tütün sarmak
bazı tanıdıklarımın yaptığı eylemdir.
burada yazılanların aksine onlar oldukça güzel ve zevkli olduğunu söylüyorlar. tütünden tütüne fark ediyor demekki.
burada yazılanların aksine onlar oldukça güzel ve zevkli olduğunu söylüyorlar. tütünden tütüne fark ediyor demekki.
devamını gör...
yazarların normal sözlük'ten öğrendikleri
banlamak, pp gibi şeyleri öğreniyorum.*
edebi tanımlar ile kül olup kültür oluyorum.
çok güzel resimler paylaşılıyor zevkle beğeniyorum.
bla bla bla
hem eğleniyorum hem kendime ekliyorum.
ezcümle kendime güncelleme atıyorum yazarlar sayesinde.
edebi tanımlar ile kül olup kültür oluyorum.
çok güzel resimler paylaşılıyor zevkle beğeniyorum.
bla bla bla
hem eğleniyorum hem kendime ekliyorum.
ezcümle kendime güncelleme atıyorum yazarlar sayesinde.
devamını gör...
başak burcu
şahsımın da dahil olduğu burçtur. adımız takıntılı, psikopat ve temizlik hastası olarak çıkmış. kesinlikle katılmıyorum. düzeni severiz ama takıntılık ve psikopatlık derecesinde değil. her şeyin yerli yerinde olması size de çok mantıklı gelmiyor mu? ve temizlik konusu. bu konuda söylenecek pek bir şey yok, sadece pinti değiliz.
sevdiğimiz kişileri tam severiz, değer verdiklerimiz için tüm fedakarlıkları yapabiliriz. ince düşünürüz, bütünden çok detaylara bakarız. ve bu bizi sanıldığı gibi mutsuz yapmaz, aksine biz güzelliği detaylarda bulanlardanız. genelde duygusallıktan çok mantığımızı konuştururuz. ama içimizde her şeyden büyük bir merhamet duygusu vardır. yaptığımız çoğu şeyin gerekçesi de yine bu merhamet duygusudur.
sevdiğimiz kişileri tam severiz, değer verdiklerimiz için tüm fedakarlıkları yapabiliriz. ince düşünürüz, bütünden çok detaylara bakarız. ve bu bizi sanıldığı gibi mutsuz yapmaz, aksine biz güzelliği detaylarda bulanlardanız. genelde duygusallıktan çok mantığımızı konuştururuz. ama içimizde her şeyden büyük bir merhamet duygusu vardır. yaptığımız çoğu şeyin gerekçesi de yine bu merhamet duygusudur.
devamını gör...
sinema tarihinin en iyi oyunculuk performansları
büyük diktatör-charlie chaplin
devamını gör...
medine vesikası
islam devletinin ilk anayasasıdır. bu anayasa hz. muhammed önderliğinde hazırlanmış, 47 maddelik kısa bir metindir. bazı tarihçiler bu anayasanın tarihteki bilinen ilk yazılı anayasası olduğunu söyler. eğer öyle değilse bile, her halükarda ilk anayasalardan biridir. ayrıca şunu da söyleyeyim ki, bu anayasa, kur'an-ı kerim yargıları gibi olmayıp, zamanın şartlarına göre değişikliğe uğraması mümkün olmuş olan bir anayasadır.
ayrıca bu vesikanın maddelerini yazmadan önce, maddelerde geçen bazı kabile isimleri hakkında yazmak daha iyi olur. çünkü eğer maddeleri okursanız, tam bir şekilde anlayabilmeniz içindir bu. bu anayasa, hz. muhammed'in önderliğinde, medine halkı için hazırlanmış bir anayasa olup, daha o dönem tek bir yönetim altında olmayan arabistan'daki medine şehri halkını ayrı bir millet yapmıştır. böylelikle bu anayasa, hz. muhammed'in gelecekte kuracağı ilk islam devletinin de temellerini atmıştır.
vesikanın maddelerini anlamanıza yardımcı olacak, bazı sözlerin anlamı;
kureyş - hz. muhammed'in de mensup olduğu, ileri gelen arap kabilelerinden bir tanesi. kurucusu hz. muhammed'in büyük dedelerinden olan kusay bin kilab'dır. bu kabile, hz. muhammed'in mensup olduğu bir kabile olsa bile, müslümanların en çok savaştığı kabile olarak kabul edilir.
muhâcir - hz. muhammed ile mekke'den medine'ye göç eden sahabiler topluluğudur. başka anlamları da vardır.
benu avf - hz. muhammed zamanındaki arap kabilelerinden biridir. onlar yahudilerin hükmettiği bir bölgeye geçmek istiyorlardı. fakat o bölgenin halkı buraya yerleşebilmeleri için yahudiliğe geçmelerini şart koştu. benu avf kabilesi, bu şartı kabul etti ve burdan medine'ye doğru hareket ettiler.
adı geçen buraya yazmadığım diğer 3 kabile hz. muhammed dönemindeki arap kabilelerinden biridir.
benu'n-neccâr - hz. muhammed zamanındaki arap kabilelerinden biridir. müslümandırlar.
benu amr ibn avf - medine'deki 2 büyük kabileden biri olan evs'in bir koludur.
benu'l-evs - medine'de ensarı oluşturan bir kahtani asıllı 2 arap kabileden biri.
benu sâ'lebe - adnani ve kahtanilere mensup bazı kabilelerin ismidir.
cefne ailesi - sa'lebe'nin bir kolu.
benu'ş-şuteybe - hz. muhammed zamanındaki arap kabilelerinden biri.
--
medine vesikası maddeleri:
"bismillahirrahmanirrahim.
1. bu kitap (yani yazı), muhammed peygamber tarafından kureyşliler ve yesribli (medineli) müminler ve müslümanlar, ve bunlara tabi olanlarla yine onlara daha sonrasından katılmış olanlar ve onlarla da beraber cihad edenler için düzenlenmiştir.
2. işte bu kimseler, diğer insanlardan ayrı bir ümmettirler (toplulukturlar).
3. kureyş'den olan muhâcirler, kendi aralarında âdet olması bakımından kan diyetlerini ödemeye katılırlar ve onlar savaş esirlerinin kurtuluş fidyesini müminler arasındaki makul bilinen esaslara göre ödemeye katılacaklardır.
4. benu avflar, kendi aralarında adet olması bakımından, önceki şekiller altında kan diyetlerini ödemeye katılacaklardır ve müslümanların oluşturduğu her tâife, savaş esirlerinin kurtuluş fidyesini müminler arasında makul bilinen esaslara göre ödemeye katılacaklardır.
5. benu hârisler, kendi aralarında adet olması bakımından, önceki şekiller altında kan diyetlerini ödemeye ve her bir tâife, savaş esirlerinin kurtuluş fidyesini, müminler arasında makul bilinen esaslara göre ödemeye katılacaklardır.
6. benu sâideler, kendi aralarında adet olması bakımından, önceki şekiller altında kan diyetlerini ödemeye ve her tâife, savaş esirlerinin kurtuluş fidyesini, müminler arasında makul bilinen esaslara göre ödemeye katılacaklardır.
7. benu cuşemler, kendi aralarında adet olması bakımından, önceki şekiller altında kan diyetlerini ödemeye ve her tâife, savaş esirlerinin kurtuluş fidyesini, müminler arasındaki makul bilinen esaslara göre ödemeye katılacaklardır.
8. benu'n-neccârlar, kendi aralarında adet olması bakımından, önceki şekiller altında kan diyetlerini ödemeye ve her tâife, savaş esirlerinin kurtuluş fidyesini, müminler arasındaki makul bilinen esaslara göre ödemeye katılacaklardır.
9. benu amr ibn avflar, kendi aralarında adet olması bakımından, önceki şekiller altında kan diyetlerini ödemeye ve her tâife, savaş esirlerinin kurtuluş fidyesini, müminler arasındaki makul bilinen esaslara göre ödemeye katılacaklardır.
10. benu'n-nebîtler, kendi aralarında adet olması bakımından, önceki şekiller altında kan diyetlerini ödemeye ve her tâife, savaş esirlerinin kurtuluş fidyesini, müminler arasındaki makul bilinen esaslara göre ödemeye katılacaklardır.
11. benu'l-evsler, kendi aralarında adet olması bakımından, önceki şekiller altında kan diyetlerini ödemeye ve her tâife, savaş esirlerinin kurtuluş fidyesini, müminler arasındaki makul bilinen esaslara göre ödemeye katılacaklardır...
12. müminler, kendi aralarında ağır malî sorumluluklar altında bulunan hiç kimseyi bu halde bırakmayacaklar, kurtuluş fidyesi yahut kan diyeti gibi borçlarını makul bilinen esaslara göre vereceklerdir.
12 * . hiçbir mümin, diğer bir müminin mevlâsına (yani kendisinin akdî kardeşlik rabıtası kurmuş olduğu kimse) muhalefet edemez. (bu maddenin diğer bir versiyonu, hiçbir mümin, diğer bir müminin mevlâsı ile onun aleyhinde olmak üzere bir anlaşma yapmayacaktır).
13. takva sahibi müminler, kendi aralarında haddi aşan ve haksız bir fiil vukuunu tasarlayan veya bir suç veya hakka tecavüz yahut da müminler arasında bir karışıklık çıkarma kasdını taşıyan kimseye karşı olacak, ve bu kimse onlardan birinin evladı dahi olsa, hepsinin elleri onların aleyhine kalkacaktır.
14. hiçbir mümin bir kafir için, bir mümini öldüremez ve bir mümin aleyhine hiçbir kafire yardım edemez.
15. allah'ın himaye ve teminatı (zimmeti) tektir, müminlerin en ehemmiyetsizlerinden birinin tanıdığı himaye onların hepsi için bir hüküm ifade eder. zira müminler, diğer insanlardan ayrı olarak birbirlerinin mevlâsı (kardeşi) durumundadırlar.
16. yahudilerden bize tabi olanlar, zulme uğramaksızın ve onlara karşı olanlarla yardımlaşılmaksızın, yardım ve arka çıkmamıza hak kazanacaklardır.
17. barış, müminler arasında bir tekdir. hiçbir mümin, allah yolunda girişilen bir savaşda, diğer müminleri hariç tutup, bir barış anlaşması akdedemez, bu barış, ancak onlar (müminler) arasında genellik ve adâlet esasları üzere yapılacaktır.
18. bizimle beraber savaşa katılan bütün askerî birlikler, birbirleriyle nöbetleşeceklerdir.
19. müminler, birbirlerinin allah yolunda (uğrunda) akan kanlarının intikamını alacaklardır.
20. takva sahibi müminler, en iyi ve en doğru yol üzerinde bulunurlar.
20. * . hiçbir müşrik, bir kureyşlinin malını ve canını himâyesi altına alamaz ve hiçbir mümine bu hususta engel olamaz (yani, kureyşliye hücum etmesine mani olamaz).
21. herhangi bir kimsenin, bir müminin ölümüne sebep olduğu kesin delillerle sâbit olur da, maktûlün velîsi (yani hakkını müdafaa eden) rızâ göstermezse, kısas hükümlerine tabî olur; bu halde bütün müminler ona karşı olurlar. ancak bunlara, sadece bu kaidenin tatbiki için hareket etmek helâl (doğru) olur.
22. bu sahîfenin (yani yazının) muhteviyatını kabul eden, allah'a ve ahiret gününe inanan bir mü'minin bir katile yardım etmesi ve ona sığınacak bir yer temin etmesi helâl (doğru) değildir; ona yardım eden veyahut sığınacak bir yer gösteren kıyamet günü allah'ın lânet ve gazabına uğrayacaktır ki, o zaman artık kendisinden ne bir para ödemesi ne de bir tavîz alınacaktır.
23. üzerinde ihtilâfa düştüğünüz bir şey, allah'a ve muhammed'e götürülecektir.
24. yahudiler, müminler gibi, muharebe devam ettiği müddetçe kendi harp masraflarını karşılamak mecburiyetindedirler.
25. benu avf yahudileri, müminlerle birlikte (diğer bir versiyona göre, müminden) bir ümmet (topluluk) teşkil ederler. yahudilerin dinleri kendilerine, müminlerin dinleri kendilerinedir. buna gerek mevlâları ve gerekse bizzat kendileri dahildirler.
25. * . yalnız kim ki haksız bir fiile girişir veya bir suç işler, o sadece kendine ve aile fertlerine zarar vermiş olacaktır.
26. benu'n-neccâr yahudileri de benu avf yahudileri gibi aynı haklara sahip olacaklardır.
27. benu'l-hâris yahudileri de benu avf yahudileri gibi aynı haklara sahip olacaklardır.
28. benu sâ'ide yahudileri de benu avf yahudileri gibi aynı haklara sahip olacaklardır.
29. benu cuşem yahudileri de benu avf yahudileri gibi aynı haklara sahip olacaklardır.
30. benu'l-evs yahudileri de benu avf yahudileri gibi aynı haklara sahip olacaklardır.
31. benu sa'lebe yahudileri de benu avf yahudileri gibi aynı haklara sahip olacaklardır. yalnız kim ki haksız bir fiile girişir veya bir suç işler, o sadece kendini ve aile fertlerini zarara uğratmış olacaktır.
32. cefne ailesi, sa'lebenin bir koludur, bu bakımdan sa'lebeler gibi mülâhaza olunacaklardır.
33. benu'ş-şuteybe de benu avf yahudileri gibi aynı haklara sahip olacaklardır. kaidelere muhakkak riayet edilecek, bunlara aykırı hareket olmayacaktır.
34. sa'lebenin mevlâları, bizzat sa'lebeler gibi mülâhaza olunacaklardır.
35. yahudilere sığınmış olan kimseler, bizzat yahudiler gibi mülâhaza olunacaklardır.
36. bunlardan (yahudiler) hiçbir kimse müslümanlarla birlikte askerî sefere, muhammed'in müsaadesi olmadan çıkamayacaktır.
36 * . bir yaralamanın intikamını almak yasak edilmeyecektir. muhakkak ki bir kimse bir adam öldürecek olursa neticede kendini ve aile fertlerini mes'ûliyet altına sokar; aksi halde haksızlık olacaktır (yani bu kaideye uymayan bir kimse haksız durumda olacaktır). allah bu yazıya en iyi riâyet edenlerle beraberdir.
37. bir harp vukuunda yahudilerin masrafları kendi üzerine ve müslümanların masrafları kendi üzerinedir. muhakkak ki bu sahîfede (yazıda) gösterilen kimselere harp açanlara karşı, onlar kendi aralarında yardımlaşacaklardır. onlar arasında hayırseverlik ve iyi davranış bulunacaktır. kaidelere muhakkak riayet edilecek, bunlara aykırı hareketler olmayacaktır.
37 * . hiçbir kimse müttefikine karşı bir suç işleyemez. muhakkak ki zulmedilene yardım edilecektir.
38. yahudiler müslümanlarla birlikte, beraberce harp ettikleri müddetçe masrafa bulunacaklardır.
39. bu sahîfenin (yazının) gösterdiği kimse lehine yesrib vâdisi dahili (cevf), harâm (mukaddes) bir yerdir.
40. himâye altındaki kimse, bizzat himaye eden kimse gibidir; ne zulmedilir ve ne de (kendisi) suç işleyecektir.
41. himâye verme hakkına sahip kimselerin izni müstesnâ, bir himâye hakkı verilemez.
42. bu sahîfede (yazıda) gösterilen kimseler arasında zuhurundan korkulan bütün öldürme yahut münazaa vak'alarının allah'a ve resûlullah muhammed'e götürülmeleri gerekir. allah bu sahîfeye (yazıya) en kuvvetli ve en iyi riâyet edenlerle beraberdir.
43. ne kureyşliler ve ne de onlara yardım edecek olanlar, himâye altına alınmayacaklardır.
44. onlar (yani müslümanlar ve yahudiler) arasında, yesrib'e hücum edecek kimselere karşı yardımlaşma yapılacaktır.
45. şayet onlar (yahudiler), (müslümanlar tarafından) bir barış akdetmeye veya bir barış akdine katılmaya davet olunurlarsa, bunu doğrudan doğruya akdedecekler veya ona katılacaklardır. şayet onlar (yahudiler), (müslümanlara) aynı şeyi teklif edecek olurlarsa, mü'minlere karşı aynı haklara sahip olacaklardır; din mevzuunda girişilen harp vak'aları müstesnâdır.
45 * . her bir zümre, kendilerine ait mıntıkadan (gerek müdafaa, gerek sair ihtiyaçlar konusunda) mes'uldür.
46. bu sahîfede (yazıda) gösterilen kimseler için oluşturulan şartlar, aynı şekilde evs yahudilerine, yani onların mevlâlarına ve bizzat kendi şahıslarına, bu sahîfede (yazıda) gösterilen kimseler tarafından sıkı ve tam bir muhafazakârlık ile tatbik olunur. (kaidelere) muhakkak riâyet edilecek, bunlara aykırı hareket olmayacaktır. ve haksız şekilde kazanç temin edenler, sadece kendi nefsine zarar vermiş olurlar. allah bu sahîfede (yazıda) gösterilen maddelere en doğru ve en mükemmel riâyet edenlerle beraberdir.
47. bu kitap (yazı), bir haksız fiil işleyen veya suç işleyen ile cezâ arasına engel olarak giremez. kim ki bir harbe çıkar, emniyette olur veya kim ki medine'de kalırsa yine emniyet içindedir; haksız bir fiil veya cürüm vukuu halleri müstesnâdır. allah ve resûlullah muhammed himayelerini, (bu sahîfeyi) tam sadakat ve dikkat içinde muhafaza eden kimseler üzerinde tutacaklardır.
ayrıca bu vesikanın maddelerini yazmadan önce, maddelerde geçen bazı kabile isimleri hakkında yazmak daha iyi olur. çünkü eğer maddeleri okursanız, tam bir şekilde anlayabilmeniz içindir bu. bu anayasa, hz. muhammed'in önderliğinde, medine halkı için hazırlanmış bir anayasa olup, daha o dönem tek bir yönetim altında olmayan arabistan'daki medine şehri halkını ayrı bir millet yapmıştır. böylelikle bu anayasa, hz. muhammed'in gelecekte kuracağı ilk islam devletinin de temellerini atmıştır.
vesikanın maddelerini anlamanıza yardımcı olacak, bazı sözlerin anlamı;
kureyş - hz. muhammed'in de mensup olduğu, ileri gelen arap kabilelerinden bir tanesi. kurucusu hz. muhammed'in büyük dedelerinden olan kusay bin kilab'dır. bu kabile, hz. muhammed'in mensup olduğu bir kabile olsa bile, müslümanların en çok savaştığı kabile olarak kabul edilir.
muhâcir - hz. muhammed ile mekke'den medine'ye göç eden sahabiler topluluğudur. başka anlamları da vardır.
benu avf - hz. muhammed zamanındaki arap kabilelerinden biridir. onlar yahudilerin hükmettiği bir bölgeye geçmek istiyorlardı. fakat o bölgenin halkı buraya yerleşebilmeleri için yahudiliğe geçmelerini şart koştu. benu avf kabilesi, bu şartı kabul etti ve burdan medine'ye doğru hareket ettiler.
adı geçen buraya yazmadığım diğer 3 kabile hz. muhammed dönemindeki arap kabilelerinden biridir.
benu'n-neccâr - hz. muhammed zamanındaki arap kabilelerinden biridir. müslümandırlar.
benu amr ibn avf - medine'deki 2 büyük kabileden biri olan evs'in bir koludur.
benu'l-evs - medine'de ensarı oluşturan bir kahtani asıllı 2 arap kabileden biri.
benu sâ'lebe - adnani ve kahtanilere mensup bazı kabilelerin ismidir.
cefne ailesi - sa'lebe'nin bir kolu.
benu'ş-şuteybe - hz. muhammed zamanındaki arap kabilelerinden biri.
--
medine vesikası maddeleri:
"bismillahirrahmanirrahim.
1. bu kitap (yani yazı), muhammed peygamber tarafından kureyşliler ve yesribli (medineli) müminler ve müslümanlar, ve bunlara tabi olanlarla yine onlara daha sonrasından katılmış olanlar ve onlarla da beraber cihad edenler için düzenlenmiştir.
2. işte bu kimseler, diğer insanlardan ayrı bir ümmettirler (toplulukturlar).
3. kureyş'den olan muhâcirler, kendi aralarında âdet olması bakımından kan diyetlerini ödemeye katılırlar ve onlar savaş esirlerinin kurtuluş fidyesini müminler arasındaki makul bilinen esaslara göre ödemeye katılacaklardır.
4. benu avflar, kendi aralarında adet olması bakımından, önceki şekiller altında kan diyetlerini ödemeye katılacaklardır ve müslümanların oluşturduğu her tâife, savaş esirlerinin kurtuluş fidyesini müminler arasında makul bilinen esaslara göre ödemeye katılacaklardır.
5. benu hârisler, kendi aralarında adet olması bakımından, önceki şekiller altında kan diyetlerini ödemeye ve her bir tâife, savaş esirlerinin kurtuluş fidyesini, müminler arasında makul bilinen esaslara göre ödemeye katılacaklardır.
6. benu sâideler, kendi aralarında adet olması bakımından, önceki şekiller altında kan diyetlerini ödemeye ve her tâife, savaş esirlerinin kurtuluş fidyesini, müminler arasında makul bilinen esaslara göre ödemeye katılacaklardır.
7. benu cuşemler, kendi aralarında adet olması bakımından, önceki şekiller altında kan diyetlerini ödemeye ve her tâife, savaş esirlerinin kurtuluş fidyesini, müminler arasındaki makul bilinen esaslara göre ödemeye katılacaklardır.
8. benu'n-neccârlar, kendi aralarında adet olması bakımından, önceki şekiller altında kan diyetlerini ödemeye ve her tâife, savaş esirlerinin kurtuluş fidyesini, müminler arasındaki makul bilinen esaslara göre ödemeye katılacaklardır.
9. benu amr ibn avflar, kendi aralarında adet olması bakımından, önceki şekiller altında kan diyetlerini ödemeye ve her tâife, savaş esirlerinin kurtuluş fidyesini, müminler arasındaki makul bilinen esaslara göre ödemeye katılacaklardır.
10. benu'n-nebîtler, kendi aralarında adet olması bakımından, önceki şekiller altında kan diyetlerini ödemeye ve her tâife, savaş esirlerinin kurtuluş fidyesini, müminler arasındaki makul bilinen esaslara göre ödemeye katılacaklardır.
11. benu'l-evsler, kendi aralarında adet olması bakımından, önceki şekiller altında kan diyetlerini ödemeye ve her tâife, savaş esirlerinin kurtuluş fidyesini, müminler arasındaki makul bilinen esaslara göre ödemeye katılacaklardır...
12. müminler, kendi aralarında ağır malî sorumluluklar altında bulunan hiç kimseyi bu halde bırakmayacaklar, kurtuluş fidyesi yahut kan diyeti gibi borçlarını makul bilinen esaslara göre vereceklerdir.
12 * . hiçbir mümin, diğer bir müminin mevlâsına (yani kendisinin akdî kardeşlik rabıtası kurmuş olduğu kimse) muhalefet edemez. (bu maddenin diğer bir versiyonu, hiçbir mümin, diğer bir müminin mevlâsı ile onun aleyhinde olmak üzere bir anlaşma yapmayacaktır).
13. takva sahibi müminler, kendi aralarında haddi aşan ve haksız bir fiil vukuunu tasarlayan veya bir suç veya hakka tecavüz yahut da müminler arasında bir karışıklık çıkarma kasdını taşıyan kimseye karşı olacak, ve bu kimse onlardan birinin evladı dahi olsa, hepsinin elleri onların aleyhine kalkacaktır.
14. hiçbir mümin bir kafir için, bir mümini öldüremez ve bir mümin aleyhine hiçbir kafire yardım edemez.
15. allah'ın himaye ve teminatı (zimmeti) tektir, müminlerin en ehemmiyetsizlerinden birinin tanıdığı himaye onların hepsi için bir hüküm ifade eder. zira müminler, diğer insanlardan ayrı olarak birbirlerinin mevlâsı (kardeşi) durumundadırlar.
16. yahudilerden bize tabi olanlar, zulme uğramaksızın ve onlara karşı olanlarla yardımlaşılmaksızın, yardım ve arka çıkmamıza hak kazanacaklardır.
17. barış, müminler arasında bir tekdir. hiçbir mümin, allah yolunda girişilen bir savaşda, diğer müminleri hariç tutup, bir barış anlaşması akdedemez, bu barış, ancak onlar (müminler) arasında genellik ve adâlet esasları üzere yapılacaktır.
18. bizimle beraber savaşa katılan bütün askerî birlikler, birbirleriyle nöbetleşeceklerdir.
19. müminler, birbirlerinin allah yolunda (uğrunda) akan kanlarının intikamını alacaklardır.
20. takva sahibi müminler, en iyi ve en doğru yol üzerinde bulunurlar.
20. * . hiçbir müşrik, bir kureyşlinin malını ve canını himâyesi altına alamaz ve hiçbir mümine bu hususta engel olamaz (yani, kureyşliye hücum etmesine mani olamaz).
21. herhangi bir kimsenin, bir müminin ölümüne sebep olduğu kesin delillerle sâbit olur da, maktûlün velîsi (yani hakkını müdafaa eden) rızâ göstermezse, kısas hükümlerine tabî olur; bu halde bütün müminler ona karşı olurlar. ancak bunlara, sadece bu kaidenin tatbiki için hareket etmek helâl (doğru) olur.
22. bu sahîfenin (yani yazının) muhteviyatını kabul eden, allah'a ve ahiret gününe inanan bir mü'minin bir katile yardım etmesi ve ona sığınacak bir yer temin etmesi helâl (doğru) değildir; ona yardım eden veyahut sığınacak bir yer gösteren kıyamet günü allah'ın lânet ve gazabına uğrayacaktır ki, o zaman artık kendisinden ne bir para ödemesi ne de bir tavîz alınacaktır.
23. üzerinde ihtilâfa düştüğünüz bir şey, allah'a ve muhammed'e götürülecektir.
24. yahudiler, müminler gibi, muharebe devam ettiği müddetçe kendi harp masraflarını karşılamak mecburiyetindedirler.
25. benu avf yahudileri, müminlerle birlikte (diğer bir versiyona göre, müminden) bir ümmet (topluluk) teşkil ederler. yahudilerin dinleri kendilerine, müminlerin dinleri kendilerinedir. buna gerek mevlâları ve gerekse bizzat kendileri dahildirler.
25. * . yalnız kim ki haksız bir fiile girişir veya bir suç işler, o sadece kendine ve aile fertlerine zarar vermiş olacaktır.
26. benu'n-neccâr yahudileri de benu avf yahudileri gibi aynı haklara sahip olacaklardır.
27. benu'l-hâris yahudileri de benu avf yahudileri gibi aynı haklara sahip olacaklardır.
28. benu sâ'ide yahudileri de benu avf yahudileri gibi aynı haklara sahip olacaklardır.
29. benu cuşem yahudileri de benu avf yahudileri gibi aynı haklara sahip olacaklardır.
30. benu'l-evs yahudileri de benu avf yahudileri gibi aynı haklara sahip olacaklardır.
31. benu sa'lebe yahudileri de benu avf yahudileri gibi aynı haklara sahip olacaklardır. yalnız kim ki haksız bir fiile girişir veya bir suç işler, o sadece kendini ve aile fertlerini zarara uğratmış olacaktır.
32. cefne ailesi, sa'lebenin bir koludur, bu bakımdan sa'lebeler gibi mülâhaza olunacaklardır.
33. benu'ş-şuteybe de benu avf yahudileri gibi aynı haklara sahip olacaklardır. kaidelere muhakkak riayet edilecek, bunlara aykırı hareket olmayacaktır.
34. sa'lebenin mevlâları, bizzat sa'lebeler gibi mülâhaza olunacaklardır.
35. yahudilere sığınmış olan kimseler, bizzat yahudiler gibi mülâhaza olunacaklardır.
36. bunlardan (yahudiler) hiçbir kimse müslümanlarla birlikte askerî sefere, muhammed'in müsaadesi olmadan çıkamayacaktır.
36 * . bir yaralamanın intikamını almak yasak edilmeyecektir. muhakkak ki bir kimse bir adam öldürecek olursa neticede kendini ve aile fertlerini mes'ûliyet altına sokar; aksi halde haksızlık olacaktır (yani bu kaideye uymayan bir kimse haksız durumda olacaktır). allah bu yazıya en iyi riâyet edenlerle beraberdir.
37. bir harp vukuunda yahudilerin masrafları kendi üzerine ve müslümanların masrafları kendi üzerinedir. muhakkak ki bu sahîfede (yazıda) gösterilen kimselere harp açanlara karşı, onlar kendi aralarında yardımlaşacaklardır. onlar arasında hayırseverlik ve iyi davranış bulunacaktır. kaidelere muhakkak riayet edilecek, bunlara aykırı hareketler olmayacaktır.
37 * . hiçbir kimse müttefikine karşı bir suç işleyemez. muhakkak ki zulmedilene yardım edilecektir.
38. yahudiler müslümanlarla birlikte, beraberce harp ettikleri müddetçe masrafa bulunacaklardır.
39. bu sahîfenin (yazının) gösterdiği kimse lehine yesrib vâdisi dahili (cevf), harâm (mukaddes) bir yerdir.
40. himâye altındaki kimse, bizzat himaye eden kimse gibidir; ne zulmedilir ve ne de (kendisi) suç işleyecektir.
41. himâye verme hakkına sahip kimselerin izni müstesnâ, bir himâye hakkı verilemez.
42. bu sahîfede (yazıda) gösterilen kimseler arasında zuhurundan korkulan bütün öldürme yahut münazaa vak'alarının allah'a ve resûlullah muhammed'e götürülmeleri gerekir. allah bu sahîfeye (yazıya) en kuvvetli ve en iyi riâyet edenlerle beraberdir.
43. ne kureyşliler ve ne de onlara yardım edecek olanlar, himâye altına alınmayacaklardır.
44. onlar (yani müslümanlar ve yahudiler) arasında, yesrib'e hücum edecek kimselere karşı yardımlaşma yapılacaktır.
45. şayet onlar (yahudiler), (müslümanlar tarafından) bir barış akdetmeye veya bir barış akdine katılmaya davet olunurlarsa, bunu doğrudan doğruya akdedecekler veya ona katılacaklardır. şayet onlar (yahudiler), (müslümanlara) aynı şeyi teklif edecek olurlarsa, mü'minlere karşı aynı haklara sahip olacaklardır; din mevzuunda girişilen harp vak'aları müstesnâdır.
45 * . her bir zümre, kendilerine ait mıntıkadan (gerek müdafaa, gerek sair ihtiyaçlar konusunda) mes'uldür.
46. bu sahîfede (yazıda) gösterilen kimseler için oluşturulan şartlar, aynı şekilde evs yahudilerine, yani onların mevlâlarına ve bizzat kendi şahıslarına, bu sahîfede (yazıda) gösterilen kimseler tarafından sıkı ve tam bir muhafazakârlık ile tatbik olunur. (kaidelere) muhakkak riâyet edilecek, bunlara aykırı hareket olmayacaktır. ve haksız şekilde kazanç temin edenler, sadece kendi nefsine zarar vermiş olurlar. allah bu sahîfede (yazıda) gösterilen maddelere en doğru ve en mükemmel riâyet edenlerle beraberdir.
47. bu kitap (yazı), bir haksız fiil işleyen veya suç işleyen ile cezâ arasına engel olarak giremez. kim ki bir harbe çıkar, emniyette olur veya kim ki medine'de kalırsa yine emniyet içindedir; haksız bir fiil veya cürüm vukuu halleri müstesnâdır. allah ve resûlullah muhammed himayelerini, (bu sahîfeyi) tam sadakat ve dikkat içinde muhafaza eden kimseler üzerinde tutacaklardır.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çocukluk fotoğrafları
devamını gör...
maske takmanın olumlu yönleri
gıdımı gizlemesi.
devamını gör...
sosyal fobi
sosyal anksiyete toplumun “gizli” problemidir. toplum bize her zaman girişken olmamızı ve sosyal olmamızı emreder. bu döngüyü tamamlayabilmek ve hayatta kalabilmek için bireysellik anlayışıyla hareket edilir. fakat bazıları bu yolda mutsuzluğa kapılır. azımsanmayacak kadar bu aksiyete türünü yaşayan insanlar var.
her insan bazı ortamlarda ve belirli insanlar karşısında bir derece heyecan ya da huzursuzluk duyabilir.bu gayet normaldir ve beyninizin yeni ve tanıdık olmayan çevreye uyum gösterme çabasının bir işaretidir. ancak bu durum çok sık yaşanıyorsa, kaygı düzeyi bozukluğuna anksiyete'ye kadar gider. iyileşmek için doktora başvursanız bile tanımadığınız birine kendinizi açmak çok zor olacaktır. kişi'nin tedavi olması için rahat bir ortam sağlanması şarttır. tedavi edilemeyenler yoğun yalnızlık ve çaresizlik duygusu altındadırlar. (bkz: spot ışığı etkisi)'ni herkes bana bakıyor hissiyatını çokça yaşarlar.
her insan bazı ortamlarda ve belirli insanlar karşısında bir derece heyecan ya da huzursuzluk duyabilir.bu gayet normaldir ve beyninizin yeni ve tanıdık olmayan çevreye uyum gösterme çabasının bir işaretidir. ancak bu durum çok sık yaşanıyorsa, kaygı düzeyi bozukluğuna anksiyete'ye kadar gider. iyileşmek için doktora başvursanız bile tanımadığınız birine kendinizi açmak çok zor olacaktır. kişi'nin tedavi olması için rahat bir ortam sağlanması şarttır. tedavi edilemeyenler yoğun yalnızlık ve çaresizlik duygusu altındadırlar. (bkz: spot ışığı etkisi)'ni herkes bana bakıyor hissiyatını çokça yaşarlar.
devamını gör...
iki çeşit insan vardır
insanların değerine saygı duyanlar ve insanların değerlerine saygı duymayanlar.
devamını gör...
kızların sözlüğü erkek düşürmek için kullanması
devamını gör...
atatürk'ün en sevilen sözü
"büyük olmak için kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın, ülke için gerçek amaç ne ise onu görecek ve o hedefe yürüyeceksin. herkes senin aleyhinde bulunacaktır, herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır. fakat sen buna karşı direneceksin, önüne sonsuz engeller de yığacaklardır; kendini büyük değil küçük, zayıf, araçsız, hiç sayarak, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu engelleri aşacaksın. bundan sonra da sana büyük derlerse bunu söyleyenlere güleceksin."
devamını gör...
normal sözlük’te tanıdık birilerine rastlamak
eski sevgilimin 8000 yazar arasından beni bulmasıyla gerçekleşmiş hadisedir.
devamını gör...
40 yaşında adamsın sözlükte ne işin var sözü
40 yaşına bastıkları gün hayattan elini eteğini çekip bir köşede, sessizce, aldığı nefese şükretmesini önereceğim cahil beyanı.
devamını gör...
üç silahşor
alexandre dumas tarafından yazılmış olan tarihi macera romanı.
fransa’da xııı. louis döneminde kralın muhafız birliğinde görev yapan athos, porthos ve aramis adlı üç silahşore katılmak üzere paris’e giden d'artagnan romansı (dartanyan) adlı gencin maceralarını konu alır. roman kahramanlarının, kralı düşürmek isteyen kardinal richelieu’nun komplolarından kralı korumak için giriştikleri maceralar anlatılır.
fransa’da xııı. louis döneminde kralın muhafız birliğinde görev yapan athos, porthos ve aramis adlı üç silahşore katılmak üzere paris’e giden d'artagnan romansı (dartanyan) adlı gencin maceralarını konu alır. roman kahramanlarının, kralı düşürmek isteyen kardinal richelieu’nun komplolarından kralı korumak için giriştikleri maceralar anlatılır.
devamını gör...
sabahattin ali
hayatı acılarla dolu olan, defalarca kez haksızlığa uğramış olan talihsiz bir yazar, şair ve aydındır.
devamını gör...
vicdan azabı
kişinin başkasına yaptığı haksızlık veya verdiği zarar karşısında duyduğu pişmanlık ve kendine kızma hali.
“vicdan, tanrı’nın tatlı bir fısıltısıdır”
“vicdan, tanrı’nın tatlı bir fısıltısıdır”
devamını gör...
yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var
en büyük kavgam kendimle, en sevdiğimde kendimim. başarılarımda kendime, başarısızlıklarımda kendime. tek yarıştığım kişi yine kendimim. bir gün kendimi gerçekleştirmiş olmak gayem*.
ve şiire*göre tanım: (bkz: ne yaparsan yap aşk ile yap)
ve şiire*göre tanım: (bkz: ne yaparsan yap aşk ile yap)
devamını gör...
yazarlardan tatlı hayvan fotoğrafları
birader tadını kaçırdınız artık he dediğim başlıktır.
yüz tane fotoğraf başlığı var sürekli açmayın işte.
her fotoğrafa özel başlık mı açılır.
yazarlardan araba fotoğrafları.
yazarlardan tatlı kedi fotoğrafları.
yazarlardan bebek fotoğrafları.
kabak tadı veriyor artık.
yüz tane fotoğraf başlığı var sürekli açmayın işte.
her fotoğrafa özel başlık mı açılır.
yazarlardan araba fotoğrafları.
yazarlardan tatlı kedi fotoğrafları.
yazarlardan bebek fotoğrafları.
kabak tadı veriyor artık.
devamını gör...
6 temmuz 2021 türkiye’de delta plus varyantı görülmesi
delta değil delta plus.
kışın çok eğlenceli geçecek yine.
ayrıca 3 dediyse onun nereden baksan 3000'i vardır.
sonuçta turizmin devam etmesi, üniversiteler için yurt paralarının toplanması, özel okulların 12 aylık sözleşme yapması gerekiyor daha.
bunlar hallolsun yine eline verecekler herkesin.
kışın çok eğlenceli geçecek yine.
ayrıca 3 dediyse onun nereden baksan 3000'i vardır.
sonuçta turizmin devam etmesi, üniversiteler için yurt paralarının toplanması, özel okulların 12 aylık sözleşme yapması gerekiyor daha.
bunlar hallolsun yine eline verecekler herkesin.
devamını gör...
18 yaşında olup çok fazla ilişkisi olmamış olan insan
bu nasıl başlık ya. ben baya baya yaşlanıyor muyum acaba. 18 yaşında ne ilişkisi, çok fazla olmayan denmiş birde.
devamını gör...
