pofuduk
türk dil kurumu sözlüğünde neden bulunmadığını anlamadığım ama olması gerektiğine canı gönülden inandığım, güncel konuşma dilinde çokça kullanılan sözcüktür. genelde çocukların kullanımında yoğun olarak rastlanan sözcük güzel bir sevgi ve beğeni ifadesi olarak kullanılmaktadır.
bir yabancı dil öğretmeni olarak bütün dillere büyük bir tutku ile bağlı olduğum için dillere katılan yeni sözcükler beni her zaman büyülemiştir. ama türkçenin resmiyette bu konuda çok tutucu olduğunu düşünüyorum. yeni sözcükler eğer mantıklı iseler dilleri güçlendirir.
sözcük aslında mantıklı bir temele oturtularak sözlüğe ve sözcük dağarcığımıza katılabilir bence.
pofurdamak diye bir sözcük vardır sözlükte. can sıkıntısını belli etmek için yanakları şişirdikten sonra havayı pof sesi ile dışarı vermek için kullanılır. pofuduk sözcüğü de burdan hareketle türemiş olabilir. zira despicable me’den hatırlayacağımız gibi agnes’in yanakları çok pofuduktur.
pofuduk kelime anlamı olarak yumuşak ve hafif, sevimli ve yumuşacık anlamına gelir. bu kadar sevimli bir sözcüğün sözlük dışında kalıp resmiyet kazanmamış olması gerçekten büyük bir kayıptır.
yanakları pofuduk olan insanlara sesleniyorum: dünyanın bütün pofudukları birleşin!
bir yabancı dil öğretmeni olarak bütün dillere büyük bir tutku ile bağlı olduğum için dillere katılan yeni sözcükler beni her zaman büyülemiştir. ama türkçenin resmiyette bu konuda çok tutucu olduğunu düşünüyorum. yeni sözcükler eğer mantıklı iseler dilleri güçlendirir.
sözcük aslında mantıklı bir temele oturtularak sözlüğe ve sözcük dağarcığımıza katılabilir bence.
pofurdamak diye bir sözcük vardır sözlükte. can sıkıntısını belli etmek için yanakları şişirdikten sonra havayı pof sesi ile dışarı vermek için kullanılır. pofuduk sözcüğü de burdan hareketle türemiş olabilir. zira despicable me’den hatırlayacağımız gibi agnes’in yanakları çok pofuduktur.
pofuduk kelime anlamı olarak yumuşak ve hafif, sevimli ve yumuşacık anlamına gelir. bu kadar sevimli bir sözcüğün sözlük dışında kalıp resmiyet kazanmamış olması gerçekten büyük bir kayıptır.
yanakları pofuduk olan insanlara sesleniyorum: dünyanın bütün pofudukları birleşin!
devamını gör...
göz kararı ile yemek yapmak
yıllanmış ev hanımlarının rutini.
annem böyle tarif verir. ya hu kadın! bu yemeği sadece bir kere yapmak için yeterli olabilir lakin -ki öyle değildir ha!- bu yemeği bana öğretmek istiyorsan azıcık ölçü yer gözünü yediğim ya. hof yıldım!
annem böyle tarif verir. ya hu kadın! bu yemeği sadece bir kere yapmak için yeterli olabilir lakin -ki öyle değildir ha!- bu yemeği bana öğretmek istiyorsan azıcık ölçü yer gözünü yediğim ya. hof yıldım!
devamını gör...
kelebek etkisi
bir sistemin verilerindeki küçük değişikliklerin büyük sonuçlar doğurmasıdır. en ünlü örneği ise amazon ormanlarında bir kelebeğin kanat çırpması ,abd'de fırtına kopmasına neden olabilir(edward l. lorenz'in vermiş olduğu örnek)
devamını gör...
iran halısı
sahip olmak istediğim ev eşyası.
şöyle en yoğun kırmızısından, yeşilinden olsa fena mı olur?
salona sersem onu.
üstünde otursam, çay içsem kitap okusam, tv izlesem vb.
var bizim de bir hayalimiz elhamdülillah.
şöyle en yoğun kırmızısından, yeşilinden olsa fena mı olur?
salona sersem onu.
üstünde otursam, çay içsem kitap okusam, tv izlesem vb.
var bizim de bir hayalimiz elhamdülillah.
devamını gör...
bezzaz
osmanlı döneminde, kumaş ve bez satan esnafa verilen isim. şimdiki manifaturacı'ya karşılık gelen meslek.
devamını gör...
tepelerin kocakarisi
özellikle kitap/ dizi incelemelerini çok severek okuduğum,ayrıca mizahını da çok sevdiğim yazarlardan. #1793574 okurken gerçekten sesli güldüm*. ayrıca behind her eyes’a en yakın zamanda başlayacağım; tavsiye ettiğim arkadaşım hala etkisindeymiş.
duru, akıcı, tam dozunda, ne eksik ne fazla yazan yazarlardan. okumaktan ve sayfasını ziyaret etmekten çok mutlu olduğumu belirteyim. ellerinize sağlık sevgili yazar. daim olun.
duru, akıcı, tam dozunda, ne eksik ne fazla yazan yazarlardan. okumaktan ve sayfasını ziyaret etmekten çok mutlu olduğumu belirteyim. ellerinize sağlık sevgili yazar. daim olun.
devamını gör...
kitap kulübü hakkında her şey
henüz kitabın önsözü bitmemişken, sonunu konuya dahil edene öfkeyle bakmak için geldim.
biri bunu yapmalı değil mi? kesinlikle...*
biri bunu yapmalı değil mi? kesinlikle...*
devamını gör...
babayla olan ilişki
benim bir türlü düzeltemediğim ilişki. olmuyor. yapamıyoruz. çabalamayalım istersen.
devamını gör...
rejeneratif fren
enerjinin 2 form arasında dönüşmesini kullanarak, elektrikli araçların bataryasına katkı sağlayan sistem. bu arada (bkz: elektrikli otomobillerin çalışma prensibi)
arabanızı çalıştırırken, gaza basarken, ona bir enerji vermiş olursunuz. dururken da verilen bu enerjinin kullanılmamış olan kısmının bir yerlere yönlendirilmesi gerekir çünkü enerji, korunum yasası gereği, vardan yok olmaz, sadece başka bir tür enerjiye dönüşebilir. bu fren sistemi de bunu sağlar.
olay tamamen, motorun sahip olduğu torkun, sistem hızıyla aynı yönlü olup olmamasına bağlıdır. frene basıldığında torkla hız ters yönde çalışır. normalda araba ilerlerken, lityum iyon piller gereken elektrik enerjisini sisteme sağlarlar. frene basıldığında pilden gelen enerji ters yönlü olarak tekrar pile doğru yönlendirilir.
bu sistem, yukarıda bakınız verdiğim başlıkta da anlattığım tek pedallı sistem olup, tek başına arabanın durması için yeterli değildir. sadece arabanın hızını azaltmaya yönelik çalışır. bu nedenle ezelden beridir bildiğimiz normal fren sistemiyle birlikte kullanılır. eğer ani bir fren yapmanız gerekirse bu pedala değil, esas fren pedalına basmanız gerekir çünkü bu sistemde motor, harekete geçmek ve ilerlemek için kademeli olarak artması gereken yeterli torku üretebilir ama ani duruşlar için gereken negatif torku hızlıca üretemez.
arabanızı çalıştırırken, gaza basarken, ona bir enerji vermiş olursunuz. dururken da verilen bu enerjinin kullanılmamış olan kısmının bir yerlere yönlendirilmesi gerekir çünkü enerji, korunum yasası gereği, vardan yok olmaz, sadece başka bir tür enerjiye dönüşebilir. bu fren sistemi de bunu sağlar.
olay tamamen, motorun sahip olduğu torkun, sistem hızıyla aynı yönlü olup olmamasına bağlıdır. frene basıldığında torkla hız ters yönde çalışır. normalda araba ilerlerken, lityum iyon piller gereken elektrik enerjisini sisteme sağlarlar. frene basıldığında pilden gelen enerji ters yönlü olarak tekrar pile doğru yönlendirilir.
bu sistem, yukarıda bakınız verdiğim başlıkta da anlattığım tek pedallı sistem olup, tek başına arabanın durması için yeterli değildir. sadece arabanın hızını azaltmaya yönelik çalışır. bu nedenle ezelden beridir bildiğimiz normal fren sistemiyle birlikte kullanılır. eğer ani bir fren yapmanız gerekirse bu pedala değil, esas fren pedalına basmanız gerekir çünkü bu sistemde motor, harekete geçmek ve ilerlemek için kademeli olarak artması gereken yeterli torku üretebilir ama ani duruşlar için gereken negatif torku hızlıca üretemez.
devamını gör...
günün yorgunluğunu atmanın yolları
duş almak
tek bir şeye daha gerek yok
çarşafları da değiştik mi tüy gibi hafiflenir.
tek bir şeye daha gerek yok
çarşafları da değiştik mi tüy gibi hafiflenir.
devamını gör...
charlie athersmith
sene 1901. aston villa, sheffield united ile oynuyor. tesadüf bu ya, benimde yolum o dönem birmingham'a düşmüş. eh futbol aşkımız da malum. publardan birinde biramı yudumlarken o gün maç olduğunu duyuyorum ve içim kıpır kıpır oluyor, takılıyorum villa taraftarının peşine. yalnız öyle bir ayaz var ki anlatamam. deli gibi yağmur yağıyor ve soğuk insanın iliklerine kadar işliyor. yahu diyorum bu havada statta ne işim var ama bir yandan da tezahüratlara eşlik ederek, stada ulaşıyorum. geçmiş ola yani. saha bildiğiniz çamur deryası. o gün gazete çıkaracak olsam, manşet olarak ''bataklıkta raks'' diye başlık atarım. yani böyle de klişe manşet atma sevdam var. allah'tan gazeteci olmamışım.
neyse efendim. maç başladı ama futbolcuların hali perişan. biz tribünde hopla zıpla modeli bir anlayışla kendimizi bir şekilde ısıtıyoruz. adamlar baldırı çıplak vaziyette bataklıkta hayatta kalmaya çalışıyor. bildiğin beti benzi atmış heriflerin, yüzleri gözleri morarmış. sonra bir baktım adamın biri koşa koşa tribüne doğru geliyor. hayırdır inşallah demeye kalmadı benden şemsiyemi istedi. tak diye uzatayım diyorum şemsiyeyi ama yeni almışım gıcır gıcır. versem mi, vermesem mi tereddütleri içerisindeyken, hadisene be adam takım hücuma kalkıyor diye bağırınca, gayrı ihtiyari uzatıvermişim. hücum borusu çalmışsa ve takım hücuma kalkmışsa başka hiç bir şey düşünmezsiniz. sonradan öğrendim ki, bu adamın adı charlie athersmith'miş. işin şaşırtıcı boyutu ise şu; adam maçı benim şemsiye ile oynadı ve elinde şemsiye varken bir de gol attı . hem de kime? william henry foulke'ye namı diğer fatty foulke'ye...
futbol sahalarının gördüğü en hacimli kaleciye sen kalk elinde benim şemsiyem varken gol at. unutulmaz bir anı oldu elbette. şemsiye ile gol atan futbolcunun elindeki şemsiyenin, benim şemsiyem olması ise ayrı bir onur! şemsiye sayesinde tarihe geçtik vesselam.
neyse efendim. maç başladı ama futbolcuların hali perişan. biz tribünde hopla zıpla modeli bir anlayışla kendimizi bir şekilde ısıtıyoruz. adamlar baldırı çıplak vaziyette bataklıkta hayatta kalmaya çalışıyor. bildiğin beti benzi atmış heriflerin, yüzleri gözleri morarmış. sonra bir baktım adamın biri koşa koşa tribüne doğru geliyor. hayırdır inşallah demeye kalmadı benden şemsiyemi istedi. tak diye uzatayım diyorum şemsiyeyi ama yeni almışım gıcır gıcır. versem mi, vermesem mi tereddütleri içerisindeyken, hadisene be adam takım hücuma kalkıyor diye bağırınca, gayrı ihtiyari uzatıvermişim. hücum borusu çalmışsa ve takım hücuma kalkmışsa başka hiç bir şey düşünmezsiniz. sonradan öğrendim ki, bu adamın adı charlie athersmith'miş. işin şaşırtıcı boyutu ise şu; adam maçı benim şemsiye ile oynadı ve elinde şemsiye varken bir de gol attı . hem de kime? william henry foulke'ye namı diğer fatty foulke'ye...
futbol sahalarının gördüğü en hacimli kaleciye sen kalk elinde benim şemsiyem varken gol at. unutulmaz bir anı oldu elbette. şemsiye ile gol atan futbolcunun elindeki şemsiyenin, benim şemsiyem olması ise ayrı bir onur! şemsiye sayesinde tarihe geçtik vesselam.
devamını gör...
üniversitede yaşanmış en büyük pişmanlık
yurttaki oda arkadaşlarım kişisel eşyalarımı karıştırdıklarını öğrendiklerimde acayip bir hayal kırıklığı yaşamıştım. en büyük pişmanlığım dolabımı onlara ayıp olmasın diye kilitlememiş olmamdı. ne rezil hareket ya.
devamını gör...
anormal sözlük haber ajansı
naber?
bildiğiniz yada bilmediğiniz üzere ama kesin duyduğunuz duyduktan sonra yandan gülüş attınız (bkz: kafa sözlük online satranç turnuvası) nın bu hafta sonu ilk ve son dördü belirlenecek.
gomercan ve tospik ateist kaplumbağa nın büyük özveri ile tüm maç analizlerini (bkz: magnus carlsen) ile yapıp
ali ece ve mehmet demirkol ile birlikte belirlemiş oldukları bahis oranları uğur karakullukçunun bütün yersiz tavırlarına rağmen açıklanmıştır.
1- gondorov 1.10 şampiyon olur 2.10
2- omerta 1.20 şampiyon olur (bkz: 2.60)
3- senden nefret ediyor olabilirim 1.25 şampiyon olur 3.50
4- undisputed 2.00 şampiyon olur 4.50
5- sanyasi 2.05 şampiyon olur 4.75
6- personongrata 12.50 şampiyon olur 60.00
7- sekülerlesen çılgın hafız 4.00 şampiyon olur 8.00
8- bagermam 4.25 şampiyon olur 8.50
şimdilik (bkz: tetradrahmi) ile katılım gösterebiceğiniz bahis bültenimiz yarın bu saatlerde tospiğin * uyanması ile sizlerle paylaşılacaktır.
bültenimizde kim kaç piyon yer bahsine de girebileceksiniz.
bildiğiniz yada bilmediğiniz üzere ama kesin duyduğunuz duyduktan sonra yandan gülüş attınız (bkz: kafa sözlük online satranç turnuvası) nın bu hafta sonu ilk ve son dördü belirlenecek.
gomercan ve tospik ateist kaplumbağa nın büyük özveri ile tüm maç analizlerini (bkz: magnus carlsen) ile yapıp
ali ece ve mehmet demirkol ile birlikte belirlemiş oldukları bahis oranları uğur karakullukçunun bütün yersiz tavırlarına rağmen açıklanmıştır.
1- gondorov 1.10 şampiyon olur 2.10
2- omerta 1.20 şampiyon olur (bkz: 2.60)
3- senden nefret ediyor olabilirim 1.25 şampiyon olur 3.50
4- undisputed 2.00 şampiyon olur 4.50
5- sanyasi 2.05 şampiyon olur 4.75
6- personongrata 12.50 şampiyon olur 60.00
7- sekülerlesen çılgın hafız 4.00 şampiyon olur 8.00
8- bagermam 4.25 şampiyon olur 8.50
şimdilik (bkz: tetradrahmi) ile katılım gösterebiceğiniz bahis bültenimiz yarın bu saatlerde tospiğin * uyanması ile sizlerle paylaşılacaktır.
bültenimizde kim kaç piyon yer bahsine de girebileceksiniz.
devamını gör...
hiçbir karşılaşma tesadüf değildir
henüz bugün okumaya başladığım hakan mengüç kitabı.
yazmak için bitmesini bekleyemedim, tez canlılığım yine iş başında.
kitabı hem bir arkadaşım tavsiye etmişti hem de son zamanlarda ki tasavvuf alanlarındaki kitaplara yönelimim tercih sebebiydi.
kitabın arka kapağında; bir sufi ile hayat amacını bulmaya çalışan genç bir kızın, yedi gün sürecek bir yolculuğa yanlarında para, kredi kartı ve yiyecek dahi almadan başlamaları ve yolculuk boyunca başlarına gelen sıra dışı olaylar ve hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağının anlatıldığı sufle edilmişti.
ilk sayfalar gayet akıcı. yazarın kendi düşünceleri kendi iç sesi ve yoğun, koşturmacalı hayatının akabinde durup aceleci davrandığını ve her şeyin bir zamanı olduğunu, acele yapılan şeyin eksik olacağını ve ustalığın ancak demlenerek olacağının farkına varması anlatılıyor. kendi kendine bağıra çağıra telefonla konuşan bir kızla tanışıyor tesadüf eseri ve biraz da bu konuya değinmiş şimdilik. henüz 50. sayfalardayım.
bittiğinde kitap hakkındaki düşüncelerimi de eklerim.
yeniden yazılabilir miydi kader? elbette sadece yedi günde değişebilirdi her şey... tıpkı sazlıktaki bir kamışın, yedi evreden sonra içli sesler verebilen bir “ ney” e dönüşmesi gibi...
yazmak için bitmesini bekleyemedim, tez canlılığım yine iş başında.
kitabı hem bir arkadaşım tavsiye etmişti hem de son zamanlarda ki tasavvuf alanlarındaki kitaplara yönelimim tercih sebebiydi.
kitabın arka kapağında; bir sufi ile hayat amacını bulmaya çalışan genç bir kızın, yedi gün sürecek bir yolculuğa yanlarında para, kredi kartı ve yiyecek dahi almadan başlamaları ve yolculuk boyunca başlarına gelen sıra dışı olaylar ve hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağının anlatıldığı sufle edilmişti.
ilk sayfalar gayet akıcı. yazarın kendi düşünceleri kendi iç sesi ve yoğun, koşturmacalı hayatının akabinde durup aceleci davrandığını ve her şeyin bir zamanı olduğunu, acele yapılan şeyin eksik olacağını ve ustalığın ancak demlenerek olacağının farkına varması anlatılıyor. kendi kendine bağıra çağıra telefonla konuşan bir kızla tanışıyor tesadüf eseri ve biraz da bu konuya değinmiş şimdilik. henüz 50. sayfalardayım.
bittiğinde kitap hakkındaki düşüncelerimi de eklerim.
yeniden yazılabilir miydi kader? elbette sadece yedi günde değişebilirdi her şey... tıpkı sazlıktaki bir kamışın, yedi evreden sonra içli sesler verebilen bir “ ney” e dönüşmesi gibi...
devamını gör...
istiklal caddesi
çok önceleri insanların en güzel kıyafetleri ile caddede dolaşıp, sinemaya, tiyatroya gittikleri, zeki alasya-metin akpınar devekuşu kabare tiyatrosunun beyoğlu beyoğlu müzikalinde bahsettikleri gibi zamanla içine edilmeye başlanan istanbul caddesidir.
her şehrin prestij sembolü olan bir caddesi vardır, new york' ta 5th avenue, paris' de champs-élysées caddesi, tokyo' da ginza caddesi bu kategorideki caddelerdir. istanbul' un prestij sembolü caddeside istiklal caddesidir.
üniversiteye giderken hatırlıyorum her cuma caddeye sinema veya tiyatroya gitmek için gider ve gezerdik. her hafta cuma ders çıkışı bizim için bir merasim gibiydi. inci pastanesinde profiterol yer, caddede dolaşır, bilhassa yılbaşına doğru vakko tarafından ışıklandırılmış olan caddede dolaşırdık. o zamanlar yeşildi cadde, şimdiki gibi arap istilasına uğramamıştı. insanlar daha medeni daha terbiyeliydi.
ne zamanki 1994 yerel seçimleri oldu, malum zihniyet kentin yönetimine geldi caddeninde anası bellenmeye başlandı. o eski güzellikler birer birer yok oldu.
beton grisi her yere hakim oldu, yeşillik gitti, tramvay yoluna döşedikleri yeşil sentetik halı caddenin tek yeşilliği oldu, caddenin yer taşları her sene yeniden yapıldı, hiç bir zaman olmadı, her yağmurda hepsi oynadığı için bastığınızda ayakkabınız su içinde kaldı, sarhoşların, kadın tacizcilerinin, berbat sokak performansçılarının mekanı oldu. saçma sapan mekanlar açıldı, arap istilasına uğradı.
o inci pastanesi bile kapattı, başka yerde açtı ama hiçbir zaman o profiterol eski tadında olmadı. yaşlandım herhalde....
her şehrin prestij sembolü olan bir caddesi vardır, new york' ta 5th avenue, paris' de champs-élysées caddesi, tokyo' da ginza caddesi bu kategorideki caddelerdir. istanbul' un prestij sembolü caddeside istiklal caddesidir.
üniversiteye giderken hatırlıyorum her cuma caddeye sinema veya tiyatroya gitmek için gider ve gezerdik. her hafta cuma ders çıkışı bizim için bir merasim gibiydi. inci pastanesinde profiterol yer, caddede dolaşır, bilhassa yılbaşına doğru vakko tarafından ışıklandırılmış olan caddede dolaşırdık. o zamanlar yeşildi cadde, şimdiki gibi arap istilasına uğramamıştı. insanlar daha medeni daha terbiyeliydi.
ne zamanki 1994 yerel seçimleri oldu, malum zihniyet kentin yönetimine geldi caddeninde anası bellenmeye başlandı. o eski güzellikler birer birer yok oldu.
beton grisi her yere hakim oldu, yeşillik gitti, tramvay yoluna döşedikleri yeşil sentetik halı caddenin tek yeşilliği oldu, caddenin yer taşları her sene yeniden yapıldı, hiç bir zaman olmadı, her yağmurda hepsi oynadığı için bastığınızda ayakkabınız su içinde kaldı, sarhoşların, kadın tacizcilerinin, berbat sokak performansçılarının mekanı oldu. saçma sapan mekanlar açıldı, arap istilasına uğradı.
o inci pastanesi bile kapattı, başka yerde açtı ama hiçbir zaman o profiterol eski tadında olmadı. yaşlandım herhalde....
devamını gör...
stefan zweig
zweig'ın telaffuzu pek bilinmez. herkesin ağzından "sıtefan zıvayg" dökülür. lakin bu telaffuz çok yanlış. ortamlarda "abi zıvayg ne kadar büyük yazarmış ya la" - "kızım zıvayg çok romantik yazıyor ayol" *, gibi sözlere lütfen aldanmayınız. bu kişiler ellerine pek kitap alan kişiler olmasa gerek. veya alıyorlardır ama telaffuzunu bilmiyorlardır en basit haliyle ve öğrenmemişlerdir. o yüzden biz insanlar napıyoruz, yabancı isimleri söylemek için telaffuzlarını öğreniyoruz. veya dil öğrenmek de bir çözüm.
zıvayg demek nietzsche'yi ni - (y)- et-zı-çe gibi okumaya benzer. (hızlıca okumayı deneyin, tökezleyeceksiniz.) *
tabii diyebilirsiniz, "ben yabancı kelimeleri de yazıldığı gibi okuyorum." o zaman sizi alkışlarım. ayakta hem de. çünkü gerçekten de güzel bir prensip fakat yetersiz olduğunu düşünüyorum o ayrı. stefan zveig diye okursunuz böylece olur biter.
peki, o soruya geldik. peki be adam nasıl okuyalım bu kadar çıktın tepemize!(caps lock açık) est. canım... şitefan siveyg olarak okuyabilirsiniz. veyahut sıtefan siveyg olarak da olur. sivayg olarak da olur. farklı sürümleri mevcuttur efendime söyleyeyim. kombine edebilirsiniz kendi zweig'ınızı. zweig'ını kombin et, zweig'ını giydir. zweig'ını yarat! ama z harfi... o z harfi olmamalı...
z'ye hayır, s'ye evet.
zıvayg demek nietzsche'yi ni - (y)- et-zı-çe gibi okumaya benzer. (hızlıca okumayı deneyin, tökezleyeceksiniz.) *
tabii diyebilirsiniz, "ben yabancı kelimeleri de yazıldığı gibi okuyorum." o zaman sizi alkışlarım. ayakta hem de. çünkü gerçekten de güzel bir prensip fakat yetersiz olduğunu düşünüyorum o ayrı. stefan zveig diye okursunuz böylece olur biter.
peki, o soruya geldik. peki be adam nasıl okuyalım bu kadar çıktın tepemize!(caps lock açık) est. canım... şitefan siveyg olarak okuyabilirsiniz. veyahut sıtefan siveyg olarak da olur. sivayg olarak da olur. farklı sürümleri mevcuttur efendime söyleyeyim. kombine edebilirsiniz kendi zweig'ınızı. zweig'ını kombin et, zweig'ını giydir. zweig'ını yarat! ama z harfi... o z harfi olmamalı...
z'ye hayır, s'ye evet.
devamını gör...





