quae nocent docent. - yaralayan şeyler öğreticidir.
devamını gör...

boyhood filminde sergilenen oyunculuklardır. film gerçekçi olması için 12 yılda çekilmiş.
izlerken başroldeki çocuk gözünüzün önünde büyüyor siz de noluyo ya! diyorsunuz. sonradan öğreniyorsunuz neler döndüğünü.
aslında efsanevi bir oyunculuk yok filmde fakat totalde iyi bir oyunculuk örneği teşkil ediyor.
devamını gör...

yağmura her yakalandığımda yaşadığım his çünkü nedense herkes her hava durumuna karşı hazırlıklı. * birden etrafta şemsiyeli insanlar beliriyor, yağmur dindiğinde ise tişörtle gezen insanlar ortaya çıkıyor. bazen gerçekten simülasyonda mıyım diye düşündürüyor.*
devamını gör...

motivasyona gerek olmayan bir şekilde yaşıyorum zaten . rutin , mucizelere yer olmayan bir hayat şu an için.
devamını gör...

günümüzde daha dün söylenmiş gibi sarfedilen bir çok söz, felsefi yaklaşım ve aforizmanın ilk sahibi.


…ama tanrıyla mukayese edildiğinde bir insan aklıyla, güzelliğiyle ve her şeyiyle bir maymun gibi kalır.
altın arayanlar pek çok toprağı kazar ve az şey bulurlar.
aşağı inen yolla yukarı çıkan yol aynıdır.
aynı ırmaklara girenlerin üzerinden farklı sular akar.
aynı ırmaklara gireriz ve girmeyiz. hem varız hem yokuz.
bağlanışlar; bütünler ve bütün olmayanlar, bir arada duran ve ayrı duran, birlikte söylenen ve ayrı söylenen. her şeyden bir, bir'den her şey.
beklenmedik olanı beklemedikçe, onu bulamayacaksın.
bilgelik tektir; her şeyi her şeyle yöneten düşünceyi bilmektir.
bir dairenin başlangıcı ile sonu aynıdır.
bu her zaman var olan logos'u insanlar yalnızca işitmeden önce değil, işittikten sonra da anlamıyorlar. her şey bu logos'a göre olup bittiği ve ben her şeyi doğasına göre ayırt ettiğim ve nasıl olduğunu bildirip açıkladığım halde, söylediklerimle ve yaptıklarımla karşılaştıklarında acemi gibi davranıyorlar. uykudayken ne yaptığını unutan öteki insanlar gibi bunlar da uyanıkken ne yaptıklarının farkında değiller.
bütün yetişkin efesliler kendilerini asıp kenti çocuklara bıraksalar iyi olur; çünkü onlar 'hiç kimse bizden çok değerli olmamalı; böyle biri varsa, gitsin, başka yerde başkalarının arasında yaşasın!' diyerek, aralarındaki en değerli adamı , hermodoros'u sürgüne yolladılar.
bütünün kendisi olan bu evreni ne bir tanrı, ne de bir insan oluşturmuştur. o, sürekli belli ölçülere göre yanan, belli ölçülere göre sönen ezeli ve ebedi ateştir.
çemberin başı sonu aynıdır.
çoğunluk kavramaz karşılaştığı şeyleri. ne de anlar öğretildiği zaman. yalnızca öyle gözükür.
çok bilgi insanı uslandırmaz; öyle olsa hesiodos'u, pythagoras'ı, ksenophanes'i ve hekataios'u uslandırırdı.
çok bilgili olman akıllı olduğunu göstermez.
değişiklikten başka hiçbir şey devamlı değildir.
değişmeyen tek şey, değişimdir.
deniz suyu en temiz ve en pistir. balıklar onu içebilirler ve onlar için o kurtarıcıdır.buna karşılık insanlar için o içilemezdir ve öldürücüdür.
en kötü sanat bilgiyi yığmaktır.
güneş olmasa, diğer tüm yıldızlara rağmen hep gece olur.
güneşin genişliği bir ayak kadardır.
hak kavramını haksızlık kavramı olmasaydı bilemezdik.
halk yasayı kentin surlarını savunur gibi dirençle korumalıdır.
her şey akar, hiçbir şey kalıcı değildir; o yüzden aynı dereye iki kez girmek mümkün değildir; çünkü dereye bir kez daha girdiğimde hem ben hem de dere değişmiştir.
her şey ateşle takas olur, ateş de her şeyle; tıpkı altın ile malların ve mallar ile altının takas edilmesi gibi.
hiç eksik olmasın zenginliğiniz efesliler. olmasın ki alçaklığınız belli olsun.
insan ırkıyla karşılaştırıldığında en güzel maymun bile çirkindir.
insan tanrı tarafından küçük çocuk olarak çağrılır, nasıl ki çocuk da yetişkin insan tarafından öyle çağrılırsa.
insanların karakterleri onların kaderleridir ve insanlar layık oldukları hayatları yaşarlar.
insanların fikirleri, çocukların oyuncağıdır.
karşıt olan şeyler bir araya gelir ve uzlaşmaz olanlardan en güzel uyum doğar. her şey çatışma sonucunda oluşur.
karşıtlar yararlıdır, en iyi uyum farklılıklardan çıkar.
kimle konuştuysam, hiçbirinin akıllı olmanın ayrı bir şey olduğunu anladığını görmedim.
mutluluk maddi sevinçlerden ibaret olsaydı, çayıra koşan öküzleri mutlu saymak gerekirdi.
ne şaşırıyorsunuz bre reziller! yoksa oyun oynamak sizinle devlet yönetmekten daha iyi değil mi?
artemis tapınağında çocuklarla oyun oynarken yanına gelen efeslilere
ölçülü olmak en büyük erdemdir. bilgelik doğaya kulak vererek doğruluğu dile getirmek ve doğru olanı yapmaktır.
ölümsüzler ölümlü, ölümlüler ölümsüz. biri ötekinin ölümünü yaşar, öteki de ötekinin yaşamına ölür.
ruhları barbar olanlar doğanın dilini anlamazlar. bu insanlar için gözler ve kulaklar kötü tanıktır.
sağlıklı düşünmek en büyük haslettir ve akıllı olmak doğru söylemekten, tabiatın kurallarına uymaktan geçer.
tanrı için her şey güzel ve hakkaniyetlidir.
uykudayken yaptıklarını unuttukları gibi, uyanıkken yaptıklarını da bilmiyorlar.
devamını gör...

cesare pavese’nin yalnız kadınlar arasında kitabının altmış yedinci sayfasında geçen benzetmedir.

cesare pavese’ye göre idam mahkumunun ipi şans doludur. ve kitap kahramanlarından biri arkadaşına “ sen şimdi şans yüklüsün, idam mahkumunun ipi gibisin” der.

bu benzetmeyi okuyunca üzerinde biraz düşündüm. bir idam mahkumunun ipi neden şans dolu olabilir diye. sanırım kendimce bazı sonuçlara vardım ve bunu bir tanım olarak yazmaya karar verdim.

insanın hayatında çok nadiren görebileceği ya da asla göremeyeceği bir olaydır bir insanın asılarak öldürülmesi. ve zaman zaman bu olay seyirlik bir hal almış, sosyal bir toplantı eylemine de dönüşmüştür. işte bu canice ama seyirlik olayda en şanslı taraf idam mahkumunun ipidir.

hiçbir tehlike altında değildir. onun başına bir şey gelmeyecektir. bir insanın ölümünün gerçekleştiricisi olsa da kimse bundan onu sorumlu tutmayacaktır. herkesin daha iyi görebilmek için birbirini ezdiği, parmakları üzerinde yükseldiği, ellerini gözlerine siper ettiği bu olayda idam mahkumunun ipi olayı hem gerçekleştirir hem de protokolden takip eder.

