261.
önce biraz ağladılar, ama alıştılar şimdi. aşağılık insanoğlu her şeye alışır!

suç ve ceza, fyodor mihayloviç dostoyevski
devamını gör...
262.
"insanlar birbirlerine kızdıklarında aşağılamak için 'hayvan' derler. oysa hayvan kelimesinin aşağılama amaçlı kullanılması haksızlıktır. insanlar hayvanların sergilemedikleri nice ahlak dışı, insana yakışmayan davranış sergilerler de, yine de her zaman, her konuda hayvanlardan üstün olduklarını düşünürler. hiçbir köpek, sahibini evden uzaklara, mesela belgrat ormanları'na götürüp, tek başına bırakıp arabasına atlayıp kaçmaz. hiçbir kedi, sahibini çuvala koyup eve uzak bir yerde salıvermez. pek çok köpek, sahibi yere uzandığında telaşlanır, onu yerden kaldırmadan rahat etmez; uzaklara bırakılan kediler ve köpekler, kilometrelerce yol kat edip -aslında kendilerine ait olmayan- evlerine dönerler. yani hayvanlar insanlara oranla daha sadıktırlar, dostlarına haksızlık etmezler; bu arada adlarının hakaret amaçlı kullanılmasını da hak etmezler."
miyase'nin kuzuları - üstün dökmen.
devamını gör...
263.
elimde enjektör, öylece kalakaldım. çok klasikti; ama ben de arkamda bir şeyler bırakmalıyım diye düşündüm. en azından ölümü tercih ettiğimi bilmeliler diye düşündüm. aslında hiç kimseye hiçbir şey borçlu değilim, alışverişi keseli çok oldu. ama son kez bir iletişim denemesi yapabilirim. uzaya gönderilen, hedefi yüz yıllarca ışık yılı uzakta olan sinyaller gibi.
ne yazacağımı düşünürken yaşlanıp ecelimle ölmek istemiyorum ama nasıl başlayacağımı da bilmiyorum. şöyle başlasam mı mesela: "hey millet, ben ölmeye karar verdim! niye biliyor musunuz, çünkü yaşım yirmi yediye geldi dayandı, benim gibiler daha fazla yaşamamalı. allah korusun, ya ölmeye değil de üremeye karar verseydim! neyse ki aklım başımda, sahneye girmem gereken yeri ayarlayamadım ama çıkmam gereken yeri biliyorum. kendinize iyi bakın, kötü alışkanlıklardan uzak durun. "

(bkz: kanat güner)
devamını gör...
264.
"biz şarklılar neden ille her şeyi büyütüp efsaneleştiririz? aklı başında insanlardan duymuştum:
'bakılamıyor efendim' diyorlardı. 'imkânı yok gözlerine bakılamıyor. çenesine kadar hadi neyse ne ama, başınızı daha yukarı kaldırdınız mı, gözleriniz iki kuvvetli projektörle karşılaşmış gibi kamaşıyor, çarpılıp sersemliyor, bir şeyler oluyorsunuz.' ben bunu duydum ya, şimdi korkudan başımı kaldırıp da yüzüne bakamıyorum. bütün görebildiğim: saatinin kösteği, yeleği, sol elinin yelek cebine dalmış iki parmağı, kolalı devrik yakası, hadi bilemediniz biraz da çenesinin ucu... hepsi bu kadar. ama çocukluk işte, şeytan dürttü.* ya herrû ya merrû deyip birden daha yukarı bakıverdim. a, ne kamaşma ne çarpışma, işte pekâlâ bakılabiliyordu. hatta müdür de, hoca da bakabiliyordu.
gerçi projektör, şimşek filan edebiyat ama şunu söylemeli ki, bu bakış pek öyle herkesin bakışına da benzemiyordu. bu gözler bir yere bakıyor ama baktığı şeyden çok daha gerileri, çok daha derinleri görüyor gibi idiler."
(bkz: haldun taner) (bkz: şişhaneye yağmur yağıyordu) hikâye kitabındaki "atatürk galatasaray'da"dan.
devamını gör...
265.
"düşman gibi sevişiyoruz, acıtarak. sevişmek kendi canımızı acıtmak anlamına geliyor."

-evvelotel, ayfer tunç
devamını gör...
266.
gideceksin. kocaman bir yol açacaksın sesine. sıçrayacaksın taş evlerin üstünden. kralları, prensleri ve tanrıları kıskandıracaksın. kollarını açmışsın, kavuşuyorsun mırıltılarla doğan kendine. ne yoran ne de yanıltan bir düş bu…
umay umay - rüya duvarları
devamını gör...
267.
"ne yazık! dünyada sadece tek bir varlığı sevmek, onu bütün kalbiyle sevmek ve karşınızda durup size bakar, cevap verir, konuşurken, sizi tanımadığını fark etmek! sadece onun tesellisine ihtiyaç duymak ve bunu yapması gerektiğinden habersiz olan tek kişi olduğunu anlamak!"

- bir idam mahkumunun son günü, victor hugo
devamını gör...
268.
''türk neslinden bir güzel kız beni kendi isteğimle ölüme doğru götürmektedir. o kızın kendi fettan, gözleri de öldürücüdür. zaten türk'ün öldürücülüğü meşhur değil midir? bu kızın kardeşinin kılıcı ne kadar keskin ve öldürücü ise de bu hususta onun gözü erkek kardeşinin kılıcından daha keskindir. kardeşi aldığı esirleri azad ederse de bunun esirleri azad kabul etmez. kardeşi bazı insanların kanını dökerse de, bu, herkesin kanını dökmektedir...''

ural altay mitolojisinde arketipler ve semboller
devamını gör...
269.
günün birinde gökyüzünde güz mevsiminde artık esmer lekeler göremeyeceksiniz. günün birinde yol kenarlarında toprak anamızın koyu yeşil saçlarını da göremeyeceksiniz.
son kuşlar, sait faik abasıyanık.
devamını gör...
270.
sana beni asla tanımamış olan sana
devamını gör...
271.
mezar taşları sanki teslimiyetle kaldırılmış elleri andırıyor, her ne kadar artık kimse onları tehdit etmese de. başarıyla başarısızlığın, katille kurbanın bir araya geldiği, hırsızla polisin ilk ve son olarak huzur içinde yan yana yattığı bir sessizlik ve hakikat kenti.
hırsız ve köpekler
necip mahfuz
devamını gör...
272.
'herkes, seni göründüğün gibi algılar, sadece bazıları gerçekte ne olduğunu tecrübe ederler.''niccolo machiavelli / prens
devamını gör...
273.
bu kentin insanları, yağmura tutulma korkusu nedir bilmez, havanın açmasını beklemezlerdi ya, içlerinden yalnız bir tanesi onlara benzemezdi.
(bkz: bilge karasu)
(bkz: göçmüş kediler bahçesi)
devamını gör...
274.
''bana çevirdiği gözlerine dikkatli bakınca, orada ışıklardan bazılarının yanmadığını görüyorum. sevilmeyen insanların gözlerinin ışığı hep biraz sönüktür. bunu görmek her zaman hüzünlendirir beni. aç kalmak, susuz kalmak gibi bir şeydir bu.''
kral kaybederse - gülseren budayıcıoğlu
devamını gör...
275.
*(bkz: köpeklerin bilgeliği)*
antik kiniklerden metinlerin olduğu bu kitaptan çok kısa bir anekdotu kendi alın terim çevirisi ile buraya bırakayım.
öncelikle bazı kaynaklarda diyojen* için sadece babasının değil, kendisinin de bir kalpazan olduğu yönünde bilgiler vardır. bazı kaynaklarda ise sadece babası kalpazanlık yapmıştır diye geçer ama her ikisi de sürgün edilmişlerdir diye bahsedilir.
kendisine alaycı bir şekilde; *sinop'lular seni sürgüne yolladılar denildiğinde şu cevabı vermiştir;
evet ben de onları aynı şekilde orada bıraktım.*
devamını gör...
276.
o da biliyordu ki, herkesin ruhunu bedeninin çarmıhına gerdiği, bırakın acıyı, sevincin bile paylaşılamadığı bir dünyada, kimse boyunu incelik ve derinlikle ölçmeye kalkmazdı. ama yine de ‘insanın acısını insan alır’ sözüne inanıyordu bütün yüreğiyle.

insanın acısını insan alır- şükrü erbaş
devamını gör...
277.
biliyor musun, yalnızlık insanın kendi seçimiyse iyi bir sığınak sayılmalı. insan geçmişe gülümseyerek bakıyorsa, başka bir umarı kalmadığındandır. avucumuzdan usul usul sıyrılan dünyayı son bir çırpınışla sevmekten başka ne gelir elimizden. yoksa insana acısını özleten bir gerçeklik, gerçekte ona verilmiş bir cezadır.

insanın acısını insan alır- şükrü erbaş
devamını gör...
278.
kişi neyi severse sevsin, neyi yererse yersin, neye inanırsa inansın, neyi inkar ederse etsin, kısaca ne ederse etsin bilerek etsin.

-kendini aramak, ihsan fazlıoğlu
devamını gör...
279.
"ihtiyarlardan durmadan öğüt dinlemek de sıkıcı olabilir. gerçekten ihtiyarlarımız bu haklarını çok istismar etmişlerdir, kullanmışlardır. insan onları dinledikten sonra çoğu zaman kendi aklını daha çok beğenmeye başlar." *

"hürriyet neden durmadan gelmek zorunda kalıyordu? bunun üzerinde düşünülmeliydi. bu hürriyet neden ikide birde geliyordu? bunun üzerine düşünülmeliydi. hürriyet, düşünmesi bilenlerle birlikte gelmeliydi." *

"ve memleketin haline öyle üzülmeye başlarsın ki üzülmekten başka bir şey yapmaya gücün kalmaz." *

(bkz: oğuz atay) - (bkz: bir bilim adamının romanı (kitap))
devamını gör...
280.
birisi kabuk tutmuş yaralarımızı okşamaya başladığında,cırt diye açılıveriyor ve kanamaya başlıyor yeniden oluk oluk.birine teslim olduğumuzda içimizi döktüğümüzde,bedenimiz ve ruhumuz kan içinde kalıyor.o yüzden değil mi içimizi tutmalarımız,birine teslim olmaktan korkmalarımız, ortalıkta gergin ve tedirgin dolanmalarımız? 'anlatsam mı anlatmasam mı?' kararsızlığımız.'bu sevgi beni acıtır mı?' kuşkularımız.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"kitap alıntıları" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim