fahişelik neden ahlaksızlıktır sorunsalı
ilk önce ahlak nedir bakmak lazım.
tüm işlerde beden kullanılır, vakit verilir. ama belirlenen ahlaktan ötürü bu meslek ahlaksızlık olarak ilan edilmiş.
tüm işlerde beden kullanılır, vakit verilir. ama belirlenen ahlaktan ötürü bu meslek ahlaksızlık olarak ilan edilmiş.
devamını gör...
çalışma masanızdaki en ilginç şey
bir çalışma masam yok.
devamını gör...
lustral
anksiyete bozukluğu gibi hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaç.
devamını gör...
bir erkeğin tehlikeli olduğunu gösteren detaylar
tehlike ile güvence arasındaki ince çizginin tanımı için filozofluğa soyunmayın.
toplayın bizi bir araya çakın kibriti yakın gitsin, sonra atomu üzerimizde deneyin, hatta siz bizi toplayıp cern'e götürüp big-bang'n yapıldığı mahzen de hidrojen helyum arasında sıkıştırıp patlatın buhar olup uçalım.
ne bu tanımlar ithamlar, ne bu nefret yahu.
toplayın bizi bir araya çakın kibriti yakın gitsin, sonra atomu üzerimizde deneyin, hatta siz bizi toplayıp cern'e götürüp big-bang'n yapıldığı mahzen de hidrojen helyum arasında sıkıştırıp patlatın buhar olup uçalım.
ne bu tanımlar ithamlar, ne bu nefret yahu.
devamını gör...
sınıfta başka kimseyle muhatap olmayan liseli itici çift
bütün sınıfın içten içe bilendigi, aynı zamanda gıcık tiplerdir.
devamını gör...
özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır
yalnızlık bir seçimken özgürlüktür bana kalırsa.
devamını gör...
1,5 yaşındaki bebeklerini komşuya bırakıp intihar eden çift
içimiz kan ağlıyor her gün bu haberleri gördükçe..
biraz içi cız etmez mi bu malum yönetime oy verenlerin?
bu kadar mı nasır bağladı be yüreğiniz? bu kadar mı taşlaştınız?
biraz içi cız etmez mi bu malum yönetime oy verenlerin?
bu kadar mı nasır bağladı be yüreğiniz? bu kadar mı taşlaştınız?
devamını gör...
kaygana
kahvaltıların vazgeçilmezi bir tür atıştırmalık. bazıları bunu soğuk, bazıları sıcak tüketmeyi sever. bana kalırsa sıcak olması önemli. gevrek gevrek güzel oluyor. soğuyunca yumurta kokusu geliyor sanki. kaygananın bir yöresi var mı bilmiyorum. karadeniz bölgesinde var sanırım, ama karadenizli hemşehrilerim kayganayı hamsili yapıyor diye hatırlıyorum. annem, ben kendimi bildim bileli yapar. ben de bu geleneği kütahya'da bulunduğum süre zarfında devam ettirmiştim. kaygana hastası bir arkadaşım vardı. "hadi bir kaygana yap da yiyelim" dediği vakitler çok olmuştur. bazen arayıp konuşuruz, yine söyler. ona kaygana sözüm var. :)
buraya bir tarif bırakayım. belki denemek isteyen olur. ben yeşillikleri 1 demet üzerinden yazacağım. size demet olayı çok gelirse yarım demet ya da göz kararı yaparsınız.
* 1 demet taze soğan yaprağı
* 1 demet taze nane
* 1 demet maydanoz
* 3 yumurta (bu malzemelere iyi gelir, harç gözünüze kuru gelirse 1 yumurta daha eklersiniz.)
* bayat ekmek içi (bu noktada evde küflenmeye yüz tutmuş ekmek içlerini değerlendirmede güzel bir tariftir.)
* 1-2 yemek kaşığı mısır unu (gevreklik sağlıyor.)
* tuz, karabiber, kekik
* yapılışı*
öncelikle taze soğan yapraklarını, taze nane yapraklarını ve maydanozları güzelce temizleyip şöyle yarım saat suda bekletelim bekleme süresinden sonra bu üç yeşilliği iyice yıkayıp küçük küçük doğrayalım. derin bir kaba alalım.
ikinci aşamada bayat ekmek içini biraz ıslatıp ufak parçalara ayıralım. bunları da doğranmış yeşilliklerin olduğu kaba alalım. içerisine 1-2 yemek kaşığı mısır unu koyabiliriz.
üçüncü aşamada baharatlarını atalım ve tüm malzemeleri şöyle bir harmanlayalım. harmanlanan malzemelere yumurtalarımızı kıralım ve iyice karıştıralım.
tavamıza bir miktar sıvı yağ / zeytinyağı dökelim ve ısınmaya bırakalım. ısınan yağa bir kaşık yardımıyla harcımızdan koyalım. sabırla pişmesini bekleyelim. bir tarafı nar gibi kızaran kayganamızın diğer tarafını çevirelim. çok fazla kızartılmamasını tavsiye ederim. zaten kızgın yağdan çıkardığımızda yağın sıcaklığının etkisiyle yiyeceklerimiz bir süre daha kızarma safhasında olacaktır.
bir de bu harcın hepsini tavaya döküp tek bir seferde pişirme işlemi var. bu hususta tavaya döktüğümüz harcın kalın olmaması önemlidir; çünkü içinin iyice pişmesi gerekir. bu şekilde yapılırsa çok fazla yağa gerek yoktur.
görselleri elimde yok, yaptığımız zaman -unutmazsam- eklerim. deneyeceklere şimdiden afiyet olsun.
buraya bir tarif bırakayım. belki denemek isteyen olur. ben yeşillikleri 1 demet üzerinden yazacağım. size demet olayı çok gelirse yarım demet ya da göz kararı yaparsınız.
* 1 demet taze soğan yaprağı
* 1 demet taze nane
* 1 demet maydanoz
* 3 yumurta (bu malzemelere iyi gelir, harç gözünüze kuru gelirse 1 yumurta daha eklersiniz.)
* bayat ekmek içi (bu noktada evde küflenmeye yüz tutmuş ekmek içlerini değerlendirmede güzel bir tariftir.)
* 1-2 yemek kaşığı mısır unu (gevreklik sağlıyor.)
* tuz, karabiber, kekik
* yapılışı*
öncelikle taze soğan yapraklarını, taze nane yapraklarını ve maydanozları güzelce temizleyip şöyle yarım saat suda bekletelim bekleme süresinden sonra bu üç yeşilliği iyice yıkayıp küçük küçük doğrayalım. derin bir kaba alalım.
ikinci aşamada bayat ekmek içini biraz ıslatıp ufak parçalara ayıralım. bunları da doğranmış yeşilliklerin olduğu kaba alalım. içerisine 1-2 yemek kaşığı mısır unu koyabiliriz.
üçüncü aşamada baharatlarını atalım ve tüm malzemeleri şöyle bir harmanlayalım. harmanlanan malzemelere yumurtalarımızı kıralım ve iyice karıştıralım.
tavamıza bir miktar sıvı yağ / zeytinyağı dökelim ve ısınmaya bırakalım. ısınan yağa bir kaşık yardımıyla harcımızdan koyalım. sabırla pişmesini bekleyelim. bir tarafı nar gibi kızaran kayganamızın diğer tarafını çevirelim. çok fazla kızartılmamasını tavsiye ederim. zaten kızgın yağdan çıkardığımızda yağın sıcaklığının etkisiyle yiyeceklerimiz bir süre daha kızarma safhasında olacaktır.
bir de bu harcın hepsini tavaya döküp tek bir seferde pişirme işlemi var. bu hususta tavaya döktüğümüz harcın kalın olmaması önemlidir; çünkü içinin iyice pişmesi gerekir. bu şekilde yapılırsa çok fazla yağa gerek yoktur.
görselleri elimde yok, yaptığımız zaman -unutmazsam- eklerim. deneyeceklere şimdiden afiyet olsun.
devamını gör...
ayrılık konuşması yapmak
hiç çekinmeden ve mantıklı sebepleri sunarak gerçekleştirebildiğim durumdur. zira o kafaya geldiysem zaten beynimde bitmiştir bazı şeyler. karşıdaki kişiyi oyalamanın da ona haksızlık edip uzatmaları oynamanın da hiçbir mânâsı yok.
devamını gör...
i am melting lannn melting
az önce artı oyuyla beraber “yesss dönmüş” dediğim yazardır. hoşgeldin dostum.
devamını gör...
asgari ücret alıp kendi ayaklarımın üstünde duruyorum diyen kadın
kendi ayaklarının üzerinde durabilmesinin, yüksek bir meblağ ile gerçekleşebileceğini öğrendiğim başlık.
devamını gör...
atatürk'ün dinsiz olduğu iddiası
sana ne , bana ne , ona ne, kime ne?
devamını gör...
ebruli
üzerinde değişik renkler bulunan anlamına gelir.
(bkz: ezginin günlüğü)'nün sekizinci albümüdür.
ezginin günlüğü - ebruli şarkısı.
(bkz: ezginin günlüğü)'nün sekizinci albümüdür.
ezginin günlüğü - ebruli şarkısı.
devamını gör...
tarık akan
(bkz: çocukken aşık olunan ünlüler).
devamını gör...
casio
bir dönem türkiye’yi kasıp kavuran asker saati olarak adı çıkmış; yanmaz yapışmaz, su geçirmez, pili bitmez, sesi çıkmaz güzeller güzeli saattir.

kişisel tarihimde, özellikle matematik ve tarih derslerinde oynadığı rolle hayatıma renk katmış olan bu saat unutulmaz saatlerimden biridir. daha sonra çok daha teknolojik, çok daha şık, çok daha dayanıklı ve pahalı saatlerim olsa da hiçbiri onun yerini tutamadı.
lise yıllarında sadece ingilizce ve edebiyat derslerinde başarılı olduğum için hocalarını sevmediğim derslerde kendime ait bir meşgale bulmam gerekiyordu ve casio tam da bu anda bir oyun aleti olarak imdada yetişti. kurgulanan oyun gayet basit ama eğlenceli bir oyundu.
ön hazırlık için önce bir fikstür hazırlamak gerekiyordu. 34 haftalık fikstür o an ligde olan takımlar göz önünde bulundurularak hazırlandıktan sonra sıra maçlara geliyordu ki casio’nun rolünün başladığı yer de burasıydı. oyun şöyle idi:
kronometreyi açıp odak noktamız olarak salise göstergesini alıyoruz. sonra rastgele bir anda durdurup salise göstergesindeki ibareyi maç sonucu olarak alıyoruz.

bu görsele göre maçı deplasman takımının 3-4’lük skorla kazandığını görüyoruz. hemen fikstüre kaydedip sonraki maça geçiyoruz. bir ders içinde 4 hafta bitirilebilir.
bu oyunun en sıkıntılı yanı sürekli dit dit diye çıkan başlatma ve durdurma sesiydi. bu ses lise yıllarının en unutmaz dayak anılarından birine neden olarak da tarihin tozlu sayfalarında yerini almıştır.
hangisi olduğunu hatırlamadığım bir derste bir arkadaşım bu oyunu oynarken yakalanır, kendisi ile birlikte suç aleti olarak harita metod defterden koparılmış kareli bir defter ve casio saat de ele geçirilir. olayın toplumsal etkisinin farkına varan öğretmen arkadaşıma 10 kusurlu hareketten 10’unu da yapar. ancak o esnada hiçbir suçu günahı olmayan sıra arkadaşı da dayak yer. bir şey yapmadığını söyleyen arkadaşımıza hoca şöyle bir ibretlik karşılık verir:
“ seyircisiz maç mı olur lan!!”

kişisel tarihimde, özellikle matematik ve tarih derslerinde oynadığı rolle hayatıma renk katmış olan bu saat unutulmaz saatlerimden biridir. daha sonra çok daha teknolojik, çok daha şık, çok daha dayanıklı ve pahalı saatlerim olsa da hiçbiri onun yerini tutamadı.
lise yıllarında sadece ingilizce ve edebiyat derslerinde başarılı olduğum için hocalarını sevmediğim derslerde kendime ait bir meşgale bulmam gerekiyordu ve casio tam da bu anda bir oyun aleti olarak imdada yetişti. kurgulanan oyun gayet basit ama eğlenceli bir oyundu.
ön hazırlık için önce bir fikstür hazırlamak gerekiyordu. 34 haftalık fikstür o an ligde olan takımlar göz önünde bulundurularak hazırlandıktan sonra sıra maçlara geliyordu ki casio’nun rolünün başladığı yer de burasıydı. oyun şöyle idi:
kronometreyi açıp odak noktamız olarak salise göstergesini alıyoruz. sonra rastgele bir anda durdurup salise göstergesindeki ibareyi maç sonucu olarak alıyoruz.

bu görsele göre maçı deplasman takımının 3-4’lük skorla kazandığını görüyoruz. hemen fikstüre kaydedip sonraki maça geçiyoruz. bir ders içinde 4 hafta bitirilebilir.
bu oyunun en sıkıntılı yanı sürekli dit dit diye çıkan başlatma ve durdurma sesiydi. bu ses lise yıllarının en unutmaz dayak anılarından birine neden olarak da tarihin tozlu sayfalarında yerini almıştır.
hangisi olduğunu hatırlamadığım bir derste bir arkadaşım bu oyunu oynarken yakalanır, kendisi ile birlikte suç aleti olarak harita metod defterden koparılmış kareli bir defter ve casio saat de ele geçirilir. olayın toplumsal etkisinin farkına varan öğretmen arkadaşıma 10 kusurlu hareketten 10’unu da yapar. ancak o esnada hiçbir suçu günahı olmayan sıra arkadaşı da dayak yer. bir şey yapmadığını söyleyen arkadaşımıza hoca şöyle bir ibretlik karşılık verir:
“ seyircisiz maç mı olur lan!!”
devamını gör...
çok istenilen bir şeyin olmaması
hayal kırıklığıdır. hiçbir şeyi olmadığında hayal kırıklığı yaşayacak kadar istemeyin.
devamını gör...
erkek liderlerin kadın liderlere göre daha fazla olması
erkek egemen düzen yüzünden. seçme seçilme hakkı verileli 100 yıl olmadı.
yoksa angela merkel, kralice ya da jacinda ardern güçsüz müdür?
yoksa angela merkel, kralice ya da jacinda ardern güçsüz müdür?
devamını gör...
josef stalin
şeytanın ta kendisidir. hatta şeytan önünde diz çökmüştür. sadece türkleri değil, başka milletleri de kıymıştır. milyonlarca insanın katilidir. işkencelere tabi tutmuştur. stalin dönemindeki meşhur kızıl dönemde, iki milyondan fazla kişi tutuklanmış, yarım milyondan fazla insan idama çarptırılmıştır. tüm bunların dışında sürgün edilen milyonlarca insan.. açlıktan ve soğuktan milyonlarca ölüm..
türk birçok sanatçı-aydın, bilim ve fikir insanlarını öldürmüştür.* mesela; salman mümtaz, yusuf vezir çemenzeminli, magcan cumabay, bekir sıtkı çobanzade, ahmet baytursun ve çurmit şirioğlu..
türk birçok sanatçı-aydın, bilim ve fikir insanlarını öldürmüştür.* mesela; salman mümtaz, yusuf vezir çemenzeminli, magcan cumabay, bekir sıtkı çobanzade, ahmet baytursun ve çurmit şirioğlu..
devamını gör...

