kitap alıntıları
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
başlık "mesteral" tarafından 08.11.2020 11:05 tarihinde açılmıştır.
1441.
"ne olacak bu senin durmadan titreyen ellerin, dizlerin ve sesin?"
"ne olacak bu benim, senin karşında defalarca aklımı kaybedişim?"
"ne olacak bu benim, senin karşında defalarca aklımı kaybedişim?"
devamını gör...
1442.
ben mi gördüm bu rüyayı, yoksa sen mi anlattın bana?
ikimize ait bir rüyaydı. aşkımıza, sürgünümüze, hayatımıza, yenilgimize dairdi.
henüz dönmemiştik; zamanda ve mekanda yaşadığımız sürgünün başlarındaydık. dönüş olmadığını; hiç bir şeye, hiçbir yere, hiç kimseye dönülemeyeceğini henüz öğrenmemiştik.
duvar henüz üstümüze yıkılmamıştı.
çocuk, ortak suçumuz ve pişmanlığımız kaybolup gitmemişti.
umutlar henüz tükenmemişti. kan, savaş, zulüm, açlık - yenmek, alt etmek için bir ömür verdiğimiz köhne dünyanın karanlığı - her yanı böyle sarmamıştı; ya da biz, yenilgiyi henüz fark etmemiştik. ne dünya ne de biz, masumiyetimizi henüz yitirmemiştik. ve senle ben ve bizi birbirimize bağlayan bağlar henüz aşınmamış, tükenmemişti.
oya baydar/ hiçbir yere dönüş/ sayfa 1
devamını gör...
1443.
insanı yalnız bir illet öldürür :sıkıntı. öteki hastalıklar bunun vücuttaki çeşitli görünüşleridir.(bkz: yalnızız)(bkz: peyami safa)
devamını gör...
1444.
frida kahlo, diego'dan vazgeçme eşiğini şöyle açıklamıştır; "kötü günümde olmadığın zaman vazgeçtim. canın sıkıldığında benimle paylaşmadığını, kırılacak veya tedirgin olacaksam bile düşüncelerini açıkça söylemediğini anladığım zaman vazgeçtim.."
"bana yalan söylediğini anladığım zaman vazgeçtim. gözlerine baktığında kalbinle bakmadığında ve bana hala söylemediğin şeyler olduğunu hissettiğimde vazgeçtim. sabah benimle uyanmak istemediğini, geleceğimizin hiçbir yere gitmediğini anladığında vazgeçtim. ağrılarımı dindirecek sıcak sevgiyi bana vermediğin de vazgeçtim. sadece kendi mutluluğunu düşünerek beni hiçe saydığın için vazgeçtim. tablolarımda artık kendimi mutlu çizemediğim ve tek neden "sen" olduğun için vazgeçtim.
bencil olduğun için vazgeçtim...
"bana yalan söylediğini anladığım zaman vazgeçtim. gözlerine baktığında kalbinle bakmadığında ve bana hala söylemediğin şeyler olduğunu hissettiğimde vazgeçtim. sabah benimle uyanmak istemediğini, geleceğimizin hiçbir yere gitmediğini anladığında vazgeçtim. ağrılarımı dindirecek sıcak sevgiyi bana vermediğin de vazgeçtim. sadece kendi mutluluğunu düşünerek beni hiçe saydığın için vazgeçtim. tablolarımda artık kendimi mutlu çizemediğim ve tek neden "sen" olduğun için vazgeçtim.
bencil olduğun için vazgeçtim...
devamını gör...
1445.
1446.
“taksim ne demek? paylaştırmak, dağıtmak demek. işte burası, istanbul’da yaşayan insanların taksim edildiği yerdir. insanlar bu meydandan sokaklara, semtlere, caddelere dağıtılırlar. ayrıca burada sürekli bir pay alma durumu da söz konusudur. yani istanbul’dan payına düşeni taksim’de alırsın. çünkü burada zevk, insan, uyuşturucu, kan, aşk, acı, akla gelen her şey taksim edilir. hak edilen payların alındığı yer burasıdır. tabii yapılan taksim bazen adaletli olmayabilir. ama zaten meydanın adı sadece taksim’dir. adil taksim meydanı değil.”
piç - hakan günday
piç - hakan günday
devamını gör...
1447.
boynumu saran ip sıkılaşıyor ama bu sefer bunun nedeni karanlık değil. hayat.
onbirden kaçış
onbirden kaçış
devamını gör...
1448.
yarın öldüğümüz zaman birisi bize sorsa: 'dünyada neler gördünüz?' dese herhalde verecek cevap bulamayız. koşmaktan görmeye vaktimiz olmuyor ki..
sabahattin ali değirmen
sabahattin ali değirmen
devamını gör...
1449.
seni boğan bu ev değil, bu cemiyet, bu memleket. (bkz: yalnızız)(bkz: peyami safa)
devamını gör...
1450.
yalnızca rüyalarımızda özgürüz, diğer her an bize maaş gerek. terry prachett.
devamını gör...
1451.
“ belki siz bilmezsiniz, badanacıların pek çoğu – hadi pek çoğu demeyeyim, en azından bir bölüğü-, tavana, duvara, eyvah ki eyvah ağulu zakkumlar, ya da şifalı sümbülteberler nakşederler. altuğ beyler veyahut ziynet hanımlar uykusuz kaldıklarında ve karanlıkta gözlerini yanındakilerden kaçırıp tavana diktiklerinde; çıktığı yoldan geri dönmeyi beceremeyen, bir sevap işlendiğinde sağ omuza konsun mu konmasın mı tereddüt eden ikircikli bir azledilmiş başmelek de görebilirler. artık o esnada badanacı ne düşünüp de hislenmişse... sirkeci, sansaryan han, balkondan atlayan kedi, karın kapattığı köy yolu ve benzeri şeyler geçirip zihninden, onlardan bir im işlemiştir. “ kâmil erdem / 'yok yolcu' / sel yayınları.
devamını gör...
1452.
"hatırlanması gereken anahtar nokta, mutluluk bir hedef değil, yolculuktur. bugün için yaşa, buna benzer başka bir yaşamın asla olmayacak." ferrari'sini satan bilge
devamını gör...
1453.
kendi kendimden nefretimin çerçevelediği ve çirkinleştirdiği bir dünyada yalnızım. yalnızız /peyami safa
devamını gör...
1454.
“yatağımın karşısında bir pencere var. odanın duvarları bomboş. nasıl yaşadım on yıl bu evde? bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? ben ne yaptım? kimse de uyarmadı beni. işte sonunda anlamsız biri oldum. işte sonum geldi. kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım.”
devamını gör...
1455.
tarih nedir? "tarih, geçmiş insan topluluklarının hayatları ile ilgili durumlarını, adetlerini, peygamberlerin hayat hikayelerini, hükümdarların devlet ve siyasetlerini bize anlatan, bu konularda bizi bilgili kılan bir disiplindir."
ibn'i haldun'un kısa ve özet tanımı budur.
bölüm 1; başlık 2.
(bkz: ahmet arslan) - (bkz: ibn'i haldun'un ilim ve fikir dünyası)
kültür ve turizm bakanlığı yayınları - 1987
şöyle fotoyu da bırakalım kitaba ait olarak;
ibn'i haldun'un kısa ve özet tanımı budur.
bölüm 1; başlık 2.
(bkz: ahmet arslan) - (bkz: ibn'i haldun'un ilim ve fikir dünyası)
kültür ve turizm bakanlığı yayınları - 1987
şöyle fotoyu da bırakalım kitaba ait olarak;
devamını gör...
1456.
eckhart tolle un dinginliğin gücü isimli kitabını okuyorum. şöyle bir alıntısını bırakıyorum.
"rahatsız edici herhangi bir ses, bir gürültü de sessizlik kadar yardımcı olabilir. nasıl mı? gürültüye gösterdiğiniz içsel direnişi bırakarak, onun olduğu gibi olmasına izin vererek; bu kabulleniş de sızı dinginlik denen o içsel huzur âlemine götürür."
gürültü derken bunu sadece fiziksel gürültü olarak anlamamak gerek. size, ruhunuza ters gelen, gürültü gibi algıladığınız durumlar içinde düşünülebilir.
"rahatsız edici herhangi bir ses, bir gürültü de sessizlik kadar yardımcı olabilir. nasıl mı? gürültüye gösterdiğiniz içsel direnişi bırakarak, onun olduğu gibi olmasına izin vererek; bu kabulleniş de sızı dinginlik denen o içsel huzur âlemine götürür."
gürültü derken bunu sadece fiziksel gürültü olarak anlamamak gerek. size, ruhunuza ters gelen, gürültü gibi algıladığınız durumlar içinde düşünülebilir.
devamını gör...
1457.
"insan zihni, bilme, anlama ve kontrol etme arzusuyla, kendi fikirlerini ve görüş noktalarını gerçek ile karıştırır. o, “bu böyledir” der. “kendi yaşamınızı” ya da bir başkasının yaşamını veya davranışını her nasıl yorumlarsanız yorumlayın, herhangi bir durumu her nasıl yargılarsanız yargılayın, onun bir görüş-noktasından başka bir şey olmadığını, birçok olası perspektiften biri olduğunu idrak etmeniz için, sizin düşünceden daha büyük olmanız gerekir. o bir düşünce yığınından başka bir şey değildir. ama realite her şeyin iç içe örülü olduğu, hiçbir şeyin kendi başına var olmadığı bir birleşik bütündür. düşünmek realiteyi parçalara ayırır; o, realiteyi kavramsal parçalara ayırır."
devamını gör...
1458.
"kopmak zordur," der nietzsche, "bir bağı ortadan kaldırmak acı vericidir. fakat çok geçmeden yerine yeni bir kanat çıkar." yürümenin felsefesi- frederic gros
devamını gör...
1459.
... bir süreden beri almanya'da evrendoğum, genel doğa felsefesi, siyaset, iktisat vb. sistemleri, bir gece içinde, mantar gibi, düzinelerle boy vermektedir. en önemsiz felsefe doktoru, hatta en önemsiz öğrenci bile, bugün kendini, en azından bir tam "sistem" kurmaktan bağışık saymıyor. tıpkı modern devlette her yurttaşın, üzerinde oy vermeye çağrıldığı bütün sorunlar konusunda bir yargıya varmak için olgun bulunduğunun varsayılması gibi; tıpkı ekonomide, her tüketicinin, geçimi için satın alma durumunda bulunduğu bütün metalar üzerinde tam bir bilirkişi olduğunun kabul edilmesi gibi - aynı varsayım bundan böyle bilimde de hüküm sürecek. bilim özgürlüğü, kişinin öğrenmediği şeyler üzerinde yazması ve bunu sıkı sıkıya bilimsel tek yöntem olarak satması anlamına geliyor...
anti-dühring ~ friedrich engels ~ birinci baskıya önsöz
yaklaşık bir buçuk asır sonra, bugün, dünyanın herhangi bir yerinde, aynı tespitleri yapabiliriz.
aysun kayacı, konuya bağlı sorunların bir kısmını, güzel ağzı ile yakışıksız bir biçimde açıklamaya çalıştığında pek bir şey anlaşılmamıştı söylediklerinden.. *
anti-dühring ~ friedrich engels ~ birinci baskıya önsöz
yaklaşık bir buçuk asır sonra, bugün, dünyanın herhangi bir yerinde, aynı tespitleri yapabiliriz.
aysun kayacı, konuya bağlı sorunların bir kısmını, güzel ağzı ile yakışıksız bir biçimde açıklamaya çalıştığında pek bir şey anlaşılmamıştı söylediklerinden.. *
devamını gör...
1460.
birden yapayalnız kalıyorum dünyada. manevi bir çatının tepesinde seyrediyorum bütün bunları. dünyada yalnızım. görmek, uzakta olmaktır. açıkça görmek, durmaktır. tahlil etmek yabancılaşmaktır. insanlar bana değmeden geçiyor yanımdan. etrafımda havadan başka şey yok. kendimi o kadar tecrit edilmiş hissediyorum ki i, üzerimdeki giysiyle aramdaki boşluğu bile algılıyorum.
fernando pessoa- huzursuzluğun kitabı.
fernando pessoa- huzursuzluğun kitabı.
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
