kitap alıntıları
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
başlık "mesteral" tarafından 08.11.2020 11:05 tarihinde açılmıştır.
1001.
-aşk da var bardamu!
-arthur aşk denen şey, sonsuzluğun kanişlerin uzanabileceği bir düzeye çekilmesidir. benimse bir onurum var!
-gecenin sonuna yolculuk, louis ferdinand celine.
-arthur aşk denen şey, sonsuzluğun kanişlerin uzanabileceği bir düzeye çekilmesidir. benimse bir onurum var!
-gecenin sonuna yolculuk, louis ferdinand celine.
devamını gör...
1002.
noel ve yılbaşı üzerimize doğru geliyor yine. o mide bulandırıcı ikili. televizyon mağaralarından çıkan bütün o kalabalık. aile toplantıları. hiçlik, sahte sarhoşlar, sahte gülümsemeler, sahte insanlar. bir şekilde atlatırız umarım, bir kez daha.
bukowski
bukowski
devamını gör...
1003.
hayatta çok fazla mantık aramak insanı mutsuz eder.
son dilek - harika ikili / iffet oral
son dilek - harika ikili / iffet oral
devamını gör...
1004.
.... rastlantıya inanmaktadır. fakat rastlantı acımasızdır.
bir yaz öyküsü
bilinmeyen bir kadının mektubu / zweig
bir yaz öyküsü
bilinmeyen bir kadının mektubu / zweig
devamını gör...
1005.
''peregrini hâlâ aynı heyecanla bağırıyordu:
_ ya kinler, nefretler, boğuşmalar, didişmeler, vahşetler... onları bir fenâlık, allah'ının bir eseri olarak kabul etmek lâzım değil mi ?
vehbi dede:
_ hayır... hepsi aynı nurun gölgesi, hepsi aynı ilâhi ressamın kullandığı başka başka boyalar...
_ o halde sen dede, ayrı ve ferdi bir ruha inanmıyorsun ?
dede omuzlarını silkti:
_ kaynağına dönen damla, güneş'e dönen ışık parçası ayrı mıdır, değil midir? ben, sadece hepimizi içine alan muazzam bir vahdetin parçası olduğuna imân ettim. bundan ötesini, perdenin bu tarafında kimse idrak edemez.
_ o halde?
_ o halde bu kadarı yeter, ondan ötesi... bütün varlık, yerler, hatta gökleri dolduran güneş manzûmeleriyle bile birer gölge, geçici bir gölge oyunu!
peregrini'nin gözleri yumuşadı, şevki'nin çatık kaşları birbirine girdi ve vehbî dede fârısî bir kıt'ayı müterennim bir sesle türkçe okudu :
_ meyhâneler sâkini ol; iç, mihrâbları yak, kâbe'yi ateşe ver. fakat ey insan! benî nev'ini incitme! '' (sinekli bakkal - halide edip adıvar)
_ ya kinler, nefretler, boğuşmalar, didişmeler, vahşetler... onları bir fenâlık, allah'ının bir eseri olarak kabul etmek lâzım değil mi ?
vehbi dede:
_ hayır... hepsi aynı nurun gölgesi, hepsi aynı ilâhi ressamın kullandığı başka başka boyalar...
_ o halde sen dede, ayrı ve ferdi bir ruha inanmıyorsun ?
dede omuzlarını silkti:
_ kaynağına dönen damla, güneş'e dönen ışık parçası ayrı mıdır, değil midir? ben, sadece hepimizi içine alan muazzam bir vahdetin parçası olduğuna imân ettim. bundan ötesini, perdenin bu tarafında kimse idrak edemez.
_ o halde?
_ o halde bu kadarı yeter, ondan ötesi... bütün varlık, yerler, hatta gökleri dolduran güneş manzûmeleriyle bile birer gölge, geçici bir gölge oyunu!
peregrini'nin gözleri yumuşadı, şevki'nin çatık kaşları birbirine girdi ve vehbî dede fârısî bir kıt'ayı müterennim bir sesle türkçe okudu :
_ meyhâneler sâkini ol; iç, mihrâbları yak, kâbe'yi ateşe ver. fakat ey insan! benî nev'ini incitme! '' (sinekli bakkal - halide edip adıvar)
devamını gör...
1006.
"senden kaçtı çünkü seni ne kadar çok sevdiğinin farkına vardı. senin yanında olmaya gücü yetmedi."
dostoyevski "budala"
dostoyevski "budala"
devamını gör...
1007.
kadın ve erkekler, doğalarının derin taraflarını bulmak için mücadele etseler de, birtakım gerekçelerle, çoğunlukla da çeşitli hazlar yüzünden akıllarının çelinmesi tesadüf değildir. bazıları bu hazlara bağımlı hale gelip sonsuza kadar orada sıkışıp kalır ve işlerine asla devam edemez.
syf. 143
başka bir deyişle, herkesin psişesinde saptırıcı, hilekâr ve enfes öğeler vardır. bu öğeler bilinç karşıtıdır; şeyleri karanlıkta ve heyecan verici bir halde tutarak gelişir. bazen ışığın vereceği heyecan için tüm bunlara katlandığımızı kendi kendimize hatırlatmamız zordur.
syf. 145
eğer bir kadının ikili doğası gözden kaçırılır ve kadın sadece göründüğü biçimiyle değerlendirilirse, insan büyük bir sürprize hazır olmalıdır, çünkü kadının vahşi doğası, derinlerinden yükselip kendini göstermeye başladığında, çoğu zaman daha önce ifade ettiklerinden tamamen farklı ilgi, his ve fikirleri olduğu görülür.
syf. 147
kurtlarla koşan kadınlar
syf. 143
başka bir deyişle, herkesin psişesinde saptırıcı, hilekâr ve enfes öğeler vardır. bu öğeler bilinç karşıtıdır; şeyleri karanlıkta ve heyecan verici bir halde tutarak gelişir. bazen ışığın vereceği heyecan için tüm bunlara katlandığımızı kendi kendimize hatırlatmamız zordur.
syf. 145
eğer bir kadının ikili doğası gözden kaçırılır ve kadın sadece göründüğü biçimiyle değerlendirilirse, insan büyük bir sürprize hazır olmalıdır, çünkü kadının vahşi doğası, derinlerinden yükselip kendini göstermeye başladığında, çoğu zaman daha önce ifade ettiklerinden tamamen farklı ilgi, his ve fikirleri olduğu görülür.
syf. 147
kurtlarla koşan kadınlar
devamını gör...
1008.
uzun saçın kadına "özgü" bir şey olduğunu o denli kanıksamışız ki, neden bir kadının saçlarından oluşan tacı o kadar beğendiğimiz halde çinlilerin atkuyruklarını beğenmediğimizi açıklamak güç.
syf. 74
kadınlar ülkesi,c.p. gilman.
devamını gör...
1009.
saat akşamın altı veya yedisinde yatıyorum tavuklar gibi. sabahın saat birinde beni uyandırıyorlar, saat sekize kadar çalışıyorum. sekizde, bir buçuk saat daha uyuyorum. sonra hafif bir şeyler yiyip bir fincan şekersiz kahve içiyorum, saat dörde kadar çalışıyorum... akşam yemeğinden sonra yatıyorum. birkaç ay bu tempo ile yaşamalıyım ki taahhütlerimin altından kalkabileyim.
çalışma hayatıma yeniden başladım. yemeğimi yer yemez, saat altıda yatıyorum. gece yarısına kadar uyuyorum. auguste önüme bir fincan kahve sürüyor, o hızla kafam öğleye kadar durmadan işliyor. müsvedde götürüp provaları almak için matbaaya gidiyorum, vücudumu da hareket ettirmiş oluyorum. ya, küçük kardeş! on iki saat içerisinde ak üzerine epey kara konulabiliyor işte. bir ay bu biçimde yaşarsan, epey iş çıkarırsın...
h.d.balzac.
*
insanlık komedyası külliyatı böyle ortaya cıkmış demek ki.
*
devamını gör...
1010.
anneliğe dayalı temel ayırt edici özellikleri, tüm uygarlıklarının en belirgin işareti olan bu kadınlar, "kadınsılık" dediğimiz şeyden tamamen yoksunlardı. bu durum derhal şu bayıldığımız "kadınsı çekicilikler"in aslında hiç de kadınsı olmadığı, sadece kadınların, bizi memnun etmek için -çünkü bizi memnun etmek zorundaydılar- geliştirdikleri erkeksiliğin yansıtılması olduğu ve bunun, büyük hedeflerini tam olarak yerine getirmeleri için hiç de elzem olmadığı kanısına varmama yol açtı.
syf. 112
kadınlar ülkesi, c.p. gilman.
devamını gör...
1011.
ben kötü bir insan değildim. ne aksi bir adamım ne de uysal biriyim. ne alçağın biriyim, ne de namuslu, ne onurlu biriyim, ne bir kahramanım, ne de bir korkak. ben hiçbir şey olamadım...
devamını gör...
1012.
" ınsan, daha ölüm düşüncesine alışmadan cenaze arabasının peşine takılmak zorunda kalır."
albert camus/ yabancı
albert camus/ yabancı
devamını gör...
1013.
"yoksulluğun ilk etkisi, düşünceyi öldürmesidir."
(bkz: aspidistra)
(bkz: aspidistra)
devamını gör...
1014.
"sizi dinlemek sıkıcı. neden hep böyle neşelisiniz?"
"ama canım, neden üzgün olayım?"
"yaşam eğlenceli değildir de ondan."
"bakın, siz pek öyle yemek yemiyorsunuz. hele bir kez tıka basa yemek yemeyi deneyin. sıkıntı yeni bir buluştur. eskiden kimsenin canı sıkılmazmış."
"bırak kendini övmeyi! sanki hiç canın sıkılmaz mı?"
"yok canım, hiç sıkılmaz! can sıkıntısı nedir bilmem ben, ona zamanım yok. insan sabah uyanır; gider mutfağa, yemek hazırlatır. çay içer, kâhya gelir. sonra balık avına çıkar, işte öğle yemeği saati gelmiştir. derken, bakarsınız bir çırpıda akşam oluvermiştir... canımın sıkılmasına zaman mı kalır sanıyorsunuz?
(bkz: nikolay gogol) (bkz: ölü canlar)
"ama canım, neden üzgün olayım?"
"yaşam eğlenceli değildir de ondan."
"bakın, siz pek öyle yemek yemiyorsunuz. hele bir kez tıka basa yemek yemeyi deneyin. sıkıntı yeni bir buluştur. eskiden kimsenin canı sıkılmazmış."
"bırak kendini övmeyi! sanki hiç canın sıkılmaz mı?"
"yok canım, hiç sıkılmaz! can sıkıntısı nedir bilmem ben, ona zamanım yok. insan sabah uyanır; gider mutfağa, yemek hazırlatır. çay içer, kâhya gelir. sonra balık avına çıkar, işte öğle yemeği saati gelmiştir. derken, bakarsınız bir çırpıda akşam oluvermiştir... canımın sıkılmasına zaman mı kalır sanıyorsunuz?
(bkz: nikolay gogol) (bkz: ölü canlar)
devamını gör...
1015.
"hayatın en çetrefilli meselesi, çözülmesi en zor sırrı, gerçekte kim olduğumuzdur. çünkü herkes hayatının bir yerinde kaybolur. bazıları kendisini bulabilmek için önce çok eskiden kaybettiklerini bulmak zorundadır."
(bkz: tarık tufan)
(bkz: kaybolan)
(bkz: tarık tufan)
(bkz: kaybolan)
devamını gör...
1016.
umut ediyorum, yoksa yaşayamazdım. (bkz: doktor moreau'nun adası)(bkz: h. g. wells)
devamını gör...
1017.
neden kadınlar eskiye bağlılar ? bir erkek eskiden ne kadar ahmaklık etmiş olduğunun durmadan hatırlatılmasını istemez.
şampanyadaki zehir / agatha christie
şampanyadaki zehir / agatha christie
devamını gör...
1018.
''efendiler! bu vesileyle muhterem milletime şunu tavsiye ederim ki; sinesinde yetişerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki cevher-i aslîyi, çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an ferâgat etmesin.'' (nutuk 2.cild 607.sâhife)
devamını gör...
1019.
biz çok modern bir aileydik. babam da çok modern bir insandı. o yüzden beni dövmez, rencide ederdi.
alper canıgüz, gizli ajans
alper canıgüz, gizli ajans
devamını gör...
1020.
kayıp zamanın izinde - marcel proust
alışkanlık! zihnimizin haftalar boyunca geçici bir düzende azap çekmesine göz yuman alışkanlık, ama o olmasa , kendi imkanlarıyla sınırlı kalan zihnimizin bize içinde yaşanabilecek bir barınak sunamayacağı için, her şeye rağmen bulduğu zaman sevindiği, o becerikli ama ağırkanlı düzenleyici!
delta serisi s.12
alışkanlık! zihnimizin haftalar boyunca geçici bir düzende azap çekmesine göz yuman alışkanlık, ama o olmasa , kendi imkanlarıyla sınırlı kalan zihnimizin bize içinde yaşanabilecek bir barınak sunamayacağı için, her şeye rağmen bulduğu zaman sevindiği, o becerikli ama ağırkanlı düzenleyici!
delta serisi s.12
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106