kitap alıntıları
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
başlık "mesteral" tarafından 08.11.2020 11:05 tarihinde açılmıştır.
241.
mahpuslardan birini eskiden hali vakti yerinde olan bir sibiryalıyı akşamüstü kapıya çağırdılar.bundan 6 ay önce eski karısının başkasıyla evlendiğini haber almış çok üzülmüştü.işte o eski karısı hapishane kapısına arabayla gelmiş onu çağırmış sadaka vermişti. bir iki dakika konuştular ağlaştılar bir daha görüşmemek üzere vedalaştılar.kışlaya dönerken yüzünü gördüm... doğru burada insan sabırlı olmayı öğrenebilir.
ölüler evinden anılar
ölüler evinden anılar
devamını gör...
242.
“bir insanin hayatı boyunca kendisini kandırdığı şeyi aldığınız anda mutluluğunu da bitirirsiniz.”
mahcubiyet ve haysiyet / dag solstad
mahcubiyet ve haysiyet / dag solstad
devamını gör...
243.
devamını gör...
244.
“cocuklugun en feci yani; kötü seylerin gectigini, zamanin gelip gecici bir sey oldugunu bilmemektir. cocukluktaki bir dehset âni dayanilmaz bir ebediyet gibi basinizda dikilir.”
davin vann /akvaryum
davin vann /akvaryum
devamını gör...
245.
içeride on ikisi de öfkeyle bağırıyor, on ikisi de birbirlerine benziyordu. artık domuzların yüzüne ne olduğu anlaşılmıştı. dışarıdaki hayvanlar, bir domuzların yüzlerine, bir insanların yüzlerine bakıyor; ama onları birbirlerinden ayırt edemiyorlardı.
(bkz: hayvan çiftliği- george orwell)
(bkz: hayvan çiftliği- george orwell)
devamını gör...
246.
"aşk başladığında, sevdiğimiz kişinin gözünde, sevebileceği yabancı olarak kalmak isteriz, ama ona ihtiyaç duyarız; bedeninden çok dikkatine, kalbine dokunma ihtiyacı hissederiz."
marcel proust - çiçek açmış genç kızların gölgesinde
marcel proust - çiçek açmış genç kızların gölgesinde
devamını gör...
247.
''her şey ben araya giremeden olup bitiyordu. kaderim benim fikrim alınmadan yazılıyordu. bazen içimden herkesin sözünü kesip, 'bir dakika burada sanık kim? sanık olmak önemli bir şey. benim de söyleyeceklerim var!' demek geliyordu ama şöyle bir düşününce söyleyecek bir şeyim yoktu aslında.''
albert camus-yabancı
albert camus-yabancı
devamını gör...
248.
bir insanı öldürdüğün zaman, bir yaşam çalarsın. karısını bir kocadan, çocuklarını bir babadan mahrum bırakırsın. yalan söylediğin zaman bir insanın gerçeğe ulaşma hakkını çalmış olursun. aldattığın zaman bir insanın doğruluk, adalet hakkını elinden alırsın. çalmaktan daha büyük bir kötülük yoktur.
(bkz: uçurtma avcısı)
(bkz: uçurtma avcısı)
devamını gör...
249.
ben beş kırmızı araba ile gidip gördüm ve süper güzel bir gün olacağını biliyordum.
mark haddon-süper iyi günler.
mark haddon-süper iyi günler.
devamını gör...
250.
''en çok düşündüğümüz kelimeyi en az kullanmaya mecbur eden gururumuzu aldatmak için, sevmek fiiline sözden başka ifade şekilleri ararız.''
peyami safa, yalnızız romanı.
peyami safa, yalnızız romanı.
devamını gör...
251.
(bkz: amat)
(bkz: ihsan oktay anar)
en başta şöyle bir girizgahı vardır;
"kendine gofer ağacından bir gemi yap;
gemide odalar yapacaksın ve onu içeriden
ve dışarıdan ziftle ziftleyeceksin."
*(bkz: tekvin), 6:14
sonra da şu var;
-allah sizi sürüm sürüm süründürsün! yetmiş yerde yetmiş türlü belaya tuş olasınız da can verip kurtulamayasınız! hepinizin yedi ceddine lanet olsun! gözünüzün elifi sönsün! ocağınız tütmez olsun! ömrünüz ahla vahla geçsin! kolunuz çolak başınız kabak olsun! allah size bilenmez dertler versin! can evinize kurşun rastlasın! zındanlarda leşiniz kalsın! tuttuğunuz oruç boşa gitsin! kanlı kefenleriniz elime geçsin! bre zalimler!
şuna kitabın akışı içinde her daim koparak gülmüşümdür. artık ezberledim neredeyse.***
(bkz: ihsan oktay anar)
en başta şöyle bir girizgahı vardır;
"kendine gofer ağacından bir gemi yap;
gemide odalar yapacaksın ve onu içeriden
ve dışarıdan ziftle ziftleyeceksin."
*(bkz: tekvin), 6:14
sonra da şu var;
-allah sizi sürüm sürüm süründürsün! yetmiş yerde yetmiş türlü belaya tuş olasınız da can verip kurtulamayasınız! hepinizin yedi ceddine lanet olsun! gözünüzün elifi sönsün! ocağınız tütmez olsun! ömrünüz ahla vahla geçsin! kolunuz çolak başınız kabak olsun! allah size bilenmez dertler versin! can evinize kurşun rastlasın! zındanlarda leşiniz kalsın! tuttuğunuz oruç boşa gitsin! kanlı kefenleriniz elime geçsin! bre zalimler!
şuna kitabın akışı içinde her daim koparak gülmüşümdür. artık ezberledim neredeyse.***
devamını gör...
252.
mısır'da erkek cinsel organına büyük saygı duyulurdu. onun ucunu kesip tanrılara adak olarak veriyorlardı. ayrıca organın çok büyütülmüş şekli kuklalar halinde festivallerde ellerde taşınıyordu. bu gelenek dionysos ayinleri olarak mısır'dan yunanistan ve anadolu'ya geçiyor. bu ayinlerde kilden yapılmış büyük cinsel organlar yere gömülüp sulanırmış. bu yolla ülkeye bereket geleceğine inanılırmış.
(bkz: bereket kültü ve mabet fahişeliği)
(bkz: bereket kültü ve mabet fahişeliği)
devamını gör...
253.
"gerçek zaten her zaman en korkunç şey, ama gene de yalana, kendi kendini aldatmaya dayanacağına gerçeğe dayanmak her zaman daha iyi."
(bkz: thomas bernhard) (bkz: beton)
(bkz: thomas bernhard) (bkz: beton)
devamını gör...
254.
''kendimi anlatmak artık ilginç gelmiyordu. hem daha kaç kez anlatacaktım ki kendimi? daha kaç kez aynı şeyleri söylemek üzere, dudaklarımı aralayacaktım?''
daha (kitap).
daha (kitap).
devamını gör...
255.
"est sularus oth mithas" diyor, ejderha mızrağı serisinden sturm.
"onurum hayatımdır"
"onurum hayatımdır"
devamını gör...
256.
hayat, büyük aşklar, büyük zaferler ve büyük acılar değildir zaten. hayat tuhaf ve ışık hızında çakıp giden ayrıntılarda sakladığımız hasret ve kırgınlıklarımızla yüklü bir bohça, bir sırt çantasıdır. içinde rüyalarımıza senaryo olacağını bilmediğimiz hayallerimiz ve arzularımız...*
buket uzuner - uyumsuz defne kaman'ın maceraları toprak
buket uzuner - uyumsuz defne kaman'ın maceraları toprak
devamını gör...
257.
zamanın iki yüzü var, dedi kendi kendine hayyam, iki boyutu; uzunluğunu güneşin seyri belirliyor, kalınlığını ise tutkular.
amin maalouf - semerkant
amin maalouf - semerkant
devamını gör...
258.
gladyo adeta canlı ve çocukluğumuzun meşhur çizgi filmi voltran gibi farklı farklı gövdelerin ortak hedef için birleşerek hareket ettiği bir organizma gibi. bu organizmanın etkili kollarını tekrar anlatmakta fayda var : güvenlik bürokrasisinin içindeki ayak... siyasi ayak... ekonomi ayağı... medya ayağı... psikolojik harp açısından etkili olan sivil toplum ayağı...
gladyo operasyon türkiye
ceyhun bozkurt.
gladyo operasyon türkiye
ceyhun bozkurt.
devamını gör...
259.
sevgi, eşitlik ve özgürlük temeline dayanır. eğer taraflardan birinin boyun eğmesi ve bütünselliğini yitirmesi temeline dayanıyorsa, ilişki nasıl ussallaştırılırsa ussallaştırılsın, hangi kılıf altında gösterilirse gösterilsin , mazoşist bir bağımlılıktır.
özgürlükten kaçış-eric fromm
devamını gör...
260.
ilk günü böyle geçecektir. sonrakiler de böyle geçecektir. başta anlamayacaktır. biraz daha eski acemiler ona anlatmaya çalışacak, ne olduğunu, nasıl olduğunu, ne yapılması gerektiğini ve ne yapılmaması gerektiğini bazen ona açıklamaya çabalayacaklardır. ama çoğu zaman, bunu başaramayacaklardır. keşfettiği şeyin korkutucu bir şey olmadığı, bir kâbus olmadığı, birden uyanacağı bir şey olmadığı,
zihninden kovacağı bir şey olmadığı nasıl açıklanır, her gün bunun olacağı, var olan şeyin bu olduğu ve başka bir şey olmadığı, başka bir şeyin var olduğuna inanmanın, başka bir şeye inanır gibi yapmanın lüzumsuz olduğu, bunu gizlemeye çalışmaya bile değmediği, bunun arkasında ya da altında, ya da üstünde olacağı varsayılan başka bir şeye inanır gibi yapmaya değmediği nasıl açıklanır. bu vardır, hepsi o kadar.
her gün yarışmalar, zaferler ve hezimetler vardır. yaşamak için dövüşmek gerekmektedir. başka tercih yoktur.
ama en eski atletler bile, iki müsabaka arasında pistlerde soytarılık yapmaya gelen ve neşeli kalabalığın çürük meyve çöpleriyle beslediği bunak emekliler bile, onlar bile başka bir şey olduğuna inanırlar, gökyüzünün daha mavi olabileceğine, çorbanın daha iyi olabileceğine, yasanın daha az katı olabileceğine; yeteneğin ödüllendirileceğine inanırlar, zaferin onlara güleceğine inanırlar.
daha hızlı,daha yüksek, daha güçlü çok azı intihar etmeye kalkışır, çok azı gerçekten delirir.
bir kaçı haykırmayı sürdürür, ama çoğu susar, inatla.
georges perec - “ w ou le souvenir d’enfance ”
zihninden kovacağı bir şey olmadığı nasıl açıklanır, her gün bunun olacağı, var olan şeyin bu olduğu ve başka bir şey olmadığı, başka bir şeyin var olduğuna inanmanın, başka bir şeye inanır gibi yapmanın lüzumsuz olduğu, bunu gizlemeye çalışmaya bile değmediği, bunun arkasında ya da altında, ya da üstünde olacağı varsayılan başka bir şeye inanır gibi yapmaya değmediği nasıl açıklanır. bu vardır, hepsi o kadar.
her gün yarışmalar, zaferler ve hezimetler vardır. yaşamak için dövüşmek gerekmektedir. başka tercih yoktur.
ama en eski atletler bile, iki müsabaka arasında pistlerde soytarılık yapmaya gelen ve neşeli kalabalığın çürük meyve çöpleriyle beslediği bunak emekliler bile, onlar bile başka bir şey olduğuna inanırlar, gökyüzünün daha mavi olabileceğine, çorbanın daha iyi olabileceğine, yasanın daha az katı olabileceğine; yeteneğin ödüllendirileceğine inanırlar, zaferin onlara güleceğine inanırlar.
daha hızlı,daha yüksek, daha güçlü çok azı intihar etmeye kalkışır, çok azı gerçekten delirir.
bir kaçı haykırmayı sürdürür, ama çoğu susar, inatla.
georges perec - “ w ou le souvenir d’enfance ”
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105