barış manço
hiç unutmadığım bir çocukluk anısına sahip olmamı sağlayan insan.
yıl 80’ler sonu 90’lar başı. ben çocuğum. izmit kapalı spor salonunda konseri var, ve evet o zamanlar böyle konserler oluyordu. zeki müren’den ibrahim tarlıses’e herkesler gelir, bir gece boyunca program yapar dönerdi.
neyse efendim, babam o zamanlar hayatta, e memur bir de kendisi. almış beni götürmüş konsere. böyle en önlerde protokolün oralarda bir yerlerden izliyorum hayran hayran.
sonrasında babamın konserin bitiminde beni kulise götürdüğünü hatırlıyorum. o upuzun saçları, rengarenk yüzükleri ile koca bir gece canlı performans yapan heybetli adamla birebir tanışmıştım. hızlı hızlı konuşması, konuşurken gözlerini devamlı kırpmasını hala hatırlıyorum. tanışma ve sohbet faslının bitmesiyle kendisinden imzalı resmini istemiştim.
sağa bakındı, sola bakndı yok. yardımcısına sordu, arabaya gönderip baktırdı yok. benim suratım düştü tabii ama adam bulmak için çırpınıyor. maalesef bulamadılar.
o vakit, benden adresimi yazmamı istedi. ismimi de sordu. ben sevinçle ezbere bildiğim adresi söyledim not aldı.
ve inanır mısın sözlük, tam 5 gün sonra barış manço moda 81300 yazılı zarf aps ile evimize ulaştı. içinde kendi ıslak imzalı boy fotoğrafıyla.
şimdi o fotoğraf nerede hiç bilmiyorum, umarım eski belgeler arasında bir yerlerdedir
ama o zamanlar küçücük bir çocuğu sevindirmesinin hissi hala kalbimde.
umarım gittiği yerden biz mutlu ettiği çocukları izleyebiliyordur..
yıl 80’ler sonu 90’lar başı. ben çocuğum. izmit kapalı spor salonunda konseri var, ve evet o zamanlar böyle konserler oluyordu. zeki müren’den ibrahim tarlıses’e herkesler gelir, bir gece boyunca program yapar dönerdi.
neyse efendim, babam o zamanlar hayatta, e memur bir de kendisi. almış beni götürmüş konsere. böyle en önlerde protokolün oralarda bir yerlerden izliyorum hayran hayran.
sonrasında babamın konserin bitiminde beni kulise götürdüğünü hatırlıyorum. o upuzun saçları, rengarenk yüzükleri ile koca bir gece canlı performans yapan heybetli adamla birebir tanışmıştım. hızlı hızlı konuşması, konuşurken gözlerini devamlı kırpmasını hala hatırlıyorum. tanışma ve sohbet faslının bitmesiyle kendisinden imzalı resmini istemiştim.
sağa bakındı, sola bakndı yok. yardımcısına sordu, arabaya gönderip baktırdı yok. benim suratım düştü tabii ama adam bulmak için çırpınıyor. maalesef bulamadılar.
o vakit, benden adresimi yazmamı istedi. ismimi de sordu. ben sevinçle ezbere bildiğim adresi söyledim not aldı.
ve inanır mısın sözlük, tam 5 gün sonra barış manço moda 81300 yazılı zarf aps ile evimize ulaştı. içinde kendi ıslak imzalı boy fotoğrafıyla.
şimdi o fotoğraf nerede hiç bilmiyorum, umarım eski belgeler arasında bir yerlerdedir
ama o zamanlar küçücük bir çocuğu sevindirmesinin hissi hala kalbimde.
umarım gittiği yerden biz mutlu ettiği çocukları izleyebiliyordur..
devamını gör...
alageyik destanı
moğollar'ın harika şarkısı. cem karaca'nın yorumu da muhteşemdir.
moğollar:
şimdi size sunacağımız parçaya, ben cem karaca olarak akrabalık bağları açısından özel bir ilgi ve de sevgi duymaktayım. evet parçamızın adı alageyik, bilmem anlatabildim mi? ben karaca, o da alageyik, kendisi uzaktan yeğenim olur biraz.
cem karaca & moğollar:
moğollar:
şimdi size sunacağımız parçaya, ben cem karaca olarak akrabalık bağları açısından özel bir ilgi ve de sevgi duymaktayım. evet parçamızın adı alageyik, bilmem anlatabildim mi? ben karaca, o da alageyik, kendisi uzaktan yeğenim olur biraz.
cem karaca & moğollar:
devamını gör...
türklerin ırkçı olmadığı gerçeği
ırkçılık, lgbt gibi meseleler suni gündemlerdir bir kez daha yazayım, kasıtlı olarak sunuluyor. bizim toplumumuzun meseleleri değil.
ırkçılık biyolojik üstünlüğe ve pozitivizme dayanır. avrupa kökenlidir. beyaz adam felsefesini taşır. bu felsefenin sonuçları da insanları renkleri, dilleri sebebiyle sömürmek, öldürmek gibi sayısız örnekle kanıtlanmıştır.
bizde ırkçılık denilen şey ise bu manada ırkçılık olarak görülemez. toplumsal-kültürel temellidir ve durup dururken sömürmek, öldürmek gibi bir amaç taşımaz. ermeni, rumla olan ilişkiler çeşitli olaylar sebebiyle mimlenmiş hale geldi. bundan önce hatta savaş döneminde bile ermeniler rumlar bu ülkenin en zenginleri, en ayrıcalıklı konumlarına da sahip oldular. avrupanın siyahilere yaptığı gibi kimseyi köle kamplarına alıp çalıştırmadık, ya da köle muamelesi göstermedik.
bunun dışında da her toplumda milliyetçi refleksler olur, milliyetçilik yüzyıllardan beri toplumların doğal örgütlenme biçimidir ve sürekliliğini geçerliliğini ispatlamıştır. her şeyin kötü tarafı olabileceği gibi konuya nereden baktığınızla da alakalıdır. ben karadenizliyim, çepniyiz, büyüklerimiz kızınca çepni diye aşağılıyor. adamın kendisi çepni. bu tür ithamları vs. avrupanın bugün dayattığı sjw mentalitesiyle anlayamazsınız. o sjw'yi bile eleştirel düşünmeden kendi ülkesine göre değerlendirmeden kopyala yapıştır olarak alıyorlar. o ırkçılık o ırkçılık değil.
he bu arada o kadar gına geldi ki köküne kadar ırkçıyım ama siz ırkçılığın daha ne olduğunu bile bilmiyorsunuz.
edit: bir arkadaş tamam oradan doğdu ama bugün evrensel bir anlamda kullanılmıyor mu dedi. doğrudur. elbetteki bir insanı ırkı dolayısıyla aşağılamak, yargılamak ırkçılıktır. ancak bahsettiğim gibi bizimki pozitivist bir üstünlük inancından ya da etnik olarak karşı tarafı ikinci sınıf olarak görmekten ziyade, muhafazakar ve toplumsal-kültürel bir dışlama. yani gavurda bir millettir, mağribi de bir millettir. direkt olarak etnik kökene saldırılmaz ki islam buna izin vermez. zenci kelimesi mesela zen adasından gelir. oradan gelen anlamındadır. ispanyanın negrosu ise aşağılama olarak siyah anlamına gelir sonra nigga'ya dönüşmüştür.
ırkçılık biyolojik üstünlüğe ve pozitivizme dayanır. avrupa kökenlidir. beyaz adam felsefesini taşır. bu felsefenin sonuçları da insanları renkleri, dilleri sebebiyle sömürmek, öldürmek gibi sayısız örnekle kanıtlanmıştır.
bizde ırkçılık denilen şey ise bu manada ırkçılık olarak görülemez. toplumsal-kültürel temellidir ve durup dururken sömürmek, öldürmek gibi bir amaç taşımaz. ermeni, rumla olan ilişkiler çeşitli olaylar sebebiyle mimlenmiş hale geldi. bundan önce hatta savaş döneminde bile ermeniler rumlar bu ülkenin en zenginleri, en ayrıcalıklı konumlarına da sahip oldular. avrupanın siyahilere yaptığı gibi kimseyi köle kamplarına alıp çalıştırmadık, ya da köle muamelesi göstermedik.
bunun dışında da her toplumda milliyetçi refleksler olur, milliyetçilik yüzyıllardan beri toplumların doğal örgütlenme biçimidir ve sürekliliğini geçerliliğini ispatlamıştır. her şeyin kötü tarafı olabileceği gibi konuya nereden baktığınızla da alakalıdır. ben karadenizliyim, çepniyiz, büyüklerimiz kızınca çepni diye aşağılıyor. adamın kendisi çepni. bu tür ithamları vs. avrupanın bugün dayattığı sjw mentalitesiyle anlayamazsınız. o sjw'yi bile eleştirel düşünmeden kendi ülkesine göre değerlendirmeden kopyala yapıştır olarak alıyorlar. o ırkçılık o ırkçılık değil.
he bu arada o kadar gına geldi ki köküne kadar ırkçıyım ama siz ırkçılığın daha ne olduğunu bile bilmiyorsunuz.
edit: bir arkadaş tamam oradan doğdu ama bugün evrensel bir anlamda kullanılmıyor mu dedi. doğrudur. elbetteki bir insanı ırkı dolayısıyla aşağılamak, yargılamak ırkçılıktır. ancak bahsettiğim gibi bizimki pozitivist bir üstünlük inancından ya da etnik olarak karşı tarafı ikinci sınıf olarak görmekten ziyade, muhafazakar ve toplumsal-kültürel bir dışlama. yani gavurda bir millettir, mağribi de bir millettir. direkt olarak etnik kökene saldırılmaz ki islam buna izin vermez. zenci kelimesi mesela zen adasından gelir. oradan gelen anlamındadır. ispanyanın negrosu ise aşağılama olarak siyah anlamına gelir sonra nigga'ya dönüşmüştür.
devamını gör...
her yerde aynı şifreyi kullanan insan
hepsinde farklı şifre kullanıp birbirine karıştırmak var bir de.
devamını gör...
sorunlu kadınlardan hoşlanmak
yaraları benzer olduğundandır, aslında bu süreç çoğu zaman bilinçdışında gerçekleşir. en acıklısı, bir bağımlı ile narsist arasındaki ilişkidir. bağımlı, narsistten en temel duygusal ihtiyaçlarını * karşılanmasını beklerken, narsist ise bağımlının hayranlığını kazanarak yaşam enerjisini sömürür. arada sevgiye değil, korkuya dayalı bir ilişki vardır, genelde kadın bağımlı iken, erkek ise narsisttir. bağımlı, günden güne solan bir gül gibidir, her şey narsisti mutlu etmek içindir, kendisi yoktur, kendini yok sayar, benliğini, ruhunu, her şeyini narsisti mutlu etmeye adar ama karşılığında hak ettiği değeri asla görmez çünkü narsist, en derinlerde kendini o kadar değersiz hisseder ki "benim gibi değersiz biriyle birlikte olan da değersizdir" diye düşündüğünden asla kadına hak ettiği değeri vermez. süreci fark etmek, gerçeklerle yüzleşmek çok acıdır ama bağımlı, bir gün tüm bu gerçeklerin farkına varırsa, narsistin oyunu bozulur. narsist, iki seçenekten birini tercih etmek zorunda kalır, ya bağımlıyı* olduğu gibi kabul eder, ya da artık onu sömüremediği için terk edip kendine başka bir av * arar.
edit: oyunu bozmak isteyenler veya konunun meraklıları için "narsistle ateşkes" kitabını ve tülay kök'ün narsistlerle ilgili youtube videolarını öneririm.
edit: oyunu bozmak isteyenler veya konunun meraklıları için "narsistle ateşkes" kitabını ve tülay kök'ün narsistlerle ilgili youtube videolarını öneririm.
devamını gör...
bekar sözlük yazarlarını evlendiriyoruz kampanyası
yaşasın ajahah
maaş da verceniz mi la?
en az 10.000 isterim ona göre!
maaş da verceniz mi la?
en az 10.000 isterim ona göre!
devamını gör...
nickaltına entry girmeden önce yapılması gerekenler
saygı çerçevesinde o yazar hakkında düşündüğünüz şeyleri dilediğiniz gibi yazabilirsiniz. eleştiri ya da iyi dilek farketmez. nickaltına hep iyi şeyler yazılır diye bir kural yok eleştire de bilirsiniz.
bazı yazarlar eleştiri gelince çok hırçınlaşıyor ya da sildiriyor bunun olmaması taraftarıyım. sonuçta hakkımızda hep iyi şeyler düşünülecek hep sevilecek değiliz bunun bilincinde olması lazım herkesin.
bazı yazarlar eleştiri gelince çok hırçınlaşıyor ya da sildiriyor bunun olmaması taraftarıyım. sonuçta hakkımızda hep iyi şeyler düşünülecek hep sevilecek değiliz bunun bilincinde olması lazım herkesin.
devamını gör...
tüyleri diken diken eden anlar
genellikle heyecan mutluluk gibi oluşan durumlarda tüylerimizin ürpermesi anlamına gelen deyimdir. mesela benim bir topluluğun içinde istiklal marşı okurken tüylerim hazır ola geçiyor.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının kapak fotoğrafları
devamını gör...
atatürk bugün yaşasaydı ak partili olurdu
dedemin inanarak söylediği tez.
ihtiyarla oturup çayımızı yudumlarken o lanet siyaset bataklığına adım atmamızla başladı.
ihtiyar bugünlerimizin değerini anlattı. sorunu isyana, şükürsüzlüğe kadar getirdi.
nankör ve devlet düşmanlığıyla süslerken, hard kapitalizm abimiz içimden '' ulan şu yaşlı moruklar yok mu'' haykırdı.
ah ah . kaybedeceğim bir savaşa girmiştim. taş devrinin ilk dönemlerini anlatıyor sanıyordum ama dedem 50 yıl öncesini anlattığını sonradan fark ettim.
yolların olmadığını, hastanelerin, türbanlı bacıları, camilerin ahıra, türkçe ezan hadisesi, tüp kuyrukları, kara borsa, sağ sol, alevi sünni olayları, darbeler uzun bir masal .
''hey hey atatürk bugün yaşasaydı akp rozeti takar'' diye noktalı.
inanmış gibi yapıp fazla kalbini yormadım.
dedemi incitemedim.
the walking deadler hakkın rahmetine kavuşmadığı sürece zor.
ihtiyarla oturup çayımızı yudumlarken o lanet siyaset bataklığına adım atmamızla başladı.
ihtiyar bugünlerimizin değerini anlattı. sorunu isyana, şükürsüzlüğe kadar getirdi.
nankör ve devlet düşmanlığıyla süslerken, hard kapitalizm abimiz içimden '' ulan şu yaşlı moruklar yok mu'' haykırdı.
ah ah . kaybedeceğim bir savaşa girmiştim. taş devrinin ilk dönemlerini anlatıyor sanıyordum ama dedem 50 yıl öncesini anlattığını sonradan fark ettim.
yolların olmadığını, hastanelerin, türbanlı bacıları, camilerin ahıra, türkçe ezan hadisesi, tüp kuyrukları, kara borsa, sağ sol, alevi sünni olayları, darbeler uzun bir masal .
''hey hey atatürk bugün yaşasaydı akp rozeti takar'' diye noktalı.
inanmış gibi yapıp fazla kalbini yormadım.
dedemi incitemedim.
the walking deadler hakkın rahmetine kavuşmadığı sürece zor.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
kırmızı mürekkep kağıdı okşadı,
kalem kırıldı, urgan yağlandı
dar ağacının dibi sulandı
beyaz karanfil gibi sallanacağım!
kalem kırıldı, urgan yağlandı
dar ağacının dibi sulandı
beyaz karanfil gibi sallanacağım!
devamını gör...
j harfinin gereksiz olması
gereksiz olsaydı böyle bi başlık açamazdın seni kendinle çürüttüm bb
devamını gör...
yorgancı
el işi yorgan diken zanaatkara verilen isimdir.
eskiden, şehrin her mahallesine en az bir tane düşerdi. çarşıda birden fazla olurdu.
tertemiz bir dükkan olurdu. yorgan dikme için dev bir podyumu olurdu. podyumun duvarları rengarenk, farklı desenlerde atlas, saten yorganlarla dolu olurdu.
bir tane abi, bir elinde iğne, bir elinde yüksük, elinde yorgan dikerdi.
yorgancı, marifetine göre farklı farklı motiflerle, yorganlar hazırlar.
desendeki amaç, yün yada pamuğun yorganın her tarafına eşit yayılmasını, estetik bir görüntü haline getirmektir.
rengarenk saten yorganlar, beyaz çarşafla giydirilir-kaplanır. sateni ve deseni nevresim ile yok edilmezdi.
yorganlar pamuk ise yıkanmaz, her yaz mevsimi güneşlenerek temizlenir.
yün yorganlar, arzu edilirse yıkanabilir.
şimdilerde, mahalle aralarında, yorgancılar hazır yorgan satarak yada minder dikerek, devam etmeye çalışıyorlar hayata.
hazır tekstil ürünleri arttığı için,büyük bir ihtimalle, yorgancılık onlardan sonraya geçemeyecek.
trabzon'da kemeraltı'nda yorkancı levhası olan bir tane vardı. her geçişte ilgimi çekerdi. bizim oraların şivesi miydi, yoksa bir levhacının anlık icadı olan bir kekime miydi , allah bilir.
eskiden, şehrin her mahallesine en az bir tane düşerdi. çarşıda birden fazla olurdu.
tertemiz bir dükkan olurdu. yorgan dikme için dev bir podyumu olurdu. podyumun duvarları rengarenk, farklı desenlerde atlas, saten yorganlarla dolu olurdu.
bir tane abi, bir elinde iğne, bir elinde yüksük, elinde yorgan dikerdi.
yorgancı, marifetine göre farklı farklı motiflerle, yorganlar hazırlar.
desendeki amaç, yün yada pamuğun yorganın her tarafına eşit yayılmasını, estetik bir görüntü haline getirmektir.
rengarenk saten yorganlar, beyaz çarşafla giydirilir-kaplanır. sateni ve deseni nevresim ile yok edilmezdi.
yorganlar pamuk ise yıkanmaz, her yaz mevsimi güneşlenerek temizlenir.
yün yorganlar, arzu edilirse yıkanabilir.
şimdilerde, mahalle aralarında, yorgancılar hazır yorgan satarak yada minder dikerek, devam etmeye çalışıyorlar hayata.
hazır tekstil ürünleri arttığı için,büyük bir ihtimalle, yorgancılık onlardan sonraya geçemeyecek.
trabzon'da kemeraltı'nda yorkancı levhası olan bir tane vardı. her geçişte ilgimi çekerdi. bizim oraların şivesi miydi, yoksa bir levhacının anlık icadı olan bir kekime miydi , allah bilir.
devamını gör...
saniyelik salaklıklar
elimde,kafamda, kulağımda, önümde olan nesneleri kaybettim ya da bulamadım telaşıyla aramaya koyulmak... (telefon, kulaklık, gözlük,toka,...)
devamını gör...
türkiye'de ırkçılık sorunu
hem de ne irkcilik... kendi irkini bile on cesite bolen bir irkcilik. hani biz turkleri diger milletler pek sevmez ya, turku en cok turk sevmez efendim...
devamını gör...
ali erbaş'ın bayram hutbesini kılıçla okuması
benimde +9 kılıcım olsa bende sürekli onunla poz veririm.
devamını gör...
domestic hıyar
domestic kelimesi ve kırmızı profil resmi bana aşık olduğum meyve olan domatesi çağrıştırıyor.** bundan sonra benim için domatessin.*
sohbet etmeye bayıldığım, tanımlarını okumayı da bir o kadar sevdiğim kafa sözlük yazarı. sağ olun, var olun efenim.*
ponçik isyan şarkımızı eklemeden duramadım.*
sohbet etmeye bayıldığım, tanımlarını okumayı da bir o kadar sevdiğim kafa sözlük yazarı. sağ olun, var olun efenim.*
ponçik isyan şarkımızı eklemeden duramadım.*
devamını gör...
yaranamadım
cankan'ın dilinize dolanan şarkısıdır. bir kere aklınıza geldi mi "yaranamadım yavrum yaranamadım" diye istemsiz söylemeye başlarsınız.
devamını gör...
normal sözlük balosu partner seçimleri
benim adayım @yoldaş benjamin franklin . elini yüzünü bilmem zirvede olmak tamamen amaç.
devamını gör...
