burcuna göre sevgili seçme
borcuna göre sevgili seçmek diye okudum, ah şu fakirliğin gözü kör olsun. (bkz: lol)
devamını gör...
yazarların yaşadıklarını hissettiği anlar
gülmekten yere yatmak, güldükçe gülesin gelmesi, zincirleme gülme krizi..şiddetle tavsiye ederim.tutmayın kendinizi şeker gibi oluyorsunuz,aşırı mutluluk hissi veriyor, yaşadığını hissediyorsun.
devamını gör...
gülseren budayıcıoğlu
doktor hasta gizliliğini hiçe sayarak tüm hastalarının problemlerini hikayeleştirerek kitaba dökmüş olan yazar.
hipokrat'ın kemikleri sızlıyor.
hipokrat'ın kemikleri sızlıyor.
devamını gör...
normal sözlük’ün artık bitmiş olması
sözlük 3-5 yazarın gidişiyle bitiyosa hiç başlamamıştır zaten.
daha ne yapılsın? ekşiden sonra en çok tık alan 2.sözlük oldu hem de 1 yıl bile dolmadan. yazın bitişiyle beraber tekrar canlanacaktır.
daha ne yapılsın? ekşiden sonra en çok tık alan 2.sözlük oldu hem de 1 yıl bile dolmadan. yazın bitişiyle beraber tekrar canlanacaktır.
devamını gör...
bir erkeğin en tehlikeli cümlesi
"ben hiç sevilmedim." benim için budur.
devamını gör...
davetiye
genelde düğün nişan sünnet törenlerine davet etmek için kullanılan kart türü.
başkasına vereceğimiz ve belki de çöpe atılacak bir kağıt parçası gibi düşünsek de benim gibi koleksiyonunu yapan, kendi davetiyesini seçmekte çok zorlanan, tasarım ve eşyanın tabiatı ile ilgilenenlerde önem arzeder. her davetiyeyi biriktirmem. ya sevdiğim birisine ait olacak ya da orjinal olacak. biriktirdiğim davetiyeleri arada sırada incelerim. aradan kaç yıl geçtiğini hesaplarım. bana davetiyesini getirdiğinde kendi anne babasının davetiyesini görüp sevinen insanları hatırlıyorum. davetiye biraz o çiftin ve ailenin yapısı hakkında bilgi veriyor bence. aynı zamanda o dönemin toplum yapisina da ipuçları veriyor. kemeralti'nda davetiye matbaalarinin olduğu bir iki pasaj ve nikah sekerlerinin satildigi bir sokak vardir. ne zaman alışverişe çıksam bu dükkanlarda biraz zaman geçirip inceler ve degisimi gozlemlerim.
80'li yıllarda ve 90 'li yılların ilk yarisinda davetiyeler genelde küçük, üstünde gelin damat resmi olan ya da çiçek buketli sade ve beyaz zarf içinde verilirken 90 lı yıllarin ikinci yarısından itibaren ebatları büyümeye, içinde davetiye sahibinin ideolojik ya da dini inancı ile ilgili sözlerin olduğu, farklı yazı fontlarinin kullanıldığı türlere dönüştü. aynı ailenin iki çocuğunun birinde said-i nursi'ye ait bir söz diğerinde nazım hikmetten bir şiir vardı mesela. 2000'li yılların sonuna doğru ise davetiyelerde renk paletleri oluşmaya basladi. bordolar, kırmızılar, maviler hatta siyahlar bile kullanılmaya baslandi. yine aynı dönemde önceki dönemlere göre daha belirgin altın ve gümüş renkli bantlar ve yazılar, mühürlü veya aşırı klasik süslemeleri olan zarflar kullanılmaya baslandi. son 10 yılda ise davetiyede jüt ipi, buğday başağı, dantel gibi objeler, zarf üzerine mühürler, kurdaleler, ferman şeklinde hazirlanip yuvarlanmis, kullanımı sadece o yıla ait moda renkler (örneğin çivit mavi, lavanta ya da kuskonmaz yeşili vb),
çiçekli arajmanlar (ki bunlar gelin çiçeği ya da düğün salonu süslemesi ile uyumlu (b: konsept) tabir edilen davetiyelerde daha ön plana çıkıyor.
eskiden iki direğin arasına çekilen bir elektrik kablosuna bağlanan beş on ampül ışığı altında kuru pasta limonata, çerez ile geçen, kiralık gelinlik ya da yüzyıllarca giyilecek bir damatlık takım elbise ile geciştirilen düğünler bugün mevsime göre mekanın değiştiği, after ile before ile bitmek bilmeyen partilere evrilen bir insta hikayesine dönüştü. düğün pastasından gelin başına, fotoğrafından drone çekimlerine kadar tam bir prodüktörlü yapım haline getirilen düğünler için davetiye yine de yeterince keşfedilmiş değil. buzdolabı süsünden sabununa varan geniş ürün seçenekli nikah sekerleri ile kiyaslanirsa...
günümüz için en güzel davetiye bir kuruma bağışta bulunularak davetli adına sertifika gönderip, davetiye metnini alt kısma eklemek suretiyle sosyal sorumluluk projesine sevdiklerinizi de eklemek olabilir.
koleksiyonumun en sevdiğim örneklerini birakayim. ilk fotograftakiler 80 li yıllara ait. ben en çok orta sıra soldan ikinciyi sevmiştim. zaten koleksiyona da daha küçük bir kızken o davetiye ile başlamıştım. şimdi ki gibi kırtasiyeler de envai çeşit kağıt karton renkli ürün bulamadigim için davetiyeler benim için renkli bir dünyaya açılan kapıydı adeta.
ikinci resim ise son donem örneklerden.
başkasına vereceğimiz ve belki de çöpe atılacak bir kağıt parçası gibi düşünsek de benim gibi koleksiyonunu yapan, kendi davetiyesini seçmekte çok zorlanan, tasarım ve eşyanın tabiatı ile ilgilenenlerde önem arzeder. her davetiyeyi biriktirmem. ya sevdiğim birisine ait olacak ya da orjinal olacak. biriktirdiğim davetiyeleri arada sırada incelerim. aradan kaç yıl geçtiğini hesaplarım. bana davetiyesini getirdiğinde kendi anne babasının davetiyesini görüp sevinen insanları hatırlıyorum. davetiye biraz o çiftin ve ailenin yapısı hakkında bilgi veriyor bence. aynı zamanda o dönemin toplum yapisina da ipuçları veriyor. kemeralti'nda davetiye matbaalarinin olduğu bir iki pasaj ve nikah sekerlerinin satildigi bir sokak vardir. ne zaman alışverişe çıksam bu dükkanlarda biraz zaman geçirip inceler ve degisimi gozlemlerim.
80'li yıllarda ve 90 'li yılların ilk yarisinda davetiyeler genelde küçük, üstünde gelin damat resmi olan ya da çiçek buketli sade ve beyaz zarf içinde verilirken 90 lı yıllarin ikinci yarısından itibaren ebatları büyümeye, içinde davetiye sahibinin ideolojik ya da dini inancı ile ilgili sözlerin olduğu, farklı yazı fontlarinin kullanıldığı türlere dönüştü. aynı ailenin iki çocuğunun birinde said-i nursi'ye ait bir söz diğerinde nazım hikmetten bir şiir vardı mesela. 2000'li yılların sonuna doğru ise davetiyelerde renk paletleri oluşmaya basladi. bordolar, kırmızılar, maviler hatta siyahlar bile kullanılmaya baslandi. yine aynı dönemde önceki dönemlere göre daha belirgin altın ve gümüş renkli bantlar ve yazılar, mühürlü veya aşırı klasik süslemeleri olan zarflar kullanılmaya baslandi. son 10 yılda ise davetiyede jüt ipi, buğday başağı, dantel gibi objeler, zarf üzerine mühürler, kurdaleler, ferman şeklinde hazirlanip yuvarlanmis, kullanımı sadece o yıla ait moda renkler (örneğin çivit mavi, lavanta ya da kuskonmaz yeşili vb),
çiçekli arajmanlar (ki bunlar gelin çiçeği ya da düğün salonu süslemesi ile uyumlu (b: konsept) tabir edilen davetiyelerde daha ön plana çıkıyor.
eskiden iki direğin arasına çekilen bir elektrik kablosuna bağlanan beş on ampül ışığı altında kuru pasta limonata, çerez ile geçen, kiralık gelinlik ya da yüzyıllarca giyilecek bir damatlık takım elbise ile geciştirilen düğünler bugün mevsime göre mekanın değiştiği, after ile before ile bitmek bilmeyen partilere evrilen bir insta hikayesine dönüştü. düğün pastasından gelin başına, fotoğrafından drone çekimlerine kadar tam bir prodüktörlü yapım haline getirilen düğünler için davetiye yine de yeterince keşfedilmiş değil. buzdolabı süsünden sabununa varan geniş ürün seçenekli nikah sekerleri ile kiyaslanirsa...
günümüz için en güzel davetiye bir kuruma bağışta bulunularak davetli adına sertifika gönderip, davetiye metnini alt kısma eklemek suretiyle sosyal sorumluluk projesine sevdiklerinizi de eklemek olabilir.
koleksiyonumun en sevdiğim örneklerini birakayim. ilk fotograftakiler 80 li yıllara ait. ben en çok orta sıra soldan ikinciyi sevmiştim. zaten koleksiyona da daha küçük bir kızken o davetiye ile başlamıştım. şimdi ki gibi kırtasiyeler de envai çeşit kağıt karton renkli ürün bulamadigim için davetiyeler benim için renkli bir dünyaya açılan kapıydı adeta.
ikinci resim ise son donem örneklerden.

devamını gör...
geleceğin meslekleri
tarimdir tarım.
toprağın ırzına geçmekle o kadar meşgul ki şu an insan o toprağın ne kadar daha mecali kaldı uyuşmuş afyonlu kafasından dolayı farkında değil. verilen kimyasallarla abomination ürünler elde edile edile millet şu an fellik fellik doğal ürün arıyor. üstünde tavuk boku gördüğü zaman aaa ne kadar doğal diyor garibim.
doğal ürün bir zaman altın değerinde olacak ve yatırım yapan yine sektörü elinde tutup onun da hilesini hurdasini çıkarana kadar devam ettirecek. sonra da umarım allah topumuzin belasını verip yeryüzünden silecek.
toprağın ırzına geçmekle o kadar meşgul ki şu an insan o toprağın ne kadar daha mecali kaldı uyuşmuş afyonlu kafasından dolayı farkında değil. verilen kimyasallarla abomination ürünler elde edile edile millet şu an fellik fellik doğal ürün arıyor. üstünde tavuk boku gördüğü zaman aaa ne kadar doğal diyor garibim.
doğal ürün bir zaman altın değerinde olacak ve yatırım yapan yine sektörü elinde tutup onun da hilesini hurdasini çıkarana kadar devam ettirecek. sonra da umarım allah topumuzin belasını verip yeryüzünden silecek.
devamını gör...
erkeklerin tek amacı seks
seksi erkek tekelinde gören kadın söylemi. ilginç gerçekten.
partneri seks ile "cezalandırmak" diye bir şey var kadın dünyasında. anlamıyorum. bahsi geçen tek kişilik bir aksiyon değil kızkardeşlerim deli misiniz acaba?
hayır çok istiyorsan senin de tek amacın seks olabilir, karışmam, tercih meselesi ama anlamıyorum ki neden sadece erkekler seks yapıyormuş da kadınların tek yaptığı duruma eşlik etmekmiş gibi bir tavır sergiliyorsunuz?
kafalar, kafalar. değişmesi lazım bu kafaların.
partneri seks ile "cezalandırmak" diye bir şey var kadın dünyasında. anlamıyorum. bahsi geçen tek kişilik bir aksiyon değil kızkardeşlerim deli misiniz acaba?
hayır çok istiyorsan senin de tek amacın seks olabilir, karışmam, tercih meselesi ama anlamıyorum ki neden sadece erkekler seks yapıyormuş da kadınların tek yaptığı duruma eşlik etmekmiş gibi bir tavır sergiliyorsunuz?
kafalar, kafalar. değişmesi lazım bu kafaların.
devamını gör...
duman
bir rivayete göre sezen aksu her şeyi yak şarkısı için " benden iyi söylemişler. " demiştir.
devamını gör...
ilgisiz sevgili
sanırım bendim bu. ben ilgi gösterdiğimi sanıyordum. uğraştığımı sanıyordum. ama meğersem yetmiyormuş. yetmemiş. arkadaşlarımla harcadığım vakit kadar onunla harcamamışım. ona ilgi göstermemişim. peki sonra ne oldu?
aldatıldım. ben mutluydum ama o değilmiş demek ki. çok uzun süreli bir ilişki olduğu için de sonrasında boşluğa düştüm. olmadı. insanlar sarmadı. özgüvenim desen, yerlere düştü. onca sene beraber olduğun kişi, seni aldatınca her şeyi sorguluyorsun istemsizce. ne yanlıştı da aldatıldım? iyi mi görünmüyordum? iyi mi gülmüyordum? yatakta mı iyi değildim? ilgi mi göstermedim? sevgimi mi sakındım? hiçbir parça yerine oturmadı uzun süre. sonra alıştım. hayatıma birileri girdi, ama çok sürmedi.
uzun lafın kısası, sevdiceğinize ilgi gösterin.
aldatıldım. ben mutluydum ama o değilmiş demek ki. çok uzun süreli bir ilişki olduğu için de sonrasında boşluğa düştüm. olmadı. insanlar sarmadı. özgüvenim desen, yerlere düştü. onca sene beraber olduğun kişi, seni aldatınca her şeyi sorguluyorsun istemsizce. ne yanlıştı da aldatıldım? iyi mi görünmüyordum? iyi mi gülmüyordum? yatakta mı iyi değildim? ilgi mi göstermedim? sevgimi mi sakındım? hiçbir parça yerine oturmadı uzun süre. sonra alıştım. hayatıma birileri girdi, ama çok sürmedi.
uzun lafın kısası, sevdiceğinize ilgi gösterin.
devamını gör...
nasreddin hoca
türk nüktedan, hafız. ne zaman doğduğu tam bilinmese de, kaynakların bildirdiğine göre 1208 senesinde sivrihisar'ın hortu köyünde doğmuştur. bu köyün adı günümüzde nasreddin hoca köyüdür. babası bu köyde imamlık yapardı. ilk öğrenimini de babası verdi. hafız oldu, arapça öğrendi, dinî bilgiler öğrendi... babası vefat edince de, yine hortu köyünde babası gibi imamlık yaptı. hocası mutasavvıf olan mahmud-ı hayrânî'dir. 1237 senesinde hocası akşehir'e geçince, nasreddin hoca da akşehir'e yerleşti.
peki nasreddin hoca ile ilgili fıkralar nasıl oluştu? halk, nasreddin hoca'yı çok severdi. ama öyle böyle değil, çok çok severdi. böyle olunca da, hayatı falan söylentilere de konu olmuş ve nasreddin hoca fıkraları falan öyle öyle oluşmuş. kendisinin yaşadığı söylenen fıkraların çoğunluğu uydurmadır. özellikle kendisine atfedilen ahlaksız fıkraların tümü kesin bir şekilde uydurmadırlar. sonradan sanki nasreddin hoca yaşamış gibi anlatılmıştır bazı ahlaksız hikayeler.
nasreddin hoca, vefat edene kadar akşehir'de kalmıştır. kadılık yapmıştır, müderrislik yapmıştır. işte bunlardan dolayı kendisine nasreddin hâce denmiş, ama zamanla bu ad, nasreddin hoca'ya dönüşmüştür.
hikayeye göre, nasreddin hoca vasiyeti üzerine eski bir kabre gömülmüş. münker ve nekir melekleri sorgu için geldiklerinde şöyle demiş:
ben eski ölüyüm, sorgum yapıldı. (bkz: aga be)
ama bu hikaye değiştirilerek şu hale getirilmiş: nasreddin hoca hayattayken, kendisine neden eski bir kabre gömülmek istediği sorulmuş, o da şöyle demiş: münker ve nekir gelince eski ölüyüm der sorgudan kurtulurum.
peki nasreddin hoca ile ilgili fıkralar nasıl oluştu? halk, nasreddin hoca'yı çok severdi. ama öyle böyle değil, çok çok severdi. böyle olunca da, hayatı falan söylentilere de konu olmuş ve nasreddin hoca fıkraları falan öyle öyle oluşmuş. kendisinin yaşadığı söylenen fıkraların çoğunluğu uydurmadır. özellikle kendisine atfedilen ahlaksız fıkraların tümü kesin bir şekilde uydurmadırlar. sonradan sanki nasreddin hoca yaşamış gibi anlatılmıştır bazı ahlaksız hikayeler.
nasreddin hoca, vefat edene kadar akşehir'de kalmıştır. kadılık yapmıştır, müderrislik yapmıştır. işte bunlardan dolayı kendisine nasreddin hâce denmiş, ama zamanla bu ad, nasreddin hoca'ya dönüşmüştür.
hikayeye göre, nasreddin hoca vasiyeti üzerine eski bir kabre gömülmüş. münker ve nekir melekleri sorgu için geldiklerinde şöyle demiş:
ben eski ölüyüm, sorgum yapıldı. (bkz: aga be)
ama bu hikaye değiştirilerek şu hale getirilmiş: nasreddin hoca hayattayken, kendisine neden eski bir kabre gömülmek istediği sorulmuş, o da şöyle demiş: münker ve nekir gelince eski ölüyüm der sorgudan kurtulurum.
devamını gör...
yüksek sesle seks yapan komşu
hoş gelmiş yeni yazarımız. günlük hayatta çok şikayet almıyordur umarım.
devamını gör...
zülfü livaneli
her kitabı güzel olmaklar beraber serenad, kardeşimin hikayesi ve mutluluk kitaplarının yeri bende ayrıdır.
devamını gör...
ivanmilinski
tanımlarını çoğu kez gülümseyerek okuduğum yazar. kalemine sağlık,daha iyi yerlerde görmek dileğiyle.
devamını gör...
hava parası
bir yeri kira yoluyla tutmak ya da elde etmek için değerinden başka açıktan verilen para.
devamını gör...
neden takip edildiği bilinmeyen insanlar
aslında çok da anlayamadığım bir başlık.
anlam tam geçememiş gibi ya da bana geçememiş.
anladığım kadarıyla yazayım.
bir iki tanımını okuyup yakın bulduğum yazarları hemen takibe alıyorum.
takibe aldığımı yazar çok uç bir tanım girmedikçe takipten çıkmıyorum. *
kolayca tanımlarını okuyabiliyorum böylece. profilimdeki kısa yollar onlar.
beni takip eden yazarlara da burdan teşekkür ediyorum. kim olduğunuzu bilmesemde bir yerlerde bir şekilde buluştuğumuz kesin. iyi bakın kendinize. bana iyi geliyorsunuz. bende size iyi geliyorsam ne mutlu bana.
anlam tam geçememiş gibi ya da bana geçememiş.
anladığım kadarıyla yazayım.
bir iki tanımını okuyup yakın bulduğum yazarları hemen takibe alıyorum.
takibe aldığımı yazar çok uç bir tanım girmedikçe takipten çıkmıyorum. *
kolayca tanımlarını okuyabiliyorum böylece. profilimdeki kısa yollar onlar.
beni takip eden yazarlara da burdan teşekkür ediyorum. kim olduğunuzu bilmesemde bir yerlerde bir şekilde buluştuğumuz kesin. iyi bakın kendinize. bana iyi geliyorsunuz. bende size iyi geliyorsam ne mutlu bana.
devamını gör...
motokurye terörü
yazar arkadaşın biraz offansive bir şekilde anlattığını düşünsem de hak verdiğim başlık.
özellikle trafikte sağ tarafımı sık sık kontrol eder oldum 4 yıldır. nerden geçecekleri belli olmuyor birine çarpacak mıyım, yoksa gelip o bana mı çarpacak, asfalta çıkartma mı olacak acaba kan parası da öder miyim bir d*l israfı için diye düşünmekten saçlarım dökülür oldu.
özellikle trafikte sağ tarafımı sık sık kontrol eder oldum 4 yıldır. nerden geçecekleri belli olmuyor birine çarpacak mıyım, yoksa gelip o bana mı çarpacak, asfalta çıkartma mı olacak acaba kan parası da öder miyim bir d*l israfı için diye düşünmekten saçlarım dökülür oldu.
devamını gör...
epiktetos
"güneşin, ayın, yıldızların, yerin ve denizin tadını çıkaran kişi ne yalnızdır ne de çaresiz."
oldukça pozitif bir felsefesi vardır. her insanda erdemli olma kapasitesinin bulunduğunu, tanrı'nın bizlere mutlu olma araçları bahşettiğini söyler. insanın kaderini tanrı'nın ilahi bir hediyesi ve tasarımı olarak görüp ona teslim olması gerektiğini öğretmiştir.
epiktetos kitap yazmamıştır. ancak nicopolis’teki okulundan bir öğrenci olan flavius arrianus, epiktetos’un ders anlatımlarını temel alan sekiz kitap derlemiştir. bu sekiz kitaptan dört tanesi günümüze ulaşabilmiştir.
epiktetos’un ahlak felsefesinin temelinde iki ana temel bulunur. birincisi ‘iradenin dışında, iyi ya da kötü olan hiçbir şey bulunmadığını kabul etmemiz gerekir’, ikincisi ise ‘olayları öngörüp yönlendirmeye çalışmak yerine, onları yalnızca bilgelikle kabul etmeliyiz’. epiktetos tam olarak teslimiyetten söz etmektedir.
epiktetos'a göre insan için iyi olan şey irade, en önemli erdem ise bilgeliktir. bilgelik ise, insanın kendisini doğanın ayrılmaz bir parçası olarak görmesiyle ve doğanın seyrine ayak uydurmasıyla elde edilir. ona göre insanın yapabileceği en güzel şey, dünyanın gidişini olduğu gibi benimseyip, kendisini gereksiz sıkıntı ve tedirginliklerden kurtarmasıdır. o da hayatı buna göre yaşamış, kendisini isteklerden arındırmıştır.
mutsuzluğun sebebinin yine bizler olduğunu söyleyen epiktetos, tanrı'nın herkesi mutluluğu anlayabilecek şekilde yarattığını söyler. başımıza gelen kötü şeylerin tanrı'dan geldiğini kabullenip ona göre benimsemek gerektiğini söyler.
epiktetos'a göre kötü duygular bizi mutsuz kılar. yapılması gereken şey bu duygulardan arınmaktır. bunu da bilgelik ile başarabiliriz. insan kendisine ne verilmişse onunla yetinmeli, erişemeyeceği, sahip olamayacağı şeyler için, açlık, kıskançlık duymamalıdır. kendisini bu olumsuz duygulardan kurtarabilirse, yani duygusuzluk haline ulaşabilirse, bilge insana özgü olan huzur ve mutluluğa kavuşabilir.
oldukça pozitif bir felsefesi vardır. her insanda erdemli olma kapasitesinin bulunduğunu, tanrı'nın bizlere mutlu olma araçları bahşettiğini söyler. insanın kaderini tanrı'nın ilahi bir hediyesi ve tasarımı olarak görüp ona teslim olması gerektiğini öğretmiştir.
epiktetos kitap yazmamıştır. ancak nicopolis’teki okulundan bir öğrenci olan flavius arrianus, epiktetos’un ders anlatımlarını temel alan sekiz kitap derlemiştir. bu sekiz kitaptan dört tanesi günümüze ulaşabilmiştir.
epiktetos’un ahlak felsefesinin temelinde iki ana temel bulunur. birincisi ‘iradenin dışında, iyi ya da kötü olan hiçbir şey bulunmadığını kabul etmemiz gerekir’, ikincisi ise ‘olayları öngörüp yönlendirmeye çalışmak yerine, onları yalnızca bilgelikle kabul etmeliyiz’. epiktetos tam olarak teslimiyetten söz etmektedir.
epiktetos'a göre insan için iyi olan şey irade, en önemli erdem ise bilgeliktir. bilgelik ise, insanın kendisini doğanın ayrılmaz bir parçası olarak görmesiyle ve doğanın seyrine ayak uydurmasıyla elde edilir. ona göre insanın yapabileceği en güzel şey, dünyanın gidişini olduğu gibi benimseyip, kendisini gereksiz sıkıntı ve tedirginliklerden kurtarmasıdır. o da hayatı buna göre yaşamış, kendisini isteklerden arındırmıştır.
mutsuzluğun sebebinin yine bizler olduğunu söyleyen epiktetos, tanrı'nın herkesi mutluluğu anlayabilecek şekilde yarattığını söyler. başımıza gelen kötü şeylerin tanrı'dan geldiğini kabullenip ona göre benimsemek gerektiğini söyler.
epiktetos'a göre kötü duygular bizi mutsuz kılar. yapılması gereken şey bu duygulardan arınmaktır. bunu da bilgelik ile başarabiliriz. insan kendisine ne verilmişse onunla yetinmeli, erişemeyeceği, sahip olamayacağı şeyler için, açlık, kıskançlık duymamalıdır. kendisini bu olumsuz duygulardan kurtarabilirse, yani duygusuzluk haline ulaşabilirse, bilge insana özgü olan huzur ve mutluluğa kavuşabilir.
devamını gör...
armadillo
brezilya ormanlarında yaşayan, zırhlı görünüme sahip olan bir hayvan. insan veya hayvan tehdidine karşı vücut yapılarını ve sert kemiklerini kullanarak top şekline bürünüyor.
devamını gör...
ilkokulun vazgeçilmezleri
ışıklar kapanınca çığlık atmak.
neden yaptıklarına asla anlam verememiştim, şimdi de veremiyorum.
neden yaptıklarına asla anlam verememiştim, şimdi de veremiyorum.
devamını gör...