yazarların itiraf köşesi
serena williams'dan korkuyorum.
sanki yolda giderken omuz atıp, "ne baktın?" diye yüzümde minik minik kareler çıkana kadar tenis raketiyle dövecek gibi geliyor.
sanki yolda giderken omuz atıp, "ne baktın?" diye yüzümde minik minik kareler çıkana kadar tenis raketiyle dövecek gibi geliyor.
devamını gör...
melisho (yazar)
devamını gör...
hiç büyük kadın yazar olmaması
o kadar çok büyük kadın yazar var ki akla gelen. edebiyatla azıcık içli dışlı olan bile bilebilir. agatha christie, virginia woolf, sylvia plath vs.
devamını gör...
haftalık puan tablosunun kaybolması
aylık skora bakılacağı için olan durum.
yazılmıştı daha önce.
yazılmıştı daha önce.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
bir yol biliyorum. yol da beni biliyor, tanıyor. alışkın bana.
bazen hışımla, bazen sakin sakin yürüyorum o yolda. dönüp dolaşıp gidecek bir yer bulamadığımda vardığım yer. senin de var biliyorum. iyi ki de var haklısın. ne olurdu halimiz sıkıştığımız yerde kalmak zorunda kalsaydık düşünsene. nerede sıkışıyorsan orası ait olmadığın yer. nerede buluyorsan sıkışıklığının zincirlerinden kurtardığında kendini tam olarak oradan bahsediyorum şu an evet.
bilmeye biliyorum, dünkü çocuk değilim hoş. yön duygum yok benim doğru ama bulmak için aramaya ihtiyacın olmayan bir yer orası. çaresizlik, imkansızlık, seçeneksizlik ve en fenası da bunların hepsinin bir arada olduğu, o sıkışmışlık olarak yaşamak, tanımlamak zorunda kaldığımız durumların içindeyken istemsizce sürüklendiğimiz sessiz, ıssız sokaktan söz ediyorum. aynı anda hepimiz orada olsak da birbirimizi göremediğimiz, duyamadığımız, dokunamadığımız yerden. kimsenin kimsenin elinden tutamadığı, çık artık oradan telkinlerinin işe yaramadığı... ancak bir profesyonelin o da seninle doğru kanala girebilirse ışık tutabildiği, yolunu aydınlatabildiği. biliyorsun işte. sen. kendine dönüşün.
şimdi sırasıyla neler yaşayacağımı çok iyi biliyorum. geçeceğim tümsekleri, yol ayrımlarını, karşılaşacağım işaret tabelalarının yerlerini, nereden saparsam iyi nereden saparsam kötü olacağını -evet bana göre iyi ve kötü-. yol boyunca bambaşka tecrübeler yaşayacağım elbette. hiçbiri bir diğerine benzemez. zaten o yüzden yol değil yolculuktur ya mesele. ama demek istediğim şu; buraya ilk defa gelmiyorum. geldiğim yerden korkmuyorum. bunun ne kadar kaçınılmaz ama ne kadar gerekli olduğunu iyi biliyorum. bundan mutsuz değilim. peki ne anlatıyorsun sen dediğini duyar gibiyim. aslında hiçbir şey. kabul etmeye çalışıyorum sanırım. evet buradayım yine. bendeyim. benleyim. ama bildin, doğru; aslında burada olmak istemiyorum.
bazen hışımla, bazen sakin sakin yürüyorum o yolda. dönüp dolaşıp gidecek bir yer bulamadığımda vardığım yer. senin de var biliyorum. iyi ki de var haklısın. ne olurdu halimiz sıkıştığımız yerde kalmak zorunda kalsaydık düşünsene. nerede sıkışıyorsan orası ait olmadığın yer. nerede buluyorsan sıkışıklığının zincirlerinden kurtardığında kendini tam olarak oradan bahsediyorum şu an evet.
bilmeye biliyorum, dünkü çocuk değilim hoş. yön duygum yok benim doğru ama bulmak için aramaya ihtiyacın olmayan bir yer orası. çaresizlik, imkansızlık, seçeneksizlik ve en fenası da bunların hepsinin bir arada olduğu, o sıkışmışlık olarak yaşamak, tanımlamak zorunda kaldığımız durumların içindeyken istemsizce sürüklendiğimiz sessiz, ıssız sokaktan söz ediyorum. aynı anda hepimiz orada olsak da birbirimizi göremediğimiz, duyamadığımız, dokunamadığımız yerden. kimsenin kimsenin elinden tutamadığı, çık artık oradan telkinlerinin işe yaramadığı... ancak bir profesyonelin o da seninle doğru kanala girebilirse ışık tutabildiği, yolunu aydınlatabildiği. biliyorsun işte. sen. kendine dönüşün.
şimdi sırasıyla neler yaşayacağımı çok iyi biliyorum. geçeceğim tümsekleri, yol ayrımlarını, karşılaşacağım işaret tabelalarının yerlerini, nereden saparsam iyi nereden saparsam kötü olacağını -evet bana göre iyi ve kötü-. yol boyunca bambaşka tecrübeler yaşayacağım elbette. hiçbiri bir diğerine benzemez. zaten o yüzden yol değil yolculuktur ya mesele. ama demek istediğim şu; buraya ilk defa gelmiyorum. geldiğim yerden korkmuyorum. bunun ne kadar kaçınılmaz ama ne kadar gerekli olduğunu iyi biliyorum. bundan mutsuz değilim. peki ne anlatıyorsun sen dediğini duyar gibiyim. aslında hiçbir şey. kabul etmeye çalışıyorum sanırım. evet buradayım yine. bendeyim. benleyim. ama bildin, doğru; aslında burada olmak istemiyorum.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
discord kullanmadığım için buradan iletiyorum isteğimi.*
candan erçetin'den bahar şarkısını rica ediyorum.*
candan erçetin'den bahar şarkısını rica ediyorum.*
devamını gör...
babayla olan ilişki
nasıl olması gerektiğini bilmediğim ilişkidir . her seyi paylaşsam ne tepki verirdi acaba? yoksa uzak mi durmalı mümkün olduğunca?o hep haklı mıdır mesela? eskiden merak ettiğin sorulardı bunlar .şimdi evde köşe kapmaca oynuyoruz birbirimizi görmemek için.
devamını gör...
melisho (yazar)
kendi nickaltını açma guzum çarpılırsın ella.
tanım: fena da olmayan henüz çözme aşamasında olduğum yazar.
tanım: fena da olmayan henüz çözme aşamasında olduğum yazar.
devamını gör...
gelmiş geçmiş en büyük lider
mustafa kemal atatürk.
devamını gör...
dingo'nun ahırı
istanbul'da atlı tramvayların kullanıldığı yıllar... normalde iki at ile çekilen tramvaylara, oldukça dik olan şişhane yokuşunu çıkabilmesi için bir at daha koşulurmuş.
takviye atlar azapkapı'da tramvaya eklenir, taksim'de dingo isimli bir rum vatandaşın işlettiği ahırda dinlendirilir daha sonra tekrar azapkapı'ya götürülürmüş.
gün içinde sürekli atların girip çıktığı bu ahırın durumundan dolayı; her önüne gelenin girip çıkabildiği yerler için "dingo'nun ahırı" deyimi kullanılmaya başlanmıştır.
takviye atlar azapkapı'da tramvaya eklenir, taksim'de dingo isimli bir rum vatandaşın işlettiği ahırda dinlendirilir daha sonra tekrar azapkapı'ya götürülürmüş.
gün içinde sürekli atların girip çıktığı bu ahırın durumundan dolayı; her önüne gelenin girip çıkabildiği yerler için "dingo'nun ahırı" deyimi kullanılmaya başlanmıştır.
devamını gör...
wiscott-aldrich sendromu
egzama,tekrarlayan bakteriyel enfeksiyonlar ve trombositopeni ile karakterize sendromdur.
x'e bağlı geçiş gösterir.
tanıda trombositopeniye ek olarak ig m düzeyi azalmış iken ig a ve ig e düzeyi artmıştır.
tedavide enfeksiyon için antibiyotik ve bağışıklık için ivig verilir.
x'e bağlı geçiş gösterir.
tanıda trombositopeniye ek olarak ig m düzeyi azalmış iken ig a ve ig e düzeyi artmıştır.
tedavide enfeksiyon için antibiyotik ve bağışıklık için ivig verilir.
devamını gör...
yazarların garip huyları
sevdiğim eşyalara canlı muamelesi yapıyorum niyeyse. örneğin kendi telefonumun yanına başka bir telefon koyuyorum. canı sıkılmasın diye. yalnız kalırsa üzülürmüş gibi geliyor. benim kafamda çiviler eksik galiba biraz. çatlak falan mıyım acaba?
devamını gör...
yayladağ lokumu
'uzun zamandır nickaltı yazmak istediğim fakat dur bakalım bir şeyler eksik olabilir biraz daha oku, araştır, takip et dediğim' yazar.
efendim nereden başlasam bilemiyorum.
neresinden bakarsanız bakın sanat. neresinden bakarsanız bakın eğlence. neresinden bakarsanız bakın bilgi, kültür, candanlık, asalet...
çektiği fotoğraflar, yaptığı resimler, bilgisi yoğun ve dozunda eğlenceyle harmanladığı tanımlar...
profilinde size uçsuz bucaksız bilgi deryası sunuyor sayın yazar.
bulunduğu her ortamda farkını yansıtıyor, tarzını hemen belli ediyor. çok eğlenceli oluşu, bir çok konuda donanımlı olması, farklı fikirleri, olaylara durumlara farklı yerlerden bakabilmesi ve şunu söyleyeyim ince bir çizgisi... hayır resmiyet değil, duvarda değil, bir çizgisi var ve ötesine herkesi almayışı... çok konuşur, - dolu dolu- çok anlatır -bakış açısı farklı demiş miydim? yani eğer iyi takip etmiyorsanız kafaları yakabilir çünkü- çok güler, - yerinde ve huzur verici- çok dinler, - psikolog edasıyla, analizleri ve yönlendirmeleri hayat kurtarır-...
böyle uzar gider biliyor musunuz?
tanımanız lazım. bakın çok yakınında olmanıza da gerek yok bunları fark etmeniz için. sayfasına girmeniz, belki bir selam vermeniz yeter bu söylediklerimi anlayabilmeniz için.
'uzaktan böyleyse yakından nasıldır acaba?' dediğinizi duyar gibiyim. açıkçası bende merak etmiyor değilim. kutsal bir aurası var gibi. herkes gibi durmuyor, herkesin baktığı yerden bakmıyor hayata.
sayın yazar kalbinizin ışığını görebiliyorum. kelimelere ilmek ilmek işlediğiniz parıltıyla bizimde kalbimizde makes buluyor bu ışık.
kalbinizin ışığı hep aydınlatsın ışığa ihtiyacı olan hafif yoldan çıkmak üzere ya da yolunda ısrar eden fakat gideceği yönü hayatına çökmüş karanlıktan dolayı fark edemeyenleri.
ben biraz hani eskiden vardı ya yazardık 'hatıra defteri' o kıvamda gelirim nickaltlarına. kişiden ne aldıysam onu bırakıp çıkar giderim. umarım senden aldıklarımdan mutlu olursun. senin yansıttıkların beni mutlu ediyor bu arada.
sana dair bir çok temennim var.* ama en önemlisini buraya bırakıp gidiyorum. ışığın hiç sönmesin olur mu?
sevgiler...
efendim nereden başlasam bilemiyorum.
neresinden bakarsanız bakın sanat. neresinden bakarsanız bakın eğlence. neresinden bakarsanız bakın bilgi, kültür, candanlık, asalet...
çektiği fotoğraflar, yaptığı resimler, bilgisi yoğun ve dozunda eğlenceyle harmanladığı tanımlar...
profilinde size uçsuz bucaksız bilgi deryası sunuyor sayın yazar.
bulunduğu her ortamda farkını yansıtıyor, tarzını hemen belli ediyor. çok eğlenceli oluşu, bir çok konuda donanımlı olması, farklı fikirleri, olaylara durumlara farklı yerlerden bakabilmesi ve şunu söyleyeyim ince bir çizgisi... hayır resmiyet değil, duvarda değil, bir çizgisi var ve ötesine herkesi almayışı... çok konuşur, - dolu dolu- çok anlatır -bakış açısı farklı demiş miydim? yani eğer iyi takip etmiyorsanız kafaları yakabilir çünkü- çok güler, - yerinde ve huzur verici- çok dinler, - psikolog edasıyla, analizleri ve yönlendirmeleri hayat kurtarır-...
böyle uzar gider biliyor musunuz?
tanımanız lazım. bakın çok yakınında olmanıza da gerek yok bunları fark etmeniz için. sayfasına girmeniz, belki bir selam vermeniz yeter bu söylediklerimi anlayabilmeniz için.
'uzaktan böyleyse yakından nasıldır acaba?' dediğinizi duyar gibiyim. açıkçası bende merak etmiyor değilim. kutsal bir aurası var gibi. herkes gibi durmuyor, herkesin baktığı yerden bakmıyor hayata.
sayın yazar kalbinizin ışığını görebiliyorum. kelimelere ilmek ilmek işlediğiniz parıltıyla bizimde kalbimizde makes buluyor bu ışık.
kalbinizin ışığı hep aydınlatsın ışığa ihtiyacı olan hafif yoldan çıkmak üzere ya da yolunda ısrar eden fakat gideceği yönü hayatına çökmüş karanlıktan dolayı fark edemeyenleri.
ben biraz hani eskiden vardı ya yazardık 'hatıra defteri' o kıvamda gelirim nickaltlarına. kişiden ne aldıysam onu bırakıp çıkar giderim. umarım senden aldıklarımdan mutlu olursun. senin yansıttıkların beni mutlu ediyor bu arada.
sana dair bir çok temennim var.* ama en önemlisini buraya bırakıp gidiyorum. ışığın hiç sönmesin olur mu?
sevgiler...
devamını gör...
sözlük ben olmuşum sözlük
devamını gör...
yeni gelin sorunsalı
günümüzde kendi evlendiği için hemen bir başkasının da evlenmesi gerektiğini savunan ve düşünen gelindir. evlilik onun için bir hayat felsefesi, yaşam tarzıdır. evin içini pembe, mor renklerde donatması da hayattaki evlilikten sonraki tek başarısıdır. görgüsüz sunumları, evin her yerinde göz kanatan renk ve tonları, el işleri ile sizi evlilikten soğutabilir. bir yeni gelin evine yolunuz düşerse, sizi karşılayacak sunumlara,ev düzenine ve tasarımına alışık olmanız gerekir. aksi halde göz zevkiniz sizi bir daha dönmemek üzere terkedebilir.
yeni gelin adayı: "aaa canım sen ne zaman evleneceksin bitanem? (yeni gelen adaylarının baş sorunlarından biri de evlendikten sonra herkese canım, bitanem, hayatım diye çok bilmiş tavırlarla konuşup, hitap etmesidir.
yeni gelin adayı: (i: dur ben sana bi kahve yapayım.)
( binbir çeşit züccaciyeden alınmış ve çeyizine doldurulmuş ürünlerle yapılan kahve sunumudur. keşke pahalı bir cafeye gidip boru gibi bir hesap ödeseydim de bu sunuma şahit olmasaydım dedirtir.
bir de koçişkosunun en sevdiği huylarından, eve gelirken aldığı 10203. çiçeği, kuyumcu soymuş gibi kollarını ve boynunu saran altınlarına maruz kalabilirsiniz.
her şeye hazırlıklı olmanız gerekir her şeye...
yeni gelin adayı: "aaa canım sen ne zaman evleneceksin bitanem? (yeni gelen adaylarının baş sorunlarından biri de evlendikten sonra herkese canım, bitanem, hayatım diye çok bilmiş tavırlarla konuşup, hitap etmesidir.
yeni gelin adayı: (i: dur ben sana bi kahve yapayım.)
( binbir çeşit züccaciyeden alınmış ve çeyizine doldurulmuş ürünlerle yapılan kahve sunumudur. keşke pahalı bir cafeye gidip boru gibi bir hesap ödeseydim de bu sunuma şahit olmasaydım dedirtir.
bir de koçişkosunun en sevdiği huylarından, eve gelirken aldığı 10203. çiçeği, kuyumcu soymuş gibi kollarını ve boynunu saran altınlarına maruz kalabilirsiniz.
her şeye hazırlıklı olmanız gerekir her şeye...
devamını gör...



