sabah şerifler katırlı olsun sultanım -hürrem
devamını gör...

"tutuklanan o.ç hakkında "canavarca hisle eşi kasten eziyet çektirerek öldürmek" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle dava açıldı."

evet o.ç. daha ironik bir isim kısaltma kombinasyonu olamazdı. ateş düştüğü yeri yakıyor, ne diyelim.
devamını gör...

youtube son 1 yıldır komplo teorileri ile ilgili videoları silmeye başladı. buna dünya dışı yaşam, ufo fenomeni ve düz dünya teorisi ile ilgili içerikler dahil. yani bunun mantığını anlamış değilim sırf siz istemiyorsunuz diye neden insanların hakları kısıtlanıyor ne gizlenmeye çalışılıyor. şimdi girin youtube a doğru düzgün uzaylılarla ilgili video bulamazsınız kanıt niteliğinde sunulan. bilimsel olarak ortaya atılan her şey temelde teoriydi. komplo teorisi diye bir tabir bulmuşlar beğenmedikleri şeye yapıştırıyorlar.
artık insanlar bakmalı sormalı neden bu kurumları dünya dışı yaşam fikri bu kadar rahatsız ediyor.
devamını gör...

lezzetli yemekler.
devamını gör...

helen: bizim yunan dediğimiz helenlerin kendilerini tanımladıkları sözcük. bu yüzden, aslında kendilerine helen demek en doğru ifade olacaktır desek yanılmayız.

yunan: türkler'in helenler için kullandığı kelimedir malumunuz üzere. ne var ki bu kelime "ion" kelimesinden türemiştir. aslında bakarsak bu kelime oldukça anakroniktir ve yanlış bir biçimde kullanılmaktadır. ama böyle gelmiş işte dilimize.

rum: arapça kökenli bir kelime olup aslen "romalı" anlamına gelir. bizans döneminde ise helence konuşanlar için kullanılmıştır. aynı zamanda osmanlı imparatorluğu'nda da sık sık, hükümdar ünvanlarında dahi kullanılmış bir sözcüktür. anadolu selçuklu devletinin gerçek adı da eski bizans topraklarında bulunduğundan ötürü aslında "rum sultanlığı" olmalıdır.

grek: bu kelime ise latinlerin helen kelimesi yerine kullandığı sözcüktür. latincesi "graeci" dir ve bu kelimenin kökeni de antik yunanca "graikos" kelimesine dayanmakla birlikte, diğer batı dillerinde de bu kelimeden türetilmiştir.
devamını gör...

'işçilerin zincirlerinden başka kaybedecekleri bir şeyleri yok, ama kazanacakları bir dünya var'

karl marx

emek ve dayanışma günümüz kutlu olsun!

senin, benim, onun, hepimizin bayramı kutlu olsun, emeğimiz karşılık bulsun!ekmeğin pahalı, emeğin ucuz olduğu günlere son verme umudu yetiştirin, devrim olmasa da devrim şarkıları dinlensin...
devamını gör...

yarın hallederim yaa, en kötü otobüste çalışırım ne olacak.
(halledemedi...)
devamını gör...

nutuk olurdu. ümitsizliğe ve karamsarlığa düştüğümde atamın geçtiği yolları görmek için. onu hep daha iyi anlamak için...
peki siz ne okurdunuz?
devamını gör...

çap!*
başka neden olabilir ki?

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kendi isteklerimizle başkalarının bizden isteklerinin karışması durumunda ortaya çıkar.

ister istemez, çevremizin tabuları, idealleri, istekleri, hayat ile ilgili beklentilerinin etkisinde kalırız.

burada da başlıkları dönüyor ya… ideal kadın nasıl olmalı, ideal erkek nasıl olmalı diye. orada bazı yorumlarda bulunuruz. atıyorum; kadın eğitimli olmalı, hanım hanımcım olmalı, saygılı olmalı gibi. acaba gerçekten istediğiniz böyle bir kadın mı, yoksa çevrenizden kabul görecek kadını mı tasvir ediyorsunuz. böyle bir kadınla tanıştınız diyelim; gerçekten böyle birini hayal etmediğinizi farkedersiniz; o zaman da kendinize ‘ne istediğimi bilmiyorum’ dersiniz. belki siz deli dolu, uçuk, dobra bir kadın istiyordunuz ama ailenizin/çevrenizin etkisinde kaldınız ve onların idealize ettiği kadını , kendiniz için ideal kadın zannettiniz?

bu durum istediğiniz meslek için de başka faktörler için de geçeli olabilir. seçtiğiniz mesleği siz gerçekten istediğiniz için mi, yoksa çevrenizde saygı duyulacağını düşündüğünüz için mi seçtiniz?

yani aslında ne istediğini bilememek gibi bir durum yok. içinizdeki siz, kendini duyurmak için çırpınır ama siz çevrenin de etkisinde kalmışsınızdır. derin nefes alıp kulağınızı tıkayın ve çırpınan iç sesinize kulak verin.
devamını gör...

masadan eksilen dostlara biri daha eklendi. yahu ne güzel sürünüyorduk beraber, hiç oldu mu bu?
devamını gör...

distopyaların atası sayılabilecek, yazıldığı dönemde ülkesinde sakıncalı bulunduğu için yıllarca yayımlanmasına izin verilmemiş bir kitaptır biz.
aldous huxley'in cesur yeni dünya kitabıyla aralarında çokça benzerlik bulunmaktadır. hatta yine bir distopya olan otomatik piyano kitabının yazarı kurt vonnegut " konusunu, konusu güle oynaya biz'den araklanmış cesur yeni dünya'dan güle oynaya arakladım." demiştir.

başta da değindiğim gibi kitap yazıldığı dönemde ideolojik olarak sakıncalı olduğu için reddedilmiştir. aslında kitabın o dönemki rusya ile doğrudan ilişkisi bulunmamasına rağmen böyle bir sansüre uğramıştır. belki de yazarının döneminde oldukça muhalif tutum içerisinde bulunmasından dolayıdır. kitabın yazarı yevgeni zamyatin, devrimden sonraki rejimi eleştirdiği için 1919-1922 arası tutuklu kalmıştır. 1932 yılında da sürgüne gönderilmiştir. 1906'da çarlık hükümeti, 1922'de de bolşevikler tarafından aynı hapishanede tutuklu kalan yazar, bu kitapla adeta sistemin o zehirli damarlarını dökmüştür satırlara.

yukarda kurt vonnegut'un sözünde de bahsettiği gibi bu kitap cesur yeni dünya, otomatik piyano gibi kitapları da etkilemiştir. öyle ki cesur yeni dünya ile kurgulamış oldukları evren açısından neredeyse tıpatıp aynıdır.

zamyatin'in "biz" adlı kitabındaki dünya, 26. yüzyılda geçmektedir. insanlar bireyselliklerini kaybetmiş, birbirinden farksız birer makinedir adeta. hatta isimleri de birer sayıdır.
polisler tarafından her saniye izlenmek için cam balkonlu evlerde yaşarlar. herkes aynı üniformaları giyer, sentetik besinlerle beslenir, devletin belirlemiş olduğu sınırlar dahilinde yaşamlarını sürdürür. tabii buna yaşam denirse. bu durum o kadar ileri bir düzeydedir ki vatandaşların "seks saati" bile vardır. o saat aralığında camlarını kapatmak serbesttir ama daha sonra açmak şartı ile. cinsellik bir karne ile hep denetim altındadır. devlet ise hayırsever olarak anılan bir kişi tarafından yönetilir.

zamyatin eserinde, hem dönemini hem de sanayi devrimi ile ortaya çıkan toplum düzenini eleştirmiştir. yazarın uzun yıllar ingiltere'de yaşadığını da düşünürsek bu oldukça makul görünecektir. 1984'ün, cesur yeni dünya'nın eleştirisini anlayabilmek, bizleri hangi konuda uyardığını çok daha iyi idrak edebilmek açısından bu kitap bence bir kılavuzdur. çünkü bu kitap eleştirdiği denetime takılmış, yasaklanmış, yayınlanmasından korkulmuş mükemmel bir eleştiridir. ve aynı zamanda harika eserlere de öncü olmuştur.
devamını gör...


italyan sanatçı salvatore garau fiziksel varlığı olmayan görünmez bir heykel yaptı. "ben" adlı çalışma, açık artırmada 15 bin euroya (yaklaşık 150 bin tl) satıldı.
eserin ne basılı ne de dijital formatta herhangi bir fiziksel temsili yok. varlığını doğrulamanın tek yolu, alıcının elindeki orijinallik sertifikasıyla mümkün.


tanım: kral çıplak dedirten sanat olayıdır.

bundle.app/FvfVWkyL
devamını gör...

bugün yaşadığım bir olaydan dolayı bu başlığı açma eyleminde bulunuyorum. liseden beri yakın olduğum bir arkadasımla şehir değiştireceği için buluştuk(kadın) bana 2 tane erkek olan arkadaşının da geleceğini söyledi okey dedim. planım onlar gelince biraz oturup kalkmaktı sosyal anksiyetesi olanlar beni anlar. neyse geldiler kahve aldilar oturdular ya sürekli küfür ediyorlar ve çocuk2 dediki bana "küfürden rahatsız oluyor musun? eğer oluyorsan daha çok ediyim." ya böyle bi şey var mı biz tanışalı 3 sn olmuş bu nasıl bir hadsizlik. neyse arkadaşım çocuk1 in ne dediğini anlamadı arkadaşım başıörtülü bu arada çocuk1 bi anda "şu türbanını çıkarda duy ,küfürler vs vs" ben o an kafamı çevirdim artık duymamak için. sonra çocuk2 bu kız kendi aleminde kafasında bizim ne kadar ..... olduğumuzu falan düsünuyordur. tıp okuyo ya bizi s*klemiyor falan. arkadasim ve bunlar müh. okuyor bu arada. yani elim ayağım titredi 5 dk durdum ve sonra kalktım. hayatımda hiç bu kadar kaba ve kendini bilmez erkek görmedim. neymiş light erkek degilmis bunlar dün içmişler düşünün yani. kendimi o kadar kötü hissetim ki.. en yakın arkadaşımdan soğudum bu çocuklarla arkadaş olduğu için. kızlar siz siz olun lütfen bu tarz insanlarla arkadaşlık etmeyin. ve lütfen derslerinize iyi calisin ve kendi kalitenizle insanlarla muhatap olun. her ne kadar lisedeki erkek arkadaşlarımı begenmesem de mumla aradim. fakültede ki arkadaşlarıma da kibar insanlar oldukları için teşekkür ederim. yaşadiklarimin şokunu hala atlatamadim kusura bakmayin. ayrica etrafinizdaki 5 kisinin ortalamasi oldugunuzu unutmayin. velhasil lütfen tanımadiginiz kadinların yanında magara adamı gibi kufur edip alkol almanizla övünmeyin.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir zamanlar kenan ( canaan) ülkesi olarak bilinen bugünkü suriye’nin batı kıyılarında kurulmuş olan antik ugarit kentinin tanrıçası.

baal’ın kız kardeşi ve karısı tanrıça anat insan cinselliği ve kenan ülkesi’nin tarlalarının bereketinden sorumluydu. ancak bereket ve ana tanrıça denilince aklınıza mülayım, mazbut bir kadın gelmesin. kendisi kan akıtmayı sevmesi ve vahşiliği ile tanınırdı. silahları o kadar önemserdi ki bir keresinde ahat adında bir ölümlü savaşçının yayı ile oklarını çalmaya çalışmıştı. baal kız kardeşine öyle öfkelenmişti ki bir süre yağmurları durdurdu.

başka bir olayda ugarit’ten pek uzakta olmayan iki kentin sakinlerini katletti ve ardından askerlerin kafalarını tırpanıyla biçmeden önce bir orduyu sarayına yemeğe davet etti. böyle de ponçik bir tanrıça. ancak en önemli mitlerinden birisi kocası baal'ın intikamını aldığı öyküdür.

güneşin altında kavrulmuş toprağa yağmur getiren baal de devlere, kargaşa ve parçalanmaya karşı yaratıcı bir savaş vermektedir. ne var ki bir gün yeryüzünü ıssız bir çöle çevirmekle tehdit eden ölüm, verimsizlik ve kuraklık tanrısı mot ona saldırır. mot’ün karşısında baal bir anda korkusuna yenilir ve direnmeden ona teslim olur. mot onu ağzına layık bir kuzu gibi lokma lokma çiğneyerek yeraltına, ölülerin topraklarına inmeye zorlar. artık baal yeryüzüne yağmur yağdıramayacağı için bitki örtüsü sararıp inleyerek ölür. tipik bir yüce tanrı olan baal’in babası el çaresizdir. baal’in ölümünü haber alınca yüce tahtından iner, abasını kuşanır, yas töreleri gereği yanaklarında yarıklar açar, ne var ki oğlunu kurtaramaz.
etki gücü olan tek tanrısal varlık anat’tır. acı ve öfkeden çılgına dönmüş yeryüzünü arşınlamakta, alter egosunu (ben ikizini), öteki yarısını aramaktadır. bu miti saklayan süryanice metin, onun baal’i “ineğin buzağısı, koyunun kuzusu” için arzuladığını söyler. ana tanrıça tıpkı yavrusu tehlikede olan bir hayvan gibi azgındır, kudurmuştur. baal’den geriye kalanları bulduğunda onun anısına büyük bir cenaze şöleni düzenler anat, orada yana yakıla el’e şikayette bulunur ve yeniden mot’u aramaya koyulur. mot’u bulunca onu ayin orağıyla ikiye biçer, tanelerini elekten geçirip savurur, güneşte kavurup değirmende öğütür, etini tarlalara saçarak tıpkı bir çiftçinin buğdaya yaptıklarını yineler.

intikam dediğin böyle olur bebeğim.
devamını gör...

gönül kimi severse güzel odur. aşk güzelliği doğurur. dünyanın en yakışıklı erkeği benim gözümde sevgi olmayınca sıradanlaşır. benim yarim en güzelidir.
devamını gör...

gökçeada'ya giderseniz muhakkak kaleköy'deki mustafa'nın kayfesi'ne uğrayıp damla sakızlı suyla birlikte ikram edilen dibek kahvesini içmenizi öneririm.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

antrikot.
devamını gör...

tanrıça artemis'e ithaf edilmiş tapınak efes'te mö 550 yıllarında tamamlanmıştır.tapınak lidya kralı kroisos tarafından başlatılmış 120 senelik bir projenin eseridir. tapınak tamamen mermerden inşa edilmiştir. dünyanın yedi harikasından biri sayılan tapınaktan geriye bugün sadece bir iki mermer parçası kalmıştır. selçuk izmir'de bulunmaktadır.

dünyanın yedi harikasını derleyen sidon'lu antipader tapınağı şöyle tarif etmiştir.

"mağrur babil'in üstünde savaş arabaları için yol olan duvarını ve alpheus'taki zeus heykelini ve asma bahçeleri gördüm ve güneşin kolosusunu ve yüksek piramitlerin devasa işçiliğini ve mausolos'un engin mezarını; ama artemis'in bulutlar üzerine kurulmuş evini gördüğümde diğer tüm harikalar parlaklıklarını kaybetti ve dedim ki "işte! olimpus'un dışında, güneş hiç bu kadar büyük bir şeye bakmadı. (antipater, yunan antolojisi [ıx.58])

bizanslı philon ise tapınak için şunları yazmıştır:

"kadim babillilerin kudretli işçiliğini ve mausoleus'un mezarını gördüm. ama bulutlara doğru yükselen efes'teki tapınağı gördüğümde, diğerlerinin tümü gölgede kalmıştı."
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim