kitap alıntıları
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
başlık "mesteral" tarafından 08.11.2020 11:05 tarihinde açılmıştır.
741.
mevcut iktisadi sistem hakkında tümüyle bilgisiz olan kişiler, doğal olarak, işçilerin bu sistemi reddetmesini hiç anlayamıyor. doğal olarak, işçi sınıfının hedeflediği toplumsal dönüşümün, mevcut sisteminin kendisinin zorunlu, tarihsel, kaçınılmaz ürünü olduğunu kavrayamıyorlar. küçümseyici bir üslupla "mülkiyet"in kaldırılması tehdidinden söz ediyorlar, çünkü onların gözünde, mülkiyetin bugünkü sınıf belirlenimli biçimi (geçici bir tarihsel biçim), mülkiyetin ta kendisidir, ve bu nedenle, bu biçimin kaldırılması, mülkiyetin kaldırılması anlamına gelir. feodal dönemde ya da kölecilik döneminde yaşasalardı, feodal sistemi ya da köleciliği, bugün sermaye egemenliğinin ve ücretli emek sisteminin "öncesizlik ve sonrasızlık"ını savundukları gibi, şeylerin doğasına dayandığını, doğanın kendisinden kaynaklandığını iddia ederek savunur, bu sistemlerin "kötüye kullanılmaları"na şiddetle itiraz eder, ama aynı zamanda, olanca bilgisizlikleriyle, bu sistemlerin ortadan kalkacağına ilişkin öngörülere, bunların "ahlaki engellerle" (kısıtlamalarla) düzeltilen "öncesizlik ve sonrasızlık"ını dogmasıyla cevap verirlerdi.
zavallılar! mülkiyetin her toplumsal biçiminin kendi "ahlak"ına sahip olduğunu ve mülkiyeti emeğin niteliği kılan toplumsal mülkiyet biçiminin, bireysel "ahlaki kısıtlamalar" yaratmak tümüyle bir kenara, bireyin "ahlak"ını sınıfsal kısıtlanmışlığından kurtaracağını bile bilmiyorlar.
fransa'da iç savaş, karl marx, yordam kitap, s. 169-170
zavallılar! mülkiyetin her toplumsal biçiminin kendi "ahlak"ına sahip olduğunu ve mülkiyeti emeğin niteliği kılan toplumsal mülkiyet biçiminin, bireysel "ahlaki kısıtlamalar" yaratmak tümüyle bir kenara, bireyin "ahlak"ını sınıfsal kısıtlanmışlığından kurtaracağını bile bilmiyorlar.
fransa'da iç savaş, karl marx, yordam kitap, s. 169-170
devamını gör...
742.
sen, beni asla, asla tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep, ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için?
(bkz: stefan zweig)
(bkz: stefan zweig)
devamını gör...
743.
"rab, 'ruhum insanda sonsuza dek kalmayacak, çünkü o ölümlüdür' dedi, 'insanın ömrü yüz yirmi yıl olacak."
-tevrat yaratılış - bölüm 6 / 50
allahın bile sözünü tutmadığı dünyada ben mi tutucam dedirten alıntı.
-tevrat yaratılış - bölüm 6 / 50
allahın bile sözünü tutmadığı dünyada ben mi tutucam dedirten alıntı.
devamını gör...
744.
hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum. bilseydim, bu mutluluğu koruyabilir, her şey de bambaşka gelişebilir miydi? evet, bunun hayatımın en mutlu anı olduğunu anlayabilseydim, asla kaçırmazdım o mutluluğu. derin bir huzurla her yerimi saran o harika altın an belki birkaç saniye sürmüştü, ama mutluluk bana saatlerce, yıllarca gibi gelmişti.
masumiyet müzesi- orhan pamuk
masumiyet müzesi- orhan pamuk
devamını gör...
745.
devamını gör...
746.
bir şeyi çok istemek, ölesiye istemek doğru değildi;
şansın geri tepmesine yol açardı. insan dileği nin gerçekleşmesini ister kuşkusuz, bu nedenle de tanrı'ya ya da tanrılara yakarır; ne var ki öl çüyü kaçırmamalı, onlara karşı saygılı ve anla yışlı olmalı, diye düşünüyordu juana
(bkz: inci)
(bkz: john steinbeck)
devamını gör...
747.
- biliyor musun, insanları öldürüyorum portuga.
+ bunu nasıl yapıyorsun zeze?
- onları unutarak.
(bkz: şeker portakalı)
+ bunu nasıl yapıyorsun zeze?
- onları unutarak.
(bkz: şeker portakalı)
devamını gör...
748.
"gerçek mi?"
"gerçek mi?"
şimdiye kadar duyduğum en deli, en yürek titreten, en gönül karıştıran kahkahasını koyuverdi şeytan.
"ey insanoğlu sen, her akşam şu dua ile yat en iyisi. yar bana bir rüya ve her sabah yine aynı dua ile uyan"
ve birdenbire kesip alaycı kahkahalarını gözlerini çevirdi yüreğime, buz gibi bir sesle ekledi:
"en büyük uyuşturucu gerçekçiliktir."
(bkz: şeytanın fısıldadıkları)
(bkz: emre yılmaz)
"gerçek mi?"
şimdiye kadar duyduğum en deli, en yürek titreten, en gönül karıştıran kahkahasını koyuverdi şeytan.
"ey insanoğlu sen, her akşam şu dua ile yat en iyisi. yar bana bir rüya ve her sabah yine aynı dua ile uyan"
ve birdenbire kesip alaycı kahkahalarını gözlerini çevirdi yüreğime, buz gibi bir sesle ekledi:
"en büyük uyuşturucu gerçekçiliktir."
(bkz: şeytanın fısıldadıkları)
(bkz: emre yılmaz)
devamını gör...
749.
güçlü olmak, kas geliştirip, şişirmek anlamına gelmez. insanın kaçmadan kendi tanrısallığıyla buluşması, kendi kafasına göre vahşi doğayla iç içe bir hayat yaşaması anlamına gelir. öğrenebilmek, bildiklerimize katlanabilmek anlamına gelir. dayanmak ve yaşamak anlamına gelir.
(bkz: kurtlarla koşan kadınlar)
(bkz: kurtlarla koşan kadınlar)
devamını gör...
750.
yazmak, dışarısının da içerisi olduğunu idrak edecek bir kap genişliği gerektiriyor.
leylâ ipekçi
leylâ ipekçi
devamını gör...
751.
“kaybettiğimiz halde bir gün döneceğine inandığımız insanlar vardır. ansızın kalbimize misafir oluveren ve hiç ummadığımız bir anda içimizden çıkıp giden...”
devamını gör...
752.
acele etmeyelim, sessiz kaldığımızda da söyleyeceğimiz çok şey vardır.
kopyalanmış adam, josé saramago
devamını gör...
753.
"ben, sizi... tuhaf... neredeyse başka bir dünyadan gelmiş gibi görünen sizi... benim bir parçammışsınız gibi seviyorum."
jane eyre, charlotte bronte
jane eyre, charlotte bronte
devamını gör...
754.
''sana içiyorum evgenia,'' diye kaldırdım kadehimi. ''unuttuklarımı bana hatırlatmana...''
''bize içelim nevzatcım, her şeye rağmen hayatı güzelleştiren aşkımıza...''
''bize içelim nevzatcım, her şeye rağmen hayatı güzelleştiren aşkımıza...''
devamını gör...
755.
"...şu dünyayı adamakıllı görmeden, dünyanın ne olduğunu adamakıllı anlamadan buradan gidecek olduktan sonra ne diye buraya geldik sanki? yaşadığımızın farkına varmayacak olduktan sonra ne diye yaşıyoruz?"
değirmen/sabahattin ali
değirmen/sabahattin ali
devamını gör...
756.
bir yudum kitapın sabahları maille gönderdiğidir. dünkü rasim özdenören alıntısını beğenmedim ama bu sabahki gökçe bilgin pasajı fena diyildi. teşekkürler...
devamını gör...
757.
"kendini değersiz biri gibi hissetme. en kötü anında bile bu dünyada birilerinin hayatını değiştirmek için geldiğini hatırla"
-sonbahar- buse kudun
-sonbahar- buse kudun
devamını gör...
758.
(bkz: köpeklerin bilgeliği)*
(bkz: georg luck)
anthistenes* hastadır, ölüm döşeğinde yatmaktadır ve diogenes* kendisini ziyarete gelir ve sorar; "bir arkadaşa ihtiyacın var mı?"
akabinde elinde bir hançerle gelir.
anthistenes şöyle der; "keşke birisi beni acılarımdan kurtarabilse!"
diogenes hançeri kastederek;
"işte bu" der.
bunun üzerine hastalığından dolayı acılar içinde olan ve halen daha hayata tutunmaya çalışan anthistenes'in cevabı şahanedir;
"acılarımdan demiştim, hayattan değil!"
(bkz: georg luck)
anthistenes* hastadır, ölüm döşeğinde yatmaktadır ve diogenes* kendisini ziyarete gelir ve sorar; "bir arkadaşa ihtiyacın var mı?"
akabinde elinde bir hançerle gelir.
anthistenes şöyle der; "keşke birisi beni acılarımdan kurtarabilse!"
diogenes hançeri kastederek;
"işte bu" der.
bunun üzerine hastalığından dolayı acılar içinde olan ve halen daha hayata tutunmaya çalışan anthistenes'in cevabı şahanedir;
"acılarımdan demiştim, hayattan değil!"
devamını gör...
759.
"doymuyorum.
ne fiziksel olarak ne de psikolojik olarak.
içimdeki derin bir boşluğu yemekle ve ilgiyle doyurmak istiyorum ama dolmuyor.
sanki bir karadelik var içimde ve sömürüyor beni.
ne sevildiğimi tam hissediyorum,
ne de değerli olduğumu...
ne huzuru hissediyorum,
ne de sakinliği...
ne güvende hissedebiliyorum,
ne de güvenebiliyorum.
içimi kemiren derin bir boşluk ve huzursuzluk hali beni esir almış durumda.
sürekli onun istediğini yapmama rağmen bir türlü doyum sağlamayan biri gibi beni ele geçirmiş durumda.
ona karşı koyamıyorum.
o hissi hissetmektense, onun istediğini vermek daha kolay geliyor.
sürekli bir kontrol halinde olmama neden oluyor.
ve her an kaybedilmeye yakın bir kontrol hali. aniden öfkelenebiliyorum.
istediğim gibi olmayan şeyler karşısında bocalıyorum.
küçücük şeylere bile orantısız anlamlar yükleyip, orantısız tepkiler verebiliyorum.
bunun adı boşluk hissi imiş.
duygusal olarak doyurulamayan çocuğun, oluşan o boşlukla baş etmek için yaptığı şeylermiş yaptıklarım.
geçmişim boşlukları, geçmişin eksiklikleri bugününün rotasını belirler diye boşa demiyorlarmış.
bugün hissetmekten korktuğum o derin boşluktan kaçmak için yaptıklarıma dur demem gerektiğini anladım.
durup o duygumla başetmem gerektiğini anladım.
sürekli ona kulak verip, onun kontrolüne girmemem gerektiğini anladım.
ve o boşlukla baş etmeyi öğrendikçe, o boşluk karşısında güçlendikçe, o boşluğu oluşturanların eksik bıraktıklarını kendime vermeyi öğrendikçe daha az ihtiyaç duyar oldum hem yemeğe hem de diğer insanlara.
şimdi daha huzurluyum.
şimdi daha farkındayım."
psikoterapist ziya ünlütürk
ne fiziksel olarak ne de psikolojik olarak.
içimdeki derin bir boşluğu yemekle ve ilgiyle doyurmak istiyorum ama dolmuyor.
sanki bir karadelik var içimde ve sömürüyor beni.
ne sevildiğimi tam hissediyorum,
ne de değerli olduğumu...
ne huzuru hissediyorum,
ne de sakinliği...
ne güvende hissedebiliyorum,
ne de güvenebiliyorum.
içimi kemiren derin bir boşluk ve huzursuzluk hali beni esir almış durumda.
sürekli onun istediğini yapmama rağmen bir türlü doyum sağlamayan biri gibi beni ele geçirmiş durumda.
ona karşı koyamıyorum.
o hissi hissetmektense, onun istediğini vermek daha kolay geliyor.
sürekli bir kontrol halinde olmama neden oluyor.
ve her an kaybedilmeye yakın bir kontrol hali. aniden öfkelenebiliyorum.
istediğim gibi olmayan şeyler karşısında bocalıyorum.
küçücük şeylere bile orantısız anlamlar yükleyip, orantısız tepkiler verebiliyorum.
bunun adı boşluk hissi imiş.
duygusal olarak doyurulamayan çocuğun, oluşan o boşlukla baş etmek için yaptığı şeylermiş yaptıklarım.
geçmişim boşlukları, geçmişin eksiklikleri bugününün rotasını belirler diye boşa demiyorlarmış.
bugün hissetmekten korktuğum o derin boşluktan kaçmak için yaptıklarıma dur demem gerektiğini anladım.
durup o duygumla başetmem gerektiğini anladım.
sürekli ona kulak verip, onun kontrolüne girmemem gerektiğini anladım.
ve o boşlukla baş etmeyi öğrendikçe, o boşluk karşısında güçlendikçe, o boşluğu oluşturanların eksik bıraktıklarını kendime vermeyi öğrendikçe daha az ihtiyaç duyar oldum hem yemeğe hem de diğer insanlara.
şimdi daha huzurluyum.
şimdi daha farkındayım."
psikoterapist ziya ünlütürk
devamını gör...
760.
" bazen sessiz kalmak kırıldığını göstermenin en iyi yoludur."
tomris uyar
tomris uyar
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106