fakirliğini tek cümleyle anlat
uzunca anlatabilirdim ama internetim buna yet...
devamını gör...
16 yaşındaki zihinsel engelli kızın evlenmek için kaçırılması
türkiyede yıllardır mabadımızı yırttığımız ama kimsenin umrunda olmayan bir konuyu içeren haberdir. malesef, çoğunlukla ebeveynler; "biz ölürsek bakacak birisi olsun" , "evlenince belki düzelir"*, " aman kimse bilmesin, ayıplamasın" diye desteklediği bir eylemdir malesef engelli bireylerin evliliği birde bunun tam aksi durumu var o da şöyle; elinden zerre iş gelmeyen, ipe sapa gelmez oğullarını tanıyan çevrelerden gelin adayı bulamayan aileler bu hastalıklı yola başvurabiliyor.
konu engelli bireylerin evlenmesi gibi entry girilmesi de ayrıca sağlıklı bir psikoloji ile düşülmüş olamaz zira; "evlenmekten ki esas hürriyet ve muhakeme becerisidir" evlendikten sonra yaşanılacakları muhakeme edemeyen bir kimsenin gireceği ilişkiden tutun, aklına gelen ne varsa tecavüz/istismar kapsamına girer. suça teşvik etmek ayrıca tck ile sabit başka bir suçtur aydınlatayım.
bir diğer konu ise türkiye'de ki torun fetişidir. türkiye'de nadir denk geldiğim bir konu değildi zihinsel yetersizliği olan anne figürü özellikle. zihinsel engelli bireylerin doğan çocukları büyük olasılıkla zihinsel engelli oluyor tekrar bir sürü altından kalkılamayacak sorumluluk. çocuğunu tek kolundan havaya kaldırdığı için çocuğunun kolunu çıkaran, altını bezlemeyi bilmeyen, saçını kurutuyorum diye çocuğun bütün kafa derisini ateş tutulmuş gibi yalan mr ebeveynler gördüm ki resmen çocuğa da işkence. insanların bilgisi olmadığı konuda fikri de olmamalı. haddinizi aşmayın.
edit;
4721 sayılı türk medeni kanununda evlenme ehliyeti ve engelleri için ilgili kısmı ne diyor bakalım? ayırt etme gücüne sahip olmayanlar evlenemezler.
konu engelli bireylerin evlenmesi gibi entry girilmesi de ayrıca sağlıklı bir psikoloji ile düşülmüş olamaz zira; "evlenmekten ki esas hürriyet ve muhakeme becerisidir" evlendikten sonra yaşanılacakları muhakeme edemeyen bir kimsenin gireceği ilişkiden tutun, aklına gelen ne varsa tecavüz/istismar kapsamına girer. suça teşvik etmek ayrıca tck ile sabit başka bir suçtur aydınlatayım.
bir diğer konu ise türkiye'de ki torun fetişidir. türkiye'de nadir denk geldiğim bir konu değildi zihinsel yetersizliği olan anne figürü özellikle. zihinsel engelli bireylerin doğan çocukları büyük olasılıkla zihinsel engelli oluyor tekrar bir sürü altından kalkılamayacak sorumluluk. çocuğunu tek kolundan havaya kaldırdığı için çocuğunun kolunu çıkaran, altını bezlemeyi bilmeyen, saçını kurutuyorum diye çocuğun bütün kafa derisini ateş tutulmuş gibi yalan mr ebeveynler gördüm ki resmen çocuğa da işkence. insanların bilgisi olmadığı konuda fikri de olmamalı. haddinizi aşmayın.
edit;
4721 sayılı türk medeni kanununda evlenme ehliyeti ve engelleri için ilgili kısmı ne diyor bakalım? ayırt etme gücüne sahip olmayanlar evlenemezler.
devamını gör...
sözlük yazarlarının yetenekli olduğu konular
çok kırıldığım halde hiçbir şey olmamış gibi davranabiliyorum.
hatta "yok bee buna takılır mı insan hiç" falan diyebiliyorum.*
hatta "yok bee buna takılır mı insan hiç" falan diyebiliyorum.*
devamını gör...
kadınlardan korkmak
aşağı yukarı 20 yıldır motor kullanırım. 600 cc racing motor kullanmaya cesaret edemediğim yıllarda 20 cm topukla bu motoru kullanan bir kadın görmem beni cesaretlendirmişti. bence o topukla o motoru kullanan bir kadın her şeyi yapabilir.
devamını gör...
kitapseç
jean christophe grange'in "kongoya ağıt" isimli kitabını uygun bir fiyatla geçen yıl bu siteden aldım. kargoya hemen verdiler kitap çabuk ulaştı buraya kadar sorun yok. ama kitabın son 200 sayfasına girerken ciddi anlamda silik sayfalar ve bariz eksik olan yerler fark ettim.
olabilir dedim arar konuşurum sorun yok. tabi bu arada yaklaşık 20 gün civarı geçti.* aradım müşteri hizmetlerini bağlandım. dedim durum böyle böyle. ben sze faturası ile bu kitabı göndereyim, sizde bana yenisini yollayın bu böyle olmaz.
olumlu yaklaşırlar diye düşünürken beş dakika bekletilmem ve akabinde gelen "beyefendi, yasal iade süremiz 15 gün. maalesef talebinizi gerçekleştiremeyeceğiz" şeklinde über saçma bir dönüş yaptılar..
tabi böyle saçma salak bir laf öbeğinin karşısında sessiz kalamazdım ve tüm sakinliğimi muhafaza ederek tane tane telefondaki görevli ile konuşmaya başladım: " hay hay nasıl isterseniz. fakat farketmiş olmalısınız burada hata tamamen size ait, fazlası ile boş vakte sahip biriyim, ve bu konuyu tüketici mahkemesine taşıyacağımdan hiç şüpheniz olmasın" şeklinde bir çıkış yapmamla birlikte bir dakika bir dakika hemen dönüş yapacağım diyerek araya tekrar müzik verdiler.
bir dakika dahi geçmeden bir geri dönüş ve bingo:" fatura ile birlikte iade adresimize gönderin hemen halledelim beyefendi"..
peki buna ne gerek vardı sevgili kitapseç? neden bu muamele? bir kitap yüzünden ölecek değilsiniz be kardeşim. ben o muameleyi gördükten sonra bir daha kitap alır mıyım oradan? bedava olsa almam. çünkü zihniyet bozuk, kalite yerlerde. esnaf dükkanı mantığı.
olabilir dedim arar konuşurum sorun yok. tabi bu arada yaklaşık 20 gün civarı geçti.* aradım müşteri hizmetlerini bağlandım. dedim durum böyle böyle. ben sze faturası ile bu kitabı göndereyim, sizde bana yenisini yollayın bu böyle olmaz.
olumlu yaklaşırlar diye düşünürken beş dakika bekletilmem ve akabinde gelen "beyefendi, yasal iade süremiz 15 gün. maalesef talebinizi gerçekleştiremeyeceğiz" şeklinde über saçma bir dönüş yaptılar..
tabi böyle saçma salak bir laf öbeğinin karşısında sessiz kalamazdım ve tüm sakinliğimi muhafaza ederek tane tane telefondaki görevli ile konuşmaya başladım: " hay hay nasıl isterseniz. fakat farketmiş olmalısınız burada hata tamamen size ait, fazlası ile boş vakte sahip biriyim, ve bu konuyu tüketici mahkemesine taşıyacağımdan hiç şüpheniz olmasın" şeklinde bir çıkış yapmamla birlikte bir dakika bir dakika hemen dönüş yapacağım diyerek araya tekrar müzik verdiler.
bir dakika dahi geçmeden bir geri dönüş ve bingo:" fatura ile birlikte iade adresimize gönderin hemen halledelim beyefendi"..
peki buna ne gerek vardı sevgili kitapseç? neden bu muamele? bir kitap yüzünden ölecek değilsiniz be kardeşim. ben o muameleyi gördükten sonra bir daha kitap alır mıyım oradan? bedava olsa almam. çünkü zihniyet bozuk, kalite yerlerde. esnaf dükkanı mantığı.
devamını gör...
samurai shodown
ülkemizde 90'lı yılların ikinci yarısında atari salonlarına giren efsane oyun.

sonra geliştirdiler falan ama ilk tat, ilk tattır.
ben de bu entryde, tamamen ilk versiyona odaklanacağım.
müzikler, efektler falan mükemmel oyunda, onu baştan söyleyeyim.
bir hikayesi var hatta oyunun, onun üzerinden yürüyor muhabbet.
1700'lü yıllar falan, uzak doğuda ortam karışık.
klanlar, kabileler, krallıklar, ruhani varlıklar, manyak manyak güçler...
herkes kendi aleminde...
kimi iyilik için kimi memleketinin bekası kimi ise sırf kötülük olsun diye savaşmakta.
gelelim oyunculara...
oyun bir film haline getirilse, başrol oyuncusu haohmaru olurdu herhalde. hikayenin ana kahramanı o çünkü.
müthiş bir kılıç ustasıdır kendisi. çok çabuk sinirlenir ama asla iyilere zarar vermez. kılıcıyla gerçekleştirdiği kasırga saldırısı, rakibinin aklını başından alır.
ukyo, tüm oyuncular içinde belki de en zararsız karakterdir. asil bir duruşu vardır. zevk ya da öfkeden dolayı değil, savaşması gerektiği için savaşır. içine kapanık, çekingen bir yapısı vardır.
nakoruru, iyilik perisi bir karakterdir. doğayı korumak için bu hayata geldiğini düşünür ve müthiş bir kadın savaşçıdır. savaşırken, hemen tepesinde bir şahin dolaşır.
charlotte, sıradan insanlarla takılmaktan keyif alan, son derece mütevazı ve bir o kadar da duyarlı bir fransız asilzadesidir. dövüş esnasında müthiş sert bir kimliğe bürünen charlotte, aslında son derece nazik bir kadındır.
hattori hanzo, bağlı olduğu klan için her şeyi yapabilecek usta bir ninjadır. gerçekleştirdiği suikastler tüm krallıkta nam salmıştır.
gen-an, kötülüğün resmedilmiş halidir adeta. bir iblis, kötü niyetli bir cin... adını ne koyarsanız koyun. o'nun tek amacı, kötülüğe hizmet etmektir. ufacık tefeciktir ama kendisini şeytanla bir tutar. son derece tehlikelidir.
tam tam diye de bir karakter var ki, atari oyuncularının belki de en az seçtiği karakter budur. ilkel bir kabilede yaşar kendisi ve kabilesini korumak için kendisini geliştire geliştire, müthiş bir savaşçı haline gelmiştir. hep çömelerek savaşır.. kılıcı ise çok fenadır. tek vuruşta müthiş enerji alır. tabii denk getirebilirse.
kyoshiro da ilginç bir karakterdir. japon kabuki sanatının üstatlarındandır. döverken gülümsetir. mevzuya sanatsal bir açıdan bakar. dövüş esnasında, rakibiyle arasında mesafe olması, onun hayrınadır zira, yakın dövüşte pek başarılı değildir.
jubei, bir samuraydır ve aynı zamanda da halk kahramanıdır. japonya'daki şeytanları ve diğer tüm zararlıları ortadan kaldırmaya ant içmiştir. genç yetenekleri keşfetmede çok başarılı olan jubei, hayatı boyunca sayısız samuray yetiştirmiştir.
wan-fu'ya gelecek olursak... çok çabuk sinirlenebilen bir karakterdir wan-fu. sinirlendiğinde de hemen şiddete yönelir. eski kafalı biri olsa da, perdelerini indirdiğinde kuzu gibidir.
her oyunda yakışıklı bir abd'li olacak ya... bu oyunda da galford, abd'li zıpkın gibi bir ninjadır. nakoruru'ya karşı olan aşkı ile bilinir. doğa üstü güçleri olmadığı için galford, yakın dövüşte kendisini müthiş geliştirmiştir. dövüşürken yanında siyah bir köpek de vardır. ben o köpeği, nakoruru'yu kendisine çekebilmek için yanında taşıdığını düşünüyorum.
earthquake'e gelelim... kendisi bir hayduttur ve amacı, hazine peşinde koşmaktır. aslında galford ile beraber aynı ocakta yetişmiştir ama tabii niyet kötü olunca, yoluna tek başına devam etme kararı almıştır. vücut ölçülerini baz alırsak, bir dağ gibidir kendisi ve elindeki kusarigama(bir çeşit oraklı zincir) ile birlikte de, müthiş bir savaşçı resmi çizmektedir.

