hiç gerek yok aslında böyle şeylere.

çok sevdiğim insanlar hoşuma gitmeyen bir şey yapınca sarılıyorum, seni seviyorum biliyorsun diye giriyorum söze, uyarıyı yapıyorum hâlâ sarılmaya devam ederken, hiç kavga çıkmamış oluyor. kavga edemeyecek kadar kıyamadığım, sarılıp öyle uyardığım insanlar bi zahmet zaten kavga çıkarmasın. ben böyle yapınca karşılık olarak onlar beni güzel güzel uyarıyorlar, hiç inadım tutmuyor o zaman, özür diliyorum, kapatıyoruz konuyu. karşılıklı bir anlayış halindeyiz.

yanisimi hiç kavgaya falan gerek yok. en baştan cümlelere seni seviyorum diye başlanmış olsa, hiç uzatmadan kısa şekilde konu özetlense ve üstü kapatılmış olsa bence daha iyi. bu yapıldığı halde karşı taraf olayları kavga boyutuna getiriyorsa zaten doğru insan değildir, en güzeli hayatın dışında bırakmak. çünkü ömür kısa, benim kafam almıyor.
devamını gör...

gereksiz kalabalık olayına girilmeden baş başa yenilen bir yemek sırasında teklif edilebilir. çok da güzel olur.
devamını gör...

t.c. simülasyonu diyip duruyorduk gerçek oldu. hadi bakalım başlayalım oyuna.
devamını gör...

kitabını okurken arada kafasını kaldırıp yanından yöresinden geçen insanlara bakmayı seviyordur. korna çalan arabayı, alışveriş poşetleriyle ellerini doldurmuş bir kadının topuklarının sesini, mağaza vitrininde gördüğü oyuncağı isteyen çocuğun ısrarcı sesini, yüksek sesli sokak satıcılarını, şehir gürültüsünü kitabıyla duymayı seviyordur. biraz erken geldiyse şehrin uyanışını, insanların telaşlı adımlarını, işine ya da okuluna yetişmek için kahvaltı etmeden çıkıp fırınlarda kuyruk oluşturan insanları seyretmeyi seviyordur. vakit geçse şehrin aydınlatmasının ne kadar yanlış olduğunu fark etmeyi, eğlence mekanlarından taşan müziğin yüksek sesini seviyordur. hiç tanımadığı insanların, araçların, kokuların okuduğu kitaba karışmasını seviyordur. bazı kitaplar sessizliği değil kendisine ortak olacak kocaman bir hayatı arar diye düşünüyordur.
devamını gör...

herkesin sabırsızlıkla beklediği, ''ne zaman açıklanacak bu eş başkan?'' sorularının havada uçuştuğu kitap/edebiyat kulübünün değerli eş başkanı. sevgili alekseyevna, tekrardan tebrik ederim.
umarım hoş ve keyifli vakit geçiririz azizim.
devamını gör...

annemin üye olduğu doğa yürüyüşü kulübünde en küçük bendim ve yaklaşık 23 km yol yürümüştük, yaptığım ilk zirveydi. kendimi koca koca insanların arasında çok havalı hissetmiştim.
devamını gör...

hindistan cevizi ve badem birlesimi bir yuvarlak sekerdir. beyaz bademin etrafi yuvarlak gofret olur, ici de beyaz sut kremasi ile dolduruyor. en dis cephesi ise hindistan cevisinden olusur. cikolata icermez. dunyanin en iyi lezzetlerinden biridir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

arkadaştan alınan ufak bir kötü haberle az biraz üzülmüş, her şeyin güzel olacağına inanan, güzel günlerin geleceğini bilen ancak şimdilik o kadar umutlu değil gibi.

ne eksik ne fazla tam tamına turgut uyar'ın aşağıdaki şiiri gibi hissediyorum;

"evet, önümüz bahardır biliyorum.
leylaklar açacak biliyorum,
kiraz da çıkacak yakında.
iyi şeyler söylemek de gerek biliyorum.
sevgilim, güzelim, bir tanem biliyorum da
şimdilik bağışla.."
devamını gör...

annemin hala sakladığı göbek kordonumun içinde olduğunu düşündüğüm garip nesneler kategorisi.
devamını gör...

suç ve cezadan sonra başlarsam bitiremem tabii. kendime cok yüklendim dostlar. beyin yandı tabii.
devamını gör...

benim de garipsediğim bir durumdur. temel amaç zaten bir fikirin ortaya atılması sonrası fikirlerin beyan edilmesi olan bir mecrada -bazı durumlarda tek cümlelik bkz vermeyi vs. ayrı tutarak- doğrularınızla çelişen farklı bir fikire neden öcüymüş gibi bundan bize ne olması ve peki bundan size ne olması gibi bir bkz'nin neden ortalığa öylece bırakıldığını anlamıyorum. eğer bundan size veya bize ne ise tanım girmeyebilirsiniz, çok basit bir olgu bu. her konuda fikir belirtmek ya da farklı fikre saldırmak zorunda değil kimse. efendi uslu tartışıp olaysız dağılalım, nedir yani. çok mu zor?
devamını gör...

“yıkılasın israil! enkazını göreyim
sana ülke diyenin yüzüne tüküreyim”

n. fazıl kısakürek
her ramazan ayı aynı şiddet, aynı görüntüler...
devamını gör...

yıllar geçse de unutamazsınız. benim birkaç tane var böyle. birini anlatayım.

mecidiyeköy'de bir patlama oluyor. ben ışıkların oradayım. simitçilerin karşısında. klasik mecidiyeköy kalabalığı. patlama alevli bir patlama değil. manyetik bir şey gibi. herkes, tüm insanlar ve arabalar yerden yükseliyoruz. bir güç bizi yerden göğe doğru yükseltiyor. fırlatma gibi değil. ağır ağır yükseliyoruz. düşünecek, endişelenecek zamanımız var. yer çekimini yenip bizi göğe doğru savuran bu güç tükendiğinde kaç metre yükselmiş olacağız, oradan aşağıya düştüğümüzde ne olacak bize diye düşünebiliyoruz. sessizlik hakim. herkes yükseliyor. yükselme bitmiyor. korkunç bir seviyeye ulaşıyoruz. bulutları geçiyoruz. basınç falan hissetmiyorum. hissetmem lazım diyorum. korkuyorum. ama daha çok merak ediyorum. ne oluyor? ne olacak devamında? ben pozisyon olarak yere paralel ve yüzüstü vaziyetteyim. altımda giderek küçülen istanbul'u izliyorum. bi' ara kafamı bir defa daha yukarı çeviriyorum. öncesinde de bakmıştım, yine sonsuz boşluk dışında bir şey görmeyeceğimi düşünüyorum. ama bu defa uzakta bir nesne görüyorum. boynumu o vaziyette çok uzun süre tutamayacağımı fark edip önüme dönüyorum. daha mesafe var nasıl olsa biraz sonra yeniden çeviririm diye geçiyor aklımdan. içim içime sığmıyor. korkunç bir merak içindeyim. çok geçmiyor bir daha çeviriyorum. yine hayli mesafe var. gözlerimi hareket ettiriyorum. ileriye ve geriye doğru. cismi tam seçemiyorum ama devasa olduğunu görüyorum. kafam arkaya dönük vaziyetteyken görebildiğim tüm açılarda cismin bir parçası var. koyu gri renkte. çok büyük. yine önüme dönüyorum. yerden yükselmeye devam ediyoruz. başlangıçta yakınımda olan insanlarla aramdaki mesafe açılmış. neredeyse yalnızım. çok uzakta başka insanları ve arabaları görüyorum. acaba onlar neler düşünüyor diye geçiyor aklımdan. sonra kendine odaklan kızım. herkes kendi mücadelesini veriyor diyorum. tekrar kafamı arkaya çeviriyorum. bu defa cisimle aramdaki mesafe azalmış. paslı bir demir, yeryüzüne paralel, silindir, yarı metre çapı ya var ya yok, bu ne diyorum. böyle bir şey olabilir mi? dehşete kapılıyorum. sonra yeniden bakıyorum. yanında aynından bir tane daha. araları 1 metre kadar. ve diğer yanında da. onların yanlarında da. sıra sıra parmaklıklar. kafesin tavanı! mesafe artık çok azalıyor. metreler kaldı. birine tutunsam koala gibi sarılabilir miyim diye düşünüyorum. kucaklayabilir miyim parmaklıklardan birini. bacaklarımla da sarılırım. kendimi çevirebilir miyim acaba? direk parmaklığa doğru yükselebilirsem alttan sarılırım. çeviremezsem kendimi ve iki parmaklık arasından geçersem tek ya da çift kolumda sağdaki ya da soldaki parmaklığı tutabilir miyim? birini tutsam bile bu iten güç beni koparır mı parmaklıktan. iyice kavramaya zamanım olur mu? diyelim tutundum, baskıya dayanabilir miyim? kollarım ve bacaklarım bu güçten daha güçlü mü? becerebilsem, sarılabilsem ne olacak diye düşünüyorum. bir saniyede onlarca şey geçiyor aklımdan. kim gelip beni buradan alabilir. gücün etkisi geçince aşağı da atlayamam. ne işime yarayacak? derkeeenn, derkeeen uyandım. :)

10 yılı var rahat. her saniyesi ezberimde. duygusu bile.
devamını gör...

zihninizi okuması. sezgilerinin gücü. karşısında zihnen çıplak hissetmeniz. gözleri röntgen cihazı gibidir ve farklı biçimde düşünüp konuşurlar. özgüvenleri yüksektir. kimse karşısında ezik hissetmezler. zekalarından zevk aldıklarını gözlemleyebilirsiniz iletişime eğilimli iseler. gözleri taze balık gibi parlak, bakışları delicidir. kolay inanmazlar.
devamını gör...

kesinlikle olması gerekendir, eğer eksi oy olmayacaksa artı oy da olmamalı. (bkz: herşey zıttı ile kaimdir) sadece artı oy butonu koymanın "hadi lala dipsi poo birbirimizin egosunu şişirelim" demekten farkı yok.
devamını gör...

sosyalizme inanan, pek de hoş müzik yapan bir grup.

en sevdiğim şarkısı ;

devamını gör...

rastgele numaralar yazıyordum ben. allah affetsin.*
devamını gör...

birinci selim ile şah ismail arasında geçen bir osmanlı iran savaşıdır. osmanlılar ve onların müttefikleri iranlı kürt aşiretleri ile safeviler ve doğu’daki müttefikleri olan osmanlı türkmenleri çaldıran ovasında karşı karşıya gelmişler ve kılıçlı, kalkanlı, mızraklı safeviler osmanlıların ateşli silah üstünlüğüne daha fazla dayanamayıp yenilmişlerdir. eğer bu savaşı osmanlılar kaybetseydi çok büyük ihtimalle bugün doğu ve güneydoğu anadolu toprakları iran‘a ait olacaktı ve halkı da azerbaycan türklerinden oluşacaktı yani güney azerbaycan dediğimiz iran azerbaycanı gibi bir yer olacaktır.

devamını gör...

yeterli.

örnek kullanım:

1) 2 şeker kâfi.
2) ahireti boşver, hayat kâfi.
devamını gör...

kudüs şehrinin kurucusudur. savaşta güçlü bir düşmanı öldürmüş bu ona krallık vermiştir. davut, orta boylu uzun ve kıvırcık saçlı, uzun kirpikli güzel yüzlü ve güzel sesli bir peygamberdir. sesinin gür, tok ve güzel olmasından davud-i ses denir. cennet sakinlerine kur'an-ı kerim okuyacağı söylenir. yine bir gün oruç tutup bir gün tutmamaya davut orucu denir. oğlu yine kendisi gibi hem kral hem peygamber olan hz.süleyman'dır. savaş zırhını ilk bulan kişi olarak anılır. onu rüyamda gören bir kişi olarak söylemeliyim ki kesinlikle bir peygamber sureti vardır. kendisine kitap indirilen dört peygamberden biridir. yine hz. davut duası vardır ki sık sık onun güzel duasıyla dualarımı taçlandırırım. şöyledir: "bismillahirrahmanirrahim allah'ım bana seni sevmeyi, seni sevenleri sevmeyi ve senin sevdiğin ameller işlemeyi nasip eyle. senin sevgini bize canımızdan, malımızdan ve buz gibi berrak sulardan daha ileri kıl. amin ecmain."
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim