aşık veysel şatıroğlu
fikret kızılok'a da el vermiş, son dönem önemli ve değerli ozanlarımızdan.
fikret kızılok, aşık veysel'in bir süre misafiri olmuş ve ondan hayata bakış, yaşayış konusunda çok şey öğrendiğini söylemiştir.
aşık veysel fikret kızılok'u sevmiş ve türkülerini söylemesine, kullanmasına, yorumlamasına izin vermiştir. ardından 1974 çıkışlı "gün ola devran döne" 45'liğinden "yumma gözün kör gibi" şarkısı ile fikret kızılok liste başı olmuştur.
aşık veysel'in ölümünden fikret kızılok oldukça etkilenmiş, mezarı başında sazını kırmıştır. olaydan sonra bir müddet müzikten uzak kalmayı tercih etmiştir.
fikret kızılok, aşık veysel'in bir süre misafiri olmuş ve ondan hayata bakış, yaşayış konusunda çok şey öğrendiğini söylemiştir.
aşık veysel fikret kızılok'u sevmiş ve türkülerini söylemesine, kullanmasına, yorumlamasına izin vermiştir. ardından 1974 çıkışlı "gün ola devran döne" 45'liğinden "yumma gözün kör gibi" şarkısı ile fikret kızılok liste başı olmuştur.
aşık veysel'in ölümünden fikret kızılok oldukça etkilenmiş, mezarı başında sazını kırmıştır. olaydan sonra bir müddet müzikten uzak kalmayı tercih etmiştir.
devamını gör...
türk evlerindeki en gereksiz eşya
vitrin
devamını gör...
ırkçılık
trabzonlular için ''yıkılasın trabzon'', ''rum'', ''pontus artıkları'' demenin, konyalılar için ''anadolu çomarı'' demenin, kayserililer için ''ermeni dönmeleri'' demenin, izmirliler için ''gavur'' demenin; türkler için ''devşirmeler'' ya da ''genine bak bakalım yüzde kaç orta asyalı genin var'' demenin kendisinden sayılmadığı kavram.
devamını gör...
ayın karanlık yüzü
ay'ın karanlık yüzü diye bir şey yoktur aslında. yalnızca bizim dünya'dan bakıldığında hiçbir zaman göremeyeceğimiz bir yüzü vardır. nasıl ki ada etrafında dolanan geminin, adada yaşayanlar tarafından yalnızca bir yüzünün görünmesi gibi, ay da bize tek yüzünü gösterir. bunun sebebi ay'ın kendi etrafında dönme hızıyla dünya'nın etrafında dönme hızının aynı olmasıdır.
devamını gör...
zakkum
çok zehirli bir bitkidir, güzel görünümüne aldanmamak lazım. tadına bakmamak, bitkinin özsuyuna temas ettikten sonra eli yüze-göze sürmemek gerekir. yoksa ne ağzınız ne de gözleriniz kalmasını istediğiniz gibi olmayabilir.
diğer ismi "zehir, zehirli" anlamındaki ağu sözcüğüdür. zıkkımın kökü ifadesinin orijinali de cehennem çiçeği olan zakkumun kökü'dür aslında.
diğer ismi "zehir, zehirli" anlamındaki ağu sözcüğüdür. zıkkımın kökü ifadesinin orijinali de cehennem çiçeği olan zakkumun kökü'dür aslında.
devamını gör...
hermione granger
babası diş hekimi olan fantastik film serisi karakteri. özel bir akşam yemeğinde büyücülerle dolu masada "peki baban tehlikeli bir iş mi yapıyor?" denince "evet bir keresinde 11 yaşında bi çocuk elini ısırmıştı" demişti masum hermonieciğimiz.
devamını gör...
the clue
bir judie feenstra kısa filmidir.

dünya makinesi bizi tekdüze insanlara dönüştürmek için tasarlanmış mekanik bir aygıt. her sabah aynı şeyleri yapmak için uyanmaya, aynı eylemleri gerçekleştirmeye, günü aynı anlamsız yorgunlukla bitirmeye ve ertesi gün bir öncekinin aynısını yaşamak için gözlerimizi açmaya mahkum edilmişiz bu makine tarafından.
ancak hayat dediğimiz yazılım bize sürekli ipuçları göndermekte hayatımızı dünya makinesinde geçirdiğimiz bu zamanı daha katlanır ve daha anlamlı kılmak için. sadece bir tek sefer bakmayı bırakıp görmeye başlasak belki de o saklı hazine ortaya çıkacak.
aramadığımız halde karşımıza çıkan ipuçlarını takip edecek cesareti bulmak için bakmamız gereken yer çok klişe bir yer. o yüzden söylemeye, adını anmaya bile gerek yok. artık bu matrix’in içinden çıkıp beyaz tavşanı takip etmenin zamanı geldi, belki de geçiyor bile. herkes biraz macerayı hak eder, yeter ki bu eylem için gerekli cesareti bulmak için bakması gereken yeri bilsin. aynadaki nesneler göründüklerinden daha yakın olabilirler bunu asla ve asla unutmayın.
o zaman load me up.
the clue

dünya makinesi bizi tekdüze insanlara dönüştürmek için tasarlanmış mekanik bir aygıt. her sabah aynı şeyleri yapmak için uyanmaya, aynı eylemleri gerçekleştirmeye, günü aynı anlamsız yorgunlukla bitirmeye ve ertesi gün bir öncekinin aynısını yaşamak için gözlerimizi açmaya mahkum edilmişiz bu makine tarafından.
ancak hayat dediğimiz yazılım bize sürekli ipuçları göndermekte hayatımızı dünya makinesinde geçirdiğimiz bu zamanı daha katlanır ve daha anlamlı kılmak için. sadece bir tek sefer bakmayı bırakıp görmeye başlasak belki de o saklı hazine ortaya çıkacak.
aramadığımız halde karşımıza çıkan ipuçlarını takip edecek cesareti bulmak için bakmamız gereken yer çok klişe bir yer. o yüzden söylemeye, adını anmaya bile gerek yok. artık bu matrix’in içinden çıkıp beyaz tavşanı takip etmenin zamanı geldi, belki de geçiyor bile. herkes biraz macerayı hak eder, yeter ki bu eylem için gerekli cesareti bulmak için bakması gereken yeri bilsin. aynadaki nesneler göründüklerinden daha yakın olabilirler bunu asla ve asla unutmayın.
o zaman load me up.
the clue
devamını gör...
2. abdülhamit'in burnu
bizi hep bu sansür mahvetti.. ha bir de özgüveni olmayan hasmetmaaplar..
devamını gör...
mesajınız var pembesi
(bkz: kimpembe)
devamını gör...
korku iklimi
içinde yaşamakta olduğumuz iklimdir.
her anı sert ve kurak geçtiği içindir ki kavruk yüzleri ile dolaşan insanlar ülkelerini sevmekten bile çekinirler. içten gelerek sevmek isterler, tüyleri diken diken olsun isterler bu sevgiyle, gözleri dolsun isterler bu sevginin şiddetiyle. ama olmaz.
evden çıktığın an başına ne geleceğini bilemediğin için o iklimi gömlek cebinde taşır gibi hisseder insan. her an bir adaletsizliğin faili meçhulü olabileceği gibi aklına bile gelmeyen bir suçtan ötürü kamu vicdanını yaralayarak mapus damlarında çizgilerden duvar kağıdı yaparak gün sayabilir.
eleştirinin ne olduğu unutulmuştur bu iklimde. çünkü eleştirirsen ya birinin yandaşı olursun ya da vatan haini. hakkını aramak ise söz konusu bile değildir zira herkes hak ettiğini aldığın konusunda hemfikirdir.
anayasal olarak güvence altına alınmış bütün hakların ikinci bir genelgeye kadar askıya alınmıştır. beklersin ki birileri askıda adalet kampanyası başlatsın.
ölmek bile hak değildir, küçük yaşta ölünce binlerce insana seni yuhlatabilir o ülkede kim sorumluysa iklim mühendisliğinden.
korku iklimi içimizde eriyen buzulların çıkardığı sestir.
her anı sert ve kurak geçtiği içindir ki kavruk yüzleri ile dolaşan insanlar ülkelerini sevmekten bile çekinirler. içten gelerek sevmek isterler, tüyleri diken diken olsun isterler bu sevgiyle, gözleri dolsun isterler bu sevginin şiddetiyle. ama olmaz.
evden çıktığın an başına ne geleceğini bilemediğin için o iklimi gömlek cebinde taşır gibi hisseder insan. her an bir adaletsizliğin faili meçhulü olabileceği gibi aklına bile gelmeyen bir suçtan ötürü kamu vicdanını yaralayarak mapus damlarında çizgilerden duvar kağıdı yaparak gün sayabilir.
eleştirinin ne olduğu unutulmuştur bu iklimde. çünkü eleştirirsen ya birinin yandaşı olursun ya da vatan haini. hakkını aramak ise söz konusu bile değildir zira herkes hak ettiğini aldığın konusunda hemfikirdir.
anayasal olarak güvence altına alınmış bütün hakların ikinci bir genelgeye kadar askıya alınmıştır. beklersin ki birileri askıda adalet kampanyası başlatsın.
ölmek bile hak değildir, küçük yaşta ölünce binlerce insana seni yuhlatabilir o ülkede kim sorumluysa iklim mühendisliğinden.
korku iklimi içimizde eriyen buzulların çıkardığı sestir.
devamını gör...
kadın ve erkeğin arkadaş olması
aramızdaki çomarları ayırt etmemizi sağlayacak tuzak başlık.
devamını gör...
her olayda z kuşağını yermek
ileride bizim de yapacağımızı düşündüğüm şeydir. insanlar birilerini sınıflandırmayı ve bu sınıflandırmalar ile kendilerini yüceltmeyi çok seviyor maalesef.
devamını gör...
türkiye'de kimsenin eleştiriyi hazmedememesi
uzun süredir dikkatimi çeken olgu. yapıcı eleştirilere daima açığım desek de bu kocaman bir yalan. tüm beklediğimiz övgü. biraz da bu yüzden geri kalmış bir ülkeyiz. eleştirilen herkes anasına sövülmüş gibi öfkeleniyor ya da güceniyor belli etmese de.
devamını gör...
sözlük yağcıları sorunu
yahu yettiniz denilesi başlık.
bir moderatörümüzün yazdığı "şu an offline'ım, başka moda yazar mısınız" cümlesi neyin problemini yaratıyor anlamış değilim.
burada para karşılığı hizmet mi satıyoruz arkadaşlar?
sözlüğe sahip çıkanları da yağcı, ocu bucu gibi tasvir etmeyi bir bırakalım.
kimse, bir mecrayı sahipleniyor diye yağcı olmaz.
uzun lafın kısası, geçiniz.
bir moderatörümüzün yazdığı "şu an offline'ım, başka moda yazar mısınız" cümlesi neyin problemini yaratıyor anlamış değilim.
burada para karşılığı hizmet mi satıyoruz arkadaşlar?
sözlüğe sahip çıkanları da yağcı, ocu bucu gibi tasvir etmeyi bir bırakalım.
kimse, bir mecrayı sahipleniyor diye yağcı olmaz.
uzun lafın kısası, geçiniz.
devamını gör...
albus percival wulfric brian dumbledore
harry potter evreninin en gerçekçi karakterlerinden biri. gençliğinde gellert grindelwald ile olan ilişkileri, çoğunluğun iyiliği için mottosu ile yaptığı işler ve salt iyi bir karakter temsili olmaması onu gerçekçi bir karaktere dönüştürüyor. zeki bir adamdır fakat çoğumuz gibi aşk onu da zaman zaman aptallaştırmıştır. bir plan yapar ve ona daima sadık kalır; bunun en büyük örneğini kendi hayatını bile bir planın sonucunda yitirmesinden anlamak mümkün. yine de tüm gerçekçeliğinin yanında bu ince işlenmiş planlar onu biraz da hayal ürünü yapıyor. sevgi ve görev bilinci arasında bir karar verilmesi gerektiğinde çoğu insanın aksine daima görevlerini seçen bir kişilik öyle düz bir biçimde de işlenmiyor elbette. geçmişinde sevginin bedellerini ödemiş olması ve görev bilincinini kaybetmenin ona koca bir aileyi kaybettireceği gerçeğine en acı şekilde tanık olması onu bildiğimiz dumbledore haline getiriyor. geçmişinde yürüdüğü yol ise çok şaşırtıcı değil; kardeşinin durumu, babasının azkaban'a gönderilmesi ve annesinin ölümü muggle'lar ile bağlantılı neticede. rita skeeter tarafından yazılan the life and lies of albus dumbledore kitabında çok ilginç detaylar olduğu söylenmekte.*
(bkz: for the greater good)
(bkz: for the greater good)
devamını gör...
yazarların olmak isteyeceği dizi karakteri
(bkz: kuzey tekinoğlu)
devamını gör...
ümit yaşar oğuzcan'dan bir şiir bırak
ayrılık diye bir şey yok, bu bizim yalanımız. sevmek var aslında, özlemek var, beklemek var..
devamını gör...
yoldaş'la ev arkadaşı olsan yaşanacak diyaloglar
yoldaş: yemekte ne var?
ben: portakallı pekin ördeği.
yoldaş: tatlı?
ben: portakallı kek.
yoldaş: ulan uğraşma boşuna bana yaranmak için seni moderatör yapmayacağım.
ben: zıkkım ye!
yoldaş: kalbimiz seninle.
ben: portakallı pekin ördeği.
yoldaş: tatlı?
ben: portakallı kek.
yoldaş: ulan uğraşma boşuna bana yaranmak için seni moderatör yapmayacağım.
ben: zıkkım ye!
yoldaş: kalbimiz seninle.
devamını gör...

