türk tipi teselli yöntemleri
allah beterinden saklasın.
devamını gör...
uzayın sesi
uzay o kadar derin ki herhangi bir sesi insan kulağı ile duyabilmemiz mümkün değildir. abd havacılık ve uzay ajansı (nasa), evrenin ultrason verilerden oluşturulmuş müziğini yayınlamış; bu müziğe sanal ortamda “uzayın sesi - the sound of space” denilmiştir.
hubble teleskobunun çektiği galaksi kümelerinin fotoğrafları sese dönüştürülmüş ve her bir öğeye bir ses verilmiştir. çıkan biraz ürpertici ses için nasa "bu, muhtemelen, şimdiye kadar duyduğunuz en sıra dışı müzik türü" diye açıklama yapmıştır.
hubble teleskobunun çektiği galaksi kümelerinin fotoğrafları sese dönüştürülmüş ve her bir öğeye bir ses verilmiştir. çıkan biraz ürpertici ses için nasa "bu, muhtemelen, şimdiye kadar duyduğunuz en sıra dışı müzik türü" diye açıklama yapmıştır.
devamını gör...
ilişkide sorulan tuzak sorular
+bende bir değişiklik fark ettin mi?
devamını gör...
anneannenin öğrettikleri
geçmişte olan olayları konuşup konuşup ağlamak. kendisi uzmandır bu konuda.
devamını gör...
ülkücüleri eğitip topluma kazandırmak
beyhude bir çabadır.
eğitilmeleri i-m-k-a-n-s-ı-z-d-ı-r!
eğitilmeleri i-m-k-a-n-s-ı-z-d-ı-r!
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının gördüğü en saçma rüya
devamını gör...
karşı cinste dikkat edilen ilk şey
ses tonu ve konuşma biçimi, diksiyonu. geri kalan şeyler pek dikkatimi çekmiyor, sesini duyduktan sonra.
devamını gör...
kıro çiftlerin ortak özellikleri
düşük öz güvenlerini ve birbirlerine karşı olan güvensizliklerini birbirlerine anlamsız kısıtlamalar ve yasaklar koyarak “kıskançlık aşkın gereğidir” düşüncesiyle maskelemeye çalışmaları.
devamını gör...
kimseyi samimi bulmamak
sonumu getirecek büyük sorun. emin olun herkesi samimi bulmaktan daha kötü bu. insanız sonuçta. en asosyelimiz bile konuşacak insan arar, fakat kimseyi samimi bulamamak probleminiz varsa yandınız. evet, samimiyetsiz kaynıyor ortalık, ama bu güvensizlikte güvenilir olanları ferketmezsiniz bile. zordur, hatta ilişkilerde daha zordur. size değer vereni güvensizliğinizle uzaklaştırırsınız kendinizden.
devamını gör...
son mektup
sabahattin ali’nin duygu yüklü bir şiiridir.
son mektup
ey yâr, bu mektubu aldığın demde
kara topraklara verdim kendimi...
her şey bana engel oldu âlemde,
bir coşkun nehirdim, yıktım bendimi.
benim gönlüm doğuşundan deliydi;
başka dünyaların şaşkın seliydi...
bunun böyle olacağı belliydi...
her şey biter sel yerine döndü mü...
dünya durmaz, bahar olur, kış olur,
belki senin gözün biraz yaş olur,
ben garibim, benim gönlüm hoş olur,
sevdiklerim ayda yılda andı mı...
yıldız olur sana ışık tutarım,
bülbül olur pencerende öterim.
yer altında belki rahat yatarım
yer üstünde çektiklerim dindi mi...
şimdi yaşamayı tatlı bulursun,
koşarsın, gülersin, tez yorulursun,
bir gün olur yine bana gelirsin
deli gönlün yaşamaya kandı mı.
sabahattin ali, evli çiftler anlaşamadığı takdirde onların medeni bir şekilde ayrılmaları gerektiğini eserlerinde vurgulamıştır. günümüzde ayrılmak isteyen eşlerin bir kısmı ne yazık ki dayak, işkence ve cinayetle karşı karşıya geliyor. yazın son bir mektup, ayrılın işte.
kız çocuklarının yetiştiriliş tarzı ile ilgili olarak yaptığı son konuşmaya gelince...
"bir aile, kızını satılık bir mal gibi, vitrinde teşhir edilen bir eşya gibi hazırlarsa, onun kafasının içini tamamen boş bırakarak onun fikri ve hissî hayatı ile zerre kadar alakadar olmayarak kızlarının yalnız güzelliğine, alımlılığına ehemmiyet verirlerse, hatta onun fikrî seviyesinin yükselmesini bile sırf bir koca bulabilmesi için yaparlarsa, kızlarının kendilerini satılık bir meta olarak görmekten başka yapacakları şey yoktur". 1932 yılı -sabahattin ali.
son mektup
ey yâr, bu mektubu aldığın demde
kara topraklara verdim kendimi...
her şey bana engel oldu âlemde,
bir coşkun nehirdim, yıktım bendimi.
benim gönlüm doğuşundan deliydi;
başka dünyaların şaşkın seliydi...
bunun böyle olacağı belliydi...
her şey biter sel yerine döndü mü...
dünya durmaz, bahar olur, kış olur,
belki senin gözün biraz yaş olur,
ben garibim, benim gönlüm hoş olur,
sevdiklerim ayda yılda andı mı...
yıldız olur sana ışık tutarım,
bülbül olur pencerende öterim.
yer altında belki rahat yatarım
yer üstünde çektiklerim dindi mi...
şimdi yaşamayı tatlı bulursun,
koşarsın, gülersin, tez yorulursun,
bir gün olur yine bana gelirsin
deli gönlün yaşamaya kandı mı.
sabahattin ali, evli çiftler anlaşamadığı takdirde onların medeni bir şekilde ayrılmaları gerektiğini eserlerinde vurgulamıştır. günümüzde ayrılmak isteyen eşlerin bir kısmı ne yazık ki dayak, işkence ve cinayetle karşı karşıya geliyor. yazın son bir mektup, ayrılın işte.
kız çocuklarının yetiştiriliş tarzı ile ilgili olarak yaptığı son konuşmaya gelince...
"bir aile, kızını satılık bir mal gibi, vitrinde teşhir edilen bir eşya gibi hazırlarsa, onun kafasının içini tamamen boş bırakarak onun fikri ve hissî hayatı ile zerre kadar alakadar olmayarak kızlarının yalnız güzelliğine, alımlılığına ehemmiyet verirlerse, hatta onun fikrî seviyesinin yükselmesini bile sırf bir koca bulabilmesi için yaparlarsa, kızlarının kendilerini satılık bir meta olarak görmekten başka yapacakları şey yoktur". 1932 yılı -sabahattin ali.
devamını gör...
düşün ki annen bunu okuyor
annecim kızın sana göründüğü kadar gamsız ve mutlu değil.bunu bilmesende olur zaten bide bunu düşünme öpüldün kocaman.
devamını gör...
bir kadının tehlikeli olduğunu gösteren detaylar
bu başlığa göre ayaklı bomba olduğumu fark ettim teşekkürler sözlük. bi aydınlanma daha yaşadım.
devamını gör...
15 mart 2021 koronavirüs çifte standardı
gün içinde vatandaşa 3500 tl ceza kesilirken, ak parti gençlik kolları kongresinde düşündürücü görüntüler kayda alındı.
haber linki
haber linki
devamını gör...
birini dinlemek çok mu zor sorunsalı
niye kimseyi doğru düzgün dinlemiyoruz? halbuki anlamanın, anlaşmanın en önemli şartıdır dinlemek. ama yok dinlemiyoruz. birini dinlerken de anlamaktan ziyade kendimize sıra gelsin diye dinliyoruz. ama merak etmeyin o da sizi dinlemiyor. çünkü birini dinlemek cidden hepimize çok zor geliyor.
devamını gör...
17 gün kapalı kaldık ama ne oldu sorunsalı
milyonlarca esnafın borç batağına batmasına sebep oldu.
devamını gör...
bayramda sözlükte takılan asosyal tip
asosyal değildir. kısıtlama esnasında bile sosyalleşmeye çalışan kişidir. burası dijital de olsa sosyal bir ortamdır.
devamını gör...
denizli
çınar, bayramyeri gibi gezilesi yerleri olan, traventerleriyle ünlü, kızının tozunun horozunun meşhur olduğu şehir.
devamını gör...
girişimcilik
türkiye'de biraz farklı algınan kavramların başlarında gelir. kendimce yanlış algınan kısımlarını madde madde listeleyeyim:
1- girişimcilik sıfırdan olur algısı.
sanırım en büyük hatalardan biri bu. girişimcilik sıfırdan iş kurmak olarak algılanıyor çoğu zaman. girişimci var olan/işleyen bir işi de devralabilir, ortak olabilir. belki de hayalinizdeki işi birisi yapıyor ve hatta ortak arıyor. insanların algısı çoğu zaman sıfırdan kurmak olarak işlediği için bu kısımlara bakılmıyor bile.
2- başarılı olan işlerin sadece sonucunu görme
değişik bir başlık oldu ama daha farklı anlatmak zor. en bilinen örneklerden birini vereyim: (bkz: elon musk). "adam tesla/spacex/starlink yaptı abi büyük girişimci." evet büyük girişimci ama elon bir gün durup düşünürken "ya bi' elektrikli araba yapayım" demedi. 9 yaşında ilk oyunun kodlayıp 500 dolara satan birinden ilk büyük projesini yaklaşık 380 milyon dolara satan bir yazılımcıdan bahsediyoruz. her şeyin altında büyük bir tecrübe, geçmiş ve bilgi birikimi var.
en büyük sorunlarımızdan biri sonuca odaklanmak, oraya gelene kadar başarı ve başarısızlıklarla dolu serüveni kimse görmüyor, görmek istemiyor, merak etmiyor.
3- kısa zamanda başarı/para/sükse beklentisi
bildiğim bir sektörden örnek vereceğim. tek kişi bir oyun yaptı: (bkz: stardew valley) aranızda belki bilenler vardır. yaklaşık 34 milyon dolar kazandı(şu ana kadar-günden güne artıyor). şimdi bu projeye bakan insanlar "5 arkadaş toplanırız, 6 ayda yaparız, milyonluk oluruz" diye düşünüyor genelde. düşünce güzel de gerçek nedir? bu proje 4 yılda günde 12 saat çalışarak geliştirilmiş yani tam zamanlı iş gibi. düşünün gelir yok ve 4 sene tam zamanlı olarak çalışılıyor. peki bunun sebebi nedir? adanmışlık ya da inanmışlık diyerek klişelere girmeyelim. projenin prototipi bittiğinde geliştirici dostumuz bir "community" oluşturuyor. geri bildirimleri topluyor. bakıyor ki insanlar bu oyunu almaya talip, bitmesini bekliyorlar o da geliştirmeye ve gelişmeleri paylaşmaya devam ediyor. böylelikle proje hayata geçmeden önce bile küçük de olsa kitlesini yaratıyor.
4- bilgi ve araştırma eksikliği
bu sanırım okumayı ve araştırmayı çok sevmiyor olmamızla alakalı. çoğumuzun başına gelmiştir. bir arkadaşımız ya da yakınımız gelir, kafasındaki bir işten bahseder ama bu işten 50 tane yapılmış ve tutmuşu vardır zaten.
"abi bi fikir geldi aklıma. sms atmaya gerek yok artık, bi program yapıcaz internet üzerinden mesajlaşıcaz." inanılmazsın gerçekten kardeşim nasıl aklına geldi böyle bir proje ya? akıl alır gibi değil.
geyik bir yana cidden bu konuda eksiklerimiz var. bir iş yapacaksak önce kim ne yapmış? nasıl yapmış? kar mı etmiş? zarar mı etmiş? batmış mı? talep var mı? arz ne durumda? bütün bu sorulara cevap arayarak başlamalıyız. piyasa analizi ve fizibilitesi yapılmamış projelerin çoğunluğu yok olmaya mahkumdur.
bir de (bkz: toplam kalite yönetimi) var ama o konu derya deniz. onu kendi başlığında inceleriz.
1- girişimcilik sıfırdan olur algısı.
sanırım en büyük hatalardan biri bu. girişimcilik sıfırdan iş kurmak olarak algılanıyor çoğu zaman. girişimci var olan/işleyen bir işi de devralabilir, ortak olabilir. belki de hayalinizdeki işi birisi yapıyor ve hatta ortak arıyor. insanların algısı çoğu zaman sıfırdan kurmak olarak işlediği için bu kısımlara bakılmıyor bile.
2- başarılı olan işlerin sadece sonucunu görme
değişik bir başlık oldu ama daha farklı anlatmak zor. en bilinen örneklerden birini vereyim: (bkz: elon musk). "adam tesla/spacex/starlink yaptı abi büyük girişimci." evet büyük girişimci ama elon bir gün durup düşünürken "ya bi' elektrikli araba yapayım" demedi. 9 yaşında ilk oyunun kodlayıp 500 dolara satan birinden ilk büyük projesini yaklaşık 380 milyon dolara satan bir yazılımcıdan bahsediyoruz. her şeyin altında büyük bir tecrübe, geçmiş ve bilgi birikimi var.
en büyük sorunlarımızdan biri sonuca odaklanmak, oraya gelene kadar başarı ve başarısızlıklarla dolu serüveni kimse görmüyor, görmek istemiyor, merak etmiyor.
3- kısa zamanda başarı/para/sükse beklentisi
bildiğim bir sektörden örnek vereceğim. tek kişi bir oyun yaptı: (bkz: stardew valley) aranızda belki bilenler vardır. yaklaşık 34 milyon dolar kazandı(şu ana kadar-günden güne artıyor). şimdi bu projeye bakan insanlar "5 arkadaş toplanırız, 6 ayda yaparız, milyonluk oluruz" diye düşünüyor genelde. düşünce güzel de gerçek nedir? bu proje 4 yılda günde 12 saat çalışarak geliştirilmiş yani tam zamanlı iş gibi. düşünün gelir yok ve 4 sene tam zamanlı olarak çalışılıyor. peki bunun sebebi nedir? adanmışlık ya da inanmışlık diyerek klişelere girmeyelim. projenin prototipi bittiğinde geliştirici dostumuz bir "community" oluşturuyor. geri bildirimleri topluyor. bakıyor ki insanlar bu oyunu almaya talip, bitmesini bekliyorlar o da geliştirmeye ve gelişmeleri paylaşmaya devam ediyor. böylelikle proje hayata geçmeden önce bile küçük de olsa kitlesini yaratıyor.
4- bilgi ve araştırma eksikliği
bu sanırım okumayı ve araştırmayı çok sevmiyor olmamızla alakalı. çoğumuzun başına gelmiştir. bir arkadaşımız ya da yakınımız gelir, kafasındaki bir işten bahseder ama bu işten 50 tane yapılmış ve tutmuşu vardır zaten.
"abi bi fikir geldi aklıma. sms atmaya gerek yok artık, bi program yapıcaz internet üzerinden mesajlaşıcaz." inanılmazsın gerçekten kardeşim nasıl aklına geldi böyle bir proje ya? akıl alır gibi değil.
geyik bir yana cidden bu konuda eksiklerimiz var. bir iş yapacaksak önce kim ne yapmış? nasıl yapmış? kar mı etmiş? zarar mı etmiş? batmış mı? talep var mı? arz ne durumda? bütün bu sorulara cevap arayarak başlamalıyız. piyasa analizi ve fizibilitesi yapılmamış projelerin çoğunluğu yok olmaya mahkumdur.
bir de (bkz: toplam kalite yönetimi) var ama o konu derya deniz. onu kendi başlığında inceleriz.
devamını gör...
sevgiliyle yapılabilecek aktiviteler
yemek yapmak yaparken de birlikte şarap içmek. klişe değil bambaşka bir güzellik.
devamını gör...
