üniversitede ilk gün
hiç yaşamadığım gün. çok merak etmişimdir. acaba lisenin ilk günü gibi midir? nasıl bir psikolojiye sokar insanı? 30'dan sonra görebilir miyim merak ediyorum.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
"gençtim işte şehrin o yatık raksından incinen yine bendim
gelip bana çatardı o ruh tutuşturucu yalgın
onunla ben
hep sevişecek gibi baktık birbirimize.
bir kez öpüşebilseydik dünyayı solduracaktık."
ismet özel
gelip bana çatardı o ruh tutuşturucu yalgın
onunla ben
hep sevişecek gibi baktık birbirimize.
bir kez öpüşebilseydik dünyayı solduracaktık."
ismet özel
devamını gör...
cahit zarifoğlu
bir yerden bir yere uçuyorsa kuşlar; mevsimler değişmiştir,insanlar da...
cahit zarifoğlu
cahit zarifoğlu
devamını gör...
sevilen kişiden vazgeçme eşiği
bir yerlerde karşılaştığım bir yazıya göre "yaşamın sonunda yalnızca üç şeyin önemi kalıyordu:
ne kadar nazik yaşadığının,
ne kadar sevildiğinin
ve senin olmayan şeylerden nasıl bir zarafetle vazgeçebildiğinin.."
o eşik serçe parmağını kaybettiğin eşiktir. çatal ısırmaktır. bir camın jiletle çizilmesi, bir demir sandalyenin mermerde sürtünmesidir.
ne kadar nazik yaşadığının,
ne kadar sevildiğinin
ve senin olmayan şeylerden nasıl bir zarafetle vazgeçebildiğinin.."
o eşik serçe parmağını kaybettiğin eşiktir. çatal ısırmaktır. bir camın jiletle çizilmesi, bir demir sandalyenin mermerde sürtünmesidir.
devamını gör...
adaçayı
soğuk algınlığına iyi gelen bir çeşit bitki.
küçükken bitmek bilmeyen soğuk algınlığı, faranjit vb için annemin bana zorla içirdiği çaydır. o zamandan beri kokusundan haz etmem. birine yapacaksam da burnumu kapatıp yaparım ki, anlayın nasıl tiksindiğimi.
bu arada, tlc’de bir dönem yayınlanan medyum theresa caputo ,ziyaret ettiği ,vefat eden yakınlarıyla iletişime geçeceği (!) evlere mutlaka adaçayı götürürdü. bitkiyi yakarak oda oda gezdirir, evdeki kötü ruhları arındırırdı(!).
küçükken bitmek bilmeyen soğuk algınlığı, faranjit vb için annemin bana zorla içirdiği çaydır. o zamandan beri kokusundan haz etmem. birine yapacaksam da burnumu kapatıp yaparım ki, anlayın nasıl tiksindiğimi.
bu arada, tlc’de bir dönem yayınlanan medyum theresa caputo ,ziyaret ettiği ,vefat eden yakınlarıyla iletişime geçeceği (!) evlere mutlaka adaçayı götürürdü. bitkiyi yakarak oda oda gezdirir, evdeki kötü ruhları arındırırdı(!).
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin
#1182878 no'lu tanımda resmedilen manzaradan mütevellit benim gibi en azılı hunililerden birisine bile yoldaş'ı savundurttunuz ya pes diyorum artık.*
kendisi için bilmem ne ilkokulundan 5a sınıfı öğrencisi sünger kardeşiniz şu şiiri paylaşmakta bir beis görmemektedir:
öcü gibi korkuyorlar yoldaşımdan
gün geçtikçe ürküyorlar yoldaşımdan
kim saldırdı hele bakın
adi muhalif akın
kaçıyorlar takım takım yoldaşımdan
burjuva mevki düşkünü
yoldaş'a kin güdüşünü
korka korka ürküşünü yoldaşımdan
bir de sana yollu diyorlar
yolun yolumuzdur yoldaş!
yoldaş zulme korku saldı
beynimizde bilinç kaldı
savaşarak ilham aldı
benjamin franklin'den
yazarlar savaşacak
tüm safalar yıkılacak
muhalifler de örnek alacak yoldaşımdan!
nereden esinlendin ey sünger diye sorarsanız, ozan rençber "mao zedong yoldaşım" türküsüne bir göz atabilirsiniz.
kendisi için bilmem ne ilkokulundan 5a sınıfı öğrencisi sünger kardeşiniz şu şiiri paylaşmakta bir beis görmemektedir:
öcü gibi korkuyorlar yoldaşımdan
gün geçtikçe ürküyorlar yoldaşımdan
kim saldırdı hele bakın
adi muhalif akın
kaçıyorlar takım takım yoldaşımdan
burjuva mevki düşkünü
yoldaş'a kin güdüşünü
korka korka ürküşünü yoldaşımdan
bir de sana yollu diyorlar
yolun yolumuzdur yoldaş!
yoldaş zulme korku saldı
beynimizde bilinç kaldı
savaşarak ilham aldı
benjamin franklin'den
yazarlar savaşacak
tüm safalar yıkılacak
muhalifler de örnek alacak yoldaşımdan!
nereden esinlendin ey sünger diye sorarsanız, ozan rençber "mao zedong yoldaşım" türküsüne bir göz atabilirsiniz.
devamını gör...
marty mcfly
tam adı martin seamus mcfly'dır ama etrafındaki herkes kendisini "marty" diye çağırır. memleketi kaliforniya-hill valley'dir. bir ablası bir de abisi vardır. elektro-gitar çalmayı çok sever.
geleceğe dönüş serisindeki kurgusal karakterdir.
geleceğe dönüş serisindeki kurgusal karakterdir.
devamını gör...
şiir yazan insana ilham nereden geliyor
mutlu şair görmedim. haliyle bizi bunaltan,çıkmazdaymış gibi düşündüren, acı çektiren,hayattan aldığımız hazzi azaltan ne varsa aslında bir nimet olduğunun örneğini şiirden görüyoruz.
mutluyken niye şiir yazayım ki anı yaşarım.
ne zaman derde kedere bürünsem şiire dönerim. meret de nankör değil gel başla der gibi. terapimi yapar çıkarım. o orda durur. derdim de orda durur. haliyle şiiri önemserim. kıymetlidir. vazgeçilmezdir.
mutluyken niye şiir yazayım ki anı yaşarım.
ne zaman derde kedere bürünsem şiire dönerim. meret de nankör değil gel başla der gibi. terapimi yapar çıkarım. o orda durur. derdim de orda durur. haliyle şiiri önemserim. kıymetlidir. vazgeçilmezdir.
devamını gör...
downforce
türkçeye aşağı kuvvet, bastırma kuvveti gibi çevrilen bir kuvvet türü.
bernoulli ilkesi uygulamalarını her ne kadar ilk bakışta fark etmesek de hayatımızın bir çok alanında bu ilkeden faydalanırız. en yaygın olarak uçakların havalanmasında, f1 yarışlarında, parfüm şişelerinde veya futboldaki falsolu vuruşlarda gözlenebilir.
downforce, bernoulli ilkesinin bir sonucudur. örnek verilecek olursa f1 arabalarında veya spor arabalarda gözlenir. downforce sayesinde araba yarışlarında arabanın yere tutunması arttırılır ve böylece daha güvenli bir sürüş sağlanır. peki nasıl olur?
spor arabalarda aerodinami, diğerlerine göre daha iyi seviyededir. araba önünden aldığı havayı, hava kanalları sayesinde çok güvenli bir şekilde tahliye eder. işte tam da bu tahliye esnasında bernoulli ilkesinden yararlanılır. basınç farkı oluşturmak için hava bir boşluğa yönlendirilir. bu boşluğu arabaların arka tarafında (bagaj üstü) kanat diye tabir edilen bir parça oluşturur. kanat altından geçen havanın hızı, kanadın üzerinden geçen havaya göre görece daha hızlıdır. bernoulli ilkesine göre akışkanların hızı ile basıncı ters orantılıdır. buna göre kanadın altından geçen havanın kanat üzerinde oluşturduğu basınç, kanadın üzerinden geçen havanın kanat üzerinde oluşturduğu basınçtan daha az olur. bu sayede kanat üzerinde yukarıdan aşağı doğru bir kuvvet oluşur. kanat üzerindeki bu kuvvet haliyle aracın lastiklerine yönlendirilir ve yol tutuşu arttırılır.
anlaşılması için basit çizim;

video
edit: başvurmadan madalya almak da pek tatlı oluyor, teşekkürler.
bernoulli ilkesi uygulamalarını her ne kadar ilk bakışta fark etmesek de hayatımızın bir çok alanında bu ilkeden faydalanırız. en yaygın olarak uçakların havalanmasında, f1 yarışlarında, parfüm şişelerinde veya futboldaki falsolu vuruşlarda gözlenebilir.
downforce, bernoulli ilkesinin bir sonucudur. örnek verilecek olursa f1 arabalarında veya spor arabalarda gözlenir. downforce sayesinde araba yarışlarında arabanın yere tutunması arttırılır ve böylece daha güvenli bir sürüş sağlanır. peki nasıl olur?
spor arabalarda aerodinami, diğerlerine göre daha iyi seviyededir. araba önünden aldığı havayı, hava kanalları sayesinde çok güvenli bir şekilde tahliye eder. işte tam da bu tahliye esnasında bernoulli ilkesinden yararlanılır. basınç farkı oluşturmak için hava bir boşluğa yönlendirilir. bu boşluğu arabaların arka tarafında (bagaj üstü) kanat diye tabir edilen bir parça oluşturur. kanat altından geçen havanın hızı, kanadın üzerinden geçen havaya göre görece daha hızlıdır. bernoulli ilkesine göre akışkanların hızı ile basıncı ters orantılıdır. buna göre kanadın altından geçen havanın kanat üzerinde oluşturduğu basınç, kanadın üzerinden geçen havanın kanat üzerinde oluşturduğu basınçtan daha az olur. bu sayede kanat üzerinde yukarıdan aşağı doğru bir kuvvet oluşur. kanat üzerindeki bu kuvvet haliyle aracın lastiklerine yönlendirilir ve yol tutuşu arttırılır.
anlaşılması için basit çizim;

video
edit: başvurmadan madalya almak da pek tatlı oluyor, teşekkürler.
devamını gör...
gerçek
genelde can yakan bir olgu. (bkz: gerçekler acıdır)
devamını gör...
yazarlar ilkokulda olsa açılacak başlıklar
e tam da öyle başlıklar açılıyor zaten?
devamını gör...
yazarların normal sözlük’te yazma nedenleri
birçok sebebi var. öyle sürekli birilerine içini döken biri olmadım. genelde sürekli içime attıkça atar ve bir anda patlar sonra kaldığım yerden devam ederdim. bu çevremdekilerden çok bana zarar verdi. sözlükte yeri geliyor içimi döküyor yeri geliyor kafamı dağıtıyor yeri geliyor insanların fikirlerini bir konu hakkındaki düşüncelerini okuyarak kafamı meşgul ediyorum. bir başlıkta veya tanımda kendimi ifade edebiliyor, kendimi bulabiliyorum. yeri geliyor hayatında olan yakınım dediğin insanların yapamadığını sözlükte hiç tanımadığın bir insan yapıyor. kimsenin okumadığını bilsem de yazıyorum. elbet bir gün okuyan çıkar diye. çünkü yazmazsam boşluğa düşerim. bunu biliyorum.
devamını gör...
1. nesil yazarların kendilerini prens veya prenses zannetmeleri
şaka yollu ya da ciddi, bugün sözlükte oldukça net bir biçimde gözlemlenen durumdur. burada neyin kibri var, gerçekten anlamıyorum. özellikle modların da bu duruma müsaade etmeleri canımı sıkmaktadır. belki de tek ayrıcalığınız bu sözlüğe çaylak arkadaşlardan daha önce kaydolmanızdır, bu hiç mi düşünülmez?
imza: burada sadece öğrendiğim, yaptığım ve deneyimlediğim şeyleri paylaşmak isteyen sıradan bir 1. nesil yazar.
(bkz: çaylakların aşırı ezik olduğu gerçeği)
imza: burada sadece öğrendiğim, yaptığım ve deneyimlediğim şeyleri paylaşmak isteyen sıradan bir 1. nesil yazar.
(bkz: çaylakların aşırı ezik olduğu gerçeği)
devamını gör...
seninle de olmuyor sensiz de olmuyor
kafayı yiyip bitiren,ne karar verebileceğinizi engelleyen o lanet düşünce. allah evlerine ateşler salsın o cümlenin.
devamını gör...
yemek takımı
babaannemin '' kullanma kızım bunları her zaman, misafire sakla '' dediği takımdır. canlarını çıkartana kadar kullandım. hala da kullanıyorum. misafirlerimiz bize isterse eşlik edebilirler efenim.
devamını gör...
sevgiliyi sürekli sorgulamaya başlamak
#1926208 öncelikle selamlar 4 ay önceki elz. senin o çok sorguladığın ve sorgulamalarının sonucunu belirleyemediğin, sürekli olarak çabalamaya değer diye düşünerek devam ettirdiğin ilişkini karşındaki kişi bitirdi. şimdi sorularını yanıtlayabilirim.
gerçekten onunla bir ömrü beraber geçirebilir miyim?
geçiremeyeceksin çünkü ilişkinizi o sonlandırdı.
birbirimizle uyumlu muyuz?
uyumluydunuz. yani en azından böyle düşünüyordun. belki de değildiniz ama güzel anlaşıyordunuz. artık önemi yok.
uzun yıllar boyunca birbirimize katlanabilecek miyiz?
onu bilemem ama sanırım sen katlanamayacaktın zaten. çünkü çok fazla şeyi göz ardı ettiğini fark ettin zaten. çok fazla şeyi sineye çekmişsin. patlamaya her zaman hazır bir bomba haline getiriyorsun kendini sürekli. yapmamalısın.
kavgalarımızın sonu uzlaşmaya gidecek mi?
kuşum zaten sen hiçbir kavgayı kırmak için
dağıtmak için çıkartmıyordun ki? tek derdin kendini ve hislerini açıklamaktı. bir şekilde kavgaya sürüklense de sen hep uzlaşmaya çalışıyordun. yani bu soruya cevabım, eğer sana kalsaydı hep uzlaşmaya giderdi.
o gerçekten doğru kişi mi?
buna cevap veremem sanırım. şu an hissettiklerimi söyleyebilirim yalnızca. değilmiş gibi görünüyor şu an. çünkü uğruna çabalamayan biri senin için doğru kişi olamaz. mesela seni çok sevdiğini ve özlediğini söylüyor. çok pişman olmuş bu kararı verdiğine ama sadece sözleri var. bir çabası yok. uğraşmıyor senin için. böyle basit bir sevgiye sarılacak biri değilsin sen..
ailelerimiz uyuşacak mı?
bu soruyu artık bilemeyeceğiz. zaten cevabının da önemi kalmadı değil mi?
yaşam biçimine ayak uydurabilecek miyim?
ay elz gerçekten neden bu kadar kendine yönelik düşünmüşsün her şeyi? kendinden neden emin değildin be kızım? ayak uydururdun bu arada. çünkü sen istediğin her şeyi yapabilecek kapasitedesin. biliyorsun! kaldı ki o sana ayak uydurmalıydı zaten..
ailesi beni kabullenecek mi?
annesi sana bayılıyordu bir kere! ailesi de kabullenmişti bile..
ailem onu benimseyecek mi?
annenin hiçbir zaman içine sinmemiş, öyle söyledi. bir bildiği vardı demek ki elz. ama eğer senin için uğraşsaydı annenin de buzları eriyebilirdi.
ilişkimiz evliliğe kadar gittiğinde bu ilişkiyi hâlâ istiyor olacak mıyım?
işte bunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz. ve tahmin de edemeyeceğiz. neden biliyor musun? çünkü çok duygusalsın kızım. çok merhametli yaklaşıyorsun. sevgin belki de bir yerden sonra anlayışa dönecekti ve sen bunu fark etsen dahi görmezden gelecektin. bilmiyorum ve bilemiyorum.
sonuç olarak sonlandı ilişkin. senin için sonlandı yani.. çünkü sen kendine olan saygından dönmesine izin vermedin. aslında biliyor musun senin için çok daha öncesinde bitmeye başlamıştı. hatırlıyor musun 3 gün boyunca senden tek bir haber bile almadan hayatına devam etmişti? seni bir gram bile merak etmeden 3 gün geçirmişti. o gün içinde bir şeyler kopmuştu ama sen bunu hep susturdun. hiçbir bahanesi olamazdı zaten sevdiğin kişiyi 3 gün merak etmemenin, yazmamanın, aramamanın. doğru düzgün bir sebebi bile olmadan senden vazgeçmeye kalkan birini tekrar hayatına almadın. seninle gurur duyuyorum.
her ne kadar pişman olsa da kendi istedi size bunu yaşatmayı. ve sen de kararına saygı duydun. ayrıca söylediklerinden etkilenmeyip karşısında dimdik ve kararlı durmana hayran kaldım elz.
onu afallattın. ama affetme olur mu? kendini düşünmeyi bırakma sakın.
her ne kadar sevdiğini söylese de gerçekten seven insan gitmez elz. *gerçekten* seven insan senden vazgeçmeye çalışmaz.
seni, onu sevmediğinle suçlayabilir. kendini açıklama olur mu? çünkü o da biliyor. nereye, kime giderse gitsin ona hissettirdiğin sevgiyi göremeyecek.
istemediğin hiçbir şeyi yapma.
ve her zaman herkesi sorgulamaya devam et. cevabını beklemeyerek sorduğun tüm o soruları zaman senin için cevaplandırıyormuş.
ve, çok güzel sevileceksin sen de. biliyorum elz. sevdiğin gibi sevileceksin. doğru insanı seç olur mu? doğru kişiyi al hayatına. lütfen artık böyle sözde olan sevgilerle yorma kalbini. senin için uğraşan, çabalayan biri olsun.
lütfen.
gerçekten onunla bir ömrü beraber geçirebilir miyim?
geçiremeyeceksin çünkü ilişkinizi o sonlandırdı.
birbirimizle uyumlu muyuz?
uyumluydunuz. yani en azından böyle düşünüyordun. belki de değildiniz ama güzel anlaşıyordunuz. artık önemi yok.
uzun yıllar boyunca birbirimize katlanabilecek miyiz?
onu bilemem ama sanırım sen katlanamayacaktın zaten. çünkü çok fazla şeyi göz ardı ettiğini fark ettin zaten. çok fazla şeyi sineye çekmişsin. patlamaya her zaman hazır bir bomba haline getiriyorsun kendini sürekli. yapmamalısın.
kavgalarımızın sonu uzlaşmaya gidecek mi?
kuşum zaten sen hiçbir kavgayı kırmak için
dağıtmak için çıkartmıyordun ki? tek derdin kendini ve hislerini açıklamaktı. bir şekilde kavgaya sürüklense de sen hep uzlaşmaya çalışıyordun. yani bu soruya cevabım, eğer sana kalsaydı hep uzlaşmaya giderdi.
o gerçekten doğru kişi mi?
buna cevap veremem sanırım. şu an hissettiklerimi söyleyebilirim yalnızca. değilmiş gibi görünüyor şu an. çünkü uğruna çabalamayan biri senin için doğru kişi olamaz. mesela seni çok sevdiğini ve özlediğini söylüyor. çok pişman olmuş bu kararı verdiğine ama sadece sözleri var. bir çabası yok. uğraşmıyor senin için. böyle basit bir sevgiye sarılacak biri değilsin sen..
ailelerimiz uyuşacak mı?
bu soruyu artık bilemeyeceğiz. zaten cevabının da önemi kalmadı değil mi?
yaşam biçimine ayak uydurabilecek miyim?
ay elz gerçekten neden bu kadar kendine yönelik düşünmüşsün her şeyi? kendinden neden emin değildin be kızım? ayak uydururdun bu arada. çünkü sen istediğin her şeyi yapabilecek kapasitedesin. biliyorsun! kaldı ki o sana ayak uydurmalıydı zaten..
ailesi beni kabullenecek mi?
annesi sana bayılıyordu bir kere! ailesi de kabullenmişti bile..
ailem onu benimseyecek mi?
annenin hiçbir zaman içine sinmemiş, öyle söyledi. bir bildiği vardı demek ki elz. ama eğer senin için uğraşsaydı annenin de buzları eriyebilirdi.
ilişkimiz evliliğe kadar gittiğinde bu ilişkiyi hâlâ istiyor olacak mıyım?
işte bunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz. ve tahmin de edemeyeceğiz. neden biliyor musun? çünkü çok duygusalsın kızım. çok merhametli yaklaşıyorsun. sevgin belki de bir yerden sonra anlayışa dönecekti ve sen bunu fark etsen dahi görmezden gelecektin. bilmiyorum ve bilemiyorum.
sonuç olarak sonlandı ilişkin. senin için sonlandı yani.. çünkü sen kendine olan saygından dönmesine izin vermedin. aslında biliyor musun senin için çok daha öncesinde bitmeye başlamıştı. hatırlıyor musun 3 gün boyunca senden tek bir haber bile almadan hayatına devam etmişti? seni bir gram bile merak etmeden 3 gün geçirmişti. o gün içinde bir şeyler kopmuştu ama sen bunu hep susturdun. hiçbir bahanesi olamazdı zaten sevdiğin kişiyi 3 gün merak etmemenin, yazmamanın, aramamanın. doğru düzgün bir sebebi bile olmadan senden vazgeçmeye kalkan birini tekrar hayatına almadın. seninle gurur duyuyorum.
her ne kadar pişman olsa da kendi istedi size bunu yaşatmayı. ve sen de kararına saygı duydun. ayrıca söylediklerinden etkilenmeyip karşısında dimdik ve kararlı durmana hayran kaldım elz.
onu afallattın. ama affetme olur mu? kendini düşünmeyi bırakma sakın.
her ne kadar sevdiğini söylese de gerçekten seven insan gitmez elz. *gerçekten* seven insan senden vazgeçmeye çalışmaz.
seni, onu sevmediğinle suçlayabilir. kendini açıklama olur mu? çünkü o da biliyor. nereye, kime giderse gitsin ona hissettirdiğin sevgiyi göremeyecek.
istemediğin hiçbir şeyi yapma.
ve her zaman herkesi sorgulamaya devam et. cevabını beklemeyerek sorduğun tüm o soruları zaman senin için cevaplandırıyormuş.
ve, çok güzel sevileceksin sen de. biliyorum elz. sevdiğin gibi sevileceksin. doğru insanı seç olur mu? doğru kişiyi al hayatına. lütfen artık böyle sözde olan sevgilerle yorma kalbini. senin için uğraşan, çabalayan biri olsun.
lütfen.
devamını gör...
türkiye’nin en iyi müzik grubu
pentagram
devamını gör...
paul eluard
dadaizm'in sınırlarında dolaşan sürrealist fransız şair. savaşı büyük bir dehşet ve çürümüşlük olarak görmüş, savaş yıllarında yaşadıklarının etkilerini le devoir'de yansıtmıştır. savaş yıllarından sonra dadaizm ile tanışmıştır ve aşağı yukarı aynı zamanda gerçeküstücü akıma katılım sağlamıştır. eluard öyle büyük bir okuma aşkı ile tutuşan bir figürdür ki savaş süresince nereye giderse gitsin kütüphanesi asla yanından ayırmayacak kadar ileri gitmiş hatta basit bir iş için dışarı çıkarken bile bir kaç kitabını yanından eksik etmemiştir. ben bunun hastalığı neticesinde çocukluğunda ve gençlik yıllarında pek eğitim görememesi ve bu süreçte gerçek bir otodidakt olarak kendi kendini eğitme alışkanlığı edinmesinden kaynaklı olduğu kanatindeyim. 20. yüzyılın gördüğü en iyi lirik şairlerden biridir. eski eşi olan ve daha sonra onu salvador dali için terk eden gala ile olan yazışmaları letters to gala isimli kitapta derlenmiştir ve okurken insanın ruhunu yorar. éluard aşkın ve devrimin şairi olarak anıldı ve bu şekilde de öldü. liberté bugün hâlâ özgürlüğün bir sembolü olarak öylece duruyor.
(bkz: la vie immédiate)
(bkz: cours naturel)
(bkz: les yeux fertiles)
(bkz: la rose publique)
(bkz: poèmes politiques)
(bkz: défense de savoir)
(bkz: la dame de carreau)
(bkz: à toute épreuve)
--- alıntı ---
un hiver tout en branches et dur comme un cadavre
un homme sur un banc dans une rue qui fuit la foule
et que la solitude comble
place à l'appareil banal du désespoir
a ses miroirs de plomb
a ses bains de cailloux
a ses statues croupissantes
place à l'oubli du bien
aux souvenirs en loques de la vérité
lumière noire vieil incendie
aux cheveux perdus dans un labyrinthe
un homme qui s'est trompé d'étage de porte de clé
pour mieux connaître pour mieux aimer
où commence le paysage
a quelle heure
où donc se termine la femme
le soir se pose sur la ville
le soir rejoint le promeneur dans son lit
le promeneur nu
moins gourmand d'un sein vierge
que de l'étoile informe qui nourrit la nuit
ıl y a des démolitions plus tristes qu'un sou
ındescriptibles et pourtant le soleil s'en évade en
chantant
pendant que le ciel danse et fait son miel
ıl y a des murs déserts où l'idylle fleurit
où le plâtre qui se découd
berce des ombres confondues
un feu rebelle un feu de veines
sous la vague unique des lèvres
prenez les mains voyez les yeux
prenez d'assaut la vue
derrière les palais derrière les décombres
derrière les cheminées et les citernes
devant l'homme
sur l'esplanade qui déroule un manteau de poussière
traîne de fièvre
c'est l'invasion des beaux jours
une plantation d'épées bleues
sous des paupières écloses dans la foule des feuilles
c'est la récolte grave du plaisir
la fleur de lin brise les masques
les visages sont lavés
par la couleur qui connaît l'étendue
les jours clairs du passé
leurs lions en barre et leurs aigles d'eau pure
leur tonnerre d'orgueil gonflant les heures
du sang des aubes enchaînées
tout au travers du ciel
leur diadème crispé sur la masse d'un seul miroir
d'un seul cœur
mais plus bas maintenant profondément parmi les
routes abolies
ce chant qui tient la nuit
ce chant qui fait le sourd l'aveugle
qui donne le bras à des fantômes
cet amour négateur
qui se débat dans les soucis
avec des larmes bien trempées
ce rêve déchiré désemparé tordu ridicule
cette harmonie en friche
cette peuplade qui mendie
parce qu'elle n'a voulu que de l'or
toute sa vie intacte
et la perfection de l'amour.
--- alıntı ---
(bkz: la vie immédiate)
(bkz: cours naturel)
(bkz: les yeux fertiles)
(bkz: la rose publique)
(bkz: poèmes politiques)
(bkz: défense de savoir)
(bkz: la dame de carreau)
(bkz: à toute épreuve)
--- alıntı ---
un hiver tout en branches et dur comme un cadavre
un homme sur un banc dans une rue qui fuit la foule
et que la solitude comble
place à l'appareil banal du désespoir
a ses miroirs de plomb
a ses bains de cailloux
a ses statues croupissantes
place à l'oubli du bien
aux souvenirs en loques de la vérité
lumière noire vieil incendie
aux cheveux perdus dans un labyrinthe
un homme qui s'est trompé d'étage de porte de clé
pour mieux connaître pour mieux aimer
où commence le paysage
a quelle heure
où donc se termine la femme
le soir se pose sur la ville
le soir rejoint le promeneur dans son lit
le promeneur nu
moins gourmand d'un sein vierge
que de l'étoile informe qui nourrit la nuit
ıl y a des démolitions plus tristes qu'un sou
ındescriptibles et pourtant le soleil s'en évade en
chantant
pendant que le ciel danse et fait son miel
ıl y a des murs déserts où l'idylle fleurit
où le plâtre qui se découd
berce des ombres confondues
un feu rebelle un feu de veines
sous la vague unique des lèvres
prenez les mains voyez les yeux
prenez d'assaut la vue
derrière les palais derrière les décombres
derrière les cheminées et les citernes
devant l'homme
sur l'esplanade qui déroule un manteau de poussière
traîne de fièvre
c'est l'invasion des beaux jours
une plantation d'épées bleues
sous des paupières écloses dans la foule des feuilles
c'est la récolte grave du plaisir
la fleur de lin brise les masques
les visages sont lavés
par la couleur qui connaît l'étendue
les jours clairs du passé
leurs lions en barre et leurs aigles d'eau pure
leur tonnerre d'orgueil gonflant les heures
du sang des aubes enchaînées
tout au travers du ciel
leur diadème crispé sur la masse d'un seul miroir
d'un seul cœur
mais plus bas maintenant profondément parmi les
routes abolies
ce chant qui tient la nuit
ce chant qui fait le sourd l'aveugle
qui donne le bras à des fantômes
cet amour négateur
qui se débat dans les soucis
avec des larmes bien trempées
ce rêve déchiré désemparé tordu ridicule
cette harmonie en friche
cette peuplade qui mendie
parce qu'elle n'a voulu que de l'or
toute sa vie intacte
et la perfection de l'amour.
--- alıntı ---
devamını gör...

