ingilizce bir kelimedir. ciddi olunması gereken ve sessiz ortamlarda aniden gelen gülme krizine giren kişilere denmektedir.
-psikolojik olarak bir rahatsızlık olarakta görülebildiğini, kişilerin cenaze evlerinde birden kahkaha atması gibi örnek verilebilir.
devamını gör...

reglin zor geçtiğini bilmiyordum özür dilerim.
devamını gör...

yaşadığı şeyleri hak etmediğini düşünen insan tepkisidir.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bu güzel çocukların sevincine sebep olduğu için sözlük yönetimi, emeği geçenler ve bağışçılara kendi adima çok teşekkür ederim. biz belki unutacagiz ama o çocuklar hayatları boyunca aldıkları hediyeleri hatırlayacak.
devamını gör...

(bkz: akp döneminde gerçekleşmiştir)
devamını gör...

helalleşmek ne yahu? hukuk devletinde helalleşmek diye bir kavram yoktur.
devamını gör...

sen şuna "her bakan gözümden ne menem bir tip olduğumu anlıyor, fesatlığımı saklayamıyorum." desene...*
devamını gör...

teoman-sus konuşma.
devamını gör...

benim peygamber olup dünya çapında kabul görmemle aynı oranda olan ihtimaldir.
devamını gör...

ukde sahibi: urlalı

elektro swing müzik türünün öncülerinden avusturyalı yapımcı ve dj marcus füreder'in sahne adı.

daha çok house türüyle nitelendirdiği ilk albümlerini dinleyicilerle buluşturabilmek için avusturya'nın gençlik radyolarında programlar yaparak kariyerine başladı. elektro swing türündeki parçalarının dünya çapında tanınması ise, youtube'da dans videoları yayınlayan michael startsev ve sven otten gibi isimler üzerinden gerçekleşti. yüz milyonlarca izleyiciye ulaşan bu çalışmalar sayesinde, vaktiyle elektronik müziğe pek bir soğuk bakmış olanlar* bile sıkı birer elektro swing hayranı olmuştur. işte belki de fitili ilk ateşleyen catgroove videosuyla michael startsev, nam-ı diğer tsc forsythe:
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tam adı frédéric françois chopin olan piyanist ve besteci 1 mart 1910'da polonya'da doğmuştur.
henüz 7 yaşında açık hava konserleri veren chopin, yine aynı yaşta iki polenez bestelemiştir. romantik çağın önde gelen figürü olarak enstrümantal ballad konseptini de kendisi icat etmiştir. 39 yaşında vefat etse de geriye ölümsüz eserlerini bırakmıştır.

edit:
birine ve en sevdiğime buradan ulaşabilirsiniz demiştim fakat aşağıdaki arkadaşın biraz da sert çıkışmış olduğunu sonradan görmemle birlikte bu parçadaki chopin yazısının takma isim olarak kullanıldığını daha doğrusu yanlış isimle yüklenip bir daha silinmediğini ve frédéric'e ait olmadığını öğrendim. öyleyse bir diğer sevdiğim parçayı önereyim. tam olarak buradan
devamını gör...

zeigarnik etkisi diye bir teori var. bu teoriye göre kişilerin tamamlanmamış şeyleri tamamlananlara göre daha kolay hatırladığını savunur. buradan yola çıkacak olursak yapmadığımız şeyler yarım kalmış sayılabilir. sürekli akılda kalıp acaba dedirtir, keşkelerle çarpıştırır. en iyisi yapıp da pişman olmaktır diyorum, en azından denedim ve olmadı derim. bir yol bulup kendimi kandırırım, avunurum diye düşünmekteyim.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bilinen ve bulunan ilk otoportredir.
amerikalı fotoğrafçı robert corneliusin ekim 1830’da ailesinin dükkanı önünde çektiği kendine ait olan fotoğrafıdır.
devamını gör...

dün akşam itibariyle benide takip etmektedir, ben kendisini henüz takip etmiyorum .
devamını gör...

kimsenin atatürk'e ilah muamelesi yaptığı, ona ibadet ettiği falan yok. şuurunu o kadar yitirmiş olan kişi zaten gazi'yi anlamamıştır. paşa hayattayken kendisi böyle taleplerde bulunmamış, muhtaç olduğunuz kudret damarlarınızdaki asil kandadır diyerek kurtarıcı beklemeyin çare sizsiniz kendinize inanın mesajı vermiş, bir gün sözlerim bilimle ters düşerse bilimi seçin diyerek de yolumuzu çizmiştir. ulu önder'e tanrı muamelesi yapan insan varsa bile toplasan bir elin parmaklarını geçmez.
türk'ün atası, ülkenin kurucusu olan olan başbuğ'un fotoğraf ve heykellerinin olması da gayet doğaldır.

başlık altında bu fotoğraf ve heykel meselesine gönderme yapan arkadaşın -ülkenin en kalabalık şehri olması sebebiyle- istanbul'da yaşadığını umarak, sahil yolundan bi eminönü - halkalı seyahati yapmasını tavsiye ediyorum. 3-5 metrede bir bulunan her sokak lambası direğinde erdoğan'ın çarşaf çarşaf posterleri mevcuttur. ayrıca bilbordlarda yan yana zibilyon fotoğrafı asılması da çok sık karşılaşılan bir durumdur. -yanlış hatırlamıyorsam- cevizlibağ'da 4-5 katlı binanın yan duvarı dev bir posteriyle kaplıdır. bunlar aklıma sadece şuan gelenlerdir. bakkal kadar dükkan açsa market kadar posteri asılır her yere, yapılan işin bilmem kaç katı maliyeti umursanmadan bakın biz yaptık ha diye puntolarla yazılır. (parti gözetmeksizin tüm belediyelerde olan bir saçmalıktır bu aslında. ama madem fotoğrafı 30-40 kişi görünce sorun oluyor, o fotoğrafsa bu kartpostal mı bu da fotoğraf. yol yapanın fotoğrafı asılıyorsa ülke kuranın pekala asılır.)

bir diğer konu atatürk'e ilah diyen adam çıkmışsa, erdoğan'a da peygamber diyenler çıktı. kimi erdoğan'ı karısıyla yakalasa kızmayacağını söyledi, kimi erdoğan istese kocasını düşünmeden gideceğini. kimileri oturma organına kıl bile oldu:) bunlara da lafınız var mı sevgili yazar yoksa kafayı kuma gömmeye devam mı? belki de bunlar vahim durumlar değildir ne dersin ;)
devamını gör...

bir arkadaş tavsiyesi vereyim kendisine. çinli prenseslerden uzak dur.
devamını gör...

ben sana mecburum bilemezsin

adını mıh gibi aklımda tutuyorum

büyüdükçe büyüyor gözlerin

ben sana mecburum bilemezsin

içimi seninle ısıtıyorum.

ağaçlar sonbahara hazırlanıyor

bu şehir o eski istanbul mudur

karanlıkta bulutlar parçalanıyor

sokak lambaları birden yanıyor

kaldırımlarda yağmur kokusu

ben sana mecburum sen yoksun.

sevmek kimi zaman rezilce korkuludur

insan bir akşam üstü ansızın yorulur

tutsak ustura ağzında yaşamaktan

kimi zaman ellerini kırar tutkusu

bir kaç hayat çıkarır yaşamasından

hangi kapıyı çalsa kimi zaman

arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor

eski zamanlardan bir cuma çalıyor

durup köşe başında deliksiz dinlesem

sana kullanılmamış bir gök getirsem

haftalar ellerimde ufalanıyor

ne yapsam ne tutsam nereye gitsem

ben sana mecburum sen yoksun.

belki haziran da mavi benekli çocuksun

ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor

bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden

belki yeşilköy'de uçağa biniyorsun

bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor

belki körsün kırılmışsın telaş içindesin

kötü rüzgar saçlarını götürüyor

ne vakit bir yaşamak düşünsem

bu kurtlar sofrasında belki zor

ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden

ne vakit bir yaşamak düşünse

sus deyip adınla başlıyorum

içim sıra kımıldıyor gizli denizlerin

hayır başka türlü olmayacak

ben sana mecburum bilemezsin.


~atilla ilhan~
devamını gör...

ismini duyunca (bkz: salavat)getirdiğim en sevdiğim insan.
devamını gör...

istek üzerine kara üzüm habbesi sizlerle..

vocaroo.com/153AkAfxDLKq
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim