kaybolan yılların arandığı yerler
kaybolan yıllarımızı şimdi'de arayıp onu da kaybediyoruz.
devamını gör...
evli çiftlerin itici davranışları
yeni doğan çocuklarını sürekli instagramda paylaşmak.
devamını gör...
toto karaca
geçenlerde rüyama giren teyze. hiç hesapta yokken rüyamda bomboş sokakta karşıma çıkıyordu. oğlu rahmetli cem karaca rüyalarıma uğramamışken, kendisini görebilmeye bir ihtimal verebilecekken, yaşlı anasını görmek hakikaten enteresan.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının benzetildiği ünlüler
ayrılsak da beraberiz dizisindeki gündüz karakterine benzetilirdim küçükken çünki soğuk espriler fiziğinizin önüne geçer.
büyüdüm, inci küpeli kıza benzetildim gerçi o bir tablo ama ünlü bir tablo sonuçta :)
büyüdüm, inci küpeli kıza benzetildim gerçi o bir tablo ama ünlü bir tablo sonuçta :)
devamını gör...
yerli yersiz sorulmaması gereken sorular
"baban ne iş yapıyor?"
bazı mimik yürekler için acı verici olabilecek sorudur.
bazı mimik yürekler için acı verici olabilecek sorudur.
devamını gör...
s'agapo
ukde sahibi: urlalı
yun. "seni seviyorum" anlamına gelen, beste sahibinin tam olarak bilinmediği, dünya üzerinde kalbi sevgi ile çarpan herkese ait olduğundan dolayı aslında pek de bir öneminin olmadığı enfes bir geleneksel* ege ezgisi.
kökleri mikra asia yani anadolu topraklarına uzanan bu anonim parçanın güftesine ise son şeklini verenin aristidis moschos olduğuna inanılmaktadır. kendi adıma konuşacak olursam en beğendiğim yorumu yorgo dalaras'a ait olup, atina'daki irodis attikos antik tiyatrosunda sergilediği performansı tek kelimeyle büyüleyicidir.
yun. "seni seviyorum" anlamına gelen, beste sahibinin tam olarak bilinmediği, dünya üzerinde kalbi sevgi ile çarpan herkese ait olduğundan dolayı aslında pek de bir öneminin olmadığı enfes bir geleneksel* ege ezgisi.
kökleri mikra asia yani anadolu topraklarına uzanan bu anonim parçanın güftesine ise son şeklini verenin aristidis moschos olduğuna inanılmaktadır. kendi adıma konuşacak olursam en beğendiğim yorumu yorgo dalaras'a ait olup, atina'daki irodis attikos antik tiyatrosunda sergilediği performansı tek kelimeyle büyüleyicidir.
devamını gör...
sapyoseksüel
zekaya yükselen insanlara denir*.
devamını gör...
birçok konuda eksik olunduğunu fark etmek
insan zaten ben tamamım dediği zaman gaflete düşüp kendi gelişimini kendi bitirmiş demektir.
devamını gör...
gogol’un dar paltosu
20 gündür sözlükteyim ve benim böyle bir yazardan haberim yok.
niye kimse söylemiyor:
"şöyle şöyle mükemmel bir yazar var mutlaka takip etmelisin." diye. yani kendisini bulmam bana göre çok geç olsa da güç olmasın diyorum ve dolu dolu tanımları için kendisine teşekkür etmek istiyorum.
bir iki tanımını okuyunca havada kaparcasına takibe aldım.
yazma motivasyonunu hiç kaybetmez dilerim.
niye kimse söylemiyor:
"şöyle şöyle mükemmel bir yazar var mutlaka takip etmelisin." diye. yani kendisini bulmam bana göre çok geç olsa da güç olmasın diyorum ve dolu dolu tanımları için kendisine teşekkür etmek istiyorum.
bir iki tanımını okuyunca havada kaparcasına takibe aldım.
yazma motivasyonunu hiç kaybetmez dilerim.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
geceye bir şiir bıraktığımız başlıktır.
ben de bi can yücel şiiri olan 'her şey sende gizlidir'i paylaşıyorum.
--- alıntı ---
yerin seni çektiği kadar ağırsın
kanatların çırpındığı kadar hafif..
kalbinin attığı kadar canlısın
gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç…
sevdiklerin kadar iyisin
nefret ettiklerin kadar kötü..
ne renk olursa olsun kaşın gözün
karşındakinin gördüğüdür rengin..
yaşadıklarını kar sayma:
yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
ne kadar yaşarsan yaşa,
sevdiğin kadardır ömrün..
gülebildiğin kadar mutlusun
üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
sakın bitti sanma her şeyi,
sevdiğin kadar sevileceksin.
güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
bir gün yalan söyleyeceksen eğer
bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
işte budur hayat!
işte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
çiçek sulandığı kadar güzeldir
kuşlar ötebildiği kadar sevimli
bebek ağladığı kadar bebektir
ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
sevdiğin kadar sevilirsin…
--- alıntı ---
ben de bi can yücel şiiri olan 'her şey sende gizlidir'i paylaşıyorum.
--- alıntı ---
yerin seni çektiği kadar ağırsın
kanatların çırpındığı kadar hafif..
kalbinin attığı kadar canlısın
gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç…
sevdiklerin kadar iyisin
nefret ettiklerin kadar kötü..
ne renk olursa olsun kaşın gözün
karşındakinin gördüğüdür rengin..
yaşadıklarını kar sayma:
yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
ne kadar yaşarsan yaşa,
sevdiğin kadardır ömrün..
gülebildiğin kadar mutlusun
üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
sakın bitti sanma her şeyi,
sevdiğin kadar sevileceksin.
güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
bir gün yalan söyleyeceksen eğer
bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
işte budur hayat!
işte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
çiçek sulandığı kadar güzeldir
kuşlar ötebildiği kadar sevimli
bebek ağladığı kadar bebektir
ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
sevdiğin kadar sevilirsin…
--- alıntı ---
devamını gör...
francis danby
1793-1861 tarihleri arasında yaşamış romantizm temsilcilerinden, irlandalı ressam.
çiftçi bir ailede büyüyen danby 1807'de dublin'e taşındı, burada royal dublin society okulu’nda resim dersleri aldı. bu dönem manzara resimleri çizmeye başladı.
daha sonra londra'ya taşınan sanatçı, bu dönemden itibaren bir çok eserini royal academy'de sergilemeye ve eserleri rağbet görmeye başladı. 1824'te sergilenen ‘'sunset at sea after a storm’' eseri çok yüksek bir fiyata satıldı, 1825'te associate of academy'e kabul edildi. bu muhteşem eseri hemen aşağıya iliştireyim.
sunset at sea after a storm (1824)
eşi başka bir ressamla kaçıp onu terkedince aniden paris'e taşındı. 1841'de ingiltere'ye tekrar dönene kadar akademi'de sergilenecek kadar önemli eserler üretmedi. 1840'ta yaptığı ''the deluge'' isimli eserinin dışında, bu eser akademi'de tek başına sergilenmiş. aşağıya ekliyorum.
the deluge (1840)
gün batımlarını, kocaman dağları, bazen sakin nehirleri, denizleri bazen de dev dalgaların arasında boğuşan gemileri, göz korkutacak derecede görkemli doğa manzaralarını resmetmiş kendisi. eserleri john martin'in tablolarına çok benziyor zaten. insan tablolarından gözlerini alamıyor.
shipwreck (1850)
daha fazla eserini incelemek isterseniz buradan
kaynak
çiftçi bir ailede büyüyen danby 1807'de dublin'e taşındı, burada royal dublin society okulu’nda resim dersleri aldı. bu dönem manzara resimleri çizmeye başladı.
daha sonra londra'ya taşınan sanatçı, bu dönemden itibaren bir çok eserini royal academy'de sergilemeye ve eserleri rağbet görmeye başladı. 1824'te sergilenen ‘'sunset at sea after a storm’' eseri çok yüksek bir fiyata satıldı, 1825'te associate of academy'e kabul edildi. bu muhteşem eseri hemen aşağıya iliştireyim.
sunset at sea after a storm (1824)eşi başka bir ressamla kaçıp onu terkedince aniden paris'e taşındı. 1841'de ingiltere'ye tekrar dönene kadar akademi'de sergilenecek kadar önemli eserler üretmedi. 1840'ta yaptığı ''the deluge'' isimli eserinin dışında, bu eser akademi'de tek başına sergilenmiş. aşağıya ekliyorum.
the deluge (1840)gün batımlarını, kocaman dağları, bazen sakin nehirleri, denizleri bazen de dev dalgaların arasında boğuşan gemileri, göz korkutacak derecede görkemli doğa manzaralarını resmetmiş kendisi. eserleri john martin'in tablolarına çok benziyor zaten. insan tablolarından gözlerini alamıyor.
shipwreck (1850)daha fazla eserini incelemek isterseniz buradan
kaynak
devamını gör...
slow food
italyan yazar carlo petrini tarafından fitili ateşlenen harekettir. 1986 yılında roma'da piazza di spagna'da açılan mcdonalds'ı protesto ederek insanları eyleme çağırdı. fast food yerine slow food hareketini böylece başlatmış oldu. bu hareketin savunucuları hızlı yaşamanın yarattığı hızlı yemek sektörünü eleştiriyorlar ve yerel, organik olana dönüşü, tarım üretimini iyileştirmeyi ve biyoçeşitliliği amaç ediniyorlar. aslında slow food hareketi bilerek yavaş yapmak değil gereken hızında yapmayı amaçlıyor. bu yüzden bu hareketin sembolü olan salyangoz gibi yavaş yavaş yemek yiyorlar. yiyecek sektöründeki bu hareket hayatın tümüne entegre edilerek slow movementhareketini ortaya çıkarıyor.
devamını gör...
ateistlerin herkesi ateist yapmaya çalışması sorunsalı
hristiyan misyonerlik yapıyor, müslümanlar dine ısındırmak için zekat veriyor,ama ateistler fikirlerini söyleyip, doğru bildiklerini paylaşınca sorun oluyor.
t:yorumumun yukarıda olduğu konu
t:yorumumun yukarıda olduğu konu
devamını gör...
geceye bir bilgi bırak
rum ortodoks kilisesi tarafından azize olarak nitelendirilen psikopat kadın. biliyoruz ki iktidar hırsı dediğimiz şey insanı zıvanadan çıkartıyor. türlü türlü rezilliklere imza atmasına sebep oluyor buraya kadar tamamım lakin bu kadının yaptıkları da yenilir yutulur cinsten değil. bir kere çok zeki bir kadın. asil bir aileden gelmenin gücünü de iyi kullanıyor. kocası öldükten sonra doğal olarak kral naibi oluyor çünkü oğlu henüz tahta çıkabilecek yeterlilikte değil. tak o esnada ilk hamlesini yapıyor. tehdit olarak gördüğü diğer asil ailelerden gelen savruk bir karşı çıkışın cezasını çok pis kesiyor. adamları keşiş olmaya zorluyor ve adamları ayağının altından çekiyor. garipler dünyevi işleri bırakıp uhrevi mevzulara dalıyorlar. bu çözümü ile birlikte kafasındaki tehlikeli ampulü de yakmış oluyor. mevzuyu din noktasına çektiğinde kimsenin sesinin çıkmadığını fark ediyor. hop bu seferde görevdeki patrik vefat edince kendi sekreterini patrik yapıyor. din kanalını parselliyor. sonra ikonoklast * manyaklığını ortadan kaldırıyor. bu sayede bizans sanatı biraz nefes alıyor * herhalde tek hayırlı işi bu olsa gerek. ama orada da manyakça metotlar sergiliyor dil kesmeler, göz oymalar falan. yani kadın göz dağı vermeyi çok iyi biliyor.
neyse efendim kadın o kadar cingöz ki, naipliğe devam ederken, o dönemde çıkarılan paraların ön yüzüne kendi resmini bastırıyor. oğlunun adını ise arka yüze yazdırıyor. paranın egemenlik sembolü olduğunu düşündüğümüzde verdiği mesaj açık ve net; buraların efendisi benim. oğlumu iplemeyin. ama zaman çabuk geçiyor. hanımefendinin oğlu büyüyünce bizim psikopat yetkileri devretmek istemiyor. oğlan ise annesinin gölgesinde geçen yılların acısını çıkartmak istiyor ama nafile. irene yine hızla hareket ederek, oğluna destek olanları bir güzel derdest ediyor. çoğunu da sürgüne gönderiyor. orduya da kendisinin ölümüne kadar oğlunun iktidarının tanınmayacağı yönünde yemin ettiriyor. ama bunlarda yetmiyor bizim manyağa. emin olamıyor bir türlü. beni öldürtüp tahta falan geçmesin bu ufaklık diyor ve oğlunu da tutuklattırıyor. işte orada insan yeter be kadın diye bağırmak istiyor. çünkü oğlunun taht iddiası kalmasın diye çocuğun gözlerini oyduruyor. anasın sen ana! ne yapıyorsun irene hanım diyecek bir babayiğitte çıkmıyor.
ez cümle; iktidar dediğiniz şey için evlat feda ediyorsunuz, kardeş öldürüyorsunuz, yığınla insanın anasını ağlatıyorsunuz topu topu 70 80 sene yaşayacaksınız ve bunun da hadi azamisinden hesaplayın 45-50 senesinde hüküm süreceksiniz. o kadar atraksiyona, korkuya, acıya, göz yaşına değer mi? değiyor sanıyorlar işte. o yüzden iktidara gelince abidik gubidik işlere imza atanları anlamaya çalışmak yerine oralarda güç zehirlenmesi yaşama ihtimaline karşı sınırlı süreli yetki devrinden şaşmamak gerek. yoksa işte haliniz ahvaliniz nice oluyor.
neyse efendim kadın o kadar cingöz ki, naipliğe devam ederken, o dönemde çıkarılan paraların ön yüzüne kendi resmini bastırıyor. oğlunun adını ise arka yüze yazdırıyor. paranın egemenlik sembolü olduğunu düşündüğümüzde verdiği mesaj açık ve net; buraların efendisi benim. oğlumu iplemeyin. ama zaman çabuk geçiyor. hanımefendinin oğlu büyüyünce bizim psikopat yetkileri devretmek istemiyor. oğlan ise annesinin gölgesinde geçen yılların acısını çıkartmak istiyor ama nafile. irene yine hızla hareket ederek, oğluna destek olanları bir güzel derdest ediyor. çoğunu da sürgüne gönderiyor. orduya da kendisinin ölümüne kadar oğlunun iktidarının tanınmayacağı yönünde yemin ettiriyor. ama bunlarda yetmiyor bizim manyağa. emin olamıyor bir türlü. beni öldürtüp tahta falan geçmesin bu ufaklık diyor ve oğlunu da tutuklattırıyor. işte orada insan yeter be kadın diye bağırmak istiyor. çünkü oğlunun taht iddiası kalmasın diye çocuğun gözlerini oyduruyor. anasın sen ana! ne yapıyorsun irene hanım diyecek bir babayiğitte çıkmıyor.
ez cümle; iktidar dediğiniz şey için evlat feda ediyorsunuz, kardeş öldürüyorsunuz, yığınla insanın anasını ağlatıyorsunuz topu topu 70 80 sene yaşayacaksınız ve bunun da hadi azamisinden hesaplayın 45-50 senesinde hüküm süreceksiniz. o kadar atraksiyona, korkuya, acıya, göz yaşına değer mi? değiyor sanıyorlar işte. o yüzden iktidara gelince abidik gubidik işlere imza atanları anlamaya çalışmak yerine oralarda güç zehirlenmesi yaşama ihtimaline karşı sınırlı süreli yetki devrinden şaşmamak gerek. yoksa işte haliniz ahvaliniz nice oluyor.
devamını gör...
geceye z kuşağının bilmediği bir bilgi bırak
türkiye'yi başka birileri de yönetebiliyordu.
devamını gör...
insanı mahcup eden şeyler
benim için övülmektir.
devamını gör...
kessler sendromu
donald j. kessler tarafından 1978'de ortaya atılan, uzay çöpü yoğunluğunun, çöplerin birbirleri ve uzay araçlarıyla çarpışıp parçalanarak daha fazla çöp oluşturmaya neden olacağına ilişkin iddia.
simülasyonlar, bu senaryonun doğruluğunu gözler önüne sermiş durumda. bu da, çeşitli ülkeler tarafından uzay çöplerinin temizlenmesi için yapılan projeleri hızlandırıyor.
simülasyonlar, bu senaryonun doğruluğunu gözler önüne sermiş durumda. bu da, çeşitli ülkeler tarafından uzay çöplerinin temizlenmesi için yapılan projeleri hızlandırıyor.
devamını gör...
yazarların uğraştığı sanat dalları
şiir,roman, hikaye kısaca edebiyat.
devamını gör...
bilim insanlarından mars vebası uyarısı
felaket tellallığıdır. mars'ta memeli bir hayvanı hasta edebilecek, bağışıklığından kaçabilecek bir mikroorganizmanın varlığını çok yüksek bir ihtimal olarak görüyorsanız bu aynı zamanda bir zamanlar orada memeli bir hayvanın yaşamış olduğunu ve bu memeliye karşı patojen bir mikroorganizmanın evrimleştiğini düşünüyorsunuz demektir.
devamını gör...
başlıkları engelle butonu gelsin kampanyası
kafa sözlük yöneticilerine yalvararak istediğim tek özelliktir.
yalvarırım gelsin artık.
a** trolünü engelliyorsunuz, hoppp başlığı karşınızda. mide bulandıran başlıklar hem de...
yalvarırım gelsin artık.
a** trolünü engelliyorsunuz, hoppp başlığı karşınızda. mide bulandıran başlıklar hem de...
devamını gör...