981.
insanın kendine ait hissettiği yer cenettir,derler bir tanem.benim cennetim dudakların iki yana kıvrılınca çukurlaşan çenenin tam ortasında. beni cennetinde mahrum bırakma olur mu? çok gül,çok eğlen,çok sev,çok barış... hayatta hep çokların olsun. ben yokluğunu yaşadım, zor sevgilim... zor.
hoşçakal kalbime yaram diye ismini kazıdığım adamın,hiç geçmeyecek yarasıyım.
izmarit
devamını gör...
982.
''bill, kendini başarısızlığın bedelleri konusunda o kadar kaygılandırmıştı ve o kadar mutsuz olmaya başlamıştı ki, yalnızca hayalinden vazgeçmeyi düşündüğünde rahatlayabilmişti.''
devamını gör...
983.
'yazar, dilin içinden doğar'

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
984.
“aralarında bir şeyler değişmişti ve çocuk nedenini anlayamıyordu.” :)). (bkz: stefan zweig-yakıcı sır)
devamını gör...
985.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
virginia woolf-mrs. dalloway
bazı anlar ne tuhaf bir gücü vardır seslerin.
devamını gör...
986.
albus dumbledore;
"mutluluk en karanlık zamanlarda bile vardır. yeter ki ışığı açmayı unutmayın."

(harry potter ve azkaban tutsağı)
devamını gör...
987.
benim için tehlike dediğin karanlıkta çekilen eziyetti, bu da beni yolumdan alıkoymuyordu.fakat aydınlık ile mutluluğun tehlikesini bilseydim gelmezdim. şimdi bu ayrılıkla en büyük yaramı aldım ben.

j.r.r tolkien yüzüklerin efendisi
devamını gör...
988.
tirşe perdeli bu basit yatağı üstünde eski moda bir tuvalet takımı bulunan bu masayı bu pike şilteli bayağı kanepeyi uzun uzun seyrettim.ne çok şiir vardı her yerde!
vadideki zambak
devamını gör...
989.
başkaları gibi yaşamasını bilmeyenler, başkalarını taklit etmeliydi. onlar da ellerinden geleni yapıyorlardı: deniz kıyısında bir kahveye oturuyorlar, ah ne kadar güzel! diyorlardı. deniz havası bize iyi geldi, diyorlardı. önlerinden takalar geçiyordu: ne sıcak renklere boyanmış tekneler! diyorlardı; o renkle o rengi yan yana getirmeye hangi ressam cesaret edebilir? (bunları nursel hanımdan öğrenmişlerdi.) sağlam deniz havasını içlerine çekiyorlardı; insanın temiz havaya ihtiyacı var, diyorlardı. (bunu da bilge'den öğrenmişlerdi.) bütün bu temiz havaya rağmen, gece iyi uyuyamıyorlardı. deliksiz bir uyku çekecek kadar yorulmadık da ondan, diyorlardı.

tehlikeli oyunlar, sayfa 248-249
devamını gör...
990.
“yorgunum,uykusuz,hüzünlüyüm...
sanki bir şey beni engelliyor ve
özgürleşemiyorum...”

dönüşüm-franz kafka
devamını gör...
991.
kelebekler rüyalarında kendilerini sen olarak görebilmek için uykuya dalıyorlar mıdır acaba? *
devamını gör...
992.
"bugün bizler ateş tanrısı vulcan gibiyiz, çamura değil de çeliğe ve silikona hayat üfleyen makineleri laboratuvarlarımızda döverek şekillendiriyoruz. ama bu insan ırkını özgürleştirecek mi yoksa onu esir mi alacak? bugünün gazete manşetlerine bakılırsa, sorunun cevabı şimdiden belli gibi: insan ırkı hızla kendi yarattığının gerisinde kalıyor."

geleceğin fiziği - michio kaku
devamını gör...
993.
müslümanca bakmak nasıl olur? bu insanın görünüşüne feraset kazandıran gizil bir güç mü var? başka insanlar niçin müslümanın gördüğünü görmesin? islam'ın bayı kültürüyle uzlaşmaz durumunu bizzat batı iyi bilir. bu nedenle batı, islam kültürünün ve müslüman insanın enkazına bile tahammül etmekte zorlanır. işte müslüman bu durumun farkıda olmalı... bunun farkında olunursa farkında olmayanın göremediğini görebilir. biz de bu nedenle olup bitenler bize göstermeye çalıştıkları gibi değil fakat nasılsalar öyle görünmelidir, diyoruz. olup bitenleri gerçek mahiyetiyle değerlendirmek için müslümanca bir konumda bulunmak gerekiyor, diyoruz.
-rasim özdenören / müslümanca düşünme üzerine denemeler
devamını gör...
994.
''bil ki kalb kurulmuş bir çadır gibidir. onun kapıları vardır. her kapısından kendisine durum ve haller geliyor. ve yine kalbin misâli bir hedefe benziyor. ona her taraftan ok atılıyor. veyâ kalb, dikilmiş bir aynaya benziyor, o aynanın üzerinden çeşitli suretlerin çeşitli nevileri geçer. bir suretten sonra başka bir suret o aynaca görünür, o ayna bu geçen suretlerden boş değildir. veyâ kalb, bir havuzun sularına benzer. ortaya doğru açılan çeşitli nehirlerden o havuza çeşitli sular akar. her hâlükârda kalbe akan bu yeni yeni eserlerin giriş noktaları ya beş duyu organındandır veyâ bâtındandır.(mânevîdir, sezgiseldir) hayâ, şehvet ve öfke insan mizâcından mürekkep ahlâklardandır. çünkü insanoğlu beş duyusuyla bir şeyi idrâk ettiği zaman, o idrâk edilen şeyden kalbde bir eser peydâ olur. böylece şehvet, fazla yemek ve mizactaki bir kuvvetten dolayı kabardığı zaman kalbde onun bir etkisi hâsıl olur. her ne kadar kalb hissettirmekten men olunsa da, nefiste hâsıl olan hayaller bâki kalır. hayâlin intikâline göre, kalb de bir hâlden diğer bir hâle intikâl eder. kalbin değişmesi ve etkilenmesi dâimâ bu sebeplerdendir.'' imâm gazzâlî - ihyâ u ulûmi'd-dîn
devamını gör...
995.
"onu insanın kendi beşiğinin ya da çöldeki bir vahanın sevildiği gibi sevmiyorum; onu sanatı seven bir sanatçı gibi seviyorum."
devamını gör...
996.
"sizlere özel bir varlığı takdim ediyorum. uzaktayken harika, yakındayken çekilmezdir. ama sevimsizliği kimseye zarar vermez. evet, kıyamet habercisi şimdi aramızdadır."*
devamını gör...
997.
büyük anam şöyle derdi hep: «tanrı hiç kimseye çekemiyeceği kadar acı ver­mez» . bir gün büyük anama: «tanrı niye acı versin ki insanlara?» dedim, «acıyı in­sanlar verir insanlara».

syf. 172
ölümün ağzı, irfan yalçın.
devamını gör...
998.
bir insan ister altın, ister akıl yönünden varsıl olsun, bunlardan yoksun olanlarla konuşurken çok dikkatli olmalıdır.

syf. 47
afrikalı leo, amin maalouf.
devamını gör...
999.
"elbette yedi milyar insanın yedi milyar gündemi var ve daha önce de belirttiğim gibi büyük resim hakkında kafa yormak, görece nadir rastlanan bir lüks. gecekondu mahallesinde tek başına iki çocuk büyütmeye çalışan bir annenin derdi bir sonraki öğünü nasıl çıkaracağı, akdeniz’in ortasında şişme bir botla yol alan göçmenlerin derdi karaya nasıl ulaşacakları, büyük şehirdeki kalabalık bir hastanede ölüm döşeğinde yatan adamın derdi kalan son gücüyle bir nefes daha alabilmek. hepsinin küresel ısınma ya da liberal demokrasinin içine düştüğü krizden çok daha mühim sorunları var. tüm bunların hakkını vermeye hiçbir kitabın gücü yetmez ve benim elimde de böyle dertlerle boğuşan insanlara verebileceğim bir ders yok. onlardan ders almayı umabilirim sadece."

yuval noah harari
21. yüzyıl için 21 ders
devamını gör...
1000.

toplumun kabul ettiği davranış biçimlerinden sapmanın dışlanmayla cezalandırıldığını daha önce defalarca yaşayıp öğrenmişti.

van gogh
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"kitap alıntıları" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim