kıymet bilmek
tanımı: bir şeyin değerini bilmek anlamına gelen deyim.
kıymet bilmek kaybedince arkasından ağlamak değil, yanındayken sımsıkı sarılmaktır. - mevlana
kıymet bilmek kaybedince arkasından ağlamak değil, yanındayken sımsıkı sarılmaktır. - mevlana
devamını gör...
palto (öykü)
müthiş bir gogol öyküsüdür.
rus edebiyatı denince nitelikli okurların aklına hep belli başlı figürler gelir. bu kaçınılmazdır. belki de her edebiyatın bu tür tekrar eden satırları vardır ama sanki bu rus edebiyatında çok daha belirgin. bana öyle geliyor da olabilir ama elime rus bir yazarın kitabını alınca sanki çok iyi bildiğim bir sokakta yürürmüş gibi bir hisse kapılıyorum.
örnek vermek gerekirse; sanki her romanda şeker alacak parası olmadığı için çayı şekersiz için birisi var, ya da çayını mutlaka votka katan birileri. kıyafetleri eskidiği için sürekli bir yerlerine yama yaptıranlar mutlaka var. oda oda kiralanan bir apartmanda çatı katında soğuktan titreyen birileri mutlaka çıkar karşımıza. daha yüksek seviyede bir memur olmak isteyen biri, soylu partilere karışmaya çalışan düşük seviyeli bir memur, bukleli saçları yanaklarına dökülen genç bir soylu, sert bakışımla soğuk ama yakışıklı bir subay...
ama tüm bunların arasında sıyrılıp çıkan tek şey, en yukarıda ışıl ışıl parlayan tek şey : palto... (bkz: dostoyevski) “ hepimiz bir paltodan çıktık” demiş... o palto’ işte bu palto...
rus edebiyatı denince nitelikli okurların aklına hep belli başlı figürler gelir. bu kaçınılmazdır. belki de her edebiyatın bu tür tekrar eden satırları vardır ama sanki bu rus edebiyatında çok daha belirgin. bana öyle geliyor da olabilir ama elime rus bir yazarın kitabını alınca sanki çok iyi bildiğim bir sokakta yürürmüş gibi bir hisse kapılıyorum.
örnek vermek gerekirse; sanki her romanda şeker alacak parası olmadığı için çayı şekersiz için birisi var, ya da çayını mutlaka votka katan birileri. kıyafetleri eskidiği için sürekli bir yerlerine yama yaptıranlar mutlaka var. oda oda kiralanan bir apartmanda çatı katında soğuktan titreyen birileri mutlaka çıkar karşımıza. daha yüksek seviyede bir memur olmak isteyen biri, soylu partilere karışmaya çalışan düşük seviyeli bir memur, bukleli saçları yanaklarına dökülen genç bir soylu, sert bakışımla soğuk ama yakışıklı bir subay...
ama tüm bunların arasında sıyrılıp çıkan tek şey, en yukarıda ışıl ışıl parlayan tek şey : palto... (bkz: dostoyevski) “ hepimiz bir paltodan çıktık” demiş... o palto’ işte bu palto...
devamını gör...
geceye bir hayat dersi bırak
"hiç kimsenin ilgisine ihtiyaç duymadığın gün olgunlaşırsın, hiç kimseden beklentiye girmediğin gün yara almazsın. hiç kimseye bağlı kalmazsan kazanırsın."
(bkz: osho)
(bkz: osho)
devamını gör...
dövme yaptırmak
evlilikte yüzük takmak yerine yüzük parmağına dövme yaptırmak daha mantıklı geliyor.
devamını gör...
kadının olmadığı bir dünya
her dakka konuşabilecek, sebepli sebepsiz gülebilecek, yerli yersiz bozulabilecek cinsin olmaması demek.
siyah beyaz bir dünya olurdu ortalık muhtemelen. yazarken bile sıkıldım.
siyah beyaz bir dünya olurdu ortalık muhtemelen. yazarken bile sıkıldım.
devamını gör...
evleneceğiniz kişide aradığınız 3 özellik
anlayış
anlayış
anlayış
...
anlayış... diye uzar gider. anlayışlı insanın yeri ahanda bura; *.
anlayış
anlayış
...
anlayış... diye uzar gider. anlayışlı insanın yeri ahanda bura; *.
devamını gör...
liberalizm
devlet elini eteğini çeksin her şeyden, piyasa kendi akışını bulur zaten der bunlar teoride. serbest rekabet sayesinde en iyi ürün üretilip en ucuza satılabilir böylece.
teoride tabi.
pratikte mis gibi sömürü düzeni kurulacağını, güçlünün piyasayı ele geçireceğini, kamu hizmetleri ticari meta haline gelince yoksul vatandaşların ölüme terkedilmis olacağını falan ön görmek zor değil.
liberallere göre sağlık hizmetleri de satılsın, eğitim de ozellestirilsin. zenginin gittiği hastane ile fakirin (bulursa o da) 10 liraya muayene olacağı hastane arasındaki devasa uçurum oluşmuş kime ne. zenginin çocuğunu gönderdiği özel okul ile fakirin üstüne para verip yine yüksek ihtimalle şu andaki devlet okulu seviyesini bile belki tutturamayacak okul arasındaki uçurum da önemli değildir. nihayetinde piyasa talep ölçüsünde arz yaratacaktır.
bütün bunları geçtim bunların öyle her hıyar tutana tuzla koşmak gibi de bir huyu vardır. piyasaci ise eğer siyasal islamciyi da destekleyebilir misal. çünkü piyasaci insan kesin özgürlükçüdür. hiç öyle diktatorlesmez piyasaci insan. piyasa önemli.
dünya genelini bilmem de bunların yerli versiyonlarının sağ siyaset ile aralarındaki mesafenin sol siyaset ile olandan daha kısa olması da işin ekonomik boyutunun hak ve özgürlüklerden önce tutulduğunun güzel bir işaretidir. ülke 100 yaşına geldi, bu kadar siyasi tarih birikti, hala daha sağın özgürlük vaatlerine her seferinde ağızları sulana sulana atarlar. çünkü bilirler ki soldan ekonomi alanında istediklerini alamayacaklarken sağın başbakanı " ülkeyi pazarlamak benim görevim" diyecektir.
teoride tabi.
pratikte mis gibi sömürü düzeni kurulacağını, güçlünün piyasayı ele geçireceğini, kamu hizmetleri ticari meta haline gelince yoksul vatandaşların ölüme terkedilmis olacağını falan ön görmek zor değil.
liberallere göre sağlık hizmetleri de satılsın, eğitim de ozellestirilsin. zenginin gittiği hastane ile fakirin (bulursa o da) 10 liraya muayene olacağı hastane arasındaki devasa uçurum oluşmuş kime ne. zenginin çocuğunu gönderdiği özel okul ile fakirin üstüne para verip yine yüksek ihtimalle şu andaki devlet okulu seviyesini bile belki tutturamayacak okul arasındaki uçurum da önemli değildir. nihayetinde piyasa talep ölçüsünde arz yaratacaktır.
bütün bunları geçtim bunların öyle her hıyar tutana tuzla koşmak gibi de bir huyu vardır. piyasaci ise eğer siyasal islamciyi da destekleyebilir misal. çünkü piyasaci insan kesin özgürlükçüdür. hiç öyle diktatorlesmez piyasaci insan. piyasa önemli.
dünya genelini bilmem de bunların yerli versiyonlarının sağ siyaset ile aralarındaki mesafenin sol siyaset ile olandan daha kısa olması da işin ekonomik boyutunun hak ve özgürlüklerden önce tutulduğunun güzel bir işaretidir. ülke 100 yaşına geldi, bu kadar siyasi tarih birikti, hala daha sağın özgürlük vaatlerine her seferinde ağızları sulana sulana atarlar. çünkü bilirler ki soldan ekonomi alanında istediklerini alamayacaklarken sağın başbakanı " ülkeyi pazarlamak benim görevim" diyecektir.
devamını gör...
bilinçaltı
bilim insanları artık bu kavram yerine bilinç dışı ifadesini tercih etmektedirler.
devamını gör...
geceye bir poyraz karayel repliği bırak
poyraz, ayşegül ile kavga etmiştir, ayşegül'ün evine gitmiştir.. kapıyı çalar, ayşegül kapıyı açar..
-ne istiyorsun..
+huzur, sevgi, şevkat..
-bak ilerde market var orada bulabilirsin istediklerini..
+biliyorum, oraya sordum burayı tarif ettiler..
-ne istiyorsun..
+huzur, sevgi, şevkat..
-bak ilerde market var orada bulabilirsin istediklerini..
+biliyorum, oraya sordum burayı tarif ettiler..
devamını gör...
disleksi
haftanın günlerini 9 yaşımda öğrendim. saatleri 11 yaşımda. bağcıklarımı bağlayamadığım için babamdan bir çok kez dayak yedim.
ayları hâlâ karıştırıyorum. cümlenin yarısında durup cümleyi tekrar tekrar okumak zorunda kalıyorum. sağımı ve solumu 10 yaşımda bisikletin vitesi sayesinde öğrendim. umarım geri zekalı değilimdir.
edit: dün ve yarını karıştırmak. hâlâ six ve sekiz'i karıştırıyorum. otobüs ve minibüs'ü karıştırmak.
(aklıma geldikçe eklerim)
ayları hâlâ karıştırıyorum. cümlenin yarısında durup cümleyi tekrar tekrar okumak zorunda kalıyorum. sağımı ve solumu 10 yaşımda bisikletin vitesi sayesinde öğrendim. umarım geri zekalı değilimdir.
edit: dün ve yarını karıştırmak. hâlâ six ve sekiz'i karıştırıyorum. otobüs ve minibüs'ü karıştırmak.
(aklıma geldikçe eklerim)
devamını gör...
bir merminin iki buçuk lira olması
insanın kendine çok da fazla güvenmemesi gerektiğini açık açık anlatan fiyatlandırmadır. zira bir mermi iki buçuk liradır.
devamını gör...
herkesin sevdiği sizin sevmediğiniz şey
herkes değil belki ama çoğu insanın vazgeçilmezi olan yumurta.
hiçbir şekilde tüketmediğim gibi kokusundan da hiç hoşlanmıyorum.
bir diğeri süt. yoğurt, peynir gibi süt ürünlerini yesem de sütün kendisini asla içmiyorum.
hiçbir şekilde tüketmediğim gibi kokusundan da hiç hoşlanmıyorum.
bir diğeri süt. yoğurt, peynir gibi süt ürünlerini yesem de sütün kendisini asla içmiyorum.
devamını gör...
dragonkemal
bana hiç kafa tokuşturulacak bir adam izlenimi vermiyor. kafa bir adam ama sanki kafa tokuşturmaya kalkarsanız kafayı burnunuzun ortasına gömermiş gibi hissettim ben. o yüzden elini sıkmak daha iyi gibi sanki. müzik zevki falan klastır bu adamın. sözlük kültürü de ziyadesiyle vardır. ponçik savar bir ruhu olması hasebiyle de yeri geldikçe ilgi ile takip ederiz. tanımları da az ve özdür. nokta atışı yapar. e ne diyelim, alevin bol olsun ejderha kardeş, bol bol üflemeye devam edesin...
devamını gör...
topal osman ağa
bir yiğit, bir kahraman olan topal osman ağa kurtuluş savaşı zamanların da giresun ve çevresinde ki rum çeteleri ile çatışarak rumların başına bela oldu. sonrasın da dönemin trabzon mebusu ali şükrü bey'i öldürünce teslim olması için askerler yollandı. teslim olmayınca öldürüldü.
edit: milli mücadelenin en tartışmalı ismi olarak da geçer.
edit: milli mücadelenin en tartışmalı ismi olarak da geçer.
devamını gör...
sigara içen kadın
devamını gör...
sonu gelmeyen şeyler
pandemi.
devamını gör...
kraldan çok kralcı
birilerinin gölgesinde yaşamaya alışkındırlar. kendileri bir şeyler başarmayı pek umursamazlar. başkasının fikrini, başkasının başarısını savunurlar. kötü bile olsa kendi fikirleri olsa daha çok saygı duyarım. ama sadece birilerinin arkasına sığınıp sağa sola sallarlar. içlerinde anlamsız bi kin olur. ama bu kini dışarı vurmaya cesaretleri yoktur, o yüzden birinin bir şeyin düşüncesi arkasında sığınarak sallarlar. bir şey söylediğinde de o insanı, o düşünceyi örnek gösterip seni taşlarlar. klavye delikanlısıdırlar.
devamını gör...
çaylak olduğu halde tanım girmek
“halde” kelimesine takılmamak gerektiğini düşündüğüm durumdur. yazar olduğumuz “halde” de tanım girmek için kasıyoruz çoğunlukla. herkesin birbirine örnek olması gerektiği bir dönem başlıyor sanki.
edit: i can see you...
edit: i can see you...
devamını gör...

