şaban
üç aylar'ın ikincisi olarak bilinen ayın ismidir.
argoda da aptal, saf kişiler için kullanılan bir sözcüktür.
argoda da aptal, saf kişiler için kullanılan bir sözcüktür.
devamını gör...
boş bir bankta saatlerce oturmak
o bank deniz kenarındaysa daha da güzel olan eylemdir. nedense ilk aklıma gelen "acaba şu an denizin diğer ucunda benim gibi oturmuş denizi seyreden biri var mı?" olur. nasıl biri olduğunu, nasıl bir hayatı olduğunu merak ederim. belki de orada bırakın denizi seyreden biri, bank bile yoktur. olsun, bu küçük tahminleri severim. hem böyle anlarda kendi hayatım üzerine düşünmeyi anlamsız bulurum. huzurlu olduğum bir yerde ruhumun sıkılmasından korktuğumdandır belki.
devamını gör...
bayılmak
geçici bir süre bilinç kaybı yaşayan beynin kendisini kapatarak vücudun olduğu yere yığılma durumu.
devamını gör...
hayvanat bahçesi
kapatılması gereken hayvan yaşam alanı(!)
devamını gör...
bağlaç olan te
böyle bir te görünce beynimde 1 sinaps kopuyor, nöronlar intihar ediyor, yaşama hevesim uçup gidiyor.
devamını gör...
kuzen evliliği
kuzenine hallenen, o gözle bakan ve bunu savunan meğer ne çok yazar varmış dediğim başlıktır.
geçen gün misafir geldi, kuzenim ve kendi kuzeni yani karısı. iğrenç bir görüntüydü. 8 ay önce nişanlanmışlar diye buraya yazmışım evet şimdi de evliler.
koca dünyada insan mı kalmadı da gidip kuzeninle.. offff.
aklıma benimle bir olan teyzemin oğlu geldi bir anlığına.. midem ağzıma geldi. iğrendim.
benim de hiç tanışmadığım bilmem nerden akraba çocukları var ama hiç birine o gözle bakmak aklıma bile gelmedi. insanın fışkırdığı, iletişimin ve ulaşımın bu kadar kolay olduğu bir dünyada sen kuzenine yanlamaya devam et kanka.
geçen gün misafir geldi, kuzenim ve kendi kuzeni yani karısı. iğrenç bir görüntüydü. 8 ay önce nişanlanmışlar diye buraya yazmışım evet şimdi de evliler.
koca dünyada insan mı kalmadı da gidip kuzeninle.. offff.
aklıma benimle bir olan teyzemin oğlu geldi bir anlığına.. midem ağzıma geldi. iğrendim.
benim de hiç tanışmadığım bilmem nerden akraba çocukları var ama hiç birine o gözle bakmak aklıma bile gelmedi. insanın fışkırdığı, iletişimin ve ulaşımın bu kadar kolay olduğu bir dünyada sen kuzenine yanlamaya devam et kanka.
devamını gör...
anne
benim, annemden görmediklerimi çocuklarıma verdirten, muhtemelen benim içinde farklı yetersizlikler barındıran, içini alabildiğine doldursan bile,
bir yanı eksik kalabilecek olan yavrusu olan kadın sıfatı.
bir yanı eksik kalabilecek olan yavrusu olan kadın sıfatı.
devamını gör...
havada cinsel ilişkiye girmek
havada karada diyorsun...
devamını gör...
bir kadına tosunum demek
"seni sevdim be tosunum." sözünü akıllara getiren başlıktır.
haber için tık
haber için tık
devamını gör...
akp'ye sürekli çamur atan tip
akıllı ve zeki bir tiptir. ekonomiden eğitimden adaletten anlayan bir tiptir. din uğruna sömürülen cahillerden değildir. pandemiyi en iyi yöneten ülkenin kendi ülkesi olduğunu zannedecek kadar da ıqless değildir.
devamını gör...
kadir mısıroğlu sevici yazarın sözlükten uzaklaştırılması
olması gerekendi ve oldu.
şahsın açtığı başlık şöyleydi:
(bkz: selanikten adam çıkmaz)
başlık silindi, yazar uçuruldu.
teşekkürler moderasyon.
şahsın açtığı başlık şöyleydi:
(bkz: selanikten adam çıkmaz)
başlık silindi, yazar uçuruldu.
teşekkürler moderasyon.
devamını gör...
yoğurdun en çok yakıştığı yemek
mantı.
devamını gör...
kuzeye kaç
bahsi geçen şarkı ve şarkıdaki kuzey kanımca bu...

kimse şarkının linkini bırakmamış bari ben bırakayım tık tık

kimse şarkının linkini bırakmamış bari ben bırakayım tık tık
devamını gör...
normal sözlük mesaj kutusu
devamını gör...
en iyi 36 yazarın kolajı
teşekkür ediyorum kardeşim, emeğine sağlık..
not: bu başlıktan haberdar olmamı sağlayan minik yazara da teşekkürler.
not: bu başlıktan haberdar olmamı sağlayan minik yazara da teşekkürler.
devamını gör...
herkes yalnız ölür
ikinci dünya savaşı esnasında 1940-1942 yılları arasında tutulan gestapo dosyalarına dayanılarak yazılan hans fallada romanı. kitap hem everest yayınlarından “herkes tek başına ölür” ismiyle, hem de hece yayınlarından “herkes yalnız ölür” adıyla basılmış. iki baskının da tercümesi çok iyi hangisini bulursanız tereddüt etmeden okuyun. kitabın orijinal ismi için; (bkz: jeder stirbt für sich allein)
ikinci dünya savaşı esnasında nazi zulmünün doruğa ulaştığı zamanlarda berlin'de tabut üreten bir fabrikada ustabaşıdır otto quangel. eşi anna ise dindar bir ev kadınıdır. klasik bir alman ailesi olan çiftin tek çocuğu cephede ölünce işler değişir. hitler rejimine karşı harekete geçmeye başlarlar ve her hafta rejim karşıtı sloganlar yazdıkları kartları apartmanların girişine bırakırlar. yaklaşık 2 yıl boyunca 300'e yakın kart yazar otto. ancak alman toplumu o kadar sindirilmiş bir haldedir ki bu kartlardan sadece 18 tanesi gestaponun eline geçmez. kartları bulan herkes ya hemen korkuyla polise koşar ya da oracıkta yırtıp imha eder. nitekim kimse elinde bir ölüm fermanı ile dolaşmak istemez. yaklaşık 2 yıl boyunca bir tavşan tazı oyununa dönen bu kovalamaca bir yerden sonra tazı lehine dönmeye başlar. kitabın sonunda anna ve otto onurlu bir şekilde birlikte ölüme yürür ancak ne yazık ki “nazi almanyası'nda hukuk” ismli kitapta okuduğum bir dipnotta, gerçek quangellerin cezadan kurtulmak için birbirini ispiyonladığı yazılıyordu. 727 sayfadan oluşan bir kitap ilk başta gözünüzü korkutacaktır ama kesinlikle bir solukta okunan kıymetli bir kitap.
ikinci dünya savaşı esnasında nazi zulmünün doruğa ulaştığı zamanlarda berlin'de tabut üreten bir fabrikada ustabaşıdır otto quangel. eşi anna ise dindar bir ev kadınıdır. klasik bir alman ailesi olan çiftin tek çocuğu cephede ölünce işler değişir. hitler rejimine karşı harekete geçmeye başlarlar ve her hafta rejim karşıtı sloganlar yazdıkları kartları apartmanların girişine bırakırlar. yaklaşık 2 yıl boyunca 300'e yakın kart yazar otto. ancak alman toplumu o kadar sindirilmiş bir haldedir ki bu kartlardan sadece 18 tanesi gestaponun eline geçmez. kartları bulan herkes ya hemen korkuyla polise koşar ya da oracıkta yırtıp imha eder. nitekim kimse elinde bir ölüm fermanı ile dolaşmak istemez. yaklaşık 2 yıl boyunca bir tavşan tazı oyununa dönen bu kovalamaca bir yerden sonra tazı lehine dönmeye başlar. kitabın sonunda anna ve otto onurlu bir şekilde birlikte ölüme yürür ancak ne yazık ki “nazi almanyası'nda hukuk” ismli kitapta okuduğum bir dipnotta, gerçek quangellerin cezadan kurtulmak için birbirini ispiyonladığı yazılıyordu. 727 sayfadan oluşan bir kitap ilk başta gözünüzü korkutacaktır ama kesinlikle bir solukta okunan kıymetli bir kitap.
devamını gör...
hedonik açlık
hedonik açlık , kişinin zevk amacıyla ve fiziksel açlığın yokluğunda gıdaları tüketmek için oluşmuş arzusunu ifade eder. bir başka deyişle enerji ihtiyacı olmaksızın lezzetli besinleri haz amacıyla tüketmektir. besin alımı içsel uyaranlar * ve dışsal uyaranlar şeklinde ortaya çıkmakta olup (etkilenme, uyarılma, stres vb.) daha önceki besin tüketimleriyle ilişkilendirilmektedir. bireylerin yemeği görmesi, koklaması, çevresindeki insanların yemek yemesi ve reklamlar dışsal uyaran iken; stresli olma, ruh hali değişimleri ve ödüllendirici deneyimler ise içsel uyaranlardandır. bireylerde bu uyaranlara karşı oluşan yanıtlar da farklı olabilmektedir. kaynak 1
kaynak 2
tanım: duygusal yeme, duygusal açlık
kaynak 2
tanım: duygusal yeme, duygusal açlık
devamını gör...
braille alfabesi
görme engelli insanların okuyabilmesi için kullanılan alfabe. 1821'de louis braille tarafından geliştirilen alfabede, harfler ve rakamları ifade eden iki kolon ve her iki kolonda üçer nokta bulunuyor. bu altı noktanın çeşitli şekillerde kabartılmasıyla görme engelli kişiler yazıları okuyabiliyor.
devamını gör...
aile evinden bir kez çıkınca tekrar oraya ait hissedememek
aslına bakarsanız bu kırılmadan sonra hiçbir yere ait hissedememek sorunu bu. o evden çıktığınız andan itibaren hayatınız şekillendirip kendi düzeninizi oluşturuyorsunuz çünkü. hiçbir şey bıraktığınız gibi kalmaz. siz de o evden çıktığınız kişi değilsinizdir artik.
evliliğimin kötü gittiği dönemlerde bunu yaşamış biri olarak şunu belirtmek isterim ki ;
o evde herşey size batar, masada duran bardağa bile ayar olur, evim gibi kokmuyor burası diye oturup ağlarsınız. yani ben öyle yapmıştım. neyse ki çok uzun sürmedi ve ben ait olduğum yerdeyim. aidiyet duygusu en kıymetli şeylerden biri. belki de en kıymetlisi. sonunu da bağlayamadim dağıldım biraz bu da böyle bir anımdır işte.
evliliğimin kötü gittiği dönemlerde bunu yaşamış biri olarak şunu belirtmek isterim ki ;
o evde herşey size batar, masada duran bardağa bile ayar olur, evim gibi kokmuyor burası diye oturup ağlarsınız. yani ben öyle yapmıştım. neyse ki çok uzun sürmedi ve ben ait olduğum yerdeyim. aidiyet duygusu en kıymetli şeylerden biri. belki de en kıymetlisi. sonunu da bağlayamadim dağıldım biraz bu da böyle bir anımdır işte.
devamını gör...
