kitap alıntıları
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
başlık "mesteral" tarafından 08.11.2020 11:05 tarihinde açılmıştır.
1141.

alelade bir alıntı yapmak istemiyorum.
bir önceki bölümdeki bir diyalogda(kitabın ana karakterlerinden birisi dahil olmak üzere 3 kişinin arasında geçen muhabbette demek te daha doğru olabilir) yazılı metinlerin, ilk çağlardan beri süregelen granit yapıların yani taş metinlerin(yapıların) önüne geçeceğinin anlatımına gönderme yapan victor hugo, bir sonraki bölümde yaklaşık 20 sayfa boyunca bu iddiasını öyle güzel destekler , mimarlığın ölümünü ve kağıt metinlerin yükselişini öyle güzel betimler ki, her bir sayfayı tekrar tekrar okumak istersin.
notre-dame katedralinin yıkılmak istenilmesi üzerine yazdığı muhteşem ötesi kitapta, sadece okunulan birkaç sayfa üzerine dahi "deha demek ki böyle bir şey." dedirten victor hugo'nun, bunu sayfalar boyu hafif hafif rencide ettiği matbaa çıkışlı yazılı metin üzerinden yapması ve bu inanılmaz çelişki ile beraber okurları mest etmesi insanı tekrar tekrar hayran bırakır. övgüler dizmek istediği yapı mimarlığını överken kendi dehasını sergilemesini sağlayan matbaayı yerebilmesi ve bunu ilmek ilmek işlemesi, onun o dönem sadece bir katedrali kurtarmak için yazdığı bu eserin, bize katedralin yıkılma ihtimaline şükretmemizi sağlaması da(çünkü eserin ortaya çıkmasını sağlamış) harika bir ayrıntıdır.
"... böylece, buraya kadar ister istemez eksik ve noksan olarak söylediklerimizi özetleyecek olursak insan türünün iki kitabı, iki kayık kütüğü, iki vasiyetnamesi vardır: yapı ve baskı metin, taştan kitap ve kağıttan kitap. elbette yüzyıllar boyunca alabildiğince açık olan bu iki kitap, durup seyredildiği zaman, granit yazının; sıra sütunlar, kapı kuleler, dikilitaşlar olarak biçimlendirilmiş şu devasa alfabelerin; piramitten çan kulesine, keops'tan strasbourg'a kadar geçmişi ve yeryüzünü kaplayan, insan elinden çıkma bu dağların gözle görülür ihtişamını özlemek mümkündür. geçmişi bu mermer sayfalardan tekrar okumak lazımdır. mimarlığın yazmış olduğu kitabı hayranlıkla seyretmek ve durmadan karıştırmak lazımdır; ama matbaanın diktiği yapının büyüklüğünü de inkâr etmemek lazımdır..."
bir insan düşünün ki, bir yapının yıkılmaması için fiziki olarak karşı gelmek bir yana, insanları hayran bırakacak kadar güzel metinler yazarak ta bu eylemini destekliyor.
alıntıyı bitirmişken, yakın tarihte yanarak kimi insanları üzen notre-dame katedrali, bunu quasimodo'nun, çatısında koşarak bizlere o anları adeta yaşatmasını sağlatan victor hugo yüzünden yapmalarını, bir nebze de olsa üzülmelerini sağlamıştır hiç şüphesiz...
devamını gör...
1142.
1143.
devamını gör...
1144.
'üzerindeki zırhı çıkar ki ışık çatlaklarından girip yolunu bulsun.'
bugün kalan hayatımın ilk günü-maud ankaoua.
bugün kalan hayatımın ilk günü-maud ankaoua.
devamını gör...
1145.
hisseden her şey acı çeker ve zindan içindedir bende: ama benim istemim hep benim kurtarıcım ve sevinç kaynağım olarak gelir bana.
istemek özgürleştirir: budur istemin ve özgürlüğün gerçek öğretisi – böyle öğretiyor size zerdüşt.
artık-istememek, artık-değer-biçmemek ve artık-yaratmamak! ah, bu büyük yorgunluk her daim uzak olsun diye benden!
idrak ederken bile istemimin dölleme ve olma sevincini hissediyorum sadece; ve idrakimde masumiyet varsa, bu onun içinde dölleme istemi olmasındandır.
tanrının ve tanrıların ötesine cezbetti beni bu istem; yaratacak ne kalırdı geriye, tanrılar – var olsaydı?
ama hep yeni baştan, insanlara doğru götürüyor beni kızışmış yaratıcı istemim; böylece itiyor çekicimi taşa.
böyle söyledi zerdüşt - nietzsche
istemek özgürleştirir: budur istemin ve özgürlüğün gerçek öğretisi – böyle öğretiyor size zerdüşt.
artık-istememek, artık-değer-biçmemek ve artık-yaratmamak! ah, bu büyük yorgunluk her daim uzak olsun diye benden!
idrak ederken bile istemimin dölleme ve olma sevincini hissediyorum sadece; ve idrakimde masumiyet varsa, bu onun içinde dölleme istemi olmasındandır.
tanrının ve tanrıların ötesine cezbetti beni bu istem; yaratacak ne kalırdı geriye, tanrılar – var olsaydı?
ama hep yeni baştan, insanlara doğru götürüyor beni kızışmış yaratıcı istemim; böylece itiyor çekicimi taşa.
böyle söyledi zerdüşt - nietzsche
devamını gör...
1146.
"-kolyeni bende unutmuşsun, akşam gel al.
- yangında unuttum sanıyordum.
-yangın sayılır.
ağır roman/ metin kaçan
devamını gör...
1147.
sahici bir kuşa dönüşüp bu dalların üstünden gökyüzüne kanatlanmayı, yukarıdaki ay ellerinde kaybolup giderek bu dünyadaki insanların yüzlerini artık görmemeyi ne kadar istiyordum.
çalıkuşu
çalıkuşu
devamını gör...
1148.
birden kaldırımlardan taşan kalabalıkta onunda olabileceği aklıma geldi içimdeki sıkıntı eridi
-aylak adam-
-aylak adam-
devamını gör...
1149.
özgür mü diyorsun kendine ?
sana hükmeden düşünceni duymak isterim.
sana hükmeden düşünceni duymak isterim.
devamını gör...
1150.
"kalk haydi, ebediyen uyuyacağız zaten!"
amin maalouf/ semerkant
(ömer hayyam)
amin maalouf/ semerkant
(ömer hayyam)
devamını gör...
1151.
...onu sevenlere huzur verir diyorlar, hepsini kendisi ile birlikte cennetine götürecekmiş; ama şunu da diyorlar, ona inanmayanları cehenneme atacakmış. bu doğruysa, demek o da bizler gibi hem iyi, hem kötü.
biz de sevdiklerimize iyi davranırız, geri kalanın canı çıksın. onun gücü bizde olsaydı, biz de sevmediklerimizi, hiç de emin olmadan, sonuna değin lânetleyecektik belki.
tanrıgelinisibyl
biz de sevdiklerimize iyi davranırız, geri kalanın canı çıksın. onun gücü bizde olsaydı, biz de sevmediklerimizi, hiç de emin olmadan, sonuna değin lânetleyecektik belki.
tanrıgelinisibyl
devamını gör...
1152.
tek başınayken kimin hangi yüzüyle yaşadığını kim biliyor ?
hayır-adalet ağaoğlu
devamını gör...
1153.
birinin bizi evcilleştirmesini kabul edince, biraz da olsa göz yaşı dökmeyi göze almalıyız.
küçük prens - antoine de saint-exupéry
küçük prens - antoine de saint-exupéry
devamını gör...
1154.
" tuttukları dilek için bile para verir insanlar. havuzlara, kuyulara para atarlar. dileğini bile satın almaya alışmış birine de barış hediye edilmez, satılır." / hakan günday- zamir
devamını gör...
1155.
bir çiçeği büyüten sevgi, insanı değiştirmez mi sanıyorsun ?...
küçük prens
küçük prens
devamını gör...
1156.
nefretiniz elektriğe dönüştürülebilseydi bütün dünyayı aydınlatmaya yeterdi
-tesla aforizmalar
-tesla aforizmalar
devamını gör...
1157.
bilinçleninceye kadar asla başkaldıramazlar, ama başkaldırmadıkça da bilinçlenemezler.
george orwell/1984
george orwell/1984
devamını gör...
1158.
düşünceleri darmadağındı. o sırada olup biteni düşünmek çok zordu. unutmak ,her şeyi unutmak , sonra uyuyup yeni baştan başlamak istiyordu.
suç ve ceza
suç ve ceza
devamını gör...
1159.
''...şöyle diyelim; avrupa tanzimat'tan beri aynı emelin kovalayıcısıdır: türk aydınında mukaddesi öldürmek. mukaddesi yâni islâmiyet'i. bu mukaddesin yerine kendi mukaddesini aşılayamazdı. çünkü misyonerin hedefi, devlet-i âliyye'yi hristiyanlığa kazanmak yâni, devlet-i âliyye ile bütünleşmek değil, ezelî düşmanını ''etnik'' bir toz yığını hâline getirmekti, istediği kalıba sokacağı şuursuz ve iradesiz bir toz yığını. kaldı ki islâm'a teklif edeceği bir mukaddesi de yoktu, avrupa'nın. tahrip ameliyesi hiç değilse aydınlar ''kesimi''nde tam bir başarıya ulaştı. batı'nın muharref hristiyanlığa tevcih ettiği tenkitleri kendi dinimiz için de geçerli sandık. ''hür-endiş''likleriyle övünen nesiller türedi. ''hür-endiş''ler ananeye düşmandılar, tek mâbudları vardı: teceddüt; tek mâbedleri: avrupa. celâl nuri, abdullah cevdet, baha tevfik ve sabahattin bey (prens sabahattin)vs... sözde bir isyandı bu... taassuba, istibdâda karşı zekânın direnişiydi. izmihlâlin mes'uliyetini imâna yükleyen bu zavallılar bir asır önceki fransız intelijansiyasının kiliseye karşı savaşını tekrarlayan şuursuz birer aktördüler. zehirli telkinleri mukâvemet kalelerini yok etti. imânsız ve idealsiz nesiller türettik. pusuda bekleyen yabancı ideolojiler setleri yıkılan ırmaklar gibi yayıldılar ülkeye.'' (bu ülke - cemil meriç)
devamını gör...
1160.
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106

