akşemseddin
fatih sultan mehmet'in hocasıdır. tarihte mikroorganizmalardan söz eden ilk kişidir. "mikrobiyolojinin babası" sayılmaktadır.
devamını gör...
yarasa öldürmek
ha ha ha mal doğukan yine aklınca laf sokuyor.
t: çok zor olan eylemdir. çünkü yarasalar çılgın gibi uçuyor nah yakalarsınız.
t: çok zor olan eylemdir. çünkü yarasalar çılgın gibi uçuyor nah yakalarsınız.
devamını gör...
çaylakların ne hadle yazarlara mesaj atması
hayattaki en büyük başarın sözlükte yazar olup şu başlığı yazmak galiba. yoksa böyle bir bakış açısına sahip olmazdın diye düşünüyorum. ilginç.
devamını gör...
hotline miami
2012 de piyasaya çıkan mükemmel bir atmosfere sahip 2d tabanlı aksiyon oyunu. oyunu mükemmel kılan ise mükemmel müzikleri ve anladığımızı sanıp anlamadığımız hikayesi.
olaylar 1989 miamisinde gerçekleşiyor. kısaca bahsedecek olursak ana karakterimiz jacket evindeki telefona gelen şifreli voicemaillere göre infazlar gerçekleştiriyor. fakat oyun boyunca ne siz ne de jacket bu infazları neden gerçekleştirdiğine dair bir fikre sahip değil. ayrıca karakterimiz her infazdan önce bir maske giyiyor. giydiği maskeyi biz seçiyoruz. her maskenin ayrı bir özelliği var(ekstra cephane, uzak görüş gibi).
oyunun genelinde karanlık sahneler mevcut. mesela karakterimiz bazen evine döndüğünde blurlanmış, pislik içerisinde bir mekana girmiş oluyor. bu mekanda 3 ayrı koltukta oturan maskeli kişiler ona ilginç sorular soruyor. horoz maskeli kişi ona genel olarak şiddet içerikli sorular sorarken,(örneğin öldürmeyi sever misin vs?) baykuş maskeli kişi ise karakterimize ruhunun kirli ve lanetli olduğunu, odada olmamızdan rahatsızlık duyduğunu belirtiyor. ayrıca arkada çalan silver lights adlı şarkıyla ufaktan da bir tırsıyorsunuz.
jacket her verilen görevi tamamladığında eve dönerken market, restoran veya dvd satan mekanlara uğruyor. işin ilginç tarafı ne zaman bu mekanlara gitse çalışan kişi hiç değişmiyor. çalışan bizim kendisinin dostu olduğumuzu ve ne alırsak müessesenin ikramı olduğunu söylüyor. jacket her verilen görevde daha çok kişi öldürüyor. bu onun ruh halini bozmuş olacak ki ilerki görevlerde arkadaşımızın mekanına gittiğimizde yerde kafası patlamış, kanlar içinde insanlar görüyoruz fakat arkadaşımız gayet sakin şekilde bize servise devam ediyor.
oyunda secret endingler, yan karakterler, farklı hikaye gidişatları mevcut olması oyunun monoton bir hal almasını ve bitirdikten sonra tekrar oynanabilmesini mümkün kılmış. kısacası tavsiye edilir.
olaylar 1989 miamisinde gerçekleşiyor. kısaca bahsedecek olursak ana karakterimiz jacket evindeki telefona gelen şifreli voicemaillere göre infazlar gerçekleştiriyor. fakat oyun boyunca ne siz ne de jacket bu infazları neden gerçekleştirdiğine dair bir fikre sahip değil. ayrıca karakterimiz her infazdan önce bir maske giyiyor. giydiği maskeyi biz seçiyoruz. her maskenin ayrı bir özelliği var(ekstra cephane, uzak görüş gibi).
oyunun genelinde karanlık sahneler mevcut. mesela karakterimiz bazen evine döndüğünde blurlanmış, pislik içerisinde bir mekana girmiş oluyor. bu mekanda 3 ayrı koltukta oturan maskeli kişiler ona ilginç sorular soruyor. horoz maskeli kişi ona genel olarak şiddet içerikli sorular sorarken,(örneğin öldürmeyi sever misin vs?) baykuş maskeli kişi ise karakterimize ruhunun kirli ve lanetli olduğunu, odada olmamızdan rahatsızlık duyduğunu belirtiyor. ayrıca arkada çalan silver lights adlı şarkıyla ufaktan da bir tırsıyorsunuz.
jacket her verilen görevi tamamladığında eve dönerken market, restoran veya dvd satan mekanlara uğruyor. işin ilginç tarafı ne zaman bu mekanlara gitse çalışan kişi hiç değişmiyor. çalışan bizim kendisinin dostu olduğumuzu ve ne alırsak müessesenin ikramı olduğunu söylüyor. jacket her verilen görevde daha çok kişi öldürüyor. bu onun ruh halini bozmuş olacak ki ilerki görevlerde arkadaşımızın mekanına gittiğimizde yerde kafası patlamış, kanlar içinde insanlar görüyoruz fakat arkadaşımız gayet sakin şekilde bize servise devam ediyor.
oyunda secret endingler, yan karakterler, farklı hikaye gidişatları mevcut olması oyunun monoton bir hal almasını ve bitirdikten sonra tekrar oynanabilmesini mümkün kılmış. kısacası tavsiye edilir.
devamını gör...
meslek hayatınızda karşılaştığınız çarpıcı olaylar
bahsedeceğim olaydan iki gün önce toplantı yaptığımız, benimle çalışmaktan çok memnun olduğunu söyleyen, projenin yöneticisi ve kurucusu olan insan birdenbire ben de dahil olmak üzere bütün ekip üyelerini whatsapp üzerinden engellemiş ve iletişimi sonlandırmıştı.
eleştiriye tahammülü olmayan insanlarla çalışmak çok güç.
eleştiriye tahammülü olmayan insanlarla çalışmak çok güç.
devamını gör...
demedi deme
tavsiye vermeye çalışan insanların sıklıkla kullandığı bir söz öbeğidir.
devamını gör...
taçsız kral
rahmetli metin oktay'ın lakabı ve aynı zamanda da izmir'den çıkıp istanbul'a gelen başarılı bir futbolcunun hikayesinin anlatıldığı ve kendisinin oynayıp kendi hayat hikayesinden kesitlerin anlatıldığı 1965 yapımı atıf yılmaz imzalı filmin adı.
senaryosunu diğer bir usta olan safa önal tarafından senaryosu kaleme alınan film, futbolun unutulmaz efsane isimlerinden metin oktay'ın kendi hayatını oynadığı bir biyografik yapım. diğer rollerde gönül yazar, ajda pekkan, erol taş gibi oyuncuların da yer aldığı film, efsane futbolcunun izmir'den galatasaray'da gol krallığına ve italya' ya uzanan yolculuğundan bir yeşilçam melodramı ortaya çıkarıyor.
senaryosunu diğer bir usta olan safa önal tarafından senaryosu kaleme alınan film, futbolun unutulmaz efsane isimlerinden metin oktay'ın kendi hayatını oynadığı bir biyografik yapım. diğer rollerde gönül yazar, ajda pekkan, erol taş gibi oyuncuların da yer aldığı film, efsane futbolcunun izmir'den galatasaray'da gol krallığına ve italya' ya uzanan yolculuğundan bir yeşilçam melodramı ortaya çıkarıyor.
devamını gör...
gelecekteki sevgiliye not
gelme. içim kan revan.
devamını gör...
yazarların eş cinsel çocuğu ile yapacağı ilk konuşma
eğer bunu bana söylemeye korktuğun bir an dahi olduysa özür dilerim.
devamını gör...
doksan sekiz alınca yüz alamadım diye ağlayan öğrenci
45 alıp sevinç nidaları atan öğrenci'nin zıt anlamlısıdır.
devamını gör...
santa sangre
sürreal sinemanın allahı alejandro jodorowsky'nin 1989 yapımı sinema filmi. benim kişisel olarak jodorowsky sineması dendiğinde aklıma gelen ikinci film. ve evet ilki el topo da değil, la montana sagrada da. ilki tartışmasız fando y lis. sadece jodorowski sineması değil, sinema dendiğinde aklıma gelen ilk filmlerden biri fando ve lis'in "hikayesi" benim için.
santra sangre yönetmenin tıpkı diğer filmleri gibi sembolik anlatımın, düzen eleştirisinin alegorik sunumunun, "bir dakika, dur, geriye almam lazım" dedirtecek kadar çok ve detaylı alt metnin doruklarında gezen bir anlatı. yönetmenin gerçek yaşam öyküsünü araştırıp bu filmi izlediğinizdeyse fark ediyorsunuz ki aslında kendi filmografisi içinde kendisini en çok anlattığı filmi de bu aynı zamanda. jodorowski sirklerde büyümüş. metafizikle ve hatta tinsellikle yakından ilgili bir insan. bir ayrık ot ve aile içinde bile çokça ötekileştirmeye maruz kalmış. sinema yapmaya başlar başlamaz topa tuttuğu erk'le bu filmde de kanının son damlasına kadar dövüşüyor. oğlu axel jodorowski'nin canlandırdığı fenix ve onun üzerinden kişileştirdiği toplumsal sorunların tümünü (evet sorunları kişileştiriyor, hatta organlaştırıyor) bu perspektiften izlediğinizde taşların nasıl da yerine oturduğunu fark etmek oldukça şaşırtıcı bir deneyim. açıkçası benim için jodorowski'nin en net filmi bu. filmle ilgili çok bir detay vermedim farkındayım ama zaten genel olarak böyle bir sinema yazım alışkanlığımın da olmadığını okuyanlarınız bilirler. sanıyorum şunu söylemem yeterli olacaktır; bu film fenix ve annesi üzerinden önce ataerkilliğe, sonra toplumun norm olarak kabul ettiği hemen her şeye ki bunun içinde aile ilişkilerini de dahil edebiliriz, son kertede de bireyselleşme eğilimine yani en temel insani dürtülere savaş açmanın, katılır katılmazsınız bunun haklılığının beyaz perdede sunumu. ben bu filmi çok sevmem. ama tavsiye listemde üst sıralardadır. 8/10
santra sangre yönetmenin tıpkı diğer filmleri gibi sembolik anlatımın, düzen eleştirisinin alegorik sunumunun, "bir dakika, dur, geriye almam lazım" dedirtecek kadar çok ve detaylı alt metnin doruklarında gezen bir anlatı. yönetmenin gerçek yaşam öyküsünü araştırıp bu filmi izlediğinizdeyse fark ediyorsunuz ki aslında kendi filmografisi içinde kendisini en çok anlattığı filmi de bu aynı zamanda. jodorowski sirklerde büyümüş. metafizikle ve hatta tinsellikle yakından ilgili bir insan. bir ayrık ot ve aile içinde bile çokça ötekileştirmeye maruz kalmış. sinema yapmaya başlar başlamaz topa tuttuğu erk'le bu filmde de kanının son damlasına kadar dövüşüyor. oğlu axel jodorowski'nin canlandırdığı fenix ve onun üzerinden kişileştirdiği toplumsal sorunların tümünü (evet sorunları kişileştiriyor, hatta organlaştırıyor) bu perspektiften izlediğinizde taşların nasıl da yerine oturduğunu fark etmek oldukça şaşırtıcı bir deneyim. açıkçası benim için jodorowski'nin en net filmi bu. filmle ilgili çok bir detay vermedim farkındayım ama zaten genel olarak böyle bir sinema yazım alışkanlığımın da olmadığını okuyanlarınız bilirler. sanıyorum şunu söylemem yeterli olacaktır; bu film fenix ve annesi üzerinden önce ataerkilliğe, sonra toplumun norm olarak kabul ettiği hemen her şeye ki bunun içinde aile ilişkilerini de dahil edebiliriz, son kertede de bireyselleşme eğilimine yani en temel insani dürtülere savaş açmanın, katılır katılmazsınız bunun haklılığının beyaz perdede sunumu. ben bu filmi çok sevmem. ama tavsiye listemde üst sıralardadır. 8/10
devamını gör...
alkol
beyincik bölgesini uyarır.
abartılmadığı takdirde güzeldir kullanmak.
şimdi şaraba kim hayır diyebilir ki?
abartılmadığı takdirde güzeldir kullanmak.
şimdi şaraba kim hayır diyebilir ki?
devamını gör...
keşke ben de yapabilsem dediğimiz şeyler
(bkz: direk dansı)
devamını gör...
konu neydi radyo yayını
almanya'da şu sıralar merkel'in paskalya sebebiyle tam kapanmaya gidilebilir açıklamasını konuşuyoruz 20 gündür falan... özür diledi o konuda kapandı. konuşacak konumuz yok, türkiyeden konu ithal edeceğiz yakında. durumlar çok fena sıkılıyoruz*
devamını gör...
misvak'ın mehmet ceyhan karikatürü
bence pandemi döneminin başından beri çabalayan bir profesör için böyle bir karikatürün yapılması büyük saygısızlık.
devamını gör...
yazarların bugünkü mutluluk sebebi
yazdığım öykü, editör tarafından onaylandı. ilk defa bir kitapta öyküm yayınlanacak, çok mutluyum, çok heyecanlıyım.
devamını gör...
seni seviyorum
kimseye kurmadığım ve kimsenin bana kurmadığı bir cümle türü.
haa, kedilerime kuruyorum , doğru.
haa, kedilerime kuruyorum , doğru.
devamını gör...
bim'in zam listesi
fiyatlara bakamayacağım, geçen cheesecake'e veda yaptık.markettekilerin en güzeli*.
son paramızı ona harcayıp buruk bir mutluluk yaşattık kendimize.
son paramızı ona harcayıp buruk bir mutluluk yaşattık kendimize.
devamını gör...
yasin börü
kocaman gözlü, masum bakışlı çocuk
allah'ım sana
gani gani rahmet eylesin.
allah'ım sana
gani gani rahmet eylesin.
devamını gör...
kadın sanılan erkek yazar
bu benim. mesaj kutumu görseniz ohoo yani. adama" erkeğim abicim erkeğim "diyorum. "seni seni beni mi kandırıyorsun?" diyor. alenen yürüyorlar.
o kadar mı kıtlıktasınız arkadaş?
o kadar mı kıtlıktasınız arkadaş?
devamını gör...