bohm mekaniği
kopenhag yorumuna alternatif olarak, kuantum mekaniği fizikçisi david bohm tarafından geliştirilmiş olan teori. günümüzde geçerliliğini yitirmiştir. pilot dalga teorisi olarak da bilinir.
kopenhag yorumuna göre bir kuantum sistemine ait olan dalga fonksiyonu gözlemci tarafından görülemez. yalnızca fonksiyonun çökmesi durumundaki sonuç görülebilir. ancak kuantum mekaniği bir olasılıklar fiziğidir. siz bir parçacığı gözlemleyene kadar parçacık orada yahut şurada olabilir. gözlemlediğiniz anda ise onu tek bir yerde görürsünüz. kopenhag yorumu bunun nasıl gerçekleştiğini söyleyemediği gibi, bu sorunun sorulmaması gerektiğini de söyler. "sonuçta gözlemden öncesini ölçme şansımız yok" der.
david bohm, albert einstein gibi birçok ünlü fizikçi, bu durumdan pek de hoşlanmaz. bohm bunun üzerine bir teori geliştirir. buna göre, gözlemlediğimiz şey bir dalga fonksiyonu değil bir parçacıktır. bu parçacığa bir dalga fonksiyonu eşlik eder. buna fiziksel bir alan da diyebiliriz. bohm mekaniğine göre schrödinger denklemi 2 parçaya ayrılır. bunlardan biri olasılığın korunumunu ifade edip aynı zamanda da eşlik eden dalga fonksiyonunun ne yaptığını söylerken, diğeri parçacığın konumunu söyler ki bu konum da dalga fonksiyonunun parçacığa rehberlik ettiği alana bağlıdır. ayrıca parçacığın alan içerisinde, belirli bir anda belirli bir yerde olması olasılığına ait bir varsayıma da ihtiyaç vardır. bu da 3. bir denklem gerektirir ve adına kuantum denge hipotezi denir.
aslında buraya kadar olup bitenler, günümüzde kullanılan kuantum mekaniğiyle büyük benzerlik gösterir. ancak bohm mekaniğinin farkı, parçacığın belirli bir anda tam olarak belirli bir noktada olduğunu söylemesidir. kuantum fiziğindeyse böyle bir kesinlik yoktur ve parçacığın sadece belirli bir bölgede bulunma olasılığından bahsedebiliriz.
bohm mekaniğine göre, kuantum mekaniğinde sadece olasılıklara dayalı tahminler yapabiliyor olmamızın nedeni, herhangi bir sistemin durumunu ölçmeden önce, sistemin ilk durumunda parçacığın nerede olduğunu bilmiyor oluşumuzdur. yani tek sorun, parçacığın başlangıç konumunu bilmiyor oluşumuzdur. eğer bunu ölçebilirsek, sonucu da kesin şekilde ölçebileceğimizi iddia eder. bu nedenle bohm mekaniğine göre, kuantum mekaniğindeki olasılıkların, klasik mekanikteki olasılıklardan bir farkı yoktur. bu yönüyle bohm mekaniği bir gizli değişken teorisidir. ancak yapılan deneyler sonucunda kuantum mekaniğinde gizli değişkenlerin varlığının mümkün olmadığı kanıtlanmıştır.
kopenhag yorumuna göre bir kuantum sistemine ait olan dalga fonksiyonu gözlemci tarafından görülemez. yalnızca fonksiyonun çökmesi durumundaki sonuç görülebilir. ancak kuantum mekaniği bir olasılıklar fiziğidir. siz bir parçacığı gözlemleyene kadar parçacık orada yahut şurada olabilir. gözlemlediğiniz anda ise onu tek bir yerde görürsünüz. kopenhag yorumu bunun nasıl gerçekleştiğini söyleyemediği gibi, bu sorunun sorulmaması gerektiğini de söyler. "sonuçta gözlemden öncesini ölçme şansımız yok" der.
david bohm, albert einstein gibi birçok ünlü fizikçi, bu durumdan pek de hoşlanmaz. bohm bunun üzerine bir teori geliştirir. buna göre, gözlemlediğimiz şey bir dalga fonksiyonu değil bir parçacıktır. bu parçacığa bir dalga fonksiyonu eşlik eder. buna fiziksel bir alan da diyebiliriz. bohm mekaniğine göre schrödinger denklemi 2 parçaya ayrılır. bunlardan biri olasılığın korunumunu ifade edip aynı zamanda da eşlik eden dalga fonksiyonunun ne yaptığını söylerken, diğeri parçacığın konumunu söyler ki bu konum da dalga fonksiyonunun parçacığa rehberlik ettiği alana bağlıdır. ayrıca parçacığın alan içerisinde, belirli bir anda belirli bir yerde olması olasılığına ait bir varsayıma da ihtiyaç vardır. bu da 3. bir denklem gerektirir ve adına kuantum denge hipotezi denir.
aslında buraya kadar olup bitenler, günümüzde kullanılan kuantum mekaniğiyle büyük benzerlik gösterir. ancak bohm mekaniğinin farkı, parçacığın belirli bir anda tam olarak belirli bir noktada olduğunu söylemesidir. kuantum fiziğindeyse böyle bir kesinlik yoktur ve parçacığın sadece belirli bir bölgede bulunma olasılığından bahsedebiliriz.
bohm mekaniğine göre, kuantum mekaniğinde sadece olasılıklara dayalı tahminler yapabiliyor olmamızın nedeni, herhangi bir sistemin durumunu ölçmeden önce, sistemin ilk durumunda parçacığın nerede olduğunu bilmiyor oluşumuzdur. yani tek sorun, parçacığın başlangıç konumunu bilmiyor oluşumuzdur. eğer bunu ölçebilirsek, sonucu da kesin şekilde ölçebileceğimizi iddia eder. bu nedenle bohm mekaniğine göre, kuantum mekaniğindeki olasılıkların, klasik mekanikteki olasılıklardan bir farkı yoktur. bu yönüyle bohm mekaniği bir gizli değişken teorisidir. ancak yapılan deneyler sonucunda kuantum mekaniğinde gizli değişkenlerin varlığının mümkün olmadığı kanıtlanmıştır.
devamını gör...
köpeksiz sokaklar istiyoruz
bir köpek siz ona kötü davranmadığınızda bir şey yapmaz. sokaktaki köpekleri saldırgan hale getiren tamamıyla toplanıp götürülen hayvan toplama yerlerindeki insanların kötü davranışları veya sokakta kendi halinde duran köpeğe durup dururken saldıran, döven insandır. artık saçmalamayın lütfen, kendi iradesi dahi olmayan hayvanları suçlamaktan vazgeçin.
devamını gör...
yakışıklı erkek tarafından reddedilmek
reddedilmek reddedilmektir. yakışıklı, güzel, çirkinden ret olayı farklılaştırmaz ki.
devamını gör...
bilmediği bir konu hakkında sallarken tutturan insan
bu abim. kendisi iyi bir sözelcidir ve matematikle hiç ilgilenmez. ancak yapamadığım herhangi bir soruyu öyle garip yollardan çözer ki.. hatta bazen soruyu okumadan önce "bunun cevabı kesin şu" der ve o çıkar. ben bunun kesinlikle tesadüfi olduğunu düşünmüyorum. akıl yürütmede çok başarılı.
devamını gör...
aniden gelen sebepsizce uzaklara gitme isteği
bir kez bile akildan gecirildiginde -savusturulsa bile- ara ara yoklayan istek.
du bakalim.
du bakalim.
devamını gör...
ovacık belediye başkanı'nın sokak hayvanlarının ihtiyaçlarını karşılamak için makam aracını satması
başkan mustafa sarıgül, kış koşulları sebebiyle, sokakta yaşayan hayvanların yaşamlarını idame etmeleri için makam aracı dahil belediye aracını satıp , elde edilen kaynakla hayvanlar için kulübeler yaptırma hadisesi.
başkan yaşanan bu durumla ilgili şunları söyledi;
--- alıntı ---
ovacık, çok soğuk bir ilçe ve bizler de bu ilçede sokaktaki dostlarımızı soğuktan korumak için onlara kulübe ve barınak yapmak için yola çıktık. hayvansever ışık berfin ve arkadaşlarının katkılarıyla küçük kulübeler yaptık. bu kulübelerin bir kısmına büyük köpekleri bir kısmına da kedileri yerleştiriyoruz. sokak hayvanlarını bu şekilde soğuktan koruyacağız.
belediyemizin bütçesi düşük olduğu için hayvanseverlerden mama desteği de isteyeceğiz. fakat şu an yaptığımız ve yapacağımız barınaklar için belediyemizde makam aracı dahil 3 aracımızı sattık ve 170 bin tl'lik kaynak yarattık. bu kaynağın tamamını hem bu yıldan hem de gelecek yıl yapacağımız barınaklar dahil olmak üzere sokak hayvanları için kullanacağız. halkımızdan istediğimiz; bu hayvanların da canının olduğunu, soğuk kış günlerinde yavruların ölebileceğini hatırlayarak sahiplenmeleridir. bu vesileyle her binanın önüne kulübe yapıyoruz.
makam aracıyla 3 aracımız vardı. otomobil, traktör ve eski bir kamyonumuz vardı. bunları satarak iyi bir kaynak elde ettik. bizler burada makam aracı olmadan da gezebiliyoruz.
zaman zaman belediyemizin araçlarıyla acil gideceğimiz bir yerler olursa gidebiliriz. kendi özel aracımızı kullanabiliriz, bir makam aracı gerekmiyordu. makam aracının zamanla değeri düşecek. sokak hayvanlarının üşümemesi için onu satmak daha mantıklı geldi
--- alıntı ---
kaynak
başkan yaşanan bu durumla ilgili şunları söyledi;
--- alıntı ---
ovacık, çok soğuk bir ilçe ve bizler de bu ilçede sokaktaki dostlarımızı soğuktan korumak için onlara kulübe ve barınak yapmak için yola çıktık. hayvansever ışık berfin ve arkadaşlarının katkılarıyla küçük kulübeler yaptık. bu kulübelerin bir kısmına büyük köpekleri bir kısmına da kedileri yerleştiriyoruz. sokak hayvanlarını bu şekilde soğuktan koruyacağız.
belediyemizin bütçesi düşük olduğu için hayvanseverlerden mama desteği de isteyeceğiz. fakat şu an yaptığımız ve yapacağımız barınaklar için belediyemizde makam aracı dahil 3 aracımızı sattık ve 170 bin tl'lik kaynak yarattık. bu kaynağın tamamını hem bu yıldan hem de gelecek yıl yapacağımız barınaklar dahil olmak üzere sokak hayvanları için kullanacağız. halkımızdan istediğimiz; bu hayvanların da canının olduğunu, soğuk kış günlerinde yavruların ölebileceğini hatırlayarak sahiplenmeleridir. bu vesileyle her binanın önüne kulübe yapıyoruz.
makam aracıyla 3 aracımız vardı. otomobil, traktör ve eski bir kamyonumuz vardı. bunları satarak iyi bir kaynak elde ettik. bizler burada makam aracı olmadan da gezebiliyoruz.
zaman zaman belediyemizin araçlarıyla acil gideceğimiz bir yerler olursa gidebiliriz. kendi özel aracımızı kullanabiliriz, bir makam aracı gerekmiyordu. makam aracının zamanla değeri düşecek. sokak hayvanlarının üşümemesi için onu satmak daha mantıklı geldi
--- alıntı ---
kaynak
devamını gör...
kadın cinayetlerinde yanlış tercih gerçeği
geçenlerde bir olayı okudum. melek gibi bir insan; her davranışı, düşüncesi ile dört dörtlük olan bir şahıs kendisinden ayrılan kız arkadaşını şehirler arası seyahat ederek bir de, öldüresiye dövüyor. adamı tanıyan hiç kimse inanamıyor çünkü mükemmel erkek nasil olur deseler biz onu tarif ederdik diyor yakınları. işte bu en basitinden bir örnek. böyle bir durumda kadın mı suçlu doğru erkeği seçemedi diye ?
devamını gör...
sokak hayvanları
sevmek zorunda değilsin… öldürme yeter!
hayvanları koruyun, kollayın, besleyinle başlayan cümlelerimiz vardı bizim. nereden nereye geldik? şimdilerde onlar için ağzımızdan çıkan tek cümle oluyor; ‘öldürme, öldürtme ne olur?’.
insanoğlunun en büyük gafleti bu dünyayı bir tek kendinin sanması. kendisinden başka canlıların yaşama hakkının olmadığını düşünmesi. onların yaşama haklarını çok rahat bir şekilde ellerinden alabileceği hissine kapılması. insan eşref-i mahluktur. yani yaratılanların en şereflisi. en mükemmeli. neden yaratılma düzenimize uygun davranmayız? neden bu mükemmelliği yaralar, bereler, zedeleriz? bizim için biçilen; ‘yaratılanların en şereflisi’ giysisini neden hakkıyla taşıyamayız?
hiçbir canlının yaşam hakkını elinden alma gücü bizim elimizde değildir. ona o canı veren ne zaman alacağını da bilir. soyunduğumuz bu cellatlık işinin belki bu dünyada cezasını çekmeyebiliriz. ama onu yaratan bu azabın karşılığını er geç verecektir. bizim dinimiz merhameti, hoşgörüyü, paylaşımcılığı öğütlerken… güçsüzü koru, ekmeğini olmayanla paylaş, cana kıyma derken bizim bu denli acımasızlığımız ne dinimize ne de insanlığımıza yakışır.
çok beklentisi yok onların bizden. ses yapıyorlar, sokaklarda dolaşıp kalabalık ediyorlar, yanından geçerken hırlıyor, kapıda duran terliğimi götürüyor vs. vs. diyerek onları öldürmeyin. belediyeleri arayarak onların ölüme götürülmesine neden olmayın. sizin götürülmesine sebep olduğunuz her bir can ya çöplüğe ya da ıssız bir ormana bırakılıyor. orada ne mi oluyor? hayal bile edemezsiniz. siz sıcak yuvalarınızda ‘oh be kurtulduk’ derken. onlar soğukta açlıktan birbirlerini yiyor. bizlerin her rahatsız olduğu canlı hanelerimize birer ölü olarak yazılıyor. ne acı değil mi?
halbuki yapmamız gereken çok basit. herkesin evinde hemen hemen her gün atılan ekmekler, dökülen yemekler olur. hem dinimiz gereği de israf haram olduğundan bunları atmayıp köşe başlarına, çöp kenarlarına bir kabın içersin de bıraksak hem açlıktan oraya buraya saldıran kedi, köpekten hem de şikayet ettiğinizde acaba nereye götürdüler vicdan azabından kurtulursunuz. mahallede kimse yapmıyor mu? örnek olun. onlara yemek verirseniz ‘mahalleye iyice dadandırdınız canım, olmuyor böyle mi?’ derler. doğruyu anlatın, vicdanlarına seslenin. göreceksiniz o sizi rahatsız eden görüntülerden, seslerden kurtulacaksınız. bir canlıyı sevindirmiş, onunla yemeğini paylaşmış olmanın vermiş olduğu mutluluk ise paha biçilemez.
yeryüzü tüm canlılara ait. yaratılanların en mükemmeli olarak bunu bilip bu mükemmelliğe uygun bir vaziyette davranmamız gerekiyor. hala daha ‘sevmiyorum ama, korkuyorum ama, şunu yaptı ama, bunu yaptı ama’ diyebiliyorsanız. bizim size diyebilecek hiçbir sözümüz kalmıyor. evinize almayın. bahçenize almayın. yüzüne bakmayın. başını okşamayın. ama allah aşkına öldürmeyin. öldürülmelerine sebep olmayın. ‘merhamet etmeyen merhamet bulamaz’ hadis-i şerifine nail olmuş bir ümmetiz biz. merhamet edelim ki merhamet bulalım… saygılar…
23.07.2013 yerel bir gazetede yayınlanan köşe yazım.
bazı sıkıntılardan dolayı daha sonra kaldırıldı.
henüz temiz yürekli, gözü açılmamış bir müslümanım. hayat insanı nerelere getiriyor yahu hayret. neysem çok şey etmiyim.
hayvanları koruyun, kollayın, besleyinle başlayan cümlelerimiz vardı bizim. nereden nereye geldik? şimdilerde onlar için ağzımızdan çıkan tek cümle oluyor; ‘öldürme, öldürtme ne olur?’.
insanoğlunun en büyük gafleti bu dünyayı bir tek kendinin sanması. kendisinden başka canlıların yaşama hakkının olmadığını düşünmesi. onların yaşama haklarını çok rahat bir şekilde ellerinden alabileceği hissine kapılması. insan eşref-i mahluktur. yani yaratılanların en şereflisi. en mükemmeli. neden yaratılma düzenimize uygun davranmayız? neden bu mükemmelliği yaralar, bereler, zedeleriz? bizim için biçilen; ‘yaratılanların en şereflisi’ giysisini neden hakkıyla taşıyamayız?
hiçbir canlının yaşam hakkını elinden alma gücü bizim elimizde değildir. ona o canı veren ne zaman alacağını da bilir. soyunduğumuz bu cellatlık işinin belki bu dünyada cezasını çekmeyebiliriz. ama onu yaratan bu azabın karşılığını er geç verecektir. bizim dinimiz merhameti, hoşgörüyü, paylaşımcılığı öğütlerken… güçsüzü koru, ekmeğini olmayanla paylaş, cana kıyma derken bizim bu denli acımasızlığımız ne dinimize ne de insanlığımıza yakışır.
çok beklentisi yok onların bizden. ses yapıyorlar, sokaklarda dolaşıp kalabalık ediyorlar, yanından geçerken hırlıyor, kapıda duran terliğimi götürüyor vs. vs. diyerek onları öldürmeyin. belediyeleri arayarak onların ölüme götürülmesine neden olmayın. sizin götürülmesine sebep olduğunuz her bir can ya çöplüğe ya da ıssız bir ormana bırakılıyor. orada ne mi oluyor? hayal bile edemezsiniz. siz sıcak yuvalarınızda ‘oh be kurtulduk’ derken. onlar soğukta açlıktan birbirlerini yiyor. bizlerin her rahatsız olduğu canlı hanelerimize birer ölü olarak yazılıyor. ne acı değil mi?
halbuki yapmamız gereken çok basit. herkesin evinde hemen hemen her gün atılan ekmekler, dökülen yemekler olur. hem dinimiz gereği de israf haram olduğundan bunları atmayıp köşe başlarına, çöp kenarlarına bir kabın içersin de bıraksak hem açlıktan oraya buraya saldıran kedi, köpekten hem de şikayet ettiğinizde acaba nereye götürdüler vicdan azabından kurtulursunuz. mahallede kimse yapmıyor mu? örnek olun. onlara yemek verirseniz ‘mahalleye iyice dadandırdınız canım, olmuyor böyle mi?’ derler. doğruyu anlatın, vicdanlarına seslenin. göreceksiniz o sizi rahatsız eden görüntülerden, seslerden kurtulacaksınız. bir canlıyı sevindirmiş, onunla yemeğini paylaşmış olmanın vermiş olduğu mutluluk ise paha biçilemez.
yeryüzü tüm canlılara ait. yaratılanların en mükemmeli olarak bunu bilip bu mükemmelliğe uygun bir vaziyette davranmamız gerekiyor. hala daha ‘sevmiyorum ama, korkuyorum ama, şunu yaptı ama, bunu yaptı ama’ diyebiliyorsanız. bizim size diyebilecek hiçbir sözümüz kalmıyor. evinize almayın. bahçenize almayın. yüzüne bakmayın. başını okşamayın. ama allah aşkına öldürmeyin. öldürülmelerine sebep olmayın. ‘merhamet etmeyen merhamet bulamaz’ hadis-i şerifine nail olmuş bir ümmetiz biz. merhamet edelim ki merhamet bulalım… saygılar…
23.07.2013 yerel bir gazetede yayınlanan köşe yazım.
bazı sıkıntılardan dolayı daha sonra kaldırıldı.
henüz temiz yürekli, gözü açılmamış bir müslümanım. hayat insanı nerelere getiriyor yahu hayret. neysem çok şey etmiyim.
devamını gör...
hassas türk aile yapısı'nın 10 bin karma puanı geçmesi
tebrikler.
en az merhaba ben x bey sorularınızı cevaplıyorum başlığı kadar mühim bir başlık. güzel.
ps: arkadaşa karşı nötrüm.
en az merhaba ben x bey sorularınızı cevaplıyorum başlığı kadar mühim bir başlık. güzel.
ps: arkadaşa karşı nötrüm.
devamını gör...
askerde eşini hamile karısıyla aldatmak
bu terste bir işlik var. hiçbir şey olmadığıysa bile mutlaka bir şey olmuştur diyebileceğim bir başlık.
devamını gör...
ölmemek yaşamak değildir
doğruluk sebebini az sonra açıklayacağım realitedir.
insan gezmek ister, tatil ister, gidip 2 kadeh rakı içmek ister, ev ister, araba ister isterde ister yani.
bunlar lüks değildir, ihtiyaçtır.
bir çok insan böyle şeylerden uzak yaşıyor, öldüler mi? hayır. peki yaşıyolar mı? e o da hayır. mecburi bekleme odasında vaktin dolmasını bekliyorlar halbuki onlar zaten hiç yaşamıyor ki.
insan gezmek ister, tatil ister, gidip 2 kadeh rakı içmek ister, ev ister, araba ister isterde ister yani.
bunlar lüks değildir, ihtiyaçtır.
bir çok insan böyle şeylerden uzak yaşıyor, öldüler mi? hayır. peki yaşıyolar mı? e o da hayır. mecburi bekleme odasında vaktin dolmasını bekliyorlar halbuki onlar zaten hiç yaşamıyor ki.
devamını gör...
hissedilen yaş
3.
elime küp şeklinde bir cisim alıp üçgen şeklindeki bir deliğe girmesi için zorlamak istiyorum şu an.
elime küp şeklinde bir cisim alıp üçgen şeklindeki bir deliğe girmesi için zorlamak istiyorum şu an.
devamını gör...
iş arıyorum
23 yaşında bir arkadaş iş arıyor. yemişim formatı vs. bildiği iş olan, iş veren vs kim varsa konuşsunlar işte. umarım istediğin gibi bir iş bulursun.
devamını gör...
solucan
aslında omurgasız hayvanların bir sınıfıdır solucanlar.
diğerleri ile beraber basitten gelişmişe doğru omurgasızları şöyle sıralayabiliriz.
süngerler: vücut simetrisi olmayan bu canlılar deniz tabanına tutunarak sabit yaşarlar.
sölenterler: deniz anası, mercan vs.
solucanlar:
yumuşakçalar: ahtapot, salyangoz, midye
eklem bacaklılar: yengeç, kırkayak, akrep, çekirge, arı
derisi dikenliler: deniz yıldızı, deniz hıyarı vs.
kendi içinde üçe ayrılır solucanlar. evrimsel geçiş açısından oldukça önemli canlılardır. yine ilkelden gelişmişe göre:
1. yassı solucanlar: ilk merkezi sistem bu canlılarda var. kısacası beyni var diyebiliriz. ilk ilkel beyin. sindirim kanalları tek açıklıklıdır. ne demek bu, ağız ve anüs aynı yer. örnek: planarya
2. yuvarlak solucanlar: ilk kez çift açıklıklı sindirim sistemi görülen canlılar. örnek: kancalı kurt
3. halkalı solucanlar: segmentli vücutları vardır ve ilk defa tam bir sindirim sistemi bu canlılarda görülür. toprakta, tatlı-tuzlu sularda yaşayabilirler. karada yaşayanlar deri sonumu yapar. difüzyon hızını artırmak için derileri bol mukusludur. suda yaşayanlar solungaç solunumu yapar. en bilinen örneği toprak solucanıdır.
diğerleri ile beraber basitten gelişmişe doğru omurgasızları şöyle sıralayabiliriz.
süngerler: vücut simetrisi olmayan bu canlılar deniz tabanına tutunarak sabit yaşarlar.
sölenterler: deniz anası, mercan vs.
solucanlar:
yumuşakçalar: ahtapot, salyangoz, midye
eklem bacaklılar: yengeç, kırkayak, akrep, çekirge, arı
derisi dikenliler: deniz yıldızı, deniz hıyarı vs.
kendi içinde üçe ayrılır solucanlar. evrimsel geçiş açısından oldukça önemli canlılardır. yine ilkelden gelişmişe göre:
1. yassı solucanlar: ilk merkezi sistem bu canlılarda var. kısacası beyni var diyebiliriz. ilk ilkel beyin. sindirim kanalları tek açıklıklıdır. ne demek bu, ağız ve anüs aynı yer. örnek: planarya
2. yuvarlak solucanlar: ilk kez çift açıklıklı sindirim sistemi görülen canlılar. örnek: kancalı kurt
3. halkalı solucanlar: segmentli vücutları vardır ve ilk defa tam bir sindirim sistemi bu canlılarda görülür. toprakta, tatlı-tuzlu sularda yaşayabilirler. karada yaşayanlar deri sonumu yapar. difüzyon hızını artırmak için derileri bol mukusludur. suda yaşayanlar solungaç solunumu yapar. en bilinen örneği toprak solucanıdır.
devamını gör...
erik
mutfakta masanın üstünde yeşil yeşil bana bakan meyve çeşidi. para bulsam bu kadar sevinmem.* tuzla da ne iyi gider şimdi.
devamını gör...




