normalde favori butonunu sık sık kullanan biri değilim. * ama bazı günler 3-4 tanım birden favladığım oluyor. gerçekten böyle olmasını ben de istemezdim. ne ara böyle düşüncesiz biri oldum ben!
sözlük beni çok kötü biri yaptı...*
devamını gör...

güzel ülkemin öğrencisine verdiği değer.
devamını gör...

başlık: "mansur yavaş'ın ihtiyaç sahiplerinin kpss sınav ücretlerini ödemesi" olacaktı. malum başlık sınırı.
tanım: mansur yavaş pandemi döneminin getirdiği zorluklar içinde kpss'ye girecek sosyal yardım alan kişilerin kpss ücretlerini ödeyeceğini duyurdu.
kaynak
bir yandan tüm zorluklara rağmen halkına desteğini esirgemeyen bir belediye başkanı, diğer yandan bir sınava 300 tl isteyen ösym.
verdiğiniz destekler için çok teşekkür ederim başkanım.
ösym'de tüm öğrencilere köstek olmaya devam etsin.
devamını gör...

depresyona kimileri daha yatkındır yapı olarak.
bu yatkınlıklarının kökenine bakacak olursak ailede psikolojik rahatsızlıklar yaşayan ebeveynler olması etkili. bu tür bir ortamda yetişen çocuklar gerekli bakım ve ilgiyi alamayabiliyorlar. çocuk bakıma muhtaçken yaşadığı psikolojik rahatsızlıklardan kaynaklı ebeveyni kendine bile bakım veremeyebiliyor.
ebeveynin yaşadığı bu duygusal buhranlarına maruz kalan çocuk kendi duygusal dengesini düzenleyemiyor. ya çok hassas bir kişilik geliştirip ebeveyni gibi oluyor yada kendi duygularını yalıtıp kendini bu şekilde korumaya alıyor.
otoriter, kaygılı, eleştirel, tutarsız, kayıtsız( ilgisiz), şiddetin ve alkolün olduğu aile ortamında yetişmiş çocuklarda ilerde yaşadıkları en ufak olumsuzluklarda ve hatta kendi karamsar düşünceleri ile sürekli depresyona girebiliyorlar. hatta kimileri hiç çıkmıyor depresyondan.
bağımlı kişilik yapıları olan kişilerin depresyona ve diğer psikolojik rahatsızlıklara çok daha yatkın olduklarını görüyorum.
bu şartlarda yetişmeyen kişiler bile ileride yaşadıkları ile depresyona girebilirler. travmalar, iflas, kayıplarda depresyon nedenlerinden.
ilişkiler de narsist eşler ve insanlar buna en çok zemin hazırlayan insanlar oluyor.
tabi benim bu yazmaya başlamama neden olan hayatımızda ki önemli kişilerin bizdeki etkileri ile depresyona girmemiz.
kendimizi gerçekleştirmek için gerekli alana sahip olmamızı engelleyen kişiler yavaş yavaş bizi depresyona itebilirler. sinsi sinsi işgal eden kişiler vardır. genelde bizim iyiliğimizi istediklerini iddia ederek bunu yaparlar.
karşı çıktığımız da ise öfkeli, saldırgan yanlarını açığa çıkarırlar.
bir şekilde karşısındakini sindirmeye çalışırlar.
eğer zayıf bir kişiliğimiz var ise boyun eğeriz. ve depresyon kaçınılmaz olur. ama kendimizi koruyabiliyor ve ifade edebiliyorsak (karşıdakinin anlamasına gerek yok) depresyon yerine belki normal bir üzüntü ile atlatabiliyoruz. yapmamız gereken artık bir kurban rolünden çıkıp, kafamızda ki korkularımız kafamızda yenmek. bizim içimizde var olan korkuları başkaları keşfedip bizi bununla kontrol etmeye başlarlar. eğer korkularımız yoksa kimse korkutarak bizi kontrol altına alamaz.

ziya ünlütürk
devamını gör...

gifin nasıl yüklendiğini çözemediğim sistem.

ben yükleyince normal görsel olarak yükleniyor.
devamını gör...

çamaşır asacağım ben. sonra ekmek yapacağım akşama yemek, sonra sokak beslemesi, evdeki küçük hasta kedi ve diğerleri, peşinden aileye hizmet başlığı altında aksam yemeği tantanası, ardından çeviri yapacağım.
madalyası olan arkadaşları tebrik ederim.

açık açık diyorum; ben sözlüğe kafa dağıtmak için giriyorum. maalesef verimli kalifiye bir yazar olamayacağım. istesem etimoloji, türk tarihi ve türk edebiyatı ile ilgili nice şeyler yazarım lakin sabahlara kadar masa başında yaptığım tam olarak bu.
#947833
hatta gördüklerimi okumuyor, oradan depar atar şekilde kaçıp kendimi akışa atıyorum.
ne diyordum ben? he çamaşır asacağım.
devamını gör...

istediği gibi istediğini yazma hakkı var bir yazarın. sözlük formatına aykırı olmadığı, küfretmediği sürece, hepimiz gibi kendi düşüncelerini, tercihlerini yazabilir. nasıl biz kadınlarla ilgili konularda yazıyorsak veya erkekler buna benzer birçok konuda kendi adlarına başlık açıyorsa evet eçcinsellerde bu yönde yazabilirler. “bu tarzda başlık görmek zorunda mıyız? yönetim nerede?” gibi tanımları anlayamadım ben. yönetim ne yapsın bu başlığa. yönetime ne. sözlükte görmediniz hadi, yönetim sildi veya kaldırdı eh ona da tamam da, arkadaşlar; biz hepimiz birlikte yaşıyoruz bu dünyada. iş hayatımızda, sosyal çevremizde belki ailelerimizin içinde.
beni zerre eğrelti etmeyen, rahatsızlık duymadığım bir konudur. erişkin iki insanın özgür iradesi ile seçtiği bir tercihede kimseye laf söylemek düşmez. illa söyleyecekseniz tecavüzcülere, çoluk çucuğa göz diken sapıklara söyleyin.
kınayan herkesin de tanım yazmazı gayet ironi olmuş o da ayrı bir mevzu.
devamını gör...

ısao takahata'nın yazıp yönettiği 1988 yapımı animasyon filmdir *
ıı. dünya savaşı'nın sonuna yakın bir dönemde japonya'da geçer. filmde, bombalanan kobe şehrinde hayatta kalmış 14 yaşındaki seita ve onun dört yaşındaki kız kardeşi setsuko'nun umutsuz çabaları anlatılır. *

--! spoiler !--

ah setsuko, ah setia...
içime açtığınız yara nasıl kapanacak bilmiyorum. beni nasıl ağlattınız bugün.

--! spoiler !--
devamını gör...

açtığı başlıklar her ne kadar tepki toplasa da .. engellemeyeceğim yazar..
lucifercim az biraz dikkat..
devamını gör...

"sen, beni asla, asla tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep, ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için?"

bir kadının ağzından yazılmış mektuplardan oluşan bir kitap, karşılıksız bir aşkın duygu seline ortak ediyor okuyucuyu. kitap ayracı kullanmanıza gerek kalmadan bir çırpıda bitireceğiniz bu eserden sonra kalbinizde bir parça burukluk ile veda edecektir kitap sizlere.

kitapta kadının duyguları ve yaşamış olduğu yoğun hisler öylesine ustaca işlenmiş ki hem bu aşkı kıskanıyor hem de yazara hayran oluyorsunuz.

'sana, beni asla tanımamış olan sana...' cümlesi ile başlayan, bir ömrünü sadece o adamı sevmeye adamış bir kadının hikayesi bu. adamla ilgili her türlü anıya, nesneye kutsal gözü ile bakıp, içindeki aşkı her gün daha da alevlendiren bir aşkın kurbanının sözleri.

adamın vurdumduymazlığı ve sevgisizliği karşısında kadının yoğun ve özel duyguları ustaca işlenmiştir yazar tarafından. öyle aşıktır ki kadın, mezarda olsam ve beni çağıracak olsan o gücü kendimde bulurum diye seslenir adama.

bu kısa ama bir o kadar yoğun eser, kesinlikle okunmalı diye düşünüyorum. yazarın duygu aktarımını harika bir şekilde gerçekleştirdiği, elinizden düşürmeden bitirebileceğiniz mükemmel bir eser.
devamını gör...

saygılı, hemcinslerini de karşı cinsini de koruyan, güçlü ama yıkıcı değil. karşı cinsini hor görmeyen ama kendini de ezdirmeyen, içinin güzelliği dışına vuran bir evlat... erkek ya da kız ne fark eder. önemli olan bu ince detaylar... cinsiyet boş mesele...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ne alıyorsak çok daha az alıyoruz. ne alırsak daha az tüketmeye çalışıyoruz.

başka türlü mümkün değil.


tanım: yükselen fiyatlar karşısında nasıl hayatta kaldığımızı paylaştığımız başlık.
devamını gör...

daha ben anlatmadan sıkıntımı anlayan, her şeyimi bilen sen; dinlemedin bile beni. oysa her şeyi düzeltmek istemiştim. sana verdiğim değer kadar kırıldı kalbim. her bir telinden öpüyorum, dikkat et kendine bu aralar hava çok sıcak.
devamını gör...

twitter, tweet atarak dünyayı kurtaracağını sanan insanlarla dolu bir mecra. kolayca manipüle edilen biriyseniz, sinirlerinizi zıplatırlar, zaten yeterince stresliyiz, bugüne kadar başlamamışsınız ne güzel, akıl sağlığınızı korumak için bugünden sonra da hiç başlamayın...
devamını gör...

yalnız hegel de çomarmış hakikaten...
devamını gör...

intihal sebebiyle soruşturması vardır ve henüz dava sonuçlanmamıştır.
devamını gör...

sözlükte çok var böylelerinden. adam bambaşka bir şey yazmış altında saçmalamalar, linç girişimleri havada uçuşuyor. okuyun, anlayın.

daha doğrusu biri duyar kasıyor* diğerleri de ona uyuyor. neden? getirisi var çünkü. karma, beğeni, ıvır zıvır.

(bkz: sürü psikolojisi)
devamını gör...

mümkünse sabah saatlerinde yenmesi daha uygun olan bir kızartma türü. neden sabah saatlerin de peki?

patates kızartmasının vucutta ortalama sindirimi 12 saati buluyor. gece yatmaya yakın saatte kendinize bu kötülüğü yaparsanız, bir süre sonra nur topu gibi bir reflünüz olur.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim