zafer desek az gelir, destan desek yine az gelir, oyle bir savas oyle bir milli mucadeledir. oncelikle biraz savasi anlatayim; (oldukca uzun olacak)...

yaklasik 4 sene surecek olan 1. dunya savasi'na osmanli devleti, almanya'nin baskisiyla dahil olmustur. ingiltere ve fransa ozellikle istanbul'u ele gecirerek hem osmanli devletini parcalamak, hem ruslarla olan birliklerini kuvvetlendirmek hem de almanya'ya buyuk bir darbe vurma dusuncesi icerisindeydiler. bu dusunceyle istanbul'u ele gecirmek icin, donemin en guclu donanmasini olusturdular.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


iste bu deniz donanmasi, 19 subat 1915'te harekata baslamistir. yaklasik 1 ay boyunca yaptiklari saldirilarda hic beklemedikleri bir sekilde turk donanmasi tarafinca savunmayla karsilasmis ve saldirilarinda bir arpa boy yol alamamamislardir. tarih 18 mart 1915 sabahini gosterdiginde ise, cok buyuk bir donanma grubuyla uc koldan canakkale bogazi'na giris yapmislardir. donanmalari donemin en son teknolojisiyle uretilmis savas gemileri, muhripler ve mayin gemileriyle olusturulmustur. sahip olduklari bu guclu donanmayla canakkale bogazi'ni gecip istanbul'u ele gecireceklerini planlamislardir. tabi binbasi nazmi bey'in komutasindaki nusret mayin gemisinden bihaberlerdi. (17 mart 1915 gece saatlerinde ingiliz donanmasini atlatan nusret mayin gemisi bogazin bir cok alanina mayin dosemisti). ve sabahin erken saatlerinde turk donanmasi buyuk bir saldirisa gecmistir. onemli ingiliz gemilerinin bir cogu batirilmis, bir bolumu mayinlara denk gelerek patlamis, bir bolumu ise agir tahribat gorerek devre disi kalmistir. geride kalan donanma gemileri ise mayinli alanlardan kacmaya calisirken kahraman seyit onbasi devreye girmistir. (bkz: seyit onbaşı)... saldiri esnasinda topun agzina kullanilan vincin ariza yapmasi uzerine 275 kiloluk uc mermiyi ust uste tek basina kaldiran seyit onbasi sayesinde atesleme yapilmistir. bu atesleme sonunda ingiliz donanmasi icin cok onemli olan ocean zirhlisini denizin dibine gommustur. bu sayede denizden canakkale'nin gecilemeyecegini anlayan itilaf devletleri, sansini karadan deneyecektir....

bu sefer itilaf devletlerince ingiliz, fransiz, avusturyali ve yeni zelandalilardan olusan bir kara donanmasi kurulmustur. buna karsilik ise canakkale bogazi'nda buyuk bir galibiyet yakalayan kahraman turk ordusu, kara birlikleriyle de guclu bir ordu olusturmustur. ulu onder mustafa kemal ataturk ise 19. ihtiya tumeni'nin basina yarbay rutbesiyle getirilmistir. ulu onder bu savasta ilk buyuk basarisini ari burnu'na cikardigi birlikle dusmana mudahale ederek kazanmis hatta tarihcilere gore canakkale zaferinin kaderini sekillendirmistir. "ben size taarruzu degil olmeyi emrediyorum" sozunu bu zamanda soylemistir... ariburnu cikarmasiyla da galibiyet alan turk ordusu, itilaf devletleri ordusuyla aylarca suren bir catismaya girmistir. yaptigi dogru ataklarla buyuk basari yakalayan ataturk, yarbay rutbesinden albay rutbesine terfi etmistir. 19-20 aralik'ta anafartalar ve ariburnu cephesi, 8-9 ocak'ta da seddulbahir cephesi dusman birliklerince bosaltilmis ve buyuk bir bozguna ugrayarak cekip gitmislerdir. ve boylece dunya tarihinde gorulmemis bir zafer elde edilmistir. su anki savas istatistiklerine gore 1 metre kareye 6000 mermi dusmesiyle dunya tarihinde gorulmemis bir savas olmustur canakkale zaferi. ayrica ari burnu cikarmasiyla cok buyuk bir kahramanlik gosteren 57.alay komutanligi dunyanin en fazla madalya almis en kahraman alay birligi secilmistir. (o gunden beri ordumuzun 57. alay komutanligi da yoktur)... canakkale zaferimiz kisaca boyle gelismistir. kendi adima boyle bir kahraman ecdadin torunu olmak grur duyuyorum. o yuzdendir ki, ulu onder ataturk'un de dedigi gibi ne mutlu turkum diyene ve yine ne mutlu turkum diyene!..

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir aktrollün hezeyanı. herkesi kendileri gibi sanıyorlar.
devamını gör...

yeri geldiğinde, gerektiğinde hemen ve yerinde yanıtlar bulup veren kimseye hazırcevap denir. örnekler...
incili çavuş, osmanlı elçisi olarak fransa kralına gönderildiğinde, elbiselerinin bazı yerlerinde yama varmış. kral bunları görünce dayanamayıp; ‘bana senden başka gönderecek adam bulamadılar mı?’ diye sorunca, incili çavuş; ‘osmanlılar, adama göre adam gönderirler, beni de size göndermelerinin hikmeti bu olsa gerek efendim’ cevabını verir.
88 yaşındaki winston churchill’e doğum gününde genç bir fotoğrafçı “umarım 100. doğum gününüzün de fotoğrafını çekebilirim.” dedi. churchill genci şöyle bir süzer ve “niye mümkün olmasın delikanlı, bana oldukça zinde ve sıhhatli görünüyorsun!”

spiker: hayatınızda hiç profesyonel futbolculuk yapmamış olmanıza rağmen nasıl başarılı bir teknik direktör oldunuz?”
jose morinho: “peki, jokey olmak için de önce at mı olmak gerekiyor?"

çirkin diye alay edilen abraham lincoln’a muhalefetten biri “bu adam ikiyüzlünün teki, inanmayın.” der. lincoln şöyle cevap verir, “ben ikiyüzlü olsam, neden bu yüzü kullanayım ki?

sokrates bir gün yürürken, tek kişinin geçebileceği kadar mesafe olan bir mevkide dönemin soylularından biriyle karşı karşıya gelir ve ikisi de durur. kısa bir süre bakıştıktan sonra:
soylu: "ben senin gibi pis bir zavallıya yol vermem!"
sokrates: "ben veririm..."

büyük iskender: “dile benden ne dilersen.”
diyojen: "gölge etme başka ihsan istemem”.

mehmet akif ersoy’a küçümseyen bir soru sorulur: baytar mısınız?
cevap verir. “evet, nereniz ağrıyor?

bir mahkeme esnasında hâkim bey, saçı sakalı uzamış necip fazıl ile dalga geçer.
“ne o..! maymuna dönmüşsün.”
necip fazıl yüzünü duvara çevirip: “şimdi de duvara döndüm”.

kulaklarının büyüklüğü ile ünlü galileo'ye hasımlarından biri:
- "efendim", demiş. "kulaklarınız, bir insan için biraz büyük değil mi?"
galileo: "doğru", demiş. "benim kulaklarım bir insan için biraz büyük ama, seninkiler bir eşek için fazla küçük sayılmaz mı?"

sokrates ölüme mahkum edildiğinde, eşi:
-haksız yere öldürüyorsunuz, diye ağlamaya başlayınca sokrates'in cevabı gecikmemiş.
sokrates: ne yani, demiş. bir de haklı yere mi öldürülseydim?

napolyon savaşta ispanya'yı yenmiş. ispanya kralı "siz ancak para ve mal için savaşırsınız, biz ise namusumuz ve şerefimiz için savaşırız" demiş. bunun üzerine napolyon:
- evet insanın neyi eksikse onun için savaşır.

ingiliz devlet adamı winston churchill, avam kamarasında konuşurken, muhalif partiden bir kadın milletvekili, churchill'e kızgın kızgın şöyle seslenir:
- "eğer, karınız olsaydım, kahvenizin içine zehir karıştırırdım."
churchill, oldukça sakin kadına döner ve lafı yapıştırır: "hanımefendi, eğer karım siz olsaydınız, o kahveyi seve seve içerdim."

öğrencilerinden biri, konfüçyüs'e:
- "ölüm nedir?" diye sorduğunda, konfüçyüs'ün cevabı şu olmuş:
hayat hakkında ne biliyorsun ki, sana ölümden bahsedeyim.

irlandalı yazar george bernard shaw ile ingiliz devlet adamı winston churchill hiç geçinemez ve sık sık birbirlerini iğnelermiş. bernard shaw, bir oyununun ilk gecesine, churchill'i davet etmiş ve davetiyeye de bir pusula iliştirmiş:
- "size iki kişilik davetiye gönderiyorum. bir dostunuzu alıp gelebilirsiniz. tabii dostunuz varsa."
churchill, hemen cevap göndermiş: "maalesef o gece başka bir yere söz verdiğim için oyununuzu seyretmeye gelemeyeceğim. ikinci gece gelebilirim, tabii oyununuz ikinci gece de oynarsa."

yahya kemal, dostlarından birine:
-bu akşam yemeği benimle yer misin? diye sorunca,
arkadaşı: hay hay! der. çok memnun olurum. hiçbir mazeretim yok!
yahya kemal gülümseyerek karşılık verir: iyi öyleyse, bu akşam size geliyorum.

sokrates ve eşi bir türlü iyi geçinemezlermiş. bir gün eşi sokrates'e verip veriştirmiş, ağzına geleni söylemiş. bakmış kocası hiç bir tepki göstermiyor; bir kova suyu alıp başından aşağı boşaltmış.
sokrates, gayet sakin: "bu kadar gök gürültüsünden sonra bir sağanak zaten bekliyordum".

fatih sultan mehmet, adamları ile gezerken, yanına sokulan dilenciye bir altın vermiş.
dilenci parayı alınca: aman sultanım, demiş. koskoca bir padişah, kardeşine bu kadar para verir mi?
fatih sultan mehmet, nereden kardeş olduğunu sorunca,
dilenci: ikimiz de hazreti adem'in çocukları değil miyiz? demiş. elbette kardeşiz.
sultan fatih: bu keşfini sakın başkasına söyleme, diye gülümsemiş. diğer kardeşlerimiz de pay isterse, sana zırnık bile düşmez.

dümbüllü sahnedeyken bir seyirci protesto etmek için sahneye "hıyar" fırlatıyor.
dümbüllü yere düşen hıyarı alıp kalabalığa dönüyor ve şöyle diyor: "beyefendi kartvizitini yollamış."
devamını gör...

keşke neden çıktıklarını da eleştirel ve güzel bir dille açıklasalar hem yanlışımı görmüş olurdum. ben şahsen çok çok rahatsız olmadığım sürece çıkmam. herkesin fikri kendine sonuçta.
devamını gör...

hollanda amsterdam

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bu akşam dokuz civarı uyuyakalmıştım.
sabaha karşı üçte kabusumu görürken ağlamamla uyanıverdim.
hala da etkisinden çıkamadım..
gördüğüm kabusa gelirsek:
ön dişerimden birisinin sallanmasıyla birlikte birden elime düşüvermişti. benim en büyük korkularımdan biridir bu.
ağlarken burnumun tıkanmasıyla uyandım ama uyandığımda daha çok ağlamaya başladım.
bize rüyada kan akmadan* diş düşmesi aileden bir kayıp verileceği anlamına gelir diye söylerlerdi.
şu anda bile köyde yaşayan büyük büyük babannemi (97) düşünüyorum*; sabah olsun da arayayım, nasıl diye sorayım diye.

tanım: uyanılan günün kalitesini altüst eden, psikolojik olarak çok etkileyen rüyalardır. aynı zamanda uyunulmuş olan uykuyu da sıfırlar.
devamını gör...

- sizi sömüren iktidara oy vermeyin.
bence bu tavsiye tek başına yeterliydi.

tanım: takvim denen gazetemsi şeyin utanç verici ve ülkenin geldiği noktayı gösteren haberdir.
devamını gör...

iyi ki varsın kafa sözlük ,bu mutluluk hepimizin .umarım nice organizasyonlara daha imza atarız.emeği geçen herkese teşekkürler.
devamını gör...

sims 2 oynamak. yaşımın ve vaktimi öldürdüğümün farkında olsam da seviyorum.
devamını gör...

hangi ortamlarda?

ortam yapıp beni çağırmıyor musunuz?
aşk olsun.
(tek ortamı burası olan yazar sitemisi benimki)
devamını gör...

düşünüyorum öyleyse varım.
descartes’in bu sözü (bkz: max stirner) tarafından şöyle yorumlanmıştır.
d’ye göre insan düşündüğü sürece yaşar. burada düşünmek entelektüel bir düşünce eylemidir. sadece düşünce yaşar, insan bir et parçası değil bir fikirdir.
devamını gör...

adam müslüman. kabe de fotoğrafı var umreden. bu yüzden inancı gereği normal bir şey yapmış. rica ediyorum burayı da ekşi gibi insanları alkol içip içilmemesine göre yargılayanlarla doldurmayın. içmiyorsa içmiyor. heineken de hisseniz mi var?
devamını gör...

incesaz - kalbimdeki deniz
eğer öksüz kalırsa bu ölümüne sevda
sussun rüzgâr, solsun güneş, bitsin bu rüyâ
....
dünya bölündü, ortasında ikimiz
sevdamı saklıyor kalbimdeki deniz
devamını gör...

bir pazar günü öldürülüp katillerinin de pazar günü gün ışığına çıktığı güzel insan
devamını gör...

"gavat" sözcüğü, eşlerinin başka erkeklerle yatmasına izin veren erkekler için kullanılıyor. peki, nereden geliyor ki bu sözcük? diyorsanız hikayesi şöyledir efenim.şah ı. kavat, 488-531 yılları arasında sasani imparatorluğu'nun hükümdarıydı. bir zerdüşt mezhebi olan (bkz: mazdekizm)mazdekizm'i seçen bu hükümdar, bu mezhebin lideri mazdek'e saygısını göstermek için eşinin mazdek ile yatmasına izin vermiş. o dönemden bu yana iran taraflarından bize de geçen bir sözcük haline dönüşmüş.
devamını gör...

çok bilindik bir hikayedir. bilhassa seçim zamanı gündeme gelir, ikna edici midir, hiç sanmıyorum. stalin'in tavuğuna döndürülmüş, halinden şikayet eden adama anlatırsınız millet gene bildiğini okur:


lenin’in ölümünden sonra iktidarı ele geçiren sovyetler birliği diktatörü stalin, bir yemekte yanındakilere şöyle der:

"halkın yönetime baş eğmesi, kayıtsız şartsız itaat etmesi için yöneticiler ne yapmalı? "

her kafadan bir ses çıkar, herkes asalım, keselim de dahil olmak üzere bir şey söyler. stalin hiçbirini beğenmez ve hizmetkárlardan birini çağırıp emreder:

"çabuk bana bir tavuk getirin!"

aceleyle bir tavuk getirirler.stalin, herkesin gözleri önünde tavuğun tüylerini canlı canlı yolmaya başlar. hayvan bağırır çağırır ama nafile.

stalin bütün tüyleri yolunup çırılçıplak kalan tavuğu odanın ortasına salıverir:

"şimdi izleyin bakalım nereye gidecek?"

zavallı tavuk önce aralık kapıdan dışarı kaçar, soğuktan tir tir titrer, dönüp masaların altına girer, köşeli masa ayakları canını yakar, duvar diplerine koşar, tüysüz kanatları yara bere içinde kalır, şömineye yaklaşır, tüysüz derisi kavrulur...

sonunda çaresiz, tüylerini yolan stalin’in bacakları arasına sığınıp saklanır.

o zaman stalin, cebinden bir avuç yem çıkarıp yolunmuş tavuğun önüne tane tane atar. tavuk bundan sonra, stalin nereye yönelse peşinden koşar!

stalin, alaycı bir gülüşle odada olanlara şöyle der:

"gördünüz mü? halk aynı bu tavuk gibidir. tüylerini yol, sonra onu serbest bırak. o zaman onları yönetmek çok kolay olur."
devamını gör...

kendim
kendimi kurtaramazsam kalanları da kurtaramam.
sonra liste
annem kedilerim babam diye uzar gider.
devamını gör...

bugün ben yazar oldum sözlük.
devamını gör...

cem yılmaz’ın diğer filmlerine göre değişik tarzdaki filmidir. çok güzel bir filmdir. diğer filmlerine göre değer görmemesi bir izleyici olarak beni üzmüştür. izlenmediyse kesinlikle izlenmelidir.

film 2006 yılında yayınlanmıştır.


oyuncu kadrosunda cem yılmaz, mazhar alonson, özlem tekin, tuna orhan, tuncer salman gibi isimler bulunur.

filmin senaryosunu cem yılmaz yazmıştır. yönetmen koltuğunda ise ali taner baltacı ile beraber oturmuştur.

filmin konusu hokkabazlık yapan iskender ile yardımcısı maradona’nın turne sırasında yaşadıkları anlatılır.

daha önce dediğim gibi film cem yılmaz’ın sevdiğim filmlerinden biridir ama maalesef hak ettiği değeri görememiştir. cem yılmaz’ın diğer filmlerine göre hep gölgede kalmıştır.

benim bu filmi sevme sebebim çok samimi ve sıcak bir film olması. iskender ve maradona karakterinin çok samimi bir şekilde yaratılmış olması çok hoşuma gidiyor. samimi iki karakter bizden biri olduklarını hissettiriyorlar.

bir diğer sevme sebebim ise filmi yapan kişinin cem yılmaz olması. cem yılmaz’ın böyle bir film yapma cesareti göstermesi. kariyerinin başlarındayken cesur bir hareket. yapmak istediği filmi yapmış. sıcak, samimi, eğlenceli ve dramatik.

filmde hep düşündüren sahneler hem de güldüren sahneler vardır. tabii ayrıca duygusal sahneleri unutmayalım. maradona ve iskender ilişkisi beni çok duygulandırmıştı.

şöyle aileyle veya arkadaşlarla otururken kafa dağıtmak için açıp izlenebilecek bir film. tekrar açın izleyin. tebessüm edersiniz. vay be eskiden ne filmler yapılıyormuş dersiniz.

ha bu arada filmdeki ince detaylar beni bitiriyor.


gazinodan kovulduktan sonra bir tabela götürürüz ve tabelada büyük iskender yazar. tabii sonra k düşer ve büyü iskender yazar.

arada sırada karşımıza çıkan gözünüzü açın reklamı da bunlardan birisi.

ayrıca film büyük iskender’i değil küçük iskender’i yani çocuk iskender’i anlatıyor. babasının gözüne girmek isteyen bir çocuk iskender. hüzünlü film yahu.
devamını gör...

son zamanlarda izlediğim en güzel şeylerden bir tanesi... bu film hakkında şunu fark ettim, filmdeki her oyuncunun performansı o kadar iyi ki, bir zamandan sonra izlediğimiz şeyin bir film olmadığını düşünecek kıvama büründüm... filmdeki her repliği o kadar içlerine sinerek ve o kadar içtenleştirerek söylemişler ki, bir zamandan sonra o mağaranın içerisinde, o sınıfta... tamamen o filmin içerisinde bir yerde bulunmuş gibi hissettim...

devamı da var, çekilen her sahne çok özensiz gözükmesine rağmen o kadar özen ve hoş detaylar barındırıyor ki; misal çantanın içerisinden dökülen bi ton malzeme içerisinde itina ile kameraya yansımış elmalar ve vurgulanan ekmek...
dahası da, film tam çıkmaza girecek bir monotonluğa bürünecek olsa bir anda bambaşka bir şey olmuş ve ters köşe diye nitelendirdiğim o şaşırmayı yaşatmış bana.

filmin her sahnesinde, her repliğinde insanı düşündürüp bambaşka yerlere götüren detaylar var... dahası da insanı en çok eğitim sisteminin bizi ne hale getirdiği ve bambaşka şeyler olsa ne hoş bir detaya dönüştürebileceğini düşündürmüş bana, üzerine de bir sigara yaktırmış... beni en etkilemiş filmlerden birisi oldu, iyi ki izlemişim diyorum.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim