yalnız yaşamak
bulunmaz bir nimet.
şu hayattaki en büyük arzum. yalnız olayım ben, kendi kendimle mutlu olurum kafasındayım. ederim de. yıllarca ettim yine ederim. ne aile,eş dost vs hiçbir şey umurumda değil. yalniz kalayım kafamı dinleyeyim, canımın istediğini yapayım. ınzivama çekileyim. mis gibi ya mis gibi.
şu hayattaki en büyük arzum. yalnız olayım ben, kendi kendimle mutlu olurum kafasındayım. ederim de. yıllarca ettim yine ederim. ne aile,eş dost vs hiçbir şey umurumda değil. yalniz kalayım kafamı dinleyeyim, canımın istediğini yapayım. ınzivama çekileyim. mis gibi ya mis gibi.
devamını gör...
zippodan çıkan çınn sesi
mahlasını her gördüğümde yaratıcılığına hayran kalmakla beraber gülümsediğim, kısa ve öz tanımlarını takip ettiğim, özgüveni tam orjinal kafadaşımız.
devamını gör...
erken uyandığına sevinen insan
benimdir. gün daha bereketli oluyor, stres yapmadan bütün işlerimi hallediveriyorum erken kalkınca.
devamını gör...
sevgilisinin sakalından damlayan abdest suyunu şalıyla silen kadın
hell yeah! romantik islamcılıkta nirvanaya ulaşmış hanım kızımızdır. instagram biosunda kun fe yekûn de yazar, yüzünü saklayan postlar da atar. maşallah maşallaaaahhh...
devamını gör...
jalapeno
meksika yöresine ait bir biberdir.
turşusu çok güzel olur.
turşusu çok güzel olur.
devamını gör...
kimliksiz hikayeler
1.
gün aydınlanmak üzereydi. balkona çıktı. güneş, tüm çirkinliği ile önünde uzanan beton yığınlarının arasından kendini göstermeye başlamıştı. saatine baktı. tüm şehir uyanmıştı ama adam yine uykusuz bir geceyi daha devirmişti. sigarasından derin bir nefes çekti. savurdu gökyüzüne doğru. içindeki tüm karamsarlıkla birlikte saldı nefesini. hepsi annemin suçu diye düşündü.
- çocukken o hayalleri satmasaydı bana bugün "onun gerçekten aşık olacağım kadın olduğunu" düşünmeyecektim.
çünkü annesi, tüm çocukluğu boyunca bir gün gelecek ve ruhunu gören bir kadın bulacaksın, o zaman çok sevildiğini hissedeceksin, üstelik tüm bu parasızlıktan kurtulacak iyi bir işin olacak, demişti. olmuştu da kendi işini kurmuş çok güzel para kazanmıştı. paranın satın alabileceği her şey elinin altındaydı. ve ruhunu gören ilk kadına da aşık olmuştu. demek ki annesinin sözleri tesir etmişti ruhuna yıllarca.
sesini düşündü kadının, kahkahalarını. onda hiç kimsede olmayan bir şey vardı. konuştukça hiç susmasın istiyordu. o anlatınca her şey kulağına masalsı geliyordu.
ben hiç masal dinlemedim çocukluğumda demişti kadına, sonra aynı gece telefonuna onun için yazılmış bir masalın kaydı gelmişti. yüreği titremişti. ne zaman canım sıkkın dese kadına, onu neşelendirecek başka bir hikaye ile geliyordu karşısına.
harbi kadındı. delikanlıydı. özü sözü birdi. öfkelendiğinde o küçücük bedenine rağmen önünde durmak oldukça güçtü.
gözlerini hatırladı sonra gülüşü gözlerine yansırdı, hüznü de. kırılgandı çok. çabuk acıyordu. küçük bir kız gibi küsüveriyordu da. öyle kaybetmişti zaten. küstürmüştü.
çok çabuk sinirleniyordu adam. sinirlendiğinde de karşısında kim olursa olsun istemsizce kusuyordu tüm öfkesini. kontrol edemiyordu kendini.
çok da kıskançtı.kadın demişti bir gün " sanırım sen beni bir cam kavonoza koyup kimselere göstermek istemiyorsun.", "hayır, ben seni etrafı kaplı bir kavonoza koyup içine atlayıp kapağını kapatmak istiyorum; senin ve benim dışımda kimsenin olmadığı bir dünya olsun istiyorum." diye yanıtlamıştı kadını. kadının gözlerinde sevgi aynı zamanda da bir korku görmüştü. zaten anlamıyordu kadını. bunu sürekli ona da söylüyordu. senin gibi sevgi dolu birinin, benim gibi kavgacı biri ile ne işi var anlamıyorum, diye. sevilmeye bu kadar alışkın birinin, bu kadar gel-gitleri olan hayata karşı acımasız duran bir adamla, onu acıtmak için ağzına geleni söyleyen bir adamla ne işi olurdu ki?
sanırım ben ona farklı geldim, diye düşündü. ona attığı bir mesajı hatırladı.
"aşık oldum sana anlıyor musun? bu hayatta tek bir kadına aşık oldum, bir kadını kıskandım, bir kadını sevdim, bir kadını kırdım. parçalıyorsun beni. bu da can yapma. sen bir söylüyorsun ben bin parçalanıyorum. gidiyorsun. tam toparlanıyorum. her dönüşünde ben tekrar dağılıyorum. bu da hayat. yapma." böyle yazıyordu. ama içten içe hep gelsin istiyordu. kadın gittiğinde her yerde onu takip ediyor hayatından asla çıkamıyordu.
"nasıl bir belaya bulaştım ben, nasıl kurtulucam bu boktan. cesaretim yok. gitsin istemiyorum o da tam olarak gelmek istemiyor. beni asla benim onu sevdiğim kadar sevmedi. bunu bile bile bir kenarda bekleyip duruyorum. her gelişinde dünyam aydınlanıyor, her gidişinde dünya kararıyor." diye düşünüyordu.
çokça dağıtmıştı kendini. uyuyamıyordu. günde birkaç saat uyuyabilirse, birkaç lokma yerse kendini iyi hisseder hala gelmişti. her gece ya bir şişe viski ya bir şişe votka ile başlıyor, gün aydınlanana dek bir sigara yakıp diğerini söndürüyordu. iki ayda on kilo vermiş 65 kiloya düşmüştü. geçmeyen mide ve baş ağrıları şimdilik tek arkadaşıydı. dayanamıyordu. kadının hayatını yaşamasını izliyor. öfkesi günden güne büyüyordu. en sonunda patladı. bütün ipleri koparmak istiyordu. biliyordu kadın ona her döndüğünde karşısında duramayacağını , ona hayır diyemeceğini.
bu yüzden kadına savurdu bütün öfkesini. kustu içinde ne varsa. çok sevmekten, çaresizlikten böyle ama nefret ediyorum artık bu durumdan, dedi. ağzından çıkanları kulağı duymaz hale geldi. bir küfürle taçlandırdı cümlelerini.
gitti kadın. bu kez gerçekten gitti. dönmemek üzere. aylar geçti. sesine hasret aylar.
artık güneş doğmuş, tüm şehir aydınlanmıştı. caddeyi arabaların gürültüsü, insanların sesleri kaplamıştı. kalabalıkların içinde yapayalnız hisseden adam, "mutluluk kapıdan şöyle bir başını uzattı, itiverdim onu ellerimle." diye düşündü.
gün aydınlanmak üzereydi. balkona çıktı. güneş, tüm çirkinliği ile önünde uzanan beton yığınlarının arasından kendini göstermeye başlamıştı. saatine baktı. tüm şehir uyanmıştı ama adam yine uykusuz bir geceyi daha devirmişti. sigarasından derin bir nefes çekti. savurdu gökyüzüne doğru. içindeki tüm karamsarlıkla birlikte saldı nefesini. hepsi annemin suçu diye düşündü.
- çocukken o hayalleri satmasaydı bana bugün "onun gerçekten aşık olacağım kadın olduğunu" düşünmeyecektim.
çünkü annesi, tüm çocukluğu boyunca bir gün gelecek ve ruhunu gören bir kadın bulacaksın, o zaman çok sevildiğini hissedeceksin, üstelik tüm bu parasızlıktan kurtulacak iyi bir işin olacak, demişti. olmuştu da kendi işini kurmuş çok güzel para kazanmıştı. paranın satın alabileceği her şey elinin altındaydı. ve ruhunu gören ilk kadına da aşık olmuştu. demek ki annesinin sözleri tesir etmişti ruhuna yıllarca.
sesini düşündü kadının, kahkahalarını. onda hiç kimsede olmayan bir şey vardı. konuştukça hiç susmasın istiyordu. o anlatınca her şey kulağına masalsı geliyordu.
ben hiç masal dinlemedim çocukluğumda demişti kadına, sonra aynı gece telefonuna onun için yazılmış bir masalın kaydı gelmişti. yüreği titremişti. ne zaman canım sıkkın dese kadına, onu neşelendirecek başka bir hikaye ile geliyordu karşısına.
harbi kadındı. delikanlıydı. özü sözü birdi. öfkelendiğinde o küçücük bedenine rağmen önünde durmak oldukça güçtü.
gözlerini hatırladı sonra gülüşü gözlerine yansırdı, hüznü de. kırılgandı çok. çabuk acıyordu. küçük bir kız gibi küsüveriyordu da. öyle kaybetmişti zaten. küstürmüştü.
çok çabuk sinirleniyordu adam. sinirlendiğinde de karşısında kim olursa olsun istemsizce kusuyordu tüm öfkesini. kontrol edemiyordu kendini.
çok da kıskançtı.kadın demişti bir gün " sanırım sen beni bir cam kavonoza koyup kimselere göstermek istemiyorsun.", "hayır, ben seni etrafı kaplı bir kavonoza koyup içine atlayıp kapağını kapatmak istiyorum; senin ve benim dışımda kimsenin olmadığı bir dünya olsun istiyorum." diye yanıtlamıştı kadını. kadının gözlerinde sevgi aynı zamanda da bir korku görmüştü. zaten anlamıyordu kadını. bunu sürekli ona da söylüyordu. senin gibi sevgi dolu birinin, benim gibi kavgacı biri ile ne işi var anlamıyorum, diye. sevilmeye bu kadar alışkın birinin, bu kadar gel-gitleri olan hayata karşı acımasız duran bir adamla, onu acıtmak için ağzına geleni söyleyen bir adamla ne işi olurdu ki?
sanırım ben ona farklı geldim, diye düşündü. ona attığı bir mesajı hatırladı.
"aşık oldum sana anlıyor musun? bu hayatta tek bir kadına aşık oldum, bir kadını kıskandım, bir kadını sevdim, bir kadını kırdım. parçalıyorsun beni. bu da can yapma. sen bir söylüyorsun ben bin parçalanıyorum. gidiyorsun. tam toparlanıyorum. her dönüşünde ben tekrar dağılıyorum. bu da hayat. yapma." böyle yazıyordu. ama içten içe hep gelsin istiyordu. kadın gittiğinde her yerde onu takip ediyor hayatından asla çıkamıyordu.
"nasıl bir belaya bulaştım ben, nasıl kurtulucam bu boktan. cesaretim yok. gitsin istemiyorum o da tam olarak gelmek istemiyor. beni asla benim onu sevdiğim kadar sevmedi. bunu bile bile bir kenarda bekleyip duruyorum. her gelişinde dünyam aydınlanıyor, her gidişinde dünya kararıyor." diye düşünüyordu.
çokça dağıtmıştı kendini. uyuyamıyordu. günde birkaç saat uyuyabilirse, birkaç lokma yerse kendini iyi hisseder hala gelmişti. her gece ya bir şişe viski ya bir şişe votka ile başlıyor, gün aydınlanana dek bir sigara yakıp diğerini söndürüyordu. iki ayda on kilo vermiş 65 kiloya düşmüştü. geçmeyen mide ve baş ağrıları şimdilik tek arkadaşıydı. dayanamıyordu. kadının hayatını yaşamasını izliyor. öfkesi günden güne büyüyordu. en sonunda patladı. bütün ipleri koparmak istiyordu. biliyordu kadın ona her döndüğünde karşısında duramayacağını , ona hayır diyemeceğini.
bu yüzden kadına savurdu bütün öfkesini. kustu içinde ne varsa. çok sevmekten, çaresizlikten böyle ama nefret ediyorum artık bu durumdan, dedi. ağzından çıkanları kulağı duymaz hale geldi. bir küfürle taçlandırdı cümlelerini.
gitti kadın. bu kez gerçekten gitti. dönmemek üzere. aylar geçti. sesine hasret aylar.
artık güneş doğmuş, tüm şehir aydınlanmıştı. caddeyi arabaların gürültüsü, insanların sesleri kaplamıştı. kalabalıkların içinde yapayalnız hisseden adam, "mutluluk kapıdan şöyle bir başını uzattı, itiverdim onu ellerimle." diye düşündü.
devamını gör...
1 mart 2021 liselilerin isyan etmesi
haklı tepkileridir. plansız hareket edilmekte, ziya okulları kapattığında yayınladığı bildirilerde uzaktan eğitim süresince sınav yapılmayacağı yazıyordu. şimdi ise uzaktan eğitim süresindeki konular için sınav yapılacak. bu durumun herkes için olacağını hatırlatmak isterim. köyünde yaşayıp bölge okuluna taşımalı olarak götürülen çocuğu da kapsıyor. akp köy okullarını kapattığı için bursa'da bile taşra yerlerde çocuklar köyünde değil bölge okulunda yatılı ya da taşımalı okuyorlar, bu süreçte de online eğitimlere ne kadar katılabildiler? muallak.
devamını gör...
erkeklerin kaslarıyla övünmesi sorunsalı
devamını gör...
ekşi sözlük nickiyle normal sözlük'ten nick alan insan
dümdüz insandır,bu bir çaylaksa belki burada tuttururum demiştir ama bu bir yazarsa ekşi sözlükte olan namını yürütme amacıyla gelmiş olabilir.
devamını gör...
vincent van gogh
eserlerinde çoğunlukla sarı-yeşil tonlarına yer veren ressamdır. bu sarı-yeşil tonlarını bu kadar sık kullanmasının sebebi aslında dünyayı öyle görmesiydi.
peki neden dünyayı sarı-yeşil tonlarda görüyordu? çünkü günümüzde kalp yetmezliği tedavisinde kullanılan ve dijitaller grubunda bulunan digoksin ilacını kullanıyordu. bu ilaç o zamanlar psikolojik rahatsızlıklar için kullanılan bir ilaçtı. ilacın en önemli yan etkisi sarı-yeşil diskromapatisidir.
bazı tablolarında ise ilacın ham maddesi olan digitalis purpurae diye adlandırılan “yüksük otu” bitkisini resmetmiştir. bunlar da bize van gogh’un yüksek miktarda digoksin maruziyetine kaldığını gösteriyor. van gogh sarısının hikayesi aslında bir yan etkiden ibaretmiş.
peki neden dünyayı sarı-yeşil tonlarda görüyordu? çünkü günümüzde kalp yetmezliği tedavisinde kullanılan ve dijitaller grubunda bulunan digoksin ilacını kullanıyordu. bu ilaç o zamanlar psikolojik rahatsızlıklar için kullanılan bir ilaçtı. ilacın en önemli yan etkisi sarı-yeşil diskromapatisidir.
bazı tablolarında ise ilacın ham maddesi olan digitalis purpurae diye adlandırılan “yüksük otu” bitkisini resmetmiştir. bunlar da bize van gogh’un yüksek miktarda digoksin maruziyetine kaldığını gösteriyor. van gogh sarısının hikayesi aslında bir yan etkiden ibaretmiş.
devamını gör...
edwards sendromu
trizomi 18 olarak da bilinen down sendromu ile benzerlik gösteren ama farklı bazı klinik bulgularla ayrılan bir sendromdur.
bu hastalarda dolikosefali görülür.
hastalık için spesifik olan mahmuz topuk olarak da isimlendirilen topuğun arkaya doğru büyüdüğü rocker-bottom feet görülür.

bir diğer klinik bulgusu da el parmaklarında yapışıklık ve el parmaklarını birbiri üzerine çaprazlamasıdır.
trizomi hastalarından kalp anomalilerin en sık görüldüğü sendromdur en sık olarak da ventriküler septal defekt görülür.
bu hastalarda dolikosefali görülür.
hastalık için spesifik olan mahmuz topuk olarak da isimlendirilen topuğun arkaya doğru büyüdüğü rocker-bottom feet görülür.

bir diğer klinik bulgusu da el parmaklarında yapışıklık ve el parmaklarını birbiri üzerine çaprazlamasıdır.
trizomi hastalarından kalp anomalilerin en sık görüldüğü sendromdur en sık olarak da ventriküler septal defekt görülür.
devamını gör...
roman okumayı kültürlenmek zanneden tip
bir tanpınar, eco romanını göz önünde bulundurmadan roman türünü küçümsemek hayli adaletsiz. daha kimler kimler var. bu isimler eserleriyle, içerikleriyle kişiyi kültürlenmeye zorlar. üslupları dahi başlı başına bir kültür kazandırır. bu kazanımı almayan/alamayan kişi tarafından okunamaz zaten, ancak gözlerle takip edilir. roman okumanın kendisi ya da herhangi bir türü okumak insana kültür getirir mi hakikaten? kültür o insanın algılayabildikleriyle ilgili bir mevzu. kültür kazanabilen, buna açık olan insan chick lit okuyarak da kültürlenir.
ne alacağını, nasıl alacağını bildikten sonra kültür romandan da alınır arap kağıdından da.
ne alacağını, nasıl alacağını bildikten sonra kültür romandan da alınır arap kağıdından da.
devamını gör...
sürekli linç yiyen yazar
çünkü herkes mükemmel ama sen değilsin*.
linç, tartışma kültürünün olmadığı yerlerde görülür. cebinde kelimeleri olmayan insanlar, yukarıya çıkarlar ve kendilerini ilgili yazarın üstüne atarlar. neden ve niçin yaptıklarını kendilerinin de bildiğini sanmıyorum. çünkü o irade ve anlayışa sahip olsalardı, görüş ne olursa olsun saldırmamayı bilirlerdi.
insanlar konuşa konuşa efendim... aşağılamak ve ötekileştirmek insana yakışmaz. buna maruz kalan yazar ise içselleştirmesin, kendine acı çektirmesin. vardır her ortamda öyle insanlar. çeşitlilik olmasa, yanlışı görmesek, doğruyu nasıl ayırt edebiliriz ki? varsın birileri linç etsin, diğerleri de bunu göğüslesin. öldürmeyen acı güçlendirir, acı yok rocky*.
linç, tartışma kültürünün olmadığı yerlerde görülür. cebinde kelimeleri olmayan insanlar, yukarıya çıkarlar ve kendilerini ilgili yazarın üstüne atarlar. neden ve niçin yaptıklarını kendilerinin de bildiğini sanmıyorum. çünkü o irade ve anlayışa sahip olsalardı, görüş ne olursa olsun saldırmamayı bilirlerdi.
insanlar konuşa konuşa efendim... aşağılamak ve ötekileştirmek insana yakışmaz. buna maruz kalan yazar ise içselleştirmesin, kendine acı çektirmesin. vardır her ortamda öyle insanlar. çeşitlilik olmasa, yanlışı görmesek, doğruyu nasıl ayırt edebiliriz ki? varsın birileri linç etsin, diğerleri de bunu göğüslesin. öldürmeyen acı güçlendirir, acı yok rocky*.
devamını gör...
serzenişte
hafif müzik albümünden bir vega şarkısı. haber salınan nazlı yarin cevabıymışcasına.
devamını gör...
taze çekilmiş kahve kokusu
devamını gör...
alport sendromu
tıp 4 kollajenin alfa3-4-5 zincir defekti ile karakterize bir hastalıktır.
hematüri,katarakt, sağırlık gibi sorunlara yol açar.
x'e bağlı geçen bir hastalıktır.bu hastalıkta bazal membranda elektron mikroskopik yöntemle basket filesi görünümü saptanır ve tipiktir.
hematüri,katarakt, sağırlık gibi sorunlara yol açar.
x'e bağlı geçen bir hastalıktır.bu hastalıkta bazal membranda elektron mikroskopik yöntemle basket filesi görünümü saptanır ve tipiktir.
devamını gör...
nickaltında çirkeflik yapan yazar
amaaann boşver..du bi bakıyım umrumda mı? değilmiş
devamını gör...
aşk
hayatı esir eden üç harfli büyü.
devamını gör...
açık ayran varken kapalı ayran isteyen hafif yumuşak erkek
açık ayranın yapıldığı makina haftada bir yıkanıyor ve çoğu zaman masa silinen bezlerle temizleniyor içi. midesi kaldıran sert erkekleri açık ayrana davet ediyorum.
devamını gör...
mac demarco
zaman zaman bir şarkısına tutulup kaldığım ve tarzını başka sanatçılarda bulamadığım, başarılı sanatçı kişi. uzun süredir bu şarkıdayım.
devamını gör...