21 şubat 2021 normal sözlük imece başlığı
devamını gör...
eşek olana semer vuranın çok olması
tarihin gelmiş geçmiş en ünlü komutanlarından biri olan büyük iskender; hocası aristoteles’e fethettiği topraklarda halkı nasıl yöneteceğine dair soru sorar.
aristoteles cevap verir: “yönetiminden hoşnut olmayanlar sana baş kaldıracaktır. onları sürgüne göndermen ya da tutuklatman sana karşı birlik olmalarını sağlayacaktır. onların çocukları da sana karşı kin ve nefret güdecektir.
o nedenle mantık çerçevesinde davranıp; birlikte hareket etmelerini engelleyeceksin, aralarını açacaksın. sonrasında aralarında yaşanacak kavga ya da savaşlarda hakem olacak, bu sayede herkesin gözünde saygınlık kazanacaksın. birbirlerini yok etmelerinde edilgen görüneceksin” der.
bazı ülkelerde bu sözleri doğrularcasına bazı siyasi partilerin belirli güç odaklarına hizmet ettiğini görürüz.
halkı da ayrımcılık sözleri ile sürekli olarak birbirine düşürürler. sonra da suçu başkalarına atarlar.
siyasilerin bir kısmı halkın gözü önünde birbirine girip kavga eder, tribüne oynarlar. akşam üstü ise gözden ırak bir lokantada toplanırlar. lokantadaki çalışanların cep telefonlarını toplatırlar, güvenlik kameralarını kapattırırlar, maddi çıkarları için kuzu sarması olurlar.
merhum bir siyasi lider seçim konuşmasında halka seslenir “bu düzeni değiştireceğiz”.
halktan biri cevap verir “düzen değişiyor ama düz….ü değişmiyor”.
yani “sen eşek olduktan sonra semer vurup üstüne binen çok olur” demek istemiştir. halkı ezenlerin farklı kimliklerle iktidara gelip gene halkı ezdiğini anlatmak istemiştir.
halk cahil olursa kapitalist sistem siyasi partileri kullanarak halkı sömürür. sömürüden kurtulmanın birinci yolu halkı aydınlatmaktır.
iş hayatımızda, özel hayatımızda da iyi niyetimizden faydalanıp bizi kullanmak isteyenler olabilir. onlara hayır demediğimiz müddetçe bizi başka insanlar da kullanmaya başlar.
bu arada eşekleri küçük görmemek gerek zira eşek bile düştüğü yere bir daha düşmez.
aristoteles cevap verir: “yönetiminden hoşnut olmayanlar sana baş kaldıracaktır. onları sürgüne göndermen ya da tutuklatman sana karşı birlik olmalarını sağlayacaktır. onların çocukları da sana karşı kin ve nefret güdecektir.
o nedenle mantık çerçevesinde davranıp; birlikte hareket etmelerini engelleyeceksin, aralarını açacaksın. sonrasında aralarında yaşanacak kavga ya da savaşlarda hakem olacak, bu sayede herkesin gözünde saygınlık kazanacaksın. birbirlerini yok etmelerinde edilgen görüneceksin” der.
bazı ülkelerde bu sözleri doğrularcasına bazı siyasi partilerin belirli güç odaklarına hizmet ettiğini görürüz.
halkı da ayrımcılık sözleri ile sürekli olarak birbirine düşürürler. sonra da suçu başkalarına atarlar.
siyasilerin bir kısmı halkın gözü önünde birbirine girip kavga eder, tribüne oynarlar. akşam üstü ise gözden ırak bir lokantada toplanırlar. lokantadaki çalışanların cep telefonlarını toplatırlar, güvenlik kameralarını kapattırırlar, maddi çıkarları için kuzu sarması olurlar.
merhum bir siyasi lider seçim konuşmasında halka seslenir “bu düzeni değiştireceğiz”.
halktan biri cevap verir “düzen değişiyor ama düz….ü değişmiyor”.
yani “sen eşek olduktan sonra semer vurup üstüne binen çok olur” demek istemiştir. halkı ezenlerin farklı kimliklerle iktidara gelip gene halkı ezdiğini anlatmak istemiştir.
halk cahil olursa kapitalist sistem siyasi partileri kullanarak halkı sömürür. sömürüden kurtulmanın birinci yolu halkı aydınlatmaktır.
iş hayatımızda, özel hayatımızda da iyi niyetimizden faydalanıp bizi kullanmak isteyenler olabilir. onlara hayır demediğimiz müddetçe bizi başka insanlar da kullanmaya başlar.
bu arada eşekleri küçük görmemek gerek zira eşek bile düştüğü yere bir daha düşmez.
devamını gör...
boğulmak
çok yakın arkadaşımın genç yaşında hayatını kaybetmesine neden ölüm sebebi.evlerden uzak.serinlemek için girdiği gölette...
devamını gör...
cumartesi günü çalışmamak için kendi işini kurup pazar günü de çalışma şoku
çalışma temposundan artık feleği şaşmış, günlerini sapıtmış ya da sevdiği işi yaptığı için pazar günleri de işiyle birlikte baş başa ve romantik bir gün geçirmek maksadıyla çalışıyordur. ya da ben fazla olumladım.
devamını gör...
depresyon belirtileri
herhangi bir şeye hevesinin olmaması.
devamını gör...
evde ayakkabıyla gezen insan
aaaa beni anlatan başlık açmışlar şeklinde tepki verdiren başlık. benimdir efenim bu. ayrıca ajanslardan gelen son habere göre ne sitkom karakteriyim ne de ecnebiyim, yani öyle diyollaaa.
e kardeş ne demeye giyiyorsun? derseniz de anlatıverem gari. belki aranızda benim gibi ağrıları olan birileri vardır da çareyi buluverirler. yalnız dikkat, tanım birazcık uzun.
uzun yıllar boyunca gece gündüz fark etmeksizin bacaklarımda ağrılar oldu. kaç tane doktora gittiysem de hepsinden şu cevabı aldım "büyüme ağrısıdır, geçer".
doktordur dedik, vardır bi bildiği dedik; geçmesini bekledik ama geçmedi. tabi bu arada benim ağrıların şiddeti arttı. ağrılardan ağlarken sızarsam uyuyabiliyordum. yoksa uyutmuyordu meret. bu sıralarda doktorun biri huzursuz bacak sendromu olabilir dedi. sonunda farklı bi cümle duymuş olmanın verdiği sevinçle onu araştırdık, yapılması gerekenleri yaptık, ettik falan ama i ih. benim ağrılar aynı devam. ben yine doktor doktor gezerken bir gün bi doktor dedi ki "sende düz tabanlık var". kendimden emin şekilde dedim ki, "yooo onun da kontrolü yapıldı, düz taban değilim ben". doktor hanım* "bi de ben tetkik edeyim" dedi ve muayene etti kiii bin-go. normalde düz tabanlık doğuştan gelen bi durummuş lakin çok az bi oran da olsa sonradan oluşan düz tabanlık diye bir şey varmış ve bendeniz bu az orandaki insan topluluğunun içine girmeyi başarmışım *. iyi tamam teşhisi koyduk, peki nedir bu? dedim veee olaylar başladı. benim ayakta oluşan taban dengesizliği sebebiyle kaslarım ve iskeletim hasar görüyormuş. bu yüzden de ben yıllardır bacak ağrısı çekiyormuşum. hatta bu yüzden gencecik yaşımda bi de bel fıtığım var*. neyse. sonra ben yine dedim ki, ne olduğunu öğrendik, peki şimdi ne yapacağım? doktor hanım da dedi ki, bir medikale gideceksin ve kendine özel tabanlık yaptırıp devamlı kullanacaksın. o da neymiş, yeniyor muymuş? falan diye işin goygoyuna bakarken bi taraftan da gidip kendime bi tabanlık yaptırdım*. tamam bu sefer bitti derken de ayakkabı sorunu ile karşılaştım. ayakkabıya ayağım sığarsa tabanlık; tabanlık sığarsa benim ayak sığmıyordu. normal ayak numaramdan epeyce büyük ayakkabılar alarak bu sorunu da bi şekilde halletmiş oldum. eh dedim tamam artık, göreyim bunca emek ağrıları geçirecek mi? geçti dostlar... tabanlığı kullandıktan sonra gelen o his gerçekten dünya varmış dediğim nadirane anlardan birini yaşatan histir. her ne kadar ayağımda yarı yarıya düz tabanlık olsa da, bel fıtığı sahibi olsam da artık ağrılarım yok ya, bu bana yetiyor.
şimdi konunun başına dönersek, tabanlık kullanımı beni rahatlattığı için sadece evde giydiğim özel bi spor ayakkabım var. haliyle ben de bu başlıktaki gruba dahil oluyorum.
işte böyle sayın yazarlar. öyle kafanıza göre hemencik insanları kategorize etmeyin sitkom karakteri, ecnebi vs diye. konuyu biraz deşince altından bi kürek gübre* çıkar da kalıverirsiniz öyle. haydi selam ile.
e kardeş ne demeye giyiyorsun? derseniz de anlatıverem gari. belki aranızda benim gibi ağrıları olan birileri vardır da çareyi buluverirler. yalnız dikkat, tanım birazcık uzun.
uzun yıllar boyunca gece gündüz fark etmeksizin bacaklarımda ağrılar oldu. kaç tane doktora gittiysem de hepsinden şu cevabı aldım "büyüme ağrısıdır, geçer".
doktordur dedik, vardır bi bildiği dedik; geçmesini bekledik ama geçmedi. tabi bu arada benim ağrıların şiddeti arttı. ağrılardan ağlarken sızarsam uyuyabiliyordum. yoksa uyutmuyordu meret. bu sıralarda doktorun biri huzursuz bacak sendromu olabilir dedi. sonunda farklı bi cümle duymuş olmanın verdiği sevinçle onu araştırdık, yapılması gerekenleri yaptık, ettik falan ama i ih. benim ağrılar aynı devam. ben yine doktor doktor gezerken bir gün bi doktor dedi ki "sende düz tabanlık var". kendimden emin şekilde dedim ki, "yooo onun da kontrolü yapıldı, düz taban değilim ben". doktor hanım* "bi de ben tetkik edeyim" dedi ve muayene etti kiii bin-go. normalde düz tabanlık doğuştan gelen bi durummuş lakin çok az bi oran da olsa sonradan oluşan düz tabanlık diye bir şey varmış ve bendeniz bu az orandaki insan topluluğunun içine girmeyi başarmışım *. iyi tamam teşhisi koyduk, peki nedir bu? dedim veee olaylar başladı. benim ayakta oluşan taban dengesizliği sebebiyle kaslarım ve iskeletim hasar görüyormuş. bu yüzden de ben yıllardır bacak ağrısı çekiyormuşum. hatta bu yüzden gencecik yaşımda bi de bel fıtığım var*. neyse. sonra ben yine dedim ki, ne olduğunu öğrendik, peki şimdi ne yapacağım? doktor hanım da dedi ki, bir medikale gideceksin ve kendine özel tabanlık yaptırıp devamlı kullanacaksın. o da neymiş, yeniyor muymuş? falan diye işin goygoyuna bakarken bi taraftan da gidip kendime bi tabanlık yaptırdım*. tamam bu sefer bitti derken de ayakkabı sorunu ile karşılaştım. ayakkabıya ayağım sığarsa tabanlık; tabanlık sığarsa benim ayak sığmıyordu. normal ayak numaramdan epeyce büyük ayakkabılar alarak bu sorunu da bi şekilde halletmiş oldum. eh dedim tamam artık, göreyim bunca emek ağrıları geçirecek mi? geçti dostlar... tabanlığı kullandıktan sonra gelen o his gerçekten dünya varmış dediğim nadirane anlardan birini yaşatan histir. her ne kadar ayağımda yarı yarıya düz tabanlık olsa da, bel fıtığı sahibi olsam da artık ağrılarım yok ya, bu bana yetiyor.
şimdi konunun başına dönersek, tabanlık kullanımı beni rahatlattığı için sadece evde giydiğim özel bi spor ayakkabım var. haliyle ben de bu başlıktaki gruba dahil oluyorum.
işte böyle sayın yazarlar. öyle kafanıza göre hemencik insanları kategorize etmeyin sitkom karakteri, ecnebi vs diye. konuyu biraz deşince altından bi kürek gübre* çıkar da kalıverirsiniz öyle. haydi selam ile.
devamını gör...
8 mart dünya emekçi kadınlar günü rozeti
malum sözlük konuşur,kafa sözlük yapar!
hayırlı olsun efendim.
hayırlı olsun efendim.
devamını gör...
esir şehrin insanları
kemal tahir'in yazmış olduğu esir şehir üçlemesinin ilk kitabıdır. buram buram kalitedir.
devamını gör...
8 mart 2021 tokat'ta erkeklere çiçek dağıtılması
bizi dövmediğiniz ve öldürmediğiniz için teşekkür ederiz çiçekleri.. halimiz içler acısı.
söyleyecek çok şey var ama nereden başlasam bilemiyorum..!
söyleyecek çok şey var ama nereden başlasam bilemiyorum..!
devamını gör...
diyelim ki o bunu okuyor
eğer burada olsaydın, sana anlatmak isterdim. kimsenin hatta benim bile varlığına ihtimal vermediğim bir şeyin ne kadar kırılmış olduğunu; kalbimin. orada öylece üstüm başım kan içinde dururken, kimsenin suratında bir parça bile telaş emaresi olmamasının nasıl hissettirdiğini, hastanede tek başıma dikilirken kimsenin benim için gelmeyeceğini bilmenin, ilk kez birinin iyi misin diye sormasını ne denli dilediğimi sana anlatmak isterdim. beni biliyorsun, kendime sürekli yalnız başıma iyi olduğumu söyleyip duruyorum ama sahiden iyi miyim artık inan bilmiyorum. saatlerce geç kalmışken, tamamen kana ve toza bulanmışken duyduğum tek cümlenin o aptal halıları kirletmemem olduğunu bilseydin eğer, bilmiyorum... bilseydin eğer yine o aptal gülümsemelerinden birini takınır ve ben önemsiyorum derdin değil mi? "ben cehennemin dibine gitmemeni önemsiyorum"
burada olsaydın, eğer burada olmuş olsaydın sana aslında ne kadar yorgun hissettiğimden söz ederdim. gözlerimi her kapattığımda gözlerimin önünden geçen cam kırıklarının yakamdan düşmediğini ve bir türlü uyuyamadığımı bilseydin, bütün geceni yeniden bana ayırır mıydın? bütün gece yine beraber bir kaç film izlerdik ve gevezelik ederdik değil mi? bilmiyorum, tek yaptığım önemsemiyor gibi davranmak ama koca dünyada bir başımayım, bunu çoğu zaman dert etmiyorum hatta memnunum bu sessizlikten yine de bazı zamanlar insanın tek duymak istediği tanıdık bir ses.
eğer burada olsaydın, ilk defa bir insanın varlığına ihtiyaç duyduğumu itiraf edebilirdim. dizlerim korkudan eski bir iskele gibi titrerken kendi kendimi teselli etmem gerektiğini bilmenin ve durup acı çekmeye bile vaktimin olmamasının nasıl hissettirdiğini beni nasıl yerin bin kat dibine gömdüğünü sana anlatabilirdim böylece. kimsenin senin için orada olmayacağına o kadar alışıyorsun ki acı çekmek için bile kendine izin veremiyorsun böyle zamanlarda. kendime söylediğim her şeyi hayal meyal hatırlıyorum eğer duysaydın eminim gülerdin. "şimdi sırası değil, kalk ve bir şeyler yap kendin dışında kimse umursamayacak. yürümeye devam et, git sadece yürü. kazağı koluna daha sıkı sar, kanamayı durdur tek yapman gereken bu gerizekalı! nefes al acıyı önemseme şimdi sızlanmanın zamanı değil." peki ne zaman sızlanmamın zamanı? zihnimi uyuşturan, etimi lime lime eden bu ağrı hakkında kendime bile nazım geçmiyor sanırım.
eğer burada olsaydın... ama değilsin. sanırım bu benim hatam ve bundan gurur duymuyorum sadece yıllar sonra denk gelirsen eğer bilmeni isterim; bazı zamanlar insan olduğumu hatırlamaya başladım ve bu hatırladığımdan daha betermiş. dediğim gibi yalnızken iyiyim sorun yok, önemli değil. sadece haklıydın, bir gün gerçekten kendim dışında birine ihtiyacım olduğunu söylediğinde seni dinlemem gerekirdi tamamen aptal gibi davrandım.
burada olsaydın, eğer burada olmuş olsaydın sana aslında ne kadar yorgun hissettiğimden söz ederdim. gözlerimi her kapattığımda gözlerimin önünden geçen cam kırıklarının yakamdan düşmediğini ve bir türlü uyuyamadığımı bilseydin, bütün geceni yeniden bana ayırır mıydın? bütün gece yine beraber bir kaç film izlerdik ve gevezelik ederdik değil mi? bilmiyorum, tek yaptığım önemsemiyor gibi davranmak ama koca dünyada bir başımayım, bunu çoğu zaman dert etmiyorum hatta memnunum bu sessizlikten yine de bazı zamanlar insanın tek duymak istediği tanıdık bir ses.
eğer burada olsaydın, ilk defa bir insanın varlığına ihtiyaç duyduğumu itiraf edebilirdim. dizlerim korkudan eski bir iskele gibi titrerken kendi kendimi teselli etmem gerektiğini bilmenin ve durup acı çekmeye bile vaktimin olmamasının nasıl hissettirdiğini beni nasıl yerin bin kat dibine gömdüğünü sana anlatabilirdim böylece. kimsenin senin için orada olmayacağına o kadar alışıyorsun ki acı çekmek için bile kendine izin veremiyorsun böyle zamanlarda. kendime söylediğim her şeyi hayal meyal hatırlıyorum eğer duysaydın eminim gülerdin. "şimdi sırası değil, kalk ve bir şeyler yap kendin dışında kimse umursamayacak. yürümeye devam et, git sadece yürü. kazağı koluna daha sıkı sar, kanamayı durdur tek yapman gereken bu gerizekalı! nefes al acıyı önemseme şimdi sızlanmanın zamanı değil." peki ne zaman sızlanmamın zamanı? zihnimi uyuşturan, etimi lime lime eden bu ağrı hakkında kendime bile nazım geçmiyor sanırım.
eğer burada olsaydın... ama değilsin. sanırım bu benim hatam ve bundan gurur duymuyorum sadece yıllar sonra denk gelirsen eğer bilmeni isterim; bazı zamanlar insan olduğumu hatırlamaya başladım ve bu hatırladığımdan daha betermiş. dediğim gibi yalnızken iyiyim sorun yok, önemli değil. sadece haklıydın, bir gün gerçekten kendim dışında birine ihtiyacım olduğunu söylediğinde seni dinlemem gerekirdi tamamen aptal gibi davrandım.
devamını gör...
kontrabas
“müzik öyle yücedir ki hiçbir akıl sırrına eremez; müzikten her şeye egemen olan ve kimsenin hesabını tutamayacağı bir etki yayılır.”
goethe
koku romanıyla tanıdığımız patrick suskind’in bir oyunu kontrbas.
diyalog havası verilmiş bir monolog ve bu monologun sahibi bir kontrbasçı. babasına karşı durmak için sanatçılığı seçen kahramanımız, devlet sektörünüde işe girince orkestranın kontrbasçısı olur ama bir devlet memurudur.
memuriyet onun kendini sanatçı hissetmesine büyük bir engeldir. zira memursanız yaratıcılığınız yoktur. kendinizi geliştirmeniz mümkün değildir ve böyle bir şeye ihtiyaç da duymazsınız, o yüzden sanatkarlıktan sıyrılıp zanaatkar olmaya doğru yüzersiniz. hele bir de başkontrbasçı değilseniz kimse sizi fark etmez bile. kahramanımız kontrbasın sadece bir enstrüman değil hayata dair birçok şey olduğunu anlatır bize.
kontrbas diğer müzik aletlerinden farklıdır, hantaldır bir kere, her yere taşıyamazsın. evinde devasa hacmiyle büyük bir yer tutar ki bir hanımla kendi evinizde yalnız kalmanız bile kabil değildir. her konunun içindedir, onun dahil olmadığı bir konuşma mümkün olmaz, dikkatleri hemen üzerine toplar. ama onu çalan insan neredeyse görünmez olur. kahramanımız aşıktır öte yandan ama aşık olduğu sopranonun ilgisini çekmesi mümkün değildir, çünkü sopranonun seslendireceği ve kontrbasçının çalacağı bir eser yoktur. ama kontrbasını bu güzel kadına benzettiğ olur.
ona sarılarak, parmaklarından yayların geçişini hissederek…
patrick suskind bu oyunda mozart’tan brahms’a , beethevon’dan schubert’e herkese değinmiş ufaktan kimini yermiş, yetersiz bulmuş kiminiyse hafiften kayırmış. brahms’ın ikinci senfonisiyle başlayan oyun schubert’in alabalık beşlisi, 1. bölümle son bulmuş.tabii bu yazdıklarım antrparantez…
bir saat gibi bir süre içinde okuyabileceğiniz bu esere bir klasik müzik eseriyle fon oluşturursanız okuma zevki birkaç kat artacaktır.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
bu hafta da orda olacağız.
devamını gör...
iki kaptan bir gemiyi batırır
aynı anda farklı kararların uygulanması dahilinde karmaşa olacağını anlatan atasözü.
buna çok uzak olmayan bir örnek olarak mutfakta yapılan bir yemekte görmek mümkün.
yardım ediliyor zannedilirse de genelde ayak bağı olunur, bu yüzden mutfaktaki kişi etrafında kimse olmasın ister.
buna çok uzak olmayan bir örnek olarak mutfakta yapılan bir yemekte görmek mümkün.
yardım ediliyor zannedilirse de genelde ayak bağı olunur, bu yüzden mutfaktaki kişi etrafında kimse olmasın ister.
devamını gör...
evliliğin aşkı öldürmesi
evli biri olarak bildiriyorum, evlilik aşkı öldürmez.
aşkı sizin düşünceleriniz öldürür. o insana neden aşık olduğunuza ilgilidir bu durum.
eğer o insana ulaşamamaya aşık olduysanız, yani onu görmeyince aşkınız eziliyor, sıklılıyorsanız evlenince hep dipdibe olunca eski heyecanınız kalmaz, o aşkı öldürürsünüz.
o insanın yanında aşkınız coşkulanıyorsa, hep yanımda olsa keşke diyorsanız evlenince aşkınız tavan yapar.
saygıyı yitirmezseniz hiçbir şeyi öldüremez evlilik .
aşkı sizin düşünceleriniz öldürür. o insana neden aşık olduğunuza ilgilidir bu durum.
eğer o insana ulaşamamaya aşık olduysanız, yani onu görmeyince aşkınız eziliyor, sıklılıyorsanız evlenince hep dipdibe olunca eski heyecanınız kalmaz, o aşkı öldürürsünüz.
o insanın yanında aşkınız coşkulanıyorsa, hep yanımda olsa keşke diyorsanız evlenince aşkınız tavan yapar.
saygıyı yitirmezseniz hiçbir şeyi öldüremez evlilik .
devamını gör...
anlatabiliyomuyum
konuşma esnasında bir şeyler dile getirirken anladın mı ? sorusu yerine anlatabildim mi ? sorusu ile birlikte kullanması daha sağlıklı ve etkili olan soru öbeğidir.
kişinin kendi bilgilerini ne kadar aktif bir şekilde ibraz edebildiğini de sorgulayan bir sorudur.
aynı zamanda bir yazarmış. keyifli sözlükler.
kişinin kendi bilgilerini ne kadar aktif bir şekilde ibraz edebildiğini de sorgulayan bir sorudur.
aynı zamanda bir yazarmış. keyifli sözlükler.
devamını gör...
hezeyan
aksi yönde yeterli rasyonel kanıt sunulmasına rağmen ikna edilemeyen düşünce sistemidir. diğer adı sanrı olup psikotik bozukluklar için temel bulgulardan biridir. her zaman saçma olmak zorunda değildir, gerçekdışı olmak zorunda değildir. önemli olan kişinin bu fikre nasıl ulaştığıdır. hezeyanda genelde sonuca çabuk varma (jumping to conclusion) durumu mevcuttur. örnek vermek gerekirse karısının telefonu meşgul olan bir adamın onun kendisini aldattığını düşünmesi ve buna emin olması bir kıskançlık hezeyanı olabilir. toplumun çoğuna göre sonuca varmak için yeterli kanıt yokken hezeysna sahibi kişiler az veriden bir sonuca ulaşır ve buna emin olurlar. başka kanıtlarla fikirleri değişmez. bir düşüncenin hezeyan olabilmesi için onun kültürel değerlerle açıklanamaması gerekmektedir. mesela yenidoğan bebeğe sarı yazma örtmenin onu sarılıktan, ya da kötülükten koruyacağına inanmak ülkemizde bir hezeyan değildir. ama başka bir ülkede hezeyan olabilir.
hezeyan çeşitli ruhsal hastalıklarda ve bedensel hastalıklarda ortaya çıkabilir. başlıcaları şizofreni, psikotik özellikli mani, psikotik özellikli depresyon, sanrılı bozukluk; diğer tıbbi durumlar olarak da bunama, deliryum tablosu, beyni etkileyen nörolojik hastalıklar olarak sayılabilir. hezeyanlar dirençli düşünce bozuklukları olduğundan hezeyanı olan bireylerle tartışmak amaçsız bir davranıştır. sanrıların içeriklerine göre de çeşitleri vardır, büyüklük sanrıları, paranoid sanrılar, eritomanik sanrılar örnek olarak verilebilir.
hezeyan çeşitli ruhsal hastalıklarda ve bedensel hastalıklarda ortaya çıkabilir. başlıcaları şizofreni, psikotik özellikli mani, psikotik özellikli depresyon, sanrılı bozukluk; diğer tıbbi durumlar olarak da bunama, deliryum tablosu, beyni etkileyen nörolojik hastalıklar olarak sayılabilir. hezeyanlar dirençli düşünce bozuklukları olduğundan hezeyanı olan bireylerle tartışmak amaçsız bir davranıştır. sanrıların içeriklerine göre de çeşitleri vardır, büyüklük sanrıları, paranoid sanrılar, eritomanik sanrılar örnek olarak verilebilir.
devamını gör...
domestic hıyar
iyi bir yazar, kullanıcı adı her seferinde aklıma domestos çamaşır suyunu getiriyor.*
devamını gör...
turizmde umutlar yerli turistte
kastedilen amazon yerlileri ise yine daha mantıklı olucak umuttur . millet aç aç tatil mi gelir aklına .
devamını gör...
