kitap alıntıları
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
başlık "mesteral" tarafından 08.11.2020 11:05 tarihinde açılmıştır.
2101.
devamını gör...
2102.
hiçbir meydana açılmayan bir sokakta, akşamların geç, sabahların hemen olduğu evlerin birinde tanıdım dünyayı. çocukların hiçbiri kendiliğinden uyanmazdı uykulardan. zamanın ağırlığını duymak için öyle yılların geçmesi gerekmiyordu. susmaktan yontulmuş kara kuru birer heykeldi herkes. gülmek, yaşama sevincinden çok bir zembereğin boşalmasına benzerdi.
insanın acısını insan alır
devamını gör...
2103.
“hüzünlü bir ruh halindesiniz ve size benzemeyen herkesin mutlu olduğunu sanıyorsunuz. kendi mutluluğunuzu tanıyın. sabırdan başka hiçbir şeye ihtiyacınız yok - ya da daha hoş bir isim verelim, umut diyelim.”
(bkz: akıl ve tutku)
devamını gör...
2104.
dostoyevski, bir delinin ruh halini anlattığı kitabını, deli'nin şu sözleri ile bitiriyor.
"ben diyor deli, senin söylemek isteyipte söyleyemediğin sözleri söyledim.
yapmak isteyipte, kendini tuttuğun şeyleri yaptım.
sen akıllı olduğun için yavaş yavaş kendini öldürürken, ben hayatı dolu dolu yaşadım. sence ben deliyim..!
ama bence de sen bir ölüsün."
haklı ama...
"ben diyor deli, senin söylemek isteyipte söyleyemediğin sözleri söyledim.
yapmak isteyipte, kendini tuttuğun şeyleri yaptım.
sen akıllı olduğun için yavaş yavaş kendini öldürürken, ben hayatı dolu dolu yaşadım. sence ben deliyim..!
ama bence de sen bir ölüsün."
haklı ama...
devamını gör...
2105.
ne şekilde olursa olsun sosyal hayattaki tüm kötülüklere yahudiler muhakkak katılıyordu. böyle bir faaliyetin altından tıpkı vücuttaki yaraya neşter vurulunca içinden çıkan solucan gibi parlak ışıktan gözleri kamaşmış bir yahudi ortaya çıkıyordu.
o sırada öğrendiklerim insanı isyana teşvik edecek nitelikteydi. her şey inkâr ediliyordu. millet, kapitalist sınıfların bir uydurmasıydı. vatan, işçi sınıfını sömürmek için burjuvazinin bir aracıydı. kanunlar, işçiyi ezmek için hazırlanıyordu. din, milletleri istismar etmek için uydurulmuştu. ahlak, sabretmek için ahmakça bir prensipti. temiz olan her şey, çamura batırılıp çıkarılıyordu. önceleri susuyordum. sonraları susmaya çalıştım. ancak buna daha fazla devam edemedim. adice iddialara cevap vermeye başladım.
adolf hitler - kavgam.
devamını gör...
2106.
"seni unutmama kaç yüzyıl kaldı ki.. bir küsme, bir burulma biçimiyle gidişinin ardından şehrin gri cephelerine fevkalade ağır bir el bombası gibi düşen bunaltının bıraktığı korkunç acının unutulmasına kaç yüzyıl kaldı ki.."
bir nedeni yok yalnızca öptüm
devamını gör...
2107.
“sancak meselesinin türkiye'nin gündemine geldiği süreçte, sancak'taki türkler arasında üç farklı siyasal eğilimin taraftarları vardı. sancak'ın yönetsel otonomisini devam ettirmesi koşuluyla şam ile işbirliği taraftarı olan "otonomistiler" en güçlü grup durumundaydı. bu grup, daha önce de kendilerinden bahsedilen antakyalı büyük toprak sahipleri ve çoğunlukla türk olan sünni müslüman dini kurumların önde gelen kişilerinden oluşmaktaydı. otonomistiler, kemalizmin türkiye'de sosyal, kültürel ve ekonomik alanlarda ortaya koyduğu yeniliklere karşı çıkan, sancak'ta kendi çıkarlarına hizmet etmekte olan sosyal-siyasal sistemin aynen devamını savunan muhafazakâr kişilerden oluşuyordu. bu grup üyeleri, türk ulusçuluğuna, özellikle de kemalizme hiç rağbet göstermemiş, kemalizmin sancak'ta etkisinin artmasından son derece rahatsızlık duymuştur. ikinci gruptakiler, türk dilini ve kültürünü devam ettirmek istiyor, ancak türkiye vatandaşı olmak istemiyorlardı. dolayısıyla, mc'nin 27 ocak 1937'de getirdiği düzenleme otonom bir rejim öngördüğü için, bu kararı desteklediler. sancak'taki türkler arasında güçlü bağlar kurmasını savunuyorlardı. üçüncü grup ise, sancak'ın türkiye'ye katılmasını isteyenlerden oluşuyordu. ikinci ve üçüncü grup birbirine oldukça yakındı ve her iki grup da kemalizmin ortaya koyduğu siyasal ve sosyal politikaları benimsemişlerdi. bu iki grup arasındaki benzerlikler, süreç içinde tek bir grupta toplanmalarına yol açtı. sancak'ta "kemalistler" veya "şapkalılar" olarak nitelendirilen bu grubun taraftar sayısı ve etkinliği hızla arttı. kemalistlerin liderliğini, osmanlı'nın son dönemindeki ittihatçı olan kadronun devamı üstlenmiştir. türkiye'nin sağladığı imkânların da etkisiyle hızla güçlenen kemalistler, abdülgani türkmen liderliğinde 1936 sonrasında sancak siyasetinde en belirleyici gruplardan biri haline geldiler.
dilsel özellikler dikkate alındığında sancak'ta arapça konuşan nüfus, türkçe konuşan nüfustan daha fazlaydı. ancak, sancak'taki türklerle kıyaslandığında, araplar dinsel-mezhepsel farklılıklar nedeniyle çok daha parçalanmış bir yapıda idiler. alevi, sünni ve hıristiyan araplar arasında önemli kültürel, sosyal ve ekonomik farklılıklar da vardı.”
levent duman, hatay’da uluslaştırma politikaları
devamını gör...
2108.
birer nehirdir hayatlarımız
adına ölüm denen,
o denize doğru akan
pascal mercier - lizbon'a gece treni
devamını gör...
2109.
oysa hayatta kalmanın koşulu doğru zamanda ayrılmasını bilmektir. önce anne karnından ve sonra da sırasıyla her şeyden.
musa’nın uykusu, tuğba doğan
devamını gör...
2110.
devamını gör...
2111.
2112.
“insanlar hayatlarının kurtulmasını istemiyorlar. hiç kimse sorunlarının çözülmesini istemiyor. dramlarının. önemsiz meselelerinin. hikâyelerinin çözümlenmesini, pisliklerinin temizlenmesini istemiyorlar. çünkü geriye ne kalacağını biliyorlar. büyük ve korkunç bir bilinmeyen."
- gösteri peygamberi
- gösteri peygamberi
devamını gör...
2113.
devamını gör...
2114.
sur harabesi üzerinde çıkan bir yabani incir ağacı gibi
sabahattin ali tasvirleri beni, kırkbin yüz milyon yerimden bıçaklıyor hem de kör bıçaklarla.
ah ahhh.
kuyucaklı yusuf/ sabahattin ali
devamını gör...
2115.
devamını gör...
2116.
devamını gör...
2117.
“zaten onun karşısında oyun oynanamayacağı düşüncesi ömer’e hem endişe, hem de sükûn vermekteydi. içindeki kepaze tarafları saklayamayacağından korkuyor, bir yandan da söylemeye cesaret edemeyeceği şeyleri onun kendiliğinden anlayacağını düşünerek, müsterih oluyordu.”
devamını gör...
2118.
2119.
yeni film çıkmadan buraya güzel bir muaddib sözü bırakalım.
zulmün zulüm olduğu hem kurbanın kendisi hem de zulmeden kişi tarafından, yapılanlardan az çok haberdar olan herkes tarafından bilinir. zulmün bahanesi veya hafifletici sebepleri olmaz. zulüm asla geçmişi dengelemez, geçmişte yapılmış hataları telafi etmez. zulüm gelecekteki zulmün yolunu açar, o kadar. kendi kendini sürdürür... barbarca bir ensest şeklidir. zulmeden herkes, bunun yol açacağı zulümlerin sorumlusudur.
zulmün zulüm olduğu hem kurbanın kendisi hem de zulmeden kişi tarafından, yapılanlardan az çok haberdar olan herkes tarafından bilinir. zulmün bahanesi veya hafifletici sebepleri olmaz. zulüm asla geçmişi dengelemez, geçmişte yapılmış hataları telafi etmez. zulüm gelecekteki zulmün yolunu açar, o kadar. kendi kendini sürdürür... barbarca bir ensest şeklidir. zulmeden herkes, bunun yol açacağı zulümlerin sorumlusudur.
devamını gör...
2120.
gittin! seni benden, beni senden koparttılar! kahpe bir intihara dönüş bileti kesti gişedeki azrail! tımarhanelere kaldırdılar beni, kollarıma kocaman serum şişelerinde gözyaşları bağladılar!
başlamadan bitti aramızdaki her şey! bitti! sen, "bitti" bile diyemedin! "başlayan şeyler bit(t)er, ben seni sevmeye başlamadım ki" derdim!
bitti! her bitiş yeni bir başlangıcın fragmanıydı! aramızda sıradağlar gibi duran aşılmaz engel "biz arkadaşız" diye başlayan o çocukça masal değil, gözü dönmüş psikiyatristlerin yazdıkları ufacık bir kağıt parçasıydı: "şizofrenik semptomlar" diye başlayan ve "gözlem altında tutulmalı!" emir kipiyle noktalanan!
başlamadan bitti aramızdaki her şey! bitti! sen, "bitti" bile diyemedin! "başlayan şeyler bit(t)er, ben seni sevmeye başlamadım ki" derdim!
bitti! her bitiş yeni bir başlangıcın fragmanıydı! aramızda sıradağlar gibi duran aşılmaz engel "biz arkadaşız" diye başlayan o çocukça masal değil, gözü dönmüş psikiyatristlerin yazdıkları ufacık bir kağıt parçasıydı: "şizofrenik semptomlar" diye başlayan ve "gözlem altında tutulmalı!" emir kipiyle noktalanan!
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108




