hayat yükü.
devamını gör...

kendisini , toplum düzenini bozmakla suçlayan devletin verdiği ölüm cezasından kaçma fırsatı varken onu büyüten ,eğiten şuan ki haline gelmesini sağlayan devlete karşı, vicdanıyla , aklıyla olan sorgulama kısmı beni etkilemiştir. tam metin ve doğru aktarımı olup olmadığı aşikar fakat yalnız o döneme özgü olmayan ufak bir manipülasyonla devletin kurmaya çalıştığı vicdan muhakamesinin bariz anlaşıldığını düşünüyorum.
devamını gör...

zamanında, üzerine yazı yazmak veya resim çizmek için kullanılan, hayvan derisinden yapılmış kağıt benzeri bir gereç.
devamını gör...

gözlerime astılar seni
ceylanım kör oldum ben.
ne havan topu ne mermi
senle vuruldum ben.

(bkz: ceylan.)
devamını gör...

nobel edebiyat ödüllü jose saramago'nun post apokaliptik bir durum yaratarak sistemi eleştirdiği romanı.

yazar, nokta ve virgül haricinde noktalama işareti ve özel isim kullanmayarak okuyucuyu hayal gücünü zorlamaya teşvik edip o bembeyaz süt denizi diye betimlediği körlüğün hakim olduğu dünyada kaosun, ahlakı ne denli çökerttiğini ve temel insani güdülerin bir insana neler yaptırtabildiğini gözler önüne sermesinin yanı sıra görme yetisini kaybetmeyen tek kişi olan "doktorun karısı" , "gözyaşı yalayan köpek" ve "taş uykusu" gibi pek çok alegoriyle birçok mesaj sunuyor.


"hepimizin üzerimizde ikinci bir ten gibi taşıdığımız, adına bencillik denen şeyden yoksun kişi henüz anasından doğmadı, o ikinci ten öylesine kalındır ki, birinci tenimiz bir evet ya da hayır yüzünden hemen kanarken ona hiçbir şey olmaz."
devamını gör...

türkiye’deki bazı çiftçilerin son zamanlarda ilk tanımda bahsedilen sebeplerden dolayı edindiği yeni huylara dikkat çekmek istiyorum.

az miktarda tarlaya sahip insanlar artık bir nevi kumar oynamaya başlamış durumda. tarlasının ne tür bitkiler için optimum düzeyde olduğuna bakmaksızın her sene farklı bitkiler yetiştirerek kendisini oynak ekonomimizin kollarına bırakıyor.. her şey çok kontrolsüz olmaya başladı. bu da bizi zincirleme bi çöküşe sürüklüyor..
devamını gör...

ııfffhhh diye tepki vermeme sebep olan kadınlardır. inanılmaz vahşi ve dişi duruyorlar. bazıları çok daha cesur olup direkt 3-5 numara yapıyorlar. bir de ruj sürüyorlar allahım yok böyle bir şey. kadınlar saçlarınızı kestirmekten korkmayın.


örn:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

seri oylayıp favlarsa helal len derim. takip ederse eyvallah derim. mesaj atarsa ufaktan şüphelenirim.

yavaş ulan yavaş.
devamını gör...

istemediğiniz hiçbir şeyi, ayıp olur diye yapmayın.
ceplerinizde bir sürü "hayır" tutun ve gönlünüzce özür dilemeden kullanın.
eğlenin ya... gülümseyin, şakalar yapın, neşeli olun. çünkü bu bktn hayatta ayakta kalmanın ve dayanabilmenin yolu mizah ve gülmek.
nazik olun. kapı tutun, asansörü bekletin, sokak hayvanlarıyla bakışın onlara gülümseyin.
ve asla bu satırları yazan kişi gibi, aşırı merhamete boğulmayın, başkalarının hayatını kendi hayatınız önüne koymayın.
en çok kendinizi sevin.
bir de tavsiyeler boktandır. kafanıza göre takılın. *
devamını gör...

belirli bir yeri olmayan ama dünyanın her tarafındaki kitapçılarda ve kütüphanelerde kolaylıkla bulunabilecek, insanda edebiyattan soğuma hissi uyandırma olasılığı yüksek olan ancak zamanla bu hissin yerini bu mezarlıktaki biyografilerin katillerine duyulan nefrete bırakan kurgusal mekanlardır.

elias canetti’nin benimle aynı fikirde olduğuna çok sevindiğim cümlesi “ açıklanmış hayatlar hayat değildir”i okuduktan sonra biyografi yazarlarına olan öfkemi, hadi öfke demeyelim de kırgınlığımı içimden atmak için bu tanımı yazmaya karar verdim.

eminim dünyanın bu en heyecan verici, en eğlenceli yazısını okumak için sabırsızlanıyorsunuz. o zaman anlatayım derdimi.

çok sevdiğiniz bir yazarla tanışmak ister misiniz gerçekten? ben istemem. daha önce çok sevdiğim demesem de okumaktan keyif aldığım yazarlardan biri olan murat menteş’le ilgili bir anımı yazmıştım ve bu görüşmeden sonra murat menteş okumayı bıraktığımı da belirtmiştim.

ben bir yazarı sadece yazdıklarıyla kabul etmek ve öyle tanımak isteyen okurlardan biriyim. biyografi yazarları ise bize o yazarlarla ilgili onlarca, yüzlerce, binlerce bilgi vererek yazarla aramızı açmaya çalışmaktadır. ben biyografilerin yazarın hayatına değinse de genellikle özel hayatından çok edebi yönüne odaklanması gerektiğini düşünüyorum.

kafka’nın çizimleri arasındaki pornografik illüstrasyonlar beni kafka’dan soğutmaz elbette ama bunları bulunca mal bulmuş mağribi gibi üzerine atlamak sonra da yayımlayıp “ kafka’yı seviyorsunuz ama bak neler çizmiş!” demek aptallıktan başka bir şey değildir.

bu ayıp birçok başka yazara da yapılmıştır ve edebiyat aracılığıyla tüketilen, sömürülen ve toprak altına gönderilen biyografiler hangi dilde dua edeceğimizi bilmediğimiz mezar taşları ile dolu çok tanrılı bir dinin hüküm sürdüğü bir mezarlığa gönderilirmiştir.

bu konuda bir şeyler yapılması elzemdir. birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz bu zamanlarda edebiyat dünyası hain biyografi yazarlarının saldırısı altındayken ideolojik fikir ayrılıklarını bir kenara bırakıp sevdiğimiz yazarları koruma zamanıdır.

sizi bilmem ama ben bu yola kefenimi giyip de çıktım. eğer sonum edebiyat aracılığıyla tüketilen biyografiler mezarlığı olacaksa ben bundan ancak onur duyarım.
devamını gör...

kadın olmadığımı öğrendiğim başlık.

her gün sözlükte bir başka şey olduğumu/olmadığımı öğreniyorum. her neyse, istatistiklerin içinden geçmişsiniz, helal olsun. *
devamını gör...

ingiltere - güneş batmayan imparatorluk.
devamını gör...

sinema-dizi tarihinin gördüğü gelmiş geçmiş en iyi dizilerden birisi. karakter gelişimi, senaryo ve kurgu ve sinematografi anlamında yanına yaklaşabilen ve hatta bazen geçebilen yegane yapıt yine aynı ellerden çıkan (bkz: better call saul (dizi))'dur
devamını gör...

bu konudaki tek cahil ben olamam değil mi?*
birileri bana yalnız olmadığımı söylesin?

o ney kız?-töbe!
devamını gör...

hayatımın hiçbir döneminde popüler olmadım diyebilirim. öyle bir niyetim de olmadı. sözlük anlamında, beğenilen, çoğunluk tarafından sevilen olsa da öyle değildim. en ön sırada, saçları kısa kesilmiş, gömleği pantolonunun içinde olan tiptim. ama popüler olmak için gömleği dışarı çıkarıp, içine renkli tişört giymek gerekti. asla giyemedim. sonrasında da matah bir gelişmem olmadı. üniversitede de aynıydı. ders çalışan tip, soru sorulan, not istenen tip. ama istenen olmayan tip. belki, vize dönemlerinde, sezonluk istenen tip. iş hayatına hiç geçmiyorum.
devamını gör...

bak yine çıldırdım, sıfırı 310 liraya satılan ürünü* let go da 350-550 lira arasında satıyorlar.

yaaa hem kullanmışsın, hem daha pahalıya satıyorsun. ne yaptın arkadaş kullanırken sevgini mi kattın, ondan da mı para istiyorsun !!!!
devamını gör...

“sürüp giden bir gitmek arzusu kaplamış herkesin içini…
kime dönsek bir gitme planı hazır hep…
herkesin valizi kafasında toplanmış,
peki gitmeyi başaran var mı?


sen sayın dinleyen…
şairin dediği gibi "kuş olup uçmak isterken ağaç olup kök mü saldın?" yaz bize konuşalım.

hüzün candır ile beraber hazırladığımız ve gitmek konusunu konuşacağımız ama kafamız nasıl güzel saat 23’te sözlük radyoda!
buluşmak üzere...
devamını gör...

beklentiler sonunda ortaya çıkan bir duygudur. herhangi bir şeye çok değer vermenin ve ona fazla anlam yüklemenin sonuçlarından biri olarak karşımıza çıkar. bazen zor gelse de geçici bir durumdur. hayatın bir parçası olduğunu kabul ederek korkmadan yola devam etmek gerekir.

"aslında insanlar seni hayal kırıklığına uğratmıyor... sadece sen yanlış insanlar üzerinde hayal kuruyorsun..."
montaigne
devamını gör...

araştırma alanlarında bilimsel yöntem ve bakış açılarını esas alan bir disiplindir.

beşeri bilim dalları olarak geçen alanlar bilim değil disiplindir.

bilim kavramından anlaşılması gereken ise fen bilimleridir.
devamını gör...

loving vincent (film) ile tanıştığım usta müzisyen. iyi ki de loving vincent ile tanışmışım çünkü en iyi albümü de bu bana kalırsa. black swan (film), black mirror (dizi), the fountain (film), moon (film), requiem for a dream (film) için müzikler yapmıştır. pop will eat itself'in eski solistidir ayrıca. iyi ki de grubu dağılmış diyorum bazen film müziklerini dinleyince.

the sower with setting sun:


five sunflowers in a vase: *


waves crashing on distant shores of time:


nina's dream:


lux aeterna:


together we will live forever:
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim