avrupa'nın kuzeyindeki soğuk iklimi yumuşatarak yaşanabilir kılan bir sıcak su akıntısıdır.

kelime anlamı 'körfez akıntısı'dır.
devamını gör...

ingilizce'deki integrated kelimesinden türkçe'ye geçirilmiş bir devşirme sözcük.
en sade şekli ile entegre, bağ kurmak demektir.

örnek olarak, elektronik eşyalardaki çipler entegre devre olarak bilinir.

entegrasyon ise, bağın kurulduğu anlamı taşır.

kimi zaman mecaz anlamında da kullanılır :
hayat ile entegre olamıyorum.
gibi.
devamını gör...

yani kendi açımdan bakıyorum dünyada en sevmediğim insan bana en basit bir şeyi hediye etse çok mutlu olurum yüzüm güler sevinirim. bir haftadır uğraşıyorum. yeni yıl kartları, notlar, kırmızı yeşil zarflar ( en sevdiği renk) kuzey ışıklarını andıran bir kolye buldum bir güzel paket yaptım verdim. yüzü değişmedi. bir tebessüm bile etmedi. hiç bu kadar kendimi değersiz hissetmemiştim
devamını gör...

hipotalamusun vücut sıcaklığını denetleyen mekanizmasıdır. çok yüksek veya düşük olduğunda gerekli işlemleri başlatır. vücut sıcaklığının çok yüksek olduğu durumlarda
damardaki çizgisiz kası gevşeyip damarın genişlemesi, terleme veya ısı üretiminin azaltılması; düşük olduğu durumlarda ise derideki tüyleri dikleştirme, ısı üretimini arttırmak gibi mekanizmaları kullanır.
devamını gör...

kanımca bir defa görmenin yeterli olduğu, ikinci kez uğramayacağım turistik bölge.
devamını gör...

bugün pazar mıymış? vay be.
allah'tan gece olduğunun farkındayım, dışarısı karanlık.
başlığı görünce birden sabah mı oldu dedim kendi kendime.
fişi çeksem iyi olacak...

t: bu gidişle kaçıracağım eylem.
devamını gör...

(bkz: belediye çalışıyor)
devamını gör...

az önce başıma gelmiş garip durum.

esra ile tv kanalı değiştirme tartışması yaptık her zamanki gibi. o, "işte benim stilim" yarışmanın fi tarihindeki bölümlerini tekrar tekrar izliyor, bense discovery channel'da hurda savaşçıları programına bakmak istiyorum. genelde bu tartışma olduğu zaman onu mutfaktaki televizyonu izlemeye yolluyorum. zaten haftada bir gün çıkıyor bu program. birazcık hoş karşılasa, anlayış gösterse ne olur sanki.. bu kadınları anlamak gerçekten güç dostlarım.

+tatlım bak benim bu programım haftada bir gün çıkıyor?
-ya ali! her gün mü izliyorum ben seni neden böyle yapıyorsun sen yaa biraz anlayışlı olsan ya. öküzz. *burada ağlamaya başlıyor*

özel gününde diye fazla dokunmuyorum, battaniyeyi üstüne çekmiş gofret yiyip ağlayarak moda programını izliyor şimdi. bir ara hıçkırarak ağladı ve "vallahi siz gayretullah'a dokundunuz! billahi dokundunuz! ama görüşeceğiz!" dedi salondan. ne demek istedi pek anlayamadım. yine de kıyamıyorum ballı çöreğime, bu gibi günlerde ona özel ilgi gösteriyorum ve şayet tartışırsak gönlünü alıyorum. gideyim de yakışıklı bir meyve tabağı hazırlayayım.
devamını gör...

evlenmek kadar normal bir durumdur .
devamını gör...

eh hava soğuk, dışarıya çıkamıyoruz, azıcık saksı kurcalayalım bari. hem çiçekler kötü olmuş zaten, artık kurcalayınca ya daha kötü olurlar, ya da coşarlar, kısmet bakalım.* *
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bir yerlere dokununca çatır çatır etmekten de bıktım zaten, toprağa basamıyoruz, belki ellerimden çıkar gider dedim elektrik. umarım, inşallah, dinimiz, amin.

*
devamını gör...

karşılıklı olması elzem bir meseledir. insanların birbirini anlayamamasının temelinde sadece iletme çabası vardır. "iş" kısmının unutuyoruz çoğu zaman; çünkü hakikaten bir iş bu iş*.

iletişimin öğelerine bakalım ki neymiş takılı kaldığımız nokta herkes kendi için bir düşünsün:

kaynak: mesajı gönderen kişiyi* ifade eder. iletişimi başlatır. hepimizin tek yaptığı bu aslında :) şimdi ötesine bakmamız lazım.

alıcı: mesajı kime göndermek istiyorsanız o'dur.

mesaj: iletmek istediğimiz sözler, duygular, düşüncelerdir. mesaj oluşturma işi bir sanattır değerli yazarlar. sözlü ifadelerimizi her zaman beden dilimiz, jest ve mimiklerimiz destekler. sevdiğini söylerken size gülümsemeyen birinin verdiği mesaj şüphe yaratır. bazen sadece susmak bile ne kadar anlamlıdır değil mi? neler barındırır içinde, hangi fırtınalar kopar, hangi sevinci barındırır, hangi utancı saklar kimbilir...

kanal: mesaji gönderme biçimidir. mesajı gönderirken kullandığımız araçlardır. sesli öğeler, görsel yansımalar, telefon, televizyon, radyo...

bağlam: iletişimin gerçekleştiği ortamdır. ses, hava, ışık gibi fiziksel ortamlara ek olarak duygusal paylaşımların, yıkımların olduğu ortamı da düşünmeliyiz. gergin bir ortamda yapacağınız espri birinin gururuna dokunabilir, aman dikkat.

dönüt: alıcının mesajı aldığına dair verdiği ipucu yada cevaptır. bu direkt cevap olarak yapılabildiği gibi mavi tik olarak da yansıtılabilir.

pekala hepsini yapıyoruz, yaşıyoruz. peki iletişim kazasını nerede yaşıyoruz biz?
-------
öncelikle mesajlarımızı güzel hazırlamıyoruz. kullandığımız dil hep "sen" oluyor. suçlayıcı ve savunma haline getirecek cümleler kuruyoruz. sen yaptın, senin yüzünden diyoruz; ben bunu yapacak gücü kendimde bulamadim demek yerine.
bir de net cümleler kurun mesela. ben ima edeyim o anlasın demeyin, seviyorsanız söyleyin. bıraktığınız boşluklar keyfe göre doldurulmasın.
-------
bağlamı değerlendirmiyoruz. karşımızdaki başka duygularla savaşırken size gül atsın istiyorsunuz, bencillik yapıyorsunuz. her mesajin yeri ve zamanı vardır. öyle zaman yaşarız ki bir kelimemiz hiç beklenmedik tepkiye neden olur. halbuki her zaman yaptığın şey değil mi? ne oldu da bu kez ters tepti?
------
kanalları yönetemiyoruz. mesajı yazarken cümlenin sonuna koyacağımız bir emoji, yazının ve mesajın gücünü artırır. yani mümkün olduğu kadar etkili kullanmak lazım geliyor.
------
geribildirim hani nerede? bir mesaj geldiği vakit ona cevap vermek gerekir. geciktirmek de bir anlam ifade eder. cevapsız bırakmak ise şahsım adına saygısızlık barındırır. geribildirimi etkili kullanabilmek için mutlaka teyit etmemiz gerekir aldığımız mesajı. en çok yanlış anlaşılmalar hep bu yüzdendir. ben ne söyledim, o ne anladı dememek için hemen bir "did you mean...?*" geçin altyazıda :) doğru mu anladım, bunu mu demek istedin diye sormaktan çekinmeyin. kafanızda kurmaya çalıştığınız aslında iletilmek istenen olmayabilir.
------
yazarken epey yoruldum, uçuşan düşünceleri bir araya getirmek bir hayli zor oldu. laf lafı açar, asıl vermek istenen mesaj kaybolur gider. sonra oldu mu size iletişim kazası :) o sebepledir ki emniyetli davranmak gerek. kemerinizi takın efendim, kemer önemli.
devamını gör...

kukla gibi ne duruyorsun orada? yapsana bir şeyler. yani istersen kadının kafasına yanı başında duran şişeyi geçir ya da ne bileyim yakarım kendimi bak ciddiyim diyerek tehditler saç. sonuç? başı hafif sallamak. çünkü bazen başka seçenek kalmıyor. duvarlar üç taraftan ve bir taraftan kafes tel. burnunu uzatıyorsun telin dikdörtgen aralığından. şehir önünde akıyor ama sen işte yirmi ikinci katta bir asansörün seni fırlatmasıyla, seramik zeminin üzerine bastığın çıplak ayaklarınla, parmakların kıvrık bekliyorsun bir şey olsun diye. bir şey olmuyor. zaman sanıldığı gibi akmıyor. sekteye uğruyor. girdaplar halinde seni yoruyor. dayanıyorsun o üç duvara sırasıyla. hani yıkılacak gibi de duruyorlar ama enerjin yok işte. tırnağını geçirsen bir yarıktan belki iniverecek. kapı nerede? kapıyı neden unutuyorsunuz? sen değil misin tasarlayan? kapısız mekan mı olur? oluyor işte tam da çizdiğin gibi… kendi hayatının içerisine çıkışları koymayı unutmuşsun. kimse yok mu?
devamını gör...

"bırakıp gittin
yok olup yittin
gözlerindeki hüzün hüzün
bak siliniyor yüzün yüzün"


bir uyandım ki artık yoktun, uzanıp eşsiz hatırandan öptüm
devamını gör...

başörtülü kadın dindar değil mi? dindar bir kadın niye seçilmek ister? neden çalışmak ister? neden hakim, savcı, öğretmen, doktor olmak ister? erkeklerle aynı ortamda başınızda erkeğiniz olmadan bulunacaksınız. bu dininize aykırı değil mi? neden ekonomik özgürlük elde etmek yerine dininizin size çizdiği role uymuyorsunuz? sahi, istanbul sözleşmesi kaldırılırken niçin gıkınız çıkmadı?

başörtüsüne özgürlük verilecekse yahudi kepi takanlara, haç taşıyanlara da özgürlük verilmesi gerekmez mi? lgbt bireylere de aynı özgürlükler ve sembollerini diledikleri gibi giyebilme özgürlüğü verilmesi gerekmez mi? eşcinsel evliliklerin yasal statüye kavuşması gerekmez mi? bunlar kimlik değil mi? bir siz mi yaşıyorsunuz kodumun ülkesinde?

şuna açık açık biz islami rejim istiyoruz, bir tek kendimize ayrıcalık istiyoruz desenize. sizin samimi olmadığınız geçtiğimiz 15 senede anlaşıldı. devran dönünce her türlü üniforma yeniden yasaklanmalı. kamusal alana sembollerle çıkanlara da ağır cezalar verilmeli. sizin ciğerinizi öğrendik biz. bu saatten sonra yemezler!
devamını gör...

kitap, seyahat, akıl fikir.*
devamını gör...

imza isteyen hayranları yüzünden sakladık biz onu. *
endişeye mahal yok. kendisi her an her yerde olma kabiliyetine sahiptir.

(bkz: eyluling bizi gizliden izliyor)
devamını gör...

"bir zaman gelecek ve bizler tüm ümitlerimizden tek tek vazgeçmek zorunda kalacağız. işte o vakit anlayacağız ki, bir zamanlar körü körüne bel bağladığımız ümitler, aslında hayatımıza daha fazla acı ve zorluk katan yanılsamalardan başka bir şey değil."
devamını gör...

buradan
devamını gör...

çok güzel bir şeydir. her yerini öpüyorum benim tosunun.
devamını gör...

cemil meriç'in deyimiyle ''bulutları dağıtmak için göklere yükselen bir kartal'' dır. ''mukaddime''si ise ''bulutları dağıtan bir rüzgâr''dır. tarihçi hammer'e göre ''arap montesquie'' sudur. işte mukaddime'sinden bir parça tespit:

''nefis, her zaman kendisine gâlip gelmiş ve boyun eğdiği kimsede bir mükemmellik olduğuna inanır. bu, ya onu büyük görmesinden dolayı ya da boyun eğmesinin sıradan bir gâlip gelme olayı olmayıp, gâlipteki mükemmellikten olduğuna kendisini yanlış bir şekilde şartlandırdığı içindir... bütün bu sebeplerle mağlûpların, her zaman giyimlerinde, binitlerinde, silahlarında, âdetlerinde ve diğer hususlarda gâliplere benzemeye çalıştıkları görülür... endülüslülerin giyim kuşamlarında, hayat tarzlarında, âdet ve geleneklerde, hatta evlerin ve iş yerlerinin duvarlarına resimler çizecek kadar pek çok hususta avrupalı milletlere benzemeye çalıştıkları görülür. hikmet gözüyle bakıldığında bütün bunların, istilânın alâmetleri olduğu hissedilir...''
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim