ilkokulda çöp kutusunun olduğu köşe
hayattaki ilk dedikoduların yapıldığı o harika köşe. ilkokulda olsak bile neler dönerdi orda neler neler konuşulurdu yaa. az kalem harcamadık oralarda dedikodu yapma uğruna*.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
ben pastaların ustasıyım
sen gibi çaylakların kalfasıyım
varsın sana gezegen insanı desinler
ben laf sokmaların hastasıyım
sen gibi çaylakların kalfasıyım
varsın sana gezegen insanı desinler
ben laf sokmaların hastasıyım
devamını gör...
ayı
afrika kıtasında hiç bir çeşidi bulunmayan hayvandır. bazı türleri panda yada tembel ayı gibi çok tatlı, ama bazı türleride boz ayı yada kutup ayısı gibi çok vahşi olup, eğer doğada karşınıza çıkarsa, gördüğünüz son şey olabilir.
devamını gör...
kötü yazı yazmanın deha göstergesi olması
genellikle kötü yazı yazanlar ellerinin beyinlerindeki düşünce hızına yetişememesinden veya yazı yazarken başka konuları derinlemesine düşünmelerinden dolayı yüksek zekaya sahiptirler. ayrıca tarihte birçok büyük ismin de yazı şekli çirkindir.
devamını gör...
didem madak
"çok güzel bir kadın şair" tarzından bir tanımla başlamak, hem çok yapmacık, hem de ona karşı hislerimi tanımlamak için çok ama çok az, yetersiz kalıyor. birkaç şey var hayatımda, çok değer verdiğim ve beni ben yapan. onlarsız eksik olduğum. beni tanıyanlar için şöyle söyleyebilirim scorpions, fyodor mihayloviç dostoyevski ve virginia woolf'a hissettiklerimi hissediyorum ona karşı, belki de daha fazlası. aşk acısı çektim, ona koştum. hissedemedim, ona koştum. buluttan düştüm, ona koştum. canım acıdı, ona koştum. değer verdim, değer görmedim ona koştum. sevildim, ona koştum. çok sevdim yine ona koştum. ona koştum ben. ne yaparsam yapayım, hep yanımda oldu. ağlarken okudum, gülerken okudum. hiç kimsenin olmadığı kadar yakındaydı. ve hiç kimsenin düşünmediği kadar düşündü beni. çiçekli şiirler yazmak istedim, o zaten yazmıştı. ben de yazacağım dedim. yardım etti. onun gibi güçlü kadınlar, iyi ki varlar!
1970 yılında izmir'de doğuyor şairimiz (izmir'i sevmem için bir neden daha). anne ve babası öğretmen, bu yüzden de birkaç şehir gezerek geçiyor çocukluğu. sonra 12 eylül olayları sonrası babası uşak'a gönderiliyor. annesi, kardeşi ve o burdur'da kalıyor. o 13 yaşındayken, annesi beyin kanseri sebebiyle hayatını kaybediyor. babası tekrar evleniyor, bağlantıları yavaş yavaş kopuyor. ilkokulu uşak'ta okuyan güzel kadın, ortaokul ve liseyi izmir'de bitiriyor. üniversiteyi ilk kazanmasında okuyamadı, maddi sıkıntıları vardı ve çalışmak zorunda kaldı. daha sonra dokuz eylül üniversitesi hukuk fakültesini kazanıyor ve gitmeye başlıyor ama ilk yıldan sonra yine bırakıyor. 19 yaşında evleniyor, ve dört sene evli kalıyor. hukuk eğitimini tamamlıyor. stajyer iken ise şiir ile macerası başlıyor. 2002 yılından vefat ettiği 2011 yılına kadar ise istanbul'da yaşıyor. 2006 yılında ikinci defa evleniyor. bu evlilikten annesinin adını verdiği, füsun adında bir kızı oluyor. 2010 yılında ise kolon kanserine yakalanıyor ve 2011 yılında toprağa veriliyor. dilerim en huzurlu uyusun melek.
bence onun şiiri çok durudur. limon bahçeleri gibi. az biraz lavanta. aroma verecek kadar da çilek. herkesdeki kadar tuz ve pul biber. o hissettiklerini yazdı. kelimelerin ona verdiği hisler vardı. o da o kelimeleri kullandı. o yazarken düşünenlerden değil de, hissedenlerden. o yüzden benim gibi hissedenlere dokundu.
grapon kağıtları, ah'lar ağacı ve pulbiber mahallesi adlı üç tane şiir kitabı vardır, aşağıya da başlıca sevdiğim şiirlerini bırakmak istiyorum:
çiçekli şiirler yazmak istiyorum bayım
siz aşktan n'anlarsınız bayım
iris'in ölümü
ah'lar ağacı
annemle ilgili şeyler
bıktığım şeyler ve yeşil fanila
çalıkuşu'nun z raporu
kedilerin alışkanlıkları
pollyanna'ya mektuplar
pollyanna'ya son mektup
paragraf başı
kurbati
1970 yılında izmir'de doğuyor şairimiz (izmir'i sevmem için bir neden daha). anne ve babası öğretmen, bu yüzden de birkaç şehir gezerek geçiyor çocukluğu. sonra 12 eylül olayları sonrası babası uşak'a gönderiliyor. annesi, kardeşi ve o burdur'da kalıyor. o 13 yaşındayken, annesi beyin kanseri sebebiyle hayatını kaybediyor. babası tekrar evleniyor, bağlantıları yavaş yavaş kopuyor. ilkokulu uşak'ta okuyan güzel kadın, ortaokul ve liseyi izmir'de bitiriyor. üniversiteyi ilk kazanmasında okuyamadı, maddi sıkıntıları vardı ve çalışmak zorunda kaldı. daha sonra dokuz eylül üniversitesi hukuk fakültesini kazanıyor ve gitmeye başlıyor ama ilk yıldan sonra yine bırakıyor. 19 yaşında evleniyor, ve dört sene evli kalıyor. hukuk eğitimini tamamlıyor. stajyer iken ise şiir ile macerası başlıyor. 2002 yılından vefat ettiği 2011 yılına kadar ise istanbul'da yaşıyor. 2006 yılında ikinci defa evleniyor. bu evlilikten annesinin adını verdiği, füsun adında bir kızı oluyor. 2010 yılında ise kolon kanserine yakalanıyor ve 2011 yılında toprağa veriliyor. dilerim en huzurlu uyusun melek.
bence onun şiiri çok durudur. limon bahçeleri gibi. az biraz lavanta. aroma verecek kadar da çilek. herkesdeki kadar tuz ve pul biber. o hissettiklerini yazdı. kelimelerin ona verdiği hisler vardı. o da o kelimeleri kullandı. o yazarken düşünenlerden değil de, hissedenlerden. o yüzden benim gibi hissedenlere dokundu.
grapon kağıtları, ah'lar ağacı ve pulbiber mahallesi adlı üç tane şiir kitabı vardır, aşağıya da başlıca sevdiğim şiirlerini bırakmak istiyorum:
çiçekli şiirler yazmak istiyorum bayım
siz aşktan n'anlarsınız bayım
iris'in ölümü
ah'lar ağacı
annemle ilgili şeyler
bıktığım şeyler ve yeşil fanila
çalıkuşu'nun z raporu
kedilerin alışkanlıkları
pollyanna'ya mektuplar
pollyanna'ya son mektup
paragraf başı
kurbati
devamını gör...
sözlükte kaliteli insan yok diyen insanlar
kaliteli insan = bilgi içerikli başlık açan, bilgi içerikli tanım giren insan değildir. ilk önce onu çıkarın bir aklınızdan.
devamını gör...
ellere var da bize yok mu
o ne neşeli bir şarkıdır o.
bir dedin
iki dedin mahvettin
sen bu aşkı bize zehir ettin
objektif ol sevgilim
subjektif olma sevgilim.
90'lı yıllar, lise yıllarım.
bir dedin
iki dedin mahvettin
sen bu aşkı bize zehir ettin
objektif ol sevgilim
subjektif olma sevgilim.
90'lı yıllar, lise yıllarım.
devamını gör...
babanın oğlu
yönetmenliğini melih gülgen'in yaptığı , senaryosunu erdoğan tünaş'ın yazdığı müziklerini cahit berkay'ın yaptığı 1975 yılına ait bir türk filmi. filmin başrollerini cüneyt arkın, deniz erkanat, cemil şahbaz, turgut özatay ve bilal inci paylaşırlar.
filmin konusuna gelirsek:
bir fabrika işçisinin mafya patronluğuna geçişini anlatan efsane repliklere sahip bir filmdir. cüneyt arkın bir fabrika işçisidir fabrika sahipleri işçi maaşlarına zam yapacakları sözünü tutmayınca cüneyt abi ve iki arkadaşı (nizam ergüden ve kazım kartal) önderliğindeki işçiler grev yapar. fabrika sahipleri abilerimiz cüneyt arkın abimizle anlaşmak isterler fakat kabul görmez. fabrikanın büyük ortağı olan nubar terziyan amcamız ise işçi isteklerini kabul etme tarafındadır fakat diğer 3 ortak abimiz karşı çıkarlar (turgut özatay, bilal inci, ihsan gedik). bir gece nubar amcamız fabrikada ölü bulunur. arkadaşlarının da patronlar tarafından satın alınıp yalancı şahitlik yapması ile suç cüneyt abimze kalır ve hapse girer. hapiste itilir kalkılır dayak yer millete çay demler temizliklerini yapar ta ki karısı kendisini ziyarete gelene kadar. cüneyt abimiz anlamıştır karısı kötü yola düşmüş. koğuş ağası (tarık şimşek) dalga geçince isyan bayrağını açar ve şu sözleri söyleyerek ' sana hırladım , hepinize hırladım, bütün dünyaya hırladım, artık dişerimi göstereceğim bu zamana kadar hep beni ısırdı insanlar bundan böyle ben onları ısıracağım' der ve bir güzel döver. hapise ilk girdiğinde dayak yediğinde kendisi ile ranzadan düştü demişlerdi bu sefer koğuş ağası için ranzadan düştü derler. cüneyt abimiz ise bir çay koyun diyerek postasını koyar. içeride çok güçlenmiştir dışarıda da ünü artmaktadır . af ilan edilir dışarıya çıkar dışarıda ilk toplatısında polis basar basan komiser ise kendi oğludur. o hapise girince oğlunu bir cami hocası (hüseyin peyda) alıp büyütmüş ve komiser yapmıştır. cüneyt abimiz annesine gider para vermek ister annesi istemez bu para kirli diye daha sonrasında cüneyt abimizin intikamları başlar kendisini hapise attıranlardan.
filmin konusuna gelirsek:
bir fabrika işçisinin mafya patronluğuna geçişini anlatan efsane repliklere sahip bir filmdir. cüneyt arkın bir fabrika işçisidir fabrika sahipleri işçi maaşlarına zam yapacakları sözünü tutmayınca cüneyt abi ve iki arkadaşı (nizam ergüden ve kazım kartal) önderliğindeki işçiler grev yapar. fabrika sahipleri abilerimiz cüneyt arkın abimizle anlaşmak isterler fakat kabul görmez. fabrikanın büyük ortağı olan nubar terziyan amcamız ise işçi isteklerini kabul etme tarafındadır fakat diğer 3 ortak abimiz karşı çıkarlar (turgut özatay, bilal inci, ihsan gedik). bir gece nubar amcamız fabrikada ölü bulunur. arkadaşlarının da patronlar tarafından satın alınıp yalancı şahitlik yapması ile suç cüneyt abimze kalır ve hapse girer. hapiste itilir kalkılır dayak yer millete çay demler temizliklerini yapar ta ki karısı kendisini ziyarete gelene kadar. cüneyt abimiz anlamıştır karısı kötü yola düşmüş. koğuş ağası (tarık şimşek) dalga geçince isyan bayrağını açar ve şu sözleri söyleyerek ' sana hırladım , hepinize hırladım, bütün dünyaya hırladım, artık dişerimi göstereceğim bu zamana kadar hep beni ısırdı insanlar bundan böyle ben onları ısıracağım' der ve bir güzel döver. hapise ilk girdiğinde dayak yediğinde kendisi ile ranzadan düştü demişlerdi bu sefer koğuş ağası için ranzadan düştü derler. cüneyt abimiz ise bir çay koyun diyerek postasını koyar. içeride çok güçlenmiştir dışarıda da ünü artmaktadır . af ilan edilir dışarıya çıkar dışarıda ilk toplatısında polis basar basan komiser ise kendi oğludur. o hapise girince oğlunu bir cami hocası (hüseyin peyda) alıp büyütmüş ve komiser yapmıştır. cüneyt abimiz annesine gider para vermek ister annesi istemez bu para kirli diye daha sonrasında cüneyt abimizin intikamları başlar kendisini hapise attıranlardan.
devamını gör...
lisede yaşanmış en garip olay
erkek lisesi mezunuyum bana garip olay demeyin.
devamını gör...
sözlük yazarlarının çiğnediği ilk yasak
düşünmektir...
bizim gibi cahilliğin kol gezdiği memleketlerde yasaktır düşünmek.
bizim gibi cahilliğin kol gezdiği memleketlerde yasaktır düşünmek.
devamını gör...
junko furuta
mr. kitty'nin "44 days" adlı şarkısı, bu gencecik mağdureye ithafen yazılmıştır. insanın kanını donduran korkunç bir olay... ah biriciğim.. ah..
devamını gör...
üç frenk havası radyo yayını
merakla beklediğim yayın.
dinliyor olacağım.
dinliyor olacağım.
devamını gör...
sarılınca geçecek şeyler
istediğin kişiye sarılabiliyorsan,her şey geçer.*
devamını gör...
ünzile
devamını gör...
sözlük yazarlarının şu anda içtikleri şey
çok içmeyi sevmem ama şu an bira+cin *
devamını gör...
müptelası olunan kokular
yeni çekilen kahve kokusu
devamını gör...
hiçbir yere ait olamamak
döndüm dolaştım yine aynı yere geldim. yine kendi kendime kaldım, baş başa vakit geçiriyoruz şu an. nereye ait olduğumuzu da sonra konuşuruz. *
devamını gör...


