sirayet
'dağılma, geçme, yayılma' anlamına gelen sözcüktür.
devamını gör...
boşanmak isteyen eşine iç çamaşırını bırakan kadın
adam olmak cinsiyet meselesi değil, şahsiyet meselesi dir.
helal olsun kadına çok güzel kapak yapmış.
helal olsun kadına çok güzel kapak yapmış.
devamını gör...
yeni nesil kızların yemek yapmaktan bihaber oluşu
başlığı açan yazar sesleniyorum madem sen çok rahatsızsın bu durumdan sen öğren, yaşat türk mutfak kültürünü.
devamını gör...
kafa kafaya radyo yayını
merhaba arkadaşlar nasılsınız keyifler nasıl ? bildiğiniz gibi sözlüğümüzün radyo yayınları tam gaz devam ediyor. uzunca bir süredir de sizlerle buluşmayı bekleyen bir zippodan çıkan çınn sesi ve 21oz var.*
bir dakika ! program içeriğimiz ile ilgili bilgi vermek için aşağıda yayın ortağım 21oz bekliyormuş, hemen ona paslıyorum sizi !
evet arkadaşlar, kafa kafaya programımızda konuşmak istediğimiz çeşitli konuları ( bağımlılıklar, çeşitli gündem konuları, sosyal medya, aşk-meşk, zart-zurt ) gerek mizahi, gerekse ciddi bir sohbet ve yorumlamalar tadında program olacak. elimizden geldiğince sizleri sıkmadan, bunaltmadan, afakanlar basmadan, yeri geldiğince güldürücü, yeri geldiğinde düşündürücü programımıza bu akşam saat 21.00’ da hepinizi bekliyoruz. eğer bir kusur görürseniz lütfen ilk yayınımızın amatörülüğüne verin ve çok da şey yapmayın yani* neyse çok uzattık akşam görüşürüz !
bir dakika ! program içeriğimiz ile ilgili bilgi vermek için aşağıda yayın ortağım 21oz bekliyormuş, hemen ona paslıyorum sizi !
evet arkadaşlar, kafa kafaya programımızda konuşmak istediğimiz çeşitli konuları ( bağımlılıklar, çeşitli gündem konuları, sosyal medya, aşk-meşk, zart-zurt ) gerek mizahi, gerekse ciddi bir sohbet ve yorumlamalar tadında program olacak. elimizden geldiğince sizleri sıkmadan, bunaltmadan, afakanlar basmadan, yeri geldiğince güldürücü, yeri geldiğinde düşündürücü programımıza bu akşam saat 21.00’ da hepinizi bekliyoruz. eğer bir kusur görürseniz lütfen ilk yayınımızın amatörülüğüne verin ve çok da şey yapmayın yani* neyse çok uzattık akşam görüşürüz !
devamını gör...
seo
bir internet terimidir. ingilizcesi "search engine optimization" olan, "arama motoru optimizasyonu" anlamına gelen kelimenin kısaltmasıdır.
kısacası seo olarak andığımız bu iyileştirme, websitelerin arama motorları üzerindeki görünürlüğünü artırmaya, dolayısıyla başka internet kullanıcıları tarafından bulunmayı hedefleyen iyileştirmedir.
websitelerin olmazsa olmazıdır. seo ayarları yapılmamış websitesi ancak kulaktan kulağa oynayarak ziyaretçisini artırır.
kısacası seo olarak andığımız bu iyileştirme, websitelerin arama motorları üzerindeki görünürlüğünü artırmaya, dolayısıyla başka internet kullanıcıları tarafından bulunmayı hedefleyen iyileştirmedir.
websitelerin olmazsa olmazıdır. seo ayarları yapılmamış websitesi ancak kulaktan kulağa oynayarak ziyaretçisini artırır.
devamını gör...
dünyanın en samimiyetsiz cümlesi
bir cümlenin samimiyetsiz olmasını sağlayan cümleyi kuran kişidir bana göre.
mesela "seni anlıyorum " cümlesini beni anlamadığını bildiğim biri kullanınca fazla samimiyetsiz geliyor. ama beni gerçekten anlayabilecek biri kullanınca mutlu oluyorum. bunun gibi birçok örnek verilebilir. cümleleri samimiyetsizleştiren kelimeler değil insanlardır.
mesela "seni anlıyorum " cümlesini beni anlamadığını bildiğim biri kullanınca fazla samimiyetsiz geliyor. ama beni gerçekten anlayabilecek biri kullanınca mutlu oluyorum. bunun gibi birçok örnek verilebilir. cümleleri samimiyetsizleştiren kelimeler değil insanlardır.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
yayındaki bütün anonsları pürdikkat dinlerken büyük bir aydınlanma yaşadım.bu mahlası ilk gördüğüm günden beri ben-garip-sen-güzel-dünya-mutlu olarak okuyordum.*
dinlediğim kadarıyla bu mahlası yanlış bilen bir benmişim.*
dinlediğim kadarıyla bu mahlası yanlış bilen bir benmişim.*
devamını gör...
ovidius
tam adı publius ovidius naso olan romalı şair . sanatçılara oldukça kıymet verenagustus'u bile çileden çıkarmayı başarmış ve sürgüne gönderilmiştir. bilinen sebebi, ars amatoria isimli eserlerinin uygunsuz bulunmasından dolayı sürgün edildiği olsa da , agustus'un torununa sarktığı için sürgün edildiğine dair spekülasyonlar da vardır. sürgün edildiği zamanlar , eşine yazdığı mektuplar insanı ağlatacak kadar güzeldir. mitolojik figürler eserlerinde çok sık görülür, olabildiğince açık, sade bir dil tercih etmiştir. eserlerinde kendinden oldukça sık söz eder, öyle ki tristia isimli eseri otobiyografik kabul edilmiştir. karamsar ruhum horatius yanlısı olduğu için tarafımca pek sevilmez fakat fastorum libri sex isimli 6 kitaplık latin şiiri gerçek anlamda dehşet verici bir güzelliğe sahiptir. ki bu eserin birebir çevirisi altı takvim kitabı olsa bile farklı isimlerle de anılmış ve farklı biçimlerde de çevrilmiştir. yunan-roma didaktik geleneğine bağlı kalınarak yazılan şiirde ovid dönemin roma geleneklerini, kutlanılan özel ve kutsal günlerin altında yatanları birden fazla etiyoloji ile açıklar.
--- alıntı ---
yeşillik dolu ida vadilerinin ortasında ıssız,
çam ve meşe ağaçlarıyla dolu bir yer vardır;
o yer ki, orada ne uyuşuk bir koyun, ne de kayaları seven dişi bir keçi,
ne de hantal bir öküz ağzını açıp otlanmıştır.
orada ben troya surlarını, yüksek damlarını ve denizi görebilmek için
büyük bir ağacın tepesine tırmanmıştım.
işte orada, bana bir anda güçlü ayak sesleriyle toprak sallanıyormuş gibi
geldi;
(gerçekleri söyleyeceğim; çünkü ancak gerçeğin gücü ile güven sağlanır.)
büyük atlas’ın ve pleion’un torunu mercurius
sihirli kanatlarıyla karşıma çıkıverdi.
(bunu görmeme izin verilmişti; gördüğüm bu şeyleri anlatmama da izin
vardır heralde.)
ve tanrının parmakları arasında altın bir asa vardı.
ve aynı anda üç tanrıça, venus ve pallas’la birlikte ıuno narin ayaklarıyla gelip çimenlere bastılar.
şaşkına döndüm ve kanatlı haberci bana
“dur korkma! sen güzelliğin yargıcısın: tanrıçaların yarışına bir son ver!
içlerinden bir tanesi güzellik açısından öbür ikisini yenmeyi hak etsin!”
deyince buz gibi bir korkuyla tüylerim diken diken oldu.
geri çeviremezdim, mercurius bunu bana ıuppiter’in ağzından emretmişti.
ve hemen yıldızlara doğru uçup gitmişti.
zihnimi toparladım ve üzerime bir cesaret geldi;
ve her bir tanrıçaya dönüp bakmaktan çekinmedim.
hepsi de yenmeyi hak ediyordu ve ben yargıç olarak
hepsini birden seçemeyecek olmaktan hayıflanıyordum.
ama bununla birlikte o an artık içlerinden biri bana daha cazip geliyordu;
tahmin edebileceğin gibi o aşkı uyandıran tanrıçaydı.
hepsi de kazanmaya can atıyordu; muhteşem hediyeler vaat ederek
benim kararımı etkilemek için yanıp tutuşuyordu.
ıuppiter’in eşi ‘krallık’, kızı ise ‘yiğitlik’ sundu;
ben bir an yetkinliği mi, yoksa güçlü olmayı mı isteyeyim diye tereddüt ettim.
venus tatlı tatlı bana gülümsedi ve
“paris, her biri dert kaynağı olan korku dolu bu hediyeler seni etkilemesin!”
dedi;
“ben sana seveceğin bir şeyi vereceğim ve
güzel leda’nın daha da güzel kızı bizzat senin kollarına gelecek"
böyle söyledi ve gerek hediyesi, gerekse güzelliği ile eşit biçimde onay almış
olarak
zafer kazanmış tanrıça göğe yükseldi!
--- alıntı ---
--- alıntı ---
yeşillik dolu ida vadilerinin ortasında ıssız,
çam ve meşe ağaçlarıyla dolu bir yer vardır;
o yer ki, orada ne uyuşuk bir koyun, ne de kayaları seven dişi bir keçi,
ne de hantal bir öküz ağzını açıp otlanmıştır.
orada ben troya surlarını, yüksek damlarını ve denizi görebilmek için
büyük bir ağacın tepesine tırmanmıştım.
işte orada, bana bir anda güçlü ayak sesleriyle toprak sallanıyormuş gibi
geldi;
(gerçekleri söyleyeceğim; çünkü ancak gerçeğin gücü ile güven sağlanır.)
büyük atlas’ın ve pleion’un torunu mercurius
sihirli kanatlarıyla karşıma çıkıverdi.
(bunu görmeme izin verilmişti; gördüğüm bu şeyleri anlatmama da izin
vardır heralde.)
ve tanrının parmakları arasında altın bir asa vardı.
ve aynı anda üç tanrıça, venus ve pallas’la birlikte ıuno narin ayaklarıyla gelip çimenlere bastılar.
şaşkına döndüm ve kanatlı haberci bana
“dur korkma! sen güzelliğin yargıcısın: tanrıçaların yarışına bir son ver!
içlerinden bir tanesi güzellik açısından öbür ikisini yenmeyi hak etsin!”
deyince buz gibi bir korkuyla tüylerim diken diken oldu.
geri çeviremezdim, mercurius bunu bana ıuppiter’in ağzından emretmişti.
ve hemen yıldızlara doğru uçup gitmişti.
zihnimi toparladım ve üzerime bir cesaret geldi;
ve her bir tanrıçaya dönüp bakmaktan çekinmedim.
hepsi de yenmeyi hak ediyordu ve ben yargıç olarak
hepsini birden seçemeyecek olmaktan hayıflanıyordum.
ama bununla birlikte o an artık içlerinden biri bana daha cazip geliyordu;
tahmin edebileceğin gibi o aşkı uyandıran tanrıçaydı.
hepsi de kazanmaya can atıyordu; muhteşem hediyeler vaat ederek
benim kararımı etkilemek için yanıp tutuşuyordu.
ıuppiter’in eşi ‘krallık’, kızı ise ‘yiğitlik’ sundu;
ben bir an yetkinliği mi, yoksa güçlü olmayı mı isteyeyim diye tereddüt ettim.
venus tatlı tatlı bana gülümsedi ve
“paris, her biri dert kaynağı olan korku dolu bu hediyeler seni etkilemesin!”
dedi;
“ben sana seveceğin bir şeyi vereceğim ve
güzel leda’nın daha da güzel kızı bizzat senin kollarına gelecek"
böyle söyledi ve gerek hediyesi, gerekse güzelliği ile eşit biçimde onay almış
olarak
zafer kazanmış tanrıça göğe yükseldi!
--- alıntı ---
devamını gör...
hayat kalitesini artıran küçük detaylar
gülümsemek. başkasına değil, kendine gülümsemekten bahsediyorum. kendine iyi davranmayı bilen birisi 1-0 öndedir.
devamını gör...
alacakaranlık
çocukluğumda girmiş bulunduğum dünya. kitaplarla başladığım serüveni hâlâ daha filmleri ile devam ettiriyorum. filmlerin replikleri bile ezberimde. arkadaşlar ben bitmişim.
devamını gör...
yös'e girmeden eczacı olup atanan suriyeli
bu suriyelilere özgü bir durum değil. balkan ülkelerinden gelen kişiler de yös sınavına girmiyorlar, herhangi bir sınava girmiyorlar. sistem tamamen yanlış. ayrıca yös de başlı başına bir ayrımcılık. 12 yıl türkiye'de eğitim görüp sırf 3 kuşak önce bir dedesi farklı ülkede doğmuş diye yks'nin yanında bebek işi olan bir sınav.
devamını gör...
pfizer biontech aşısı olan yazarlar veri tabanı
bugün asi kervanina katildim, simdilik bir sorun yok penisilin alerjim oldugu icin 1 saat bekletiyorlar.
devamını gör...
herkesle aram iyi olsun insanı
görünen o ki karaktersiz insanla karıştırılan kişi.
herkesle * aranız iyi olabilirken de gayet omurgalı bir insan olabilirsiniz. önce şunu anlayalım; fikirlerinizin çatıştığı, ters düştüğünüz herkesle kavga etmek, kanlı bıçaklı olmak, selamı sabahı kesmek zorunda değilsiniz. hiçbir şekilde anlaşamıyorsanız bile gördüğünüz yerde selam verebilir, ortamın şartlarına bağlı olarak konuşmak zorunda kalabilirsiniz. iyi olmazsınız belki ama kötü de olmazsınız. yaşınız ilerledikçe ve olgun bir insan oldukça "ite dalaşma çalıyı dolaş" sözü nedeniyle, kimseyle kötü olmamayı ve kendi işinize bakmayı öğrenirsiniz. buradan haksızlığa göz yumun anlamı da çıkmaz tabii, onu da bir kenara yazalım.
sıkıntı olan insan tipi, size farklı, başkalarına farklı konuşarak herkese yaranmaya çalışan ve arasını "bir gün bana lazım olur bu kişi" kafasıyla, yani menfaati için herkesle iyi tutmaya uğraşan modellerdir. bunun adı herkesle iyi geçinmek değil, ikiyüzlülüktür.
herkesle * aranız iyi olabilirken de gayet omurgalı bir insan olabilirsiniz. önce şunu anlayalım; fikirlerinizin çatıştığı, ters düştüğünüz herkesle kavga etmek, kanlı bıçaklı olmak, selamı sabahı kesmek zorunda değilsiniz. hiçbir şekilde anlaşamıyorsanız bile gördüğünüz yerde selam verebilir, ortamın şartlarına bağlı olarak konuşmak zorunda kalabilirsiniz. iyi olmazsınız belki ama kötü de olmazsınız. yaşınız ilerledikçe ve olgun bir insan oldukça "ite dalaşma çalıyı dolaş" sözü nedeniyle, kimseyle kötü olmamayı ve kendi işinize bakmayı öğrenirsiniz. buradan haksızlığa göz yumun anlamı da çıkmaz tabii, onu da bir kenara yazalım.
sıkıntı olan insan tipi, size farklı, başkalarına farklı konuşarak herkese yaranmaya çalışan ve arasını "bir gün bana lazım olur bu kişi" kafasıyla, yani menfaati için herkesle iyi tutmaya uğraşan modellerdir. bunun adı herkesle iyi geçinmek değil, ikiyüzlülüktür.
devamını gör...
14 şubat için antik öyküler
mitolojiyi çok seven biri olarak merakla beklediğim radyo programı.
edit: beklentimi karşılayan bir program oldu. öyküler günün anlam ve önemini çok güzel özetlediler.
edit: beklentimi karşılayan bir program oldu. öyküler günün anlam ve önemini çok güzel özetlediler.
devamını gör...
jean paul sartre
yazmış olduğu bulantı adlı eserin bünyedeki mide bulandırıcı etkisi, varoluşun anlamsız ve saçma oluşunu anlatıyor olmasındaki başarısındandır.
yani, nokta atıştır.
yani, nokta atıştır.
devamını gör...
otobüsteyken kazaya bakmama elitizmi
ben de varolan elitizm. 12412515 kişi zürafa gibi cama kafa uzatırken; ben, bakmamak için kendimi çok kasıyorum. sonra dayanamayıp telefonun camından falan yansıtmaya çalışıyorum gerçi.
yaşasın çakma howard roark'luk.
yaşasın çakma howard roark'luk.
devamını gör...



