kök türk devleti’ne bağlı topluluklardan biri olan peçenekler, 9. yüzyıl ortalarında,
macarları yerlerinden atarak don ve dinyester nehirleri arasındaki toprakları işgal ettiler ve bu bölgede yerleştiler. rusların karadeniz’e inmelerini engellediler. peçenekler, 11. yüzyıl ortalarından itibaren bizans’la mücadeleye giriştiler. bizans’ın anlaştığı başka bir türk kavmi olan kumaların peçeneklere saldırısı ile zayıfladılar ve diğer boyla arasında eridiler.
- - - alıntı - - -

referans: tarih dersi notlarıdır. bana ait değildir.
devamını gör...

kaynanamgil de içti iyileşti, eltimgile çok iyi geldi valla eskisinden de iyi şimdi diye sağdan soldan duyduğunuz her otun bitkinin içilmemesi, yani doktorunuza danışılmadan asla takviye gıda ya da alternetif tedavi yöntemlerine başvurulmaması gereken hastalıktır.

kanser, kontrolsüz bir biçimde çoğalmaya başlayan, tek amacı vücutta yıkım yapmak olan ve en önemlisi de bağışıklık sisteminden saklanmayı başarabilen kötü huylu hücreler topluluğudur. yani dışarıdan vücudunuza giren bir bakteri veya virüs değil bizzat kendi hücrenizdir. ve bu nedenle doktorunuzun uyguladığı tedavi ve tavsiye ettiği ilaçlar dışında, kanserle mücadele etmesi adına sağdan soldan duyduğunuz ve bağışıklık sisteminizi güçlendirmek için aldığınız her türlü yiyecek içecek kanser hücrelerinizi de güçlendirebilir.
devamını gör...

“bugün sana bir tepeden baktım aziz ankara” adlı çalışmam.

neredeyim la ben?
(bkz: lost)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

evet arkadaşlar sözlük bir yenilikle daha karşımızda! sözlük discord toplulukları! ben de nacizane bir grup ile bu güzel faaliyette yer almak istedim. ee biz mahlasımıza kamber ünvanını boşa almadık değil mi!(bkz: swh)
şimdi, yahu gıybet grubu mu olur? diyen arkadaşlar olacaktır. tamam; belki sinema, sanat, felsefe, müzik gibi gruplar daha faydalı olacak olabilir ama stres topu olduğumuz bu günlerde biraz daha az yorucu ve yüzümüzü güldürecek gruplara da ihtiyaç var bence. tabii suistimale açık bir grup olabileceğinin de farkındayım, bu sebeple sizden bazı ricalarım olacak.

-öncelikle grubumuzda sataşma, yersiz konu uzatıp tartışmaya çevirme, özelden taciz ve yazar kişisini gereksiz rahatsız etme, siyaset, reklam, kaos gibi hususlar istemiyoruz.
-gıybet dediysek iyice bir görev gibi alenen bir kişi veya kişileri hedef alıp yıpratmak, kişisel alanını mahvetmek, cümle aleme rezil etmek değil! benim aklımdaki daha matrak muhabbetlerin döneceği bir oluşum. yani kimmiş kimmiş? neymiş? gibi soruların eksik olmayıp cevap bulamayacağı ama abbbovvv gibi tepkiler verdirip damakta lezzet bırakmayı da ihmal etmeyecek tarzda gıybetler hedefimiz.(bkz: swh)
-gruba alımlarda bir şart yok ama belli sayıda tutma konusunda fikirler mevcut. yani youtube canlı yayın yorum sayfası gibi yazacağınızın anında kaybolacağı bir yoğunluk hoş olmayacaktır.
-ve gruba veya gruptaki bir veya birkaç şahsa kötü niyetle davranışta bulunduğu konusunda hemfikir olunan yazar itina ile banlanacaktır. bunun dışında bütün fikirleri paylaşmak özgürdür.
-grubumuzun ana konuları; kim? nerede? kiminle? ne zaman? nasıl? niçin? neden? ne belli? gibi soru kıvılcımları ile alev alacaktır.
-sunucuya girince karşılaşacağınız, karşılama başlığı altında bulunan kurallar birebir burada da geçerlidir, söylememe gerek yok sanırım.


evet dostlar adı üstünde gıybetlimisss, iyice nazi kampı gibi daha fazla kurallar sıralamak istemiyorum. kıssadan hisse gülüp eğleneceğimiz kafamızın belki birkaç dakika dağılacağı bir grup hedefliyorum. bence buna çoğumuzun ihtiyacı var.(bkz: swh)

son bir ekleme: kurduğumuz grup bir gıybet makinesi değildir! bana oradan 3 gıybet sar, efenim gıybet diye geldik kıymet bile göremedik, sonracıma gıybet kalmamış yarın gelcekmiş off! gibi tepkilerle gelecekseniz gelmeyiniz. tamamen spontane bir ortam olacaktır.

discord.gg/XvNTtbQU

alımlar durduğunda bu mesajı düzenleyeceğim.

şimdilik benden bu kadar, hoşça kalın ve de gıybetsiz kalmayın!
devamını gör...

kıllı uzuvlarınızdan önünüzü görebiliyor muydunuz? aaa çok iyiymiş!
devamını gör...

sen ki buraların admini
bir şarkı istiyormuşsun aylardan beri
duyduk sevgili yoldaş kırmışlar kalbini
çare bizde, takip et bizi!

şimdi reklamlar: brothers düğüm salonu radyo yayını 12 mayıs çarşamba saat 21:00'de.
devamını gör...

“aramızda dağlar yollar yıllar var iken
beni sana sımsıkı sarılı görenler olmuş
sargın yaprakmışım dallarına
yangın toprakmışım yağmurlarına

türkü olmuşsun, umudummuşsun
sevdama yarınlarıma”

yeni türkü’den dinlemek isterseniz buyursunlar efenim
devamını gör...

camille claudel-the waltz.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"insanlarla konuşasım gelmiyor ama sana evdeki perdeleri bile anlatasım vardı."
devamını gör...

norman osborn'un sahibi oskorp tesislerinde yaptığı süper insan deneyini üzerinde test edince ortaya çıkan ve akıl sağlığını kaybetmesi sonucu saldırganlaşan kurgusal marvel karakteri. william dafoe tarafından ilk spıder-man serisinde muazzam oynanmıştır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

benim bu insanlardan biri.

teyzem çocuk gelin denilebilecek yaşta amcamla evlenmiş aralarında 10 yaş varken. sonrasında babamla annem evlenmiş. ben bu durumdan ötürü çok şanslı olduğumu düşünürüm. çünkü biz tek bir aile gibi büyüdük. diğer amcamın eşi ve çocukları kendilerini biz dışlamasak da bize uyum sağlayamadığı için böyle hissettiler.

akraba evliliği değil arkadaşlar annemle babam arasında bir akrabalık yok. bizim ailede kuzen evlilikleri hoş görülmez.
devamını gör...

arada denk geliyorum buna götü başı ayrı oynuyor. en son memur maaşları ödenmediğinde napıyorsunuz ki hakedecek bu maaşı diye küfredecekler insanlara..

edit: bu götü başı ayrı oynayan tahir’in bir gün açlıkla ve depresyonla başı derde girdiğinde bu sözlerinden dolayı pişman olup özür dilediği günleri göreceğiz. bu not da düşülsün.
devamını gör...

uzaktan tanıdığım, hatta sempati duyduğum bir insan vardı. okul müdürü oluyor kendisi. bir ara facebook profilini inceleyeyim istedim. fotoğraflarına baktım da baktım. çoğu fotoğraflar gezi ve yemek üzerine. bu müdürümüz, nereye gittiyse ve kime konuk olduysa yaptığı kahvaltıyı, et ızgarayı, konya etliekmeği, ciğer şişi, sucuklu yumurtayı, közde patatesi, içtiği çayı, neskafeyi, çileği, kavunu, karpuzu eliyle göstererek poz vere vere paylaşmış. hatta bir tabak doğranmış karpuzu görev yaptığı okulun müdür odasında yerken çektiği fotoyu paylaşmış. yani bu abimiz gurme olsa anlarım da, koskoca aklı başında bir eğitimci. cahil, görgüsüz, yeni yetme birisi de değil. etraf ve takipçiler ne der, ayıp ediyor muyum acaba? diye özeleştiri yapmıyor mudur ? ama fotoyu görenler ya kıskanıyor ya da yüzüne değil ama arkasından atıp tutuyordur orası kesin. ilk başlarda duyduğum sempati bu fotoğraflardan sonra antipatiye dönüştü.

buna benzer bir komşumuz var, ismi cuma bey, kuyumculuk yapan saygın bir insan. pazar günleri akşam üzeri arkadaşlarını toplar. mangalda kuyruk yağı, kokoreç, mantar ve ateş başında çay içme fotoğrafları ve her pazar aynı ritüel. altında da yüzlerce yorumlar "iyi pazarlar, afiyet olsun, iyi eğlenceler" diye. tabi bu yorumlar bana yapmacık gelir. ben de yorum yazarım ama böyle klişe yorumlar değil. hani bunlar maça çıkmış futbolcu gibiler, ben de erman toroğlu gibi tatlı ve acı dokundurmalar yaparım. hatta bu yorumlar üzerine yüz yüze geldiğimizde cuma bey espri ile karışık yorumları hatırlatır. ben de yarı şaka yarı gerçek lafı gediğine koyarım.
"cuma bey, sen şimdi bu fotoğrafları paylaşıyorsun, o" afiyet olsun, iyi eğlenceler "diye yorum yazanların içlerinden" zıkkımın kökünü yiyin "demedikleri ne malum?
yani uzun lafın özeti, yiyen var, yiyemeyen var, yiyecek ve içecek paylaşımları hassas bir konu. bunları sürekli paylaşan, bazı gerçeklerin farkında olmayabilir. bizim cuma bey'in arkadaşlarıyla ziyafetini çektiği o bir akşamlık kuyruk yağlarını, elin garibanı bir senelik yemeğinde kullanıyor.
devamını gör...

beni çok saf anımda yakalamış durum. önemli bir mesaj yolladım gitmedi, telefonumun hafızası dolmuş diye gereksiz uygulamaları falan sildim, telefonda bir sorun var sandım. mesaj yollamak için uygulamanın çöktüğü anı bulmuşum. gereksiz stres yaşadığım bir gün daha.
devamını gör...

yaşasın tam bağımsız türkiye! yaşasın marksizm-leninizm! yaşasın türk ve kürt halklarının kardeşliği! yaşasın işçiler, köylüler! kahrolsun emperyalizm!" şiarı için mücadele eden devrimci.



“türkiye'de gelişen gençlik hareketinin en önemli önderlerinden ve türkiye halk kurtuluş ordusu thko nun kurucu ve yöneticilerinden. 27 şubat 1947 de ankara'nın ayaş ilçesinde doğdu. öğretmen bir ailenin çocuğu olması sebebiyle ilk ve ortaöğrenimini sivas ta, liseyi istanbul da okudu. henüz lise öğrencisiyken sol düşünceyle tanıştı ve kendini dönemin eylemleri içinde buldu. 1965 de türkiye işçi partisi nin üsküdar ilçe başkanlığına üye oldu. ilk kez 31 ağustos 1966'da ankara dan istanbu a yürüyen çorum belediyesi temizlik işçilerinin taksim anıtına çelenk koymaları sırasında işçileri destekleyen ve türk-iş yöneticilerini protesto eden gösteri sırasında gözaltına alındı.
7 kasım 1966'da istanbul üniversitesi hukuk fakültesine girdi. ardından 19 ocak 1967 de türkiye milli talebe federasyonu binasının yedd-i emine verilmesi sırasında çıkan olaylarda yakalandı ve bir gün sonra iki arkadaşıyla çıkarıldığı mahkeme tarafından serbest bırakıldı. 22 kasım 1967'de öğrenci örgütlerinin düzenlediği kıbrıs mitingi sırasında (bkz: aşık ihsani) ile birlikte abd bayrağını yaktıkları gerekçesi ile gözaltına alınıp daha sonra serbest bırakıldı. hukuk fakültesi nde birlikte okuduğu arkadaşlarıyla birlikte 30 ocak 1968 de devrimci hukuklular örgütünü kurdu. öğrenci eylemleri içinde etkinliği giderek artan deniz gezmiş, 12 haziran 1968'de istanbul üniversitesi nin işgal edilmesinde önderlik etti. işgal konseyi adına iü senatosu ile baltalimanı nda yapılan görüşmelere katılan öğrenci heyetinin içinde yer aldı; öğrenci haklarının elde edilip işgalin sona erdirilmesinde etkili oldu. işgalden kısa bir süre sonra istanbul'a gelen 6. filo'yu protesto eylemlerinde yer alan gezmiş, 30 temmuz da bu eylemlerden dolayı tutuklandı ve 20 eylül'de serbest bırakıldı.

tip içinde yoğunlaşarak, ayrılıklara ve tartışmalara yol açan ideolojik sorunlarda milli demokratik devrim mdd görüşünü benimseyen deniz gezmiş, bu görüşün özellikle devrimci öğrenciler arasında yayılmasında etkili oldu. ekim 1968 de eylemlerde birlikte olduğu (bkz: cihan alptekin), mustafa ilker gürkan, mustafa lütfi kıyıcı, cevat ercişli, m. mehdi beşpınar, selahattin okur, saim kurul ve ömer erim süerkan la birlikte devrimci öğrenci birliği ni kurdu. 28 kasım 1968'de abd büyükelçisi kommer'in gelişi sırasında yeşilköy havaalanı'nda düzenlenen protesto gösterileri nedeniyle tutuklandı ve bir süre sonra serbest bırakıldı.

istanbul üniversitesi nde faşistlerin 16 mart 1969 da girişmiş olduğu hareketlere öğrenci kitlesiyle birlikte karşı koyan gezmiş, bu eylemi gerekçe gösterilerek 19 mart'ta yeniden tutuklanarak 3 nisana kadar hapis yattı. ardından 31 mayıs 1969 da iü hukuk fakültesi öğrencilerinin, reform tasarısının gerçekleşmemesini protesto için giriştikleri işgale önderlik etti. üniversitenin kapatılıp, polise teslim edilmesi nedeniyle çıkan çatışmalarda yaralandı. hakkında gıyabi tutuklama kararı olmasına rağmen hastaneden kaçan gezmiş, haziran'ın sonunda (bkz: filistin)'e gitti. filistin'e gitmeden önce 23 haziran 1969'da tmgt'nin topladığı 1. devrimci milliyetçi gençlik kurultayı'na kendisi gibi haklarında tutuklama kararı olan fkf genel başkanı yusuf küpeli ile birlikte bir mücadele programı gönderdi. eylül'e kadar filistin'de gerilla kamplarında kalan deniz gezmiş,1 eylül 1969 da, 10 haziran'da üniversiteyi işgal ettiği gerekçesiyle hukuk fakültesi'ndenatıldı.

hakkında tutuklama kararının olduğu bu dönemde gazetecilere gizlendiği yerden demeçler verdi. 23 eylül 1969 da hukuk fakültesinde olduğu sırada haber verilen polislerin de fakülteye gelmesi üzerine teslim olan gezmiş, 25 kasım'da serbest bırakıldı. ancak yıldız devlet ve mühendislik akademisi'nde (bkz: battal mehetoğlu)'nun faşistler tarafından öldürülmesinden sonra okulda yapılan aramada, ele geçirilen dürbünlü bir tüfeğin gezmiş'e ait olduğu öne sürülerek hakkında yeniden tutuklama kararı alındı. 20 aralık 1969'da yakalanan gezmiş, kendisiyle birlikte tutuklanan cihan alptekin le birlikte 18 eylül 1970 e kadar tutuklu kaldı. bundan sonra öğrenci eylemlerinden uzaklaşarak, mücadelesini değişik alanlarda sürdürdü. (bkz: sinan cemgil) ve (bkz: hüseyin inan)'la birlikte (bkz: thko)'yu kurdu. 11 ocak 1971'de thko adına ankara iş bankası emek şubesi'nin soygununu gerçekleştirenler arasında yeraldı. 4 mart 1971'de dört abd'li erin balgat'taki tuslog tesisleri'nden kaçırılması eyleminde de bulundu. kaçırılan erler daha sonra serbest bırakıldı.

12 mart darbesinin ilk günlerinde (bkz: yusuf aslan) ile birlikte malatya da olan thko üyeleri ile buluşmak için sivas'a gitmekte iken motorsikletleri bozuldu. bir ihbar sonucu polislerin gelmesi üzerine çıkan çatışmada aslan ile birbirlerini kaybettiler. aslan o esnada, gezmiş ise 16 mart 1971 salı günü sivas'ın gemerek ilçesinde yakalandı ve kayseri'ye getirildi. buradan ankara'ya zamanın içişleri bakanı haldun menteşoğlu'nun makamına götürüldü.

mahkemesi 16 temmuz 1971 günü altındağ veteriner okulu binası'nda tuğgeneral(bkz: ali elverdi) başkanlığında (bkz: baki tuğ) savcılığında ankara sıkıyönetim komutanlığı 1 no'lu mahkemesi'nde başladı ve 9 ekim 1971 günü bitti. deniz ve arkadaşları 16 temmuz 1971'de başlayan thko-1 davası'nda tck'nin 146. maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle, 9 ekim 1971'de idam cezasına çarptırıldı.mahkemede partisini ve sosyalizmi savunan savunmasını yaptı.



idam cezaları o zamanlar senato tarafından onaylanmak zorundaydı. (bkz: ismet inönü)"siyasi suçlar idamla cezalandırılmamalıdır" diyerek bülent ecevit ile birlikte red oyu kullanır. ama kendi partileri chp den milletvekilleri evet oyu kullanır. ap genel başkanı (bkz: süleyman demirel) ise infazdan yana oy kullanır. olaydan 15 yıl sonra, süleyman demirel bir gazeteciye verdiği demeçte idamlar için:soğuk savaşın talihsiz olaylarından biri yorumu yapar. cumhurbaşkanı cevdet sunay ise idamları onaylayarak özür dilemeyi reddeder.

(bkz: yusuf aslan) ve (bkz: hüseyin inan) ile birlikte 6 mayıs 1972 tarihinde, gece 1:00-3:00 arası, ankara merkez kapalı cezaevi'nde idam edildi. ''
devamını gör...

uyarı: dostoyevski'nin suç ve ceza romanı ile ilgili spoiler içermektedir. spoiler olarak belirttiğimde ne anlatmak istediğimi tam olarak anlatamayacağımı düşündüğümden spoiler oluşturmadım. bilginize.

rus yazar dostoyevski'nin suç ve ceza romanının baskarakteridir raskolnikov.onu anlamak için önce biraz romandan bahsedeceğim.
fakir bir ailenin hukuk okuyan bir çocuğudur raskolnikov.ailenin maddi sıkıntıları vardır. hatta o kadar zor durumdadırlar ki kız kardeşi sevmediği bir adamla parası için evlenmek zorunda kalır. bu durum genç raskolnikov'u oldukca rahatsız eder. bu durumu değiştirmek için bir çözüm yolu arar. aklına yaşlı,kötü kalpli, sevilmeyen ve tefecilik yapan ev sahibini öldürüp paralarını almak gelir. böylece kızkardeşi sevmediği biriyle evlenmek zorunda kalmayacak kendisi de hukuk eğitimini tamamlayabilecekti.
ancak iyi insanlar icin birini öldürmek kolay değildir.kendini ikna etmesi gerekir.bunun üzerine raskolnikov sıradan ve olağanüstü insan kavramlarını oluşturur.
ona göre kurallara uyan,güce itaat eden ve bu durumdan şikayetçi olmayan insanlar sıradan insanlardır.yanlis anlaşılmasın raskolnikov'un tanımında sıradan insanlara kızgınlık,küçük görme yoktur.
diğer grup ise olağanüstü insanlar.bu insanlar yıkıcı,yeniden kurallar oluşturan yasa koyucudur.
kendi cümleleri ile ifade etmek gerekirse
'toplum içinde birazcık sivrilen,yani topluma söyleyecek birazcık yeni bir şeyleri bulunanlar birer suçlu olmak zorundadırlar.tersi durumda zaten sivrilmelerine olanak yoktur.'

raskolnikov daha da ileri giderek olağanüstü insanların suç işleme hakkı olduğunu savunur. hatta bunu newton örneğiyle verir. eğer newton bilimsel bilgilerinin yayılmasını engelleyen bir grupla karşılassaydı onları öldürme hakkına sahipti,der. çünkü newton'un bilgilerinin çok daha fazla insanı kurtaracağını buna ulaşmak için de onu engellemek isteyenleri yok etmesi gerektiğini savunur.
olağanüstü insanların daha iyi bir düzen için kötüyü yıkmaları gerektiğini savunur ve bunların olağanüstü insanların tabiatında olduğunu söyler.ve o canalıcı soruyu sorar :
'insan tabiatından dolayı suçlanabilir mi?'

dünyayı vareden,gelişmesini,buraya kadar gelebilmesini sağlayan olağanüstü insanlardır ve hemen hepsi bu başarıyı kan dökerek kazanmışlardır.

raskolnikov kendisinin de olağanüstü insan olduğunu düşünerek ev sahibi tefeci kadını bir baltayla öldürür. o kadar korkar ve heyecanlanır ki çok az para alarak oradan uzaklaşır.parayı da bir yere gömer ve korkudan oraya gidip alamaz bile.

raskolnikov'un yaşadıkları hiç tahmin ettiği gibi değildir.
raskolnikov sıradan ve olağanüstü insan tanımında mı yanılıyordu?
yoksa kendisi olağanüstü insan değil miydi?

çünkü olağanüstü insanlar mantıklı bir yıkım ve yok ediş yaptıkları için daha çok insanı kurtarmak,iyiliğe yön vermek istediklerinden suç işlerler ve vicdan azabı çekmezler.
ama raskolnikov yoğun bir vicdan muhasebesinden geçiyordu. bütün haklı sebepler onun katil olduğu gerçeğini değiştirmiyordu.
sonunda teslim olur ve vicdan azabından kurtulur.

üzerine düşünüldüğünde birkaç soru kalır akılda:


raskolnikov sıradan ve olağanüstü insan tanımında haklı mıydı?
olağanüstü insanlar suç işleme özgürlüğüne sahip olmalılar mı?
bu suç onları suçlu yapar mı?
yoksa olağanüstü insan olmanın bedeli daha iyi için kötüyü yok edip kötü olmak mıdır?
devamını gör...

ingilizce "the school of athens", italyanca "scuola di atene" isimli tablo rönesansın büyük ustalarından rafaello tarafından yapılmış olup günümüzde vatikan'daki stanza della segnatura salonunun duvarında bulunmaktadır. aynı salonun diğer üç duvarı da rafaello tarafından resmedilmiş olup tüm duvarlar birlikte dört beşeri bilimi temsil ediyor (felsefe, teoloji, şiir, adalet).
eser, rönesansın temel aldığı klasik yunan medeniyeti'ne bir saygı duruşu niteliğinde olup ünlü yunan bilim insanları ve filozoflarını tek bir kare içinde göstermeyi amaçlamaktadır. yine de farklı coğrafyalardan bilginler ve diğer önemli insanlar da eser içinde yer almakta.
elbette bu resimleri aklına estiği için çizmiyor raffaello, kendisine bu görevi papa 2. julius veriyor. (michelangelo'yu sistine şapeli'nin tavanını boyaması için görevlendiren de aynı papa).

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


eser her ne kadar klasik yunan medeniyeti'nin bilginlerini tasvir ediyor olsa da arka plandaki yapı ve sütunlar yunan mimarisinin değil roma mimarisinin izlerini taşıyor. süslemeler ve sütunlardaki heykeller (solda apollon, sağda athena) ise yunan sanatının izlerini taşıyor.

resimde toplam 59 figür olup sol tarafta aritmetik ve müzik, sağ tarafta ise geometri ve astronomi alanındaki bilginler yer alırken orta kısımda filozoflar yer almaktadır.

şimdi tablodaki figürlerin kimlerin tasviri olduğuna bir bakalım:

+resmin merkezinde yer alan ikiliden kırmızı-turuncu giysili olan platon, yaşlı bir bilge gibi resmedilmiş. sağ eliyle yukarıyı işaret etmekte platon. bu işaret onun idealizm felsefesini (dünyada var olan her şey değişmez bir idea'nın yansımasıdır) temsil ediyor. ayrıca bunu destekler nitelikte giysiler giymiş durumda: mor havayı, kırmızı ise ateşi temsil ediyor. sol elinde tuttuğu kitap ise kendi eseri olan timeos. ayrıca rafaello, platon figürünü yaparken da vinci'yi örnek almış.

+platonun -bize göre- hemen sağındaki mavi giysili olan aristo, iyi giyimli ve daha genç resmedilmiş. sağ eliyle aşağıyı işaret ediyor aristo. bu işaret onun realizm felsefesini (bilginin kaynağı yeryüzünde olup bitenlerdir, asıl gerçeklik de bizim algılayabildiğimiz gerçekliktir) temsil ediyor. platon gibi aristo'nun da kıyafetlerinde temsil söz konusu: sarı toprağı, mavi ise suyu temsil ediyor. sol elinde tuttuğu kitap en meşhur eseri ethica (etik).

eserdeki diğer tüm filozoflar bu iki filozof (aristo ve platon) esas alınarak konumlandırılmış. platon tarafındakiler idealist, aristo tarafındakiler ise realist düşünürlerdir. bu ayrım arkadaki apollon ve athena heykelleri içinde geçerlidir. apollon güneş, müzik ve şiir tanrısı, platonik düşünceye uygun. athena savaş ve bilgelik tanrıçası, insanların fiili eylemlerine daha uygun, dolayısıyla aristo tarafında yer alıyor. yapılan bu ayrım tamamen doğru olarak yapılmış değil, örneğin ibn rüşd, islamda aristocu felsefenin (meşşailiğin) temsilcilerinden olmasına rağmen platon'un tarafında resmedilmiş.

+aynı hizada -bize göre- sol tarafta tamamen yeşiller içinde dinleyenlere bir şeyler anlatan kişi sokrates.

+eserin -bize göre- en solunda, kemer sütununun bitişiğindeki çocuk figürünün hemen arkasında beyaz sakallı olarak sadece başı görünen kişi kıbrıslı zenon.

+zenon'un baktığı kişi, elindeki kitabı inceleyen mavi giysili figür epikuros.

+epikuros'un hemen arkasındaki bıyıklı, sarıklı, eli göğsünde ve hafif eğilmiş olarak duran kişi ibn rüşd.

+resmin -bize göre- en sol altında yer alan, tek dizi üstünde yere oturmuş ve elindeki kitaba bir şeyler yazarken resmedilen kişi pisagor (pythagoras).

+pisagor'un hemen üst tarafındaki beyazlar içindeki figür bir kadına ait: hypathia. iskenderiye'de hocalık yapan hypathia aynı zamanda resimdeki tek kadın figür.

+resmin orta hattında aşağıda tek başına bir mermer bloğa yaslanmış bir şeyler yazan ve düşünceli olan figür heraklitos.. rafaello'nun atina okulu'nu çizdiği dönem michelangelo da meşhur sistine şapeli süslemelerini yapmaktaydı. michelangelo'nun çizimlerini zaman zaman inceleyen rafaello, ona hayran kalmış ve atina okulu'nda ona da yer vermek istemiştir. günlük hayatta hep yalnız ve düşünceli olan michelangelo'yu heraklitos olarak resme sonradan eklemiştir.

+resmin ortasında, merdivenlere uzanmış olarak resmedilen mavi giysili kişi diyojen. hayatı boyunca bir fıçı içinde tek parça bir kıyafetle yaşadığı için böyle resmedilmiş.

+resmin sağ altında yer alan ve yere eğilmiş bir şeyler çizen kırmızı giysili kişi öklid. bu figür, rönesansın ünlü mimarlarından bramante'nin yüzü esas alınarak çizilmiş.

+öklidin hemen arkasında ellerinde küre tutan iki adam resmedilmiş. bunlardan beyaz giysili olan zerdüşt (zoroaster), sarı giysili olan ise batlamyus (ptolemaios). dikkat edilirse zerdüşt'ün elindeki küre mavi tonlarda, batlamyus'un elindeki ise bir dünya modeli. bu da rastgele çizilmiş değil elbette, zira mavi küre gökyüzünü (astronomi) yeşil-mavi küre ise yeryüzünü (coğrafya) temsil ediyor. ayrıca batlamyus'un arkasının dönük olma sebebi o güne dek hiç tasvir edilmemiş olmasıdır.

+batlamyus'un -bize göre- hemen sağında yer alan beyaz giysili figür eski bir yunan ressam olan protogenes.

+eserdeki figürlerin -bize göre- sağ üst köşesinde ellerini kavuşturmuş olarak tek başına ayakta duran sakallı kişi plotinos. figürün donatello'dan esas alınarak çizildiği düşünülüyor.

buraya kadarki figürler kim oldukları bilinen figürler idi, bir de tam olarak kimi temsil ettiği bilinmeyen figürler var:

+sokrates'in -bize göre- solunda yer alan kişilerin kim oldukları tam bilinmiyor. hemen solundaki mavi giysili figürün xenophon (yunan düşünür) veya aeschines (yunan devlet adamı); onun solundaki kırmızı giysili figürün antisthenes (yunan düşünür), xenophon veya timon (yunan düşünür); onun solundaki üzerinde zırh bulunan figürün alcibiades (yunan komutan ve devlet adamı) veya büyük iskender olabileceği düşünülüyor.

+pisagor'un omzundan, onun yazdıklarına bakmaya çalışan sarı giysili figürün boethius (romalı matematikçi), anaksimandros, veya empedokles olduğu düşünülüyor.

+hypathia'nın -bize göre- hemen sağında yer alan, elindeki kitaptan bir şeyler gösteren ve pisagor'a bakan ayaktaki kişinin parmenides olduğu düşünülüyor.

+eserin -bize göre- sağ altında zerdüşt ile batlamyus'un sağında, beyaz giysili figürün hemen arkasında bize doğru bakan kişinin apelles (yunan ressam) olduğu düşünülüyor. figürün, rafaello'nun bizzat kendisinden esinlenerek yaptığı düşünülüyor.

+aristo'nun -bize göre- hemen sağındaki figürlerin peripatetik ekol düşünürleri olduğu varsayılıyor.

resimdeki perspektif o kadar güçlüdür ki, tüm süslemeler ve yerleşimler bu perspektifi destekler nitelikte ince ince işlenmiştir.

bu resmin bir de modern versiyonu çizilmiş "dante'yle ilahi komedya'yı tartışmak" isimli. 3 ressam tarafından çizilen bu resim tüm zamanların 103 önemli ismini barındırıyor. belki kim olduklarını tahmin etmek üzerine bir bulmaca oynanabilir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

''bizim köyde adalet ablamız var'' diyen trabzon'da yıllarca kafe işleten ibrahim odabaş, '' namuslu bir şekilde batık '' afişi asarak işletmesini satışa çıkarma hadisesi.
dükkânı önünde eylem de yapan esnafın şunları söyledi:

namuslu bir şekilde battık derken devletimizin koyduğu kurallara uyduk, hiçbir şekilde açmadık, bir şey yapmadık. ama yapmadığımız halde onlar söylenenin tam tersini yaptı. kongreler yaptı, kayak merkezini açtı. hiç alakası olmayan insanlar güzel yaşarken benim çalışan işçilerime bile maaş hacizleri geliyor şu anda.

pandemi sürecinde işyerimiz kapandı, bir lira destek alamadık. haberlerde söylenildiği gibi ‘halka para dağıttık’ ama ben o paradan hiçbir şey alamadım. berat albayrak’ın televizyonda yaptığı reklamlar gibi ‘her esnafımızın arkasında türkiye cumhuriyeti ve onun hazinesi vardır’ dediği yerde o hazineden bana bir çeyrek altın bile düşmedi. kredilerimiz vardı, eşimizin dostumuzun üstüne aldığımız. ödeyemedik. ödeyemediğimiz gibi de faizli para alarak ki devletimizden daha iyi o faizcilik yapanlar, sorumluluk sahibi olduğum arkadaşların üzerine aldığımız kredileri ödedik.

televizyonda konuşulurken her şey çok farklı, toz pembe. biz kepenk kapatmadık. güllük gülistanlık. evimize ekmek alıyoruz. ama onlar bilmez, cuma günleri karantinaya girerken biz iki günlük süreçte evimize nasıl ekmek alacağız? 100-200 tl cebimize nakit para bizde yokken, kredi kartları patlamışken, icralar üst üste gelirken. onların hiçbirinin haberi yok. seçim zamanları kapı kapı dolaşan insanlar neredeydiniz. labeleb salonları doldururken, koskoca 450 metrekare işyerindeki oturan iki kişi. daha geçen cumartesi kapalı işyerinde otururken, polis ışıkları açıp kapalı işyerine girip bana ceza yazdı. bana o cezayı yazan polis neden bunu ak parti kongrelerinde kimseye yazmadı. adaletse nerede adalet, adalet kalkınma partisi. adalet türkiye’de sadece kadın ismidir, bizim köyde de var bir adalet ablamız.



devamını gör...

allah aşkına o insan bir an önce beni bulabilir mi?
devamını gör...

a ve b olmak üzere iki türü olan bir kanama bozukluğu hastalığıdır.
hemofili a hastalığında pıhtılaşma kaskadında bulunan faktör 8 eksikliği görülür.
bu hastalık x'e bağlı resesif geçen bir hastalık olduğu için genellikle erkeklerde görülür(istisnalar mevcut) ki iyi ki öyledir yoksa adet kanamalarından dolayı çok kişi hayatını kaybederdi.

şikayet olarak genellikle yumuşak dokuda kanama(hematom) diz içi kanama(hemartroz) görülür.
laboratuvar bulguları içinde izole aptt uzunluğu görülür ve öncelikle karışım (mixing) testi yapılır.

tedavide desmopressin ve faktör 8 konsantresi,antifibrinolitik olan aminokaproik asit,traneksamik asit kullanılabilir.

hemofili b de ise faktör 9 eksikliği vardır.klinik olarak hemofili a ile aynıdır.
hemofili a dan farkı tedavide desmopressin kullanılmaz, faktör 9 konsantreleri verilir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim