'bana sarılmayan insan bin yaşasın' dediğim başlık.
sevmiyorum yahu. ama şimdi desteğe ihtiyacım var diyen olursa elimle sırtına pış pış yaparım o kadar. daha fazla bir şey beklemeyin benden.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
apartmanımıza sığınan anne kedinin bebeklerinden biri. komşularımızdan biri ramazan ayında annelerini bir caminin önüne attı. geri dönmeye çalışırken araba çarpmış kuzuma.* hayatımda gördüğüm en güzel kedilerden biriydi, herkese kendini sevdirirdi. anne kediyi atan komşularımız bebekleri 10 gün içinde sahiplendirmezsek hepsini atacaklarını söylemişti. biz sözümüzü tuttuk ama onlar tutmadı ve dolaylı yoldan da olsa bir canın ölümüne sebep oldular.
fotoğraftaki bebek ise çok güzel bir yuvada. geçen aylarda bir yaşına girdi. diğer kardeşleri de farklı yuvalarda ve mutlular.
devamını gör...

diğer 6 bölgede de atom fiziği araştırmaları yapılıyor, kansere falan çözüm bulunuyor. çok haklısın gerçekten.
devamını gör...

terbiyeli köfte ve karnıyarık bu ikisini her gün yiyebilirim.
devamını gör...

gıcık olabiliteleri yüksektir ve atsan atılmaz, satsan satılmazlar kategorisindedirler ve her şeye rağmen seveceğin insanlardır.
devamını gör...

sessiz sedasız gitmiş yazar. umarım kısa süreli bir kafa dinlemedir. daha yapılması gereken çok haber başlığı vardı. tülaay geri dön
devamını gör...

"senin psikolojin bozuk. sürekli savunma modundasın, yanına yaklaşan ben dahil herkese kirpi gibi dikenlerini saplıyorsun, bu yıllardır böyle. değişeceğine inanmıyorum artık."

ee? diyorum, ne olacak yani şimdi?

" bilmiyorum" diyor, "ama ben devam edemem böyle."

tamam diyorum sen bilirsin.
ama devam ediyor, gitmiyor.
git demiyor.
kalıyoruz öyle.
kaldık öyle.
sarılıp uyuyoruz gece.
ertesi gün balık yiyoruz,
sen seversin diyor.
hafta da bir en az yemen lazım, ihmal ettim kusura bakma diyor.
başka şeyler de söylüyor ama dinlemiyorum artık esasen.
siz hatırlamazsınız muhtemelen, ben aklıma kazıdım. ne yazıyordu çiçeğin üzerindeki notta?
"söyleyemediğim hislerimin tercümanı olsun diye.."
söyleyemiyormuş ama söyledi işte.
söylediği gün yaseminimcimle aynı anda yaprak döktük.
ne olacaksa beraber olacak demiştim.
yazık oldu.

şimdi düşünüyorum, tam da şu an düşünüyorum. neden böyle biriyim peki ben? hep mi böyleydim, sonradan mı oldum? ne önemi var ki? oldum işte.
oldu işte.
ama sebepsiz değildi.
öylesine değildi.
açıklamadım, o da sormadı zaten.
yazık oldu.
teşekkürler.
devamını gör...

(bkz: zerrin özer)
devamını gör...

rahatlık olmadığını bu pandemi döneminde hepimizin gördüğünü zannediyorum üniversite kendi şehrinden ziyade baska ortamları görme farklı kültürlerle tanışma yeridir bence konfor alanından çıkılması gerektiğini düşünüyorum
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çehov'un finaliyle beni titrettiği kitaptır. yazmak, ün ve duygu 3 lüsü içinde sürüklenip giderken gerçekten yılanların öcü kitabından sonra tekrar bir finalden sonra tüylerim diken diken oldu. titredim. kesinlikle okuyun.
devamını gör...

girilen ortamda 5 dakikada bir hatirlatilmazsa kanun yetmezligi sendromu yasatan durum.
devamını gör...

yine hakkımda atıp tutmuşsunuz.
devamını gör...

avrupa yakası, ekmek teknesi, 7 numara... ve daha niceleri.
aah ah televizyon izlemeyi özledim yahu! bin değil, on bin yüz milyon milyar basar.
devamını gör...

izlemem gereken ne çok film-dizi olduğunu hatırlatacak bir program olacak belli ki. çok emek verilmiş, keyifle dinledim. elinize sağlık.
devamını gör...

dili herkese uzanan, ancak kendisine iki kelam edildiğinde ortalığı ayağa kaldıran ulusalcı.
sözde en muhalif odur. ancak akp'den çok chp'yi, iyi partiyi eleştirir.
sorsanız ağzından köpükler çıkarta çıkarta "çizgisini bozmayan tek kesim ulusalcılardır" der, ancak perinçek abisi adalet ve kalkınma partisi binasından çıkmazken ortalıklarda da pek yoktunuz nihat bey, nasıl yapacağız o işi ?

çizgiden bahis edecek son insan perinçek olabilir bu ülkede. işçi partisi ve perinçek'in bürünmediği kılıf, tatmadığı ideoloji kaldı mı yerkürede?

hayır insanda biraz utanma olur, daha düne kadar 100.000 imza bulamayan perinçek'in oylarını meral hanım, muharrem bey tamamlatmadı mı ? bir sorgulayın ya hu : " biz on yıllardır bir şeyler konuşuyoruz da, nasıl olur yüzbin imza dahi toplayacak bir tabanımız olmaz, bu insanlar neden bize kulak asmıyor " diye biraz kafa yorun...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

evet an itibari ile change.org'da imzaya açtığım kampanyadır. şimdi iko düşünsün!(bkz: sısısısı) kendisi sözlüğe kayıt olduğum günden beri tanıdığım cimcimedir. şekerliğin ve saflığın z kuşağında nadiren vicut bulduğu şahit numunedir. ayrıca sempatikliğiyle kazandığı karmaları yedi düveli kıskandırmaktadır. yeşil mahlas alabilecek olmasına rağmen rengi sevmediğinden, mor mahlas hayali olduğundan almamaktadır. yoksaa karmadan kaçmaz yaaani, pasar on bin garmayı! ben kefilim senetleri yollayın imzalayayım. herkesi davet ettiğim kampanyadır.

düzeltme: 1- ağlayan olursa ben yeşil mahlas alıyorum turuncuma gelsin.
2- bedava alsın demedim 10 bin karma dedim 10 bin karması olan herkes alsın ne var?
3- bana meriç diyen troller oldu ve olacaktır, senin kız kardeşin sana meriç mi diyor alüminyum?

ben bu cevapları da bırakayım da isteyen istediğini seçsin alsın. bir ünlü yazar der ki (bkz: sısısısı)
devamını gör...

odamın penceresinden , sisler arasında kalmış ağaçlara bakıyordum. ne zaman gelmiştim, nasıl olmuştu hatırlamıyorum. en son neden yazamıyorumdiye düşünürken, masamda son gördüğüm yarım bırakılan romanidi. şimdi ise gözlerimi açtım ve buradayım; geçirdiğim sinir krizinden sonra getirildim sanırım buraya.

etrafımda değişik insanlar vardı; tek tek tarif etmeye çalışayım size.

yatağın demirlerine bacaklarını koyup, baş aşağı sallanan kişi kendisine seneca diyordu; ben ise ona duruşundan dolayı yarasa senecadiyordum. uyumazdı pek, geceleri ne zaman kafamı çevirsem oradaydı.

hemen çaprazında (bkz: yahudi duvar ustası ılvis yorgo efendi) duruyordu. ona neden mi böyle bir lakap taktım? sayın yorgo efendi, sürekli duvarlara bakıp, kusurlarını bulmakta; eline geçirdipi plastik çatal parçalarıyla duvarları düzeltmeye çalışırdı.

uffff… yine o sesler… bazen herkes bir ağızdan bağırıyorlar. ortam genelde vahşi ve kaotikoluyor burada. siyah elbiselibir kadın var; sakin sakin dururken, çığlığı basıveriyor arada. sesten çoğu zaman rahatsızoluyorum ama yapılacak bir şey yok. ben de ortamla zıtlaşmamak, ortama uymak için hep şu borsa terimini aklımdan geçiriyorum: trendisyourfriend.

neyse, nerede kalmıştım? ha, size koğuş arkadaşlarımdan bahsediyordum.

pencerekenarından 2.sıradaki arkadaşım , folloş baksırıyla gezen edgar. aslında ismi bu değil tabi, biz ona burada erdal kalın poe
diyoruz.

devam edeceğim ama her yer benim gibi bozuk kafa’larla dolu. yatağıma döndüğümde yarım bıraktığım çözülemeyen sudokuyu görüyorum. bir bilene sormak istiyorum ama burası doğru yer değil sanırım. kendi içimde bile yalnız değilim, bir ben belki de iki ben var içimde.

dı dı dıt nı nı bu melodi… hatırladım. star wars hayranı olan devrin’in.. star wars’un melodisini mırıldanıyor gene. ha onun lakabı mı? biz ona devrin skywalker diyoruz. yatakları doctor whoile yan yana. beraber uzay maceraları hakkında uzun uzun sohbet ediyorlar her gece.

benim yanımda yatan güzel sesiyle meja.ona bu lakabı ben verdim. karşı yatakta ise suç ve ceza kitabını ezbere bilen, bundan mütevellit emekli raskolnikov lakabı verilen arkadaşım var. yıllardır buradaymış, o yüzden başta sadece raskolnikov olan lakabının önüne sonradan emekli kelimesi eklenmiş.

koğuşun sonundan zippodan çıkan çınn sesi duydum şimdi. neron lakaplı hastamız. ona benzini olmayan bir zippo vermişler, onla oynardı. evleri ateşe vermeyi seviyormuş, o yüzden göndermişler buraya onu. burayı mı yakacaksın? diye sordum; ne sandındedi.

aynı sırada (bkz: meja)’nın yanında , eski bilim insanı marie curie var. hiç konuşmadığı için niye geldi bilmiyoruz.
zaten normal birinin burada işi ne? kimse buraya manyak olmaya karar verdimdiye gelmez sanıyorum. peki örnek vatandaş
iken ben nasıl geldim buraya?

uff… ilaçlardan herhalde, ka-fa 1500. pencere dışında siyah kargavar; hayal mi görüyorum bilemiyorum. kartallar yalnız uçar da kargalar sürüyle gezer. tek başına işi ne burada?

kafam dönmeye başladı. kendisine çarşaflarından kanat yapmış olan sadrazam ikarus’un sol kanadı’ndan bana selam verdiğini gördüm; hemen yanında ivan milinski vardı ; daha detayına giremeyeceğim; gözlerim kapanmaya başladı. kafam biraz kül biraz duman

keşke burası yerine deniz kenarında olsaydım. deniz hayattır ,diyerek noktalıyorum.
devamını gör...

gerçi yerine transfer yapıldı. linnes sezon sonu yolcu, umarım omar sahalara döner , pek umudumuz yok ama oyununu da duruşunu da seviyorduk onun.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim