1281.
beni düşüncelerimden koruyacak bir sığınak aradım ama bulamadım.
devamını gör...
1282.
tom, perdenin arkasında sırasını bekliyordu. alkış sesini duyunca enikonu heyecanlandı. iyi hazırlanmıştı, beğeneceklerine kuşku duymuyordu. kağıdı elinde sıkıca tuttu. açılan perdenin önünden sahneye yürüdü.
en çok inandığı konuyu anlatıyordu: özgürlük.
ona göre kişi, özgür olmalıydı, ancak bu başkalarına zarar vermek değil, onların özgürlüğünü de tanımaktı.
insan, arkadaşlarını, doğayı, doğanın bir parçası olan insanı sevmeliydi.
sevecenlik, özgür düşüncenin temeliydi, özgürlük ise varlık demekti.

tom sawyer- mark twain
devamını gör...
1283.
“wilhelm, aşk olmadan hayatın ne anlamı olur? ışık vermeyen büyülü bir fener gibi! küçük lambayı içine koyar koymaz, beyaz duvarında rengarenk imgeler görünür sana!.. bugün lotte’ye gidemedim, başımdan savamadığım insanlar bana engel oldu. ne yapayım diye düşündüm. uşağımı ona gönderdim, sırf bugün onu görmüş biri yakınımda olsun diye. onu öyle bir sabırsızlıkla bekledim, öyle bir sevinçle karşıladım ki! utanmasam tutup alnından öpecektim...”
genç werther’in acıları|goethe
devamını gör...
1284.
"yalnız, hissediyorum ki artık bunun sonu yok. saatlerce evde hiçbir şey yapmadan oturuyorum. sonra tam çıkarken evde kalsaydım bir şeyler yapabilirdim gibi hissediyorum. galiba hep acele ettim. hep yapması gereken çok şey olduğunu hissedip, hiçbir şey yapmak istemeyen biriydim. içimde adı boş ukdeler biriktirdim. dolduracak birini bekledim, kendimden umudu kestikten sonra. sonra beklemekten de vazgeçtim."

(bkz: oğuz atay)
(bkz: günlük)
devamını gör...
1285.
bunları bilip şunu söyleyebilene yazıklar olsun: 'aptal kız! bekleseydi, zamanın en iyi ilaç olduğunu bilseydi, ümitsizliği yatışır, kendini teselli edecek bir başkasını bulurdu.'
birinin çıkıp şunu söylemesi de aynı anlama gelir: 'aptal adam, yüksek ateşten öldü! gücüne kavuşuncaya, özsuyu iyileşinceye, kanındaki fırtına dininceye kadar bekleseydi: her şey yoluna girecek, bugün yaşıyor olacaktı!"

(bkz: genç werther'in acıları)
(bkz: johann wolfgang von goethe)
devamını gör...
1286.
“insanı umutsuzluk ve yenilmişlik duygusuna sevk edecek bir şey varsa o da kendi sesiyle konuşmamasıdır; hayranlık beslediğiniz insanların sizin namınıza söz almasına izin vermektir;bize ait olmayan, zorla kabul ettirilmiş hazlara sahip olmaktır.” adam philips/ yasak olmayan hazlar
devamını gör...
1287.
düşüncelerin hatta duyguların benliğinle özdeş değildir. düşüncelerini değiştirebilir, duygularını yatıştırabilir, davranışlarını değiştirebilirsin. benliğin değişime direnir. ancak daha iyi bir insan olmak ve sağlıklı düşünceler edinmek istiyorsan değişimden korkma.
devamını gör...
1288.
en güzel şarkılar nasıl sözsüz olanlarsa, en iyi dostlar da adsız olanlardır."

tomris uyar/ bir uyumsuzun notları/ s/ 105
devamını gör...
1289.
dorian gray’in portresi‘nden :

-peki ya sanat?
-sanat bir illettir.
-aşk?
-bir yanılsama.
-din?
-inancın yerine geçen moda akımı.
-sen bir septiksin.
-asla! septisizm inancın başlangıcıdır.
-nesin peki?
-tanımlamak sınırlamaktır.
devamını gör...
1290.
"sefaletim beni canımdan öyle bezdirmişti ki, artık bu hayatı savaşmaya değer görmüyordum. öylesine bitmiştim ki şimdi eski halimin bir gölgesiydim ancak."

knut hamsun-açlık

mükemmel bir kitaptır...
devamını gör...
1291.
bireyler açısından (hatta yanılgılarında ısrar eden, giderek daha ağır hatalara düşen uluslar açısından) kaçınılması en zor hırsızlık, kendinden çalmaktır.

kayıp zamanın izinde
devamını gör...
1292.
hani hep "gercek olamayacak kadar guzel." derler ya, bu an ise hayal olamayacak kadar guzeldi. guzel olan sey hayal degil gercektir. hicbir sey hayal olarak mutlu etmez insani. her sey gerceklesince guzellesir...
devamını gör...
1293.
beni yoran biri varsa, o da ben kendimim. beyaz zenciler
devamını gör...
1294.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
*
devamını gör...
1295.
"ben sana hakettiğinden fazlasını verdim. üstü kalsın."
ezgin kılıç
devamını gör...
1296.
ne var ki, aşkın bencillik bakımından sınırsızlığı sebebiyle, sevdiğimiz insanlar zihinsel ve manevi niteliklerinin bizim için tanımı nesnellikten en uzak olan kişilerdir; arzu ve korkularımıza bağlı olarak, sevdiklerimiz üzerinde sürekli düzeltmeler yapar, onları kendimizden ayırmayız; sevgimizi dışavurabileceğimiz muazzam ve belirsiz bir alandan ibarettirler.

syf. 2577
kayıp zamanın izinde.
devamını gör...
1297.

"piç olmak, soylu sınıfından bir adamla birtakım politik hesaplar uğruna değil, gerçek sevgi uğruna birlikte olabilmek gibi asil özellikler taşıyan bir kadının çocuğu olmak anlamına gelir."


alamuta dönüş - ernst w. heine
devamını gör...
1298.
''teninde bir rüyanın yakıcı kaydı, âdem gece içinde düşe kalka yol aldı, kâbil'i bir kez daha ırmağın kıyısında, üzüm bağlarının arasında yakaladı.

bir asma kütüğünün üzerinde oturuyordu. kuru odunları yığmıştı üst üste. yaktığı ateşin alevlerine bakıyordu şimdi. bu sönen, çöken güzelliğe hüzünle baktı âdem. hayatın ışığı o'ndan günbegün uzaklaşmıştı. nergislerinden, nilüferlerinden geriye bir şey kalmamıştı.

içi yandı koca dağ gibi âdem'in. yaklaştı. bir kez daha kâbil'in ayaklarının dibine oturdu. başını oğulcuğunun dizlerine yasladı. bir kez daha yalvardı. ''ey oğulcuğum!'' diye söze başladı. ağaçta dal, ateşte alev sarsıldı.

bir kez daha sabaha kadar konuştular. bu kitabın en acı sayfaları bunlar. kimi âdem söyledi kâbil dinledi; kimi kâbil konuştu âdem hiç ses etmedi. lâkin sözün gücü ne değildi ki?! kâbil'in sözleri âdem'i çökertti de âdem'in söyledikleri kâbil'i yolundan bir zerre mesâfe çeviremedi. kâbil, alev kadar yakıcı sözü bir cehennem yatağından bulup çıkarırken, söz incindi, kandilin alevi tükendi. söz bile yaratılalı beri sırtına böyle ağır bir yük, bu kadar zorlu bir libas binmemişti.

cümle koptu âdem'in dilinden... ''ey oğul! yapma, gel bu uçurumdan beri. gel, vazgeç bu kızgın öfkenden. ateşinde sen de yanma bizleri de yakma. bu azgınlıkta sen de boğulma.''

kâbil, yerinden fırladı, yaslandığı asma kütüğü sarsıldı. ''azdımsa'' dedi, ''beni o azdırdı!'' ''o'' derken, başını göklere kaldırdı. sonra elini alnının üzerinden geçirdi, işaret etti: ''alnıma böyle yazdı'' gözleri kocamandı. ''bütün bunları o istedi, o zorladı. kaderimse, kaderimde boğulmaktan başka ne yapabilirim, alnıma öyle yazmışsa ben mi sileceğim?!''

âh bu sahne... âdem'e ne kadar da tanıdıktı. oğulcuğunun gelip kaderin en sert taşına dayandığını anladı. kâbil'in de efendisi gibi ilk günâhı kibirdi, son günâhı umutsuzluktu. o da zorlanırken, aklı çatlamasın, kalbi boğulmasın diye kaderi suçluyordu.

''oğulcuğum!'' dedi âdem. ''kaderimse yaşarım, deyip durma. suçu kaderin üzerine atma. bütün sahte dilekleri gerçek bir dua gibi üzerine alma. günahkâr ayakların adımlarını, îmâ yoluyla âhir ümmetlerin suçuna suç katma. ama gel, varsayalım ki kaderin böyleymiş, o zaman da kaderine koşma. kaç ondan, kaçamasan da. kaç ölü dağlardan kaçan bulutlar gibi. kaç, kaçmak için attığın her adım seni kaderine yaklaştırsa da. acını bilincinle buluştur. kaderinin hiç olmazsa elinde kalan kısmını zorla. bunun adı, niyet ve gayret... kader dediğin bu işte. çünkü kaçmak, niyet; adım da gayrettir. insanın gayreti ve niyeti, içindeki tanrı nefesinin irâdesidir. tanrı nefesi içindeyse, adımların da artık senindir.

ümidin kapıları hâlâ aralık ey oğul! gittiğin yere kadar gidip sonra geri dönebilirsin. düştükten sonra kalkabilir, bittikten sonra nihâyet aşabilirsin. aşağıların en aşağısına düşüp, düze öyle çıkabilirsin. ''lâ'' dedin, ''illâ'' da diyebilirsin. o zaman kader, sabit olsa da ona koşmayıp ondan kaçarak kaderi aşabilirsin. gerçekleşse bile kader, unutma sorumlusu artık sen değilsin. haydi oğlum, sen bilirsin!''

kâbil'in gözü bağlı. âdem'in karşısında bir sükût duvarı...

''oğul!'' dedi bir kez daha âdem. ''günâhın günâh olduğunu reddetme. aklama kendini. 'ben mâzûrum' deme. kadere sığınma. onu, kendi sonucuna bahâne kılma. bâzen kader, kaderin reddedilmiş, geri çevrilmiş hâlidir. sonsuz esenlik ve rıza, bâzen kadere rıza göstermekle değil, ona karşı koymakla gerçekleşebilir. inan bana. seçmeyi kim benden daha iyi bilebilir?''

bir daha sükût duvarı, sükût duvarı, sükût duvarı...

''oğul!'' dedi âdem. ''koşma hevesle, gitme. gittin, bâri geri dön, oralarda eğleşme. düşeceksen kendi adımınla düşme. düşeceksen arkandan itmelerini bekle. yürüme bir çırpıda karanlık kaderinle arandaki yolu. 'ben bu yolda yürüyemem' de. ayak dire. ey oğul! gel etme, eyleme! çıkmasın adın şeytana, gel, gitme! kader dediğin, kaderle aramızdaki mesâfe... kaç ondan, koşarak gitme!''

kâbil... koşmak ne kelime! o kadar hızlı gidiyordu ki etrafındaki hiçbir şeyi seçemiyordu.'' (lâ - nazan bekiroğlu)
devamını gör...
1299.
"dışımız serseri, içimiz kütüphane.."

(bkz: fahrenheit 451 - ray bradbury)
devamını gör...
1300.
- sanki uzun zamandır tanıyormuşum gibi konuşuyorum seninle.

+ böyle olur dedi robert jordan, insanlar birbirlerini anladıklarında böyle olur.

oz, adam fawer
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"kitap alıntıları" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim