japonya'nın en yüksek dağı olan fuji dağı, tate ve haku dağları ile birlikte ülkenin üç kutsal dağından biridir. en son 300 yıl önce patlayan bu aktif yanardağ tanımlanırken, isminin nereden geldiği hakkında bir hayli teori vardır. sonsuzluktan, eşsizlikten, ölümsüzlükten, zenginlikten ve askerlerden geldiği varsayılır. ateşten veya bir bitkiden ismini aldığını söyleyenler de olmuştur.

fuji gerek coğrafyası gerek de görüntüsü ile birlikte ne kadar önemli olsa da, bir diğer yönü mitolojide ve sanatta yatmaktadır. yüzyıllardır birçoğu ressama ve şaire ilham kaynağı olan bu dağın aynı zamanda inançlara dayalı bir yönü de bulunmaktadır.

bir onuncu yüzyıl hikayesine göre kaguya adlı genç bir kızın efsanesi anlatılır. gökyüzünden dolunay'ın olduğu bir gece vakti bir ışığa dikkat kesilen genç kız, anlatılara göre ay'ın sahipleri tarafından çağırılır, çünkü geçmişte orada yaşamaktadır. kız gitmeden önce babasına bir ölümsüzlük iksiri verir. baba da bu iksiri imparatora iletir. ve kıza aşık olan dönemin imparatoru fuji dağı'nın tepesine bir mektup yollar. (veya bu mektubu ve iksiri dağa kendisi çıkarıyor.) fuji'nin ölümsüzlük kelimesinden geldiğini söylemiştik. askerler, dumanın aya kadar çıkacağını ve kıza ulaşacağını düşünerek mektubu yakarlar. (veya imparator, mektubu ve iksiri kendisi yakıyor.) böylece ölümsüzlük iksiri de yakılmış olur ve kelime olarak asker anlamına da geldiğini söylediğimiz fuji'nin, mektubu aya ulaştırmaya çalışan bu askerlerden geldiği söylenir.

ne zaman ki dağ hareketlenir, mesaj taşınmış olur. dağın hala iksir ve mektubu taşıyan bu dumanı çıkarttığı söylenir. kimi inançlara göre bu dağ tanrılardan biridir ve ölümsüzlük iksirini hep içinde taşıyacaktır. şintoizm'e göre de doğa kutsal sayılmakla beraber fuji dağı özel bir yere sahiptir. tanrıların yaşadığı yer kabul edilir. hac için de tırmanılır.

sadece dağ değil, yöresindeki mağaralar, göller ve ormanlar da turistik ilgi odağıdır fuji dağı'nın. ama filmlere dahi konu olmuş aokigahara ormanı bir başkadır. intihar ormanı denen bu yer insanların intihar ettikleri veya karışıklığı sebebiyle kayboldukları bir mekandır. zemini, yıllar önce fuji dağı'nda gerçekleşen bir patlama sonucu oluşan magmatik kayaçlardan meydana gelir ve inanılmaz serttir. gelelim iblislerle ve ölü ruhlar ile ilişkilendirilen ormana.

bu orman için halk hikayelerinde iblislerden, ruhlara musallat olan hayalet benzeri yurei ve yokai varlıklarından bahsedilir. seicho matsumoto isimli yazar, 1960 yılında yazmış olduğu kuroi jukai (ağaçlar denizi, ki orman bu isimle de anılır) kitabının sonunda sevgililerin intiharı için bu ormanı seçmiştir. bu da ormanın böyle bir merkez olmasında tabii ki etkili olmuştur. çeşitli levhalarla, müzikle insanların hayata tutunması için uğraşılıyor fakat sayılar hala yüksek. ormanda ölen insanların kalıntılarına, ormanın girişine bırakıp bir daha binmedikleri arabaların rastlanabiliyor.

gelelim sanata! fuji dağı'nın sanattaki eserinin en bariz örneklerinden biri şüphesiz katsushika hokusai'dir. ukiyo-e denen sanat tekniği ile tahtaya baskı olarak yaptığı 36 fuji dağı manzarası koleksiyonu, en bilinen eserlerindendir. sadece resimde değil, tiyatro ve şiirde de bu yüce dağın etkisi görülebilir.
devamını gör...

zaman bize ait değildir ki yitirelim, zaman insanlardan bağımsızdır.
biz onu tanısak da vardır tanımasak da, zamanı geçirmeye çalışsak da akar,
durdurmaya çalışsak da, çoğunlukla öldürmeye çalışırız ama o hiç ölmez.

kayıp şeyler dükkanı
devamını gör...

sadrazam lala mehmet paşa tarafından 16 mayıs 1605'te başlayan ve 3 ekim 1605'te zaferle sonuçlanan seferdir. tabi bu başarılı olan seferden önce lala mehmet paşanın birde başarısız olan estergon seferi var ve ordan başlamak gerektiğini düşünüyorum.

lala mehmet paşa gibi bütün hayatını alman sınırında geçiren devrin en iyi askerlerinden birinin sadrazam ve serdar olması ordu tarafından sevinçle karşılandığı kadar, alman tarafında da telaş uyandırmıştı. lala paşa görev verilir verilmez belgrad'dan budin'e geldiğinde tarihler 5 ağustos 1604'ü gösteriyordu. ve bir önceki sene kaybedilen peşte'yi almanların elinden 25 eylül 1604'te geri aldı.
almanlar muharebe başlamadn çok önce peşteyi boşaltıp kaçmışlardı. kaçarken kaleye lağımlar koymuş ve fitili ateşlemişler fakat, türkler tam zamanında yetişip fitili söndürmüşlerdir.

lala paşa, almanlar'ın yıktığı büyük budin - peşte köprüsünü yeniden yaptırdıktan sonra vaç kalesinin üzerine yürüdü. budin'in az kuzeyinde ve tunanın dirsek yaptığı yerde, doğu kıyısında bulunan kale, 16 ekim günü alındı. almanlar topkı peşte gibi hatvan ve vaç kalesinide savunmadan türklere bırakıp kaçtılar. her üç kaleden çekilen düşman askerleri, estergon da toplandılar. lala paşa 18 ekimde başarısız olacağı estergon kalesini kuşatmaya başladı.

9 yıl önce almanlar'ın eline geçen estergon, 18 kasıma kadar 31 gün muhasara edildi, fakat alınamadı. şiddetli yağmurlardan sonra kar düşmeye de başlaması üzerine lala mehmed paşa muhaarayı gelecek yaza bırakarak budine döndü.

bir sonraki sene başarılı olacağı muhasaraya 29 ağustos 1605 tarihinde başladı. estergon muhasarası 35 gün sürdü ve çok şiddetli oldu. lala mehmet paşanın en büyük başarısı olan ve almanya'nın sulhu kabul etmesine, osmanlı'nın iran ile karşı kaşıya kalmasına zemin hazırlayan estergon'un fethi, yıllardan beri devam eden büyük savaşın son mühim hadisesidir.

estergon'u alman hizmetine girmiş bir fransız olan dampierre kontu savunuyordu, bu kontun ismi nedense bilinmemektedir.
kont, türkler yaklaşır yaklaşmaz kaledeki bütün macar askerlerini dışarı çıkarttı. çünkü macarların türklere olan dostluğu ve almanlara karşı olan düşmanlığı bilinen bir gerçekti. estergondan çıkarılan macarlar, avusturyaya geçmek yerine lala mehmed paşanın ordusuna katılmayı tercih ettiler. zaten sadrazamın ordusunda erdelli macar askerleride bulunuyordu.

lala paşa, estergon'un çevresindeki, wissegrad, tepedelen ve ciğerdelen kalelerine yanında bulunan üç beylerbeyini sevk etti..
ciğerdelen estergon'ın karşısında ve tuna'nın kuzey kıyısındaydı. 8 eylülde bosna beylerbeyi hüsrev paşa wissegrad'ı aldı. 10 yıl önce almanların eline geçen diğer kalelerin muhasarası da aynı şekilde devam etti. büyük tarihçi peçevi'de yakın akrabası da olan lala mehmet paşanın yanında bu sefere iştirak edenler arasındadır. 19 eylülde tepedelen kaleside zaptedildi ve bu kaleyi savunan 4200 asker imha edildi. artık estergonun bütün kaçış yolları kapatılmış durumdaydı.

lala paşa bir önceki yıl yaptığı muhasaradan büyük ders çıkarmıştı ve bu kez gayet hazırlıklı olarak gelmişti. yanında 25 muhasara topu. 30 bin gülle ve 10 kental barut getirmişti.estergon muhasarası sırasında fethedilen ciğerdelen kaleside dampierre kontuna artık fazla bir seçenek bırakmıyordu. 3 ekim sabahı teslim şartlarını görüşmek istediğini bildirdi.

lala paşa macarca konuşabilen ve aynı zamanda akrabası da olan büyük tarihçi peçeviyi bu görüşmelere memur olarak atadı. kontun elinde kala kala 5400 civarı askeri kalmıştı. ve tek istediği bu askerlerin sağ salim çekip gitmeleriydi. bu şart lala paşa tarafından kabul edildi. ancak kalede bulunan fransız gönüllüleri çekip gitmek yerine osmanlı hizmetine girmeyi tercih ettiler ve lala paşa kabul etti. bu suretle türk ordusu 3 ekim 1605'te estergon'a girdi. estergonda ki alman işgali tam olarak 10 yıl 1 ay ve 1 gün sürmüştü. kanuni'nin ilk kez fethettiği bu mühim kale tekrar osmanlı idaresine geçmiş oldu.

10 yıl önce estergon'u kahramanca savunan ve teslim etmek zorunda kalan kişi yine lala mehmed paşadır, ve tekrar fethide ona nasip olmuştur. o sırada 21 yaşında olan tarihçi peçeviye bir gün yine burayı alacağını söylemiştir. peçevi bunu şöyle aktarır: "cenab-ı rabbul alemin ol mahalde duamız kabul etmiş imiş: aynıyle nece istemiş isem, öylece ruzi kıldı."

lala mehmed paşa estergon fethi müjdesini istanbula bildirmek için hemen peçevi, kapıcı başı hızır ağa ve kara hasan çavuşu gönderdi. fetihte bulunan süvarilerin yevmiyesine 2 akçe piyadelere ise 1 akçe zam yapıldı. estergon katedrali yeniden camiiye çevrildi.
devamını gör...

yazarın kendi kendine sevişeceği kulüptür.
devamını gör...

nereye gideceğini bilmiyorsan gideceğin yönünde önemi yok, alice harikalar diyarında
devamını gör...

şaka olmasını umduğum başlıktır. şaka değilse durum vahim çünkü.
devamını gör...

attığı görsel evet seksi. topuklu ayakkabısı ve ojeli tırnaklarıynan hoş gözüküyor. ben ayakkabıya dikkat ettim. neyse, yarın aynı görseli ben de atacağım sözlük. hazır mısınız bu yıkıma?
devamını gör...

nazım hikmet- hoş geldin kadınım

hoş geldin kadınım benim hoş geldin
yorulmuşsundur;
nasıl etsem de yıkasam ayacıklarını
ne gül suyum ne gümüş leğenim var,
susamışsındır;
buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim
acıkmışsındır;
beyaz ketenli örtülü sofralar kuramam
memleket gibi yoksuldur odam.
hoş geldin kadınım benim hoş geldin
ayağını bastın odama
kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi
güldün,
güller açıldı penceremin demirlerinde
ağladın,
avuçlarıma döküldü inciler
gönlüm gibi zengin
hürriyet gibi aydınlık oldu odam...
hoş geldin kadınım benim hoş geldin.
devamını gör...

hodri meydan diyorsun da fetö'nün yerini biliyorsun, kullansana o levyeyi madem? darbeyse adamlar darbe yaptı, yaşadığı yeri de biliyorsun, adamın g.tünü keserler değil mi? gücünüz bir tek ben türküm diyene geçiyor. türkiye'de türk olmak karakter meselesidir, ırk meselesi değil.

düzenleme ihtiyacı hissettim, neresi başarılı bunun anlamadım? levye dediğiniz şeyin bir ucu kalıp sökme-ağırlık kaldırma diğer ucu ise sivri kaldıraç gibi olan şeydir. tehdit ediyorsunuz ama bari bilin de edin. beceriksizler ya.
devamını gör...

bu dünyaya seni görmeye gelmişim gibi hissediyorum.
seni sevmeyi artık sevmiyorum.
hala açtığım her telefondan senin sesin gelsin, yürüdüğüm yollarda yanımda sen ol, döndüğüm köşebaşında sen çık karşıma, girdiğim çıkmazlarda beni aydınlat, duyduğum ilginç haberleri sana anlatayım, komik olan şeylere benimle gül, benimle üzül istiyorum.

hep seni istiyorum. çok ağladım az önce bilmedin, bil istedim. düşlerin, gülüşlerin, kederlerin armağan bana.

yolum, yoldaşım sensin.
devamını gör...

1961 doğumlu fransız gazeteci yazar. kitapları 30'dan fazla dile çevrilmiştir.
#223354 nolu tanımda belirtilen kitaplarından sonra (bkz: küllerin günü) isimli bir kitabı daha yayımlanmıştır.

yazarin kitapları ile üniversite yıllarında tanışmıştım. kızıl nehirler gibi 328 sayfalık hem ebat olarak büyük hem yazı puntosu küçük kitabı bir gecede bitirip hayran olduğumu hatırlıyorum.
bilgiye özellikle de adli tıp gibi konulardaki bilgiye ulaşmanın zor olduğu yıllarda kitaplarında suçlu psikolojisi, ölüm anı, ölüm nedeni,cesetler gibi konularda roman içinde yazan bilgiler ve aksiyon sahneleri ile yazdıkları değerliydi.
ne yazık ki ben sisle gelen yolcu'dan sonraki kitaplarını zorlama ve piyasa şartlarına uyum sağlamak için yazılmış kitaplar olarak görüyorum. yine de kitapligimin başköşesi kendisine aittir.

kitaplarında belirgin olarak geçmişte suçlar işlemiş bekar ve 40'larin sonunda bir polis ile onunla birlikte çalışan hatta bazen katilin kendisi çıkan yardımcısı ya da ortağı olur. polis muhtemelen suç mahalinden birisi ile sevişir. bir iki saat uyuyup rüyasında cinayet ile ilgili bilgileri geçmişinin karanlığı ile birleştirir. kahramanlar hep filitre kahve ya da bir iki kadeh kaliteli kırmızı şarap icer. olaylar ünlü bir tablo ya da bilinen bir müzik ile ilişkilendirilir, kitap boyunca kulağınızda o müziğin çalması ya da o tablonun görüntüsü kalsın istenir, katil çoğu zaman görünür olmak fark edilmek için cinayet işler vs ...

bu alanda kurgu, katili saklama, bilgi ile cinayeti birleştirme alanında tess gerritsen ile glean meade arasında bir yerlerde olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...

afrika kıtasında yetişen et renginde olan bir bitki türüdür. salgıladığı sıvıyla etrafına hayvan dışkısına benzer bir koku yayar ve bu yaydığı kokuyu alan böcek ve sineklerin içine çekip yer. aynı zamanda fotosentez yapmayan bir bitkidir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir arada yaşayan insanların bilgi ve görgü birikimi anlamına gelir. diğer zamanda medeniyet kavramını karşılar. mesela türk kültürü, japon kültürü, fransız kültürü gibi millet ve toplumların davranış şekli, yaşam, dil, müzik, sanat, mutfak vb. sosyal nitelikleri anlaşılır.
devamını gör...

ne olursa olsun yine de denize göğe bakarız.
tersane-karşıyaka
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

emirdağ ilçesinin adıyla etimolojik bağlantısı gözlerden kaçmayan antik kenttir.
devamını gör...

üslup. buna dikkat edersek tamamdır. mesela hiç konuşmadığımız ve ilk defa konuşacağımız birine “naber ortağım” diye mesaj atmayın. az mesafeli, efendi olun. yani bunu yapın rica ediyorum.
devamını gör...

1 haftaya bendeniz devotee'nin, vatani görevini yerine getirecek olması nedeniyle geçici bir süreliğine de olsa gerçekleştireceği eylem.
devamını gör...

ikinciye gümüş pipi üçüncüye bronz pipi denilip denilmediğini merak etmeme sebep olan başlıktır.

(sonrasına mansiyon pipi denir mi diye merak etmiyorum.)

edit : imla
devamını gör...

ne amaçla kullanıldığına bağlı olarak değişecek iddia. zaten ne amaçla kullandığınıza bağlı olarak hemen hemen tüm sosyal medya mecraları için bu iddiada bulunabilirsiniz.

açıkçası çok fazla kullanmıyorum ama kullandığım zaman da maksadım genellikle ilgi alanımla ilgili yeni insanlar tanımak ve bu konulardaki yeni çalışmalardan haberdar olmak. tanımadığım, tanımak istemediğim, "sosyal medya fenomeni" gibi isimlerle türeyen boş tiplerin hiçbirini takip etmediğimden saçma bir şeye de şahit olmuyorum çok şükür.

özetle; kimi, neden takip ettiğinize göre gereksiz de olabilir gerekli de. olay sizde ve neye prim verip neye vermediğinizde bitiyor.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim