981.
umut ediyorum, yoksa yaşayamazdım. (bkz: doktor moreau'nun adası)(bkz: h. g. wells)
devamını gör...
982.
''efendiler! bu vesileyle muhterem milletime şunu tavsiye ederim ki; sinesinde yetişerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki cevher-i aslîyi, çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an ferâgat etmesin.'' (nutuk 2.cild 607.sâhife)
devamını gör...
983.
biz çok modern bir aileydik. babam da çok modern bir insandı. o yüzden beni dövmez, rencide ederdi.
alper canıgüz, gizli ajans
alper canıgüz, gizli ajans
devamını gör...
984.
başını omzuma yasladı ve evrendeki tüm taşlar yerine oturdu. - murat menteş
devamını gör...
985.
artık hayatımın mahvolduğu kanısına varmıştım ya, her şeyi göze alabilirdim.
doktor moreau'nun adası /h. g. wells
doktor moreau'nun adası /h. g. wells
devamını gör...
986.
altına imzamı atarak;
"ilk kez öldürdüğünde bir değil sanki bin kişiyi öldürmüş gibi olursun. yeni doğmuş ve annesi tarafından emzirilen o bebeği öldürmüşsündür. babasının başını okşadığı o çocuğu da, bir genç kıza aşkını ilan eden o delikanlıyı da zavallı bir kadının kocasını da, savaş giderken ailesi tarafından uğurlanan o masumu da... bütün bu kişileri öldürmüş olursun. ikinci kez birini öldürdüğünde alt tarafı bir tek kişiyi öldürmüşsündür. üçüncü kez ise kimseyi öldürmüş sayılmazsın."
* *
"ilk kez öldürdüğünde bir değil sanki bin kişiyi öldürmüş gibi olursun. yeni doğmuş ve annesi tarafından emzirilen o bebeği öldürmüşsündür. babasının başını okşadığı o çocuğu da, bir genç kıza aşkını ilan eden o delikanlıyı da zavallı bir kadının kocasını da, savaş giderken ailesi tarafından uğurlanan o masumu da... bütün bu kişileri öldürmüş olursun. ikinci kez birini öldürdüğünde alt tarafı bir tek kişiyi öldürmüşsündür. üçüncü kez ise kimseyi öldürmüş sayılmazsın."
* *
devamını gör...
987.
"dokunmak, bir insan veya nesnenin kontrolünü
ele geçirmenin, ya da ondan yararlanmanın ilk adımıdır."
ele geçirmenin, ya da ondan yararlanmanın ilk adımıdır."
devamını gör...
988.
hızır paşa'nın zurnazenleri zurnalarını zırıl zırıl zırıldatırlarken zırıltı zirveye varıp hitâm bulunca, ortamda sanki tâmât başlıyor, tâk tâk tâmmeleri ile köszenler tokmanlara vurup tumturâk ile kösleri tokur tokur tokurdatıyorlar, tokmaklarını sanki kâfirin beynine indirmek için tâ yukarı kaldırıp köslere acımasızca darp ederlerken, dudakları hınçla yukarı doğru büzülüyor; çevgâniler ise çın çın çıngırakları çınçılan misâli çıngır çıngır çıngırdata çıngırdata sallarlarken, davulzenler tokmaklarını güm güm indire indire davulları gümgüme ile gümbür gümbür gümbürdetiyorlardı; bu arada boruzenler de yanaklarını şişirip borularını ciğerlerinin bütün gücüyle üflemekteydiler. bu takımın galeyâna kapılan üyeleri, bazen de aşka gelerek, "yektir allah!" diye haykırmaktaydı. sanki kıyâmet kopmuştu.
ihsan oktay anar - suskunlar
ihsan oktay anar - suskunlar
devamını gör...
989.
'özel mülkiyetin kaldırılmasıyla birlikte gerçek, güzel, sağlıklı bireycilik'e sahip olacağız. kimse hayatını bir şeyleri ya da bir şeylerin sembollerini biriktirerek boşa harcamayacak. insan yaşayacak. yaşamak dünyada en nadir rastlanan şeydir. çoğu insan sadece var olur, hepsi bu'
devamını gör...
990.
acaba leyla'yı çadırında çoban kılığında ziyaret eden mecnun'a gölge mi olacaktım? umutsuz inançsızın ruhundaki karanlığı anlatayım diye gecenin içine mi karışacaktım? bütün cihandan kaçıp denizler aşıp, kuşlar, meyvelerle dolu bir adada huzur bulan iki sevgilinin mutluluğuna eşlik etmek isterdim! diyar-ı hind'i fethederken başına güneş geçip günlerce burnu kanaya kanaya ölen ıskender'in son anlarına gölge olmak isterdim. yoksa oğluna aşk ve hayat nasihatları veren babanın gücünü ve yaşını ima etmeye mi yarayacaktım? hangi hikayeye mana ve zarafet katacaktım?**
devamını gör...
991.
sen bize güzel bir masal anlatırsan, dedim ona, ben de senin sayende dünyaya belki yeni bir şeyler söylerim.
korkuyu beklerken - oğuz atay
korkuyu beklerken - oğuz atay
devamını gör...
992.
"...entelektüel bir ifaden var, falan filan, ne ki güzellik, gerçek güzellik, entelektüel ifadenin başladığı yerde biter. akıl, başlı başına bir abartı türüdür, girdiği yüzün uyumunu bozar."
dorian gray'in portresi
lord henry harry wotton
dorian gray'in portresi
lord henry harry wotton
devamını gör...
993.
"hayaller gerçekleri kıskandıracak kadar özgür. her türlü olasılığı içinde barındıran ve tüm bu olasılıklardan senin seçtiğini mümkün kılan... insanın bir kraliyeti varsa o da kesinlikle hayalleridir."
(bkz: çarşamba çikolataları)
(bkz: çarşamba çikolataları)
devamını gör...
994.
"yurdumuzun semalarında ağır bir hava esiyor olric. bu lânet hepimize bulaşacak. bunu hissediyorum."
oğuz atay/ tutunamayanlar
oğuz atay/ tutunamayanlar
devamını gör...
995.
yani siz ve ben uyurken veya uyku bastırıp içimiz geçtiğinde, boşlukta düşüyor ve tam yere çarpmak üzereyken sıkıntı içinde uyanıyorsak, ağaçlarda yaşayan atalarımızın başına gelenleri ve beyin hücrelerinde meydana gelen değişikliklerle insan ırkının kalıtsal mirasına kazınmış şeyleri hatırlamaktan başka bir şey yapmıyoruz demektir.
syf. 10
ademden önce, jack london.
syf. 10
ademden önce, jack london.
devamını gör...
996.
"hırçınlığının nedeninin hassaslığı olduğunu kimse farketmezdi..."
rölyefteki aslan / handan acar yıldız
rölyefteki aslan / handan acar yıldız
devamını gör...
997.
1919 yılı boyunca dört bir yandan düşmanlar tarafından tehdit edilen sovyet hükümeti'nin zayıflığı, onu dış politikada herhangi bir inisiyatif alma gücünden yoksun bıraktı ve hareketlerini hasımlarının peş peşe gelen hamlelerine bağımlı hale getirdi. sovyet rusya ile dış dünya arasındaki ilişkilerin bütünüyle kopmasının dolaysız nedeni, itilaf devletleri hükümetlerinin iç savaşta "beyazlar"ı aktif biçimde destekleme ve sovyet hükümeti'ne asi ve düşman hizip muamelesi yapma kararlarıydı. moskova kendini dünyadan tecrit etmek istemiyordu, onu kasten ve başarılı bir biçimde tecrit etmeye çalışanlar itilaf devletleri hükümetleriydi...
sovyet rusya tarihi ~ e. h. carr
sovyet rusya tarihi ~ e. h. carr
devamını gör...
998.
yol,geçmişin izlerine dönemeyecek kadar katilastığında, yolculuk da bitiyor. pek çokları bu telafi edilmez yenilginin ağırlığından kurtulmak için, kendilerine bir müze kurmaya girişir: çocukluk ve gençlik müzesi. *
devamını gör...
999.
karıncalar* kitabının en başından;

her şeyin özü birdir. (ibrahim hz.)
her şey sevgidir. (isa hz.)
her şey iktisadidir. (karl marx)
her şey cinseldir. (sigmund freud)
her şey görecelidir. (albert einstein)
ya sonra..?
(edmond wells - göreceli ve mutlak bilgi ansiklopedisi)

her şeyin özü birdir. (ibrahim hz.)
her şey sevgidir. (isa hz.)
her şey iktisadidir. (karl marx)
her şey cinseldir. (sigmund freud)
her şey görecelidir. (albert einstein)
ya sonra..?
(edmond wells - göreceli ve mutlak bilgi ansiklopedisi)
devamını gör...
1000.
kalabalığa "su olsanız içilmezsiniz!" diye bağırmak istedim ama durdum. toplumsal kurallar geldi aklıma. normal davranışlar sergilemeliydim.
(bkz: tutuşamayanlar)
(bkz: tutuşamayanlar)
devamını gör...