yorgun bir şekilde dışardan eve geldiğinde en sevdiğin yemeğin evde hazır seni bekliyor oluşu
devamını gör...

bir an ifşamın çıktığını sandığım başlık.

(bkz: napıyorsunuz arkadaşlar)

ayrıca jennifer lopez mıçımı yesindir.
devamını gör...

--- alıntı ---

1966 yılında, amerika'nın tanınmış yalan makinası uzmanı cleve backster, güvenlik görevlilerine poligraf aygıtı'nı kullanımı eğitimini verdiği okulunda uykusuz bir gece geçirirken, sırf eğlence olsun diye yalan makinasının elektrotlarını kocaman yapraklı tropikal bir bitkinin üzerine yerleştirdi. yalan makinası çeşitli korku, sevinç, şaşkınlık gibi durumların elektriksel değişimlerini ölçtüğüne göre, belki bitki de sulandığında seviniyordur diye düşündü.

bitkiyi suladığındai dalvanometre zikzaklar aşağı doğru indi. oysa bacskter yukarı doğru bir hareket bekliyordu. bitkinin yaprağını sıcak kahveye soktuğunda da beklediği tepkiyi göremedi. sonunda kibriti alıp bitkiyi yakmayı düşündüğünde herşey değişti. bitki çılgınca galvanometrenin ibresini tavan yaptırdı. backster duruma inanamadı. "nasıl yani?" dedi kendi kendine. "bitki düşüncelerimi mi okudu?"

insanlık tarihinin önünde yeni bir dünya açılıyordu artık. deneyler deneyleri kovaladı. bitkilerin sadece düşünceleri okumakla kalmayıp, çevrelerindeki herşeyi hissettikleri de çıktı ortaya.kaynar suya atılan karideslerin ölümlerini, birinin eline iğne battığında duyduğu acıyı da hissediyordu bitkiler. hatta kilometrelerce ötede yaşanan sevinç ve üzüntüleride hissediyordu. korkudan baygınlık dahi geçiriyordu.

birgün şehir dışından gelen bir botanikçi içeri girdiinde büyün bitkiler sessizleşti. hiç birinden tepki gelmiyordu. sanki hepsi birden sessizliğe bürünmüştü. o botanikçi havaalanından uçağa binip gittikten 45 dakika sonra yeniden tepki vermeye başladılar. botanikçinin bitkileri kurutup ölçümler yaptığını öprendiğinde neden öyle tepki verdiklerini anlamış oldu backster.

bacster yeni bir deney tasarladı. 6 yardımcısına aynı gece aynı saatlerde yapmak üzere farklı görevler verdi. görevlerden biri gece yarısı gelip labaratuvardaki bitkilerden birini parçalamaktı. ertesi gün o gece bitkiyi parçalayan yardımcı içeri girdiğinde, bütün bitkiler çılgınlar gibi haykırmaya başladı. galvanometrelerin neden tavan yaptığını böylece daha iyi anlamış oldu backster.

bu deneyden sonra anlaşıldı ki bitkiler sadeece hissetmiyor, aynı zamanda hafızaları da var. ve amerika a bazı adli vakalarda bitkilerin şahitliğine başvurulmaya başlandı. bitkiler asla yanlış sonuç vermiyordu, çünkü yalan gibi birşeyin varlığından haberleri dahi yoktu. bu çalışmalar makale olarak yayınlanmaya başlayınca, dünyanın dört bir yanında bilim adamları konu üzerine çalışmalara başladılar. sonuçlar ise inanılmazdı.

koparılmış bir yaprak kendisine güzel sözler söylenmesi durumunda normal yapraktan aylarca daha uzun süre canlı kalabiliyordu.120 kilomete ileride ki bir acıyı, sevinci hissedebiliyor, insanların düşüncelerini okuyabiliyor, kötülük yapanları hafızasına kaydedebiliyor. aynı zamanda bu bilgileri diğer bitkiler ilede paylaşıyor, kendisine kötü davranılan bir bitki üzüntüsünden intihar dahi edebiliyor. yanındaki bitkinin susuz kalması durumdan kendi suyunu onunla paylaşıyor.

bitkiler, bütün canlılarla iletişim kurma konusunda bizim hayallerimizin ötesinde bir hassasiyete sahip. her biri doğanın bir parçası. belki birgün onları daha iyi anlama imkanımız olursa belki bize tarihin bütün yaşanmışlıklarını anlatabilirler.

--- alıntı ---
kaynak:bitkilerin gizli yaşamı-peter tompkins.
devamını gör...

insanların yüz yüze iletişim kurmaya kıyasla çevrimiçi iletişim kurarken daha az kısıtlanmış hissetmesi. örneğin: insanlar anonimken daha az utangaç, fikirlerini daha rahat dile getirebilen kişilere dönüşüyor. rahatlık olarak avantajlı gözükse de normal hayatta söyleyemeyeceği şeyi sosyal medyaya ve anonimliğine güvenerek rahatça söyleyebiliyor hatta sınırı aşabiliyor.

olumsuz sonuçlarından biri de siber zorbalık.
devamını gör...

gündem hakkında iki kişinin karşılıklı diyalogları şeklinde bir program olsa ne güzel olurdu.
hatta interaktif olması için o iki kişi mesaj kutularından diğer radyoyu dinleyen dinleyicilerle iletişime geçip sadece iki kişiyle sınırlandırmaya bilirler.
devamını gör...

dizideki mehmet fikret hazarbeyoğlu karakteri lucifer arkadaşımıza verilebilir.
devamını gör...

ilk roman değil modern anlamda ilk roman olan kitabın yazarı ve iyi bütün yazarlara ilham kaynağı olan yazardır.

1571 yılında inebahtı deniz savaşında osmanlı devletine esir düşmüştür. bütün dünyayı etkisi altına aldığı eseri don quijote'yi esareti bittikten sonra kaleme almıştır.
devamını gör...

doğrudur tespih yapımında da kullanılır ama her kuka tespih denilen tespihçiye de inanmamak lazımdır.
devamını gör...

dahil olduğum liste.

şimdi merakla ve heyecanla yoldaş'tan gelecek olan "mars'cığım, hangi kitapları istemiştin?" mesajını beklemekteyim. kalan yazarlar acele edebilir mi lütfen? *
devamını gör...

insan her konuda fikir geliştirebilir. bu temel fikir araştırdıkça, okudukça, öğrendikçe pekişir; zaman zaman değişir, zaman zaman da gelişir. mesele fikir geliştirememişken "bilmiyorum" diyebilmektedir. bilmemek değil***, bilmediğini kabullenememektir ayıp sayılması gereken.

her neyse, demem o ki, sorun burada değil demek ki.

sorun, "her konudaki fikrini koşulsuz şartsız doğru kabul eden insan" olmakta işte. cahil insan; her konuda fikri olan insan değil, kendi görüşünden başka görüşlere kulağını tıkayan insandır. eleştiri kabul etmeyen insandır. yoksa insanların fikirlerinin olması ve bunları diledikleri gibi paylaşabilmeleri ne güzel şey.
devamını gör...

yaptığı hiçbir kek kabarmayan yeteneksiz beyden pek farkı yoktur. ikisinin de ortak noktası beceriksiz insan olmalarıdır.

püf noktalara gelince; hemen dolaptan çıkartılıp kullanılmamalı süt yumurta vs.
sonra şeker ve yumurtanın güzel çırpılması ve unun elenmesi gerek. mümkünse bir buçuk paket kabartma tozu kullanmayı adet edinsinler. kabartma tozu olmadığı durumda karbonat da olur ama aşırısı kekin tadını mahveder. son olarak hazırlanan harcı çok fazla bekletmeden fırına gönderin. hemen açmayın. afiyet olsun.
devamını gör...

cinsiyet(sex ) biyolojik anlamda erillik ve dişilik ve arada kalan spektrumdaki çeşitliği kapsar.
cinsiyeti sadece kişinin sahip olduğu cinsel organa göre kadın ve erkek olarak sınıflandırmak bilimsel anlamda yanlıştır. cinsiyetin belirleyicisi sadece cinsel organ değildir.
kromozomlar, genler, gonads, sahip olunan cinsel organ veya organlar, hormonlardır birincil ve ikincil cinsiyeti belirleyen.
cinsiyetin binary değil bimodaldır.

ortalama olarak, erkekler xy kromozomlarına sahip olma eğilimindedir ve dişiler xx kromozomlarına sahip olma eğilimindedir. bununla birlikte, cinsiyet kromozomları 16 farklı doğal varyasyonda geniş bir yelpazeye sahiptir.
45, x, turner- 45,x/46, xy mozaikleşme-46, xx/xy -47, xxx trisomy x -47, xxy, klinefelter -47, xyy normal phenotype -48, xxxx -48, xxxy -48, xxyy-49, xxxxy -49, xxxxx-xx male syndrome -xx gonadal dysgenesis -xy gonadal dysgenesis .

kimi kişiler doğuştan birden fazla cinsel organa sahiptir. hermaphrodite bireyler kromozomlar ve hormonların etkisiyle genelde ergenlik döneminden itibaren kadın, erkek, farklı oranlarda her ikisi ya da hiç biri olarak tanımlayabilirler kendilerini.
cinsiyet (sex) ve cinsiyet rolleri (gender roles ) ve cinsel kimlik (gender id) aynı şey değildir ancak birbiriyle ilintilidir. cinsel kimlik yine binary değildir.
tarih boyunca cinsiyetin ve cinsel kimliğin binary olmadığı pek çok kültür vardır. amerika yerlileri-two spirit, hintliler - hijra, hawaian- mahu, samoans - ffa’afafine, tongan- fakaleiti, tayvan -maohi vb. buna örnek gösterilebilir.
bugün cinsel çeşitlilik ve katılımcılık çalışmalarını yürüten ülkelerde cinsiyetin binary olmadığı kabul edilmekte ve tüm yasal formlarda kişiler kendi cinsiyetlerini kendi tanımlamalarına uygun olarak ifade edebilmektedirler. işte, okulda kısacası toplumsal yaşamda kişilere sadece görünüşlerine dayalı olarak değil ancak kendilerini tanımladıkları cinsiyete uygun olarak hitap etmek zorunluluğu vardır.
cinsiyet, cinsel kimlik ve cinsel yönelim konusunda son derece bilgisiz olan türkiye'nin bunların hepsi eşcinsel tanımsal tanımlaması yanlıştır.
bilimsel olarak cinsiyetin ikili olmadığı ispatlanmasına rağmen, farklı cinsiyetleri, cinsel kimlikleri kabul etmemek bu anlamda yerçekimi yoktur, depremler sarı öküz başını salladığı için olur, covid 19 yoktur demekle aynı noktadır. sizin toplum olarak neye inandığınız gerçeği değiştirmez. tıpki gözlerinizi kör etmenin dünyanın var olduğunu gerçeğini değiştirmeyeceği gibi.
(bkz: cinsiyet)
(bkz: cinsiyet ve cinsel kimlik farkı)
ekleme : yazdıklarını anlamadık diyenler için gösterelim.
(i:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
)
devamını gör...

bazen sıradan şeyler insanı hüzünlendirmeye yeter. bir bakış, bir melodi, ağır ağır yürüyen bir kaplumbağa mesela; acaba ne zamandan beri yollardadır?..

sabahattin ali'nin canı aliye'ye ve ruhu, bir tanecik kızı filiz'e yazdığı mektuplar, o sıradan fakat sıcacık mektuplar da insanı hüzünlendirmeye yeter. belki de ali'nin o feci, hak etmediği sonunu bildiğimizdendir bu. onu can yoldaşı aliye'den, ateşi çıksa endişeden dört döndüğü yavrusu filiz'den, sevdiği ilkbahardan ayıran o sonu düşünür hüzünleniriz. ''ihtiyarlığımda çekilmez biri olacağım hakkındaki iltifatına teşekkür ederim. ama bu tahminin doğru çıkmayacak sanırım. çünkü ihtiyarlayacağımı kim söyledi? hep genç kalacağım.'' sözünün doğru çıkmasına hüzünleniriz.

sıkıntılarla geçmiş bir hayat.. ilkbaharı çok seviyor diye kendisine gül bahçesi vadedilmemiş nihayetinde, mahkemelerde acaba bu sefer kaç ay yatacağım endişesiyle geçmiş günleri. kendi deyimiyle dünyada rahat yaşamak için aptal olmak gerektiğini bildiği halde aptal olmaktansa rahatsız bir yaşam sürmeyi tercih etmiş. bir kadınla tanışmış, mehtaplı gecelerde benim de bayıldığım ay ışığının altında yürüyüş yaparken kendisine eşlik etmesini isteyecek değerde bir kadınmış bu kişi; aliye.

mektuplaşmışlar, birbirlerine içlerini, düşüncelerini, fikirlerini, duygularını açmışlar. sabahattin ali, yazdığı öykü ve şiirleri göndermiş aliye'ye. nahif benliğini kelimelere dökmüş, biz okuyanlara da bıkmadan o güzel sözlerin hepsinin altını teker teker çizmek düşmüş.

içinde müthiş bir neşe, kibarlık fakat aynı zamanda hüzünlü, belki umutsuz bir yön var. en azından 1935'ten 1948'e kadar yazdığı mektuplardan bunu hissettim. sonlara doğru o felaket sonu bildiğimden dolayı gözlerim dolmadı değil. o son mektubu okumak, ve mektubun fazlaca sıradan olması, veda bile edememesi dokundu belki de. gerçi vedalardan da nefret ederim. fakat ''allahaısmarladık'' bile diyememesi haksızlık gibi geldi.
zaten bakarsanız, hakkında inceleme yazılamayacak bir derleme bu kitap. bu kadar sıradan fakat aynı zamanda çok özel mektuplar hakkında ne yazıp çizebiliriz? adam düşünmüş, hissetmiş, sevmiş, merak etmiş, endişelenmiş, yazmış. bize sadece okuduktan sonraki duygu ve düşüncelerimizi paylaşmak düşer.
devamını gör...

saçlarım sert ve kalın telli olduğu için yapamadığım eylemdir.

çok özenirim aslında uzatanlara ama ben deneyince martı yuvası gibi oluyor ve hiç yakışmıyor.
devamını gör...

okunmaya değer kaliteli ve güzel paylaşımları ile kendini belli eden değerli bir yazardır. güzel kafa sözlük ailemize hoş gelmiş. keyifli yazmaları olsun.
devamını gör...

' unutmak olmazsa insanoğlu nasıl yaşardı bunca acı ortasında.'
-mavi kuş, mustafa kutlu
devamını gör...

sonuna kadar izleyemedim, üzgünüm. az buçuk inancım var oda bu hıyar yüzünden gitmesin.
devamını gör...

asıl burada yalnızca eğitim durumu üniversite seviyesindeki insanlarla bir komün oluşturulmak istense sözlük saman alevi olur.

ayrıca sözlük dediğin toplumun aynası olmalı, bir sürü farklı sosyo-ekonomik durumdan insanı okumak çok daha keyifli. bazen çok fazla streotype sıkıcı gelebiliyor fakat yalnızca üniversite mezunu insanlarla yazmak eminim çok daha kötü olurdu.

itü sözlük, metu sözlük orada duruyor çok istiyorsan oraya git kimse burada silah zoruyla yazmaya zorlanmıyor.
devamını gör...

aklıma bir dolmuş muhabbeti geldi. bir gün dolmuşta giderken yolculardan biri(önümdeki) , sokakta yürüyen bir kadın için: 'cık cık cık şu bağyana bak.nasıl giyinmiş?!ailesi nasıl izin veriyor böyle çıkmasına....' (söylenirken kafası namazda selam verir gibi kadını süzüyordu biz arabayla giderken) neyse sonra adam indi. yanımdaki adam başladı 'ulan (ibonun yıldız tilbeyi elinden aldığı kişilerin tekil hali) senin gözlerin sevişiyor (sokak diliyle) . kadını gözlerinle sevdin! burda. hayvan adama bak. bir de nutuk çekmeye çalışıyor. ' (bu da böyle bir anımdır )
devamını gör...

aile dizimiyle ilgili olan durum. direkt anne veya babadan değil tüm sülaleden alabilirsiniz bu korkuları. farklı farklı versiyonları olmakla birlikte genel örnekler verirsek,

mesela klostrofobiniz var. belki de çok eski zamanlarda atalarınız bir yerden göç ettirilirken günlerce trenlere kapatıldılar.

sizin okb'niz var çünkü geçmişte ailenizden biri tecavüze uğramıştı.

dedeniz annesini kaybetmiş ve annesiz büyümüştür, bunun acısını çekmiştir siz de annenize abartı derecesinde düşkün ve onu kaybetmekten korkuyorsunuzdur.

ya da ailenizden biri büyük bir kötülük yapmış ve bedelini ödememiştir şimdi verdiğiniz yanlış kararlarla onun bedelini siz kendinize ödetiyorsunuzdur.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim