giggle loop
ingilizce bir kelimedir. ciddi olunması gereken ve sessiz ortamlarda aniden gelen gülme krizine giren kişilere denmektedir.
-psikolojik olarak bir rahatsızlık olarakta görülebildiğini, kişilerin cenaze evlerinde birden kahkaha atması gibi örnek verilebilir.
-psikolojik olarak bir rahatsızlık olarakta görülebildiğini, kişilerin cenaze evlerinde birden kahkaha atması gibi örnek verilebilir.
devamını gör...
yazarların karşı cins olması durumunda alacağı nickler
reglin zor geçtiğini bilmiyordum özür dilerim.
devamını gör...
diyarbakır köy okulu yardımımızın ulaşması
bu güzel çocukların sevincine sebep olduğu için sözlük yönetimi, emeği geçenler ve bağışçılara kendi adima çok teşekkür ederim. biz belki unutacagiz ama o çocuklar hayatları boyunca aldıkları hediyeleri hatırlayacak.
devamını gör...
kaymakamın öğretmenden özür dileyerek helalleşmesi
helalleşmek ne yahu? hukuk devletinde helalleşmek diye bir kavram yoktur.
devamını gör...
yaş ilerledikçe amatör sevgili bulmanın zorlaşması
sen şuna "her bakan gözümden ne menem bir tip olduğumu anlıyor, fesatlığımı saklayamıyorum." desene...*
devamını gör...
geceye bir 90'lar şarkısı bırak
teoman-sus konuşma.
devamını gör...
süleyman soylu'nun istifa etme ihtimali
benim peygamber olup dünya çapında kabul görmemle aynı oranda olan ihtimaldir.
devamını gör...
parov stelar
ukde sahibi: urlalı
elektro swing müzik türünün öncülerinden avusturyalı yapımcı ve dj marcus füreder'in sahne adı.
daha çok house türüyle nitelendirdiği ilk albümlerini dinleyicilerle buluşturabilmek için avusturya'nın gençlik radyolarında programlar yaparak kariyerine başladı. elektro swing türündeki parçalarının dünya çapında tanınması ise, youtube'da dans videoları yayınlayan michael startsev ve sven otten gibi isimler üzerinden gerçekleşti. yüz milyonlarca izleyiciye ulaşan bu çalışmalar sayesinde, vaktiyle elektronik müziğe pek bir soğuk bakmış olanlar* bile sıkı birer elektro swing hayranı olmuştur. işte belki de fitili ilk ateşleyen catgroove videosuyla michael startsev, nam-ı diğer tsc forsythe:
elektro swing müzik türünün öncülerinden avusturyalı yapımcı ve dj marcus füreder'in sahne adı.
daha çok house türüyle nitelendirdiği ilk albümlerini dinleyicilerle buluşturabilmek için avusturya'nın gençlik radyolarında programlar yaparak kariyerine başladı. elektro swing türündeki parçalarının dünya çapında tanınması ise, youtube'da dans videoları yayınlayan michael startsev ve sven otten gibi isimler üzerinden gerçekleşti. yüz milyonlarca izleyiciye ulaşan bu çalışmalar sayesinde, vaktiyle elektronik müziğe pek bir soğuk bakmış olanlar* bile sıkı birer elektro swing hayranı olmuştur. işte belki de fitili ilk ateşleyen catgroove videosuyla michael startsev, nam-ı diğer tsc forsythe:
devamını gör...
frederic chopin
tam adı frédéric françois chopin olan piyanist ve besteci 1 mart 1910'da polonya'da doğmuştur.
henüz 7 yaşında açık hava konserleri veren chopin, yine aynı yaşta iki polenez bestelemiştir. romantik çağın önde gelen figürü olarak enstrümantal ballad konseptini de kendisi icat etmiştir. 39 yaşında vefat etse de geriye ölümsüz eserlerini bırakmıştır.
edit:
birine ve en sevdiğime buradan ulaşabilirsiniz demiştim fakat aşağıdaki arkadaşın biraz da sert çıkışmış olduğunu sonradan görmemle birlikte bu parçadaki chopin yazısının takma isim olarak kullanıldığını daha doğrusu yanlış isimle yüklenip bir daha silinmediğini ve frédéric'e ait olmadığını öğrendim. öyleyse bir diğer sevdiğim parçayı önereyim. tam olarak buradan
henüz 7 yaşında açık hava konserleri veren chopin, yine aynı yaşta iki polenez bestelemiştir. romantik çağın önde gelen figürü olarak enstrümantal ballad konseptini de kendisi icat etmiştir. 39 yaşında vefat etse de geriye ölümsüz eserlerini bırakmıştır.
edit:
birine ve en sevdiğime buradan ulaşabilirsiniz demiştim fakat aşağıdaki arkadaşın biraz da sert çıkışmış olduğunu sonradan görmemle birlikte bu parçadaki chopin yazısının takma isim olarak kullanıldığını daha doğrusu yanlış isimle yüklenip bir daha silinmediğini ve frédéric'e ait olmadığını öğrendim. öyleyse bir diğer sevdiğim parçayı önereyim. tam olarak buradan
devamını gör...
yaptıklarımız için değil yapamadıklarımız için pişman olmak
zeigarnik etkisi diye bir teori var. bu teoriye göre kişilerin tamamlanmamış şeyleri tamamlananlara göre daha kolay hatırladığını savunur. buradan yola çıkacak olursak yapmadığımız şeyler yarım kalmış sayılabilir. sürekli akılda kalıp acaba dedirtir, keşkelerle çarpıştırır. en iyisi yapıp da pişman olmaktır diyorum, en azından denedim ve olmadı derim. bir yol bulup kendimi kandırırım, avunurum diye düşünmekteyim.
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin'in beni takip etmeye başlaması
dün akşam itibariyle benide takip etmektedir, ben kendisini henüz takip etmiyorum .
devamını gör...
atatürk'e ilah benzetmesi yapanlar
kimsenin atatürk'e ilah muamelesi yaptığı, ona ibadet ettiği falan yok. şuurunu o kadar yitirmiş olan kişi zaten gazi'yi anlamamıştır. paşa hayattayken kendisi böyle taleplerde bulunmamış, muhtaç olduğunuz kudret damarlarınızdaki asil kandadır diyerek kurtarıcı beklemeyin çare sizsiniz kendinize inanın mesajı vermiş, bir gün sözlerim bilimle ters düşerse bilimi seçin diyerek de yolumuzu çizmiştir. ulu önder'e tanrı muamelesi yapan insan varsa bile toplasan bir elin parmaklarını geçmez.
türk'ün atası, ülkenin kurucusu olan olan başbuğ'un fotoğraf ve heykellerinin olması da gayet doğaldır.
başlık altında bu fotoğraf ve heykel meselesine gönderme yapan arkadaşın -ülkenin en kalabalık şehri olması sebebiyle- istanbul'da yaşadığını umarak, sahil yolundan bi eminönü - halkalı seyahati yapmasını tavsiye ediyorum. 3-5 metrede bir bulunan her sokak lambası direğinde erdoğan'ın çarşaf çarşaf posterleri mevcuttur. ayrıca bilbordlarda yan yana zibilyon fotoğrafı asılması da çok sık karşılaşılan bir durumdur. -yanlış hatırlamıyorsam- cevizlibağ'da 4-5 katlı binanın yan duvarı dev bir posteriyle kaplıdır. bunlar aklıma sadece şuan gelenlerdir. bakkal kadar dükkan açsa market kadar posteri asılır her yere, yapılan işin bilmem kaç katı maliyeti umursanmadan bakın biz yaptık ha diye puntolarla yazılır. (parti gözetmeksizin tüm belediyelerde olan bir saçmalıktır bu aslında. ama madem fotoğrafı 30-40 kişi görünce sorun oluyor, o fotoğrafsa bu kartpostal mı bu da fotoğraf. yol yapanın fotoğrafı asılıyorsa ülke kuranın pekala asılır.)
bir diğer konu atatürk'e ilah diyen adam çıkmışsa, erdoğan'a da peygamber diyenler çıktı. kimi erdoğan'ı karısıyla yakalasa kızmayacağını söyledi, kimi erdoğan istese kocasını düşünmeden gideceğini. kimileri oturma organına kıl bile oldu:) bunlara da lafınız var mı sevgili yazar yoksa kafayı kuma gömmeye devam mı? belki de bunlar vahim durumlar değildir ne dersin ;)
türk'ün atası, ülkenin kurucusu olan olan başbuğ'un fotoğraf ve heykellerinin olması da gayet doğaldır.
başlık altında bu fotoğraf ve heykel meselesine gönderme yapan arkadaşın -ülkenin en kalabalık şehri olması sebebiyle- istanbul'da yaşadığını umarak, sahil yolundan bi eminönü - halkalı seyahati yapmasını tavsiye ediyorum. 3-5 metrede bir bulunan her sokak lambası direğinde erdoğan'ın çarşaf çarşaf posterleri mevcuttur. ayrıca bilbordlarda yan yana zibilyon fotoğrafı asılması da çok sık karşılaşılan bir durumdur. -yanlış hatırlamıyorsam- cevizlibağ'da 4-5 katlı binanın yan duvarı dev bir posteriyle kaplıdır. bunlar aklıma sadece şuan gelenlerdir. bakkal kadar dükkan açsa market kadar posteri asılır her yere, yapılan işin bilmem kaç katı maliyeti umursanmadan bakın biz yaptık ha diye puntolarla yazılır. (parti gözetmeksizin tüm belediyelerde olan bir saçmalıktır bu aslında. ama madem fotoğrafı 30-40 kişi görünce sorun oluyor, o fotoğrafsa bu kartpostal mı bu da fotoğraf. yol yapanın fotoğrafı asılıyorsa ülke kuranın pekala asılır.)
bir diğer konu atatürk'e ilah diyen adam çıkmışsa, erdoğan'a da peygamber diyenler çıktı. kimi erdoğan'ı karısıyla yakalasa kızmayacağını söyledi, kimi erdoğan istese kocasını düşünmeden gideceğini. kimileri oturma organına kıl bile oldu:) bunlara da lafınız var mı sevgili yazar yoksa kafayı kuma gömmeye devam mı? belki de bunlar vahim durumlar değildir ne dersin ;)
devamını gör...
üçüncü göktürk devleti
bir arkadaş tavsiyesi vereyim kendisine. çinli prenseslerden uzak dur.
devamını gör...
güne bir şiir bırak
ben sana mecburum bilemezsin
adını mıh gibi aklımda tutuyorum
büyüdükçe büyüyor gözlerin
ben sana mecburum bilemezsin
içimi seninle ısıtıyorum.
ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
bu şehir o eski istanbul mudur
karanlıkta bulutlar parçalanıyor
sokak lambaları birden yanıyor
kaldırımlarda yağmur kokusu
ben sana mecburum sen yoksun.
sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
insan bir akşam üstü ansızın yorulur
tutsak ustura ağzında yaşamaktan
kimi zaman ellerini kırar tutkusu
bir kaç hayat çıkarır yaşamasından
hangi kapıyı çalsa kimi zaman
arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu
fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor
eski zamanlardan bir cuma çalıyor
durup köşe başında deliksiz dinlesem
sana kullanılmamış bir gök getirsem
haftalar ellerimde ufalanıyor
ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
ben sana mecburum sen yoksun.
belki haziran da mavi benekli çocuksun
ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
belki yeşilköy'de uçağa biniyorsun
bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
belki körsün kırılmışsın telaş içindesin
kötü rüzgar saçlarını götürüyor
ne vakit bir yaşamak düşünsem
bu kurtlar sofrasında belki zor
ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
ne vakit bir yaşamak düşünse
sus deyip adınla başlıyorum
içim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
hayır başka türlü olmayacak
ben sana mecburum bilemezsin.
~atilla ilhan~
adını mıh gibi aklımda tutuyorum
büyüdükçe büyüyor gözlerin
ben sana mecburum bilemezsin
içimi seninle ısıtıyorum.
ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
bu şehir o eski istanbul mudur
karanlıkta bulutlar parçalanıyor
sokak lambaları birden yanıyor
kaldırımlarda yağmur kokusu
ben sana mecburum sen yoksun.
sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
insan bir akşam üstü ansızın yorulur
tutsak ustura ağzında yaşamaktan
kimi zaman ellerini kırar tutkusu
bir kaç hayat çıkarır yaşamasından
hangi kapıyı çalsa kimi zaman
arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu
fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor
eski zamanlardan bir cuma çalıyor
durup köşe başında deliksiz dinlesem
sana kullanılmamış bir gök getirsem
haftalar ellerimde ufalanıyor
ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
ben sana mecburum sen yoksun.
belki haziran da mavi benekli çocuksun
ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
belki yeşilköy'de uçağa biniyorsun
bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
belki körsün kırılmışsın telaş içindesin
kötü rüzgar saçlarını götürüyor
ne vakit bir yaşamak düşünsem
bu kurtlar sofrasında belki zor
ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
ne vakit bir yaşamak düşünse
sus deyip adınla başlıyorum
içim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
hayır başka türlü olmayacak
ben sana mecburum bilemezsin.
~atilla ilhan~
devamını gör...
hz. muhammed
ismini duyunca (bkz: salavat)getirdiğim en sevdiğim insan.
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylediği şarkılar
devamını gör...


