yok artık daha neler!
"insan kocasını
kendi evinde
kendi yataklarında
başka bir kadınla gördü" diye aldattığını mı düşünür. allah allah! e yok artık, ciddi misin?
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

karşıt anlamlısı (bkz: optimizm) iyimserlik olarak bilinen kelimedir. pesimizm, her zaman yaşanabilecek en kötü senaryoyu ele almaktır. böylece en ufak olumsuzluk karşısında bile yıkılmadan ya da hayal kırıklığı yaşamadan yola devam edebilirler. çünkü beklentiler en azda tutulmuş ve zaten düşündüğü gerçekleşmiştir. eğer aksi bir şekilde her şey yolunda gittiyse de değme keyfine.

elbet her şeyin ortası karar, fazlası ise önce kendine sonra yanındakine zarardır. pesimist insanların "tedbirliyim ben canım, ondan böyle düşünüyorum" diye tanımlamasını göz ardı edersek (ki öyle olması gerekiyor, çünkü ikisi farklı kavramlardır); pesimizm insanın hayat enerjisini çeker. ruh halinizi iyi analiz edip nerede durduğunuzu bilmeniz gerekir. insan genelde benlik bütünlüğünü koruyabilmek adına pesimizm içinde bulur kendini, yada zaten o benlik çoktan bozulmuştur da haberiniz yoktur. (bkz: savunma mekanizmaları)(bkz: freud).
devamını gör...

kazık.
devamını gör...

dostlar öncelikle şunu kabul edelim. hiç kimse dünyaya gelmeyi istemez, ailelerimiz ebeveyn olmayı seçer. eğer gelecekte kendinize bakacak ya da yatırım aracı olarak birilerini arıyorsanız hiiiçç boşuna dünyaya çocuk getirmeyin. o çocuğa harcayacağınız parayı, emeği ve zamanı çok farklı yerlere yatırabilirsiniz. inanın daha verimli olacaktır.

bir çocuk dünyaya getirmek pratikte kolay gibi görünse de daha en başından çok meşakkatli bir yoldur. bir kadın olarak söylüyorum; hamilelik süreci,doğumu, lohusalığı, hormonları derken zaten o çocuk doğuncaya kadar yeterince çile çekiyorsunuz dostlar. e doğurunca iş bitiyor mu? aslaaa! tam tersine daha yeni başlıyoruz.

o çocuğu dünyaya getirmeden şunları düşünmeli her insan:
-ben bu çocuğa yeterince iyi bir ekonomik gelir sağlayabilir miyim?
- ben bu çocuğa yeterince sevgi ve ilgi verebilir miyim?
- iyi bir ebeveyn olabilir miyim?
- bu çocuğun sorumluluğunu üstlenebilir miyim?
- hayatımdaki bazı alışkanlıklarım ve isteklerimden fedakarlıklar yapabilir miyim?
- eşimle aramız nasıl? sağlıklı bir ilişkimiz var mı?
- ben böyle bir dünyaya çocuk getirmek istiyor muyum?
bunların hepsi büyük birer soru işaretidir ve hiçbirinin cevabında bir gram şüphe olmamalıdır. yeni bir candan bahsediyoruz dostlar. öyle kolay değil, çoğumuzun dediği gibi doğurmakla ana baba olunmuyor. şahsen kendi adıma konuşacağım ve sizinle bir analiz yapacağım.


ekonomik olarak yeterli olmadan asla böyle bir işe girilmez dostlar. özellikle “her doğan kendi rızkıyla doğar” sözüne de inanmam. ben daha kendim zar zor geçinirken küçücük çocuğa bir çikolatayı neden alamadığımla ilgili hesap vermemem.

ben bu çocuğa yeterli sevgi ve ilgiyi verebilir miyim?
dostlar ben zaten evde 7 aylık bir bücürle yaşıyorum. onun tepkilerinden de yeterli ilgiyi verebildiğimi düşünüyorum fakat kendi çocuğunuz çok ayrı bir durum. o sabrı besleyebilecek misiniz? ben çabuk sinirlenen ve hemen parlayan biriyimdir. çocuğuma karşı sabırlı, anlayışlı ve sakin olabilecek miyim? bilmiyorum. büyükkk bir soru işareti daha!

bir çocuğun sorumluluğunu üstlenebilir miyim?
küçücük bir bebeği düşünün. tamamen size muhtaç. konuşamıyor, yürüyemiyor, ne istediğini anlatamıyor… ve bu varlığın her şeyi sizsiniz. hastalandığı zamanki o çaresizlik çok zordur dostlar ya da ciyak ciyak ağlarken neyinin olduğunu bilmeyip sakin kalmaya çalıştığınız dakikalar… oturup kendim de ağladığım çok zaman oldu. o dakikalar hiç geçmez mesela. ya da gece gazının olduğunu bile bile acaba başka bir şeyi mi var diye uykusuzluktan kafayı yiyecek raddeye geldiğiniz anlar… tüm bunları göze alabilecek misiniz? şahsen ben bu yükün altına giremem dostlar. girememeyi geçtim girmek de istemem.

bazı alışkanlıklarım ve isteklerimden fedakarlıklar yapabilir miyim?
dostlar şu dünyada okunacak onlarca kitap, gezilecek yüzlerce yer ve yaşanacak binlerce anı var. lakin bir çocuğunuz olduğu vakit önce kendinizi değil onu düşünmeniz gerekiyor. mesela: kış ayında bir yere gideceğiniz zaman öncelikle çocuğunuzu düşünmelisiniz. aman üşütür mü? hasta olur mu? sıkılır mı? vb.
kendi sosyalliğinizden ve isteklerinizden feragat etmeniz gerekir bazı konularda. hamilelik sürecinde sigarayı bırakmanız ya da azaltmanız gerekir. kötü örnek teşkil eden şeyler yapmamanız… ve onlarca örnek sayabilirim. ben bunları yapabilecek kadar fedakar olsaydım kariyer hayatımda çok daha farklı yerlere gelebilirdim. lakin bunları yapamayacak kadar bencil ve tembelim. üzgünüm, gerçekler…

eşimle aram iyi mi? sağlıklı bir ilişkimiz var mı? ya da eşim nasıl biri?
eşler bu konuda birbirine destek olmalıdır dostlar. birçok ailede rastladığımız bir durum vardır ki, o da babaların ilgisizliği. hiççç bana “aman tüm gün işte çalışıyorlar, mecalleri olmuyor” mavalları okumayın. tam da bunun için sordum yukarıdaki soruları. eğer işten yorgun gelip çocuğunla oyun oynayamayacak, ilgi gösteremeyeceksen çocuk yapmayacaksın kardeşim. aynı şekilde anneler de tüm gün evde boş duruyor sanıyorsanız yanılıyorsunuz. evin işi de bitmiyor çünkü. neyse daha fazla lafı uzatmayacağım. her iki ebeveyn için de söylüyorum ki birbirlerine yardımcı ve destek olmalılar. öbür türlüsü olmuyor çünkü.

dostlar üstte sorduğum sorular ve çeşitlerini sorup, cevaplarından emin olduktan sonra bir çocuğu dünyaya getirin. bakamayacağınız, sırf boşanmamak adına ya da aman yaşım geçiyor diye düşünerek çocuk yapmayın. ne kendi başınızı yakın ne de küçücük çocuğun hakkına girin.

he benim sonucum ne peki? benden ömür billah anne olmaz!!!!
devamını gör...

yani ille kalkıp "kusurlu olmasak erkekleri sevmezdik" mi diyelim, bunu mu istiyorsunuz?

bir iddia.
devamını gör...

ne yazık ki doğru olan tespit, günümüz gençlerinde bilhassa pek popüler, psikiyatrik rahatsızlık edinmeyen kalmadı gibi bir durum var, teşhis konması önemli değil, kendileri de bulabiliyor bir şeyler. kendisini bipolar sanan mı dersin, biosuna obsesif kompulsif bozukluk yazanlar mı dersin, en ufak bir olumsuz düşüncede aklına kendisinde anksiyete olduğunu düşünen mi dersin bıktık vallahi.
devamını gör...

o da bir şey mi
beni yaparlarken ben babamın içindeymişim.
t: geniş bir aileye sahipseniz oğlum suyu açta ısınsın bile diyebilir.
devamını gör...

aşina olduğum başlıkların altına birleştirilmesi için eskiden açılmış başlıkları tanım olarak ekliyorum. burada amacım, başlığı açan kişiyi rencide etmek değil. bu tür tavrı da uugun görmüyorum. hepimiz insanız ve arada hata yapabiliyoruz; bunu normal karşılıyorum. kişiyi rencide etmek ancak kişiyi yazmaktan ve sözlükten soğutur; daha da kötüsü aynı rencide edici eylemi o da başkası için yapabilir. bu da hoş durumlara neden olmaz diye düşünüyorum.
devamını gör...

yazdığı eğlenceli tanımlarla yazarları trolleyen yazarlardır.
bence bu kişi arnelladır.
devamını gör...

1. yüzyılda yaşamış yahudi vaiz ve dini lider olan nasıra*lı isa'nın öğretilerine ve vaazlarına dayanan tek tanrılı 2. ibrahimi din* olan hristiyanlık* dini mensubu mesihçi*ler olarak bilinen kişilerdir.
devamını gör...

her gördüğümde aklıma domestos gelen yerli yazar; içindeki güzellikler hiç solmasın. hep mutlu kal*
devamını gör...

mukemmel bir fikir. sicak bakiyorum vallahi. usenmezsem neden olmasin. yoldasa bas kaldiran kapitalist iko olarak tarihe gecicem. kapitalizm kazanir.
devamını gör...

artı oylardan 3 kişi bile olmadığını iddia ettiğim başlıktır.

3 kişi nedir yahu 3 kişi çok baya çok.
hayaletler okuyor tanımları.
devamını gör...

bulunduğumuz pandemi dönemind pek de mümkün olmayan durum. malum herkes maske takıyor. konuşurken tükürük sıçratsa da partekülleri fazla uzağa gidemez sanırım.
devamını gör...

arapça kökenli olan, "öz, özet, kısacası" gibi anlamlara karşılık gelen kelimedir. kimyada maddenin eritici ile ayrılmış en temel özü anlamına da gelir. refik halit karay gibi birkaç yazarın kitaplarında ve hakan ilhan kurt'un bir şiirinde rastlayabilirsiniz kendisine.

aşında, sofranda ağız tadımdan,
hem deliliğimden, hem inadımdan;
hülâsa bahsetsen bir kez adımdan,
burnunun direği hiç sızlamaz mı?
devamını gör...

sevda gibi bir gizli emel ruhuna sinmiş;
bir haz ki hayalden bile üstün ve derinmiş.
gökten gelerek gönlüne rüzgar gibi inmiş,
bir sır ki bu,ölsen bile açamazsın...

anlatması imkansız olan öyle bir an ki,
hülyadaki ses varlığının gayesi sanki...
bak emrediyor:daldığın alemden uyan ki,
mutlak seveceksin beni, bundan kaçamazsın...

kalbin benim olsun diyorum,çünkü mukadder...
cismin sana yetmez mi? çabuk kalbini sök,ver!
yoktur öte alemde de kurtulmaya bir yer!
mutlak seveceksin beni,bundan kaçamazsın...

ram ol bana,ruhun yeni bir aleme girsin...
yazmış kaderin:aşkıma ömrünce esirsin!
aklınla,şuurunla,hayalinle bilirsin.
mutlak seveceksin beni,bundan kaçamazsın...

(bkz: hüseyin nihal atsız)
devamını gör...

obaaa!

nihayet simera kiriaki ve pame zamanı!

yola çıkmaya şimdiden hazırız çünkü ;

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"inciler denizde olur, sizin burada ne işiniz?" diyerek varlığını sorguladığım hakiki yazar. tanımlarıyla ayrı, sohbeti ve de kibarlığıyla ayrı etkiler. üslubuyla, tavrıyla, duruşuyla tam bir cemiyet adamıdır.

eksik olmasın.
devamını gör...

konuştukça batıyorum, susmayı ödev bellettiklerinden. konuştukça boğazımda kesikler, sustukça kalbimde izler. ben bu devranı döndüremem, ben bu devranın içinde kaybolurum. bak el kadarım, teğet geçtiler beni. küçüldüm kimseler fark etmedi. kimse sarmadı boynumdan, kimse tutmadı kolumdan. kimseler görmedi beni, görenleri de ben kaybettim. ben bu devranı döndüremem, beni anlayın.
devamını gör...

farzet ömrüm 60 sene.

ömür boyunca günde;
8 saat uyku ile 20 sene.
4 saat uyku ile 10 sene uyumuş oluyorum.

fazladan 10 sene yaşamış oluyorum.

değmez mi?
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim