeni şu mrs. blau: sevdiğiniz insanları korumak için hiçbir zaman dünyayı yeniden kuramayacağınızı anlatmaya çalışıyorum size. ama bunun için uğraşmış olmanızı haklı göstermek zorunda da değilsiniz.''
sana gül bahçesi vadetmedim / joanne greenberg
''belki bir belirtisi. bir keresinde, kendine korkunç işkenceler yapan bir hastam olmuştu. ona neden böyle şeyler yaptığını sorduğumda, 'bunları bana dünya yapmasın diye,' karşılığını vermişti. sonra, 'dünyanın neler yapacağını görmek için biraz beklesenize,' demiştim. o da, 'anlamıyor musunuz? eninde sonunda oluyor bunlar, bu şekilde hiç olmazsa kendi yıkımımı kendim yönetiyorum,' diye yanıt vermişti.''
''bu hasta... iyileşti mi?''
''evet iyileşti. sonra da naziler gelip onu dachau kampına götürdüler ve orada öldü. bunu size anlatmamın nedeni şu mrs. blau: sevdiğiniz insanları korumak için hiçbir zaman dünyayı yeniden kuramayacağınızı anlatmaya çalışıyorum size. ama bunun için uğraşmış olmanızı haklı göstermek zorunda da değilsiniz.''
sana gül bahçesi vadetmedim / joanne greenberg
devamını gör...
933.
“bir suçluya, hatasının doğasından ya da karakterinden değil, talihsiz koşullardan ileri geldiğini söylerseniz, size derinden minnet duyar.”
devamını gör...
934.
"ilişki aynı zamanda bir şeyleri birlikte yapmaktan mutluluk duymaktır. önemli olan yapılan iş değil yapılan şeyin birlikte yapılması ve o şey yapılırken bir bütün olabilmek. dolayısıyla olmak, yapmaktan önce gelir. ama artık insanlar içlerinden gelerek ve sorun yaratmadan birlikte çalışmaktan haz almaya pek yatkın değiller." engin geçtan- hayat.
devamını gör...
935.
-yok olric
-yok olan ne efendim
- elleri olric, elleri
-yok olan ne efendim
- elleri olric, elleri
devamını gör...
936.
sorunsuz bir hayatı umut etme. öyle bir şey yok. bunun yerine iyi sorunlarla dolu bir hayatı dile. mutluluk sorun çözmekten gelir.
ustalık gerektiren kafaya takmama sanatı, mark manson
ustalık gerektiren kafaya takmama sanatı, mark manson
devamını gör...
937.
cızz sesi ile birlikte,
her sabah nereye gittiğini bilmeden işe giden, her akşam nereden çıktığını bilmeden bir işten çıkan, sevmediği işi yapan, sevmediği hayatı yaşayan, sevmediği kişilerle yaşayan, gelip geçen bütün ölü kentlerin, ölü doğmuş çocukları...
maksim gorki | ana
bazı sözler içine oturur, sıkıntı verir. cızz yapar. onlardan biri ama tam yerinde güzel bir karşılaşma. söylenmesi gerektiği gibi.
her sabah nereye gittiğini bilmeden işe giden, her akşam nereden çıktığını bilmeden bir işten çıkan, sevmediği işi yapan, sevmediği hayatı yaşayan, sevmediği kişilerle yaşayan, gelip geçen bütün ölü kentlerin, ölü doğmuş çocukları...
maksim gorki | ana
bazı sözler içine oturur, sıkıntı verir. cızz yapar. onlardan biri ama tam yerinde güzel bir karşılaşma. söylenmesi gerektiği gibi.
devamını gör...
938.
ey zavallı milletim dinle! (durur.) şu anda, hepimiz burada seni kurtarmak için toplanmış bulunuyoruz. çünkü ey milletim, senin hakkında, az gelişmiştir, geri kalmıştır gibi söylentiler dolaşıyor. ey sevgili milletim! neden böyle yapıyorsun? neden az gelişiyorsun? niçin bizden geri kalıyorsun? bizler bu kadar çok gelişirken geri kaldığın için hiç utanmıyor musun? hiç düşünmüyor musun ki, sen neden geri kalıyorsun diye durmadan düşünmek yüzünden, biz de istediğimiz kadar ilerleyemiyoruz. bu milletin hali ne olacak diye hayatı kendimize zehir ediyoruz. fakir fukaranın hayatını anlatan zengin yazarlarımıza gece kulüplerinde içtikleri viskileri zehir oluyor. zengin takımının hayatını gözlerimizin önüne sermeye çalışan meteliksiz yazarlarımız da aslında şu fakir milleti düşündükleri için, küçük meyhanelerinde ağız tadıyla içemiyorlar. ey şu fakir milletim! aslında seni anlatmıyoruz. sefil ruhlarımızın korkak karanlığını anlatıyoruz. işte onun için sana yanaşamıyoruz. senin yanında bir sığıntı gibi yaşıyoruz. hiç utanmıyor muyuz? hiç utanmıyoruz.
syf. 87
oyunlarla yaşayanlar, oğuz atay.

*
syf. 87
oyunlarla yaşayanlar, oğuz atay.

*
devamını gör...
939.
"sabah birini öldürüp, öğlen konsantrasyon ve farkındalıkla meditasyon yapmak zordur."
devamını gör...
940.
''köprünün kenarına yaslanarak hareketsiz sulara baktım. yeni başlayan hafif bir yağmur, suyun tüylerini diken diken ediyordu. ta ileride büyük ve motorlu bir mavna, rıhtımdaki arabalara meyve ve sebze boşaltıyordu. kenarlardaki ağaçlardan tek tük düşen yapraklar havada kıvrıntılar yaparak aşağıya süzülüyorlardı. bu karanlık ve sıkıntılı manzara ne kadar güzeldi ! içime çektiğim bu ıslak hava ne kadar tazeydi ! yaşamak, tabiatın en küçük kımıldanışlarını sezerek, hayatın sarsılmaz bir mantık ile akıp gidişini seyrederek yaşamak; herkesten daha çok, daha kuvvetli yaşadığını, bir âna bir ömür kadar çok hayat doldurduğunu bilerek yaşamak... ve bilhassa bütün bunları anlatacak bir insanın mevcut olduğunu düşünerek, onu bekleyerek yaşamak... dünyada bundan daha ferah verici bir şey olabilir miydi ?'' (kürk mantolu madonna - sabahattin ali)
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
