tadelle
kendine has aroması olan ve cüzdandaki paranın yarısıyla anca alınabilen çikolata .
devamını gör...

"karıncayı bile incitmem” deme. “bile”den incinir , karınca. söz söylemek irfan ister. anlamak , insan... (fuzuli)
“çok vicdanlı biriyim” anlamında kullanılan bir sözdür “karıncayı bile incitmem”.
kimseye zararı dokunmayan, çok merhametli, ince duygulu insanlar için karıncayı bile incitmez deriz. onlar. adım atarken bile dikkat ederler, karıncayı görünce üstüne basmazlar.
acı duyan hayvanların sesine insanlar üzülür. ayağımızın altında dolaşan kedimizin o narin patisine yanlışlıkla basınca onun o “miyaiiiivvv” sesi bizi üzer ama karıncanın acısının sesi duyulmaz ki.
karıncayı bile… derken bu cümlede geçen “bile” edatı, karıncayı aşağı ve hor gören bir anlam ortaya koyuyor esasında.
bazı insanların doğadaki karıncaların yuvasını talan ettiğine şahit olmuşuzdur. bu tür insanların her şeyi tüketmek arzusu doğaya büyük zarar verdi. doğanın intikamı acımasız oldu, kibirli insanoğlundan intikam aldı.
2020 yılında bu kadar çok artan felaketlerin hayatımızın bir parçası haline gelmesinin nedeni açgözlü insanoğludur.
insanoğlu bir virüs gibi hayatında sadece menfaatini düşündü. doğayı korumayanlar, tek kelime ile pervasızca yok edenler bindiği dalı kestiğini anlamazlar.
kanunî sultan süleyman hocası ebussuud efendi’ye sorar:
meyve ağaçlarını sarınca karınca
günah var mı karıncayı kırınca?

ebussuud efendi cevap verir.
yarın hakk’ın divanına varınca
süleyman’dan hakkın alır karınca.


evlere dadanan karıncalara gelince…feromon izlerini (bir karınca kolonisinin diğer üyeleri ile iletişim kurmak için kullandığı koku işaretlerini) takip ederler. karınca tebeşiri ile çizgi çekince anlıyorlar ki burası yasak (fenomen izleri yok) girmiyorlar evin içine.
100 karınca bir damla suyu paylaşır da bizler koca dünyayı paylaşamayız.
devamını gör...

birbirlerini seven adam ile kadın evlenmişlerdir. aradan yıllar geçmiş ve altı tane de çocukları olmuştur. anne ile baba, turşuculuk yapmaktalar ve ev nüfusunun geçimini sağlamaya çalışmaktadırlar. günün birinde karı koca, meslek kavgasına tutuşurlar. biri turşunun iyisi limonla yapılır der, diğeri de hayır, sirkeyle yapılır diye itiraz eder. tartışma şiddetli kavgaya dönüşür ve ayrılmaya karar verirler. bu ayrılık sonrası altı çocuk da ikiye ayrılır, üçü annelerinde, üçü de babalarında kalır. baba, çocuklarına bakmak isterken ev işlerinde de zorluk çeker. anne de bazı konularda babanın yokluğunu hissetmektedir. bununla beraber dul bir hanım, babaya ve alkolik bir adam da anneye kancayı atar. bu da yeni sorunlara sebep olur. en sonunda altı kardeş bir araya gelerek, ne olursa olsun parçalanmış aileyi tekrar birleştireceklerdir.

münir özkul, adile naşit, ayşen gruda, şener şen'in rol aldığı duygusal komedi filminde daha çok şener şen'in ziya replikleri ingiltere kralı, pele, bricit bardo, nadya komanaçi, fenerbahçeli cemil ayrı bir oyunculuk başarısıdır.
devamını gör...

cumhuriyetin ilk üniversitesi.

tandoğan kampüsündeki bahçesinde bulunan 2 havuzu, bu havuzlardaki balıkları, kurbağaları, börtü böceği, sabahları tatlı tatlı öten kuşlarının konduğu kocaman ağaçları, ağaçtan ağaca afacanlık peşinde koşan sincaplarıyla huzur verir insana. yazın ayrı güzeldir bahçesi, ufacık ormanı, kışın ayrı...

tatlış kedileri eksik olmaz sağdan soldan. bazıları arsızdır, sevildiler mi kucağınıza kuruluverirler saatlerce. ders esnasında camdan içeriye bakanları bile görülmüştür. köpecikleri de vardır elbette. eskiden her yerdeydiler, şimdi -bildiğim kadarıyla- tel örgülü bir alan içerisinde bakılıyorlar. kocaman salyangozlar çıkar yağmurdan sonra bahçeye, kirpiler, kaplumbağalar, çeşit çeşit papağanlar dolaşır bahçesinde. cennetten bir köşe derler ya, o bahçe işte öyledir tadını çıkarmasını bilenler için.

normal kütüphanesi dışında bir de kitap bankası vardı içerisinde. kapısı açık dururdu. isteyen oradan alır, geri de getirmezdi kitapları. isteyen de okuduklarını getirip bırakırdı. çok kitap almışlığım ve bırakmışlığım vardır.

öğrencilik hayatını orada geçirenler varsa kıymetini bilsinler ve bahçesinde bir gün de benim için yürüsünler. hatta ağaçlara ve kedilere selamımı söyleyin size zahmet.
devamını gör...

silahı seviyorum gercekten seviyorum. hatta bir ciddi ciddi aldım alıyordum, model bile belirledim ama bir anlık öfkeyle kullanma ihtimalimden çekindiğim için bu ihtimalin önünü kesebilmek adına edinme fikrinden vazgeçtim. çünkü huyumu da biliyorum. o tetiğe bastıktan sonra da hiçbir şey eskisi gibi olmaz.
silah, çok geçerli nedenler dışında kullanıldığında, sonradan pişmanlığın fayda etmeyeceği sakinleşince insanı "ulan ne halt ettim ben" diye pişman edecek bir alettir.
o tetiğe basmanın dönüşü yok.
devamını gör...

yine bildiğimiz bitmez bir mağduriyet sonucu akan siyasal islamcı göz yaşlarıdır. birinin sayın babacan'a artık başörtülülerin villalarda oturduğunu ve ciplerle gezdiğini hatırlatması gerekir.

--- alıntı ---

"28 şubat döneminde odtü’de okuyan kız kardeşim başını örttüğü için üç defa okuldan uzaklaştırma cezası aldı. benim siyasete girmemin nedeni bütün bu yaşananlara karşı bir isyandı. bir daha kimse bu yasağı getirmeye cüret edemez" diyen babacan, "geçmişte ezilenler, başkalarını ezmeye başladı. ezilmenin ne demek olduğunu ezilen bilir. ezilmenin ne olduğunu bilen başkasını ezmez" ifadelerini kullandı.

--- alıntı ---
haber kaynağı
devamını gör...

ne kiliseye faydan var
ne de manastıra!
aslında süryanice olan bu deyim-serzeniş, arapça bir kalıpmış gibi düşünülür.
annem, tembelliğimden şikayet etmek istediği her an, bu kalıba sarılır. inanır mısınız, neredeyse her gün*.
devamını gör...

4 yilda 8 kere dersine girdim.
degisik bir adam. matematik bilgisi zaten muazzam. onun disinda fazla liberal. kotu anlamda soylemedim, tespit.
muhtemelen yas grubu yuksek oldugu icin core matematik degil daha hayata baglayacak dersler veriyor. bizim gruptan onceki-sonraki cocuklari goruyordum. defter kitap giriyorlar derse.

bunun disinda kurdugu duzen guzel. sirketlere parali , ordan aldigi para ile cocuklara ucretsiz ders.
devamını gör...

yardıray.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ankara / çankaya
devamını gör...

"yemeği, ağzımı şapırdatarak yiyorum."
devamını gör...

bütün genellemeler yanlıştır.
kendinize gün içinde sık sık "insanların tercihleri ve yaptıkları beni ilgilendirmez" diye hatırlatın.
devamını gör...

ismini hatırlamadığım bir mecmuada bu konu ile ilgili bir şeyler okumuştum. gerçi islam'a göre bu aktaracağım ifadeler yok hükmündedir.
yaradan ilk hz.adem'i balçıktan yaratır. yaradan, bilinenin aksine hz.adem'e eş olarak ilk lilith'i yaratır.yaratıcı lilith'ten hz.ademe secde, biat etmesini istediğinde, lilith karşı çıkar. kaynak bunun nedenini ikisinin de ham maddesinin toprak olduğu için lilith'in hz.adem'in üstünlüğü kabul etmediğini karşı çıktığını anlatır. araya es verelim. bundan mütevellit hz.havva'yı hz.adem'in kaburga kemiğinden yarattığı anlatılır.
tabi bu anlatılan miti islam'la bağdaştıramayız.
erkek düşmanlığından ziyade eşitlik için verilen başkaldırı diyelim.
devamını gör...

ulaşılması rahat ve hızlı olan, çalışanları oldukça kibar olan ; sağlık bakanlığına bağlı olarak işleyen hastanelerden randevu alma sistemidir.

mhrs yani merkezi hasta randevu sistemi olarak geçer.
devamını gör...

bu dünyada iki tür insan var: biri konuşan tür, diğeri de yapan tür. insanların çoğu sadece konuşur, tek yaptıkları budur. ama sözün bittiği noktada dünyayı değiştiren yapanlardır. yaparen bizi de değiştirirler, bu yüzden de onları asla unutmayız. siz hangisisiniz? sadece konuşuyor musunuz yoksa yerinizden kalkıp bir şeyler yapıyor musunuz? çünkü inanın bana geri kalan ne varsa kahve dedikodusundan başka bir şey değil.
(bkz: şehrin azizleri)
devamını gör...

karınca
bizim hayat dediğimiz bizim dışımızdaki canlılar için 'var olmak' da denilen bu keşmekeşte herhangi bir varlığa veya şeye dikkatli bakınca aklın sınırları zorlanıp ruh farklı buhranlara sürüklenebilir. neden bu kadar uzun bir cümle kurdum diye düşünenlere bir cevabım var elbet hep yazmak, yazdıklarımla insanları etkilemek istedim. belki 6 yıl belki 7 yıl önceydi artık önemsiz bir anı olduğu için beynimden yavaş silindiğinden olsa gerek ayrıntılarını pek hatırlamadığım bir dönüm noktası yaşadım. büyük hayallerle yazdığım mini öykümü bir dergiye gönderdim ve övgü dolu bir geri dönüşle bir sonraki sayılarında öykümü yayınlamak istediklerini söyleyecekleri bir e posta bekledim. nazik olmasına rağmen o zaman canımı çok acıtan bir hayır cevabı aldım. hani benim yazdıklarım değerli olacaktı? bir süre yazmadım, küstüm ama sonra yazmanın, öykü anlatıcılığının bir damga, bir helal olsun, hiç olmazsa bir evete ihtiyacı olmadığını anladım. yazmaya devam ettim. işte karınca ile ilgili bu kadar uzun bir yazı yazmamın açıklaması da budur.

peki, gelelim karıncanın benim için anlamına. küçükken arada bir karınca halisünasyonları görürmüşüm çevremdekilere bakın karıncalar yürüyor görmüyor musunuz dermişim. halbuki ortalıkta hiç karınca yoktu. kurşun döktürdüler, okula verdiler artık karınca görmez oldum. ama karıncalara karşı hassasiyetim hep devam etti. yürürken karıncalara basmamak için hep yere bakarak yürüdüm. okulun hınzır çocukları karınca yuvasının üstünde zıplayınca onlara kızdım engel oldum. ama şimdiki halime bakıyorum da artık yere bakarak yürümüyorum. pencerede eleman ilanı, market kapılarında indirim ilanı göreceğim diye çevreme bakıp durdum. şimdi karşıma karınca kelimesi çıkınca durup düşündüm. karınca benim için ne ifade ediyor?
devamını gör...

okul hayatım boyunca hiç okuldan kaçmadığım için cevabı bende boş küme olan sorudur.
devamını gör...

ne çocukluğu denk geldikçe hala izlerim ki
dağları sevdik sayesinde..
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim