günaydın sözlük
günaydın sözlük...
ama öyle, ikamet etmekte olduğunuz sokakların üstünün, en az 10 cm. kalınlığında, 90'lı yılların meşhur ayşe teyzesi' nin çarşafları gibi, bembeyaz bir kar tabakası ile örtüldüğü, dondurmak üzere olmakla arasında çoook ince bir çizgi olan buz gibi bir kış sabahında, işe gitmek üzere lahana gibi kat kat giyindikten sonra, bağlaması 7893287 saat süren botlarınızı ayağınıza geçirmiş ve bağcıklarınızı bağlayarak evden çıkmak üzereyken, ilkokulda öğretmeninizden yediğiniz ilk tokadın acısı gibi suratınıza çarpan, telefonunuzu ve cüzdanınızı salondaki masanın üzerinde unuttuğunuz gerçeğini fark etmeniz üzerine, kendi coğrafyasından çooook uzakta bir ülkeye demokrasi götürmek üzere orduya katılan hollywood konseptli kahraman bir asker gibi, o allahın belası botları ayağınızdan çıkarmaya üşendiğiniz için sürüne sürüne salona gitmişsiniz de; güne 'ay akşamdan ışıktır, yaylalar yaylalar!' minvalinde başlamak zorunda kalmışsınız gibi bir günaydın değil elbet...
bataryası cehennemlerde yanası, o olmaz olası cep telefonunuzun, varlığınıza sunturlu bir küfür edermiş gibi çalan o kulak tırmalayıcı alarm sesine ihtiyaç duymayacağınız, şehrin çığ gibi büyüyen kalabalığından çok uzak bir ormanlık alanda, sadece ve sadece biyolojik saatinizin alarmı ile, hatta belki de yanınızda sevdiceğiniz ile birlikte, abuk subuk ama kendi istediğiniz renklerle boyadığınız harikulade bir karavan içinde, yakınınzdaki göle düşen yağmur damlalarının sesiyle uyanmışsınız gibi bir günaydın...
akşamında çıtırdayan ateşin sesiyle kulaklarınızı,
başında içeceğiniz şarapla midenizi besleyeceğiniz bir günaydın...
of ulan, yok böyle bir günaydın ama olsun'lu böyle bir günaydın...
ama öyle, ikamet etmekte olduğunuz sokakların üstünün, en az 10 cm. kalınlığında, 90'lı yılların meşhur ayşe teyzesi' nin çarşafları gibi, bembeyaz bir kar tabakası ile örtüldüğü, dondurmak üzere olmakla arasında çoook ince bir çizgi olan buz gibi bir kış sabahında, işe gitmek üzere lahana gibi kat kat giyindikten sonra, bağlaması 7893287 saat süren botlarınızı ayağınıza geçirmiş ve bağcıklarınızı bağlayarak evden çıkmak üzereyken, ilkokulda öğretmeninizden yediğiniz ilk tokadın acısı gibi suratınıza çarpan, telefonunuzu ve cüzdanınızı salondaki masanın üzerinde unuttuğunuz gerçeğini fark etmeniz üzerine, kendi coğrafyasından çooook uzakta bir ülkeye demokrasi götürmek üzere orduya katılan hollywood konseptli kahraman bir asker gibi, o allahın belası botları ayağınızdan çıkarmaya üşendiğiniz için sürüne sürüne salona gitmişsiniz de; güne 'ay akşamdan ışıktır, yaylalar yaylalar!' minvalinde başlamak zorunda kalmışsınız gibi bir günaydın değil elbet...
bataryası cehennemlerde yanası, o olmaz olası cep telefonunuzun, varlığınıza sunturlu bir küfür edermiş gibi çalan o kulak tırmalayıcı alarm sesine ihtiyaç duymayacağınız, şehrin çığ gibi büyüyen kalabalığından çok uzak bir ormanlık alanda, sadece ve sadece biyolojik saatinizin alarmı ile, hatta belki de yanınızda sevdiceğiniz ile birlikte, abuk subuk ama kendi istediğiniz renklerle boyadığınız harikulade bir karavan içinde, yakınınzdaki göle düşen yağmur damlalarının sesiyle uyanmışsınız gibi bir günaydın...
akşamında çıtırdayan ateşin sesiyle kulaklarınızı,
başında içeceğiniz şarapla midenizi besleyeceğiniz bir günaydın...
of ulan, yok böyle bir günaydın ama olsun'lu böyle bir günaydın...
devamını gör...
profil fotoğrafı
sözlükteki ufacık versiyonu görmek için kıvranan yazarlar olduğunu anladığım fotoğraf çeşidi. pc'de iseniz sağ tıklayıp "resmi yeni sekmede aç" seçeneğini seçiyorsunuz. mobildeyseniz üzerine uzunca dokunup çıkan seçeneklerden "resmi aç"ı seçiyorsunuz. böylece kimin neye benzediğini yakından görüyorsunuz.
bu arada fake olduğundan şüphelendiğiniz kişileri de yine aynı şekilde fotoğraf üzerine sağ tık ya da uzun temas ile ama bu kez "google lens ile ara", "search google for image" gibi bir seçenekle arayabilirsiniz. görselin bire bir aynısını bulursanız o siteye bir bakın. herhangi bir sosyal medya hesabındaki fotoğrafını da koymuş olabilir çünkü o kişi ama alakasız bir sitede aynı fotoyu görürseniz büyük ihtimalle o fotoğraf kişinin kendi fotoğrafı değildir.
bu kıyağımı da unutmuyorsunuz. haydi hayırlı tıraşlar!
bu arada fake olduğundan şüphelendiğiniz kişileri de yine aynı şekilde fotoğraf üzerine sağ tık ya da uzun temas ile ama bu kez "google lens ile ara", "search google for image" gibi bir seçenekle arayabilirsiniz. görselin bire bir aynısını bulursanız o siteye bir bakın. herhangi bir sosyal medya hesabındaki fotoğrafını da koymuş olabilir çünkü o kişi ama alakasız bir sitede aynı fotoyu görürseniz büyük ihtimalle o fotoğraf kişinin kendi fotoğrafı değildir.
bu kıyağımı da unutmuyorsunuz. haydi hayırlı tıraşlar!
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin'in nick renginin sürekli değişmesi
bu ne lüks kardeşim, yoksa yoksa sen de mi ''itibardan tasarruf olmaz'' diyorsun brütüs.
devamını gör...
millet marsa giderken cumhuriyet bayramı ile kafayı yemek
sevgili kardeşim, o marsa giden ülkelerin ulusal bayramlarını nasil kutladiklarini , nasıl önemsediklerini söylemeyi unutmuşsun.
anladık ulus fikrini benimsemiyor, kendinizi bu ulusa ait hissedemiyorsunuz. eyvallah. ama kutlamalar üzerinden benim cumhuriyetine dil uzatma pervasizligina da sahip değilsin. otur aşağıya.
anladık ulus fikrini benimsemiyor, kendinizi bu ulusa ait hissedemiyorsunuz. eyvallah. ama kutlamalar üzerinden benim cumhuriyetine dil uzatma pervasizligina da sahip değilsin. otur aşağıya.
devamını gör...
yine yangınlar yine ben
şey mi dostum yine yangınlar yine ben.
garip bir sosyal medya videosunda garip bir şarkıdır. konuyla ne alakası var bilmiyorum ama twitter’da herkes böyle dolaşıyor çok ilginç.
garip bir sosyal medya videosunda garip bir şarkıdır. konuyla ne alakası var bilmiyorum ama twitter’da herkes böyle dolaşıyor çok ilginç.
devamını gör...
ücretli öğretmenlik
öğrenci, öğretmenim önümüzdeki dönem olacaksınız di mi deyince cevap verememek.
devamını gör...
zehir yoktur doz vardır
paracelsus adlı bilim insanına ait olduğu söylenen, haklılık payının herkes tarafından basitçe anlaşılabileceği bir sözdür.
paracelsus'un hayatı ve çalışmaları için buraya bakabilirsiniz.
su, hepimizin malumu, yaşamsal bir sıvıdır bizim için, susuz yaşamamız mümkün değil. peki suyun fazlasının sizi zehirleyebileceğini biliyor muydunuz? detaylarını buradan okuyabilirsiniz.
karbonhidrat, yağ, protein, şeker... bunlar temel gıda maddelerimiz. her birinden düzenli ve yeterli miktarda aldığınızda herhangi bir sağlık sorunu yaşamıyorsunuz. fakat çok fazla alırsanız, obezite, şeker hastalığı, tansiyon hastalığı, kalp ve damar hastalıkları gibi bir sürü sağlık sorununuz olacak, bunlar yüzünden yaşam kaliteniz düşecek hatta ömrünüz kısalacak. yani hem bu gıdalar hem de hayat size zehir olacak.
biraz da ilk duyuşta akla zehir kelimesini getiren şeylerden örnek vereyim: mesela bunlardan biri siyanürdür. bir ortamda bu kelime kullanıldığında herkesin aklına zehirlenme ve ölüm gelir. peki bademde siyanür olduğunu biliyor muydunuz? hatta brokoliyi faydalı yapan etkenlerden birinin de, topraktan aldığı siyanür olduğunu? az bir miktarda siyanür içeren bir gıdayı tükettiğinizde (gıdaların içinde doğal olarak bulunan siyanürden bahsediyorum, lütfen sağdan soldan bulduğunuz siyanür tuzunu ya da siyanürlü kimyasalları yemeyiniz) siz fark etmeseniz bile minik bir zehirlenme yaşarsınız. bu zehirlenme karaciğerinizi enzim salgılaması için tetikler, yani vücudunuza fayda sağlar. tık tık
ilaçların ve aşıların içerisinde bulunan etken maddeleri de dozajı ayarlandığı için zehir etkisi yaratmaz. bir kutu antibiyotiği tek seferde alırsanız, muhtemelen ölürsünüz. fakat 12 saat arayla, teker teker aldığınızda, enfeksiyona sebep olan bakterilerden kurtulmuş ve ölümden dönmüş oluyorsunuz.
istersem aşıların içindeki etken maddelerini tek tek araştırabilirim. eminim ki bir çoğu hakkında yazılmış bir sürü makalede, bu maddelerin zararlarından bahsediliyordur. fakat bizim bilmediğimiz şey şu: doz... mesela aşıda bulunan x kimyasalının 300 ppm'i sağlığa zararlı diyelim. peki aşıda bu maddeden kaç ppm var? bilemeyeceğim bir başka husus da şu: bu x maddesi, biyo-bozunur mu? vücutta depolanıyor mu? yoksa hiç bozulmadan bir süre sonra atılıyor mu? bunların cevaplarını bilemeyeceğim için, aşıda kaç ppm olduğunu bilsem bile şunu diyemem; "şu kadar doz aşı yapılınca, toplam 300 ppm x maddesi almış olacağım, o da bana zarar verecek"
prof. dr. bengi başer'in şu tweet'i, yukarıda anlattıklarımın bir özeti niteliğindedir.
edit: imla
paracelsus'un hayatı ve çalışmaları için buraya bakabilirsiniz.
su, hepimizin malumu, yaşamsal bir sıvıdır bizim için, susuz yaşamamız mümkün değil. peki suyun fazlasının sizi zehirleyebileceğini biliyor muydunuz? detaylarını buradan okuyabilirsiniz.
karbonhidrat, yağ, protein, şeker... bunlar temel gıda maddelerimiz. her birinden düzenli ve yeterli miktarda aldığınızda herhangi bir sağlık sorunu yaşamıyorsunuz. fakat çok fazla alırsanız, obezite, şeker hastalığı, tansiyon hastalığı, kalp ve damar hastalıkları gibi bir sürü sağlık sorununuz olacak, bunlar yüzünden yaşam kaliteniz düşecek hatta ömrünüz kısalacak. yani hem bu gıdalar hem de hayat size zehir olacak.
biraz da ilk duyuşta akla zehir kelimesini getiren şeylerden örnek vereyim: mesela bunlardan biri siyanürdür. bir ortamda bu kelime kullanıldığında herkesin aklına zehirlenme ve ölüm gelir. peki bademde siyanür olduğunu biliyor muydunuz? hatta brokoliyi faydalı yapan etkenlerden birinin de, topraktan aldığı siyanür olduğunu? az bir miktarda siyanür içeren bir gıdayı tükettiğinizde (gıdaların içinde doğal olarak bulunan siyanürden bahsediyorum, lütfen sağdan soldan bulduğunuz siyanür tuzunu ya da siyanürlü kimyasalları yemeyiniz) siz fark etmeseniz bile minik bir zehirlenme yaşarsınız. bu zehirlenme karaciğerinizi enzim salgılaması için tetikler, yani vücudunuza fayda sağlar. tık tık
ilaçların ve aşıların içerisinde bulunan etken maddeleri de dozajı ayarlandığı için zehir etkisi yaratmaz. bir kutu antibiyotiği tek seferde alırsanız, muhtemelen ölürsünüz. fakat 12 saat arayla, teker teker aldığınızda, enfeksiyona sebep olan bakterilerden kurtulmuş ve ölümden dönmüş oluyorsunuz.
istersem aşıların içindeki etken maddelerini tek tek araştırabilirim. eminim ki bir çoğu hakkında yazılmış bir sürü makalede, bu maddelerin zararlarından bahsediliyordur. fakat bizim bilmediğimiz şey şu: doz... mesela aşıda bulunan x kimyasalının 300 ppm'i sağlığa zararlı diyelim. peki aşıda bu maddeden kaç ppm var? bilemeyeceğim bir başka husus da şu: bu x maddesi, biyo-bozunur mu? vücutta depolanıyor mu? yoksa hiç bozulmadan bir süre sonra atılıyor mu? bunların cevaplarını bilemeyeceğim için, aşıda kaç ppm olduğunu bilsem bile şunu diyemem; "şu kadar doz aşı yapılınca, toplam 300 ppm x maddesi almış olacağım, o da bana zarar verecek"
prof. dr. bengi başer'in şu tweet'i, yukarıda anlattıklarımın bir özeti niteliğindedir.
edit: imla
devamını gör...
eski fotoğraflara bakarken hissedilenler
zamanın nasıl akıp geçtiğini hissediyorum.
o zamanlarla şimdiki zamanı kıyaslıyorum.
o zamanlarla şimdiki zamanı kıyaslıyorum.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar

çektiğim manzara fotoğrafları stoğum bitene kadar paylaşacağım her gün. umarım rahatsızlık vermiyorumduuuur.
ordu.
devamını gör...
fiyatının hakkını veren yiyecekler
hatay dürüm.
devamını gör...
küçük prens
“ama gözler kördür. insan ancak yüreğiyle baktığı zaman gerçeği görebilir.”
devamını gör...
yanlışlıkla çamaşır suyu içmek
piknikteyken babam damacanaya dezenfektan siselerini su zannedip koymustu. camasir suyu degilde dezenfektan icmistik tum aile uyeleri. icimiz temizlendi bisey olmaz diyip piknige devam etti sonrada alfa adam.
devamını gör...
eski sevgiliyi rehbere kaydetme şekilleri
rehberimde ne işi var ?
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
miko’yu duyan unkapanı esnafı ağlayarak iletişim bilgilerine ulaşmaya çalışıyormuş, net bilgi.*
devamını gör...
aşı karşıtı mitingde izin karmaşası
hastalık bulaşma riskinden bağımsız olarak izin verilmemesi gerektiğini düşündüğüm mitingdir.
hiçbir halt bilmeden insanları yanlış ve bilim dışı tercihler yapmaya sevk eden bu güruh salgın hastalıktan daha tehlikelidir zira.
hiçbir halt bilmeden insanları yanlış ve bilim dışı tercihler yapmaya sevk eden bu güruh salgın hastalıktan daha tehlikelidir zira.
devamını gör...
hiçbir işimi yarım bıra
neredeyse bir senedir burada olup nick altı açılmayan muhteşem isimli yazar.*
d: yeni adlı eski yazar.önceki yazılar gelirse rezillik çıkar.*
d: yeni adlı eski yazar.önceki yazılar gelirse rezillik çıkar.*
devamını gör...
yök'ün etik dışı ödev ve tez yazanlara kamu davası açması
akademisyenlere 2 bin liradan 20 bin liraya kadar değişen fiyatlarla tez yazıp ödev hazırlayan internet siteleri hakkında yök, kamu davaları açıyormuş. şimdiye kadar neredeydi bilemiyorum ama geç de olsa güzel bir gelişme. bu yolla kimbilir kaç akademisyen(!) akademisyen olmuştur.
türkiye'de bu yolla, ekip kurarak parayla tez yazan en az 520 şirket varmış ve 2 bin liradan 20 bin liraya kadar değişen ücretlerle tez yazan bu firmalar yılda yaklaşık 160 milyon liralık gelir elde ediyormuş. dolandırıcılık'tan 1 yıldan 5 yıla, 'nitelikli dolandırıcılık'tan da 3 yıldan 10 yıla kadar hapis cezaları söz konusu imiş.
kaynak: www.memurlar.net/haber/9488...
türkiye'de bu yolla, ekip kurarak parayla tez yazan en az 520 şirket varmış ve 2 bin liradan 20 bin liraya kadar değişen ücretlerle tez yazan bu firmalar yılda yaklaşık 160 milyon liralık gelir elde ediyormuş. dolandırıcılık'tan 1 yıldan 5 yıla, 'nitelikli dolandırıcılık'tan da 3 yıldan 10 yıla kadar hapis cezaları söz konusu imiş.
kaynak: www.memurlar.net/haber/9488...
devamını gör...
sözlük yazarlarının fotoğrafları
yallah instagrama. formatı becerdiniz lan.
devamını gör...
eureka
archimedes (arşimet) ile anılan, yunanca “buldum” anlamına gelen kelime.
rivayete göre archimedes, bir gün gümüş kaplamalı, işlemeli* şatafattan uzak banyosuna duş almak maksadıyla girer. banyo yapmak değil bakın duş almak için, zira entelektüeller böyle yapar. gümüş tasını bir yandan darbuka gibi çalıp bir yandan da su doldurduğu kurnasına daldırıp çıkarırken bir gariplik sezer. su kendi yoğunluğundan az olan cismi çekmiyor. yer çekimi varsa yer itimi de mi var acaba diye düşünür. ama zannetmez çünkü saçma, düşünsenize yer itiyor. neyse der, az suyla oynaşır ve aydınlanır. çırılçıplak sokağa koşar ve o meşhur sözü söyler* “eureka, eureka!”
sonra da hayatımıza suyun kaldırma kuvveti ve archimedes’in çıplak ifşa pozları girer.
rivayete göre archimedes, bir gün gümüş kaplamalı, işlemeli* şatafattan uzak banyosuna duş almak maksadıyla girer. banyo yapmak değil bakın duş almak için, zira entelektüeller böyle yapar. gümüş tasını bir yandan darbuka gibi çalıp bir yandan da su doldurduğu kurnasına daldırıp çıkarırken bir gariplik sezer. su kendi yoğunluğundan az olan cismi çekmiyor. yer çekimi varsa yer itimi de mi var acaba diye düşünür. ama zannetmez çünkü saçma, düşünsenize yer itiyor. neyse der, az suyla oynaşır ve aydınlanır. çırılçıplak sokağa koşar ve o meşhur sözü söyler* “eureka, eureka!”
sonra da hayatımıza suyun kaldırma kuvveti ve archimedes’in çıplak ifşa pozları girer.
devamını gör...
