mahlastan dolayı pislik gibi görünmek
yazarın başına gelen talihsiz olay.
sözlükte bir kişinin ne kadar aşağlık olabileceğini göstermiştir. adamın aldığı nickten dolayı hakaret etmek nedir?
sözlükte bir kişinin ne kadar aşağlık olabileceğini göstermiştir. adamın aldığı nickten dolayı hakaret etmek nedir?
devamını gör...
dertlendiren şarkılar
eskimeyen, eskitilmek istenmeyen anılar için icat edilmiş şarkı sanki.
kimseye etmem şikayet
kimseye etmem şikayet
devamını gör...
normal sözlük vs ekşi sözlük
ekşi sözlük emperyal kuvvet
kafa sözlük yeni bağımsızlığını kazanmış gelişmekte olan.
kafa sözlük yeni bağımsızlığını kazanmış gelişmekte olan.
devamını gör...
kendi saçını kesmek
benim için başlık açmışlar haberim yok. bu kişi benim dostlar. hiç acımam.
devamını gör...
sözlüğe nesilciliğin gelmesi
şimdiden hoş gelsinler. 1. nesil yazarlar olarak gerekli desteği vereceğiz.
devamını gör...
en beğenilen tanımı 40 ve üstü oydan az olan yazarın ezikliği
benim en beğenilen tanımım 30 artı oyun altında. üstelik sözlükte sevilen bir yazarım.
ben ezik mi oluyorum şimdi? yoksa sözlükten atılmam mı gerekiyor?
ben ezik mi oluyorum şimdi? yoksa sözlükten atılmam mı gerekiyor?
devamını gör...
kadın yazarların daha az oy vermesi
annemiz "oyunu göster ama verme" dedi de ondan.
beğenirsem basarım nika... aman oyu. hiç bakmam kadınmış erkekmiş.
beğenirsem basarım nika... aman oyu. hiç bakmam kadınmış erkekmiş.
devamını gör...
peki zeki müren de bizi görecek mi
bir soru cümlesidir.
eğer görürse iyi değil. ev halidir kardeşim, insan icabında donla geziyor. koskoca zeki müren'e karşı olur mu?
eğer görürse iyi değil. ev halidir kardeşim, insan icabında donla geziyor. koskoca zeki müren'e karşı olur mu?
devamını gör...
iletişim engellerinin temel sebebi
sabit fikir. yeni bir düşünceye alışamama. kendisinin algıyamadığı düşünceyi ön yargıyla reddetme.
devamını gör...
sözlüğün en güzel ve en taş kızı benim
devamını gör...
sevdadır
bir arkadaş zekai özger şiiri. bu şiirin isim verdiği bir şiir kitabı da mevcut.
şiiri eser gökay'ın sesinden dinlemek için tıklayınız.
bu şiir beni geçen sene kah güldürüp kah ağlatantır. hani bazı kelimeler aynı kalpten çıkmış gibi hissettirir ya bu şiiri de zekai özger'in değil benim kalbimden, etimden, kemiğimdendir. sanki bendir; benim aynamdır.
sabahın bir körü kalkardım. yemek içmek işlerini halleder, keyfim varsa süslenir keyfim yoksa saçımı toplar bir tişört geçirir üstüme çıkardım dışarıya. hava sıcak, asfalttan dumanlar yükselirdi. içimi stres yakarken tenimi de güneş yakardı. el, kol dolu, ağzımda maske nefes nefese yürürdüm durağa. durak türkiye'nin her yerinde bir zamanların dershanesi şimdinin kolejlerinden birinin önünde. durağa gelmeden alt yolda bir park var. ıssız mı ıssız, zaten hava yeni aydınlanmış çocuklar derin uykularının en tatlı yerinde olurdu. ben gider her sabah otururdum o parka günün ilk sigarası için. parkın karşısında malum kolej. kulağımda kulaktan onur akın'ın sesinden bu şiirin bestelenmiş halini dinlerdim. bir fırt sigaradan alır efkarlı efkarlı 'sen içeride ben dışarıda, oy mahpusluk' derdim. gözlerim genelde buğulanır, denemelerin güzel geçtiği günler umut dolu bakardı.
ben yine bu sevdanın peşinde yandığım günlerdeyim.
öğretmenlik sevdadır.
çocuklar söz size öğretmeniniz çam kolonyası getirecek bi'gün.
onur akın/ çam kolonyası
göğü kucaklayıp getirdim sana
kokla
açılırsın
solmuşsun
benzin sararmış
yorgun bir işçinin yüzüne benziyor yüzün
öyle bükük bakma bana
çam kolonyası getirdim sana
kentli dağlıların haklı sevdasını
bolu ormanlarından çarpan bir koku
sanki köroğlunun ter kokusu
aman kokusu, billah kokusu
canlarım ,canım benim
üzme kendini bu kadar
sana umudu öğretemeyenlerin suçu mu var
bak yeryüzü ne kadar geniş
ne kadar dar
dur
akıtma gönlüm yaşını
gözünden öpecek bir yer bırak
oy bana en yakın
bana en uzak
sevgili yar
hasretine vur beni
giyecek çamaşır getirdim sana
adettir diye değil, sevdim diyedir
bağışla, eski biraz
bedenim uygundur diye bedenine
elimle yıkadım, ütüledim
elma ağacında kuruttum
günler sarmal bir yay gibi
bunu unutma
bahar annemizin yemenisindeki solgun çiçektir
bunu unutma
seni ben her yerinden öperim
beni unutma
kadere inansaydım
sana inanırdım
düşürmem sigaramın ucundaki külü ben
öyle kırık bakma bana
caddeler nasılda genişliyor
sana bunu söyleyecektim
bileyli bir makas vardı yanımda
sana bunu söyleyecektim
hadi kes büyüyen tırnaklarındaki kiri
sana bunu
oy nasıl söyleyebilirim
deliren sevdamızın kısrak huyunu
elimi tut
tuttururlar, o kadarına izin verirler
kahreden bir ayrılığın çılgınlığı değil bu
bir isyanın kelepçeleşmiş resmidir parmaklarımız
sen içerde
ben dışarda
oy mahpusluk mahpusluk
şiiri eser gökay'ın sesinden dinlemek için tıklayınız.
bu şiir beni geçen sene kah güldürüp kah ağlatantır. hani bazı kelimeler aynı kalpten çıkmış gibi hissettirir ya bu şiiri de zekai özger'in değil benim kalbimden, etimden, kemiğimdendir. sanki bendir; benim aynamdır.
sabahın bir körü kalkardım. yemek içmek işlerini halleder, keyfim varsa süslenir keyfim yoksa saçımı toplar bir tişört geçirir üstüme çıkardım dışarıya. hava sıcak, asfalttan dumanlar yükselirdi. içimi stres yakarken tenimi de güneş yakardı. el, kol dolu, ağzımda maske nefes nefese yürürdüm durağa. durak türkiye'nin her yerinde bir zamanların dershanesi şimdinin kolejlerinden birinin önünde. durağa gelmeden alt yolda bir park var. ıssız mı ıssız, zaten hava yeni aydınlanmış çocuklar derin uykularının en tatlı yerinde olurdu. ben gider her sabah otururdum o parka günün ilk sigarası için. parkın karşısında malum kolej. kulağımda kulaktan onur akın'ın sesinden bu şiirin bestelenmiş halini dinlerdim. bir fırt sigaradan alır efkarlı efkarlı 'sen içeride ben dışarıda, oy mahpusluk' derdim. gözlerim genelde buğulanır, denemelerin güzel geçtiği günler umut dolu bakardı.
ben yine bu sevdanın peşinde yandığım günlerdeyim.
öğretmenlik sevdadır.
çocuklar söz size öğretmeniniz çam kolonyası getirecek bi'gün.
onur akın/ çam kolonyası
göğü kucaklayıp getirdim sana
kokla
açılırsın
solmuşsun
benzin sararmış
yorgun bir işçinin yüzüne benziyor yüzün
öyle bükük bakma bana
çam kolonyası getirdim sana
kentli dağlıların haklı sevdasını
bolu ormanlarından çarpan bir koku
sanki köroğlunun ter kokusu
aman kokusu, billah kokusu
canlarım ,canım benim
üzme kendini bu kadar
sana umudu öğretemeyenlerin suçu mu var
bak yeryüzü ne kadar geniş
ne kadar dar
dur
akıtma gönlüm yaşını
gözünden öpecek bir yer bırak
oy bana en yakın
bana en uzak
sevgili yar
hasretine vur beni
giyecek çamaşır getirdim sana
adettir diye değil, sevdim diyedir
bağışla, eski biraz
bedenim uygundur diye bedenine
elimle yıkadım, ütüledim
elma ağacında kuruttum
günler sarmal bir yay gibi
bunu unutma
bahar annemizin yemenisindeki solgun çiçektir
bunu unutma
seni ben her yerinden öperim
beni unutma
kadere inansaydım
sana inanırdım
düşürmem sigaramın ucundaki külü ben
öyle kırık bakma bana
caddeler nasılda genişliyor
sana bunu söyleyecektim
bileyli bir makas vardı yanımda
sana bunu söyleyecektim
hadi kes büyüyen tırnaklarındaki kiri
sana bunu
oy nasıl söyleyebilirim
deliren sevdamızın kısrak huyunu
elimi tut
tuttururlar, o kadarına izin verirler
kahreden bir ayrılığın çılgınlığı değil bu
bir isyanın kelepçeleşmiş resmidir parmaklarımız
sen içerde
ben dışarda
oy mahpusluk mahpusluk
devamını gör...
gençlere tavsiyeler
sizden 2 jenerasyon üstteki insanlardan tavsiye, öneri almayın.
öneri alacağınız jenerasyon bir üst jenerasyonunuz olsun en fazla.
çünkü, 2 jenerayon ve üst insanlarla hayata aynı pencereden bakma şansınız ne yazık ki olmayabiliyor.
öneri alacağınız jenerasyon bir üst jenerasyonunuz olsun en fazla.
çünkü, 2 jenerayon ve üst insanlarla hayata aynı pencereden bakma şansınız ne yazık ki olmayabiliyor.
devamını gör...
zaytung
aynı zamanda, almanca gazete manasına gelen kelimenin okunuşu.
devamını gör...
evde tost yapıp iş yerine getiren kişi
lan oğlum o tostun içine kilosu 100 lira olan sucuk ile kilosu 50 lira olan kaşar peyniri koyuyorum, bunun neresi varoşluk awk.
devamını gör...



