hani nasreddin hoca der ya bana damdan düşeni getirin diye ben de bu durum için aynı cümleyi kuruyorum işte. çünkü abi yiyorsun yiyorsun kilo almıyorsun birçoğunuza rüya gibi geliyordur* ama isteyip de almamak çok kötü 50'yi göremiyorum la ben. yürürken adeta ince bir çubuk yürüyor dkçdmsv tabi şu an durum böyle ama ileride kesin şükür falan ederim durumuma.
devamını gör...

kırmızın rujun hafifletici sebep olması geldi birden aklıma.çokta söylenecek söz yok ya neyse.
devamını gör...

gitsem nereye kadar, kalsam neye yarar?...
devamını gör...

16. yüzyıla halk edebiyatına ait hikaye, eser
merak edenler için;
--- alıntı ---

bir zamanlar yaşlı bir isfahan padişahı, mirasını bırakacak bir erkek evladı olmadığı için üzülmektedir. padişahın "keşiş" diye hitap ettikleri bir yardımcısı vardır. keşiş padişah için bir elma ağacı diktirtir ve senesinde padişahın herkesi kıskandıracak derecede yakışıklı bir erkek evladı dünyaya gelir. bu çocuğa yiğitliği ve mertliği dolayısı ile kerem adı verilir. keşişin de aslı adında dünyalar güzeli bir kızı vardır. bu iki genç çocukluklarını beraber geçirirler. kerem'in sofu adında bir arkadaşı vardır. kerem bir gün sofuyla gezerken aslı'yla karşılaşır. kerem'in nutku tutulur ve bir daha konuşamaz. bir süre sonra aslı ortadan kaybolur. kerem aslı'yı bulmak için yollara düşer. yolda karşısına çıkan herkese aslı'yı sorar. yolda karşılaştığı kızları aslı'ya benzetir. bir gün sofu kerem'in yanına gelir. kerem'e, aslı'nın başkasıyla evleneceğini söyler. kerem bunu duyar duymaz aslı'nın evine gider. aslı ile kerem o gece evlenirler. keşiş düğün sırasında kerem'e büyü yapar, düğünden sonra kerem ile aslı yorgun bir şekilde evlerine dönerler. kerem üstündeki mintanı çıkarmak için düğmeleri açar fakat düğmeler tekrar iliklenir. daha sonra kerem birkaç kez mintanı çıkarmayı denese de başaramaz. artık daraldığı için yorgunluktan bir "ah" çeken kerem ağzından yayılan ateşle yanmaya başlar. aslı kerem'i söndürmek için ona su verir fakat bu sefer ateş daha da güçlenir. birkaç dakika içinde kerem yanmaktan kül olur. aslı da kahrından haykırırken saçları kerem'in külüne değerek tutuşur ve o da yanarak can verir.

--- alıntı ---
kaynak: vikipedi
devamını gör...

prag yeni adı ile çekya
buradan
devamını gör...

1563-64 yılları arasında mimar sinan tarafından istanbul'da yapılmış olan bu su kemeri, 260 metre uzunluğunda, 36 metre yüksekliğinde, üst üste iki sıra kemerlidir. şiddetli bir sel nedeniyle yıkılan bu köprü aslında sinan'ın az bilinen sanat eserlerinden biridir. * neyse ki mimarımız büyük bir azim sahibi ki bu yapıyı yeniden tasarlamıştır. bu su kemerinin geometrisi, bugün ancak moma gibi modern sanat müzelerinde görebileceğimiz karmaşık bir strüktüre sahiptir. bu tasarımda payandalar, çağının ötesinde olağanüstü geometriye sahip bir heykele dönüşmüştür. sinan yine zamanının dışına çıkarak bir mucizeyi daha gerçekleştirmiştir bu su kemeri ile.
devamını gör...

tanımlardan anladığım kadarıyla genel görüş, bildiğini zanneden ego yüklü insanlar bir başkalarınca tahammül edilemiyor.
insan ay'a benzer. eğer ayın devirlerine bakarsanız, önce ince bir hilal şeklinde göründüğünü, sonra dolunay olana dek yavaş yavaş büyüdüğünü, daha sonra da yavaş yavaş başka bir hilal olana dek küçüldüğünü ve en sonunda da kaybolduğunu görürsünüz. ay, insanların bilgiyi yansıtması gibi size ışığı yansıtır. bizler de (aynen ay gibi) önce hilale sonra da bir dolunaya dönüştüğümüzde, egolarımız doludur. bir bilgiye sahip olduğumuzu sanırız ancak bu bilgi aslında saftır. kimseye ait değildir. tıpkı ayın ışığını güneşten ödünç alması gibidir. aslında ay, sadece güneşten aldığı ışığı yansıtmaktadır. ego ile yüklü olduğumuzda ayın ışıksız hali gibi olduğumuzu anlamak zorundayız. ay ve bizler sadece birer yansıtıcıyız. ego, bilgiden sorumlu değildir. ego bilgiyi bir çok yaratıcı yolla yansıtabilir, ancak bilginin kendisi saftır.
devamını gör...

sonbahar hüznü manasına gelen japonca bir kelime.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

muhabir hamit el sabah'ın sağ koludur.tam teçhizatlı olduğu için klozet kapağından canlı tavuğa plastik toptan merdivene her şeyi yanında taşır. konuşmaz adı geçince sadece selam çakar.
devamını gör...

maat antik mısır’ın adalet tanrıçasıdır. güneş tanrısı ra'nın kızıdır. başında bir tavus kuşu tüyü vardır. ölüleri yargılayan kurulun başkanıdır.

maat yasasına göre evrende bir denge söz konusudur. iyilik ve kötülük ilahi adaletin terazisini dengeleyen ölçülerdendir. maat adaleti simgeler.

bu nedenle firavunlar, adaleti sağlama konusunda oldukça dikkatli davranmaya çalışırlardı.

“maat” uyguladığı yasa ile yaratılan varlıklar arasında dengeyi sağlayan, her türlü etkiye bir tepki oluşturan bilinçli ve akıcı bir sistemdi. çünkü evrende yaratılmış bulunan her şey ruhsal düzeyde birbiriyle ilişkiliydi.

maat yasasısın koruyucu horus'tur. şahin başlı horus gök tanrısıdır. gözleri 24 saat açıktır ki, insanların hiçbir davranışını kaçırmayasın.
devamını gör...

uykumu kaçıran sınavdır
devamını gör...

mumsuz çalışamıyorum.
devamını gör...

bende diyorum nerede benim sericilerim, demek çocukları kısıtlamışlar.
devamını gör...

ali atay, serkan keskin ve osman sonant üçlüsü tarafından * leyla ile mecnun (dizi)'un 17.bölümünün sonunda bu şarkıdan uyarlanan şarkı.

--- alıntı ---

mahallede takılırdım 9'a kadar,
her şeyi götürürdüm, sakıza kadar.
kafamdan başka yüküm yok, yoktu.
o kıza kadar, bu kıza kadar, bu kıza kadar.

sırtımda hırkamla yaza kadar,
annemle giderdim pazara kadar.
ferdi'den başka gücüm yok, yoktu
o kıza kadar, bu kıza kadar, bu kıza kadar.

o gemi gelmedi limana kadar,
iş arar dururdum sızana kadar (sebep sebep sebep)
ağzımdan çıkanla kulağımın duyduğu yok, yoktu
bu kıza kadar, bu kıza kadar.

kapı kapıyı açardı yetene kadar,
görüntü hep vardı tüpü bitine kadar.
ben böyle bir adam mıydım, mıydım?
kıza kadar, bu kıza kadar, bu kıza kadar.

derdimiz vardı, bize kadar.
şimdi oldular, dize kadar.
kıza kadar, dize kadar, bize kadar.

--- alıntı ---
devamını gör...

ne güzel bir ege türküsüdür.
hele hele tolga çandar’ın sesiyle :
devamını gör...

kimyasal ablasyon yöntemlerinden en sık kullanılanıdır. tümör dokusuna saf etil alkol enjeksiyonu ile hücrelerde nekroz sağlanarak tümör boyutunun küçülmesi sağlanmaktadır. hepatosellüler karsinomda, paratiroid ve tiroid nodüllerinde bir zamanlar kullanılmış olsa da artık hcc'de radyofrekans ablasyonun yaygınlaşmasıyla eski önemini yitirmiştir. tiroid nodüllerinde ise günümüzde her zaman tavsiye edilmez. çünkü alkol eğer boyunda tiroidin çevre dokusuna kaçış gösterirse ciddi yanma ve ağrıya sebep olur. bunların dışında çeşitli kistlerin drenajı sonrasında alkol enjeksiyonu ile kistin eski boyutuna ulaşması ve böylece nüksü engellenebilir. solid tümörlerde ise radyofrekans veya soğuk ablasyon(kriyoablasyon) seçeneği olanaklı değilse tercih edilebilir.
bunlara ek olarak alkol, hipertrofik kardiyomyopati 'de femoral arterden kateterle girilerek koroner arterlere ulaşılması suretiyle enjeksiyon sonucu myokardda enfarktüs oluşturup septal kalınlığı azaltır,buna da alkol septal ablasyonu denir.
devamını gör...

hadi be.
hizliresim.com/J7ehCl
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

atv'nin yandaş olmadığı, şahan gökbakar'ın kaliteli mizah yaptığı zamanlardaki program.
küçük oscar benim için sekkiz demesiyle bir uktedir.
devamını gör...

insanın yüzüne tokat gibi çarpan, bazen küfürden daha ağır gelebilecek sözler. "senden beklemezdim"
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim