90'lar türkçe pop şarkıları
y kuşağı mensubu bireylerde akademik, iş hayatı ve yaşam verimini artırıcı etkisi üzerinde bir makale hazırlamaktayım.
devamını gör...
yağmura en çok yakışan şey
sıcak bir ev
büyük ekran tv+güzel bir film
ışıklar kapalı perde açık
şarap
büyük ekran tv+güzel bir film
ışıklar kapalı perde açık
şarap
devamını gör...
bir sabah ansızın 1985 sabahına uyanmak
annem iki yaşında o zamanlar tabii
devamını gör...
20 yaş
bunun sonu bi yere varmaz bak insan ömrü uzundur her yaşa başlık açmayın diye serzenişte bulunduğum başlık.
devamını gör...
dünyadaki zeki insan sayısının azalması
nispeten katildigim tanımdır. şöyle ki, mesele zeka düzeyindeki düşüş değil, odaklanma problemidir. günümüzde insanı cezbeden o kadar çok uyaran var ki aklı toplayıp bir işe odaklanmak kolay değil.
devamını gör...
gelişigüzel kitap okumanın hiçbir işe yaramaması
yanlış önerme.*
okuyanla okumayan bir olur mu hiç. anlıyorum, okunmasın demek istenmemiş ama bir insan, akademik ya da mesleki anlada kendisini geliştirecek kitaplar okumuyorsa "hiç mi okumasın?" diye sordurtuyor.
bunu da alalade, sırf okumuş olmak için okuyanlar için demiyorum. ancak romanlardan bile öğreneceğimiz bir şeyler oluyor illa.
ayrıca kim sadece planlı programlı kitap okudu diye bir yere gelmiş. bir yerlere gelmek için başka emekleri vardır, yanında da işine yarayacak kitapları okuduysa gelişiminde faydası olmuştur.
hem bu kadar kitap okuyan az kişinin bulunduğu bir ülkede, yapıcı olmakta fayda var.
okuyun da ister gelişigüzel ister planlı.
okuyanla okumayan bir olur mu hiç. anlıyorum, okunmasın demek istenmemiş ama bir insan, akademik ya da mesleki anlada kendisini geliştirecek kitaplar okumuyorsa "hiç mi okumasın?" diye sordurtuyor.
bunu da alalade, sırf okumuş olmak için okuyanlar için demiyorum. ancak romanlardan bile öğreneceğimiz bir şeyler oluyor illa.
ayrıca kim sadece planlı programlı kitap okudu diye bir yere gelmiş. bir yerlere gelmek için başka emekleri vardır, yanında da işine yarayacak kitapları okuduysa gelişiminde faydası olmuştur.
hem bu kadar kitap okuyan az kişinin bulunduğu bir ülkede, yapıcı olmakta fayda var.
okuyun da ister gelişigüzel ister planlı.
devamını gör...
aydınlanma felsefesi
17. ve 18. yüzyılda benimsenmeye başlanmış düşünce sistemi.
bilime, doğaya, insanın aklına, insanın mutluluğuna karşı olan her düşünceye karşı olan bu felsefe ön yargıları yıkmak istemiştir. rönesans ve reform hareketlerine dayanır.
akla duyulan güvenin artmasıyla her türlü dogmaya, baskıcı otoriteye karşı gelinmiştir.
bilime, doğaya, insanın aklına, insanın mutluluğuna karşı olan her düşünceye karşı olan bu felsefe ön yargıları yıkmak istemiştir. rönesans ve reform hareketlerine dayanır.
akla duyulan güvenin artmasıyla her türlü dogmaya, baskıcı otoriteye karşı gelinmiştir.
devamını gör...
kadın filozof olmaması
kadın filozof yok değil vardır fakat kadınlara yüklenen misyon bunun görülmesini engellemiştir. bu başlık 'neden az sayıda kadın filozof var' olsa daha doğru olacaktır.
bunun da sebebi kadınların yüzyıllardır köle vasfında görülmesidir. hiyerarşik bir düzen içinde en alt tabakada olduğunuza inandırılmanızdır. düşünün ki ortadoğuda kadın olduğunuz için bile hayata tutunamazken, yaşayamazken nasıl olur da oturup yaşam üzerine düşünebilirsiniz. yahut yine yalnızca erkek bireyin varlığıyla anlam kazanacağına inandırırsanız, refah vermezseniz, sürekli iş üstüne iş yüklerseniz nasıl olur da kadın düşünür, sorgular. zaten ona verilmiş hayat bile yüce kişilerce(!) bağışlanmış hayattır.
bunun da sebebi kadınların yüzyıllardır köle vasfında görülmesidir. hiyerarşik bir düzen içinde en alt tabakada olduğunuza inandırılmanızdır. düşünün ki ortadoğuda kadın olduğunuz için bile hayata tutunamazken, yaşayamazken nasıl olur da oturup yaşam üzerine düşünebilirsiniz. yahut yine yalnızca erkek bireyin varlığıyla anlam kazanacağına inandırırsanız, refah vermezseniz, sürekli iş üstüne iş yüklerseniz nasıl olur da kadın düşünür, sorgular. zaten ona verilmiş hayat bile yüce kişilerce(!) bağışlanmış hayattır.
devamını gör...
akrabaların normal sözlük'ü keşfetmesi
madagaskar filmindeki o küçük lemurun gözleri gibi dolu gözlerle hesapları bırakıp olabildiğince uzaklara gitmeyi gerektirecek istila. şimdilik böyle bir tehlike yok gibi ama olursa buralarda durulmaz durulmaz. bak düşününce bile içim çekildi.
devamını gör...
kalıplaşmış öğretmen cümleleri
sınava girince ne yapıcaksınız çok merak ediyorum.
geç kağıdı al gel. ben neden geç kalmıyorum?
artık size laf anlatmakla uğraşmayacağım, disipline vereceğim onlar uğraşsın.
geç kağıdı al gel. ben neden geç kalmıyorum?
artık size laf anlatmakla uğraşmayacağım, disipline vereceğim onlar uğraşsın.
devamını gör...
insanı mutlu eden ucuz şeyler
devamını gör...
christopher mccandless
''happiness is only real when shared.''
hayatı,toplumun bize dayattığı sınırlar ve kurallar çerçevesinde yaşamayı reddedip gerçek olanın peşine düşen ve uzağını arayan bir gezgin christopher mccandless.
''sınır tanımayan bir maceracı,evi yolar olan ve güzelliklere yolculuk yapan bir seyyah olmaktır amacım.''
bankasındaki parayı hayır kurumlarına bağışlayıp, ailesine ve arkadaşlarına haber vermeden 1990 yılında 23 yaşında sırra kadem basıyor mccandless. otostopla belirli bir süre yolculuk yaptıktan sonra hayatı boyunca düşlediği alaska'nın uçsuz bucaksız doğasına ulaşıyor. orada'da fairbanks belediyesine ait 142 nolu terkedilmiş otobüsün içinde yaşamaya başlıyor.

diğer insanlardan bağımsız yaşamak,maddi ve yapay olanı reddetmek, kendini bulmak için yola çıkmak ve gerçeği aramak..
parayı,kapitalist düzeni ve toplumu reddedip özgürlüğüne kavuşan mccandless uzun süren macerasının ardından alaska'nın derinliklerinde ciddi düzeyde kilo kaybetmeye başlayınca geri dönmek istiyor. ancak gelirken geçtiği nehir, eriyen buzullar yüzünden derinleşmiş ve yüzülemeyecek kadar soğuyunca 4 ay boyunca ona ev sahipliği yapan fairbankse geri dönüyor. bu kez de gelirken yanında getirdiği bitki tohumlarıyla beslenmeye başlayayan mccandless ölümcül bir hata yapıyor ve yediği tohum toksik etki yapınca vücudu geri dönüşü olmayan bir sona giriyor. alaska'nın kuzeyinde toplumdan uzak,düşlediği doğaya ve yaşama kavuşmuş olarak hayata gözlerini yumuyor.
cesedi ölümünden yaklaşık olarak 18 gün sonra fairbanksın yanından geçen iki gezgin tarafından bulunuyor. ve mccandless'ın ablası, gökyüzünden alaska'nın ormanlarına salıyor küllerini.
27 nisan 1992
''fairbanks'ten selamlar! bu benden alacağınız son haber. buraya iki gün önce ulaştım. otostop çekmek biraz zor oldu ama nihayet buradayım işte. bana gelen tüm mektupları gönderenine geri iletin lütfen. tekrar güney'e dönene kadar uzun zaman geçebilir.bu macera ölümle sonuçlanır ve benden bir daha ses çıkmazsa,harika bir adam olduğunu bilmeni isterim. artık yabana doğru yürüyorum.
''
''insan yaşamının mantık ile yönetildiğini kabul edersek hayatın olasılığı kaybolur.''
''ya yüzümde bir gülümsemeyle kollarınıza koşuyor olsaydım, o zaman siz de benim şu an gördüklerimi görüyor olur muydunuz?''
''mutlu bir hayat yaşadım ve bunun için tanrıya müteşekkirim. hoşça kalın ve tanrı hepinizi kutsasın!''
christopher mccandless'in yolculuğunun filmini izlemek isteyenler için: (bkz: into the wild)
hayatı,toplumun bize dayattığı sınırlar ve kurallar çerçevesinde yaşamayı reddedip gerçek olanın peşine düşen ve uzağını arayan bir gezgin christopher mccandless.
''sınır tanımayan bir maceracı,evi yolar olan ve güzelliklere yolculuk yapan bir seyyah olmaktır amacım.''
bankasındaki parayı hayır kurumlarına bağışlayıp, ailesine ve arkadaşlarına haber vermeden 1990 yılında 23 yaşında sırra kadem basıyor mccandless. otostopla belirli bir süre yolculuk yaptıktan sonra hayatı boyunca düşlediği alaska'nın uçsuz bucaksız doğasına ulaşıyor. orada'da fairbanks belediyesine ait 142 nolu terkedilmiş otobüsün içinde yaşamaya başlıyor.

diğer insanlardan bağımsız yaşamak,maddi ve yapay olanı reddetmek, kendini bulmak için yola çıkmak ve gerçeği aramak..
parayı,kapitalist düzeni ve toplumu reddedip özgürlüğüne kavuşan mccandless uzun süren macerasının ardından alaska'nın derinliklerinde ciddi düzeyde kilo kaybetmeye başlayınca geri dönmek istiyor. ancak gelirken geçtiği nehir, eriyen buzullar yüzünden derinleşmiş ve yüzülemeyecek kadar soğuyunca 4 ay boyunca ona ev sahipliği yapan fairbankse geri dönüyor. bu kez de gelirken yanında getirdiği bitki tohumlarıyla beslenmeye başlayayan mccandless ölümcül bir hata yapıyor ve yediği tohum toksik etki yapınca vücudu geri dönüşü olmayan bir sona giriyor. alaska'nın kuzeyinde toplumdan uzak,düşlediği doğaya ve yaşama kavuşmuş olarak hayata gözlerini yumuyor.
cesedi ölümünden yaklaşık olarak 18 gün sonra fairbanksın yanından geçen iki gezgin tarafından bulunuyor. ve mccandless'ın ablası, gökyüzünden alaska'nın ormanlarına salıyor küllerini.
27 nisan 1992
''fairbanks'ten selamlar! bu benden alacağınız son haber. buraya iki gün önce ulaştım. otostop çekmek biraz zor oldu ama nihayet buradayım işte. bana gelen tüm mektupları gönderenine geri iletin lütfen. tekrar güney'e dönene kadar uzun zaman geçebilir.bu macera ölümle sonuçlanır ve benden bir daha ses çıkmazsa,harika bir adam olduğunu bilmeni isterim. artık yabana doğru yürüyorum.
''
''insan yaşamının mantık ile yönetildiğini kabul edersek hayatın olasılığı kaybolur.''
''ya yüzümde bir gülümsemeyle kollarınıza koşuyor olsaydım, o zaman siz de benim şu an gördüklerimi görüyor olur muydunuz?''
''mutlu bir hayat yaşadım ve bunun için tanrıya müteşekkirim. hoşça kalın ve tanrı hepinizi kutsasın!''
christopher mccandless'in yolculuğunun filmini izlemek isteyenler için: (bkz: into the wild)
devamını gör...
sözlük yazarlarının en sevmediği saat aralığı
sabah 5-9 arası uyan, o saatte işe git. 9 a kadar ne yapıyorum ben bu nasıl hayat alüminyum modunda oluyorum.
devamını gör...
bir kadının sözlük yazarı olma nedeni
bence bu soruyu soran arkadaşın genel aile terbiyesine, eğitim düzeyine ve kültürüne bakmak gerekiyor.
cinsiyetçiliği hoş karşılayabilen bir yapım aşırı feminist bir kadın olmamdan kaynaklı yoktur.
ben bir kadının neden sözlük yazarını olduğunu değil ama senin gibi insanların bu ülkeye ne faydası olduğunu sorgularım işte.
çünkü sizin kesiminizin varlığı bu ülkeyi ileri götürebilseydi , medyada her gün bir cinayet/ istismar / şiddet haberi görmezdik.
demek ki sorgulanması gereken sizsiniz.
bununla ilgili bir başlık açman daha iyi bir strateji olur.
cinsiyetçiliği hoş karşılayabilen bir yapım aşırı feminist bir kadın olmamdan kaynaklı yoktur.
ben bir kadının neden sözlük yazarını olduğunu değil ama senin gibi insanların bu ülkeye ne faydası olduğunu sorgularım işte.
çünkü sizin kesiminizin varlığı bu ülkeyi ileri götürebilseydi , medyada her gün bir cinayet/ istismar / şiddet haberi görmezdik.
demek ki sorgulanması gereken sizsiniz.
bununla ilgili bir başlık açman daha iyi bir strateji olur.
devamını gör...
yazarların sevdiği küçük acılar
ben regl agrisini ve onun verdigi acıyı cok seviyorum. tabi benim için küçük bi acı degil.. orasi ayri. ama o acıdan sonra bi rahatlama geliyo hani çok zor ve büyük işleri hallettikten sonra gelen rahatlamalar gibi ya da sınav için ss aldiginiz fotolari telefondan silerken ki rahatlik gibi. bayiliyorum işte o ana ve o acıya. tabi çok acı çekiyorum o ayrı ama seviyorumda..
devamını gör...
yazarın açtığı başlığın hak ettiği değeri görmemesi
ifade etmek icap ederse ; yazar düşünüp bir farkındalık ya da deklarasyon ortaya koyuyor ama hemen altına troll bir yazar gelip tabiri caizse goy goy makara yapıyor . daha çok etkileşim alıyor. bu yazarın hali necedir sorarım size , özetle dostlarım başlıkda ciddi manada emek varsa hakkını verelim adamı motive edelim görüşündeyim taktir edersiniz.
devamını gör...
tanımı bile olmayan çaylağın takipçisi olması
evet o yazar benim karma puan'ı ne zaman alabilirim?
devamını gör...
günün sözü
her kim bir haltı beceremez, o haltın eleştirmeni olur.
devamını gör...
uçlu kalem
kurşun kalemin bi üst seviyesi okul düzeyinde büyüdüğünün göstergelerinden biri uçlu kaleme geçiştir zaten.
devamını gör...