sonra geliştirdiler falan ama ilk tat, ilk tattır.
ben de bu entryde, tamamen ilk versiyona odaklanacağım.
müzikler, efektler falan mükemmel oyunda, onu baştan söyleyeyim.
bir hikayesi var hatta oyunun, onun üzerinden yürüyor muhabbet.
1700'lü yıllar falan, uzak doğuda ortam karışık.
klanlar, kabileler, krallıklar, ruhani varlıklar, manyak manyak güçler...
herkes kendi aleminde...
kimi iyilik için kimi memleketinin bekası kimi ise sırf kötülük olsun diye savaşmakta.
gelelim oyunculara...
oyun bir film haline getirilse, başrol oyuncusu haohmaru olurdu herhalde. hikayenin ana kahramanı o çünkü.
müthiş bir kılıç ustasıdır kendisi. çok çabuk sinirlenir ama asla iyilere zarar vermez. kılıcıyla gerçekleştirdiği kasırga saldırısı, rakibinin aklını başından alır.
ukyo, tüm oyuncular içinde belki de en zararsız karakterdir. asil bir duruşu vardır. zevk ya da öfkeden dolayı değil, savaşması gerektiği için savaşır. içine kapanık, çekingen bir yapısı vardır.
nakoruru, iyilik perisi bir karakterdir. doğayı korumak için bu hayata geldiğini düşünür ve müthiş bir kadın savaşçıdır. savaşırken, hemen tepesinde bir şahin dolaşır.
charlotte, sıradan insanlarla takılmaktan keyif alan, son derece mütevazı ve bir o kadar da duyarlı bir fransız asilzadesidir. dövüş esnasında müthiş sert bir kimliğe bürünen charlotte, aslında son derece nazik bir kadındır.
hattori hanzo, bağlı olduğu klan için her şeyi yapabilecek usta bir ninjadır. gerçekleştirdiği suikastler tüm krallıkta nam salmıştır.
gen-an, kötülüğün resmedilmiş halidir adeta. bir iblis, kötü niyetli bir cin... adını ne koyarsanız koyun. o'nun tek amacı, kötülüğe hizmet etmektir. ufacık tefeciktir ama kendisini şeytanla bir tutar. son derece tehlikelidir.
tam tam diye de bir karakter var ki, atari oyuncularının belki de en az seçtiği karakter budur. ilkel bir kabilede yaşar kendisi ve kabilesini korumak için kendisini geliştire geliştire, müthiş bir savaşçı haline gelmiştir. hep çömelerek savaşır.. kılıcı ise çok fenadır. tek vuruşta müthiş enerji alır. tabii denk getirebilirse.
kyoshiro da ilginç bir karakterdir. japon kabuki sanatının üstatlarındandır. döverken gülümsetir. mevzuya sanatsal bir açıdan bakar. dövüş esnasında, rakibiyle arasında mesafe olması, onun hayrınadır zira, yakın dövüşte pek başarılı değildir.
jubei, bir samuraydır ve aynı zamanda da halk kahramanıdır. japonya'daki şeytanları ve diğer tüm zararlıları ortadan kaldırmaya ant içmiştir. genç yetenekleri keşfetmede çok başarılı olan jubei, hayatı boyunca sayısız samuray yetiştirmiştir.
wan-fu'ya gelecek olursak... çok çabuk sinirlenebilen bir karakterdir wan-fu. sinirlendiğinde de hemen şiddete yönelir. eski kafalı biri olsa da, perdelerini indirdiğinde kuzu gibidir.
her oyunda yakışıklı bir abd'li olacak ya... bu oyunda da galford, abd'li zıpkın gibi bir ninjadır. nakoruru'ya karşı olan aşkı ile bilinir. doğa üstü güçleri olmadığı için galford, yakın dövüşte kendisini müthiş geliştirmiştir. dövüşürken yanında siyah bir köpek de vardır. ben o köpeği, nakoruru'yu kendisine çekebilmek için yanında taşıdığını düşünüyorum.
earthquake'e gelelim... kendisi bir hayduttur ve amacı, hazine peşinde koşmaktır. aslında galford ile beraber aynı ocakta yetişmiştir ama tabii niyet kötü olunca, yoluna tek başına devam etme kararı almıştır. vücut ölçülerini baz alırsak, bir dağ gibidir kendisi ve elindeki kusarigama(bir çeşit oraklı zincir) ile birlikte de, müthiş bir savaşçı resmi çizmektedir.
devamını gör...
bu tanım ne lan
ilk tanımdaki örnek öyle bir örnek ki başka hiçbir tanım "bu tanım ne lan" diyeceğim kadar saçma gelmiyor artık. resmen en kötüsünü gördüm ve artık hepiniz aşırı iyi yazıyorsunuz gözümde.
çok şaşkınım.
çok şaşkınım.
devamını gör...
arkeoloji
dünyanın en güzel mesleği, okumasi en zevkli bölümü olması gerekirken, bu konuda çok doğru bir ülkede yaşıyor olmamıza rağmen çok da yanlış bir ülkede yaşadığımız, yıllar yıllar önce mezun olduğum canım bölümüm.
devamını gör...
sen de yap güzel oluyor
athena'nın keyifli, kıpır kıpır sen de yap isimli şarkısında geçen söz öbeğidir.
devamını gör...
herkes mahlasına yakışanı yapsın
tamamm freeed...
devamını gör...
bir gün yine sevişiyorum
bu kafayla ömrünüzde anca bir gün sevişirsiniz zaten.*
devamını gör...
haklıyım ama mutlu değilim
güle güle '' atom karınca ''. * allah yolunu bahtını açık etsin. hep mutlu ol, gülümse...
devamını gör...
anonim yazar
her konuda sohbet enfes kendisiyle, bir de allahsız daha ne olsun
devamını gör...
bir kaçış yolu olarak normal sözlük
hala çaylak olmam üzse de kafa sözlüğe katıldığımdan beri sosyal medya hesaplarımı kullanmıyorum. hem kafamı dağıtıyor hem eğleniyorum.
devamını gör...
demo füzyon reaktörü
iter'in yerine geçmesi düşünülen reaktör. demo'nun faaliyete geçmesiyle birlikte füzyonun bilimsel odaklı olmaktan çıkıp endüstriyel odaklı hâle gelmesi ve sürekli olarak, tükettiğinden 25 kat fazla elektrik enerjisi üretmesi, bunu yaparken de nükleer füzyon kullanması bekleniyor.
iter'den farkı belirli süreler için değil sürekli olarak füzyon enerjisi üretmek üzere tasarlanacak olması. bunun için de reaktörün işlem sıralamasına ekstra bir basamak eklenmiş. bu basamakta ortamdaki nötronlardan biri hazneden kaçıyor. bu iş için özel olarak tasarlanmış bir "battaniye" bu nötronun tüm enerjisini emerek ısınıyor. battaniye içerisinde borularla su taşıma sistemi bulunuyor. battaniye ısınınca su da kaynamaya başlıyor. kaynayan suyun buharı da bir türbine gönderilerek elektrik üretimi için kullanılıyor.
bir aksilik çıkmazsa reaktörün 2033'te operasyona başlaması bekleniyor. 5 sene sürecek olan bu aşamadan sonra çeşitli güçlendirmeler yapılacak ve 2. aşama 2040'ta başlayacak.
iter'in de demo'nun da üretim aşamasındaki bazı bileşenleri, yarı ömür olarak 100 yıldan daha kısa sürede yok olmaları beklense de ne yazık ki radyoaktif.
her iki reaktör için de trityumun üretildiği bir aşama var. bunun için harici tesisler kullanılıyor ve ortaya bol miktarda atık çıkıyor ama bu tesisler kapatılacak ve 2 reaktör de trityumu kendi bünyesinde üretecek.

görselin kaynağı
iter'den farkı belirli süreler için değil sürekli olarak füzyon enerjisi üretmek üzere tasarlanacak olması. bunun için de reaktörün işlem sıralamasına ekstra bir basamak eklenmiş. bu basamakta ortamdaki nötronlardan biri hazneden kaçıyor. bu iş için özel olarak tasarlanmış bir "battaniye" bu nötronun tüm enerjisini emerek ısınıyor. battaniye içerisinde borularla su taşıma sistemi bulunuyor. battaniye ısınınca su da kaynamaya başlıyor. kaynayan suyun buharı da bir türbine gönderilerek elektrik üretimi için kullanılıyor.
bir aksilik çıkmazsa reaktörün 2033'te operasyona başlaması bekleniyor. 5 sene sürecek olan bu aşamadan sonra çeşitli güçlendirmeler yapılacak ve 2. aşama 2040'ta başlayacak.
iter'in de demo'nun da üretim aşamasındaki bazı bileşenleri, yarı ömür olarak 100 yıldan daha kısa sürede yok olmaları beklense de ne yazık ki radyoaktif.
her iki reaktör için de trityumun üretildiği bir aşama var. bunun için harici tesisler kullanılıyor ve ortaya bol miktarda atık çıkıyor ama bu tesisler kapatılacak ve 2 reaktör de trityumu kendi bünyesinde üretecek.

görselin kaynağı
devamını gör...
#polislerintiharediyor
bundan bize ne?
(bkz: a.c.a.b) ya da (bkz: 1312) düzenin bekçileri intihar ediyormuş diye üzülecek değiliz.
bu mesele sadece türkiye için değil.
dünyanın her yerindeki polislere karşı bu şekilde düşünüyorum.
konu türkiye ise buyurun.
yılda kaç kişi karakollarda işkence, taciz ve tecavüze uğruyor?
yılda kaç tane çocuk evet çocuk polis kurşunu ile katlediliyor?
polis öyle bir havaya girmiş ki hakkında yakalama veya arama kararı olan kişiye sanki infaz kararı çıkmış gibi davranıyor.
şüpheli konumundaki kişilere ceza verecek cürete sahipler.
şimdi de psikolojik nedenlerden dolayı intihar edenler için bizim de üzülmemize kamuoyu oluşturmada yardımcı olmamız talep ediliyor.
yok öyle yağma.
gidin süslü süleyman'a dert yanın.
oh olsun tişörtleri giyerken iyiydi!
bizi enterese etmeyen olay.
(bkz: a.c.a.b) ya da (bkz: 1312) düzenin bekçileri intihar ediyormuş diye üzülecek değiliz.
bu mesele sadece türkiye için değil.
dünyanın her yerindeki polislere karşı bu şekilde düşünüyorum.
konu türkiye ise buyurun.
yılda kaç kişi karakollarda işkence, taciz ve tecavüze uğruyor?
yılda kaç tane çocuk evet çocuk polis kurşunu ile katlediliyor?
polis öyle bir havaya girmiş ki hakkında yakalama veya arama kararı olan kişiye sanki infaz kararı çıkmış gibi davranıyor.
şüpheli konumundaki kişilere ceza verecek cürete sahipler.
şimdi de psikolojik nedenlerden dolayı intihar edenler için bizim de üzülmemize kamuoyu oluşturmada yardımcı olmamız talep ediliyor.
yok öyle yağma.
gidin süslü süleyman'a dert yanın.
oh olsun tişörtleri giyerken iyiydi!
bizi enterese etmeyen olay.
devamını gör...
ağır roman
1996 yılı mustafa altıoklar'ın yönetmenliğini yaptığı metin kaçan'ın aynı adlı kitabından senaryoya çevrilmiş türk drama filmi.
aklımda her şeyden çok sado'non ''alem g.t olmuş'' repliği ile yer edinen filmin baş rollerinde okan bayülgen, müjde ar, mustafa uğurlu, savaş dinçel, küçük iskender ve burak sergen bulunmaktadır.
aklımda her şeyden çok sado'non ''alem g.t olmuş'' repliği ile yer edinen filmin baş rollerinde okan bayülgen, müjde ar, mustafa uğurlu, savaş dinçel, küçük iskender ve burak sergen bulunmaktadır.
devamını gör...
ne vereyim abime
ilk cem yılmaz'ın kullandığı, bir güldür güldür repliği.
keyifli olduğum zamanlarda, çocuklarıma söylüyorum.
hadi buyrun, keyfim yerinde, ne vereyim abime?
keyifli olduğum zamanlarda, çocuklarıma söylüyorum.
hadi buyrun, keyfim yerinde, ne vereyim abime?
devamını gör...

