281.
kaçmanın her şeyi değiştireceği düşüncesine nereden kapılmıştım ki? insan nereye giderse gitsin kendi mutsuzluğunu çürümüş bir kadavra misali yanında sürüklüyordu.

gece gelen
tess gerritsen
devamını gör...
282.
gidecek yer yok sevgilim
hiçbir yer tekin değil...

nazan bekiroğlu
(mimoza sürgünü)
devamını gör...
283.
papalagi'nin sözde mutluluğu kendinin olsun. ama bizim güneşli kıyılarımıza taş kutularından dikmeye kalkıştığında hepsini başına yıkmalıyız. mutluluğumuzu taştan kutular, gürültü duman ve yarıklarla yok etmeye çalıştığında karşısına dikilmeliyiz.
göğü delen adam, erich scheurmann
devamını gör...
284.
insan bir şey bekliyordu, sabahtan akşama kadar bekliyordu ve hiçbir şey olmuyordu.

satranç - stefan zweig
devamını gör...
285.
doğru seçim yapıp yapmadığını hiçbir zaman bilemezsin. bunu bilmen için bütün gerçekleri bilmek gerek.

4 3 2 1 - paul auster
devamını gör...
286.
"... ne başkalarından, ne de kendinizden iğrenmemeye çalışın. içinizdeki kötülük bunun farkına vardığınız anda temizlenir. korkudan da kaçının; korku yalan doğurur. sevgi uğruna hareket ederken tabansızlığa kapılmayın, hatta o aralık kötü hareketleriniz olursa fazla korkmayın."
(bkz: karamazov kardeşler)
devamını gör...
287.
''atatürk, ankara'ya ilk gelişini daima anar ve bunun üzerine çeşitli duygularını anlatırdı. 1919 yılının kara kış ayında, otomobille ankara'ya doğru yol alırken, birçok zorluklarla karşılaşmış olduklarını, hatta otomobilin patlayan lastiklerinin içine çuval doldurarak yollarına devam edebildiklerini söylerdi.
fakat genç kumandanın, sivil kıyafet ile askeri rütbelerini terk etmiş ve bir vatandaş olarak yaptığı bu yolculukta, parlak bir geleceğin ışıklarıyla gözleri nurlu idi.

''güneş ufuktan doğuyor, yürüyelim arkadaşlar.'' diyordu.''
devamını gör...
288.
neticede yapamadığımız için anlamıyor, anlamadığımız için yapamıyoruz.*

sinan canan- i.f.a 1 beden
devamını gör...
289.
"sen git aşkımı sevgiliye söyle, sen kitaplar ve kağıtların dilinden anlıyorsun, yanık şeyler söyle, beni istesin." (ateşten gömlek - halide edib)
devamını gör...
290.
"ınsan dogal olarak iyi ve mutlu dogar, insani yozlastirip mutsuz kilan toplumdur."

jean-jacques rousseau-bilimler ve sanatlar üzerine söylev
devamını gör...
291.
“ego der ki;her şey olmasını istediğim gibi tam olsun,o zaman huzurlu olacağım.ruh der ki;huzurlu ol,o zaman her şey tam olmasını istediği gibi olur”(osho)
devamını gör...
292.
"tam da havanın açık olduğu, dünyanın bir atmosfer tabakası olarak her yöne doğru şeffaflaştığı ve doğanın sırf sakinliğiyle güzelleştiği günlerde, uzun zaman önce ölmüş birinin arkasında kalanın hüznü iki kat oluyormuş."*

"bir insanın özü ancak onu kaybettiğimizi görmek zorunda kaldığımızda, o insan bir veda sürecine girdiğinde ortaya çıkarmış."*
(bkz: thomas bernhard) (bkz: sarsıntı (kitap))
devamını gör...
293.
ah el kapıları, ah!.. kapansın el kapıları!.. yakacaksın ki kapansın... başkaları da açılmasın namussuz dünyada! yokluklar yok olsun. yok olsun yoksulluklar! ille de kulun kula kulluğu kalksın!

fakir baykurt, yılanların öcü
devamını gör...
294.
bana insanlardan mı bahsediyorsun? "insanlar mazide ve tarihin yaprakları arasında kaldılar. bu gördüklerin birer karikatürden başka bir şey değildir.
hüseyin nihal atsız, ruh adam
devamını gör...
295.
bakın charles dickens tee 1861 yılında yazdığı great expectations adlı ünlü romanının bir yerinde ne diyor :

"...harcayabildiğimiz kadar çok para harcıyor, karşılığında da (insanların açgözlülüğü oranında) alabildiğimiz kadar az şey alıyorduk. hemen hemen her zaman mutsuzduk, dertliydik. tanıdıklarımızın çoğu da bu durumdaydı. aramızda dolaşan, bize her zaman çılgınca eğlendiğimizi söyleyen şen bir sanrı vardı; bir de hiçbir zaman eğlenmediğimizi ileri süren gerçekliğin iskeleti. bildiğim kadarıyla bu durum çevremizde, yaşıtımız olanların arasında yaygın, olağandı"

bazı şeyler hiç değişmiyor. insan hep aynı insan aslında.
devamını gör...
296.
rumların noel yortusuydu. tüm fener bir festival yeriydi sanki. her boyda ve renkte lambadan kağıtlar ve değirmenler taşıyan çocuklar kapıları çalıyor, davul sesleri serenatlara karışıyordu. bizans zamanından kalma eski kapılar açıldığında, paris elbiseleri giymiş genç kızlar beliriyor ve müzisyenlere bakır paralar atıyorlardı.

pierre loti - aziyade.
devamını gör...
297.
“insanca olan hiçbir şey bana yabancı değildir. “
bunun üzerine ben de onu psikanalizdeki buluşlara gönderme yaparak yanıtlamıştım.
“daha ileri gitmeli ve hayvanca olan hiçbir şeyin sana yabancı olmadığını söylemelisin.”

sigmund freud-günlük yaşamın psikopatalojisi.
devamını gör...
298.
demir olsam çürürdüm, toprak oldum da dayandım.
(bkz: yaşar kemal)
(bkz: ince memed)
devamını gör...
299.
"... o da birçokları gibi, deneyim sahibi olmanın biraz da karamsarlık demek olduğuna inanıyordu." *

"insanların büyük bir kayıtsızlıkla üreyip çoğalmaları kadar onu sinirlendiren başka bir şey yoktu, üstelik aç ve geri kalmışlıklarına oranla daha çok çocuk yaparlardı; hem de istedikleri için değil, doğanın işine karışmama alışkanlıklarından, ihmal ve dikkatsizlikleri yüzünden. ama sosyal demokrat bir iskandinavyalı gibi, azgelişmiş dünyaya duyduğu bu üzüntü ve şaşkınlık gösterisini sürdürebilmek için, kendisinin bizzat bu suçu işlemiş olması gerekirdi..." *

(bkz: italo calvino) (bkz: sandık gözlemcisinin uzun günü (kitap))
devamını gör...
300.
"sana rastlayıncaya kadar, deli gömleğimin üstüne hep en iyi marka kazaklar, ceketler giydim."
murat menteş, korkma ben varım
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"kitap alıntıları" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim