kitap alıntıları
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
başlık "mesteral" tarafından 08.11.2020 11:05 tarihinde açılmıştır.
381.
öyleyse kim kurtaracak beni var olmaktan?
hayatımı toprağa veriyorum.
hayatımı toprağa veriyorum.
devamını gör...
382.
"hiçbir yere ait olmayanları iyi tanırım.her yere aitmiş gibi davranırlar." kinyas ve kayra
devamını gör...
383.
"tırtıl ve alice bir süre sessizlik içinde birbirlerine baktılar; sonunda tırtıl nargileyi ağzından çıkardı ve tembel, uykulu bir sesle alice'e seslendi.
"sen de kimsin?", dedi tırtıl."
alice harikalar diyarında, lewis carroll
"sen de kimsin?", dedi tırtıl."
alice harikalar diyarında, lewis carroll
devamını gör...
384.
devamını gör...
385.
“kadınlar yirmili yaşlarına gelmeden önce bin kez ölmüşlerdir. şu ya da bu yöne gitmişler ve engellenmişlerdir. engellenmiş umutları ve düşleri de vardır. aksini söyleyen biri, hâlâ uykudadır.” (s.400)
-clarissa p. estes, kurtlarla koşan kadınlar.
-clarissa p. estes, kurtlarla koşan kadınlar.
devamını gör...
386.
“o adam ölmeyi hakediyor. ama sen oğlum, sen öldürmeyi haketmiyorsun.”
adriana mater - amin maalouf
adriana mater - amin maalouf
devamını gör...
387.
devamını gör...
388.
herkes yerde yürür. tel üstünde yürüyenler marjinaldir ve dengesiz görünür. oysa asıl denge gerektiren , tel üzerinde yürümektir. bir anlasalar. denge bir bozulursa da tel üstünde yürüyen, yerde yürüyenlerin üzerine düşer. bunu hiç anlamazlar.
küçük iskender/lucifer'ın bisikleti
küçük iskender/lucifer'ın bisikleti
devamını gör...
389.
devamını gör...
390.
devamını gör...
391.
insanlar hep yanlış şeyleri alkışlıyorlar
devamını gör...
392.
bir toplum gerçeklerden ne kadar uzaklaşırsa; gerçeği söyleyenlerden o kadar nefret eder. - george orwell
[[/alıntı]]
[[/alıntı]]
devamını gör...
393.
"oğlum behçet, sen bir medeniyetin iflası nedir, bilir misin? dedi. insan bozulur, insan kalmaz; bir medeniyet insanı yapan manevî kıymetler manzumesidir. anlıyor musun şimdi derdin büyüklüğünü?
cahilsin; okur, öğrenirsin. gerisin; ilerlersin. adam yok; yetiştirirsin, günün birinde meydana çıkıverir. paran yok; kazanırsın.fakat insan bozuldu mu, bunun çaresi yoktur. sen cilt yapıyorsun; şiraze nedir bilirsin. bizde insanoğlu şirazesiz kalmış."
mahur beste/ ahmet hamdi tanpınar
cahilsin; okur, öğrenirsin. gerisin; ilerlersin. adam yok; yetiştirirsin, günün birinde meydana çıkıverir. paran yok; kazanırsın.fakat insan bozuldu mu, bunun çaresi yoktur. sen cilt yapıyorsun; şiraze nedir bilirsin. bizde insanoğlu şirazesiz kalmış."
mahur beste/ ahmet hamdi tanpınar
devamını gör...
394.
yaratıcı hayatınız için, yalnızlığınız için,olma ve yapma zamanınız için,asıl hayatınız için en önemli şey devam etmek,direnmektir;devam etmek, çünkü vahşi doğanın vaadi şudur:kıştan sonra,her zaman ilkbahar gelir.
-kurtlarla koşan kadınlar-
-kurtlarla koşan kadınlar-
devamını gör...
395.
hiçbir anlatı kraldan ülkesi için ölmesini beklemezken kahramanlık her zaman askerlere düşer.
(bkz: homo narrans)
devamını gör...
396.
"bir generale martıya dönüşmesini emredersem ve general martıya dönüşnezae, bu onun suçu olmaz. benim suçum olur."
-küçük prens. en sevdiğim cümle.
-küçük prens. en sevdiğim cümle.
devamını gör...
397.
"çünkü kimseye tehlike anında açıp kanatsın diye göstermezsiniz yaralarınızın yerini."
biraz da nermin yıldırım
biraz da nermin yıldırım
devamını gör...
398.
insan her zaman aynı insanları görmeye başlarsa,bunları yaşamının bir parçası saymaya başlar. iyi ama bu kişiler bu nedenle ,yaşamımızı değiştirmeye kalkışırlar. bizi görmek istedikleri gibi değilsek hoşnut olmazlar,canları sıkılır. çünkü efendim,herkes bizim nasıl yaşamamız gerektiğini elifi elifine bilir.
ne var ki,hiç kimse kendisinin nasıl bir hayat yaşaması gerektiğini bilmez.
paulo coelho-simyacı
keşke alnıma dövme yaptırma şansım olsaydı...
ne var ki,hiç kimse kendisinin nasıl bir hayat yaşaması gerektiğini bilmez.
paulo coelho-simyacı
keşke alnıma dövme yaptırma şansım olsaydı...
devamını gör...
399.
insanlar dünyanın güvenli ve düzenli bir yer olması için yıllarca çalışırlar. ama hiç kimse bunun ne kadar sıkıcı olabileceğinin farkında değil. bütün dünyanın parsellendiğini, hız limitleri konduğu, bölümlere ayrıldığını, vergilendirildiğini ve düzenlendiğini; nerede oturduğunun, ne yaptığının kaydının tutulduğunu düşün. hiç kimseye macera yaşayacak bir alan kalmaz. satın alınabilenler hariç. lunaparka gitmek gibi. film izlemek gibi. ama bunlar yine de sahte heyecanlar. lunaparktaki dinozorların çocukları yemeyeceğini bilirsiniz. büyük bir sahte afetin olma şansı bile oy çoğunluğuyla ortadan kaldırıldı. gerçek afet veya riski ihtimali olmadığından, gerçek kurtuluş ihtimali de ortadan kalkmış oldu. gerçek mutluluk yok. gerçek heyecan yok. eğlence, keşif, buluş yok.
bizi koruyan kanunlar aslında bizi can sıkıntısına mahkum etmekten başka bir işe yaramazlar. gerçek karmaşaya ulaşamadığımız sürece, asla gerçekten huzurlu olmayacağız.
her şey berbat bir hal almadığı sürece, yoluna da girmeyecek.
öyle planlanmış bir vaziyetteyiz ve ince ince yönetiliyoruz ki burası artık dünya olmaktan çıktı. burası lanet olası bir sahil güvenlik teknesi oldu!
bürokrasimiz ve kanunlarımız dünyayı temiz ve güvenli bir toplama kampına çevirdi. kölelerden oluşan bir jenerasyon yetiştiriyoruz.
çocuklarımıza çaresiz olmayı öğretiyoruz.
insanların, toplumun gözündeki üstlenmek zorunda olduğumuz roller, sahnelemek zorunda kaldığımız oscarlık oyunculuklar yaşamla bağımızı koparıp, her gün zincirin dışına çıkmamak adına verdiğimiz savaş bizi tüketiyor. iyi bir anne, iyi bir baba, iyi bir evlat, iyi bir arkadaş, iyi bir sanatçı, iyi bir yazar, iyi bir bankacı vs bunlardan hiçbiri olmazsak toplum bizi zincirin dışına itiyor ve hep bir yarış halinde, daha iyi olmanın telaşıyla koşup duruyoruz.
bizi koruyan kanunlar aslında bizi can sıkıntısına mahkum etmekten başka bir işe yaramazlar. gerçek karmaşaya ulaşamadığımız sürece, asla gerçekten huzurlu olmayacağız.
her şey berbat bir hal almadığı sürece, yoluna da girmeyecek.
öyle planlanmış bir vaziyetteyiz ve ince ince yönetiliyoruz ki burası artık dünya olmaktan çıktı. burası lanet olası bir sahil güvenlik teknesi oldu!
bürokrasimiz ve kanunlarımız dünyayı temiz ve güvenli bir toplama kampına çevirdi. kölelerden oluşan bir jenerasyon yetiştiriyoruz.
çocuklarımıza çaresiz olmayı öğretiyoruz.
insanların, toplumun gözündeki üstlenmek zorunda olduğumuz roller, sahnelemek zorunda kaldığımız oscarlık oyunculuklar yaşamla bağımızı koparıp, her gün zincirin dışına çıkmamak adına verdiğimiz savaş bizi tüketiyor. iyi bir anne, iyi bir baba, iyi bir evlat, iyi bir arkadaş, iyi bir sanatçı, iyi bir yazar, iyi bir bankacı vs bunlardan hiçbiri olmazsak toplum bizi zincirin dışına itiyor ve hep bir yarış halinde, daha iyi olmanın telaşıyla koşup duruyoruz.
devamını gör...
400.
yeni bir ateş söndürür başkasının yaktığını,
yeni bir acıyla hafifler eski bir ağrı,
başın döndü mü öbür yana döndür başını,
başkasının güçsüzlüğüyle iyileşir umutsuz keder,
gözlerine yeni bir zehir bul ki,
yok etsin ötekinin zehrini.
william shakespeare, romeo ve juliet, istanbul: iş bankası kültür yayınları, 2020. s. 15.
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106