lam
küçük, ince cam parçası.
mikroskoplarda inceleme yapılırken incelenen madde bu camın üzerine konularak incelenir.
bulmaca çözenlerin aşina olduğu bir kelimedir.
mikroskoplarda inceleme yapılırken incelenen madde bu camın üzerine konularak incelenir.
bulmaca çözenlerin aşina olduğu bir kelimedir.
devamını gör...
utanmadan ramazan bayramı kutlayan ateist
kutlasın bunda ne var? atatürk düşmanı insanlar onun ilan ettiği milli bayramlarda tatil yapmıyor mu?
devamını gör...
kadınlar camiye giremez
islam dininin de hristiyanlığın yaşadığı gibi bir reforma ihtiyacı var.
devamını gör...
yahşi batı
bana göre cem yılmaz'ın en iyi filmidir. her sahnesi zeka işidir ve göndermeler ile doludur.
devamını gör...
aşık olunan kızın sizi istememesi
eskiden aşık olunan kadın veya kızın kapısının önünde yatılırdı. şimdi sosyal medyadan istek gönderirsin, aşık olunan karşı cins de kabul etmezse o zaman kafayı koyup yastığa yatarsın, geçip gider.
devamını gör...
1 mayıs işçi ve emekçi bayramı
yarın pandemi şartlarından dolayı kutlayamayacağımız işçi ve emekçi bayramı.
yıllardır ağız tadıyla kutlayamadığımız 1 mayıs'ı, 2023'de taksim'de gidenlerin ardından kutlamak umuduyla, tüm emekçi yoldaşlara kutlu olsun.
edit: alttaki yazarın kusmuğu adidas donuma bulaştı. yorumu da nickine yakışmış.
yıllardır ağız tadıyla kutlayamadığımız 1 mayıs'ı, 2023'de taksim'de gidenlerin ardından kutlamak umuduyla, tüm emekçi yoldaşlara kutlu olsun.
edit: alttaki yazarın kusmuğu adidas donuma bulaştı. yorumu da nickine yakışmış.
devamını gör...
yaş ilerledikçe azalan şeyler
kolajen.
devamını gör...
hüseyin nihal atsız
adının geçtiği her yerde ırkçılığı, ideolojileri konuşuluyor. örneğin konu nazım hikmet olduğunda "görüşü değil; şairliği, yazdıkları önemli." diyenlerin çoğu atsız'ın şiirlerini, tarihe kazandırdıklarını düşünmüyor. bu daha ironik..
devamını gör...
duygusal bağ kurulmuş nesneler
grafikler müdavimimdir*
devamını gör...
yeşilçam filmlerindeki unutulmaz sahneler
neşeli günler filminde şener şen’in selim naşit’e cibicibis marka traş köpüğü ve ingiltere kralı, rahmetli başkan kenedi, taçsız kral pele, bakenbauer, nadya komanaççi, biricit bardo, kaleci mayer, fenerbahçeli cemil’in kullandğı jileti satmaya çalıştığı sahnenin ardından gelen karakol sahnesidir.

sahnenin benim için önemli olan yanı ise şener şen’in sahne sonuna doğru selim naşit’e ufak bir hediye verdiği bölümdür. bu bölümde selim naşit hediyeyi kabul etmeyince şener şen kızgın selim naşit’in yeleğinden içeri atar hediyeyi, selim naşit silkeler üstünü ve hediye düşmez.

demem o ki o hediyeye ne oldu ya?
buradan

sahnenin benim için önemli olan yanı ise şener şen’in sahne sonuna doğru selim naşit’e ufak bir hediye verdiği bölümdür. bu bölümde selim naşit hediyeyi kabul etmeyince şener şen kızgın selim naşit’in yeleğinden içeri atar hediyeyi, selim naşit silkeler üstünü ve hediye düşmez.

demem o ki o hediyeye ne oldu ya?
buradan
devamını gör...
yazarların başından geçen tebessüm ettiren olaylar
70 yaşındaki patromun eşi dükkana geldiğinde ayağa kalkıp hoşgeldin hayatımın anlamı sabahtan beri çok özlemiştim diyerek beni sevmeye inandıran andır.
devamını gör...
krup sendromu
epiglottis ve larenksin ödemi sonucu oluşan üst solunum yolu hastalığıdır.
devamını gör...
sözlükte devrim sinyallerinin verilmesi
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük…
ama öyle, bir pazar sabahı, evinizin önünde, bedeninizin tüm uzuvlarını kullanarak, her bir gözeneğinizden litrelerce su kaybederek, kan ter içinde çalışırken, köyün muhtarı gibi ellerini arkasına bağlamış, o boynuzu kırılası iblis, o şam şeytanı, o at hırsızı kılıklı herbokolog komşunuzun, size ‘günaydın’ demezden önce, tepenizde zebani gibi dikilip “öyle olmaz!”, “böyle yapacan!”, “şöyle yapacan!” vs. şeklindeki yönlendirmelerinden usanmışsınız da; dilinizin ucuna gelen sunturlu bir kaç küfrü, boğazınıza sokulmuş kor halinde bir demiri yutar gibi sancılı bir yutkunmayla yutmuşsunuz gibi bir günaydın değil elbet…
birlikte yaşadığınız eşiniz, sevgiliniz, partneriniz, ev arkadaşınız, artık her kimse o kişiye, “yaa canım bir şey çekiyor ama ne çekiyor bilmiyorum” diye mutfakta açık buzdolabının önünde mal mal dikilerek söylenirken, aniden çalan zil sesiyle kapıyı açmış, ve karşınızda kocaman bir tepsiyle aşure dağıtan komşunuzdan iki koca kase aşure kapmışsınız gibi sürprizli bir günaydın…

(görsel google arama motorunda ‘inşaat izleyen dayılar’ şeklinde aratılarak araklanmıştır.)
ama öyle, bir pazar sabahı, evinizin önünde, bedeninizin tüm uzuvlarını kullanarak, her bir gözeneğinizden litrelerce su kaybederek, kan ter içinde çalışırken, köyün muhtarı gibi ellerini arkasına bağlamış, o boynuzu kırılası iblis, o şam şeytanı, o at hırsızı kılıklı herbokolog komşunuzun, size ‘günaydın’ demezden önce, tepenizde zebani gibi dikilip “öyle olmaz!”, “böyle yapacan!”, “şöyle yapacan!” vs. şeklindeki yönlendirmelerinden usanmışsınız da; dilinizin ucuna gelen sunturlu bir kaç küfrü, boğazınıza sokulmuş kor halinde bir demiri yutar gibi sancılı bir yutkunmayla yutmuşsunuz gibi bir günaydın değil elbet…
birlikte yaşadığınız eşiniz, sevgiliniz, partneriniz, ev arkadaşınız, artık her kimse o kişiye, “yaa canım bir şey çekiyor ama ne çekiyor bilmiyorum” diye mutfakta açık buzdolabının önünde mal mal dikilerek söylenirken, aniden çalan zil sesiyle kapıyı açmış, ve karşınızda kocaman bir tepsiyle aşure dağıtan komşunuzdan iki koca kase aşure kapmışsınız gibi sürprizli bir günaydın…

(görsel google arama motorunda ‘inşaat izleyen dayılar’ şeklinde aratılarak araklanmıştır.)
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
“güzel” denilen şey, sanattır. indirgemekse bu; yaşamla, yaşamdan gözü kamaşmamış bir "varlık"tan söz ediyorum. sonra; ışıklı bir perdeyi kaldırmış da, perdesiz bir ışığa bakan "varlık"tan... en son, ne ışığı, ne de perdeyi göremeyen "varlık"tan.
bir çocuk bu yüzden güzeldir, bir kedi bu yüzden...
müziği susmuş insanın, gülümsemesi susmuş. öfke boyumuzu aşıyor, sözcükler de. ölüyor yaşam, biz devam ediyoruz. güzel değiliz -gibi. etimizin duymadığını duymuyoruz...
bir çocuk bu yüzden güzeldir, bir kedi bu yüzden...
müziği susmuş insanın, gülümsemesi susmuş. öfke boyumuzu aşıyor, sözcükler de. ölüyor yaşam, biz devam ediyoruz. güzel değiliz -gibi. etimizin duymadığını duymuyoruz...
devamını gör...
türk ateisti
yine gelmiş sadece islamı eleştiriyorcular, adamlar sadece size, sizin dayatmalarınıza yani kısaca islam zorbalığına maruz kaldığı, islam mensuplarıyla tartışma fırsatı bulduğu için olabilir mi? yoksa adam sadece sizin değil tüm dinlerin tanrılarına eşit mesafede uzak ve inanmıyor bir farkı yok.
dinle ahlakın farklı şeyler olduğundan bihabere değinmiyorum bile. adam karısı başkasıyla yatsa laf yapar falan yazmış ilginç kafa. dine inanmayanlar karısını peşkeş çekiyor sanıyor. bu mantıkla dine inananlar da sözde zinadan korkar, kimseyle yapmaz olmalı dimi; ama elalemin namusuna göz koyan hatta tecavüz etmeye çalışan hatta hayvanından damacanasına kadar hallenenler de hep müslümanlar bu nasıl oluyor? *
dinle ahlakın farklı şeyler olduğundan bihabere değinmiyorum bile. adam karısı başkasıyla yatsa laf yapar falan yazmış ilginç kafa. dine inanmayanlar karısını peşkeş çekiyor sanıyor. bu mantıkla dine inananlar da sözde zinadan korkar, kimseyle yapmaz olmalı dimi; ama elalemin namusuna göz koyan hatta tecavüz etmeye çalışan hatta hayvanından damacanasına kadar hallenenler de hep müslümanlar bu nasıl oluyor? *
devamını gör...
koku
daha önce duymuş muydun? hayır, hiç karşılaşmadım. böyle başlıyordu ilk karşılaşma.
kokusuz ve kokuya duyarlı, müthiş tutkulu. süskind üslubundan memnun kalmasam da kurduğu evreni hayli beğenip özenini hissettiğim bir yazar. koku öyle özenli ki, bu özen zaman zaman uzaklaştırdı beni. karakterler yeterince iyi ama işleme yetersiz kalıyor. sanki yün bir kazak örüyor, ipi bir yerde bitince hemen elinin altındaki mevcut farklı bir renkle devam ediyor, elbette ilk ipin aynısını alıncaya kadar. ilk ipe yeniden başladığında benim aklım ikincide kalıyor.
ancak yergilerime rağmen gerek konusuyla gerekse kısa bir konuşmayla karşılaştığım için çok memnun olduğum bir kitap. zaman zaman tam tadında bir okültizm kokusu alınıyor ki, bu dağılıma hayran kaldım. kitap için bir koku hastasının, koku hastası bir katilin romanı denilebilir ancak benim nazarımda tutkunun romanı olarak kalacak. koku ve tutku daha iyi nasıl birbirinde yer bulurdu bilmiyorum.
kokusuz ve kokuya duyarlı, müthiş tutkulu. süskind üslubundan memnun kalmasam da kurduğu evreni hayli beğenip özenini hissettiğim bir yazar. koku öyle özenli ki, bu özen zaman zaman uzaklaştırdı beni. karakterler yeterince iyi ama işleme yetersiz kalıyor. sanki yün bir kazak örüyor, ipi bir yerde bitince hemen elinin altındaki mevcut farklı bir renkle devam ediyor, elbette ilk ipin aynısını alıncaya kadar. ilk ipe yeniden başladığında benim aklım ikincide kalıyor.
ancak yergilerime rağmen gerek konusuyla gerekse kısa bir konuşmayla karşılaştığım için çok memnun olduğum bir kitap. zaman zaman tam tadında bir okültizm kokusu alınıyor ki, bu dağılıma hayran kaldım. kitap için bir koku hastasının, koku hastası bir katilin romanı denilebilir ancak benim nazarımda tutkunun romanı olarak kalacak. koku ve tutku daha iyi nasıl birbirinde yer bulurdu bilmiyorum.
devamını gör...


