1681.
''bir ben var benden ötürü, sen varsın senden ötürü, laylaylom. kedi var gülümsüyor, maaovv.''
çok derin anlatımlar, dönüş yolculukları var paragrafta.
kedi sesi, pipet.
çok derin anlatımlar, dönüş yolculukları var paragrafta.
kedi sesi, pipet.
devamını gör...
1682.
aklının arzu ettiği kadar değil,
gönlünün alabildiği kadar sevebilirsin!
gönlünün istediği yere kadar değil
ayaklarının götürebildiği yere kadar gidebilirsin..
geveze-aşka dair
gönlünün alabildiği kadar sevebilirsin!
gönlünün istediği yere kadar değil
ayaklarının götürebildiği yere kadar gidebilirsin..
geveze-aşka dair
devamını gör...
1683.
''hemen piyangonun ne olduğunu anlatayım. örneğin benim 50 ruble değerinde bir ineğim var. bu ineği piyangoyla satmak istiyorum ve o nedenle de herkese 1 ruble değerinde bilet almayı öneriyorum. 1 rubleye bir inek sahibi olma olanağı var! herkes ineği satın almak istiyor ve rubleler yağmaya başlıyor. 100 ruble toplandığında, piyangoyu çekiyorum: piyangoyu kazanan, ineği 1 rubleye almış oluyor, diğerleri hava alıyor. inek insanlara ucuza mı geldi? hayır, çok pahalıya geldi, çünkü değerinin 2 katı para ödendi, çünkü iki kişi (piyangoyu düzenleyen ve ineği kazanan) hiçbir şey yapmadan kazanç sağladılar, hem de paralarını kaybeden 99 insanın sırtından. demek ki piyangonun halk için kazançlı olduğunu söyleyenler halkı basitçe aldatmaktadır. aynı şekilde köylüye, yoksulluk ve sefaletten çeşitli kooperatifler (ucuz satın alma ve kârlı satma birlikleri), işletmelerde çeşitli iyileştirmeler, bankalar ve benzeri önlemler sayesinde kurtulacağını vaat edenler onu aldatmaktadır.''
lenin - kır yoksullarına
devamını gör...
1684.
devamını gör...
1685.
"yalvarıyorum kardeşlerim, yeryüzüne sadık kalın ve size doğaüstü umutlardan söz edenlere inanmayın! zehir saçar onlar, farkında olsalar da olmasalar da.
yaşamı aşağılayanlardır onlar, kuruyup gitmeye yüz tutmuş ve bizzat zehirlenmiştir onlar, yeryüzü yaka silkti böyle kişilerden: yok olsalar ya hepten!" - böyle buyurdu zerdüşt
yaşamı aşağılayanlardır onlar, kuruyup gitmeye yüz tutmuş ve bizzat zehirlenmiştir onlar, yeryüzü yaka silkti böyle kişilerden: yok olsalar ya hepten!" - böyle buyurdu zerdüşt
devamını gör...
1686.
ayaklar altina alinmis o haklarini sadece talep etmek yerine, onlari kendileri elde ettikleri zaman aslinda onlara sahip olmus olacaklar…
f. hegel/ akil dedigimiz sey
devamını gör...
1687.
"kardeşlerim , yalvarırım dünyaya sadık kalın ve tabiatüstü umutlardan bahsedenlere inanmayın!
bunlar , bilerek de olsa , bilmeyerek de olsa etrafa zehir saçarlar.
bunlar hayatı hor görenlerdir; ölüm döşeğindeler ve bizzat kendi kendilerini zehirlemişler. dünya bunlardan yorulmuş, öyleyse bırakalım gitsinler!" - böyle buyurdu zerdüşt
bunlar , bilerek de olsa , bilmeyerek de olsa etrafa zehir saçarlar.
bunlar hayatı hor görenlerdir; ölüm döşeğindeler ve bizzat kendi kendilerini zehirlemişler. dünya bunlardan yorulmuş, öyleyse bırakalım gitsinler!" - böyle buyurdu zerdüşt
devamını gör...
1688.
kitaplarla, resimlerle güzel şeylerle dolu olan, insanların alçak sesle konuştukları,kendilerinin ve düşüncelerinin temiz olduğu bir havayı solumak istiyorum.
(bkz: martin eden)
(bkz: jack london)
(bkz: martin eden)
(bkz: jack london)
devamını gör...
1689.
"beni kalbinde bir mühür gibi taşı, sevgi ölüm kadar güçlüdür."
insanın anlam arayışı
insanın anlam arayışı
devamını gör...
1690.
"üç hasletten dolayı arabi seviniz: çünkü ben arabım, kur'ân-ı kerim arapça olarak nazil olmuştur, cennet ehlinin konuştukları dil arapçadır."
"halkı allah'ın azabından sakındıran peygamberlerden olsun diye onu apaçık bir arapça lisan ile senin kalbine cebrail getirdi."
"halkı allah'ın azabından sakındıran peygamberlerden olsun diye onu apaçık bir arapça lisan ile senin kalbine cebrail getirdi."
devamını gör...
1691.
1692.
"önyargı da bir çeşit korkudur . insan bilmediğinden korkar. korktuğunu ise yargılar.
/gökçen
/gökçen
devamını gör...
1693.
"...ya sonsuza dek kalırsa zamanın olmadığı bir boşlukta? çıldırır mıydı? ya da zaten delirmişti... hayır, delirmemişti. hiçbir zaman aklını kaçırmamıştı, sadece gerçeği kabul edemeyecek kadar korkmuştu..."
*
olasılıksız - adam fawer
*
olasılıksız - adam fawer
devamını gör...
1694.
şu ağacı ellerimle sallamak isteseydim eğer, bunu yapamazdım.
ama bizim göremediğimiz rüzgar, ona acı veriyor ve onu nereye isterse oraya doğru büküyor. bizi en kötü biçimde eğip bükenler ve acıtanlar, hep görünmeyen ellerdir.
(bkz: böyle buyurdu zerdüşt)
devamını gör...
1695.
devlet, kendi şiddetine hukuk; bireyinkine ise suç adını verir.
biricik ve mülkiyeti - max stirner
biricik ve mülkiyeti - max stirner
devamını gör...
1696.
[[alıntı]]
kibarlık zariflik insanın içinden gelir, dans öğretmeninden öğrenilmez.
[[alıntı]]
(bkz: fyodor mihayloviç dostoyevski)
(bkz: budala)
kibarlık zariflik insanın içinden gelir, dans öğretmeninden öğrenilmez.
[[alıntı]]
(bkz: fyodor mihayloviç dostoyevski)
(bkz: budala)
devamını gör...
1697.
çok fazla yalnızlık var, çok fazla. herkes ağlayacak bir göğüs istiyordu ama kimse o göğüs olmayı göze alamıyordu
inci aral - sadakat.
devamını gör...
1698.
“hiçbir gemi bizi kitaplar kadar uzağa götüremez.”
-sadece rüzgar bilir
(şiddetle tavsiye ederim bu kitabı okumanızı, gördüğüm kadarıyla çoğu kişi bilmiyor henüz.)
-sadece rüzgar bilir
(şiddetle tavsiye ederim bu kitabı okumanızı, gördüğüm kadarıyla çoğu kişi bilmiyor henüz.)
devamını gör...
1699.
en sevdiğim yerli yazardan birkaç alıntı bırakayım madem...
''okşayan elleri ısıranlar, tekmeleyen ayakları öperler...'' hakan günday/ piç
''hayat, ölene kadar hissedilen zevklerden çekilen acılar çıkarıldığı zaman geriye kalandır...'' hakan günday/ kinyas ve kayra
''mutsuzluğuna hiçbir çare aramıyorsun. ve en büyük acının kendininkinin olduğunu düşünüyorsun. dünyadan haberi olmayan bütün geri zekalılar gibi...'' hakan günday/ kinyas ve kayra
''kalabalığın kayıtsızlığı karşısında yavaş yavaş sesi kesilen yaygaracı, gerçeği kabullenir ve çevresindeki boşluğu insanlarla doldurur. buna, büyüme denir. yetişkin olma...'' hakan günday / az
''insanın kullandığı ilk alet, başka bir insandır...'' hakan günday/ daha
''okşayan elleri ısıranlar, tekmeleyen ayakları öperler...'' hakan günday/ piç
''hayat, ölene kadar hissedilen zevklerden çekilen acılar çıkarıldığı zaman geriye kalandır...'' hakan günday/ kinyas ve kayra
''mutsuzluğuna hiçbir çare aramıyorsun. ve en büyük acının kendininkinin olduğunu düşünüyorsun. dünyadan haberi olmayan bütün geri zekalılar gibi...'' hakan günday/ kinyas ve kayra
''kalabalığın kayıtsızlığı karşısında yavaş yavaş sesi kesilen yaygaracı, gerçeği kabullenir ve çevresindeki boşluğu insanlarla doldurur. buna, büyüme denir. yetişkin olma...'' hakan günday / az
''insanın kullandığı ilk alet, başka bir insandır...'' hakan günday/ daha
devamını gör...
1700.
ben ikide bir böyle oluyorum bazen. bütün insanların boynuna sarılıp öpecek kadar seviyorum. bazen de hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum.
(bkz: içimizdeki şeytan)
(bkz: sabahattin ali)
(bkz: içimizdeki şeytan)
(bkz: sabahattin ali)
devamını gör...
