morfin
çok etkili bir ağrı kesicidir, amacı dışında ve fazla dozda kullanıldığında bağımlılık yapar. morfin bağımlısı bir kadının anne olması durumunda çocukta irritabilite, koma hatta yokluk sendromu görülebilir.
ayrıca, hakan günday'ın 'daha' kitabında fazlasıyla görebileceğimiz bir kelimedir.
ayrıca, hakan günday'ın 'daha' kitabında fazlasıyla görebileceğimiz bir kelimedir.
devamını gör...
almanca hocalarının sinirli olması
aslında sinirli değiller almanca insanı sinirli gösteren bir dildir.
(bkz: alternatif tıp gibi tanım girmek)
(bkz: alternatif tıp gibi tanım girmek)
devamını gör...
radyo tiyatrosu
o kadar güzeldir kii.. daha önce dinlememiş olanlar çok şey kaçırıyorsunuz... özellikle kışın soğuk havada battaniyenizi çekip perdeyi sonuna kadar açıp karın yağışını seyrederken dinlemek muazzamdır. polisiye sevenler için bir kaç tavsiye bırakıyorum
düşen uçağın sırrı
buradan
katil kim
buradan
on küçük zenci
buradan
düşen uçağın sırrı
buradan
katil kim
buradan
on küçük zenci
buradan
devamını gör...
eddi anter
yazar, uluslararası pazarlama uzmanı. en beğendiğim ve notlarım arasında yer alan iki sözünü aşağıya bırakıyorum.
“zaman değil, sevgidir her yaranın ilacı."
“sahiplenmeye çalıştığın herkes ve her şeyin tutsağına dönüşürsün.”
“zaman değil, sevgidir her yaranın ilacı."
“sahiplenmeye çalıştığın herkes ve her şeyin tutsağına dönüşürsün.”
devamını gör...
futbol takımları yüzünden insanların birbirlerine küfretmesi
son derece mantıksız iş. siyaset için de aynısı geçerli.
genellikle maç biter, iki takımın oyuncuları sarmaş dolaş, güle eğlene, forma falan değişerek çıkarlar sahadan kol kola. millet de orada birbirini yer, bıçaklar vesaire...
yalnız bu konuda şu ana dek gördüğüm en acayip anı (eğer gerçekten yaşanmışsa tabi) şu linktekidir. bir taraftan hazin ve trajik, bir taraftan komik... insan şaşıp kalıyor ne söyleyeceğini.
tövbe ya rabbim yav!
genellikle maç biter, iki takımın oyuncuları sarmaş dolaş, güle eğlene, forma falan değişerek çıkarlar sahadan kol kola. millet de orada birbirini yer, bıçaklar vesaire...
yalnız bu konuda şu ana dek gördüğüm en acayip anı (eğer gerçekten yaşanmışsa tabi) şu linktekidir. bir taraftan hazin ve trajik, bir taraftan komik... insan şaşıp kalıyor ne söyleyeceğini.
tövbe ya rabbim yav!
devamını gör...
yazarların çektiği çiçek fotoğrafları
geçen sene bu zamanlar anaç sardunyanın dalından kırıp saksının birine sokuşturduğum ve ilkbahara doğru köklenip sonra da açan cağnım sakız’ım. sardunyalarımdan sadece biri tabii bu ve hepsi de benim bebeklerim. havalar serinlemeye başlayınca açmaya başladılar yine, hemmen çektim ben de bugün.
devamını gör...
entellerin küfür dağarcığının dar olması
sözlükte bir entel muhabbeti var ki sormayın! bir kavram bu kadar mı zemininden koparılır!
bunun bir de arkadaşları var; sol, solcu, solcu entel.
demişler ki sizin göreviniz işbu içeriğine vâkıf olmadığınız ne olduğu hakkında en ufak bilginizin ve nihayetinde fikrinizin olmadığı kavramları kullanmak!
bunlar da marifet bellemişler, entel aşağı entel yukarı! laf ola beri gele
diyorlar ki siz enteller ne anlarsınız küfretmekten!
vallahi ben anlamam entelden entelektüelden!
günlük hayatımda da yeri gelir küfrederim*. fakat yazı dilindeki küfürlü ifadeleri de hoş karşılamam.
işte enteller de küfürlü ifadeleri pek tabi biliyorlardır da kullanmak istemiyor olabilirler. olsun o kadar bi zahmet değil mi?
bunun bir de arkadaşları var; sol, solcu, solcu entel.
demişler ki sizin göreviniz işbu içeriğine vâkıf olmadığınız ne olduğu hakkında en ufak bilginizin ve nihayetinde fikrinizin olmadığı kavramları kullanmak!
bunlar da marifet bellemişler, entel aşağı entel yukarı! laf ola beri gele
diyorlar ki siz enteller ne anlarsınız küfretmekten!
vallahi ben anlamam entelden entelektüelden!
günlük hayatımda da yeri gelir küfrederim*. fakat yazı dilindeki küfürlü ifadeleri de hoş karşılamam.
işte enteller de küfürlü ifadeleri pek tabi biliyorlardır da kullanmak istemiyor olabilirler. olsun o kadar bi zahmet değil mi?
devamını gör...
crysknife
dune evreninden bir nesne. yaklaşık 20 cm uzunluğunda bir bıçak olarak tasvir edilir. elde ediliş biçimi ise hayli ilginçtir. bu bıçaklar sadece arrakis gezegeninde yaşayan kum solucanlarının dişlerinden yapılır. yerel halk olan fremenler, ölü solucanın dişlerini söküp şekillendirerek üretir bu bıçakları. genelde beyaz renkte olan bu bıçakların, yapısı itibariyle hafifçe parladığı da bilinir. bir görsel;

genelde ucunda bir zehir olacak şekilde kullanılır. kullanılan zehirlerin çok etkili olduğu bilinmekte.
türkçeye çevirisi; hançer-ül figân veya billurbıçak çeklinde yapılmış. şahsen iki çeviri de hoş olmuş. yine de billurbıçak, aslına daha uygun bir çeviri gibi.
söz konusu bu bıçaklar, fremenler için kutsal sayılırlar. çok az sayıda olması ve şeyh hulud’dan geliyor olması nedeni ile değeri daha da artıyor. bir fremen ve billurbıçak birbirinden ayrı düşünülemez derler. pek tabii bu kutsal nesne, yabancılara gösterilmemektedir. bir fremen değilseniz, bu bıçağa sahip olmak bir yana, göremiyorsunuz bile. gördüğünüz durumlarda ise ölüme çok yakınsınız demektir.
bir diğer husus, bu bıçaklar çekildiğinde, kan akıtılmadan kınına sokulmaz. ki bu kural çok sıkı denetlenir.
billurbıçaklar iki çeşittir. mühürlü ve mühürsüz. mühürlü bıçaklar, sahibinin elektriksel alanından dışarı çıkarılamayacak şekilde üretilmiştir. bu durum, bu bıçakların başkalarının elinde kullanışsız olması ve depolanamaması demektir. bu elektriksel alandan çıkan bıçaklar çabucak deforme olurlar.
mühürsüz bıçaklar ise bir kullanıcıya bağlı olmayan bıçaklardır. depolanabilirler.
peki neden bıçak?
dune evreninin en yaygın teknolojilerinden olan holtzman kalkanı teknolojisinden ötürü, bıçak kullanımı elzemdir. kalkanı aktif olan kişiye karşı lazer silah yahut benzeri patlayıcı nesneler kullanılamaz zira kullanıldığı takdirde atom bombası etkisi gösterir. böyle bir patlamayı ise kimse göze alamaz.
hal böyle olunca, en etkili ve kullanışlı alet olarak bu bıçaklar öne çıkıyor.
söz konusu kalkanlar gelen tüm darbeleri emecek ya da geri püskürtecek bir yapıdadır. tek zayıflığı ise bıçak gibi yavaş kullanılan nesneler, doğal hareketler statüsünde olduğu için, kalkanaktive olmadan delip geçebiliyor.
hem çölde holtzman kalkanının tetiklenmesi demek, tüm solucanlar için açık davetiye gibidir. çünkü solucanlar bu kalkan aktif olunca çıkan sesten fazlasıyla etkilenirler ve direkt sesin kaynağına gidip yoketmeye çalışırlar.
minik bi spoiler’lı kısım;
dune evreninde zaman geçtikçe bu bıçakların sayısı azalmıştır. hatta öyle bir an gelir ki, sahteleri üretilmeye başlanır. bu sahte bıçaklar bile sadece üst düzey kişilerde bulunur. fakat ikinci leto’nun gerçek bir billurbıçağı olduğu bilinmekte.

genelde ucunda bir zehir olacak şekilde kullanılır. kullanılan zehirlerin çok etkili olduğu bilinmekte.
türkçeye çevirisi; hançer-ül figân veya billurbıçak çeklinde yapılmış. şahsen iki çeviri de hoş olmuş. yine de billurbıçak, aslına daha uygun bir çeviri gibi.
söz konusu bu bıçaklar, fremenler için kutsal sayılırlar. çok az sayıda olması ve şeyh hulud’dan geliyor olması nedeni ile değeri daha da artıyor. bir fremen ve billurbıçak birbirinden ayrı düşünülemez derler. pek tabii bu kutsal nesne, yabancılara gösterilmemektedir. bir fremen değilseniz, bu bıçağa sahip olmak bir yana, göremiyorsunuz bile. gördüğünüz durumlarda ise ölüme çok yakınsınız demektir.
bir diğer husus, bu bıçaklar çekildiğinde, kan akıtılmadan kınına sokulmaz. ki bu kural çok sıkı denetlenir.
billurbıçaklar iki çeşittir. mühürlü ve mühürsüz. mühürlü bıçaklar, sahibinin elektriksel alanından dışarı çıkarılamayacak şekilde üretilmiştir. bu durum, bu bıçakların başkalarının elinde kullanışsız olması ve depolanamaması demektir. bu elektriksel alandan çıkan bıçaklar çabucak deforme olurlar.
mühürsüz bıçaklar ise bir kullanıcıya bağlı olmayan bıçaklardır. depolanabilirler.
peki neden bıçak?
dune evreninin en yaygın teknolojilerinden olan holtzman kalkanı teknolojisinden ötürü, bıçak kullanımı elzemdir. kalkanı aktif olan kişiye karşı lazer silah yahut benzeri patlayıcı nesneler kullanılamaz zira kullanıldığı takdirde atom bombası etkisi gösterir. böyle bir patlamayı ise kimse göze alamaz.
hal böyle olunca, en etkili ve kullanışlı alet olarak bu bıçaklar öne çıkıyor.
söz konusu kalkanlar gelen tüm darbeleri emecek ya da geri püskürtecek bir yapıdadır. tek zayıflığı ise bıçak gibi yavaş kullanılan nesneler, doğal hareketler statüsünde olduğu için, kalkanaktive olmadan delip geçebiliyor.
hem çölde holtzman kalkanının tetiklenmesi demek, tüm solucanlar için açık davetiye gibidir. çünkü solucanlar bu kalkan aktif olunca çıkan sesten fazlasıyla etkilenirler ve direkt sesin kaynağına gidip yoketmeye çalışırlar.
minik bi spoiler’lı kısım;
dune evreninde zaman geçtikçe bu bıçakların sayısı azalmıştır. hatta öyle bir an gelir ki, sahteleri üretilmeye başlanır. bu sahte bıçaklar bile sadece üst düzey kişilerde bulunur. fakat ikinci leto’nun gerçek bir billurbıçağı olduğu bilinmekte.
devamını gör...
bursa'da sebepsiz yere kadına tekme atan suriyeli
tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
devamını gör...
kadınlar nasıl erkeklerden hoşlanır sorunsalı
bu başlığa yazılanları okumayan erkeklerden...
devamını gör...
çavdar tarlasında çocuklar
özellikle hakkında yazılan güzel yorumlar sebebiyle kitapta büyük bir dil, olağanüstü bir hikaye örgüsü bekleyenleri yanıltabilir. ancak öyle güzel öyle içten bir akışı vardır ki kitabın, sizi kendine çekmeyi başardıktan sonra kahramanımızla bir yolculuğa çıkmaya başlarsınız ve kitap bittiğinde güzel bir film biterken düştüğünüz o boşluktan düşersiniz. ben bu kitabı özellikle kitap okumak isteyen ama bir türlü başlayamayan veya bir süredir okumaya ara vermiş olup yeniden başlamakta zorlananlara öneriyorum, şu ana kadar dönüşler hep olumlu oldu.
t:sıcak, samimi bir hikayeye sahip akıcı roman.
t:sıcak, samimi bir hikayeye sahip akıcı roman.
devamını gör...
her gün profiline bakılan yazar
folloş baksır.
armysuzy.
insanolunbiraz.
armysuzy.
insanolunbiraz.
devamını gör...
nerede bizi seven kızlar
bir (bkz: cevat çapan) şiiridir.
neyle boğuşur insan
koşup yorulduktan sonra
geçmiş zamanın ardından
silik, karanlık anılarından başka
yapayalnız kalmışsa o yalancı pehlivan?
temennalar, naralar,
elenseler, şikeler, tuş olmalar bir yana-
nerede can yoldaşları
doruklara tırmanan
o korkusuz dağcılar,
pişmanlık denizinde
vurgun yiyen dalgıçlar?
mutluluk bir gülmüş eskiden
adı üç kez anılan.
neyle boğuşur insan
koşup yorulduktan sonra
geçmiş zamanın ardından
silik, karanlık anılarından başka
yapayalnız kalmışsa o yalancı pehlivan?
temennalar, naralar,
elenseler, şikeler, tuş olmalar bir yana-
nerede can yoldaşları
doruklara tırmanan
o korkusuz dağcılar,
pişmanlık denizinde
vurgun yiyen dalgıçlar?
mutluluk bir gülmüş eskiden
adı üç kez anılan.
devamını gör...
kader alacak intikamını
bi’ şarkıdan esinlendim. bu günlerde neredeyse inanacağım şu söze. ne kitaplar okudum, ne filmler izledim. ufkum genişledi, zekamın eskisi kadar kıvrak olmadığı anları fark ettim. şaşırmamaya alıştım sanarken hala şaşırtan hayat… ah ulan. ah demişken, kimseye etmedim ne eyvallah ne de ah. ne bir nefret, ne bir kin duygusu gütmedim. olanı biteni sessizce sindirdim, içime kapandım acı çektiğim an’larda.
bir kere demedim, intikam alayım. öfkemden kudurmadım mı? kudurdum. evimde, tek başıma. gel zaman, git zaman pireler berber veya tellal iken… off saptık. dur.
tanıyan bilir, inançlı birisi değilim. kadere de inanmıyorum ama karma kesinlikle var. evet.
dandik bir boşanmayı “aman tanrım dünyanın sonu. nasıl böyle bir şey yapılabilir? hahah gördünmü boşanıyor, ben demiştim.” diye gözünde büyütüp, tüm şehirde hunharca dalga geçen akrabamın birinin seks skandalları ortaya çıktı ve şimdi benle dalga geçmesinin belli bir zaman sonunda kendisi boşanıyor. umarım boşanmanın olağan bir durum olup, herkesin tercih edebileceği/ maruz kalabileceği bir durum olduğunu anlamıştır artık.
bir diğer vaka ise eski eşimin bana çektirdiği onca ızdıraba rağmen, boşandıktan sonra edindiği çevresine rağmen, en dipteyken yine beni arayıp, yardım istemesidir. vijdanıma ve merhametime yenik düşüp yardım edecek kadar ezik değilim. insafımı suistimal etmelerine dur diyeli çok oldu. kusura baksınlar. ben o dipsiz kuyularda boğulurken, onca acıda kıvranırken… ah etmiyorum ulan. görünen tablo ortada. vasat ve rezilsiniz.
hal böyleyken ya kader aldı intikamını ya da karma denen bir şey var ve dengesi muazzam bir şey.
bir kere demedim, intikam alayım. öfkemden kudurmadım mı? kudurdum. evimde, tek başıma. gel zaman, git zaman pireler berber veya tellal iken… off saptık. dur.
tanıyan bilir, inançlı birisi değilim. kadere de inanmıyorum ama karma kesinlikle var. evet.
dandik bir boşanmayı “aman tanrım dünyanın sonu. nasıl böyle bir şey yapılabilir? hahah gördünmü boşanıyor, ben demiştim.” diye gözünde büyütüp, tüm şehirde hunharca dalga geçen akrabamın birinin seks skandalları ortaya çıktı ve şimdi benle dalga geçmesinin belli bir zaman sonunda kendisi boşanıyor. umarım boşanmanın olağan bir durum olup, herkesin tercih edebileceği/ maruz kalabileceği bir durum olduğunu anlamıştır artık.
bir diğer vaka ise eski eşimin bana çektirdiği onca ızdıraba rağmen, boşandıktan sonra edindiği çevresine rağmen, en dipteyken yine beni arayıp, yardım istemesidir. vijdanıma ve merhametime yenik düşüp yardım edecek kadar ezik değilim. insafımı suistimal etmelerine dur diyeli çok oldu. kusura baksınlar. ben o dipsiz kuyularda boğulurken, onca acıda kıvranırken… ah etmiyorum ulan. görünen tablo ortada. vasat ve rezilsiniz.
hal böyleyken ya kader aldı intikamını ya da karma denen bir şey var ve dengesi muazzam bir şey.
devamını gör...
yazılımcıyla sevgili olmak istemeyen insan
yazılımcıları, asosyal veya veri hırsızlığı ile ön yargılamak isteyen insanlar desek daha doğru bir başlık olur.
bir yazılımcı olarak bu düşüncelere sahip biriyle birlikte olmak isteyen meslektaşlarımı da kınıyorum. aklına kirli düşünceler karışmış birinin zihnine engelleyemezsiniz, en ufak bir sorunda sizi bununla suçlayacak ve ithamlarda bulunacaktır. doğru kişiyi bulmak için buna hiç bulaşmamış kişileri bularak avantaja geçirmenizi dilerim.
ekranlarından mavi ekran eksik olmasın, ayakları tamircilerden çıkmasın dediğim insanlardır(!)*.
bir yazılımcı olarak bu düşüncelere sahip biriyle birlikte olmak isteyen meslektaşlarımı da kınıyorum. aklına kirli düşünceler karışmış birinin zihnine engelleyemezsiniz, en ufak bir sorunda sizi bununla suçlayacak ve ithamlarda bulunacaktır. doğru kişiyi bulmak için buna hiç bulaşmamış kişileri bularak avantaja geçirmenizi dilerim.
ekranlarından mavi ekran eksik olmasın, ayakları tamircilerden çıkmasın dediğim insanlardır(!)*.
devamını gör...
bilinen en şaşırtıcı tarihi bilgi
antik yunan’da ortaya çıkan olimpiyat oyunları çıplak sporculara sahne olurdu. çıplak olmalarının sebebini de tarihçiler sıcaktan etkilenmemek için olduğunu düşünüyorlar. jimnastik kelimesinin kökeni de çıplaklığa dayanıyor. eski yunancada “gumnasía” kelimesi eğitim/antrenman, “gymnós” kelimesi ise çıplak anlamına gelmekteydi. kelimenin tam karşılığını ise “çıplak yapılan eğitim” olarak çevirmek mümkün
devamını gör...
doğum lekesi
yeşilçam filmlerinin dna testidir.
bakıyor aynı leke onda da var. ahah bu benim çocuğum!
bakıyor aynı leke onda da var. ahah bu benim çocuğum!
devamını gör...


