kars
(bkz: ani harabeleri) gibi bir değeri barındıran şehir.
devamını gör...
bu aşk fazla sana
şebnem ferah'ın ilk dinlenildiğinde etkisini fazla göstermediği ve yıllar sonra tekrar tekrar dinlenildiğinde iç kanama etkisi gösteren şarkısı.
devamını gör...
ozgur1ey
özgür epey bir zamandır içiyordu.
beraber de içtik. beethoven dinlerken içtik. mozart dinlerken içtik. türk marşı ile halay çekmişliğimiz bile var. requiem ile içip içip birbirimizi kutsadığımız zamanlar oldu. moonlight sonata dinleyip büyük aşklarımızdan bahsettiğimiz anlar da.
ama bu kadarı yeterdi. yapma dedim. bu kadarı bünyeye zarar dedim. bana karışma mito bir şey olmaz dedi.
neyse efendim içkiye artık ara veren yazarımız kendini bitkisel çaylara ve yürüyüşe verdi.
ankara’ya doğanın bir hediyesidir eymir. ankaralılar iyi bilir eymir’de yürüyüş yapmanın muhteşemliğini.
özgür de madem yürüyüşe başladım, kendimi eymir’in güzelim kollarına bırakıyım dedi.
yürüdü özgür. özgür yürüdü.
haşortmanını üzerine geçirip de öyle yürüdü.
geçen hafta sonu nathalie matthys’in johann sebastian bach besteleri isimli dinletisi vardı. bu fırsatı kaçırır mıyım hiç. hemen iki bilet kaptım.
özgür ile bir takım olmak için ben de haşortmanımı giydim. eşofman giycektim ama onu yalnız bırakmamak adına giymedim.
soluğu eymir’de aldım. özgür yürüyordu. hadi dedim gidiyoruz. konserden bahsettim. pek mutlu oldu. benim kadar bach tutkunu değildi ama olsundu yine de severdi bach ı. o mozart tutkunuydu.
haşortmanlarımızla pek bir asildik, asırlık salonda. salon beyefendileri, fularlı abiler, entel ablalar nedense bize bakıyorlardı. bizim keyfimiz yerindeydi ama. muhteşem bir konserdi.konserden bir kesiti şuraya bırakayım.
sözlüğün, sevilen yazarı sevgili özgür sen yaz hep. biz zevle okuyalım seni.
beraber de içtik. beethoven dinlerken içtik. mozart dinlerken içtik. türk marşı ile halay çekmişliğimiz bile var. requiem ile içip içip birbirimizi kutsadığımız zamanlar oldu. moonlight sonata dinleyip büyük aşklarımızdan bahsettiğimiz anlar da.
ama bu kadarı yeterdi. yapma dedim. bu kadarı bünyeye zarar dedim. bana karışma mito bir şey olmaz dedi.
neyse efendim içkiye artık ara veren yazarımız kendini bitkisel çaylara ve yürüyüşe verdi.
ankara’ya doğanın bir hediyesidir eymir. ankaralılar iyi bilir eymir’de yürüyüş yapmanın muhteşemliğini.
özgür de madem yürüyüşe başladım, kendimi eymir’in güzelim kollarına bırakıyım dedi.
yürüdü özgür. özgür yürüdü.
haşortmanını üzerine geçirip de öyle yürüdü.
geçen hafta sonu nathalie matthys’in johann sebastian bach besteleri isimli dinletisi vardı. bu fırsatı kaçırır mıyım hiç. hemen iki bilet kaptım.
özgür ile bir takım olmak için ben de haşortmanımı giydim. eşofman giycektim ama onu yalnız bırakmamak adına giymedim.
soluğu eymir’de aldım. özgür yürüyordu. hadi dedim gidiyoruz. konserden bahsettim. pek mutlu oldu. benim kadar bach tutkunu değildi ama olsundu yine de severdi bach ı. o mozart tutkunuydu.
haşortmanlarımızla pek bir asildik, asırlık salonda. salon beyefendileri, fularlı abiler, entel ablalar nedense bize bakıyorlardı. bizim keyfimiz yerindeydi ama. muhteşem bir konserdi.konserden bir kesiti şuraya bırakayım.
sözlüğün, sevilen yazarı sevgili özgür sen yaz hep. biz zevle okuyalım seni.
devamını gör...
şimdiki çocuklar harika
aziz nesin tarafından kaleme alınmış ve çocukluğumdaki iyi ki okumuşum dediğim bir eser.çocukların gözünden ebeveynleri gözlemleyen ve iki çocuğun arkadaşlığını kaleme alıyor.çocukken okunması gereken eserlerden bir tanesidir.
devamını gör...
derdine portakal sıkayım
tanım: hayatın normal akışına uymayan, anlamsız dertlerin kafacıların hayatından uçup gitmesi için derdin üzerine portakal sıkmak suretiyle def edilmesini planlayan eylemi ifade eden sözcükler dizilimi*
devamını gör...
dünyanın en huzurlu şeyi
işten eve geldiğin andır.
devamını gör...
bir televizyon kanalını hacklemek
eskiden çok daha kolay yapılabilen, yakın zamanlarda ise biraz daha zorlaşan iş.
eğer yapılabilseydi, kimin ne işler karıştırdığını tüm ülkenin görme şansı olurdu ki bu da epey işimize gelirdi.
birkaç örnek vereyim;
ilk örnek 1977 yılından ve ingiltere'den... southern television adlı kanaldaki yayına bağlanan bir ses, ashtar galactic command adlı bir grubun sözcüsü olan, dünya dışından gelme bir yaratık olduğunu, adının da vrillon olduğunu iddia ederek konuşmaya başlamış. insanlara tüm silahlarını imha edip barış içinde yaşama emri vermiş. keşke sözünü dinletebilseymiş:
2. örnek 1987 yılından ve amerika'dan... bu kez 2 yetişkin kanalına (american exxxtasy ve playboy) bir hacker saldırısı düzenlenmiş ve görüntüler dini mesajlarla değiştirilmiş:
son örnek de montana eyaleti'nden gelsin. yıl 2013... krtv adlı kanalın yayınına bağlanan kişi, kanalın acil durum uyarı sisteminden zombi saldırısı olduğunu, hatta zombilerin montana'nın büyük kısmını ele geçirdiklerini söylemiş:
eğer yapılabilseydi, kimin ne işler karıştırdığını tüm ülkenin görme şansı olurdu ki bu da epey işimize gelirdi.
birkaç örnek vereyim;
ilk örnek 1977 yılından ve ingiltere'den... southern television adlı kanaldaki yayına bağlanan bir ses, ashtar galactic command adlı bir grubun sözcüsü olan, dünya dışından gelme bir yaratık olduğunu, adının da vrillon olduğunu iddia ederek konuşmaya başlamış. insanlara tüm silahlarını imha edip barış içinde yaşama emri vermiş. keşke sözünü dinletebilseymiş:
2. örnek 1987 yılından ve amerika'dan... bu kez 2 yetişkin kanalına (american exxxtasy ve playboy) bir hacker saldırısı düzenlenmiş ve görüntüler dini mesajlarla değiştirilmiş:
son örnek de montana eyaleti'nden gelsin. yıl 2013... krtv adlı kanalın yayınına bağlanan kişi, kanalın acil durum uyarı sisteminden zombi saldırısı olduğunu, hatta zombilerin montana'nın büyük kısmını ele geçirdiklerini söylemiş:
devamını gör...
doğal seçilim
doğal seçilim güçlü olanların hayatta kaldığı zayıfların ise zamanla nesilleri ile beraber yok olmasıdır.
buna örnek olarak;virüs uzun zamandır hayatımızda yer edinmiş zayıfları eleyerek güçlü olanları hayatta bırakır.
doğanın bir kanunudur ayrıca
buna örnek olarak;virüs uzun zamandır hayatımızda yer edinmiş zayıfları eleyerek güçlü olanları hayatta bırakır.
doğanın bir kanunudur ayrıca
devamını gör...
i am melting lannn melting
ben birilerini gördüm sanki.
bir yazar, is back.
bir yazar, is back.
devamını gör...
en sevilen nazım hikmet ran şiiri
- ben beni bir daha ele geçirsem-
ben, beni bir daha ele geçirsem,
-âbıhayat içersem demiyorum-
kapılar bir daha açılsa
ben bu haneye bir daha girsem
yaşardım yine böyle kan revan içinde
yine böyle aşk ile sersem,
ben, beni bir daha ele geçirsem. "n.h.ran"
(tüm şiirleri canımdır, ciğerimdir).
ben, beni bir daha ele geçirsem,
-âbıhayat içersem demiyorum-
kapılar bir daha açılsa
ben bu haneye bir daha girsem
yaşardım yine böyle kan revan içinde
yine böyle aşk ile sersem,
ben, beni bir daha ele geçirsem. "n.h.ran"
(tüm şiirleri canımdır, ciğerimdir).
devamını gör...
mutfakta bulaşık yıkayan sevgiliye arkadan sarılmak
(bkz: feridun abi daha erken ama)
devamını gör...
kitap okumayan insan
tanımları okudukça.*
-önceki tanımları okuyor musunuz sevgili yazar?
+ okumuyorum, eksikliğini de hissetmiyorum.
- ama biz hissediyoruz.
-önceki tanımları okuyor musunuz sevgili yazar?
+ okumuyorum, eksikliğini de hissetmiyorum.
- ama biz hissediyoruz.
devamını gör...
hoşlanılan kişiye mesaj atma bahaneleri
beni aramışsın hayırdır? tarzı soru yoneltirim. aslında karşı tarafın aradığı falan da yoktur. maksat endişeye düşmesi, paniklemesi, allah allah ben böyle bir şey yaptım mi diye kendini sorgularken o boşluktan faydalanıp sohbet açtığım çok olmuştur.
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin
cağnımm patron, sözlük kurucusu, yol gösterici, kıyak insan. sinirlendirme çabalarıma rağmen hep sakindir. *
hakkında o kadar çok söylenti var ki, kim bilir hangisi doğru. bazen bir mümin cemaatçi, bazen viskisiyle şömine başında keyifçi, bazen yeşil parkasıyla eylemlerde, bazen bir kgb ajanı, bazen bir hokkaaabazz. *
not: bana torpil geçmediği için bir miktar tripli olabilirim. koskoca yönetici yap ama rozet takamasın, olcak şey mi ??
hakkında o kadar çok söylenti var ki, kim bilir hangisi doğru. bazen bir mümin cemaatçi, bazen viskisiyle şömine başında keyifçi, bazen yeşil parkasıyla eylemlerde, bazen bir kgb ajanı, bazen bir hokkaaabazz. *
not: bana torpil geçmediği için bir miktar tripli olabilirim. koskoca yönetici yap ama rozet takamasın, olcak şey mi ??
devamını gör...
siyasilerin unutulmayan sözleri
“ege bir türk gölü değildir. ege bir yunan gölü de değildir. ege zaten bir göl değildir!”
devamını gör...
normal sözlük’te 6 kişi kalmak
devamını gör...
acemi katır kapı önünde yük indirir
genel olarak maymun iştahlı olan ve yaptığı her işi yarım bırakan insanları anlatan bir atasözü.
devamını gör...
bana gelsene kedi severiz gelirken kedi de getir
bu tam hicligindansi adlı yazarımızın söyleyeceği bir cümle.* ne zaman bize çağırsam sen gel der arada kediyi de getir der.**
devamını gör...
tutunamayanlar
her yıl düzenli olarak başladığım hala bitiremediğim oğuz atay klasiği. sıkılmıyorum da okurken ama sürekli araya başka kitaplar giriyor. bu ay tekrar başlıcam hadi bakalım.
devamını gör...
taso
bir çok çocuğun hayatına dokunmuş, olumlu olumsuz ona öğrettiler sunmuş, yön çizmiş ve bir çok manada çocuklara bir misyon oluşturmuş bir oyundur.
çok abartmıyor musun? evet sanırım abartıyorum hahah ama bu benim işim. rekabeti, başarının hazzını, yenilginin üzerimizde bıraktığı başarısızlık hissini, bazen takım olmayı, bazen lider olmayı, hah zorlasak ticareti, sistemli düşünmeyi ve bazı şeylerin sadece şans olduğunu anlamayı sağlayan bir oyun. evet evet biraz abartıyorum belki. günümüz çocuklarının oyunlarına baktığımda onları nasıl yalnızlaştırdığını, onları nasıl iletişimsizlik çukuruna ittiğini görünce hele bunu dahada çok yapmak istiyorum.
kökeni 1920lerde oynanan pogs (süt kapağı) oyununa dayanıyor. bizim taso 1990lara doğru dünyada yayılmaya ve ilgi görmeye başladı. zaman içerisinde başka başka şekil ve boyutlardada üretildi bu oyuncaklar.
taso, bir promosyon ürünü olarak cipslerin içinden çıkan bir oyuncaktı. ilk günler 'bu ne be? bunlar nasıl oynanacak?' diyenler bile cips mıncıklama sırasına girmişti bir süre sonra. değişik bir oyundu ve değişik bir hazzı vardı. bir saklambaç değildi, bir yakar top değildi. çok daha fazlası çok daha azıydı. bir düzenekti değil mi? daha çok cips al daha çok oyna. alamazsan gruba alınmazsın, köşeden öyle izlersin. hahah tamam tamam bu kadar dramatizeye gerek yok. biz paylaşmayı seven çocuklardık. 10 tasomuz varsa 7sini dağıtırdık.
eniştem fabrikasından bir poşet taso getirmişti. ben önce onlarla sokakta cakamı atmış, bolca oynamış, yalandan yenilmiş, bir iki gün sonra balkondan çocuklara saçmıştım. hah kendimi köylülerine tavuk dağıtan ağa gibi hissetmiştim. güzel zamanlardı. çocuk olmak ilginç gerçekten. hala çocuk kalmak çok daha ilginç.
selamlar çocuk ruhlulara ve diğerlerine...
çok abartmıyor musun? evet sanırım abartıyorum hahah ama bu benim işim. rekabeti, başarının hazzını, yenilginin üzerimizde bıraktığı başarısızlık hissini, bazen takım olmayı, bazen lider olmayı, hah zorlasak ticareti, sistemli düşünmeyi ve bazı şeylerin sadece şans olduğunu anlamayı sağlayan bir oyun. evet evet biraz abartıyorum belki. günümüz çocuklarının oyunlarına baktığımda onları nasıl yalnızlaştırdığını, onları nasıl iletişimsizlik çukuruna ittiğini görünce hele bunu dahada çok yapmak istiyorum.
kökeni 1920lerde oynanan pogs (süt kapağı) oyununa dayanıyor. bizim taso 1990lara doğru dünyada yayılmaya ve ilgi görmeye başladı. zaman içerisinde başka başka şekil ve boyutlardada üretildi bu oyuncaklar.
taso, bir promosyon ürünü olarak cipslerin içinden çıkan bir oyuncaktı. ilk günler 'bu ne be? bunlar nasıl oynanacak?' diyenler bile cips mıncıklama sırasına girmişti bir süre sonra. değişik bir oyundu ve değişik bir hazzı vardı. bir saklambaç değildi, bir yakar top değildi. çok daha fazlası çok daha azıydı. bir düzenekti değil mi? daha çok cips al daha çok oyna. alamazsan gruba alınmazsın, köşeden öyle izlersin. hahah tamam tamam bu kadar dramatizeye gerek yok. biz paylaşmayı seven çocuklardık. 10 tasomuz varsa 7sini dağıtırdık.
eniştem fabrikasından bir poşet taso getirmişti. ben önce onlarla sokakta cakamı atmış, bolca oynamış, yalandan yenilmiş, bir iki gün sonra balkondan çocuklara saçmıştım. hah kendimi köylülerine tavuk dağıtan ağa gibi hissetmiştim. güzel zamanlardı. çocuk olmak ilginç gerçekten. hala çocuk kalmak çok daha ilginç.
selamlar çocuk ruhlulara ve diğerlerine...
devamını gör...