kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

fransızca sunak anlamına gelen kelime.
devamını gör...

lisede*akıllı tahtadan müzik açarak kendi aptal zevkleriyle insanların kafa dinleme hakkını gasp edip rahatsızlık veren oksijen israfları nedeniyle ortaya çıkabilen durum.
devamını gör...

hayrına halka bedava dağıtılan şeyleri birden fazla almak.
devamını gör...

a song of ice and fire serisi. 2. kitabı bitirmek üzereyim, bu kitaplar inanılmaz sürükleyici öyle böyle değil
devamını gör...

market poşeti.

elinde götürenler, manav reyonundan poşet araklayanlar, cebinden poşet ve türevi çıkaranların yanında 5 poşet demek acayip lüks ve havalı.

iç ses: ironi içerir yazsam mı? yok ya o kadar tanımışlardır herhalde beni.
devamını gör...

ben ilkokula giderken her gün 1.5 lira harçlık alırdım.evde kahvaltı yapmaz,okulda simit falan yerdim. bi gün babam beni karşısına aldı,koca insanla konuşur gibi,konuştu.
oğlum,dedi.sen artık harçlığını harcama,kahvaltı yap git.paran birikir sana oyuncak alırız dedi.bende tamam dedim.
kahvaltı yapmaya başladım.ilk gün paramı kumbaraya attılar.ikinci gün annem paran bende dedi.üçüncü gün ortada para yoktu.
çocuk yaşımda organize bir dolandırıcılığın kurbanı oldum.hem de ailem tarafından kurban edildim.

t:zenginin malı züğürdün ağzını yorar
devamını gör...

/ +kırmızı seviyo musun sen?
-muhakkak.
/

devamını gör...

yıllardır içli dışlı olduğum bir konu telepati. bu konuda yazmayı uzun süredir istiyordum kısmet bugüneymiş. şimdi geçelim telepatiyee.

telepati, duyu organlarımızı kullanmadan gerçekleştirdiğimiz bir iletişimdir. ruhsaldır yani. aslında hepimiz etrafımıza belirli sinyaller, enerjiler yayarız. düşüncelerimiz ortaya çıktığında bunlar etrafa belirli sinyaller yayar ve aslında bu yolla iletildiğinde bu telepati olur, diyebiliriz kabaca.

telepati doğal (bilinçsiz) ve yapay (bilinçli) olarak ikiye ayrılır. doğal telepati aslında hepimizin fark etmeden gün içerisinde yaptığı telepatidir. yani aslında bilinçsiz bir şekilde de olsa herkes telepati yapabilir. bu telepati daha çok yakınlık derecesi yüksek olan insanlar arasında olur. en basitinden bazen içinizde bir sıkıntı hissedersiniz ve sonrasında bir olay yaşandığını öğrenirsiniz ve "ben hissetmiştim bir şey olduğunu" dersiniz. ya da mesela aklınıza sevdiğiniz ama uzun süredir konuşamadığınız bir arkadaşınız gelir ve kısa bir süre sonra ondan bir mesaj ya da arama alırsınız. hatta belki de siz de onu aramayı düşünüyordunuz. bu gibi örnekler doğal telepatidir.

yapay telepati ise bir insana mesaj göndermek için bilinçli olarak yapılan telepatidir. burada siz o kişiye özel olarak gönderdiğiniz için başkaları tarafından anlaşılmaz. tabii eğer telepati bir şekilde yanlış olmuş ve o kişiye iletilememişse bu mesajlar etrafta başıboş sinyaller gibi gezerler. bu da bilinçli olan telepatlar tarafından algılanabilir.

telepati doğuştan gelen bir yetenek olabildiği gibi sonradan da kazanılabilir. doğuştan sizde var olup olmadığını anlamak için doğum haritanızı çıkarmanız ve sonrasında haritanızda hangi ruhsal yetenek konumları olduğuna bakmanız gerekmektedir. telepati yeteneğiniz olup olmadığı böylelikle anlayabilirsiniz.
ayrıca isterseniz telepatik çalışmalar yaparak sonradan da telepati yeteneği kazanabilir ve geliştirebilirsiniz.

şimdi kısaca telepati nasıl yapılır ondan bahsedeyim. şimdi burada şu çok önemlidir: telepati yaptığınız kişi sizin güçlü bir bağınızın olduğu (aileniz, yakın arkadaşlarınız, sevgiliniz vb.) kişiler olursa vermek istediğiniz mesaj çok daha kolay bir şekilde iletilir. bağınız ne kadar güçlüyse o kişi, o mesajı o kadar kolay alır. telepati yaparken çok farklı yöntemler vardır. ama genelinde imajinasyon yatar. fotoğrafa bakarak yapılanları da vardır.

telepati yaparken üçüncü gözünüzden (iki kaşınızın ortasının bir tık üstü) bir ışık çıktığını hayal edersiniz ve o ışığın mesaj göndermek istediğiniz kişinin üçüncü gözünden içeri girdiğini imajine edersiniz. yani hayallersiniz. sonra göndermek istediğiniz mesajın, kısa olacak şekilde, o kişinin üçüncü gözünden girdiğini imajine edersiniz. kısa olması önemlidir. çünkü kısa cümlelerin iletilmesi ve kaybolmaması daha kolaydır. bu en basit örneğiydi. dediğim gibi farklı yolları da var.

ama şu unutulmamalıdır ki kişinin iradesini etkileyemezsiniz. yani siz o kişiye mesajı gönderirsiniz ama o kişinin o mesajı yapıp yapmaması ona kalmıştır. ona "beni ara" mesajı gönderirsiniz. o mesajı alsa bile sizi arayıp aramaması ona kalmıştır. yani aslında burada, basit bir telepatide, bir insanı yönetme yok. çünkü sonuç olarak o işi yapıp yapmaması yine kişinin iradesine kalmıştır. tabii daha ileri çalışmalarda zihin yönetme gibi deneyler yapılmıştır.

sizlere telepatiyi en basit haliyle anlatmaya çalıştım. umarım yanlış bilgi vermemişimdir. kendimce, bildiğim kadarıyla anlattım. sanılanın aksine telepati öyle büyü gibi bir şey değildir. kötü bir şey de değildir. aksine günlük hayatta bilinçli ya da bilinçsiz herkesin yaptığı bir şeydir. daha fazla bilgi için parapsikoloji sitelerine bakabilirsiniz. bol telepatili günler dilerimm.
devamını gör...

--- alıntı ---

10 eylül 1945'te kolorado'da bir çiftçi rutin işlerinden birini yapıp tavukların ve horozlarının kafasını kesiyordu. eşi ise kafası kesilen horozları temizleyip pişiriyordu. o gün de 40 - 50 tanesinin kafası kesilmişti. fakat o gün kafası kesilen horozlardan birisi ölmeyi reddetti kafası olmadığı halde çılgın gibi etrafta koşuyordu.

en sonunda çiftliğin verandasındaki elma kutusuna girdi, geceyi de orada geçirdi. çiftçi lloyd olsen ertesi sabah kalktı ve gördüklerine inanamadı. kafasız horoz hala yaşıyordu.

lloyd olsen kafasız bu horoza mike ismini taktı ve kafasız mike2ın ne kadar yaşayabileceğini görmek için beklemeye karar verdi. belli bir süre geçti mike hala yaşıyordu. en sonunda mike'ı beslemeye karar verdiler. fakat kafasız bir horoz nasıl beslenirdi?

lloyd olsen, mike'ı sıvı besinler ile beslemeye karar verdi. bir damlalık yardımıyla sıvı yiyecekleri direk yemek borusuna iletiyordu. boğazında oluşan mukusu da şırınga ile temizlemeye başladı. birkaç gün sonra lloyd olsen, mike'ı kasabaya indirmeye karar verdi. bir at arabası ve vagonu vardı. mike'ı vagona attı ve insanlara "bu vagonun içerisinde kafasız yaşayan bir horoz olduğunu iddia ediyorum. bahse var mısınız?" dedi. lloyd olsen bu şekilde aslında altın yumurtlayan tavuğunu bulmuştu. kısa bir süre içerisinde kafasız mike ülke çapında meşhur oldu. yerel gazeteler olsen ailesiyle röportaj yapmak istiyorlardı. aynı şekilde organizatörler mike'ı sirklerde göstermek istiyordu. bu şekilde de olsen ailesi ciddi bir para kazanıyordu. time dergisi bile kafasız mike'ı haber yaptı.

özellikle bilim adamları mike üzerinde çalışma yapmak istiyorlardı. olsen mike'ı utah üniversitesine götürdü. oradaki bilim adamları yaklaşık 40 tane tavuk ve horozun kafasını kestiler ama aynı sonucu alamadılar. bu nasıl mümkün olmuştu?

utah üniversitesindeki araştırmalar belli etti ki lloyd olsen'in yaptığı balta hareketi mucizeviydi. balta öyle bir yere denk gelmişti ki beyin sapı ve şahdamar zarar görmemişti. bundan dolayı kalp atışı, kan dolaşımı ve nefes alma gibi hatayi fonskiyonları devam ediyordu. bunun dışında kafasız horoz mike'ın kanı çok çabuk pıhtılaşmıştı, kanamadan da ölmemişti.

horozlarda oldukça ufak bir beyin olduğundan mike onu da kaybederek yaşadığının farkında olmayan bir horoz haline gelmişti. kilo bile alıyordu. mike bu özelliğiyle guinness rekorlar kitabına bile girdi.

1947'nin bahar aylarında time deergisinden hope wade kafasız mike ve olsen ailesiyle gösterilere başlatmaya karar vermişti. bu gösteri kapsamında olsen ailesi ve mike phoenix'e gitti. işte mike'ın hayata gözlerini yumduğu yer de tam burasıydı.

lloyd olsen her ne kadar eşine phoenix'deki gösteride mike'ı sattım dese de ölümünden birkaç yıl önce eşine gerçeği açıkladı. o zaman kadar para kaynakları olan mike'ın ölümün sorumlusu olmak istememişti. fakir bir çiftçiyken mike onları zengin birer insan haline getirmişti. acı gerçek şuydu lloyd olsen, mike'ın şırıngasını gösteride unutmuştu bu nedenle de 18 aydır yaşayan mike boğazındaki mukusla boğularak ölmüştü.

her yıl mayıs ayında kolorado'da kafasız mike horoz festivali düzenlenir. bu ise mike'ı görmek için kasabaya akın eden insanların oluşturduğu bir gelenektir. zamanla festivale dönüşen bu ziyaretler günümüzde bile hale devam etmektedir. bu arada şunu da belirtmek gerekir ki birçok çiftçi elindeki tavukları ve horozları keserek bir tane daha kafasız mike oluşturmak istemişlerdir fakat kimse lloyd olsen'in açısını yakalayıp da bir kafasız mike oluşturamamıştır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

--- alıntı --- buradan
devamını gör...

sefiller = fakir ama gururlu.
devamını gör...

daha gelmem davosa
devamını gör...

epeycesene sevdiğim değerli türk şair, yazar, manken, düşünür, pembe bir battaniye ve sosyopattır.

kendisiyle her gün düzenli olarak oyun oynarız. araya 6-7 saat koyunca yoksunluk belirtisi gösterip işi gücü bırakıp oyun oynamaya başlıyoruz. neyin kafasını yaşıyoruz onu da bilemiyorum. ne zaman kazansam arıyorum deli kadınlar gibi kahkahalar atıyorum, 4 dakika boyunca gülüyorum, olabildiğine sesli şekilde bu zaferi kutluyorum. ancak kendisi ne zaman yeniyor gibi olsa karnım ağrıyor, başım ağrıyor ya da ağzımdan kan geliyor bir dakika bahaneleri ile oyundan çıkıyorum ve ortadan kayboluyorum. saatlerce içime kapanıyorum. yenilmeye 5 gr tahammülüm varsa kendisine yenilmeye tahammülüm hiç yok. hırsımı alamayıp tartışmak için aradığım zaman telefonu "bekle teslim oluyorum" diye açıp zaferden vazgeçen bir komutandır. daha dün benimle hayvan gibi alay etti aha yenilirim bile demez, akıllı adamdır, dırdır ile uğraşmaz. lütfen abiiiii lütfen teslim olun, hadi be abbi diye yalvartabileceğini bildiği halde hiç o toplara girmez. bu nedenle pembe bir battaniyedir.

durup dururken garip garip laflar soktuğu, aynı anda iki işe birden odaklanamadığı için arayanı telefonun bir ucunda unuttuğu, basit bir yemek tarifini dinleyerek asla yapamadığı, kafası bir başka âlemde yaşadığı ve bir noktadan sonra (6-7 gün uğraşıp) sinirleri oynatıp tartışma başlattığı zaman telefonun ucundan sinsi sinsi güldüğü için sosyopattır.

pembe bir battaniyelik ve sosyopatlık arasında geçirdigi yaşamında başarılar diliyorum değerli dostuma. umarım bir gün kullandığı maddeyi hepimiz ile paylaşır çünkü herkesin bu kafaya ihtiyacı var.

hoşşa ğal.
devamını gör...

"rastgele yürürken aklına geleyim sızlasın için."

-cemal süreya.
devamını gör...

gitmek, gitmek,gitmek...
neyden, kimden, nasıl ve ne zaman gitmek? insanız dostlar, ölümlü ama var olan canlılarız. her zaman bir giden var bizden, bir de kalan. hepimiz zaman zaman gider; zaman zaman kalırız bir yerde, bir hatırada veya bir duyguda...
peki ya neyden gidiyoruz sahiden? neyden uzaklaşmak istiyoruz? istemediğimiz sey ne? bence önemli olan bu. dedigim gibi her zaman bir giden ve bir kalan vardır. siz gitmezseniz bile ölüm bir gün sizi götürecektir arkanızda bıraktıklarinıza bakmadan. bir nevi kanundur aslında bu ama önemli olan gitmek değildir, neden gittiğinizdir bence. ayrıca "yerini vaktinde terk etmeyi bilmek, gercek olgunluktur. sadece acizler kalmakta ısrar eder." demiş victor hugo*
devamını gör...

-bir kadına geçerli sebep olduğunda bir suriyeli tekme atabilir mi?
-bir kadına geçerli sebep olduğunda herhangi biri tekme atabilir mi?
-bir insana geçerli sebep olduğunda herhangi biri tekme atabilir mi?
-bir canlıya geçerli sebep olduğunda herhangi biri tekme atabilir mi?
sorularını aklıma getiren olay.
haberin yazılış biçimi aslında toplum olarak nasıl bir şiddet batağının içinde olduğumuzu düşündürüyor.
bazı şeylerin hiç normalleşmemesi gerekirdi.
devamını gör...

devletin kasasında olması gerekirken buhar olup uçan 128 milyar doların nerede olduğu.
devamını gör...

bu kadar ciddi olursak nasıl yaşayacağız bu hayatı demek istediğim insandır.
devamını gör...

efsane olarak kabul edilen üç samuraydan birisidir. aynı zamanda ''son samuray'' olarak da adlandırılmaktadır.. 2003 yılında gösterime giren ''the last samurai'' adlı filmdeki ''katsumoto.'' karakteri, tokomori'den esinlenerek oluşturulmuştur.

takamori düşük rütbeli bir samurayın oğlu olarak dünyaya geldi. şogunları ölünce itibarını kaybetti ve adaya sürgün olarak gönderildi. sonrasında bir daimyo'nun ordusuna katılarak itibarının iadesi mücadele etti. itibarının iadesinden sonra ise hızla yükselerek, geçici hükümetlerde görev yaptı. ancak değişimin hızına ayak uydurmadı. hükümetteki görevinden istifa ederek, memleketi kagoshima'ya dönerek burada özel bir samuray okulu kurdu.

eski samuray geleneğini ve öğretisini onurlandırmak niyetindeydi. en azından tarihe bu şekilde bir iz bırakmak istiyordu. ancak işler onun düşündüğü gibi gitmedi. bir grup isyancı samuray ayaklanma başlattı. silah ve mühimmat depolarını ele geçirdi. ve takamori'yi liderleri ilan ettiler.

isyan haberinin duyulması ile birlikte japonya'nın dört bir yanından samuraylar takamori'nin yanına kogoshima'ya akın etmeye başladı. böylece takamori isteksizce dahi olsa, onun etrafında toplanan samurayların başına geçmek durumunda kaldı. sadakat buşido'nun en önemli ilkelerinden biriydi ve ona sadakatlarını sunan binlerce savaşçıyı yarı yolda bırakamazdı.

kalabalık gittikçe arttı. yanındaki adam sayısı 40 binlere ulaşmıştı. bu her ne kadar yüksek bir sayı olarak gözükse dahi modernize edilmiş hükümet ordusunun sayısı 300 binleri aşıyordu. bu dönemde samurayların kılıç taşıması yasaklanınca dananın kuyruğu kopmuş oldu.

isyancı samuraylar kumamoto kalesine baskın yaptılar ve kaleyi kuşattılar. 2 gün süren kuşatma sonucunda başarılı olamadılar. takviye kuvvetlerin intikaliyle birlikte geri çekilmek zorunda kaldılar.

ayaklanma 6 ay kadar sürdü. takamori ve adamları zaman zaman başarılı olsalar da, hükümetin modern silahları karşısında çaresiz kalıyorlardı. burada bir parantez açmak lazım; son samuray filminde olaylar epik şekilde anlatılmıştır. samurayların asla ve kata ateşli silah kullanmadıkları bir senaryo karşımıza çıkar. oysa takomori ve isyancı samuraylar, eski dahi olsa bu isyanda ateşli silahlar kullanmışlardır. buradaki temel mevzu japon yönetiminin ''samuray öğretisi''ni ortadan kaldırılmak istemesi ve samuray'ları tehlikeli olarak lanse etmeye başlamasıdır. ki bu algı çalışmaları takomori memleketi kagoshima'ya döndüğü andan itibaren yoğunlaşmıştır.

neyse efendim bir dizi çarpışmanın ardından samurayların sayısı gittikçe azalmaya başlamıştı. imparatorluk kuvvetlerine her ne kadar büyük zaiyatlar verdirmiş olsalar da, ordu bu zaiyatları kısa sürede giderebiliyordu. samuraylar tükeniyordu...

shimroyma'daki bir dağ kalesine baskın düzenleyerek, burayı ele geçirdiler. hükümet kuvvetlerinin samurayların yerini saptaması bir kaç gün sürecekti. takomori sonlarının kanlı bir biçimde olacağını biliyordu. en yakın arkadaşlarını etrafında toplayarak bir sake partisi verdi. hayatının son gecesinde saat üç sularında imparatorluk ordusu kaleye hücum etti. samuraylar bu saldırıyı püskürttüler. ancak geride sadece 40 samuray kalmıştı. takamori ciddi yaralar almıştı. buşido'yu takip etti. ve seppuku yaparak yaşamına son verdi.

liderlerini kaybeden ve savaşabilecek durumda olan diğer samuraylar ise atlarına atlayarak, kılıçlarını savurarak, intihar hücumu yaptılar. kurşunların üzerine yürüdüler...

bir dönem böylece sona erdi. arkalarında onur, cesaret ve sadakatten oluşan bir miras bıraktılar.

diğer iki büyük samuray üstadı için (bkz: miyamoto musashi) (bkz: minamoto tametomo)
devamını gör...

pandemi döneminde sınava hazırlanmak gerçekten zor. bu sistemde eğitim ayrı zor, bu dönemde bi ayrı zor. parası olan tuttu özel hocaları gönderdi çocuğunu mis. ben ona bir şey demiyorum, göndersin,bahane de etmiyorum ama haksızlık var. bu haksızlık da geleceği mahvediyor. evde interneti olmayan kişiler var bu ülkede. sadece televizyonu olup ondan bir şeyler öğreneceğiz diye çabalayan öğrenciler var. umrunda değil sistemin. nasıl yaparlarsa yapsınlar. yapamazlarsa da ne yapayım, ben iyiyim nasıl olsa kafasında. iki buçuk milyonun üzerinde sınav adayı var, nasıl olacak bilmiyorum. 2 üniversite bitirmiş evde iş arayan kişiler biliyorum, onun kadar eğitimi olmayanlar da hak etmediği konumda. nasıl mı? torpil. sistem artık amca, dayıya dönmüş. ata'mızın şu sözü aklıma geliyor :"ümidim gençliktedir." acaba onların ümidi neyde merak ediyorum. gençlik yolsuzluklarına taş koyacak, bu lanet sisteme boyun eğmeyeceğini, her şeyin farkında olduklarını bildikleri için burdan vurmaya çalışıyorlar. nereye kadar hadi bakalım. kedi balı her zaman yemez, bunu unutmuşlar. allah yardımcımız olsun.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim