kitap alıntıları
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
başlık "mesteral" tarafından 08.11.2020 11:05 tarihinde açılmıştır.
721.
"adam bir yıl sonrasına hazırlanıyor, ama akşama varmadan öleceğini bilmiyor."
devamını gör...
722.
"ne geçmişte ne de gelecekte yaşıyorum. benim yalnızca şimdim var ve beni sadece o ilgilendirir. her zaman şimdi de yaşamayı başarabilirsen mutlu bir insan olursun."
simyacı.
simyacı.
devamını gör...
723.
füsun şimdi sen bana duvar örsen ben kalkar onu senin sevdiğin renge boyarım.
didem madak
didem madak
devamını gör...
724.
halk aşksızsa, sokaklar banka dükkanlarıyla doludur.
cahit zarifoğlu
cahit zarifoğlu
devamını gör...
725.
ne bilginler geldi, neler buldular! mumlar gibi dünyaya ışık saldılar. hangisi yarıp geçti bu karanlığı? birer masal söyleyip uykuya daldılar. ömer hayyam
amin maalouf- semerkant
amin maalouf- semerkant
devamını gör...
726.
kralına karşı haklı olan bir vekil, kocasına karşı haklı olan bir kadın, subayına karşı haklı olan bir nefer; bunların hepsi iki kat cezaya çarptırılmaz mı? zayıflar için, haklı olmak bir suçtur.
amin maalouf- semerkant
amin maalouf- semerkant
devamını gör...
727.
"daha da kötüsü insanlar iyi olanın tadına varamadıkları için sefaleti ve barışı mutluluk zannediyorlar."
tomas campanella, güneş ülkesi
tomas campanella, güneş ülkesi
devamını gör...
728.
hayatta kimseyi kendinden fazla sevme,çünkü dünyada herşeyin temeli şahsı çıkara dayanır.
suç ve ceza
suç ve ceza
devamını gör...
729.
“kırlara, ormanlara gitmek istiyorsan, kırlara, ormanlara gitmek istediğin için git.
şehrin gürültüsünden kaçmak için gitme. çünkü gürültüden kurtulduğunu düşündüğün her an, gürültüyü beyninin içinde bulduğun an olur.”
şehrin gürültüsünden kaçmak için gitme. çünkü gürültüden kurtulduğunu düşündüğün her an, gürültüyü beyninin içinde bulduğun an olur.”
devamını gör...
730.
bu yaşamak değil, uzun ölüm. (bkz: aganta burina burinata)(bkz: halikarnas balıkçısı)
devamını gör...
731.
trene binerken iki büklüm, yüzü kırışıklarla dolu ama bembeyaz, melek gibi bir teyze vardı yanımda.
ürkek ürkek benden tarafa bakıyordu ama ben ne zaman bakışlarımı ona doğrultsam hemen gözlerini kaçırıyordu. o söylemeye cesaret edemiyordu
ama ben anlamıştım meramını.
“teyze elimden tut hadi! ben yardım ederim sana binerken, ver o valizi de” dedim.
o ürkek bakışlar; gözlerindeki ışıltı ile yüzünde melek gülüşüne evriliverdi birden. eski, tokalı, kahverengi valizini de ben aldım elime, zaten benim sadece sırt çantam vardı. bir de beyaz poşetim. üçüncü vagondaydı yerleri. kocasının kulağındaki işitme cihazını arkalarından valizi taşırken gördüm. o yüzden amca konuşamamış benimle, teyzem de utancından seslenememiş
belli ki. koltuklarını bulduk oturttum yerlerine. “siz otura durun, ben de şu valizleri yerleştireyim” deyip valizler için boş yer aramaya başladım. vagonun sonunda kapının yan tarafında bir boş yer buldum valizler için. valizleri oraya yerleştirip tekrardan yanlarına döndüm.
“... gayril magdubi aleyhim veleddalin. âmin” dedi, yüzünü avuçlarıyla sıvazlarken.
“teyzeciğim bir isteğin olursa ben arada dolaşır, gelirim yanınıza”
dedim.
“ah guzum! allah senden razı olsun, tekerine daş değmesin inşallah” dedi. gülümsedi bana, elini öptüm, döndüm kendi vagonuma gittim. ama teyzenin sesi vagona yayılmaya başlamıştı.
“pek bi iyi oğlanmış; yardım ediverdi bize, bekâr mı acaba? sormadım tüh. bizim de alt komşunun kızı var okulu yeni bitirdi, öğretmen oldu.” cümlenin sonunu duyamayacak kadar ilerlemiştim. bu sefer de ben gülümsedim...
(syf 15)
kopuk uçurtma - bilgin soyuak
ürkek ürkek benden tarafa bakıyordu ama ben ne zaman bakışlarımı ona doğrultsam hemen gözlerini kaçırıyordu. o söylemeye cesaret edemiyordu
ama ben anlamıştım meramını.
“teyze elimden tut hadi! ben yardım ederim sana binerken, ver o valizi de” dedim.
o ürkek bakışlar; gözlerindeki ışıltı ile yüzünde melek gülüşüne evriliverdi birden. eski, tokalı, kahverengi valizini de ben aldım elime, zaten benim sadece sırt çantam vardı. bir de beyaz poşetim. üçüncü vagondaydı yerleri. kocasının kulağındaki işitme cihazını arkalarından valizi taşırken gördüm. o yüzden amca konuşamamış benimle, teyzem de utancından seslenememiş
belli ki. koltuklarını bulduk oturttum yerlerine. “siz otura durun, ben de şu valizleri yerleştireyim” deyip valizler için boş yer aramaya başladım. vagonun sonunda kapının yan tarafında bir boş yer buldum valizler için. valizleri oraya yerleştirip tekrardan yanlarına döndüm.
“... gayril magdubi aleyhim veleddalin. âmin” dedi, yüzünü avuçlarıyla sıvazlarken.
“teyzeciğim bir isteğin olursa ben arada dolaşır, gelirim yanınıza”
dedim.
“ah guzum! allah senden razı olsun, tekerine daş değmesin inşallah” dedi. gülümsedi bana, elini öptüm, döndüm kendi vagonuma gittim. ama teyzenin sesi vagona yayılmaya başlamıştı.
“pek bi iyi oğlanmış; yardım ediverdi bize, bekâr mı acaba? sormadım tüh. bizim de alt komşunun kızı var okulu yeni bitirdi, öğretmen oldu.” cümlenin sonunu duyamayacak kadar ilerlemiştim. bu sefer de ben gülümsedim...
(syf 15)
kopuk uçurtma - bilgin soyuak
devamını gör...
732.
“yatağımın karşısında bir pencere var. odanın duvarları bomboş. nasıl yaşadım on yıl bu evde? bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? ben ne yaptım? kimse de uyarmadı beni. işte sonunda anlamsız biri oldum. işte sonum geldi. kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım.”
tutunamayanlar
tutunamayanlar
devamını gör...
733.
ne iş yaparsınız?
-iş yapmam ben; aylakım.
aylak adam, yusuf atılgan
-iş yapmam ben; aylakım.
aylak adam, yusuf atılgan
devamını gör...
734.
birgün beni farkettiginde
beni farketmenin benim için
farketmedigini farkedeceksin
oğuz atay
beni farketmenin benim için
farketmedigini farkedeceksin
oğuz atay
devamını gör...
735.
sen bilmezsin ama oğuz atay demişti , sevmek yarıda kalan bir kitaba devam etmek gibi kolay bir iş değildi . işte ben o büyük yüke kalkıştım . seni sevmek gibi büyük kocaman bir iş . yanımdayken gülümsemesine bakıp içimden '' şimdi bu benim mi ? '' diye çaktırmadan sevinmek , yada aradan çok zaman geçer bazen bir kaç mevsim , bir kaç insan , bir kaç anı , bir kaç acı ... her şey biter , hesaplar ödenir , defter kapanır . sonra olmadık zamanda , olmadık bir yerde saçma sapan bir karşılaşma olur . sonra ... sonra bişey olmaz . çünkü hesap etmediğin bir kalbin vardır , o ne ayların ne yılların geçmesine aldırış etmeden ilk gün gibi taptaze seviyordur ...omuzdan öpmek diye birşey vardır . yüküne ortağım der gibi . öyle güzel .. eğer bu aşk değilse ben sana daha önce kimsenin kimseye olmadığı bir şey oldum ...
devamını gör...
736.
" yeryüzündeki hiçbir şey bir insanın çaresizliğini, kendisinden böyle tamamen vazgeçtiğini, canlı bir ölü haline geldiğini bu hareketsizlik kadar sarsıcı bir şekilde ifade edemez. "
bir kadının yaşamından yirmi dört saat - stefan zweig
bir kadının yaşamından yirmi dört saat - stefan zweig
devamını gör...
737.
"görünen şey hiçbir zaman söylenen şeyin içine sığmaz.”
michel foucault - kelimeler ve şeyler.
michel foucault - kelimeler ve şeyler.
devamını gör...
738.
bizim ilk günahımız belki de budur; kapalı sistem yaratıklarının dış dünyaya karşı beslediği korkudur, yaşama korkusudur.
her davranışın devlete yöneldiğini sanan paranoyak yöneticilerin korkusudur.
kültür korkusudur, matbaadan, şiirden, resimden, felsefeden; hatta dinden korkmaktır bu.
korkunun sonucu yabancılaşmaktır.
herkes her an suç işlediğini hissetmelidir ki başkaldırmasın. karşılıklı bir oyundur bu; bağışlanmayan tek suç bu oyunu fark etmek ve gerçeği aramaktır.
oğuz atay
her davranışın devlete yöneldiğini sanan paranoyak yöneticilerin korkusudur.
kültür korkusudur, matbaadan, şiirden, resimden, felsefeden; hatta dinden korkmaktır bu.
korkunun sonucu yabancılaşmaktır.
herkes her an suç işlediğini hissetmelidir ki başkaldırmasın. karşılıklı bir oyundur bu; bağışlanmayan tek suç bu oyunu fark etmek ve gerçeği aramaktır.
oğuz atay
devamını gör...
739.
mevcut iktisadi sistem hakkında tümüyle bilgisiz olan kişiler, doğal olarak, işçilerin bu sistemi reddetmesini hiç anlayamıyor. doğal olarak, işçi sınıfının hedeflediği toplumsal dönüşümün, mevcut sisteminin kendisinin zorunlu, tarihsel, kaçınılmaz ürünü olduğunu kavrayamıyorlar. küçümseyici bir üslupla "mülkiyet"in kaldırılması tehdidinden söz ediyorlar, çünkü onların gözünde, mülkiyetin bugünkü sınıf belirlenimli biçimi (geçici bir tarihsel biçim), mülkiyetin ta kendisidir, ve bu nedenle, bu biçimin kaldırılması, mülkiyetin kaldırılması anlamına gelir. feodal dönemde ya da kölecilik döneminde yaşasalardı, feodal sistemi ya da köleciliği, bugün sermaye egemenliğinin ve ücretli emek sisteminin "öncesizlik ve sonrasızlık"ını savundukları gibi, şeylerin doğasına dayandığını, doğanın kendisinden kaynaklandığını iddia ederek savunur, bu sistemlerin "kötüye kullanılmaları"na şiddetle itiraz eder, ama aynı zamanda, olanca bilgisizlikleriyle, bu sistemlerin ortadan kalkacağına ilişkin öngörülere, bunların "ahlaki engellerle" (kısıtlamalarla) düzeltilen "öncesizlik ve sonrasızlık"ını dogmasıyla cevap verirlerdi.
zavallılar! mülkiyetin her toplumsal biçiminin kendi "ahlak"ına sahip olduğunu ve mülkiyeti emeğin niteliği kılan toplumsal mülkiyet biçiminin, bireysel "ahlaki kısıtlamalar" yaratmak tümüyle bir kenara, bireyin "ahlak"ını sınıfsal kısıtlanmışlığından kurtaracağını bile bilmiyorlar.
fransa'da iç savaş, karl marx, yordam kitap, s. 169-170
zavallılar! mülkiyetin her toplumsal biçiminin kendi "ahlak"ına sahip olduğunu ve mülkiyeti emeğin niteliği kılan toplumsal mülkiyet biçiminin, bireysel "ahlaki kısıtlamalar" yaratmak tümüyle bir kenara, bireyin "ahlak"ını sınıfsal kısıtlanmışlığından kurtaracağını bile bilmiyorlar.
fransa'da iç savaş, karl marx, yordam kitap, s. 169-170
devamını gör...
740.
sen, beni asla, asla tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep, ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için?
(bkz: stefan zweig)
(bkz: stefan zweig)
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108