1501.

anadolu’nun toprağı hiç olmadığı kadar hazırdı, bizim gibi asi evlatlarını yutmaya. şimdiye kadar ne kaygusuz abdallar yutmuştu! biz mi dayanacaktık karşısında? bedenlerinden önce ölmeyi kendilerine hayal edinmiş iki yaşlı çocuk mu dayanacaktı anadolu’nun çoraklığına?*
devamını gör...
1502.

"acı çekmek ne demekmiş asıl şimdi anlıyordum. acı çekmek bayılana kadar dayak yemek değildi. ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi. asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi."


~şeker portakalı~
devamını gör...
1503.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
1504.

kim olursan ol, ne yaparsan yap, bütün yüreğinle gerçekten bir şey istediğin zaman, evren’in ruhunda bu istek oluşur. bu senin yeryüzündeki özel görevindir.”

"simyacı – paulo coelho"
devamını gör...
1505.

bilge kişiler ne zaman susacaklarını bilirler, sadece ahmaklar bildikleri her şeyi başkalarına anlatırlar.


neil gaiman - odd ve ayaz devleri
devamını gör...
1506.

"...ama nihayetinde sabırlı olmak, zamanı zamana bırakmak gerekir, bunu kesin bir şekilde öğrenmiş olmamız gerekirdi ki, yazgı bir yere varmadan önce çok dönüp dolaşır..."


körlük - jose saramago
devamını gör...
1507.

"hava kötü dediğimde sadece havadan söz etmediğimi anlamak bu kadar zor mu? ille de ben bu hayattan bıktım,türünde sözler mi etmeliyim? yanımda olmanı istiyorum diyemediğim için bu yağmur içimi ıslatıyor dediğimi nasıl anlamaz? düpedüz, sarıl bana dedikten sonra, sarılmanın ne anlamı kalır!"

serenad- zülfü livaneli
devamını gör...
1508.

dışarıdaki hayvanlar domuzdan insana insandan domuza ve tekrar domuzdan insana baktılar ama şimdiden hangisinin hangisi olduğunu ayırt etmek imkansızdı
*
devamını gör...
1509.
tek dizimin üzerine çökmeyeceğim iki dizimin üzerine çökeceğim çünkü sana evlilik teklifi etmeyeceğim, benimle evlenmen için yalvaracağım
devamını gör...
1510.
hiçbir şeye şaşırma,hakikatin de insanların da iki yüzü vardır (amin maalouf/semerkant)
devamını gör...
1511.

gölün kenarına kadar yürüdüm. sonra durdum ve sudaki yansımamı izlemeye başladım. yüzüme baka baka, türkçedeki gölge kelimesini düşündüm. göldeki yansıma anlamına geliyor olmalıydı. öyle değilse bile olmalıydı! çünkü şu duru suda gördüğüm yansımanın topraktaki gölgemden ne farkı vardı? belki de insanın dışı suya, içi de toprağa yansıyordu.*
devamını gör...
1512.
"odama kapanıp kendi düşünce dünyamın içine gömülmek her zaman en büyük tutkum oldu"
"imkansızı çıkardığında elinde kalan şey ne kadar inanılmaz görünse de gerçektir."
"kendisine yalan söylenen bir yalan kurbanı,yalanın devam etmesinde menfaati varsa ona inanmış görünür ve yalanı savunur."
"insanları iki şey harekete geçirir; korku veya menfaat"
devamını gör...
1513.
yâr yabancı oldu
yabancılar yâr gibi,
yâr sevmeyi bilmez yâr buz gibi
tel tel döker saçlarımı yâr güz gibi.
yâr görmez
yâr duymaz, bilmez
yâr ağlatır, kanatır, acıtır
yâr yaralarıma bastığım tuz gibi.
devamını gör...
1514.
"özgürlük iki kere ikinin dört ettiğini söyleyebilmektir. eğer buna izin verilirse gerisi kendiliğinden gelir." - george orwell, 1984
devamını gör...
1515.
gördüğün hiçbir şeyin önemi yok, yaptığın her şey boşuna, aradığın her şey sahte.
devamını gör...
1516.

"ama dudağının kenarıyla, öyle bir gülerdi ki, bir daha kimse gülmesin isterdim."
devamını gör...
1517.
"şanssız sulhi gide gele evin bir parçası olmuş, nesteren'e ilişkin duyguları da bu ziyaretler sırasında evcilleşmişti: ikisi iyi arkadaştı, evet arkadaş. sen üçüncü sıradaki, söyle bakalım neymiş? ar-ka-daş-mış... ev hali diye bir şey vardır ya, o hale geçmişlerdi. sulhi bir akşam yemeğinden sonra, eve kadar kendini tutamayacağını anlayınca, bağırsaklarını boşaltmak için salonun hemen bitişiğindeki alaturka tuvalete girmeye bile cesaret etmiş, gününü de görmüştü: önce bir sürü boşaltma patırtısı ve sonra ne kadar uğraşsa da bir türlü gitmiyor, koyu kahverengi bir yığın olarak duruyor delikte, rezilliği, sefilliği, bütün insan tarafı. basın metal kolunu telaş içinde her itişinde evin duvarlarına gömülü bütün su boruları takırdayıp zangırdıyor, bu hiçbir işe yaramıyor, sulhi korkuyla karışık bir heyecanla bir şeyler sayıklıyordu. sonunda nesteren dışarıdan seslendi: ‘sulhi kapının önüne kova koyuyorum.’ utana sıkıla kapıyı açıp kovayı aldı. tuvaletin küçük lavabosunda doldurdu ve müthiş bir öfkeyle suyu deliğe boca etti. bu yaşa kadar sürükleye sürükleye getirdiği kişiliği de neredeyse suyun girdabına kapılıp gidecekti. aşk hikayesi mi kanalizasyon hikayesi mi? şehrin altında bir yerde ikisi birbirine karışıyor. "

(bkz: veciz sözler)
devamını gör...
1518.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

veronika ölmek istiyor
devamını gör...
1519.
"birbirlerine benzedikçe benden farklılaşıyorlar."

ahlak karşıtı - gide
devamını gör...
1520.
ölene kadar sorumlusun gönül bağı kurduğun her şeyden.
antoine de saint exupery – küçük prens
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"kitap alıntıları" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim