aşk
3 harfe sığmayan bir hayat hikayesi.
devamını gör...
kitap önerileri
john eaton-keynes'e karşı marx.
devamını gör...
kübra par
habertürk kanalında program sunuculuğu yapan şahıs.
efendim insanlara böyle sıfatlar yapıştırmam lakin bir insan nasıl bu kadar itici olabiliyor aklım almıyor.
programa sevdiğim konuk çıksa dahi, kendisinden sebep izlemekte güçlük çekiyorum.
efendim insanlara böyle sıfatlar yapıştırmam lakin bir insan nasıl bu kadar itici olabiliyor aklım almıyor.
programa sevdiğim konuk çıksa dahi, kendisinden sebep izlemekte güçlük çekiyorum.
devamını gör...
annelerin tehdit cümleleri
devamını gör...
normal sözlük bug'ları
istediğim kadar büyük harf kullanırım
edit: sevgili @iko anında müdahale etmiş ve düzeltmiş.
artık istediğim kadar büyük harf kullanamayacağım :/
edit: sevgili @iko anında müdahale etmiş ve düzeltmiş.
artık istediğim kadar büyük harf kullanamayacağım :/
devamını gör...
uyanırken maruz kalmaktan nefret edilen şeyler
uyanmak*
devamını gör...
flattering
pohpohlayıcı, onurlandırıcı anlamındaki ingilizce sıfat.
devamını gör...
şölen çikolata
namı olmasa da şanı büyük çikolata markası. bırakın yerli ürünleri ithal ürünlere on basar. ikramlık ürünleri meşhur olsa da atıştırmalık ürünlerde de hatırı sayılır pazarı vardır. gaziantep ve istanbul olmak üzere iki şubesi vardır. a 101 tarafındadan şölen'e yaptırılan "vince bütün bademli çikolata" bu ara favorim. daha iyisi yok mu var, ama fiyatına göre ürün fena sayılmaz.
devamını gör...
halk ekmek
ankara'da, anadolu bulvarı'nın 1km'lik alanını, ekmek kokusu ile kaplayan kocaman mekan. o nasıl davetkar bir kokudur.
devamını gör...
kadına şiddetin suistimal edilmesi
prusyadaki kral'ın önemli bir noktaya değindiği başlık.
evet böyle olaylar oluyor ve tepkimizi ortaya koyuyoruz. sonra hayat devam ediyor. ve unutmuş gibi görünüyoruz.
ben şahsen bu tarz tepkiler verirken kendime diyorum ki sen bunları yazacaksın ve hiçbir işe yaramayacak, somut bir şey mi yapmış olacaksın böylelikle?
sonra düşünüyorum somut ne yapılabilir diye. ben kendi adıma inandığım doğruları burada sözlükte paylaşabilirim. ülkenin bu hale gelmesinin esas sebebi olarak gördüğüm partiye oy vermeyebilirim, nitekim vermiyorum. zira eğitim konusunda bir şeyler yapmayı bırakın sistemi daha da geriye götürdüler.
açıkçası bu konuda kendimi çaresiz hissediyorum. bilemiyorum.
ne yapalım 3000 kişi toplanıp ankara'ya mı gidelim? aslında fena fikir değil. muhalif partilerin eğitim konusunda güçlü bir ses çıkarmadıkları bir gerçek. gidelim diyelim ki kardeşim mevcut iktidara bunun üzerinden yüklen, seçmenden oy isterken bunu dile getir, eğitim sistemini tartışmaya aç. çünkü bütün yollar eğitime çıkıyor. şikayet ettiğimiz ne varsa eğitim sisteminin* kötülüğünden.
en fazla, bilgiyi yayabiliriz gibime geliyor. bu anlamda ufak gibi görünse de sözlük güzel işler yapıyor.
daha kaliteli içerikler üretebiliriz yazarlar olarak. ataların dediği gibi kalem kılıçtan keskindir. romantik gelebilir ama ben böyle inanıyorum. çünkü şiddeti şiddetle kalıcı olarak çözemezsiniz. vâki değildir.
toplanıp eylem yapalım desem? maazallah sözlüğü kapatırlar.
toplantı ve gösteri hakkı da yurttaşlardan esirgeniyor zaten. böyle bir atmosferde insanlar ses çıkaracak cesareti kendilerinde bulamıyorlar. bulanların da anayasal haklarını kullanmaları engelleniyor. renkli bir şemsiyeden bile rahatsızlar.
sevgili yazarlar yıllardır bu kabusu yaşıyoruz. içinde olduğumuz için kanıksamış durumdayız.
antidemokratik hava daha güçlü estikçe suçlular daha bir cesur oluyor. kötünün sesi daha bir gür çıkıyor.
yine de ileride demokratik taleplerini dile getiren, hakkını arayan bir toplum haline gelebiliriz. yaşadığımız şey aslında bunun sancısı. ama maalesef zamanı 1,5x hızında yaşayamıyoruz. bu travma bizim kaderimiz. yüzleşmek zorundayız.
ama unutmayın bu ülkede cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini istemeyen en az yüzde elli yurttaş var. ve her geçen gün sayıları artıyor.
sanki hiç ummadığımız bir anda karanlık yerini aydınlığa terk edecek, bulutlar yerini aydınlık gökyüzüne bırakacakmış gibi hissediyorum.
umarım gelecekte tek derdimiz fıstık yeşili olur.
evet böyle olaylar oluyor ve tepkimizi ortaya koyuyoruz. sonra hayat devam ediyor. ve unutmuş gibi görünüyoruz.
ben şahsen bu tarz tepkiler verirken kendime diyorum ki sen bunları yazacaksın ve hiçbir işe yaramayacak, somut bir şey mi yapmış olacaksın böylelikle?
sonra düşünüyorum somut ne yapılabilir diye. ben kendi adıma inandığım doğruları burada sözlükte paylaşabilirim. ülkenin bu hale gelmesinin esas sebebi olarak gördüğüm partiye oy vermeyebilirim, nitekim vermiyorum. zira eğitim konusunda bir şeyler yapmayı bırakın sistemi daha da geriye götürdüler.
açıkçası bu konuda kendimi çaresiz hissediyorum. bilemiyorum.
ne yapalım 3000 kişi toplanıp ankara'ya mı gidelim? aslında fena fikir değil. muhalif partilerin eğitim konusunda güçlü bir ses çıkarmadıkları bir gerçek. gidelim diyelim ki kardeşim mevcut iktidara bunun üzerinden yüklen, seçmenden oy isterken bunu dile getir, eğitim sistemini tartışmaya aç. çünkü bütün yollar eğitime çıkıyor. şikayet ettiğimiz ne varsa eğitim sisteminin* kötülüğünden.
en fazla, bilgiyi yayabiliriz gibime geliyor. bu anlamda ufak gibi görünse de sözlük güzel işler yapıyor.
daha kaliteli içerikler üretebiliriz yazarlar olarak. ataların dediği gibi kalem kılıçtan keskindir. romantik gelebilir ama ben böyle inanıyorum. çünkü şiddeti şiddetle kalıcı olarak çözemezsiniz. vâki değildir.
toplanıp eylem yapalım desem? maazallah sözlüğü kapatırlar.
toplantı ve gösteri hakkı da yurttaşlardan esirgeniyor zaten. böyle bir atmosferde insanlar ses çıkaracak cesareti kendilerinde bulamıyorlar. bulanların da anayasal haklarını kullanmaları engelleniyor. renkli bir şemsiyeden bile rahatsızlar.
sevgili yazarlar yıllardır bu kabusu yaşıyoruz. içinde olduğumuz için kanıksamış durumdayız.
antidemokratik hava daha güçlü estikçe suçlular daha bir cesur oluyor. kötünün sesi daha bir gür çıkıyor.
yine de ileride demokratik taleplerini dile getiren, hakkını arayan bir toplum haline gelebiliriz. yaşadığımız şey aslında bunun sancısı. ama maalesef zamanı 1,5x hızında yaşayamıyoruz. bu travma bizim kaderimiz. yüzleşmek zorundayız.
ama unutmayın bu ülkede cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini istemeyen en az yüzde elli yurttaş var. ve her geçen gün sayıları artıyor.
sanki hiç ummadığımız bir anda karanlık yerini aydınlığa terk edecek, bulutlar yerini aydınlık gökyüzüne bırakacakmış gibi hissediyorum.
umarım gelecekte tek derdimiz fıstık yeşili olur.
devamını gör...
insan mantıkla mı karar verir yoksa duygularıyla mı sorunsalı
bence kişiden kişiye hatta durumdan duruma bile değişen bi şey bu. eğer bi olayın istediğiniz gibi gitmesini istiyorsanız aklınız ya da duygularınızdan hangisi size istediğiniz cevabı verecekse onu dinlemek isterseniz mesela. ayrıca hangisi daha doğrudur bilemem ama ben genelde mantık yerine duygularıyla hareket eden bi insanım çünkü ilerde hiçbi şeyden pişman olmamak adına içimden geleni istediğimi yapıyorum küçük kararlar verirken. ama dediğim gibi bu kararda bi doğru olduğuna inanmıyorum o yüzden sadece içinizden geleni yapmanız en doğrusu bence.
devamını gör...
r.t.e. - using my religion
çok güldüğüm başlıktır. ya inanmıyorum inşallah bu espiriyi herkes okur.
devamını gör...
aziz vasil katedrali
1555-1561 yılları arasında rus devletinin kazan ve astrahan hanlıklarına karşı kazandığı zaferleri kutlamak amacıyla korkunç ivan tarafından yaptırılmıştır.

katedral italyan mimar barma tarafından inşa edilmiş. bilinen bir efsaneye göre, bu eserin bir örneğini başka yerde inşa etmemesi için korkunç ivan'ın mimar barma'nın gözlerini dağlandığı söylenmekte.
toplamda 8 kubbesi bulunan katedral, merkezdeki şefaat kilisesinin etrafında bulunan sekiz ayrı kilisenin toplamından oluşmaktadır. katedralin her bir kubbesinin uzunluğu birbirinden farklıdır.
sekiz farklı kubbesi birbirlerinden farklı zaferleri sembolize eder. en yüksek kubbenin tepesi altın işlemelidir. oldukça ilginç bir görüntüye sahip olan soğan kubbelerde, islam mimarisinin etkileride görülür.
20. yüzyılın ortalarında aziz vasil katedrali müze olarak kullanılmaya başlanmış. 1934 yılında devletin tarihsel müzesi olarak kabul edilmiş. müze tapınakta 16. ve 17. ait yaklaşık 400 simge, portreler, peyzaj boyama ve süsleme örnekleri bulunmaktadır. günümüzde bir müze olarak hizmet veren aziz vasil katedrali unesco dünya listesinde bulunmaktadır.
16. ve 17. yüzyıla ait 400 aşkın eser barındıran bu müzenin en ilginç parçası 17.yüzyıldan kalma çar aleksey mihayloviç'e ait kadeh.


katedral italyan mimar barma tarafından inşa edilmiş. bilinen bir efsaneye göre, bu eserin bir örneğini başka yerde inşa etmemesi için korkunç ivan'ın mimar barma'nın gözlerini dağlandığı söylenmekte.
toplamda 8 kubbesi bulunan katedral, merkezdeki şefaat kilisesinin etrafında bulunan sekiz ayrı kilisenin toplamından oluşmaktadır. katedralin her bir kubbesinin uzunluğu birbirinden farklıdır.
sekiz farklı kubbesi birbirlerinden farklı zaferleri sembolize eder. en yüksek kubbenin tepesi altın işlemelidir. oldukça ilginç bir görüntüye sahip olan soğan kubbelerde, islam mimarisinin etkileride görülür.
20. yüzyılın ortalarında aziz vasil katedrali müze olarak kullanılmaya başlanmış. 1934 yılında devletin tarihsel müzesi olarak kabul edilmiş. müze tapınakta 16. ve 17. ait yaklaşık 400 simge, portreler, peyzaj boyama ve süsleme örnekleri bulunmaktadır. günümüzde bir müze olarak hizmet veren aziz vasil katedrali unesco dünya listesinde bulunmaktadır.
16. ve 17. yüzyıla ait 400 aşkın eser barındıran bu müzenin en ilginç parçası 17.yüzyıldan kalma çar aleksey mihayloviç'e ait kadeh.

devamını gör...
soğuk duş etkisi yaratan anlar
sevgiliye eski sevgilinin ismiyle hitap etmek
devamını gör...
cumhuriyet fabrika ayarlarına dönsün yeni anayasada laiklik olmasın
işte bu tip şeyleri öne çıkaran zevatların hepsi, zamanında isyan edip, yüce atatürk'ün istiklal mahkemelerinde sallandırdığı sarıklı operasyon çocuklarının vasıfsız nesilleri.
ecdadınız neydi ki sizden ne bekleyeceğiz, be hey cahili cühela?
ecdadınız neydi ki sizden ne bekleyeceğiz, be hey cahili cühela?
devamını gör...
bakire kadınla evlenmek isteyen erkek
%99 oranla kendisi bakir olmayan erkektir.
bir de bakire kız isteyen erkekleri “tü kaka” diye yererken kadınlar üzerinden bir yol seçmeyiniz. bakireler de ne haltlar yiyor, kandırıyor gibi cümleler kullanmayınız. size ne? bakiredir veya değildir. kandırmıştır ya da kandırmamıştır. kadın üzerinden bu konuyu değerlendirmeyiniz. kadının böyle hissetmesini, davranmasını sağlayan da eril baskın toplum. bu toplumun kandırılmasını çok da ayıp görmüyorum ben. zira erkek ne kadar medeni olursa olsun o kadının bakire olmadığını ya da bakire olduğu halde yaşadığı cinselliği bir şekilde bir gün başına mutlaka kakar. türkiye’de bunu aşmak çok zor.
bir de bakire kız isteyen erkekleri “tü kaka” diye yererken kadınlar üzerinden bir yol seçmeyiniz. bakireler de ne haltlar yiyor, kandırıyor gibi cümleler kullanmayınız. size ne? bakiredir veya değildir. kandırmıştır ya da kandırmamıştır. kadın üzerinden bu konuyu değerlendirmeyiniz. kadının böyle hissetmesini, davranmasını sağlayan da eril baskın toplum. bu toplumun kandırılmasını çok da ayıp görmüyorum ben. zira erkek ne kadar medeni olursa olsun o kadının bakire olmadığını ya da bakire olduğu halde yaşadığı cinselliği bir şekilde bir gün başına mutlaka kakar. türkiye’de bunu aşmak çok zor.
devamını gör...
kadınlar çiçektir paradoksu
şöyle başlayayım, çiçeğe benzetilen kadından sürekli şık, bakımlı, alımlı ve gösterişli olması beklenirken öte yandan da bu özelliklerini kapaması, baskılaması beklenmektedir.
ayrıca kadınların büyük çoğunluğu vazoda bir çiçek gibi durmuyor tam tersine sürekli çalışıyor, çabalıyor, emek sarf ediyor.
işten aynı anda eve gelen bir kadın ve erkeğin yatma saatine kadar harcadığı efor asla aynı değildir. evin de yükü kadında daha fazladır.
kadınlar çiçektir peki, şiddete maruz kalan çiçek mi olur? olmaz, olmamalıdır da.
özetle, kadını çiçeğe benzetip ona asla çiçek gibi davranılmaması kadar büyük bir paradoks var mıdır?
ayrıca kadınların büyük çoğunluğu vazoda bir çiçek gibi durmuyor tam tersine sürekli çalışıyor, çabalıyor, emek sarf ediyor.
işten aynı anda eve gelen bir kadın ve erkeğin yatma saatine kadar harcadığı efor asla aynı değildir. evin de yükü kadında daha fazladır.
kadınlar çiçektir peki, şiddete maruz kalan çiçek mi olur? olmaz, olmamalıdır da.
özetle, kadını çiçeğe benzetip ona asla çiçek gibi davranılmaması kadar büyük bir paradoks var mıdır?
devamını gör...
kendi kendine gelin güvey olmak
anadolu da karşı cinsin haberi yokken onun da aşık olduğunu veya karşılıklı hisler beslediğini düşünen kişiler için kullanılan deyim.
devamını gör...


