741.
"rab, 'ruhum insanda sonsuza dek kalmayacak, çünkü o ölümlüdür' dedi, 'insanın ömrü yüz yirmi yıl olacak."
-tevrat yaratılış - bölüm 6 / 50

allahın bile sözünü tutmadığı dünyada ben mi tutucam dedirten alıntı.
devamını gör...
742.
hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum. bilseydim, bu mutluluğu koruyabilir, her şey de bambaşka gelişebilir miydi? evet, bunun hayatımın en mutlu anı olduğunu anlayabilseydim, asla kaçırmazdım o mutluluğu. derin bir huzurla her yerimi saran o harika altın an belki birkaç saniye sürmüştü, ama mutluluk bana saatlerce, yıllarca gibi gelmişti.

masumiyet müzesi- orhan pamuk
devamını gör...
743.
"her şeyi kolaylıkla yapabilmek bir hatadır."

-zaman makinesi
devamını gör...
744.

bir şeyi çok istemek, ölesiye istemek doğru değildi;
şansın geri tepmesine yol açardı. insan dileği­ nin gerçekleşmesini ister kuşkusuz, bu nedenle de tanrı'ya ya da tanrılara yakarır; ne var ki öl­ çüyü kaçırmamalı, onlara karşı saygılı ve anla­ yışlı olmalı, diye düşünüyordu juana


(bkz: inci)
(bkz: john steinbeck)
devamını gör...
745.
- biliyor musun, insanları öldürüyorum portuga.
+ bunu nasıl yapıyorsun zeze?
- onları unutarak.
(bkz: şeker portakalı)
devamını gör...
746.
"gerçek mi?"

"gerçek mi?"

şimdiye kadar duyduğum en deli, en yürek titreten, en gönül karıştıran kahkahasını koyuverdi şeytan.

"ey insanoğlu sen, her akşam şu dua ile yat en iyisi. yar bana bir rüya ve her sabah yine aynı dua ile uyan"

ve birdenbire kesip alaycı kahkahalarını gözlerini çevirdi yüreğime, buz gibi bir sesle ekledi:


"en büyük uyuşturucu gerçekçiliktir."

(bkz: şeytanın fısıldadıkları)

(bkz: emre yılmaz)
devamını gör...
747.
güçlü olmak, kas geliştirip, şişirmek anlamına gelmez. insanın kaçmadan kendi tanrısallığıyla buluşması, kendi kafasına göre vahşi doğayla iç içe bir hayat yaşaması anlamına gelir. öğrenebilmek, bildiklerimize katlanabilmek anlamına gelir. dayanmak ve yaşamak anlamına gelir.
(bkz: kurtlarla koşan kadınlar)
devamını gör...
748.
yazmak, dışarısının da içerisi olduğunu idrak edecek bir kap genişliği gerektiriyor.

leylâ ipekçi
devamını gör...
749.
“kaybettiğimiz halde bir gün döneceğine inandığımız insanlar vardır. ansızın kalbimize misafir oluveren ve hiç ummadığımız bir anda içimizden çıkıp giden...”
devamını gör...
750.

acele etmeyelim, sessiz kaldığımızda da söyleyeceğimiz çok şey vardır.



kopyalanmış adam, josé saramago
devamını gör...
751.
"ben, sizi... tuhaf... neredeyse başka bir dünyadan gelmiş gibi görünen sizi... benim bir parçammışsınız gibi seviyorum."
jane eyre, charlotte bronte
devamını gör...
752.
''sana içiyorum evgenia,'' diye kaldırdım kadehimi. ''unuttuklarımı bana hatırlatmana...''
''bize içelim nevzatcım, her şeye rağmen hayatı güzelleştiren aşkımıza...''
devamını gör...
753.
"...şu dünyayı adamakıllı görmeden, dünyanın ne olduğunu adamakıllı anlamadan buradan gidecek olduktan sonra ne diye buraya geldik sanki? yaşadığımızın farkına varmayacak olduktan sonra ne diye yaşıyoruz?"
değirmen/sabahattin ali
devamını gör...
754.
bir yudum kitapın sabahları maille gönderdiğidir. dünkü rasim özdenören alıntısını beğenmedim ama bu sabahki gökçe bilgin pasajı fena diyildi. teşekkürler...
devamını gör...
755.
"kendini değersiz biri gibi hissetme. en kötü anında bile bu dünyada birilerinin hayatını değiştirmek için geldiğini hatırla"
-sonbahar- buse kudun
devamını gör...
756.
(bkz: köpeklerin bilgeliği)*
(bkz: georg luck)
anthistenes* hastadır, ölüm döşeğinde yatmaktadır ve diogenes* kendisini ziyarete gelir ve sorar; "bir arkadaşa ihtiyacın var mı?"
akabinde elinde bir hançerle gelir.
anthistenes şöyle der; "keşke birisi beni acılarımdan kurtarabilse!"
diogenes hançeri kastederek;
"işte bu" der.
bunun üzerine hastalığından dolayı acılar içinde olan ve halen daha hayata tutunmaya çalışan anthistenes'in cevabı şahanedir;
"acılarımdan demiştim, hayattan değil!"
devamını gör...
757.
"doymuyorum.
ne fiziksel olarak ne de psikolojik olarak.
içimdeki derin bir boşluğu yemekle ve ilgiyle doyurmak istiyorum ama dolmuyor.
sanki bir karadelik var içimde ve sömürüyor beni.
ne sevildiğimi tam hissediyorum,
ne de değerli olduğumu...
ne huzuru hissediyorum,
ne de sakinliği...
ne güvende hissedebiliyorum,
ne de güvenebiliyorum.
içimi kemiren derin bir boşluk ve huzursuzluk hali beni esir almış durumda.
sürekli onun istediğini yapmama rağmen bir türlü doyum sağlamayan biri gibi beni ele geçirmiş durumda.
ona karşı koyamıyorum.
o hissi hissetmektense, onun istediğini vermek daha kolay geliyor.
sürekli bir kontrol halinde olmama neden oluyor.
ve her an kaybedilmeye yakın bir kontrol hali. aniden öfkelenebiliyorum.
istediğim gibi olmayan şeyler karşısında bocalıyorum.
küçücük şeylere bile orantısız anlamlar yükleyip, orantısız tepkiler verebiliyorum.
bunun adı boşluk hissi imiş.
duygusal olarak doyurulamayan çocuğun, oluşan o boşlukla baş etmek için yaptığı şeylermiş yaptıklarım.
geçmişim boşlukları, geçmişin eksiklikleri bugününün rotasını belirler diye boşa demiyorlarmış.
bugün hissetmekten korktuğum o derin boşluktan kaçmak için yaptıklarıma dur demem gerektiğini anladım.
durup o duygumla başetmem gerektiğini anladım.
sürekli ona kulak verip, onun kontrolüne girmemem gerektiğini anladım.
ve o boşlukla baş etmeyi öğrendikçe, o boşluk karşısında güçlendikçe, o boşluğu oluşturanların eksik bıraktıklarını kendime vermeyi öğrendikçe daha az ihtiyaç duyar oldum hem yemeğe hem de diğer insanlara.
şimdi daha huzurluyum.
şimdi daha farkındayım."
psikoterapist ziya ünlütürk
devamını gör...
758.
" bazen sessiz kalmak kırıldığını göstermenin en iyi yoludur."
tomris uyar
devamını gör...
759.
ne güzel yakışırdı bu şehre sonbahar.maviligin,sararmış yapraklarla bu muhteşem buluşması başka hangi şehirde bu kadar güzel uyumlu olabilirdi?yağmurdan sonra ki toprak kokusu,hangi şehirde denizin kokusuyla bu kadar butunlesebilir ve bir okadar doyumsuz olabilirdi?
uğur gokbulut-bir inattir yaşamak
devamını gör...
760.
"gerçi sonra, aradan çok zaman geçmeden, o insanı kucaklayıcı, kendine çekici, sarıp sarmalayıcı, ama bununla eşzamanlı olarak da karşındakini soyan bakışını, doğuştan baştan çıkarıcı bir erkeğe özgü olan o bakışını, sana değip geçen her kadına, hizmet eden her tezgâhtar kıza, kapıyı açan her oda hizmetçisine yönelttiğini, bu bakışın sende bir irade ve eğilim niteliğiyle bilinçli olmadığını, bakışlarının kadınlara duyduğun yakınlığın etkisiyle yumuşak ve sıcak hale geldiğini anlayacaktım."
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"kitap alıntıları" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim