yazarların baba mesleği
bir ara nefret ettiğim fizik öğretmeni...
devamını gör...
spawn
mutluluklar dilediğim yazar.
devamını gör...
dubleks evde yaşamanın zorlukları
ust kattaki ergen cocuklari alt kata yemege cagirmak icin internetini kesmek zorunda kalmaktan baska bir zorluk yok gibi.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
en sevdiğim rengin yeşil olmasını carlsberg sevdama ve türbelerde bulunan örtülerin parlak yeşiline bağlıyordum.*
ormanın içinde yaşamaya başladığımda fark ettim ki, ben yeşilin olmadığı bir coğrafyada büyümüştüm, yokluğu sebebiyle en sevdiğim renk olmuştu yeşil.
yeşil, orman, doğa….
yangınları yakından deneyimlediğim için bu konu hakkında konuşmak, yazmak beni gerçekten üzüyor.
siyah dumanların, beyaz dumanlara dönüşmesini izlerken bir daha yeşil dönüşmesinin zaman alacağını bilmek kahretti, etmeye devam ediyor. yemyeşil dağların siyaha dönüşmüş olması her gün aynı karartılara bakmak….
yıkımlardan, felaketlerden ders alarak oluşan bilinç düzeyimizin kalıcı olması dileğiyle.
sevgili (bkz: bengaripsengüzeldünyaumutlu), keyifle yaptığın yayınlarında hepimizin canını acıtan konulara yer verdiğin için teşekkür ediyorum.
ormanın içinde yaşamaya başladığımda fark ettim ki, ben yeşilin olmadığı bir coğrafyada büyümüştüm, yokluğu sebebiyle en sevdiğim renk olmuştu yeşil.
yeşil, orman, doğa….
yangınları yakından deneyimlediğim için bu konu hakkında konuşmak, yazmak beni gerçekten üzüyor.
siyah dumanların, beyaz dumanlara dönüşmesini izlerken bir daha yeşil dönüşmesinin zaman alacağını bilmek kahretti, etmeye devam ediyor. yemyeşil dağların siyaha dönüşmüş olması her gün aynı karartılara bakmak….
yıkımlardan, felaketlerden ders alarak oluşan bilinç düzeyimizin kalıcı olması dileğiyle.
sevgili (bkz: bengaripsengüzeldünyaumutlu), keyifle yaptığın yayınlarında hepimizin canını acıtan konulara yer verdiğin için teşekkür ediyorum.
devamını gör...
intihar etmemek için sebepler
aklıma yıldız kenter'in bir anısını getirdi. bir ropörtajında anlatmıştı, çok içten ve etkileyiciydi.
yıldız kenter çok yoksul bir ailede büyümüş. karınlarını bile zor doyurdukları zamanlar olmuş. küçükken birgün okulda öğretmeni ona ceza vermiş, tahtaya kaldırıp tek ayak üstünde durmasını söylemiş. öylece dururken yıldız kenter intihar etmeye karar vermiş. sonra cebinde bir avuç kabak çekirdeği olduğunu hatırlamış, sevinmiş, onları yemesi gerektiğini düşünmüş ve intihardan vazgeçmiş.
demek ki bazen böyle küçücük bir sebep bile olabiliyormuş.
yıldız kenter çok yoksul bir ailede büyümüş. karınlarını bile zor doyurdukları zamanlar olmuş. küçükken birgün okulda öğretmeni ona ceza vermiş, tahtaya kaldırıp tek ayak üstünde durmasını söylemiş. öylece dururken yıldız kenter intihar etmeye karar vermiş. sonra cebinde bir avuç kabak çekirdeği olduğunu hatırlamış, sevinmiş, onları yemesi gerektiğini düşünmüş ve intihardan vazgeçmiş.
demek ki bazen böyle küçücük bir sebep bile olabiliyormuş.
devamını gör...
şarkıların sorduğu acımasız sorular
insan biraz olsun akıllanmaz mı büyümez mi er geç?
devamını gör...
pdf kitap bulabileceğimiz siteler
site değil ancak telegram'ı kullanabilirsiniz.
grup tavsiyesi olarak:
e - kitap paylaşım*
t.me/joinchat/VzzN3-Mf0SEYSG0O
grup tavsiyesi olarak:
e - kitap paylaşım*
t.me/joinchat/VzzN3-Mf0SEYSG0O
devamını gör...
kitap alacaklara tavsiyeler
- (eski) ismimi bana veren seri: kara büyücü the black magician üçlemesi. sonea ile tanışınca büyücülere bakışınızın değişeceğine eminim. şu kitapları okuduktan sonra saygı duyduğum tek büyücü raistlin kaldı. laika’nın bastığı dönemde okumuştum, şimdi aslına uygun olarak 3 kitap şeklinde basılıyor pegasus tarafından. keşke the traitor spy da türkçeye çevrilse de okusak.
- büyü az olsun ama teknoloji ve ortaçağ harmanlansın (hala at arabalarının kullanıldığı, ahşap konaklarda oturulan fakat bilgisayarların, yapay zekanın ve boyutsal bir takım transformasyonların olduğu bir dönem) istiyorsanız: incarceron ve devam kitabı sapphique. filmi de çıkacaktı ama ne oldu bilmiyorum. özünde bir hapisten kaçış hikayesi fakat incarceron kimmiş, sapphique neler yapmış okumanız lazım.
- ben uzaylı şeyler okumak istiyorum, ciddi ve kaliteli olsun istiyorum: the expanse. piyasada bulup bulabileceğiniz en kaliteli space opera günümüzde bu. dizisi de amazon tarafından kurtarıldıktan sonra (#savetheexpanse) gayet güzel para getirmeye devam ediyormuş. dizisini de izleyin, kitaplarını da okuyun. ilk 3 kitap dışındakiler çevrilmedi zaten, ithaki’ye buradan saygılarımı tekrar sunuyorum.
- uzaylı olsun ama biraz daha komikli olsun istiyorum: yaşlı adamın savaşı serisi. zihin transferi, telepatik konuşma, çeşitli yüksek teknoloji bilimkurgu öğeleri vs içeriyor. hızlı akan ve yormayan bir okunuşa sahip.
- uzaylı olsun, yer yer gersin ama güldürünce de tam güldürsün: the martian. bayanlar ve baylar, filmini izlemeyen yoktur diye düşünüyorum. filmdeki esprilerin çoğu kitapta da var, kitapta çok daha ince zeka ürünü espriler var. mark watney çok zeki ve komik biri. tanıştığım en kaliteli karakterlerin başındadır heralde. (bkz: tanışılmak istenen roman karakterleri)
- uzay olsun, ama çok olmasın. daha fazla felsefe olsun, bitirince dolu hissedeyim: ay zalim bir sevgilidir the moon is a harsh mistress. bir süperbilgisayar ve espri yapma çabasının nasıl devrim ve bağımsızlıkla sonuçlandığını anlatır. özgürlüğün ne olduğunu, devrimin nasıl yapıldığını falan işler. mesajı güzeldir.
- mesajı bol olsun, felsefeden bayılayım: yıldız gemisi askerleri starship troopers. felsefeden boğuldum, onun dışında güzel bilimkurgu. öğretilerini görmezden gelmeyi başarabilirseniz seversiniz. ay zalim bir sevgilidir de bu adamın kitabı, yıldız gemisi askerleri de… ama birine bayılırken diğerini hiç beğenmiyorum. ilginç.
- distopya okuycam ben: biz mıy. yevgeni zamyatin’in kitabı. cesur yeni dünya’nın esinlenildiği kitap bu işte. her ne kadar aldous huxley kabul etmese de bal gibi esinlenmiş, hatta bayağı bayağı esinlenmiş. bunu okuyan şunu da okudu: cesur yeni dünya, 1984 (bu fantastik hiç değil ama bilimkurgu olup olmadığını tartışırım. azıcık bilim elementleri var), fahrenheit 451.
- içimi baydın çocuk. beni distopyayla değil zombiyle korkut: zombi savaşı world war z. world war z diye izlediğiniz filmin kitabı işte bu. kitapla filmin alakası yok. kitapta sağa sola gezip, gezdiği insanlarla röportaj yapan birini okuyoruz. kitap bildiğiniz röportaj.
- başka zombili yok mu: günbegün mahşer day by day armageddon. çıt diye bitiverecek çerez kitap. devamı da var ama dilimize çevrilmedi diye biliyorum. uzun zaman önce okudum, devam kitapları ne alemde bilmiyorum. basan yayınevi de kapanmıştı zaten: resif
- çıtır çerez kitaplar öneriyon, başka tür yok mu: uzaktan kumandalı kız the girl who was plugged in. avatar (film olan) gibi bir teknolojiyi anlatır fakat altındaki psikolojik bölünmeyi işler. çok güzel sorular sorar. birkaç saatte bitirebileceğiniz (ya da otobüste okumak için yanınızda taşıyabileceğiniz) bir kitap.
- sanal gerçeklikten girdim madem: başlat ready player one. ernest cline’ın kitabı, orijinal ismi ready player one. aynı isimli filmi de var (ki ben çok severim. matrix severseniz onun eğlenceli hali. tron ya da matrix gibi sanal bir ortama login olup orada yaşanan hayatı konu alıyor özetle).
- çok umutlu olduğum ama yarıda kesilen bir seri: karanlığa doğru fade to black. francis knight’ın kitabı, elf yayınları basıyordu. ne olduysa fantastik edebiyattan twilight edebiyatına kaydılar. sorularıma da cevap vermediler. yazık ettiler gül gibi kitaba bence. kitapta anlatılan şehir, biraz coruscant’ı anımastıyordu bana. aşağısı-yukarısı falan. serinin adı rojan dizon, ingilizce okurum derseniz buyrun.
- son zamanlarımın en büyük eğlencesi: katilbot günlükleri the murderbot diaries. çıtır çerez ile eğlenceli kategorilerine sokabileceğim bir kitap. kendi idari birimini hackleyip televizyon izleyen bir güvenlik robotunun maceralarını ve konforbotları “seksbot” diye aşağılamalarını okuyoruz hehe. katilbot, seviyorum seni.
- defalarca kez orada burada yazılmış olan 2 seriden bahsetmezsem allah çarpar: yerdeniz earthsea ve dragonlance. hem ged ile, hem de raistlin ile tanışmalısınız. okuyun mutlaka. ursula k. leguin’in bütün kitaplarını okuyun. mesela sürgün gezegeni planet of exile. aynı gezegeni paylaşan iki farklı türün kendilerine “insan” deyip diğer türü ötekileştirmesini metafor olarak kullanıp “hayatta kalmak” mı yoksa “modernizasyon” mu insanı asıl tanımlayan şeydir diye soruyor (bence). çok farklı soruları var aslında içinde ama okuyalı uzun zaman oldu, hatırlamıyorum tam olarak.
- alıp henüz okumadığım kitaplardan kötü çıkmasına asla ihtimal vermediğim sürü der schwarm ve [limit] (frank schatzing’in kitapları). 2001: a space odyssey, solaris ve fantastik kategorisine aday kanlı kızıl baron the bloody red baron (kim newman) da önerilerim arasına girebilir. henüz okumadım ama dediğim gibi, beğenmeyeceğime ihtimal dahi vermiyorum.
-çoluğunuza çocuğunuza okutursunuz: momo (michael ende) ve yeraltı günlükleri the underland chronicles (suzanne collins) güzel çocuk kitapları. yeraltı günlükleri deyince aklıma hep anansi çocukları anansi boys ve yazarı neil gaiman gelir. o da değişik bir deha tabii.
- ben bunu nasıl atlarım: labirent the maze runner. james dashner'ın yazdığı çokzel seri. açlık oyunları the hunger games havası var birazcık ama bayılmıştım ben. filmleri de çok güzel, her duyuru yapıldığında heyecanla beklemiştim.
- büyü az olsun ama teknoloji ve ortaçağ harmanlansın (hala at arabalarının kullanıldığı, ahşap konaklarda oturulan fakat bilgisayarların, yapay zekanın ve boyutsal bir takım transformasyonların olduğu bir dönem) istiyorsanız: incarceron ve devam kitabı sapphique. filmi de çıkacaktı ama ne oldu bilmiyorum. özünde bir hapisten kaçış hikayesi fakat incarceron kimmiş, sapphique neler yapmış okumanız lazım.
- ben uzaylı şeyler okumak istiyorum, ciddi ve kaliteli olsun istiyorum: the expanse. piyasada bulup bulabileceğiniz en kaliteli space opera günümüzde bu. dizisi de amazon tarafından kurtarıldıktan sonra (#savetheexpanse) gayet güzel para getirmeye devam ediyormuş. dizisini de izleyin, kitaplarını da okuyun. ilk 3 kitap dışındakiler çevrilmedi zaten, ithaki’ye buradan saygılarımı tekrar sunuyorum.
- uzaylı olsun ama biraz daha komikli olsun istiyorum: yaşlı adamın savaşı serisi. zihin transferi, telepatik konuşma, çeşitli yüksek teknoloji bilimkurgu öğeleri vs içeriyor. hızlı akan ve yormayan bir okunuşa sahip.
- uzaylı olsun, yer yer gersin ama güldürünce de tam güldürsün: the martian. bayanlar ve baylar, filmini izlemeyen yoktur diye düşünüyorum. filmdeki esprilerin çoğu kitapta da var, kitapta çok daha ince zeka ürünü espriler var. mark watney çok zeki ve komik biri. tanıştığım en kaliteli karakterlerin başındadır heralde. (bkz: tanışılmak istenen roman karakterleri)
- uzay olsun, ama çok olmasın. daha fazla felsefe olsun, bitirince dolu hissedeyim: ay zalim bir sevgilidir the moon is a harsh mistress. bir süperbilgisayar ve espri yapma çabasının nasıl devrim ve bağımsızlıkla sonuçlandığını anlatır. özgürlüğün ne olduğunu, devrimin nasıl yapıldığını falan işler. mesajı güzeldir.
- mesajı bol olsun, felsefeden bayılayım: yıldız gemisi askerleri starship troopers. felsefeden boğuldum, onun dışında güzel bilimkurgu. öğretilerini görmezden gelmeyi başarabilirseniz seversiniz. ay zalim bir sevgilidir de bu adamın kitabı, yıldız gemisi askerleri de… ama birine bayılırken diğerini hiç beğenmiyorum. ilginç.
- distopya okuycam ben: biz mıy. yevgeni zamyatin’in kitabı. cesur yeni dünya’nın esinlenildiği kitap bu işte. her ne kadar aldous huxley kabul etmese de bal gibi esinlenmiş, hatta bayağı bayağı esinlenmiş. bunu okuyan şunu da okudu: cesur yeni dünya, 1984 (bu fantastik hiç değil ama bilimkurgu olup olmadığını tartışırım. azıcık bilim elementleri var), fahrenheit 451.
- içimi baydın çocuk. beni distopyayla değil zombiyle korkut: zombi savaşı world war z. world war z diye izlediğiniz filmin kitabı işte bu. kitapla filmin alakası yok. kitapta sağa sola gezip, gezdiği insanlarla röportaj yapan birini okuyoruz. kitap bildiğiniz röportaj.
- başka zombili yok mu: günbegün mahşer day by day armageddon. çıt diye bitiverecek çerez kitap. devamı da var ama dilimize çevrilmedi diye biliyorum. uzun zaman önce okudum, devam kitapları ne alemde bilmiyorum. basan yayınevi de kapanmıştı zaten: resif
- çıtır çerez kitaplar öneriyon, başka tür yok mu: uzaktan kumandalı kız the girl who was plugged in. avatar (film olan) gibi bir teknolojiyi anlatır fakat altındaki psikolojik bölünmeyi işler. çok güzel sorular sorar. birkaç saatte bitirebileceğiniz (ya da otobüste okumak için yanınızda taşıyabileceğiniz) bir kitap.
- sanal gerçeklikten girdim madem: başlat ready player one. ernest cline’ın kitabı, orijinal ismi ready player one. aynı isimli filmi de var (ki ben çok severim. matrix severseniz onun eğlenceli hali. tron ya da matrix gibi sanal bir ortama login olup orada yaşanan hayatı konu alıyor özetle).
- çok umutlu olduğum ama yarıda kesilen bir seri: karanlığa doğru fade to black. francis knight’ın kitabı, elf yayınları basıyordu. ne olduysa fantastik edebiyattan twilight edebiyatına kaydılar. sorularıma da cevap vermediler. yazık ettiler gül gibi kitaba bence. kitapta anlatılan şehir, biraz coruscant’ı anımastıyordu bana. aşağısı-yukarısı falan. serinin adı rojan dizon, ingilizce okurum derseniz buyrun.
- son zamanlarımın en büyük eğlencesi: katilbot günlükleri the murderbot diaries. çıtır çerez ile eğlenceli kategorilerine sokabileceğim bir kitap. kendi idari birimini hackleyip televizyon izleyen bir güvenlik robotunun maceralarını ve konforbotları “seksbot” diye aşağılamalarını okuyoruz hehe. katilbot, seviyorum seni.
- defalarca kez orada burada yazılmış olan 2 seriden bahsetmezsem allah çarpar: yerdeniz earthsea ve dragonlance. hem ged ile, hem de raistlin ile tanışmalısınız. okuyun mutlaka. ursula k. leguin’in bütün kitaplarını okuyun. mesela sürgün gezegeni planet of exile. aynı gezegeni paylaşan iki farklı türün kendilerine “insan” deyip diğer türü ötekileştirmesini metafor olarak kullanıp “hayatta kalmak” mı yoksa “modernizasyon” mu insanı asıl tanımlayan şeydir diye soruyor (bence). çok farklı soruları var aslında içinde ama okuyalı uzun zaman oldu, hatırlamıyorum tam olarak.
- alıp henüz okumadığım kitaplardan kötü çıkmasına asla ihtimal vermediğim sürü der schwarm ve [limit] (frank schatzing’in kitapları). 2001: a space odyssey, solaris ve fantastik kategorisine aday kanlı kızıl baron the bloody red baron (kim newman) da önerilerim arasına girebilir. henüz okumadım ama dediğim gibi, beğenmeyeceğime ihtimal dahi vermiyorum.
-çoluğunuza çocuğunuza okutursunuz: momo (michael ende) ve yeraltı günlükleri the underland chronicles (suzanne collins) güzel çocuk kitapları. yeraltı günlükleri deyince aklıma hep anansi çocukları anansi boys ve yazarı neil gaiman gelir. o da değişik bir deha tabii.
- ben bunu nasıl atlarım: labirent the maze runner. james dashner'ın yazdığı çokzel seri. açlık oyunları the hunger games havası var birazcık ama bayılmıştım ben. filmleri de çok güzel, her duyuru yapıldığında heyecanla beklemiştim.
devamını gör...
piri reis'in haritasının sırrı
1501’de venedik’e karşı bir deniz seferi sırasında batı akdeniz’de alıkonulan bir gemideki tayfalardan birisi kristof kolomb ile birlikte batı hint adaları’na üç sefer yapmıştı ve kolomb’un haritalarının bir kısmı da ondadır.
ünlü amiral kemal reis, dünyanın yeni keşfedilen kısımlarını gösteren haritaları alıkoyar. yeğeni piri reis de hazırladığı birçok deniz haritası ve kolomb tarafından çizilen haritalardan yararlanır.
piri reis’in hazırladığı dünya haritası; 8 batlamyus haritası, arapların hazırladığı bir hindistan haritası, sind, hint ve çin’i gösteren 4 yeni portekiz deniz haritası ve kolomb tarafından çizilen amerika haritasına dayandırılmıştı.
piri reis, haritasını 1513 yılında gelibolu’da parşömen üzerine çizmiş ve 1517’de ı.selim’e sunmuştur.
ünlü amiral kemal reis, dünyanın yeni keşfedilen kısımlarını gösteren haritaları alıkoyar. yeğeni piri reis de hazırladığı birçok deniz haritası ve kolomb tarafından çizilen haritalardan yararlanır.
piri reis’in hazırladığı dünya haritası; 8 batlamyus haritası, arapların hazırladığı bir hindistan haritası, sind, hint ve çin’i gösteren 4 yeni portekiz deniz haritası ve kolomb tarafından çizilen amerika haritasına dayandırılmıştı.
piri reis, haritasını 1513 yılında gelibolu’da parşömen üzerine çizmiş ve 1517’de ı.selim’e sunmuştur.
devamını gör...
yazarların olmak istedikleri dizi karakterleri
hannibal lecter.
devamını gör...
sözlükten birine ismini vermeden bir şey söyle
apla senin başlıklar tutmuyor sonra ikinci tanımı da ilgi çeksin diye seksistrol tanım giriyorsun gibime geliyor.
devamını gör...
ailenin normal sözlük'te yazar olduğunu öğrendiklerinde tepkileri
işi çok ciddiye alıp gurur duydular nickaltımı falan gösterdim aaa ne yazmışlar falan dediler çok iyi tepkiler aldım.
içeride portakal atıyoruz birbirimize dedim gururlu hoş tepki verdiler.
içeride portakal atıyoruz birbirimize dedim gururlu hoş tepki verdiler.
devamını gör...
evlenince düzelir sorunsalı
erkekler için çokca söylenen söz efenim. ınanmayınız , hayatınız kayar. o yaşa kadar değişmeyen insan değişmez.
devamını gör...
pastirmalicorek
gerçek bir pastirmalı çörek tarifi veriyorum dostlar.
- çokça yemek sevgisi
-çok tatlı bir dil
-biraz üşengeclik
-biraz delilik
-çokça sevgi
-bir tutam psikoloji
-bi sürahi bitki ve hayvan sevgisi
-daha sonra oluncaya kadar içersine mükemmellik ekliyoruz. sonra da fırına veriyoruz veee afiyet olsun.
edit: çörekçigimin haklı olması sebebiyle hayvan ve bitki sevgisini bir sürahiye çıkardım dostlar. bu şekilde daha lezzetli olduğundan emin olabilirsiniz.
- çokça yemek sevgisi
-çok tatlı bir dil
-biraz üşengeclik
-biraz delilik
-çokça sevgi
-bir tutam psikoloji
-bi sürahi bitki ve hayvan sevgisi
-daha sonra oluncaya kadar içersine mükemmellik ekliyoruz. sonra da fırına veriyoruz veee afiyet olsun.
edit: çörekçigimin haklı olması sebebiyle hayvan ve bitki sevgisini bir sürahiye çıkardım dostlar. bu şekilde daha lezzetli olduğundan emin olabilirsiniz.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının benzetildiği ünlüler
benzetilme kısmında bile fakir.mutlaka birilerinin halası ya da teyzesine benziyorum.
misafirliğe gittiğim bir yerde evin oğlu 'hoşgeldin yenge,nasılsın' dedi.ilk kez gördüğüm birinin böyle hitabı garip oldu.bozuntuya vermedim tabi konuştuk.*sonradan amcasının karısına benzettiğini öğrendim.
misafirliğe gittiğim bir yerde evin oğlu 'hoşgeldin yenge,nasılsın' dedi.ilk kez gördüğüm birinin böyle hitabı garip oldu.bozuntuya vermedim tabi konuştuk.*sonradan amcasının karısına benzettiğini öğrendim.
devamını gör...
ekşi sözlük
geçmişinin ekmeğini yiyen, üzücü şekilde dışkı çukuru haline gelmiş koca çınar.
devamını gör...
30 aralık 2020 deniz akkaya'nın sma hastalarıyla ilgili sözleri
beyaz tv'de yayınlanan söylemezsem olmazprogramında deniz akkaya, spinal musküler atrofi (sma) tip-1 hastası çocuklar için kendisine paylaşım ricası geldiğini, gelen yardım taleplerinin hepsine yanıt veremediği için de suçluluk duyduğunu söyleyen şarkıcı mustafa sandal'ın yorumu ekrandayken ünlü şarkıcı için "sma hastalarından önce aylardır evde işsiz oturan müzisyenler var önce onlara sahip çıksın" dedi.
kaynak
(bkz: ağzı olan saçmalıyor)
kaynak
(bkz: ağzı olan saçmalıyor)
devamını gör...
geri dön tülaaay
farkettim ki herkes birilerine geri dön tülaaay diyor.herkes için beklenen biri var.
haydi onu söyleyelim derdim ama başta ben anmam*
şey yapalım, sürekli onu düşünerek geri dönmesini sağlayalım.
şu da var,ille burada olmaması gerekmiyor,bazen yanı başımızdaki yazar için de böyle düşünebiliriz.
hepiniz geri dönün uleyyyn.*
haydi onu söyleyelim derdim ama başta ben anmam*
şey yapalım, sürekli onu düşünerek geri dönmesini sağlayalım.
şu da var,ille burada olmaması gerekmiyor,bazen yanı başımızdaki yazar için de böyle düşünebiliriz.
hepiniz geri dönün uleyyyn.*
devamını gör...
