tek işi muhaliflere ve hakkını arayan garibana diklenmek olan güvenlik güçleri ve devletimizin yine üç maymunu oynayacağı olay.

mobile.twitter.com/solcugaz...

uyuşturucuya özendirme, cinayet, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma, tehdit gibi onlarca pis işe bulaşmış bu yaratık hala elini kolunu sallayarak gezebiliyor fakat sıradan vatandaş en ufak eleştiri yaptığında üstüne çökülüyor. birileri “bizden tecavüzcü, sapık kollayıcı olmaz” diye bağırıyordu. bunun hakkında ne düşünüyor acaba merak ediyoruz vatandaşlar olarak.

zamanın ötesinden gelen edit: şahıs sosyal medya baskısıyla “gözaltına alınmıştır.” üç gün sonra salınır, rapunzel birey çıkar; boğaziçli öğrencileri terörist ilan eder. hdp ye çatar. konu kapanır.
devamını gör...

varlığına pek de katılmadığım hastalık.

nasıl ki herkes, mesela mavi rengi sevmiyorsa, herkesin güldüğü şeyler de aynı değil. tamamen zevk meselesi böyle şeyler. sadece gülme konusunda da değil, insanların kırıldığı şeyler bile çok büyük farklılıklar gösteriyor mesela. esprisine "hey kovboy!" dediğim biri bu lafıma aşırı derecede bozulmuştu. hayretler içinde kalmıştım.
devamını gör...

bu nasıl bir ihtiyaçtır şaşarım. ömrüm gitti yalnızlıktan, ben istemem ama kader işte.
devamını gör...

son günlerde gündeme çok sık gelen konu.

daha önce nickaltı kilitleme hakkı başlığında o talebe itiraz etmiştim. gerekçem de, başka sözlüklerde gördüğüm bir durumdu. yani nickaltı kilitli olan yazarlara yönelik şekilde bu kez de "bilmem ne nickli yazar" diye başlık açılarak sol frame'in ırzına geçilmesiydi ve nickaltı kilitlemenin çözüm olmayacağıydı. son günlerde bu düşüncemden vazgeçtim çünkü bu kez sol frame'in ırzına, nickaltına yazılan olumlu yazıların eleştirilmesi nedeniyle açılan çok sayıda başlık geçmeye başladı.

başka bir başlıkta da övgülerin iyi niyetli olduğunu düşündüğümü yazmıştım ama insanlar bu konuya kafayı çok takıp, açılan yeni başlıklara yorum yazmak, görüş bildirmek, var olan, emek verilmiş güzel başlıkları canlandırmak yerine, yazarlara yapılan övgüleri eleştirmek amacıyla sürekli başlık açacaksa bence de nickaltı kilitleme hakkı getirilmeli artık. gerçi hâlâ emin değilim bunun çözüm olacağı konusunda ama deneyebiliriz diye düşünüyorum.

açıkçası 2 saat uğraşıp yazdığım bir başlığa konuyla ilgili 2 satır yazı girmek, beyin fırtınası yapmak yerine, nickaltıma (olumlu ya da olumsuz) yazılması hoşuma gitmiyor. olumlu yazıların tamamı değilse de büyük kısmı -her ne kadar, bunları yazanlara nezaketen teşekkür etsek de ve iyi niyetle yazıldıklarını düşünsek de- sizin de dediğiniz gibi zamanla samimiyetini kaybediyor. olumsuz olanlar ise yazdıklarımızdan çıkıp kişiliğe yönelik hale geldiğinde cevap hakkı doğuruyor ve nickaltı kavgalarına neden oluyor ki bu da sözlüğü amacından saptırıyor. üstelik hiç hoş görünmüyor dışarıdan bakınca.

aklı başında bir insanın buraya geliş nedeninin, kendisi hakkında konuşulması değil, yazdıklarının okunmasını istemesi ve başkalarının yazdıklarını okumak isteği olduğunu tahmin edebiliyoruz. arada sırada takdir edilmeyi her insan ister ama bu başka şeylerin önüne geçmemeli. kimsenin burada çılgınca övülmeye ya da yerilmeye ihtiyacı olduğunu sanmıyorum.

kendi adıma konuşmam gerekirse, bundan sonra nickaltıma yazılanları okumak ya da cevaplamak niyetinde değilim. güzel düşünceleri olanlara buradan peşin peşin teşekkür ediyorum. kötü düşünenleri de kendi kötülüğüyle baş başa bırakıyorum. iyi ya da kötü fark etmeksizin görüş bildirmek isteyen nickaltıma yazmak yerine bana doğrudan mesaj atabilir.

umarım insanlar birbirleriyle uğraşmayı bırakıp, sadece açılan başlık ve girilen tanımlarla ilgilenmeyi öğrenirler.
devamını gör...

seni seviyorum sevgili yazar..
devamını gör...

bu kadim buyruk, zamanla vatikan yetiştirme yurtlarında kalan hristiyan yetimlerinin en önemli amacı olmuştur. bu zorlu yolda bir çoğu psikopos olamadığı için harakiriyle canlarına son vermiştir. "gazoz olma, efsane ol" özdeyişine de ilham olduğu söylenir.
devamını gör...

bu bölümü okurken tarih, edebiyat, psikoloji, felsefe, siyaset ne ararsanız her alanda en azından başlangıç seviyesinde bilginiz olur. bölümden baya bilgili ve bilinçli bir insan olarak mezun olursunuz (bu biraz da size bağlı tabi ki). sürekli ama sürekli bir şeyler okumanız ve yazmanız istenir. ingilizce öğretmenliğini kazanamayan kişiler tercih etse de aslında öğretmenlik okumaktan daha zordur. o kadar çok şey hakkında bilgili olmanız gerekir ki beyniniz yanar. evet bölümü bitirince bin bir türlü alana yönelebilirsiniz ama ben iş bulmanın pek de kolay olduğunu düşünmüyorum, hele de doğuda adı duyulmadık bir üniversitede okuyorsanız işiniz çok zor. 15k dan daha kötü yaptıysanız direkt mezuna kalın. öğretmenlik istiyorsanız, edebiyatla alakanız yoksa bu bölümü okumayın zaten bırakmak durumunda kalabilirsiniz. japonca, korece gibi dillere ilginiz varsa kesinlikle oraya yönelin, iş bulursunuz. genelde öğrencileri arasında yobaz çıkmaz, çoğu özgürlüğüne düşkün bazen de dinsizdir. ide okuyan öğrencilerin baya eğlenceli olduklarını düşünüyorum. çomü düşünen kişiler varsa okul baya vasat olarak bilinse de bölümdeki hocalar baya baya iyiler. iş bulmak kolay olur mu? bilemem.
devamını gör...

karl marx'ın kızı ile sıkı fıkı ilişki içerisinde olan paul lafargue'a yazdığı mektubu. mektubunda lafargue'ıın tembelliğinden yakınıp kızı ile arasındaki ilişkiye mesafe koymasını, ciddi olmadığı takdirde kızı laura'dan uzak durmasını tembihliyor.


--- alıntı ---
azizim lafargue,

aşağıdaki tespitlerimi iletmeme izin vereceğinizi umuyorum.

1. eğer kızımla ilişkilerinizi sürdürmek istiyorsanız, ona ‘kur yapma’ tarzınızdan vazgeçmeniz gerek. gayet iyi biliyorsunuz ki henüz verilmiş bir evlenme sözü yok ve hiçbir şey belli değil. laura usulüne uygun şekilde nişanlınız olsaydı da, bu işin uzun vadeli olduğunu unutmamanız gerekirdi. fazla samimiyetin yol açacağı davranışlar da burada uygunsuz kaçıyor. çünkü bu durumda iki sevgilinin birbirlerine güçlü arzular duydukları halde aynı yerde oldukça uzun süre birbirlerine yaklaşmadan yaşamaları gerekiyor.

2. yalnızca bir haftalık bir jeolojik dönem içinde bile tavırlarınızdaki değişikliği dehşet içinde izledim. fikrimce gerçek aşk, ihtiyat, tevazu ve hatta aşığın maşuğa karşı çekingenliği içinde ifade edilir. asla ihtiras içinde kendini kapıp koyuvermekle ve zamansız samimiyet gösterileriyle değil. siz bu karmakarışık mizacınızı sergilediğinizde, kızımla davranışlarınız arasına aklımı koymak da bana düşüyor. eğer ona olan sevginizi londra boylamıyla uyarlı bir biçimde göstermekten acizseniz, tavsiyem onu uzaktan sevmenizdir. bunun üzerinde daha fazla durmayacağım.

3. laura’yla olan ilişkilerinizi belirginleştirmeden önce ekonomik durumunuza ilişkin ciddi bilgiye ihtiyacım var. kızım işleriniz hakkında bilgi sahibi olduğumu zannediyor. oysa yanılıyor. bu sorunu şimdiye kadar ortaya atmadım çünkü kanımca bu girişimin sizden gelmesi gerekirdi. biliyorsunuz ki elimde avucumda ne varsa hepsini devrimci mücadeleye harcadım. buna pişman değilim. tersine, eğer hayata yeniden başlayacak olsaydım yine aynı şekilde hareket ederdim. yalnız, evlenmezdim. gücüm yettiğince kızımı, annesine hayatı zehir eden zorluklardan kurtarmak istiyorum. benim dolaysız etkim olmasa (bu benim açımdan zayıflıktır) ve sizle dostluğum kızımın seçimlerini etkilemese, bu iş hiçbir zaman bugünkü halini almazdı. o nedenle ağır bir kişisel sorumluluk taşıyorum. şu anki durumunuza gelince, bunun peşine düşmemiş olsam da, elime geçen bilgiler pek tatmin edici değil. fakat bunu bir kenara bırakıyorum. genel durumunuza gelince, henüz öğrenci olduğunuzu, fransa’daki kariyerinizin liege olayı nedeniyle yarı yarıya çökmüş olduğunu, ingiltere’ye intibak edebilmeniz için en gerekli araç olan dilin sizde çok eksik bir unsur olduğunu ve en iyi halde bile başarı ihtimallerinizin (?) ne kadar şüpheli olduğunu biliyorum.

gözlemlerimden çıkardığım sonuca göre, işlere heyecanla başlamanıza ve iyi niyetinize rağmen, çalışkan bir mizaca sahip değilsiniz (not: lafargue daha sonra tembellik hakkı’nı yazdı). bu şartlar dahilinde kızımla birlikte hayat gemisine binebilmeniz için size dışarıdan destek gerekecek.

ailenize gelince, hiçbir şey bilmiyorum. bir miktar zenginliğe sahip olduklarını farz etsek bile, bu onların sizin için fedakarlığa katlanmaya pek hevesli olduklarını kanıtlamaz. dahası onların sizin bu evlilik projenizi nasıl karşıladıklarını bile bilmiyorum.

tekrar ediyorum, bütün bu noktalar hakkında bana olumlu açıklamalar gerekiyor. zaten hayata gerçekçi şekilde bakan siz de kızımın geleceğine idealist bir bakış açısıyla bakmamı beklemezsiniz. şiiri ortadan kaldırmayı düşünecek derecede müspet bir insan olan sizin, kızımın zararına olacak şekilde şairane davranışlarda bulunmamanız gerekir.

4. bu mektuptan doğabilecek bütün yanlış anlamaları önlemek için size şunu bildiririm ki, hemen şimdi evliliği akdetme iktidarına sahip olsaydınız bile bu yine de olmazdı. kızım reddederdi. ben de şahsen bu işe itiraz ederdim. evlenmeyi düşünmeden önce olgun bir adam olmanız ve hem sizin hem de kızım için uzun bir tecrübe dönemi gerekiyor.

5. bu mektup ikimizin arasında sır olarak kalırsa çok memnun olurum.

cevabınızı bekliyorum.

en iyi dileklerimle,
karl marx

--- alıntı ---

alıntı: etilen sosyete
devamını gör...

silahlı kuvvetlerin, en estetik ve şık üniformasına sahiptir d.k.k. aksini iddia edecek olan varsa, etmesin.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
yazlık deniz askeri personel üniforması
devamını gör...

niye ya? niye bir kere? toy ve aptal halimizle bir hata ettik diye; tek hakkımızı aptalca mı harcamış oluyoruz?
yok efendim öyle yağma!!!
insan sadece bir kere aşık olmaz. yüzünü bile hatırlamadığım biri yüzünden niye bu hakkımı kaybetmiş olayım?
devamını gör...

hiç biridir efendim.

o süt diye satılan şeyler süt değil süt tozudur.

ne kendiniz için ne de başkasına içirin.

zehirden başka bir şey değildir.
devamını gör...

saksı isimli yazar arkadaşımızın ukdesi.

sözlükte 'söz geçirme gücü, otorite' anlamına gelen sözcüktür.

aynı zamanda 'geçme, işleme, etki etme' anlamına da gelir.
devamını gör...

önüne bakmamaktır. direğe toslayabilirsiniz.
devamını gör...

egolu insanlar.
devamını gör...

milletimizin bihaber olduğu, son derece mühim meseledir.
çevremizi gözlemlediğimizde, ağzı açlıktan kokan nicelerinin cep telefonlarıyla övündüklerini görürüz.
devamını gör...

kafa sözlüğün özeti..
bir de (bkz: yazılandan önce yazara bakmak)
devamını gör...

türkiye'nin yanılmıyorsam 5. büyük şehri. ılıman bir iklime sahiptir. insanları fevridir ama çok sıcak kanlıdır. tam bir öğrenci şehridir ev fiyatları hariç. güzel yerdir günümüz türkiye şartlarında, gidip bir daha gelinmemesi gereken bir yerdir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

1995’in temmuz ayında (bkz:srebrenitsa) kentinde sırp saldırılarından kaçan binlerce boşnak, bm tarafından "güvenli bölge" ilan edilen ve 400 hollandalı barış gücü askeri tarafından korunan şehre sığındı. sığınmacılardan yaklaşık 25.000’i, barış gücü askerlerince srebrenitsa'ya birkaç kilometre mesafedeki potaçari’de bulunan bir akü fabrikasına yerleştirildi. fabrikadaki savunmasız binlerce boşnak, hollandalı askerlerce 11 temmuz 1995’te ratko mladiç, namı diğer "sırp kasabı", komutasındaki sırp askerlerine teslim edildi. askerler 12 yaş üstü tüm erkekleri bir yana, kadınları da diğer yana ayırdılar. kadınlara tecavüz edildi, erkekler ise kamyon ve otobüslere doldurularak ölüme götürüldü.
devamını gör...

uyandı, şöyle bir gerindi. her zamanki gibi huzurlu uyumuştu. ne kadar şükretse azdı.
etrafına bakındı, kendine gelmesi zaman alacaktı.

evde dolaşmaya başladı. ev arkadaşları çoktan uyanmıştı.
açıkçası umurunda bile değildi. dengesiz uykularıyla mutluydu. zaten kendisine karışan da yoktu.
bir kez olsun erken yat, biraz kendine çeki düzen ver dememişlerdi.

onu en çok seven arkadaşı da kendisi gibiydi. ne zaman uyuyacağı ne zaman uyanacağı hiç belli olmazdı. sakindi.
ama bazen beklenmedik şeyler yapabiliyordu. ufak tefek şakalar falan işte. sanki çocuktu. koca adamın yapacağı şey miydi? ev birbirine giriyordu. sırf bu yüzden onunla kavga bile ediyordu. yumruklaşmalara varan kavgalar hem de. arkadaşının kanını akıttığı çoktu. kavga bittiğinde ise herkes köşesine çekiliyordu.
tabi sonra arkadaşı pişman olup ona en sevdiği tatlıdan ikram ediyordu. içinden 'sen tam bir türk'sün, ne olur maddi bir şeyle gönlümü alacağına düzgün davransan' diye geçiriyordu. ama onu değiştiremeyeceğini biliyordu. yine de seviyordu keratayı!

ısınma barında esneme hareketlerini yaptı. artık kendine gelmişti. köşesine çekilebilirdi.
pencere kenarında günün aydınlanışını seyretmeye bayılırdı. gözlem yapmayı pek severdi. saatlerce dışarıyı seyrederdi.
bir de pek bi yakışıklıydı.
karşı komşunun kızları onu gördüklerinde pencereye üşüşürlerdi. ne olurdu bir kere de onu yakından görselerdi. ama ne mümkün hiç pas vermezdi.

bir şeyler yese iyi olacaktı. kahvaltıyı yapayım biraz daha uyurum diye düşündü.
ama o da ne arkadaşı gülerek yanına yaklaşıyordu. bu işte bir iş vardı. göz bebekleri büyüdü, kaçsa iyi olurdu. nasıl olsa ondan hızlıydı.
hamlesini yaptı fakat nasıl olduysa arkadaşı onu birden yakalamıştı. böyle şans mı olurdu. kavga etmeselerdi bari.
ama daha kötüsü oldu. arkadaşı onu öpücük yağmuruna tutmuştu. ne anlıyordu şu öpücük işinden. neyse ki fazla uzatmadı da rahat bir nefes aldı. kahvaltısını yaptıktan sonra hemen uyku faslına geçti. allah'tan uykusunda rahat veriyorlardı.

uyku demişken uyuma işini kendisinden daha iyi yapan yoktu. arkadaşı onu ne zaman uyurken görse 'bir kere de ben böyle uyusam ne olur' diye iç geçirirdi. ama bu imkansızdan öte bir şeydi.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim