ekonomi kötü olsa böyle bi ceketi çöpte bulup giyemezdim
aziz nesin yaşasaydı, bu haberden çok güzel hikaye yazardı. tam nesin'in kalemi.
memleketin halini görüp de sıkılmayan var mı?
memleketin halini görüp de sıkılmayan var mı?
devamını gör...
gece kimsenin kimseyi rahatsız etmeye hakkı yoktur
"siyasetten bıktım, biraz da şununla ilgileneyim dediğiniz ne varsa gelip onu da s*kecekler. nefes alamayacaksınız."
devamını gör...
elif naci
elif naci, 1898 doğumlu türk ressamdır. ilk kişisel sergisini 1930'da açmıştır. d grubu ressamları denince akla ilk gelen isimlerdendir. zaten bu birlik kurulduktan sonra elif naci'nin ismi ve çalışmaları daha çok duyulmuştur. dönemin önemli birçok sanatçısı elif naci hakkında yorumlarda bulunmuştur fakat benim en hoşuma giden, elif naci'nin resimleriyle şiir yazdığı görüşüdür.
topkapı sarayı akağalar kapısı:

peyzaj çalışması:

enteriyör çalışması:
topkapı sarayı akağalar kapısı:

peyzaj çalışması:

enteriyör çalışması:
devamını gör...
sözlük yazarlarının favori türk yazarları
cemal süreya
orhan veli kanık
birbirlerine çok zıt karakterler biliyorum ama cemal süreya ile karamsarlıklara sürüklenirken orhan veli ile yaşama umutla tutunmak öyle güzelki...
orhan veli kanık
birbirlerine çok zıt karakterler biliyorum ama cemal süreya ile karamsarlıklara sürüklenirken orhan veli ile yaşama umutla tutunmak öyle güzelki...
devamını gör...
günaydın sözlük
gü gü gü günaydın sayın takipçilerim ve diğerleri.
bu sabahta pozitif ayrımcılık yaptığıma göre konumuza dönebiliriz.
malumunuz bugün pazar, 8:45 e kadar uyuma imkanı bulduğum için safça bir mutluluk var üzerimde.
şimdi markete giriyorum, çıkınca kılıç kalkanımı alıp sahalara döneceğim.
şimdilik çüzzzz.
bu sabahta pozitif ayrımcılık yaptığıma göre konumuza dönebiliriz.
malumunuz bugün pazar, 8:45 e kadar uyuma imkanı bulduğum için safça bir mutluluk var üzerimde.
şimdi markete giriyorum, çıkınca kılıç kalkanımı alıp sahalara döneceğim.
şimdilik çüzzzz.
devamını gör...
makyajını sil tecavüzden kurtul
kafanı kes boşluktan kurtul
devamını gör...
msn messenger
bu kadar sık titreşim gönderemezsiniz!
devamını gör...
kafa filmler radyo yayını
sözlüğün sinema fenomeni haluk bilginer sesli karizmatik yazarı ile cool cool takılalım o vakit.
sinema sever olduğum için radyo başında olacağım tabikine.
edit: alice kardeşi unutmuşum utandım.
tatliş alice seni de merakla bekliyorum.
sinema sever olduğum için radyo başında olacağım tabikine.
edit: alice kardeşi unutmuşum utandım.
tatliş alice seni de merakla bekliyorum.
devamını gör...
goodkafas meet the mods
gerçekten mü kem mel olmuş! izlerken aşırı keyif alıp, gülerken içeceğimin boğazımda kalmasıyla sonuçlanan bir durum oldu.
mükemmel bir detay olmuş sevgili kadıköy beyfendisi detayların unutulmamış olması harika. (bkz: kocaman alkış)
t: her geçen gün kafa sözlük hikayelerinde kendini aşan yazar çalışması.
mükemmel bir detay olmuş sevgili kadıköy beyfendisi detayların unutulmamış olması harika. (bkz: kocaman alkış)
t: her geçen gün kafa sözlük hikayelerinde kendini aşan yazar çalışması.
devamını gör...
güneş (yazar)
sözlüğü bir kent olarak düşünürseniz şayet bu değerli yazar arkadaşımızın, kentin her sokağını usulca dolaştığını, adımlarını sessizce atmasına rağmen geçtiği her sokakta iz bıraktığını görürsünüz.
ne sokaklarla kavgalıdır, ne de o sokakların müdavimleriyle. okunası tanımlarını yapar, okunmaya değer bulduğu yazıları okur ve ortadan kaybolur.
çizgisini hiç bozmamasını temenni ederim...
ne sokaklarla kavgalıdır, ne de o sokakların müdavimleriyle. okunası tanımlarını yapar, okunmaya değer bulduğu yazıları okur ve ortadan kaybolur.
çizgisini hiç bozmamasını temenni ederim...
devamını gör...
diri gömülen
sadık hidayet'in ilk öykülerinin yer aldığı kitapta okuyucu başlangıçta aynı isimli bir öykü karşılıyor. 1903 doğumlu yazarın henüz 1929-1930 yıllarında yazdığı öyküler gelecek yıllarda vereceği eserlerin izlekleri ile ilgili de ipucu vermesi bakımından oldukça güzel bir keşif. sadık hidayet için intihar düşüncesinin yeni olmadığını biliyoruz ancak ilk dönem eserlerinde bu temanın yansımalarını görmek benim için fazlasıyla keyifli. kitap, bir kısmı paris'te, bir kısmı tahran'da yazılmış dokuz öyküden oluşuyor. eserin türkiye'de ilk basımı yapı kredi yayınları tarafından ilk kez 1995'te gerçekleştirilmiş.
diri gömülen isimli öykü için özel bir parantez açmak mecburiyetindeyim. bu ilk öykü yazarın planladığı eylemlerin yıllar öncesini -ya da sonrasını- gösteren bir ayna gibi. tutkuyla yazıldığını hissettiren bu öykü nitekim yazarın ölüm biçimiyle fazlasıyla örtüşüyor. bir iç döküm diyebilirim. intihara dair düşüncelerinin bir eylemle sonuca bağlanacağı kaçınılmazdır sanıyorum. bu öyküden paylaşmak istediğim, içselleştirdiğim pek çok cümle varsa da bunu kısa bir alıntıyla sınırlı tutacağım. sadık hidayet, okuyucusunu bulan bir cevher bence. bazı insanlar, mekanlar, olaylar gibi nehir insanı onu okumaya sürükleyecektir diye düşünüyorum.
kendim, kendi gözümde yabancıyım. niçin yaşadığıma, neden burada olduğuma hayret ediyorum. gördüğüm bu insanlar kim ve benden ne istiyorlar?
kaynak: sadık hidayet, diri gömülen, s. 21, yapı kredi yayınları.
diğer öyküleri ise iran'a has motiflerin sıkça tercih edildiği insan ve toplumun ana hatlarıyla görülebileceği bir çizgide. tagore öykülerini anımsatan bir biçem hissettim. tabii hidayet, ta 1936'da gidiyor hindistan'a, bu kitap dediğim gibi 6-7 yıl öncenin ürünlerinden oluşuyor. iran toplum yapısıyla taşıdığımız benzerlikler bu öykülerde oldukça belirgin. belki farklı bir toplumun ve kültürün ürünü olduğu dahi hissedilmeyebilir bazı ciddi ayrımlar dışında. masal özelliği gösteren son öykü, bu günümüzün en açık tasvirlerinden biri.
sadık hidayet, diri gömülen ile gelecek yapıtlarının bir vaadini sunuyor sanki, (bkz: kör baykuş (kitap)).
diri gömülen isimli öykü için özel bir parantez açmak mecburiyetindeyim. bu ilk öykü yazarın planladığı eylemlerin yıllar öncesini -ya da sonrasını- gösteren bir ayna gibi. tutkuyla yazıldığını hissettiren bu öykü nitekim yazarın ölüm biçimiyle fazlasıyla örtüşüyor. bir iç döküm diyebilirim. intihara dair düşüncelerinin bir eylemle sonuca bağlanacağı kaçınılmazdır sanıyorum. bu öyküden paylaşmak istediğim, içselleştirdiğim pek çok cümle varsa da bunu kısa bir alıntıyla sınırlı tutacağım. sadık hidayet, okuyucusunu bulan bir cevher bence. bazı insanlar, mekanlar, olaylar gibi nehir insanı onu okumaya sürükleyecektir diye düşünüyorum.
kendim, kendi gözümde yabancıyım. niçin yaşadığıma, neden burada olduğuma hayret ediyorum. gördüğüm bu insanlar kim ve benden ne istiyorlar?
kaynak: sadık hidayet, diri gömülen, s. 21, yapı kredi yayınları.
diğer öyküleri ise iran'a has motiflerin sıkça tercih edildiği insan ve toplumun ana hatlarıyla görülebileceği bir çizgide. tagore öykülerini anımsatan bir biçem hissettim. tabii hidayet, ta 1936'da gidiyor hindistan'a, bu kitap dediğim gibi 6-7 yıl öncenin ürünlerinden oluşuyor. iran toplum yapısıyla taşıdığımız benzerlikler bu öykülerde oldukça belirgin. belki farklı bir toplumun ve kültürün ürünü olduğu dahi hissedilmeyebilir bazı ciddi ayrımlar dışında. masal özelliği gösteren son öykü, bu günümüzün en açık tasvirlerinden biri.
sadık hidayet, diri gömülen ile gelecek yapıtlarının bir vaadini sunuyor sanki, (bkz: kör baykuş (kitap)).
devamını gör...
ruşendil-i beşer
mahlasının hakkını veren, umut aşılayan yazardır kendileri.
çok güzel yazmaktadır, umarım hep yazar.
nice güzel tanımlara.
çok güzel yazmaktadır, umarım hep yazar.
nice güzel tanımlara.
devamını gör...
lucifer (yazar)
bazı başlıklara "kesin bunu lucifer açmıştır" diye girmemi sağlayan yazar.
devamını gör...
ibo show'dan oryantal didem'e sansür
eski camlar bardak oldu tabi. dansöze bile sansür yaptılar ya bu ülkede, yarın şeriat geldi deseler şaşırmam.
devamını gör...
maçın zor geçeceğini bilmiyordum özür dilerim
dostum, güzel insan , ben ,kendisine kardeşim diyebilecek kadar samimi bulduğum yazar.
tanımlarını akıcı ve tam isabet buluyorum, yazmaya devam maç ne kadar zor geçer se geçsin.
tanımlarını akıcı ve tam isabet buluyorum, yazmaya devam maç ne kadar zor geçer se geçsin.
devamını gör...
kitap okuma aşkını kazandıran kitabın ismi
khaled hosseini'nin uçurtma avcısı kitabını severek okumuştum. hatta hızımı alamayıp aynı yazarın bin muhteşem güneş ve ve dağlar yankılandı kitaplarını da hemen okuyup bitirmiştim.
devamını gör...
eş cinsel sözlük yazarları
heteroseksüel yazarlar başlığı olmadığı için ve dahi böyle bir başlığa gerek olmadığını düşündüğüm için saçma bulduğum başlık.
devamını gör...
teoman şarkılarından bir kuple
''insanlar insanlar dünya düşmüş üstlerine
kıpırdayamıyorlar
insanlar, insanlar dünya düşmüş üstlerine
denemiyorlar bile''
kıpırdayamıyorlar
insanlar, insanlar dünya düşmüş üstlerine
denemiyorlar bile''
devamını gör...
ülkenin gündeminin istisnasız her günü cinayet olması
biraz çağ ile ilgili. bu kadar işçi arasında “aktüel iş” yapan insan çok az. aslında bakarsan toplumun büyük çoğunluğu “oyalanıyor”. bu amaçsızlık hali insanları tüketime zorluyor. madem üretemiyorum; hıncımı tüketerek çıkarayım vs. ancak bu da bir süre sonra amaçsızlaşıyor. tatil hayallerimize bak, bahamalarda malibumu içerken şezlonga uzanayım ve bu. eee? bu işte? bir kere bunun “dinlendirici” olduğu ne malum? bu başlı başına yorucu külfetli bir olay. ancak bahamalara gitmiş ve otelin kumullarına yattığının delili olan fotoğraf toplumda öyle ya da böyle bir başarım, bir statü emaresi gibi görünüyor. en iyi kim tüketti? en iyi kim semiriyor?!
işte bu anlamsızlık bir yerden sonra insanın canına tak ediyor ve hazzı marjinalize etmeye çalışıyor doğal olarak. uyuşturucu, parafililer, tecavüz, şiddet, bdsm vs vs.
cinayet noktasına gelince:
aslında bakarsan ilk cinayet alanını korumak için gerçekleştirdi. katil ve maktul arasında cinayet sonrası bir çeşit anlaşma sözkonusudur: artık orası tamamen benim. bu ilk başta bir ferahlama getirir (henüz cinayet işlemenin ayıpsanmadığı çağlardayız) ancak sonra ferahlıktan öte bir esenlik, bir çeşit hubris getirecektir. artık sadece kendi alanımızı korumamışızdır, aynı zamanda “ona göz dikeni eğer isterse imha edebilen” de olmuşuzdur. kendinde bu muktediriyatı görmek, kontrolün ellerinde olduğunu görmek insanın kendisini algılayışını değiştirir. o cinayetten sonra aslında kendisi bir çeşit değer kazanmıştır. bu hisse empati geliştirebilmek için şunu hayal etmeyi deneyin: karınca yuvasını bozan ve karıncaları eliyle teker teker öldüren 3 yaşındaki çocuğun yüzündeki gülümseme, içinde gittikçe kabaran değer hissi.
maskülen feminen’de diyorudu ya: bir insanı öldür, katil ol. bin insanı öldür, kral ol. insanlığı öldür, tanrı ol.
mevzu bundan ibaret.
işte bu anlamsızlık bir yerden sonra insanın canına tak ediyor ve hazzı marjinalize etmeye çalışıyor doğal olarak. uyuşturucu, parafililer, tecavüz, şiddet, bdsm vs vs.
cinayet noktasına gelince:
aslında bakarsan ilk cinayet alanını korumak için gerçekleştirdi. katil ve maktul arasında cinayet sonrası bir çeşit anlaşma sözkonusudur: artık orası tamamen benim. bu ilk başta bir ferahlama getirir (henüz cinayet işlemenin ayıpsanmadığı çağlardayız) ancak sonra ferahlıktan öte bir esenlik, bir çeşit hubris getirecektir. artık sadece kendi alanımızı korumamışızdır, aynı zamanda “ona göz dikeni eğer isterse imha edebilen” de olmuşuzdur. kendinde bu muktediriyatı görmek, kontrolün ellerinde olduğunu görmek insanın kendisini algılayışını değiştirir. o cinayetten sonra aslında kendisi bir çeşit değer kazanmıştır. bu hisse empati geliştirebilmek için şunu hayal etmeyi deneyin: karınca yuvasını bozan ve karıncaları eliyle teker teker öldüren 3 yaşındaki çocuğun yüzündeki gülümseme, içinde gittikçe kabaran değer hissi.
maskülen feminen’de diyorudu ya: bir insanı öldür, katil ol. bin insanı öldür, kral ol. insanlığı öldür, tanrı ol.
mevzu bundan ibaret.
devamını gör...
