şimdiki lc waikiki poşet ve tabelasında artık göremediğimiz maymun logosu. şirket, satılınca ya da el değiştirince maymunu da doğal ortamına salmışlar.
devamını gör...

şairin ölümü şiirinin ataol behramoğlu çevirisi can acıtacak kadar güzeldir. şairin ölümü aynı zamanda lermontov'un şiir derlemelerini içeren kitaba da ismini vermiştir.

--- alıntı ---

intikam, çar, intikam!
kapanıyorum ayaklarına
adil ol ve katili cezalandır
ki onun idamı gelecek çağlara
senin haklı yargını duyursun
ve caniler örnek bulsun onda.

şair öldü! – kuluydu namusun.-
düştü, karalanmış, söylentilerle.
düştü intikam özlemiyle,göğsünde bir kurşun
eğerek gururlu başını yere!

utancını değersiz tahkirlerin
taşıyamazdı şairin kalbi
o başkaldırdı yargısına sosyetenin
ve öldürüldü! yapayalnız, önceki gibi..

öldürüldü! neye yarar şimdi gözyaşları..
neye yarar boş övgülerin gereksiz korosu..
neye yarar zavallı özür mırıltıları..
kader oynadı oyununu!

ilkin kinle kovan siz değil miydiniz
onun özgür ve cesur yeteneğini;
ve eglenmek için körüklediniz
bir yangını ki belli belirsizdi..

daha ne? eğlenin.. son ıstıraplara
dayanmaya artık gücü yetmezdi!
söndü bir meşale gibi eşsiz deha
soldu alnındaki zafer çelengi..

kurtuluş yok,soğukkanlılıkla
katil indirdi vuruşu.
titremedi elindeki tabanca
yüreği sanki donmuştu..

şaşacak ne var? uzaktan onu
o benzeyeni yüclerce kaçağa
fırlatmıştı bize kaderin buyruğu
talih ve rütbe avına..

gülerek, küstahça aşağlıyordu
yabancı bir toprağın göreneklerini
o bizim şanımızı esirgeyemezdi
ve bu kanlı an düşünemezdi
elini neye kaldırdıgını !

şair öldü ve girdi toprağa
o ünsüz, tatlı türkücü gibi
sağır bir kıskançlığın kurbanı.
onu eşsiz bir güçle betimlemişti
acımasız bir elin yere serdiği
o yazgı yoldaşı ozanı..

bırakarak barışçıl erinçleri ve saf bir dostluğu
özgür yüreğin ve ateşli tutkuların boğulduğu
bu kıskanc dünyaya niçin geldi?
niçin verdi elini değersiz kara çalıcılara?
niçin inandı yalan sözlere ve okşayışlara?
o ki genc yasından beri insanları bilirdi..

çıkarıp ilk çelengi alnından
dikenli ve denfeden bir çelenk taktılar ona,
ve gizli iğneler dalların altından
battılar şanlı alnına..
ve ağulandı son anları da
sinsi fısıltısıyla alaycı cahillerin.
ve öldü o -boşuna bir intikam susuzluğuyla-
ve gizli üzgüsüyle kırılmış ümitlerin..

sesleri o eşsiz şarkıların dindi
bir daha duyulmamacasına.
dar ve sevimsiz sığnağında simdi
susuyor şair , bir mühür ağzında..

ve sizler, kibirli çocukları
bilinen alçaklıkla ün salmış ataların!
köle topuklarıyla çiğneyen yıkıntılarını
bahtın oyunuyla incinmiş soyların!
özgürlük,defa ve şan cellatları!
tahtın yanındaki açgözü yığın!
susturun gerçeği ve yargıyı
gizlenin örtüsü altına yaslanın!
fakat ey ahlaksızlar,tanrısal bir yargı
ve müthiş bir yargıç bekliyor sizleri!
o’nu kandıramaz altın şıkırtısı
o bilir önceden her şeyi.
o zaman boşa gidecek ama
kötülemeler, basvuracağınız!
ve tüm kara kanınızla, şairin
haklı kanını yıkayamayacaksınız!..

--- alıntı ---
devamını gör...

amerika birleşik devletleri'nde milyar dolarlık şirketlerin ceo'larından, sanatçılara, bilim adamlarından sıradan insanlara varıncaya kadar pek çok sınıftaki insanın katıldığı bir araştırmada insanlara, "size üçüncü bir göz verilse ve bunu istediğiniz bir yere konumlandırma imkanınız olsa nereye konumlandırırdınız? neden? " soruları sorulmuş ve ve en mantıklı yanıtı 3 yaşındaki bir anaokulu öğrencisi söz konusu üçüncü gözü işaret parmağının ucuna taktırmak istediğini söyleyerek ve gerekçe olarak da dar yerlere kaçan oyuncaklarını ararken orada olup olmadığından emin olmak istediğini söyleyerek vermişti.

bu araştırmayı ve en mantıklı cevabı bir anaokulu öğrencisinin verdiğini bildiğimden beri her yaştaki insanın düşüncesine önem veririm ve dinlemem gerekiyorsa dinlerim. nitekim allah, (yusuf suresi, 76: "... her bilenin üstünde daha çok bilen biri vardır.") buyurur.

başlığa dönecek olursak akıl yaşta değil, başta olduğu için 2002 doğumlu biri, gayet de ciddiye alınabilecek biridir. konuşmasına izin vermek ve can kulağı ile dinlemek gerekir. konuştukları hakkında hüküm daha sonra verilir.
devamını gör...

hayatım yok.
devamını gör...

az önce fark ettiğim gerçek.

böyle tam pilatesimi yapıp duşumu almış, bvlgari vücut kremimle iyice kremlenmiş ve uyumaya hazırlanmıştım ki bu gerçekle birlikte çığlık atarak yataktan fırladım.

kimsenin bu durumu fark etmemiş olması çok ürkütücü. peki bana ne demeli? bir de hayvansever olup okulda bildiri dağıtıyorum. bu ülke koskocaman bir hayvan cinayetini kahramanlık filmi olarak her gün star tv yeşilçam kuşağı yayın akışına koyuyor. okul kulübü whatsapp grubuna yazdım bu durumu. hepimiz sırayla star tv'ye mesaj attık ve tepkimizi dile getirdik. bir tane arkadaş cimere şikayette bulundu. kız arkadaşım jennifer'a durumu anlattım o da "holy crap! is it real!" dedi. kızcağıza bunun şaka değil gerçek olduğunu anlatana kadar imanım gevredi, en sonunda şaka ya da trollük yapmadığımı söyleyerek ikna ettim.

yani düşünsenize siz insanoğlu olarak o ahtapotçuğun yaşam alanına koskoca kale burçları dikmişsiniz ve onu orada istemiyorsunuz. hayvan da kendini savunma ihtiyacı hissettiğinde orantısız şiddet uygulayarak kılıçla bıçakla saldırmışsınız.

üstelik bu acı tabloya hiçbir hayvansever de ses çıkarmamış. şaka gibi ülkeyiz yeminne.

vikingler ya da hunların problemi bizi bağlamıyor açıkçası. bu dünyada bütün canlılar eşit haklara ve hürriyetlere sahiptir. kimse sizin evinizin yanına kale dikmiyor sonuçta, ortak yaşamayı seve seve öğreneceksiniz.

kadıköy medya gazetesinde haftaya bunun hakkında bir köşe yazısı yazıp, şiddet tabanlı eski yeşilçam filmlerine eleştiride bulunacağım!
devamını gör...

kafa yaptığı için arada satıştan çıkarılan, mide bulantısını anında kesen ilaç.
bulunca bir kaç kutu alın, bir kaç kez satışının yasaklandığına şahit oldum. *
devamını gör...

henüz abuk subuk olanına rastlamadım isteyen sorusu olan yazabilir hayvan değiliz sonuçta cevap veririz.
devamını gör...

adam koskoca süpermen. istediği yerde değişir kardeşim.
devamını gör...


werther etkisi, sosyolog david phillips‘in intiharın yarattığı taklit edilme etkisini tanımlamak için 1974 yılında ortaya attığı bir terimdir. bu isim, alman yazar wolfgang von goethe tarafından yazılan “genç werther’in acıları” adlı romandan geliyor. bu kitabın baş kahramanı en sonunda aşkı uğruna intihar eder.

bu kitap öyle bir “başarı” yakaladı ki yayınlandıktan kısa bir süre sonra 1774’te yaklaşık 40 tane genç werther’inkine benzer bir şekilde yaşamına son verdi. bu tuhaf ve korkunç vaka, italya ve danimarka gibi bazı ülkelerde kitabın yasaklanmasıyla sonuçlanmıştır.

phillips benzer olaylara dayanarak, 1947 ile 1968 yılları arasında bir araştırma yürüttü ve bazı açıklayıcı fakat rahatsız edici bilgilere ulaştı. keşfettiğine göre, the new york times ne zaman ünlü bir figürün intihar hikayesini yayınlasa sonraki ay intihar oranı neredeyse %12 artıyordu.

monroe’nun ölümünden sonraki aylarda 303 genç yaşamına son verdi. werther etkisi bir kez daha gazetelerin ön sayfalarında yer aldı.

bu meşhur olaydan yıllar sonra, 90’larda amerika halkı kurt cobain ile benzer bir şeye daha şahit oldu. basın ne zaman ünlü bir karakterin ölüm haberini yapsa sonrasında hep bir intihar salgını tüm ülkeyi sarsıyordu.
devamını gör...

kitapçıda 75 tl'ye gördüğü kitabı internetten 40 tl'ye görüp alan tiptir. kitabevinden de alırım, sahaftan da internetten de. aynı kitaba 2 kat neden vereyim ?
devamını gör...

yakın zaman trollemesi.işin aslı da kazın ayağı da öyle değildir. kadınlar hoşlandıkları erkeklere gülerler.
devamını gör...

şükürdür bence. burada dini vs eleştirdiğim yok. şükür etmek bir bakıma önemlidir ama yaşam kalitesi sıfır, günün yarısından çoğunu çalışarak geçiren sözde büyük adamların küçük kararlarıyla hayatı şekillenen, hayatta kalma mücadelesiyle sürekli meşgul olmak zorunda kalıp neden yaşadığını bile bilmeyen insanlara şükür tavsiyesi vermek kör birine şu güzelliğe baksana yahu demek kadar anlamsız.
devamını gör...

içimi açsalar katran akar oluk oluk. yıllardır bıkmadan yaptığım eylem.
devamını gör...

az önce bir araştırma konusunda denk gelip yazılarını okuduğum başlıktır.
nevşehir'in 18 km kuzeyinde olan avanos'un antik dönemdeki adı venessa'dır. çok sayıda çanak çömlek atölyesi bulunan ilçede seramik yapım geleneği hititlerden beri süregelmektedir. kızılırmak'ın getirdiği kırmızı toprak ve milden elde edilen seramik çamuru, avanoslu seramik sanatçılarının elinde şekil almaktadır.
çömlekçilik:avanos'ta da hititler'den beri çarkla çanak-çömlek yapıldığı bilinmektedir.bu el sanatı kavimden kavime,babadan oğula geçerek günümüze kadar gelmiştir.
özellikleri:ürgüp, göreme gibi kapadokya’nın üç turistik merkezinden biri olan avanos’un orta yerinden akan nice bilinmeyene sırdaş kızılırmak, tüflü kızıl toprağını asırlardır bir hediye gibi geçtiği yerlere bırakırken, aslında bir sanatın doğmasına da vesile olmuş. bu kırmızı toprak ve mil karışımıyla elde edilen seramik hamuruna avanoslu sanatçıların el emeği göz nuru değmiş ve dünyada nevşehir avanos çömlekleri denilince akla gelen bir yer haline getirmiş.

yapım teknikleri

1.çömlek hamurunun hazırlanması: avanos dağları’nın eteklerinden ve kızılırmak yataklarından toplanan yağlı ve yumuşak kil toprak, elendikten sonra suyla yoğurularak önce hamur haline getiriliyor. hamurun kullanıma hazır hale gelmesi için 1 hafta kadar bekletilmesi gerekiyor. yapılacak avanos çömleklerinin cinsine göre hamurun özellikleri de değişiyor. toprağın sertliği veya yumuşaklığıyla, içerdiği silisin pişirme ısısına tepkisi hamurun niteliğini belirliyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
2.hamura şekil verme aşamasında: birkaç yöntem uygulanıyor. seri üretim ve çok parça çanak çömlek üretimini hızlandırmak için tabak gibi düz parçalar çark yerine, çarka eşdeğer bir makineyle şekillendirilebiliyor. ya da paris sıvası da denilen kalıp yöntemi uygulanıyor ki, sıvı hamur alçılı kalıplara doldurulup katılaşması bekleniyor.çömlekçi ustası özenle hazırladığı hamuru ayaklarıyla vurarak hızlandırdığı çarkına yapıştırdığı anda görsel şölen başlıyor. usta önce elleriyle hamura bastırarak, sonra başparmaklarıyla tam merkezden bastırıp içini boşaltarak hamuru bir forma sokuyor, son aşamada ise yarım ay şeklindeki metal parçayla karın oluşturup çömleğe dönüştürüyor. erbap elinden çıkan bir avanos çömleğinin yapımının tornada incelip yükselerek 4- 5 dakika sürüyor ama bazen elinize aldığınız ufak bir kasenin yapımı boyaması ve işlenmesiyle günlerce de sürebiliyor.
hamur ayakla döndürülen çark tezgahlarda şekillenirken, günümüzde elektrikle dönen çarklar da yaygın olarak kullanılıyor. avanos’ta çömlek yapım atölyelerine halk arasında ‘işlik’ ya da ‘çanakhane’ deniyor. işliklerin en önemli özelliklerinden biri ise toprak zeminli ve ışık almayan mekanlar olması. ve bu mekanlar genellikle kayalara oyulmuş mağaralar.

3. zırhlama ve perdahlama:şekil verilen avanos çömleklerinin kurutmaya geçmeden üstünün boyanmasına ve süslenmesine kapadokya’da ‘zırhlama’ deniyor. zırhlama yapıldıktan sonra çömlekler deri sertliği kıvamına gelene kadar 2 gün bekletiliyor. hamur henüz tam kurumamışken yüzeyinin parlatılmasına ise ‘perdahlama’ deniliyor ki, bu işlem sacdan bir aletle (masat) yapılıyor.

4.kurutma:çömleklerin 20 dakika güneşe çıkarılması nemin atılmasını sağlıyor. eğer güneş yoksa ‘yanalak’ da denilen işlik odalarında bir gün bekletiliyor. kulplu bir ürün ise kulpları takılıyor ve pişirme sürecine geçiliyor.
pişirme ve sırlama:avanos çömleklerinin kullanıma hazır hale gelmeden önce son aşaması fırınlanması ve sırlanması. kuruyan ürünler geniş küvetlere yerleştirilip ev eşyası olarak tasarlanmışsa 1.000°c’de, su geçirmez daha sert kaplar ise 1.400°c’ye varan ısılarda 1-3 gün arasında pişiriliyor ve fırın soğuyuncaya kadar da içinde bekletiliyor.
sırlama işlemini yapmadan önce ise toz kıvamında sır, inceltilmiş çakmaktaşı, kurşun oksit, feldispat gibi camsı maddeler suyla karıştırılarak sır eriyiği hazırlanıyor. pişmiş çömlekler bu eriyiğin içine daldırılarak tekrar fırınlanıyor ve çömleklerin yüzeyinde camsı bir görünüm de bu şekilde sağlanıyor.

turizm açısından
avanos’da çanak-çömleğinin kızılırmak kili kullanılmasından öte farklılıkları %50’sinin geleneksel yöntemlerle yapılması ve yerinden pazarlanmasıdır. üretim biçiminin yanısıra avanos’da çömlek atölyelerini farklılaştıran bir başka unsur da depolama, sergileme hatta ulusal ve uluslararası pazarlara yapılan toptan satışlar ile perakende satışların, üretimin yapıldığı mekânlarda yapılmasıdır. bunun bir nedeni avanos’da çömlek atölyelerinin ilk olarak yerleşme merkezinde kayadan oyma hacimlerde başlamış olmasıdır. bu kayadan oyma odaların bir ya da birkaçında geleneksel yöntemlerle ve babadan oğula geçen, usta-çırak ilişkisi içindeki üretim yıllar içinde süreklilik kazanmış ve aile işletmesi olarak gelişmiştir. geleneksel yöntemle yapılan üretimin sergi ve satışlarının özellikle bu ev atölyelerde yapılması turizm açısından daha özgün bir fizik mekan yapısı oluşturduğundan farklı bir yere taşınma gereği duyulmamıştır. üretimin artması ve yeni alanlara ihtiyaç duyulması halinde kayadan oyma mekanlarda tüf malzemesinin kazılmasıyla oda sayıları arttırılabildiğinden üretim yerleri ailelerin yaşadıkları evlerin önemli bir parçası haline gelmiştir. günümüzde özellikle avanos’un merkezinde yer alan bu konut atölyeler aynı zamanda sergi niteliği taşımakta ve neredeyse haftanın yedi günü çanak-çömlek üretimi, yerleşmeyi ziyaret edenlerin izleyebildikleri bir gösteriye dönüşerek devam etmektedir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
avanos çömlekçiliğinin, fiziki mekan nitelikleri, sosyal, kültürel ekonomik yapısı, kısaca sahip olduğu kimlik bağlamında ülke bütününde önemli bir turizm bölgesi olduğu ve turizm açısından önemli bir el sanatı olduğunu düşünüyorum. zahmetli yapım tekniği ve el ustalığı ile yapılan çömleklerin ülkemizdeki önemini ve konumunu korumamız gerektiğini belirtmek istiyorum. ülke ekonomisi ,kültür ve turizm aktarımı, kendine has el işçiliği ile önemli bir konuma sahip olan avanos çömlekçiliği yapılan festivaller, gezi turları, sergi ve atölyeler ile devamlılığını sürdürmeye çalışıyor. turistlerin avanos yerleşim yerinde sürekli yaşamaları ya da sıklıkla ziyarete gelmeleri bölgenin ve avanos yerleşmesinin kültürel çeşitliliğine, ekonomik olarak zenginleşmesine, ve en önemlisi de bölgenin istihdam olanaklarının artmasına neden olmuştur. bir sonraki yıllara aktarımı ve devamlılığı böylelikle devam edecektir.
turizm açısından dikkat çeken “uluslararası avanos turizm ve el sanatları festivali” düzenleniyormuş bu *ek bilgiyi de eklemek isterim.
devamını gör...

akış bugün biraz garip.
kutuplaşma çabası var gibi.
benim canım yazar arkadaşlarım böyle oyunlara gelmez sanırım.

moderasyon ekibinin bir çoğuyla muhabbetim oldu. çok kibar, anlayışlı ve çözüm odaklı insanlar. benim tavuğuma hiç kış demediler çünkü benim tavuğum kurallara hep uydu. bulunduğu ortamın etiğini kavradı, herkese saygısını korudu. bunlar benden değil benim gibi düşünmüyor deyip ona buna sataşmadı.

ayrıca ekibin içinde erkekler de var. tanışın bir ara merhaba falan deyin. yemiyorlar ben ara ara yapıyorum. hatta baya keyifli muhabbetler de kuruyorlar.
devamını gör...

1935 yılında filistinli hıristiyan bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. lübnan ve mısır'da edebiyat, müzik ve felsefe okumuş, abd'de princeton ve harvard'da eğitimini tamamlayarak edebiyat profesörü olmuştur. kendi tabiriyle 'postmodernist entelektüeldir.'

1967 arap-israil savaşı'na kadar herhangi bir politik hareketin içinde olmayan said, bu savaşla birlikte yahudi karşıtı bir görüş sergileyerek abd'de büyük bir tepkiyle karşılaşmıştır. daha sonra enver sedat ve yaser arafat tarafından barış görüşmelerinde filistin temsilcisi olarak atansa da sonrasında arafat'la görüş ayrılığına düşerek geri çekilmiştir.

pek çok dilde eserleri bulunan bu ortadoğunun en ünlü barış elçisi 2003 yılında lösemiden vefat etmiştir.

edward said fikrimce, en değerli iki eseriyle o zamanlar batılıların içini boşalttıkları ve daha ziyade küçümsemek için kullandıkları 'oryantalizm' ve 'entelektüel' sözcüklerinin gerçek anlamlarını bize ve literatüre yeniden kazandırmıştır. said'e göre oryantalizm, batılıların ortadoğuyu sömürmek için onların bilim, düşünce ve sanat alanlarından ve dolayısıyla modern toplumlar oluşturmaktan uzak oldukları bahanesiyle uydurdukları bir kolonileşme hareketidir. ve gerçek bir entelektüel bütün siyasi erkten ve yetkeden bağımsız, ahlaksal ortamda doğruları söylemek ve değişim yaratmak zorundadır. aşağıdaki alıntı entelektüel kitabındandır.

"bir entelektüel olmanın en çetin yanı, yazdıkların ve yaptığın müdahaleler aracılığıyla vazettiğin şeyi, bir kuruma, bir sistemin ya da yöntemin emriyle harekete geçen bir robota dönüşüp katılaşmadan temsil etmektir. hem bunu hem de tetikte durup iradeni gevşetmemeyi başarabilmiş olmanın coşkusunu hissetmiş olan varsa, bu çakışmanın ne kadar nadir gerçekleştiğini takdir edecektir.

fakat bunu başarabilmenin tek yolu, bir entelektüel olarak, elinizden geldiğince iyi ve aktif bir biçimde hakikati temsil etmek ile bir haminin ya da otoritenin sizi yönlendirmesine pasif bir biçimde izin vermek arasında seçim yapmanın sizin elinizde olduğunu kendinize hatırlatmanızdır.

laik entelektüel için o tanrılar hep iflas eder."
devamını gör...

elalemin iyisi sen misin?
devamını gör...

ücretsiz pdf kitap indirmenin,yayınevi ve yazarın izni olmadan gerçekleştirildiği takdirde haram olduğu ve kul hakkına girdiğini unutmayalım.
ek: kitapevinde 42 liraya satılan kitabın internette 28 liraya satıldığını ve o kitabın aslinda 28 lira da etmeyecegini görünce bende çok kızıyorum emin olun. ben, benim gibi zamanında bilmedigi için kullanıp, sonra öğrenince çok pişman olacak olanlar için önden bir aciklama yaptım.
"haram nedir?" ve "haram olandan sakınmak nasıl olmalıdır? " konularını enine boyuna düşünüp araştırıp kendi özgür iradenizle yine de pdf kullanmayı normal kabul ediyorsanız bu sadece sizi ilgilendirir ve başkalarına da halt yemek düşer. bir öneri; klasikler ve araştırma yazıları için son yıllarda etkisini kaybeden ama halen içinde büyük madenler saklayan halk kütüphanelerini de pandemi bitince bir ara ziyaret edebilirsiniz.
devamını gör...

hiç gitmeyen, gece bütün sesler ,eller ayaklar çekilince baş başa kalınandır. zaten hep ordadır.
devamını gör...

hemen hemen her başlıkta gördüğüm ve neden bu kadar çok kullanıldığına anlam veremediğim kelime.
cart sorunsalı
curt sorunsalı
kulllandığımız/kullanılan başlıklar illa ki olacaktır ama her başlığa da yazılmaz ki kardeşim!
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli portakal radyo renk modu sözlük kütüphanesi online yazarlar kulüpler yazarak kitap kazan puan tablosu sıkça sorulan sorular yönetim kadrosu istatistikler iletişim