siz de bazen kendinizi idam mahkumunun ipi gibi şanslı hissederseniz bu tanımı düşünün. ve idam mahkumu şanslı ipine sarılarak cezalarının kefaretini ödediği zaman delinin ipi ile kuyuya inmiş gibi olur, bunu unutmayın.
devamını gör...

son derece sağlıksız, bir o kadar da lezzetli sokak yiyeceği. yerken martıların sesini içimde duyuyorum ama napalım?
devamını gör...

hadi biraz düz mantıkçılık oynayalım.
bir yazar pozitif bir şeyden rahatsız oluyorsa o şey onun için pozitif değil negatiftir. öyle midir? öyledir.
o halde sözkonusu yazarlara göre negatif olan şeylerden bahsetmemiz lazım.
nedir onlar?
onların ne olduğunu bilen biliyor. zaten biz de uzayda yazmıyoruz, kelimeler parmaklarımızın ucunda. herkes kimin ne olduğunu biliyor yani.
tatava yapma dediğinizi duyar gibiyim.

tamam esas konuya geleyim, ben de bazı pozitif ve dolayısıyla negatif şeylerden rahatsızım. ağzımdaki baklayı çıkarmam lazım. ağzımı açıp gözümü yumabilirim değil mi?

mesela bazı yazarlar kantarın topuzunu kaçırıyorlar, bi ara ben de kaçırmışım, olabilir yani yazarlık hâli hepimizin başına gelebilir. ama ısrarcı olmamak lazım sonra maazallah kantarın topuzu kaçar bi daha da gelmez falan tövbeler tövbesi. neyse topuzunuz kaçarsa arayın belki bulursunuz.

bir de bazı yazarlar var ki bırakın kaçacak topuzu kantar yok kantar. yahu kantarsız yazar olur mu? şaka gibi.

kantarsız bi yazar var sözlükte biliyorsunuz. hah işte ondan bahsediyorum. işte bu yazar aslında, nasıl desem... şöyle söyleyeyim, bir insanda nasıl ki akıl süzgeci olur ve o süzgeç çalışmadığında da naaparız dooğru psikiyatri servisine gideriz. değil mi? siz bilirsiniz isterseniz gitmeyin keyfiniz bilir. ama şunu biliriz ki o insanın söyledikleri mantıklı değildir ve evet biz o insanı dikkate almayız amiyane tabirle doktor kendi haline bırakın dedi deriz.
işte bu yazar da akıl süzgeci çalışmadığı için dikkate alınmamalı. çünkü yediği halttan sonra bile pişkinliğini koruyabiliyor bu yazar. hey maşallah allah nazardan saklasın!*

bazı yazarlar da ara ara ortaya çıkıyorlar böyle ortalık karışınca, neden peki? normal zamanda yazdıkları para etmiyor da ondan. fırsatçı golcü gibi karambolde top önüne düşerse ne âlâ yoksa öyle topu süreyim çalım atayım falan nerdee. ne diyorduk bunlara? beleşçi diyorduk. aslında çoğu zaman ofsayta düşer bu gibiler. var sistemi zaten çalışmıyor dörtgöz hakemler sağolsun.
bir de bir özelliği daha var bunların sürekli hakemle dalaşmalar, rakip takım taraftarına sövmeler falan çeneleri pek düşük oluyor maalesef.
yaani yazmak da bir yetenek sonuçta. ama olmayınca böyle garip yollardan medet umuyorlar.

işte benim rahatsız olduğum da bu kantarsız, beleşçi yazarlar.

şimdi adım gibi biliyorum ki bu yazdığımı kimse üzerine alınmayacak çünkü alınırsa eğer bu yazdıklarımı kabul etmiş olur. ben de zaten isim vermedim, kimsenin tavuğuna kışt demedim. ne kadar da zekiyim. hadi bye!
devamını gör...

mavi gözlü siyah saçlı ise (bkz: zeyna) olabilir.
devamını gör...

bu 9 gün falan önceydi, hatırlamıyorum.
devamını gör...

zeynep yayını terk mi etti? *
devamını gör...

ne zaman geleceklerini merak ettiğim nesil.
devamını gör...

hincime şimdi size, bunun da bir tarihi olduğunu söyleyecek ama maalesef öyle.....
hani şu bağırsak dostu meyveli yoğurtlar var ya.. işte sizin sevmediğiniz atalarınız, ötüken'den tanrı dağları'na, urallar'dan altaylara kadar yapmış, tüketmiş.
sonra gel zaman git zaman, hazar'dan, avrupa'ya, kendileriyle birlikte göç edivermiş..

peki atalarımız bunu nasıl yapmış? malum küçükbaş yetiştiriciliği bol, süt bol, durmamış yoğurt çalmışlar. .. üzerine; doğada, kendiliğinden yetişen, çilek ve ahududu gibi böğürtlengilleri, kah tazesinden kah kurutulmuş*undan eklemiş eklemiş tüketmişler.... dolayısıyla o zebellah gibi adamlara, kırmızı kırmızı etler, ne reflü yapmış ne de ülser... siz de anca' oturun deyin ki: ayy bu avrupalılar da iyi bulmuş şu meyveli yoğurdu. hıı gülüm hıı. ensenizden gülerler.


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

mahlasını beğendiğim ve benimsediğim yazardır kendisi. nickaltına yazılınca mutlu oluyormuş. durur mu hiç uykusuzkahve!! tanımlarına sık sık denk geldiğim, gayet şirin bir yazarımız. bal yerine reçel yapabilecek bir kapasiteye sahip olduğundan saygı duyuyorum ayrıca kendisine. *
devamını gör...

doğum günü olan 14 ocak* dünya mantık günü ilan edilmiş olan, dünyanın en büyük mantıkçılarından kabul edilen polonyalı..

kümeler kuramıyla küçük yaşta kafayı bozmuş tarski. ilk makalesini 19 yaşında yayımlamış bununla ilgili. yaşadığı dönem ve coğrafya politik olarak arapsaçı olduğu için, bu kadar mücadele içinde nasıl bu kadar bilgi üretmiş şaşılasıdır. meşhur doğruluk kuramını, kümeler kuramı çalışırken ortaya çıkmıştır. 'doğru kavramının kendisiyle arasında uçurum olan insan için herhangi hesaplama kıstası mümkün müdür' sorusunu sormuş. aslında halting problemi de bu sorunun içindedir. tarski'nin amacı semantiğe başvurmaksızın açık bir doğruluk kıstası elde etmek. yani şöyle ifade edebiliriz : (∀x))(xdoğrudur↔t(x)) burda t(x) semantik bi terim olmayacak. ayrıca bu aritmetik bi dildir ve konusu sayılardır. tarski'nin doğruluk tanımı sadece aritmetiğin sayılarını değil kümeler kuramını da kapsar. ancak sonlu kümeleri bu kuramda yalnız bir sayı ile kodlanır. bu sebeple aritmetiğin 'doğru' kümesini aritmetik dilinin kendi içinde tanımlamanın hiçbir imkanı yoktur. tanım için bir meta-dil'e ihtiyaç vardır. elimizde daha zengin* bir dil varsa ancak ve ancak o zaman doğruluğu teyit edebiliriz. tarski'nin logical consequence'i budur işte.

mantıkçı pozitivistlerin de umudu olmuş kendisi. popper, tarski'den sonra yanlışlamayı falan unutmuş. hatta çokça nakledilir ''tarski sayesinde doğru kelimesini rahatlıkla kullanıyorum artık'' minvalindeki sözü. halbuki tarski ilk başta doğruluk kuramı'nın bilim felsefecilerinin kıçını yırttığı doğrulukla alakası olmadığını söylemesine rağmen kendini şöhrete kaptırmış ve 'evreka' modunu açıp bi çok pozitiviste abilik görevi yapmış.
devamını gör...

atatürk sevgisini sömürüp, üzerinden iyi para kaldıran yazar. din üzerinden para kazananların, atatürklü sürümü.
devamını gör...

eşofmanın tarzına göre yorumlanması gereken erkektir. açıkçası hayatımda hiç bir kızla buluşmaya gitmedim ama gidecek olsam ışıklı mışıklı adidas eşpfman giymem. biraz koca popolu olduğum için belki düzgün bir siyah eşofmanla gidebilirim.

ama bence en doğrusu siyah bir kot pantolon ile gitmektir.
devamını gör...

dairesel hareket yaparak, içerisinde karışım halinde bulunan maddelerin ayrıştırılmasını sağlayan ve genellikle laboratuvarlarda kullanılan cihaz.

dönme hareketinin etkisiyle ağır parçalar tüpün altında, hafif parçalar ise üstünde toplanır. mesela bir kan örneğini serum, pıhtı gibi şekillerde ayrı yapılara ayırabilir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

edit: basitçe olayı anlatmak için konuyu epey üstünkörü geçtim. @sek adlı yazar arkadaşımızdan kanın santrifüj edildiğinde 3 parçaya ayrıldığına dair bir düzeltme geldi. kendisine teşekkür edip bu vesileyle detaylandırayım. kan santrifüj edilince, yukarıda basitçe serum olarak adlandırdığım plazma ve pıhtı olarak adlandırdığım beyaz kan hücreleri ve kırmızı kan hücreleri olmak üzere 3'e ayrılır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tüm gün boyunca aklımdan çıkmayan ve beni büyüleyen eseri ile duygularımı allak bullak eden sanatçıdır. hollandalı sanatçı christiaan lieverse1971 yılından beri özel seriler hazırlayan ressam ilk olarak hybrid serisini oluşturdu. 2008'de tematik bir dizi olan 'lieverse hybrids' ile başladı. dana derisi üzerine çizilmiş kadın suretlerinden oluşan bir seridir.bu serinin nedeni, bir ineğin yumurtasına %99,9 insan dna'sı enjekte edildiği bir üniversite deneyi hakkında bir gazete haberiydi. yani ineğin kendisinin bile %0.1 dna'sı vardı. lieverse, “böyle bir melez insan-inek nasıl görüneceğini hayal etmeye başladım” diyor. projelerinde zıtlık arayışı karakteristiktir; resimlerinde olduğu kadar fotoğraf çalışmalarında da. kusur ve mükemmellik. gurur ve yenilgi. acı ve zafer. soğukkanlılık ve empati. diğer iki seri ise asphalt series ve the rug project.
beni etkileyen eserini ise internette gezinirken gördüğüm ve contemporary istanbul da sergilenen eseridir. the rug project serisine dahildir ve kilitler üzerine çizilmiştir. gerçek kadın yüzlerinden yansıma olarak yaratılan altın oran yüzlü kadın çizimlerinin kilim üzerine çizilmiş halidir. daha önce sevdiğim bir arkadaşımla yaptığım sohbette eserlerin içimizde oluşturduğu hazla alakalı konuşmuştuk. işte bu eseri gördüğüm an o sohbetin haklılığını damarlarıma kadar hissediyorum. tanrının sevgili kulu olmasının nişanesi olarak böyle mükemmel yetenek verilen sanatçılar listesinin başındaki sanatçıdır benim için. eserlerini artık yakından takip edeceğim ve günlerce içimde yeni filizlenen duygularla günlerce yapacağım.
işte beni etkileyen ilk eser
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ve diğer örnekleri
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çok da dert olmayan durumdur. zira yetişkin bir insanın her anlamda kendi kendine yetebilecek maddi ve manevi donanıma sahip olması bir gerekliliktir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim