sözlük hakkında merak edilenlerin paylaşıldığı, soruların kim tarafından cevaplanacağını hatta gerçekten cevaplanıyor mu bilmediğim hede. *

ilk olarak merak ettiğim uçurulan yazarların hesaba erişimleri tamamen bloke mi ediliyor? arada bazı profiller görüyorum; kalbimiz seninleyi yapıştırmışsınız. ancak adamın profilinde kendi fotoğrafı vs. tamamen duruyor. belki de kendisiyle ilgili özel bilgileri paylaşmış ya da daha sonrasında başına bela olmaması adına silmek istediği entry'ler olabilir, en kötü insan erişimi olmadığı bir hesapta kendi fotoğrafı olsun istemez yahu ne oluyor böyle bir durumda merak ediyorum. beni bir sözlük cahili olarak düşünüp cevap verirseniz sevinirim. hatırladığım kadarıyla başka platformlarda entry'ler yazar uçurulduğunda siliniyordu...*

şimdi bunu sordum diye beni uçurup bu deneyimi direkt yaşatmak isteyen modlara çiçekler bırakıyorum; lütfen durduk yere ufak çaplı heyecanlar yaşatmayın. *

bir de ben mi körüm ya da sözlüğe girişte beynimi kapıda mı bırakıyorum bilmiyorum ama bir başlığa geçmişte attığımız taslak neden akışta başlığa tıkladığımız zaman aşağıda ulaşılır olmuyor hala, hamallık yapıp tekrar taslaklara gitmek biraz zorlama değil mi? bunun kolayı varsa lütfen biri beni aydınlatsın. yoksa da iko belediyesini göreve çağırıyorum. şimdiye kadar kimse ihtiyaç duymamış olamaz değil mi? taslaklar kısmını çok aktif kullanan biri olarak, her seferinde taslaklar arasında ilgili entry aramaya söylene söylene gidiyorum...
devamını gör...

ne sevdi ne sevmedi bu dünyayı, yalnızca yaşadı olması gerektiği gibi.
devamını gör...

huzur verir. şehirde yaşıyorsanız, o beton yığını içinde bir parça direnen doğanın yani olması gerekenin sesleridir. havanın soğukluğu fark etmez, varsa balkon çıkılır ya da pencere açılır daha iyi duyabilmek için. geçmiş, an, gelecek bir potada erir.
devamını gör...

izmir bostanlı'dan eski komşum.

1998 yılında, o zaman ege ünv. sosyoloji bölümünde okuyan en yakın arkadaşımın bize kendisinden "ben hayatımda böyle hoca görmedim. ihsan hoca'nın dersinin olduğu günler okula uçarak gidiyorum. ilerde çok sevilip, sayılacak bu adam" diye bahsetmesi ve puslu kıtalar atlası'nı ilk okuyuşumda aldığım hazzı dün gibi hatırlıyorum.

var olsun, hep mutlu olsun.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

#598453 en yakınımdaki kitabın 17. sayfasındaki 3.cümleyi yazmışım ama o kadar hiçbir şey bilmiyormusum ki ne bir kitap ismi söylemişim ne başka bir şey*. vay beeee, zaman ne çabuk geçiyor dostlar.
devamını gör...

lahmacun, içli köfte, dolma.
devamını gör...

alex de souza gitti, ondan sonra herhangi birine '' gitme '' demeyi bıraktım.
devamını gör...

kullanışlı bir bkz cümlesidir.
devamını gör...

başrolünde canım isabelle huppert'i izlediğimiz, çocuk oyuncu rolünde cevin druid'in yıldız gibi parladığı 2015 yapımı joachim trier filmi.

şimdi trier sineması etkilidir bir kere. önce onu bir kabul edelim. amcası lars von trier gibi oldukça önemli işlere imza atmış bu genç yönetmeni de takibe almanızı öneririm şimdiye kadar dikkatinizden kaçtıysa. thelma gibi, oslo 31. august gibi reprise gibi o birbirinden güzel filmler izletti şimdiye kadar bize. ciddi gelecek vadettiğini sinema tanrıları müjdeleyeli bir süre oldu açık konuşmak gerekirse ama hala geç kalmış değilsiniz. 1'i belgesel olmak üzere 6 uzun metrajlı filmi var henüz. hatta şu ara verdens verste menneske isimli çalışması gösterimde. benim henüz görme fırsatım olmadı (allah belanı versin korona) ama en yakın zamanda izleyip o filmle ilgili de birkaç kelam edeceğim, bu da kendime not olsun.

gelelim filme; şimdi bu bir yas filmi. oldukça ağır bir konu işleniyor zaten hadd-i zatında. ben bu tip dram ögeleri içeren filmlerde seyirciyi ağlatmak için egzajere anlatım dilini seçip seçmediğine bakarım yönetmenlerin ilkin. aslında bu oldukça zordur. izleyiciyi irite eden, zorlama sahneler içermeyen, ya da en iyi ihtimalle böyle hissettirmeyen dram filmi bulmanın zor olduğunu düşünenlerdenim. dolayısıyla en zor türlerden biri olduğuna inanıyorum dramın. bu filmde yönetmen bu bahsettiğim durumdan özenle kaçınmış, kabul ediyorum, ama değneğin bir ucu daha var malumunuz. o da işte, yüzeyde kalınması... hak yemeyeyim, basitçe işlenmiş konu diyemem ama yönetmenin salt duygu/durum aktarımını çok da başarılı şekilde becerebildiğini düşünmüyorum bu film özelinde. dolayısıyla izlenmeli, izlenilebilir bir film evet ancak 6/10 deriz o da yapıcı olmak için maks. ama canım isabelle huppert. bir kez daha belirtmesem hatrım kalırdı.
devamını gör...

mesut demir ve bora tanyeli tarafından 2007 yılında kurulan müzik grubu.
gitarist olan murat demir , saksafonist olan bora tanyeli.

sözleri ve müziği kendilerine ait şarkıların yanı sıra caz, blues parçalar da seslendiren mekan sanatçısı sayılabilecek gruptur.
isimlerindeki matiz kelimesinin hakkını ziyadesiyle vermektedirler zira kendilerine ait şarkıları ve yeniden düzenledikleri şarkıları icra ederken gayet hissedilir o sarhoşluk , aklı havadalık.
özellikle mesut demir’in vokalde kalın, davudi , hafif hırıltılı sesi, harfleri ve bazen kelimeleri yuvarlayarak ya da yutarak seslendirmesi bazı dinleyiciler tarafından eleştirilse de birçok dinleyici bunu icra biçiminin jazzmatiz’in tarzının ayrılmaz bir bütünü olduğunu düşünmektedir.
genellikle istanbul’da olmak üzere diğer büyükşehirlerde de popüler mekanlarda sahne alan grubun ara sıra sokak performansı sergilendiği de bilinmektedir.popüler mekanlarda kalabalık dinleyici kitlesine müzik yaptıktan sonra istanbul’daki herhangi bir metro istasyonunda da rastlayabilirsiniz jazzmatiz’e

2016 yılında sırasıyla güzel serseri ve vale isimli teklilerini çıkartmışlardır.

2017’de dalgamıza bakalım şarkısını coverlamış ve video klip olarak yayınlamışlardır.
özellikle 2019’da çeşitli sanatçılar için gerçekleştirilen takdir gecelerinde (bkz: tribute night) kendileri de performanslarıyla dikkat çekmişlerdir.

tarzlarını keyifli, performanslarını başarılı bulduğum gruba dönem dönem değişik sanatçılar eşlik etmiştir.
grubun değişmez üyeleri elbette ki mesut demir , bora tanyeli ve gruba sonradan dahil olan bass gitarist deniz tanyeli’dir.

jazzmatiz’i severiz arkadaşlar sizler de sevin.

ben bi dinleyeyim kebapçığım diyenler için :


güzel serseri ;

yeter söyleme , o zamanı aşamam
şafağın ilk ışığında kayboluyor sesim
benim ince , güzel serserim
bu sabaha çıkmayabilirim.



vale :


her ne yana baksam
sen varsın orada
bu bir yalan değil ki ;
ölüyorum aslında


devamını gör...

keşke
oraların o turistlere ihtiyacı olmasa da olmasa.
tarım da dahil karın doyurmaktan başka hiç bir üretimi olamayan memleketimin,
uzaktan gelip gideni mutlu eden
kalanı bir süre sonra bezdiren yeşilinin hazin değişimi.
devamını gör...

öncelikle hayır demeyi öğrenmektir.
devamını gör...

kıbrıs barış harekatı'nın türk deniz kuvvetleri tarafından icra edilen, abd de dahil olmak üzere tüm ülkelerin harp akademilerinde eğitim verdikleri kurmay subay adaylarına ders olarak anlattığı, denizden karaya çıkarma harekatıdır.

amfibi görev grup komutanlığı çıkarma gemileri ile amfibi deniz piyade tugay komutanlığı askerleri tarafından çıkarma yapılmıştır.

standart bir çıkarma harakatında yüzde 70 kayıp* başarılı olarak değerlendirilir. bu nedenle kıbrıs çıkarma harekatı hazırlıkları, istihbarat, istihbarata karşı koyma ve icrası mükemmel olarak nitelenir ve harp akademilerinde ders olarak anlatılır.*
devamını gör...

bir köpek muamelesi görmediğimiz kalmıştı o da oldu.
t: turizm bakanlığı'nın yayımladığı videoda turizm çalışanlarının taktığı maske üzerinde yazan yazı.
devamını gör...

umutla beklediğim ve bazı beklentilerimin gerçekleşmesini istediğim bir yıl.
değişimin olacağını biliyorum. umarım güzel bir değişim olur.
devamını gör...

hayırlı uğurlu olsun, yakında hepsini rahatsız ederim.

kardeşim benim şu başlık bilgi sekmesine atılacaktı.

ayrıca içimizden olmasına neden millet şaşırıyor, dışarıdan adam mı getireceklerdi lan tabii içimizden olacak.
devamını gör...

annem genç bir kadın olduğundan gayet kullanıyor herkes gibi. ninem de yükledi geçenlerde bana diyor ki kızım o çizgi filmler nasıl çıkıyor göstersene.

evet. emojileri kast ediyormuş...
devamını gör...

sokak ropörtajlarında küfür duymak için soru soran muhabir edasıyla açılmış başlıktır.
penis efenim bunu mu duymak istediniz. penis.
devamını gör...

isveçli yazar stieg larsson’un millennium üçlemesi, tam 41 ülkede 53 milyon satmıştır. tr.wikipedia.org/wiki/D%C3%...
türkiye'de de satışa çıkan bu kitabın ilki ejderha dövmeli kız adıyla satışa çıktı.
kitabın bu kadar ilgi görmesi; ejderha dövmeli kız adıyla, sinema ekranlarına taşınmasına vesile olmuştur.
biz filme değineceğiz,
önce genel bilgiler;
2009 yapımlı, filmin oyuncu kadrosunda, michael nyqvist, noomi rapace, lena endre yer alırken, yönetmen koltuğunda, niels arden oplev oturuyor.
filmin 2011 yapımı olan filminde ise, yönetmen koltuğunda sinema hastalarının vazgeçilmezi,david fincher bulunurken oyunculuklar, rooney mara,daniel craig, christopher plummer arasında pay ediliyor.

arkadaşlar, normal sözlük film dizi kulübü filmin önce 2009 uyarlamasının izlenmesinin kararlaştırılması, sonrasında ise 2011'in izlenmesine karar verilmesi sayesinde aynı gün içinde defalarca izlediğim iki filmi, pazarımı heba ederek izledim.
şunu söylemeliyiz ki ikiside birbirinden güzel. ancak, amerikan versiyonun ingilizce olması, david finch etkisi ile 2011 daha çok izlenmiş görünüyor. aşağıda 2009 ve 2011 film afişleri yer almakta..
bundan sonrasında, spoi takıntısı olanlar takıntılarıyla birlikte gitsinler.
''
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel''

''
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel''
her iki filmde de aynı konu işlenir.


dürüst bir gazeteci olan, mikael blomkvist kendisine ait ,milenyum haber dergisinde, bir kodaman hakkında yazı yazar. kodaman kendisine dava açar, tüm delilleri birden bire ortadan kaybolan mikael blomkvist, davayı kaybederek zor duruma düşer. maddi olarak kaybın eşiğindedir. ve dürüstlüğü sorgulanır hale gelmiştir.
günlerden bir gün, tazminatı ödeyemeyecek ve bu sebeple ,hapse girmeyi bekleyen bmikael blomkvist, bir başka kodaman olan henrik vanger'den telefon alır. yeğenin öldürüldüğünü düşündüğünü söyleekte, ve onun katilini bulması halince kendisine çok para vereceğini söyleyerek çıkış noktasını gösterir.
tabi yaşlı henrik kaçın kurrası, blomkvist'le ilgili ön araştırma yapmıştır. bu araştırmayı bir güvenlik şirketinde çalışan, asosyal ve görüntüsü ilede marjinal olan lisbeth'e yaptırır. çaresiz cinayeti araştırmaya başlayan blomkvist, lisbethle tanışacak ve asistanı olarak çalışmasını isteyecektir. ikisi birlikte cinayeti çözecekler.



buraya kadar konunun özeti de tamam... hadi birazda karakterler ve olaylar üzerine de izlenimlerimizi yazalım diyeceğim ama; her iki filmde karakterler değişik. o sebeple her birini 2011 ve 2009 olmak üzere ayrı başlıklarda yazmak icap ediyor.
lisbeth salender; akıllı zeki ve teknolojik becerileri konusunda güçlü bir kadın olmasına rağmen, duygusal ve sosyolojik olarak zayıf bir karakterdir. o dezavantajlı grupta yer alan bir a sosyaldir.
sürekli siyah giyinen, punkkçu ve asi kızımızı ''kapağa göre yargılamayın'' mesajını çok etkili biçimde verdiğini söylemek lazım.
film bu hafta çarşamba günü, film ve dizi kulübünde konuşulacak, en büyük tartışma konusu bence neden 2009 ve neden 2011 olacak. tartışmayı iple çekiyorum... hakikaten birini diğerinden fazla sevmenizin nedeni nedir?


man som hatar kvinnor 2009 isveç yapımı için
the girl with the dragon tattoo 2011 amerikan yapımı için
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim