ekşi sözlükte buraya sövüp sayıyorlardı. dedim bunlar kötü diyorsa kesin iyidir.
devamını gör...

aynı zaman cobie smulders tarafından canlandırılan bir how ı met your mother karakteri. (bkz: robin scherbatsky)
devamını gör...

üç şekilde yapılabilen olay.
1) ergence "höhöh tonro borodo hoto yopmoş" diyebilmek için iz sürmek.
2) mantıklı gelen yerleri alıp istenilmeyeni almamak. bunu her dinden insan yapıyor, hristiyanlar da müslümanlar da öncüllerinden hoşlarına gidenleri kanıt gösteriyor, sevmeyince "bura tahrif edilmiş" oluyor.
3) mitolojik eser gibi.
devamını gör...

*açık bırakılan dolap kapakları.
*yemek yapılırken etrafı dağıtmak.
*temizlik sonrası tezgahta temizlik maddesi bırakmak.
*lavobaya sebze/meyve kabuğu atmak.

daha da yazarım ama bana yazık.
devamını gör...

yaklaşık 1 saat kadar oluyor. balkonda çamaşır asarken içerden eşimin bağırma sesini duydum. telefonda kavga ediyordu. karşı binamızdan bir amca arayıp beni şikayet etmiş şortla balkona çıktım diye. eşim "rahatsız oluyorsan bakma evine gir" diyip telefonu yüzüne kapattı. aradan 10 dakika geçti geçmedi üşenmeyip kapımıza geldi. 50 küsur yaşında adam sırf beni eşime şikayet etmek için 4 kat çıkmış. nefes nefese "sen nasıl adamsın" diye ahkam kesiyor. apartmanı birbirine kattı sanki onun beni izlemesi değil de benim balkona çıkmam yanlış gibi. polis bir arkadaşımı çağırmak zorunda kaldım sonunda. o bağırıp çağıran adam bi anda şikayeti duyunca süt dökmüş kediye dönüp özür diledi. ne diyim ki...
devamını gör...

dsö, mutasyona uğrayan yeni virüsün "büyük ölçüde" daha bulaşıcı olduğunu, ancak virüsün daha tehlikeli olduğuna ilişkin bir kanıt bulunmadığını açıkladı. buradan
devamını gör...

en son ne zaman kitap aldığımı hatırlamıyorum bile. e-kitaplara o kadar alışmışım ki insanlar ne kadar şikayetçi olurlarsa olsunlar birçok yönden avantajı var bana göre. ulaşımı gayet kolay, çoğu zaman ücretsiz, kitap içerisinde bölüm/cümle ya da kolayca kelime aramak mümkün, altını çizdiğiniz yerleri ayrıca görebilme şansı var, saklaması kolay ve kendinizce notlar ekleyebilirsiniz. kimi bunları sever kimi normal kitabı. çok da şey yapmamak lazım.
devamını gör...

önceden doğmuş yavruları, alttan alttan tekrar çıkarmak suretiyle, yeni doğuyormuş gibi göstermedir. yeni doğan yavrular ıslak ve kanlı olur.
midesi kaldıran izlesin.
devamını gör...

evin arkasında önünde bahçe bulunan evlerdir. her türk gencinin her türk emeklisinin hayalidir. bahçede sebze meyve yetiştirmek mangal yakmak büyük zevktir. torunlarımla barbekü yapıp takılacağım günleri hasretle bekliyorum . ben yazarım bu arada barbekü yaparım mangal yapmam . ayrıca torunlarım bana büyük baba der.
devamını gör...

bu aşamaya getiren kesin erkek tarafının annesidir. oğluşum oğluşum diye diye sevip, hala oğlunun eşek kadar olduğunu kabullenemeyip ; bir de üstüne gelinini kıskandığı için ortalığı germesiyle oluşur. çaktırmadan oğlunu kendine çekmek isterken, mutlu çiftin aralarının yavaştan bozulmasını sağlar. bunu fark eden kız da doğal olarak yeteaarr artık diyerek bu cümleyi sarf eder. haklı bir serzeniş bence. erkekler nedense şu olayı hala kavrayamadı; artık senin önceliğin kendi çekirdek ailen.. ama anlayana işte. *
devamını gör...

"lebiderya"yı farsçadan almışız. bu dilde "lab" kelimesi "dudak", "darya" da "deniz" demek olduğundan, "denizin dudağı" demek oluyor "leb-i derya".
aslında evin deniz görmesi de yetmiyor, denizin kıyısında, dudağında olması lazım. fakat günümüz emlak piyasasında ucundan kenarından kazara bir su birikintisi gören konutlar da hemen "lebiderya" oluverya.
devamını gör...

geçmişte takılı kalmak depresyona, sürekli geleceği kurgulamak anksiyeteye yol açar.
devamını gör...

sabahın ilk ışıkları yansırken gözlerini açtı kadın. henüz dinlenemediği bir sabaha daha gözlerini açtı. uyumak istemiyordu ya da uykuya çok ihtiyaç duyan bedenine inat zihni her sabah erkenden tetikliyordu onu. bugün de olmadı, dedi. doğruldu yatağından. odanın kapısını açtı, temiz havayı çekti ciğerlerine. henüz ayılamamış bedenini sürükleyerek kahve makinesinin düğmesine bastı, bir sigara sardı sonra. ithal tütünün ekşimsi kokusu, kahvenin tazeleyeci kokusu ile harmanlanınca günün en güzel zaman dilimini yaşadığını düşündü. çıktı minik balkonuna kahvesini yudumlarken bir yandan günlük işlerini planladı. yapılması gerekenler ve yapmak istediklerini düşündü. sabahı çalışma zamanıydı. öğleden geceye dek olan zamansa onun.
ilk önce işlerini halletti. araya hızlı bir kahvaltı sıkıştırdı. kalan işlerini bitirdi. akşam için uzun zamandır ihmal ettiği keyifli bir yemeği hazırladı bir yandan mirgün cabas ve cem kozanoğlunu dinlerken. sporunu yaptı.
kapıya gelen sucu ile hasbihal ederken kapının önüne birikmiş olan çöpleri fark etti. darmadağın olmuş çöpler, onu bir şekilde huzursuz etti. topladı hepsini, çıktı dışarı. dışarıda gök boşanırcasına yağan bir yağmur vardı. ama canı eve girmeyi hiç istemiyordu. evinin hemen önündeki parka yöneldi. oluklardan hızla akan suyun sesi, debisi yüksek bir ırmağın yanında gibi hissettiriyordu. üzerine düşen yağmur damlaları montunu bile alıp çıkmadan çıktığı için sırılsıklam etmişti; saçlarından, yüzünden yağmur damlaları süzülüyordu. kızarmış yapraklar parkın her yanını kaplamasına rağmen ağaçlar hala çıplaklaşmamıştı. kış bir türlü gelmiyor, doğa da insanlar gibi değişiyordu günden güne. serin hava yağmurla birleşince üşümüştü. içeri girip tekrar sıcak bir duş aldı. telefonunu kontrol etti. birkaç arkadaşından gelen mesaja yanıt verdi.
içten içe görmek istediği bir mesaj vardı. çokça özlediği biri. neden aramıyor ya da yazmıyor, diye düşündü. sonra başladı kendini sorgulamaya "neden ben o kadar özlüyorum ya da o aramanın gelmesi niçin benim için bu kadar önemli?yaşayıp gittiğim iliklerime dek keyfini çıkardığım bu hayatta kimseye ihtiyacım yok. " diye düşündü. bir yanı buna inanıyor bir yanı eksik hissediyordu. kimse vazgeçilmez değildi de gitmeleri de sevmiyordu. ya da kendini kandırıyordu. belki de haklıydı adam" gelmek için de gitmek için de cesur değildi kadın. " ama yapayalnız hissederken bile mutlu olabiliyordu. ayna karşısında iç çamaşırlarınla dans edecek kadar mutluysan kimseye ihtiyacın da yoktu. telefonu çaldı o esnada arkadaşları oyun için arıyordu. biraz imposter olmak, gerçek hayatta da oyunda da neşelendiriyordu onu. oyununu oynadı. güldü, eğlendi çokça. bir bira daha açtı. biraz gerçek biraz hayal bir hayatı döktü kaleminden sonra.
devamını gör...

nedeni anlaşılamayan nefret . kesinlikle severim, vücudunuzu seviyorsanız, deri sağlığınıza önem veriyorsanız mutlaka uygulayın. hatta en güzeli duş sırasında sürülen kremlerdir. ben onlardan tercih ediyorum. size de tavsiye ederim.
devamını gör...

ama hangisi okuyor? yanlış kedime mesaj gönderip bir yanlış anlaşılmaya mahal vermeyelim.
devamını gör...

mühendislik okuyorken ilk maaşımla hesap makinesi almıştım casio fx 5500. harca harca bitmemişti pek mi bereketliydi ben mi harcamaya kıyamamıştım tam hatırlayamıyorum.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kastamonu - küre dağları
devamını gör...

okuması kazanmasından daha zor olan bölüm..
devamını gör...

sevgili (bkz: oglalalakota) yazarımız bu alanda bir numaradır. kullandığı rumuz bile kızılderili kabilesinin ismi.
devamını gör...

diğer insanların beğendiği şeylere b.k atmak. başkalarının beğendiği şeyi beğenmeyince havalı olmuyorsunuz

t: havalı olduğunu düşünmediğimiz şeyleri yazdığımız başlık.*
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim