martılardan kamu spotu:
sosyal mesafeyi koruyalım
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

henüz ünlü olmamışken, karadeniz'de yapılan bir teknofest'de babanız ile beraber satmak üzere 1.000 adet köfte ekmek hazırladığınız ve gün sonunda yalnızca 13 adet köfte ekmek satabildiğiniz doğru mu?

not 1 : ekstazi sağlığa oldukça zararlıdır.
not 2 : ekstazi etkisi altında olan kişi, 48 saat kadar hiçbir şey yemez. *
devamını gör...

kanada'da ozellikle italyan marketlerinde sikca karsima cikan hollanda'ya ait peynir turudur. neredeyse bir cok peynir turunde oldugu gibi adini uretildigi bolgeden almis. peynir genellikle inek sutunden uretilse de keci sutuyle de bu peyniri yapmak mumkun/mus. sekil olarak genellikle tekerlek seklinde uretiliyor. peynirin sade versiyonu oldugu gibi cesitli baharat ve cesnilerle harmanlanmis versiyonunu da bulmak mumkun. hafif yumusak, hafif sert bir peynir oldugunu soyleyebilirim. (kasara oldukca yakin bir peynir). tadini ise ben cok begenmedim gibi. yagli sutten uretildigi icin tadi oldukca agir (geldi), dolayisiyla kalorisi de yuksek...
devamını gör...

dünya sağlık örgütünün dünyanın farklı bölgelerinde yaptığı çalışma kırsal alanda depresyonun korkutucu boyutlarını ve nedenlerini ortaya koyuyor.
türkiye ile ilgili olarak ise şehir ve kırsal alanda cinsiyetlere bağlı olarak depresyonu kıyaslayan bir araştırma var. istanbul'da doğum büyümüş kişilerde depresyon oranı daha düşük ve kadın ve erkeklerde depresyon aynı seviyede. van'da yaşayanlar ve van'dan istanbul'a göçenlerde depresyon oranı daha yüksek ve erkeklerin depresyon oranı kadınlardan daha yüksek.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ekonomik durumu iyi, eğitimli kişiler depresyona girdiklerinde bunu depresyon olarak tanımlayabilmekte ve gerekli psikolojik yardımı alabilmekteler.
depresyona giren köylü ise genel olarak derdi olan köylüdür. derdinden, çilesinden çökmüştür. huysuz ve suratsız olan köylüdür, afra tafra yapan köylüdür. nazarlara gelmiştir, basmaması gereken yere basmıştır, cinler basmıştır, al basmıştır, bedduaya gelmiştir, hayırsız evlat olmuştur vb. tanımlamanın farklı olması ve bu kişilerin depresyona girdiklerinde gerekli desteği alamıyor olmaları depresyona girmedikleri anlamına gelmiyor.
şehir ve köy arasında yapılacak bir çalışmanın istanbul, van kapsamında yapılan çalışmaya benzer sonuçlar doğurması muhtemeldir. çalışmaların büyük bölümünde yoksulluk ve eğitim oranının düşüklüğü ile depresyon arasında direkt bağlantı görülmekte.
devamını gör...

hastane koridorlarında burna gelen kesif ilaç kokusu.
devamını gör...

bu sabah devlet hastanesinde yaklaşık 1-2 dk gibi bir süre içinde -neredeyse hiç bekletilmeden- olduğum aşıdır.takdire şayan hızlı ve etkili bir aşılama sistemi kurulmuş.*
devamını gör...

dünya futbolunun unutulmaz isimlerinden pele 10 numaralı forması ile büyük başarılara imza atmış ve birçok rekor kırmıştır. kafa sözlük’ün gelecekteki başarılarına imza atmak için ise 10pele nickli yazar aramıza katılmıştır. tanımların bol olsun saygıdeğer yazar. kafa sözlük’e 10pele'nin katıldığını görenler: "içerisi şampiyonlar ligi gibi."
devamını gör...

aslında yeniymiş gibi görünen fakat düşünüldüğü vakit pek de yeni olmayan bir konudur. en basit tabirle, en azından ben bu referansı kullanacağım, mevlana’nın ya da doğunun mistik öğretilerinde bunları görebiliyoruz. “gerçek sandığımız şeyler bir yanılsama, aslında biz yoğuz, hepsi illüzyon” minvalindeki görüşler bunu doğruluyor. fakat neyin bilim, neyin bilim olmadığı konusunda hemfikir olmamız gerekiyor ki bu teorinin bilimselliği yoktur. uzun bir yazı olacak bu arada. yok ya vazgeçtim, yazmıyorum. bu kadarı hepimize yeter. mis gibi tanım girdim bence.
devamını gör...

sormuşluğum da var, cevap vermişliğim de.
şu anın gençleri sormayı da sevmiyor, soranı da.
oysa, zararsız hatta faydalı olabilecek olunabilecek bir durum. cevap vermek yardımcı olmak bir tür hayır.
devamını gör...

james flynn'e ait olan, toplumsal zekâ seviyesinin belirli bir döneme kadar gittikçe yükseldiğini daha sonra düşüşe geçtiğini söyleyen teori.

flynn, yaptığı araştırmalarda şunu görmüş: geçmişten bu yana her yeni kuşak için hazırlanan iq testleri, bir önceki kuşağınkilere göre biraz daha zorlaştırılırsa görülür ki, her yeni kuşak bir öncekinden daha zekidir. bu nedenle eski toplumlarda üstün zekâlı olarak görülen kişiler, günümüzde orta zekâlı kabul edilebilir.

bu etkinin ortaya çıkma nedeni olarak, büyük ve dünya çapındaki savaşlar döneminin yavaş yavaş bitmesi, beslenme ve sağlık koşullarının eskiye kıyasla iyileşmesi sayılabilir. bilgi çağının ve bilgiye erişim kolaylığının gittikçe artmasının etkisi de büyük tabi ki.

ancaaaak...

1975'e kadar geçerli olan bu durumun, o yıldan sonra tersine dönmeye başladığı görülmüş. toplumsal zekâ seviyesinin bu tarihten itibaren düşüşe geçmesinin nedeni olarak da, sağlıksız beslenmenin artışı, teknoloji bağımlılığı gibi bazı durumlar kabul görmüş. bu sonuca da negatif flynn etkisi adı verilmiş.
devamını gör...

koşarken sehpanın kenarına serçe parmağını vurmakla aynı ölçüde acı verir.
devamını gör...

saloz’un mavalı, peter weiss tarafından yazılmış bir tiyatro oyunu. can yücel tarafından dilimize çevrilmiş ve ilk olarak yöntem yayınları tarafından oyun metni kitaplaştırılmıştır. oyunda portekiz'de 1932 yılında iktidara gelen antonio salazar'ın otuz altı yıllık iktidarı döneminde yaşanan baskının, şiddetin, sömürünün nasıl diktatörlüğe dönüştüğü hiciv edilirken, angola özelinde anlatılan sömürgecilik hikâyesi evrensel boyutta işleniyor.

kitabın girişinde can yücel'in yazdığı bir sunuş metni var ki, kendisine has ifade biçimi ile mevzuyu özetlerken bir anda kendinizi kitabı/oyunu bitirmiş halde buluyorsunuz. ben ilk olarak kitabı okumuştum ve sonrasında tiyatro sahnesinde oyunu izleme imkanım oldu. ikisinden de ayrı ayrı keyif aldım. halen ara ara açar kitabı okurum. oyundan bir kaç alıntı paylaşayım;


sanmayın ki, boşuna harcadığımız bunca gayret, attığımız bunca sopa, yediğimiz bunca rüşvet!
sabrın sonu felâkettir, selâmettir medeniyet!
emin olun, yavaş yavaş, ağır ağır ve elbet dağılacak bir gün bu dağılmayasıca zulmet,
inşallah en gecinden ve bok canımıza rahmet, uyanacak er geçn bu zenci denen musibet!


yaşasın elmaslar! değil mi?
tekelleri ve sizleri yaşatmak için!
ve sizleri yaşatan elmasları çıkartmak için!
kahrolsun, ölsün, değil mi,
24.000 zenci
24.000 angaryalı işçi,
24.000 zavallı insan
sürüne sürüne ölsün, değil mi,
lunda ve luanda madenlerinde,
ayda 150 kâğıt kazanmak için!


sanmayın ki, kırık yıldır bize hayatı zehir eden
bu hortlak
cavlağı çekti diye portekiz kurtulacak!
nasıl sırtlanların yavrusu, çıyanın yumurtası
varsa,
ve nasıl kendi gölgesinden çoğalıp ürüyorsa
yarasa,
yıkılmadıkça bu mağara, değişmedikçe bu düzen,
daha çok çekeceğimiz var salozların elinden.


ben de bir şey söyleyeceğim:

biz şimdiye dek yutturmaca öğretiye inandık, her işin başında tanrı, aile ve vatan diyen
tanrısız ve vatansız dürzülere kandık.
sözüm-ona o tanrının seçkin kulu,
o ailenin kıymatlı çocuğu
ve o vatanın efendisiydik ya,

- biz ki o vatanda tutunamayıp çöpçülük etmeye gidiyorduk almanya'ya-

unutup kendimizin de sömürüldüğünü, bol keseden kabullenip beyazların üstünlüğünü,
zencilerin sömürülmesini mubah,
ve işin kötüsü:
zencileri bir meta
ve kendimizi bir matah sandık.
ve taa neden sonra,
o tanrıyı, aileyi ve vatanı
beja üzerinde emanet bırakıp amerikalılara,
angola, gine ve mozambik ormanlarında,
o insandan saymadığımız zencilerin insanca
kurşunlarıyla
hayvanlar gibi ölüşmeğe başlayınca uyandık!


bu tarz; can alıcı, yaratıcı ve taşlama kokan çokça ifade var oyun metninde. kitabı okumamış ve oyunu izlememiş olanlara elbette okumalarını ve izlemelerini salık veririm lakin zevkler renkler tartışılmaz. bu tarz konulara uzaksanız yanından bile geçmeyin sonra öneri sebebiyle okudum/izledim deyip, bizi günah kaplumbağası ilan edersiniz, çok kırılırım. *
devamını gör...

sürücü kursu kitabıdır. okunmadığının kanıtını trafikte 5 dakika harcadığınızda çokça kez görürsünüz.
devamını gör...

istediklerimi gerçekten ne kadar istiyorum ? yoksa her şey bir heves mi ?
peki ben gerçekten bir şey istiyor muyum ?
umursamazlığımın ve boş vermişliğimin hayatı çokta önemsemeyişimin sebebi ne ? ya da olmasa da olur düşüncem ?
hayat kandırmacadan mı ibaret ?
gerçekten yaşamak istiyor muyum ?
çoğu şey hormonlar etkisinde gerçekleşiyor o zaman ben ne kadar özgürüm ?
insan neden sever ? sevgi karşılıksız olur mu ? yoksa bir ihtiyaç mı ?
sevgi bir ihtiyaç ise gerçekten buna ihtiyaç duyuyor muyum ?
birinin beni sevmesi o halde kendi ihtiyacını gidermesi mi ? aynı durumda bende varım.
peki bu ne kadar karşılıksız ? bir bencillik yok mu ?
bir hedefim var mı ? var ise neden var ? zaman geçirmek için mi ?
zaman geçirmek için ise bu bir boşlukta iken kendini oyalamak değil midir ?
neden bazen yürürken yürümeyi unutacakmış gibi hissediyorum ?
halbuki kilometrelerce yürürüm ben.
bir başka bedende de gelebilirdim dünyaya o halde bedenlere canlılık katan bir şey var peki ne bu ?
insan neden kendi seçmedikleri şeyler üzerine kavga eder ? mesela din mesela ülke mesela cinsiyet
bunların hepsi dünyaya geldiğimizde bize dayatılan şeyler.
ve insanların bunlar üzerine fanatikliğinin sebebi ne yine bunları seçmemişken ?
beynimizde hayvanlarda da bulunan bölge var sadece işlevi yemek-içmek ve cinsellik olan
peki ben ne kadar insanım ? sahi her şey bedende gerçekleşiyorsa ben neyim ki ? ne işe yarıyorum ?
neden ihtiyaç duyarız ? sevgi için ? mutluluk için ? huzur için ?
beden için temel yaşam gereksinimleri bir kenara bırakıldığında hormonâl olarak ihtiyaç duyulan şeyler beynimizin bir oyunu mu yoksa ?
insan buna karşı çıkabilir mi ? gökyüzünde sevdiğim bir atmosfer olmasa neden üzülürüm ? mutluluğum dışa mı bağlı olması gerekir ?
hormonlar niye hep bir şeyi bir şeye atfeder ? yoksa bunu ben mi yaparım ? insan öylesine mutlu olamaz mı ? öylesine mutlu olmakta bir kandırmaca mı yoksa ?
insan neden hep elde etmek ister bir gün tüm elindekiler gidecekken ? sahi elde ettiklerimiz ne kadar elimizde ?
bir evin olsun mesela bir deprem yeter ona.
artık birini sevmeyi ya da sevmemeyi
mutlu olmayı ya da olmamayı
üzülmeyi ya da üzülmemeyi
vb.
önemsemiyorsam ne için yaşıyorum ? haybeye yaşıyormuşum gibi geliyor. kendimi önemsemesem de bazı insanları önemsiyorum.
peki neden ? yoksa ben onları seviyor muyum ? onlardan bir beklentim de yok. o halde sevgi karşılıksız olabilir mi ?
kendim için yaşamıyorsam niye başkaları için yaşıyorum ? onlar bensiz yaşayamaz mı ? yaşarlar.
neden ölümü merak ediyorum ? ve neden hep aklımın bir köşesinde ve ara ara ringin ortasına geliyor ?
hayatta yaşamaya değer şeyler yok mu ? aslında yaşamaya değer gördüğüm çok şey var o halde niye hep ölüm fikri aklıma geliyor ?
insan yaşarken ölümü çok düşünürse yaşamını kısıtlamış olmaz mı ? sonuçta bir şeyi hakkıyla yapmak için ona odaklanmak gerek.

bu arada çok düşünmeyecektim demiştim: #1060008 neden böyle oldu ?* neyse artık yine de olumsuzluğa kapılmıyorum.
bence olumsuzluk diye bir şey de yok neyse şimdi bunu açarsam bu da sayfalar sürer*
bunlar gayet normal geliyor artık. bir şey düşünüyorsun sonra farklı farklı kollara ayrılıyor süperrr*

"düşünüyorum, öyleyse varım." - rene descartes

"sorgulanmayan hayat yaşanmaya değmez." - socrates
devamını gör...

imkansız bir şeydir. dünyamızda her insana bir rol belirlenir ve insan çoğunlukla buna uyuyor rolü yapar. eğer buna karşı çıkarsa zorlandığı dönemlerde ben demiştim diyecekleri engellemek için sorunlarını kapatacak rollere girişir. hayat bir tiyatro sahnesidir ve tüm insanlar da bu sahnede rol yapmaya zorlanır bence.
devamını gör...

(bkz: güldüren başlıklar)
devamını gör...

çocukken alışılmadık tarzından dolayı korktuğum, büyüdükçe tanıdığım, tanıdıkça sevdiğim şarkıları kadar kalbi de güzel olan ermeni asıllı müzisyenimiz.
devamını gör...

bu tarikatın, "virgülden sonra boşluk bırakmayanların ilkokul diplomaları iptal edilmelidir" diyerek ateşe körükle koşan neferiyim.
devamını gör...

aşağıdaki mesajlardan daha ilgincini, garibini kimse almamıştır bahse girerim.
bu garip mesajların sahibinin mahlasını değiştirdim kendine uysun diye bir garip yazar yaptım:

bir garip yazar:


hiçbir şey yolunda değil:
?
bir garip yazar:
.... .-..- -.-.. -... .-..- .-. / .--.. . -.-- / -.-- --- .-.. ..- -. -.. .- / -.. . --.-. .-..- .-..

bir garip yazar:
-. --- - .... .-..- -. --. / .-..- ... / ..-. .-..- -. .

hiçbir şey yolunda değil:
ne bunlar?

bir garip yazar:
şifre

bir garip yazar:
dikkat çekmeye çalışıyor da olabilirim.
devamını gör...

araç kullananlar için çok tehlikeli olan ve genelde farkedilmediği için çok ciddi sonuçlara sebep olan bir çeşit transa girme olayıdır. sürücünün yol üzerinde bir noktaya kilitlenmesi ve adeta transa geçerek etrafla ilişkiyi kesmesi olarak tanımlanır. araba kullanırken vites değiştirmek gibi arada rutininizi bozacak bir hareket veya nispeten yoğun trafikte araç kullanmak gibi dikkat gerektiren şeyler olmadığında daha fazla karşılaşılır, demek istediğim otomatik vitesli aracınız varsa bir de o aracı otoyolda kullanıyorsanız tehlike x2 x2 şeklinde dahada artmaktadır, çünkü tamamen robot gibi araba kullanıyorsunuz, girdiğiniz transtan çıkmak için ne vites değiştiriyorsunuz ne de frene basıyorsunuz.

videolarda seyrettiğiniz bomboş yolda, yolun kenarında duran arabalara arkadan çarpma olaylarının büyük çoğunluğu bundan ileri gelmektedir. önlem ne peki? yorulduğunuzu hissettiğiniz anda artık benzinciye mi girersiniz, arabayı kenara çekip hava mı alırsınız, size kalmış. dikkatinizi dağıtacak her türlü aktiviteninde yol hipnozuna girmenizi engelleyeceğini unutmayın.

biraz kamu spotu gibi oldu ama trafik kazalarında dünya birincisi olan bir ülkede olduğunuzu unutmayın. iyi sürüşler.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim