ülkeler sözlük yazarı olsaydı alacakları nickler
türkiye- şahsım
devamını gör...
yengeç burcu
sevgi pıtırcığı olduğu ile nam yapan burç.
öyle ki burcunda bir numara olmayan
ama benim yükselenim yengeç ,
kendimi yengeç gibi hissediyorum der.
öyle diyene hemen kanmayın,
doğum saati, doğum yeri ve doğum yılı ile hemen gogildan yükselen burç hesabını tıklayın.
yükseleni yengeç ise ne ala değilse ise tam bir fıkra.
herkese anlatırsınız.
öyle ki burcunda bir numara olmayan
ama benim yükselenim yengeç ,
kendimi yengeç gibi hissediyorum der.
öyle diyene hemen kanmayın,
doğum saati, doğum yeri ve doğum yılı ile hemen gogildan yükselen burç hesabını tıklayın.
yükseleni yengeç ise ne ala değilse ise tam bir fıkra.
herkese anlatırsınız.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
fazlasiyla degisik ama olabildigince guzel...
devamını gör...
uzun süreli ilişkinin sırrı
şüphesiz mecburiyetlerdir.
devamını gör...
oruç tutmayanın başı ağrısın
düşünce özgürlüğünden bir kesit. yersen.
malum günler hariç ramazanı full tutan biriyim. son 3 gündür tutamıyorum. dün ve evvelki gün müthiş bir diş ağrısı çekiyordum o kadar ki ağrı şakaklarımdaki damarları şişirdi. kafamın içi, kulağım, boğazım ve çeneme kadar ağrıyordu. işte ayakta durmak gerektiği için sakıncalı da olsa 2 3 saate bir ağrı kesici* içip ayakta durdum. dün akşam iş çıkışı gece 12 ye kadar açık olan nöbetçi dişçiye gidip kahrolası azı dişimi çektirdim ve azabım son buldu. tükürdükçe gelen kan ve tekrar ağrı olması ihtimaline karşılık sahura kalksam da niyet etmedim ve bugün de oruçlu değilim. nasip yarına ve arefe gününe inşallah.
şimdi bu ve benzeri zaruri halleri göremeyecek saman kafalı insanları görüyorum da komik gerçekten.
adama derler ki; kalbini yarıp baktın mı?
malum günler hariç ramazanı full tutan biriyim. son 3 gündür tutamıyorum. dün ve evvelki gün müthiş bir diş ağrısı çekiyordum o kadar ki ağrı şakaklarımdaki damarları şişirdi. kafamın içi, kulağım, boğazım ve çeneme kadar ağrıyordu. işte ayakta durmak gerektiği için sakıncalı da olsa 2 3 saate bir ağrı kesici* içip ayakta durdum. dün akşam iş çıkışı gece 12 ye kadar açık olan nöbetçi dişçiye gidip kahrolası azı dişimi çektirdim ve azabım son buldu. tükürdükçe gelen kan ve tekrar ağrı olması ihtimaline karşılık sahura kalksam da niyet etmedim ve bugün de oruçlu değilim. nasip yarına ve arefe gününe inşallah.
şimdi bu ve benzeri zaruri halleri göremeyecek saman kafalı insanları görüyorum da komik gerçekten.
adama derler ki; kalbini yarıp baktın mı?
devamını gör...
don juan
stefan zweig'in don juan ve casanova karakterlerini amaliz ettiği adını şimdi hatırlayamadığım harika bir kitabı vardı. orada:
"casanova baştan çikardığı tüm kadınlardan öte evrensel kadına aşıktı, don juan ise evrensel kadına düşman" der.
ben de tercihimi zweig gibi casanova'dan yana yapıyorum.
"casanova baştan çikardığı tüm kadınlardan öte evrensel kadına aşıktı, don juan ise evrensel kadına düşman" der.
ben de tercihimi zweig gibi casanova'dan yana yapıyorum.
devamını gör...
ölmedim ama hafif sürünüyorum (yazar)
beğeni konusunda oldukça bonkör olan kafa sözlük yazarı.
sevgiler. :))
sevgiler. :))
devamını gör...
banucabirhayat
can yazardır. seviliyorsun.
devamını gör...
erkeklerin kadınlarda aradığı en önemli şey
valla lafı dolandırmaya gerek yok, dürüst olalım.
erkeklerin %98 için kadın da aradığı ennn önemli şey güzellik, güzel bir yüzü ve fiziği olan bir kızın diğer kusurlarını görmezden gelirler.
erkeklerin %98 için kadın da aradığı ennn önemli şey güzellik, güzel bir yüzü ve fiziği olan bir kızın diğer kusurlarını görmezden gelirler.
devamını gör...
güne bir söz bırak
bugün yaşamın anlamı dediğin şey, yarın bir taş parçasından daha anlamsız olabiliyor. bu kadar ince bekleyişler gerekir mi acaba?
(bkz: leyla erbil)
(bkz: leyla erbil)
devamını gör...
sosyalizm vs kemalizm
evvela sosyalist olmalı, maddeyi anlamalı...
bu sözler mustafa kemal'in "harp okulu" yıllarında günlüklerine yazmış olduğu notlarda bulunuyor. kimileri bu sözleri, gençlik ateşi ve algısı içerisinde değerlendirme yoluna gitse de esasen bunun böyle olmadığını görüyoruz; eğer bu tez doğru olsaydı, mustafa kemal 1921 yılında "hakimiyet-i milliye"de şu sözlerin altına imzasını atmazdı;
"sağa mı sola mı nereye gideceğiz? herhalde sağa değil. çünkü insanlar, fikirleriyle, siyasetleriyle, ilimleriyle, devamlı olarak aksi istikameti takip ediyorlar."
keza yine doğan avcıoğlu'nun "milli kurtuluş tarihi" adlı eserinde mustafa kemal'in şu sözleri karşımıza çıkıyor;
"bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan asya ve afrika'nın köleleştirilmiş halkları uluslar arası sermayenin (kapitalizmin) kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç dünya işçilerince kavrandığı gün, burjuvazinin gücü sona erecektir. ben buna inanıyorum."
mustafa kemal bu sözleri de 1922 yılında sarf etmiştir!
yurttaşlık bilgisi (medeni bilgiler) esasen mustafa kemal tarafından kaleme alınmış, afet inan tarafından hazırlanmıştır... orada "dayanışma" bölümünde yazılanları okumakta da fayda vardır;
örneğin; "ne var ki, yalnızca bir düşünce olarak ele aldığımız dayanışma kurumları, uygulamada "sosyal yardımlar" adı altında toplanabilir. bu sosyal yardımlara, devlet sosyalistliğine yaklaşarak ulaşılabilir..." (sy: 91)
bütün bunları cepte tutun. asıl anlatmak istediğim mevzuya geleceğim; mustafa kemal elbette sosyalist bir figür değildir. devrimci ve ilerici bir figürdür. bu sebeple de aklı başında her sosyalist mustafa kemal'e ve onun bağımsızlıkçı ve ilerici hareketine ve kendisine saygı gösterir. bundan gocunanların, rahatsız olanların ise derdinin başka olduğu aşikardır.
genç kuşakların başta mustafa kemal olmak üzere dünya tarihinin bütün devrimcilerini derinlemesine inceleyip öğrenmeleri elzemdir. zira şu çok iyi bilinmelidir ki; büyük devrimler öyle gökten zembille inmezler. hepsini tetikleyen olaylar ve kişiler vardır. bir nevi bu insanlar devrimlerin önsözüdür, başlangıç metnidir.
mustafa kemal gibi, simon bolivar gibi, jose marti gibi şahsiyetler de işte bu nokta da önem arz ederler. onlar bir silsilenin çıkış noktalarıdır ve her coğrafyanın sosyalistleri bu çıkış noktalarına, ilerici ve bağımsızlıkçı tavra dayanarak mücadelelerini inşa ederler.
venezüella'da chavez sosyalist bir mücadelenin altına imza attıysa arkasında ki temel etken, simon bolivar'dı, fidel ve che'nin, küba devriminin dayandığı ana nokta jose marti'ydi. ve tabiri caizse reddi miras yoluna gitmedikleri için de başarılı olmuşlardır. kendi geçmişlerinden çıkmış olan devrimcileri sahiplenerek, amacı bir adım öteye götürmeyi başarmışlardır.
küba örneğine bakalım mesela, ilk anlamda bu başkaldırının kimse ''komünist'' bir başkaldırı olduğunu savlayamaz. zira açık bir şekilde ne olduğunu kendisi ortaya koymaktadır. çürümüş bir yönetime karşı girişilmiş yurtsever bir harekettir. sierra maestra bildirisi ilgilenenler için gayet güzel bir kaynak olacaktır. keza bu hareketin ilk evrelerinde psp'de yer almamıştır. yani küba komünist partisi işin içerisinde bile değildir.
castro hareketi ilk elden şunu savunuyordu; ''küba'nın iç işlerine herhangi bir yabancı elin karışmasına düşman olma ilkesi''! ve fidel bu programını ulusçu ve ilerici bir program olduğunun altını bizzat kendisi çizmektedir. pek çok siyaset bilimci sierra maestra'da verilen sözleri solcu, ulusçu bir hareket olarak betimler ve altını çizer. ancak konumuz küba olmadığı için bunların şimdilik ayrıntılarına girmiyorum. gerekirse gireriz!
peki, bu hareket daha sonra ne noktaya gelmiştir? sosyalist bir küba'ya zemin hazırlayabilecek bir yol haritasını çizebilecek bir noktaya!
yurtseverlik, antiemperyalizm bakışı kendisini sol iktisatla ve bakışla bütünlemiş ve devrimin nihai çizgisi belli olmuştur.
sıçrama tahtasını iyi kullanmış ve belirli bir noktaya gelmişlerdir.
küba'daki öznel ara parantezden sonra tekrar konunun ana akışına dönelim;
en başta belirttiğim ve devrimlerin çıkış noktası olarak gördüğüm devrimcilerin, genel itibarıyla nasıl bir rol oynadıklarına bakalım; fransızlar açısından olaya fransız sosyalist jean – jaures şöyle bakıyor;
“jakoben liderler, aslında terörü legalleştirerek ve radikalleştirerek çok daha korkunç olabilecek bir halk terörünü önlemek istiyorlardı. jakobenler, aydınlanma düşüncesinin henüz dar bir elitin sınırlarını aşmadığı köylü bir toplumda, özgürlük ve özellikle eşitlik ilkesini geniş kitlelere yaymışlardır.” (taner timur, sivil toplum, jakobenler ve devrim, mülkiye dergisi, sayı 219.)
esasen görünüm bizde de büyük farklılık arz etmemektedir. mustafa kemal ve anadolu hareketi de saltanat, hilafet gibi halkı tebaa sayan orta çağa ait kurumları tasfiye etmiş, köklü bir eğitim ve kültür devrimine imza atmış ve benzer bir işlev görmüşlerdir.
yine bu harekete farklı ülkelerin sosyalist liderlerinin bakışı da bu çerçevededir.
stalin, sun yat-sen üniversitesi öğrencileriyle konuşurken çinli öğrencilere şöyle soruyordu; ''nerede sizin kemal'iniz?''
mao zetung ‘`yeni demokrasi'yi kaleme alırken, ''nerede çin'in kemal'i?'' diyordu...
lenin aralof'a mustafa kemal'le ilgili düşüncelerini şöyle aktarıyordu;
"mustafa kemal paşa, tabi ki sosyalist değildir. ama görülüyor ki, iyi bir teşkilatçı. kabiliyetli bir lider, milli burjuva ihtilalini idare ediyor. ilerici akıllı bir devlet adamı. bizim sosyalist inkılâbımızın önemini anlamış olup, sovyet rusya'ya karşı olumlu davranıyor. o işgalcilere karşı bir kurtuluş savaşı yapıyor. emperyalistlerin gururunu kıracağına, padişahı da yardakçılarıyla birlikte silip süpüreceğine inanıyorum..."
rüştünü ispatlamış ve bu konuda söz sahibi devrimciler mustafa kemal hakkında benzeri ifadeleri kullanıyor. konunun uzamaması açısından, fidel'in söylediklerine, bin bella'nın anlattıklarına girmiyorum. ama merak edenler açıp bakabilir ya da gerekirse onlara da gireriz!
1928 komünist enternasyonal programında ''türk devrimi''nin nasıl tanımladığı ve nasıl selamlandığı ise ayan beyan ortadadır!
sosyalist olmak iddiası taşıyan insanların, bu sözleri ve düşünceleri yok saymaya çalışması gibi bir şey olabilir mi?
rus devrimi'nin olgunlaşma sürecinin altında yatan herzen, çernişevski, bellinski gibi isimler de diğerleri gibi bir ön söz özelliği taşırlar. sahiplenilirler.
lenin 1914'te şöyle bir konuşma yapıyor: “ulusal gurur duygusu bize yabancı bir duygu mu? elbette değil! biz, dilimizi ve yurdumuzu severiz... çarın kasapları, soylular ve kapitalistler elinde, güzel yurdumuzun uğradığı hakaretleri, zulmü, aşağılamaları görmek ve duymak bizim için çok acıdır. radiçev'i, dekabristleri, 1870'lerin devrimcilerini kendi içinden yaratmış olan biz büyük rusların, bu zulüm ve aşağılamalara karşı göstermiş olduğumuz direnişten ötürü gurur duyuyoruz.”
şimdi kalkıp, bu cümle içerisinde lenin'in kullanmış olduğu ''biz büyük ruslar'' sözünden ötürü kendisini faşist olmakla suçlayabilecek biri çıkabilir mi? bu mümkün müdür? ama burada ki sahiplenme önemlidir! kendilerinden önce ki devrimcileri nasıl gördüklerini ve onların mirasına nasıl sahiplendiklerini de gözler önüne sermektedir.
sömürgeleştirilmiş ya da yarı sömürge haline getirilmiş bir toplumsal kesitte, toprak ağalarının, feodalitenin, yeni nesil derebeylerinin kol gezdiği, hurafeler ve yobazlığın baskın çıkmaya başladığı bir ortamda sosyalizm hayalinden bile bahsedilemez. emperyalist boyunduruğu kırmış, yobazlığı tasfiye etmiş, antiemperyalist bir mirasa sahip çıkılamamış olmasının acılarını da 68 kuşağı bizzat görmüş, kendi önsözlerini doğru okumuş ve yola koyulmuştur. yöntem yanlışları ve hareketin doğru kurgulanamamış olması konusu ise farklı bir konu olduğu için o kısma da şimdilik girmiyorum.
68 hareketinin bilinen önderleri de kendi topraklarından filizlenmiş olan bu harekete diğer tüm ülkelerde ki devrimcilerin yaptığı gibi sahip çıkmış, onu bir kenara bırakmamıştır.
mahir çayan şu tahlilleri yapar;
kemalizm, emperyalizmin işgali altındaki bir ülkenin devrimci-milliyetçilerinin bir milli kurtuluş bayrağıdır. kemalizm'in özü, emperyalizme karşı tavır alıştır. kemalizmi bir burjuva ideolojisi, veya bütün küçük-burjuvazinin veyahut asker-sivil bütün aydın zümrenin ideolojisi saymak kesin olarak yanlıştır!
kemalizm, küçük-burjuvazinin en sol, en radikal kesiminin milliyetçilik tabanında anti-emperyalist bir tavır alışıdır. bu yüzden, kemalizm soldur; milli kurtuluşçuluktur. kemalizm, devrimci-milliyetçilerin, emperyalizme karşı aldıkları radikal politik tutumdur.
ülkede, kendi solunda, emperyalizme karşı hiçbir devrimci, ulusal-radikal sınıf hareketi olmadığı, dünyada, bugünkü gibi milli kurtuluş savaşlarının destekçisi bir dünya sosyalist bloğunun olmadığı bir evrede, emperyalizme karşı, dünyada ilk muzaffer olmuş bir halk savaşını veren radikal-milliyetçiler, bu bakımdan, ülkemizin -kökeni osmanlı alt bürokrasisinin ilericiliğine dayanan- bir orijinalitesidir. kemalistler için ülkemizdeki, asker-sivil aydın zümrenin jakobenleri diyebiliriz.
ki görüldüğü üzere oda ön sözüne sahip çıkmaktadır. mücadelesinin girizgâhını yapanlara karşı bir devrimcinin alması gereken tavrı takınmıştır...
mahir gibi deniz'de benzer bir konumlandırmayla olaya yaklaşmaktadır. thko savunma metni her şeyi gözler önüne sermektedir;
keza türkiye sosyalist hareketinin öncü isimleri, mehmet ali aybar, hikmet kıvılcımlı, behice boran gibi düşün insanlarının da miraslarına karşı koruyucu oldukları çok net görülecektir ki söylediğim gibi uzamaması için o ayrıntılara da şimdilik girmeyeceğim gerekmesi halinde onları da aktarırız.
netice olarak; mustafa kemal, simon bolivar, jose marti, sun yat-sen, omar torrijos, jomo kenyatta, muhammed musaddık, samora machel gibi önsözler sosyalistler için iyi okunup tahlil edilmesi gereken, olumlu tüm yönleri ile sahip çıkılması lazım gelen, sosyalist olmayan mücadele adamlarıdır ve saygıyı sonuna kadar hak ederler. mustafa kemal ise bu coğrafya üzerinde saygıyı hak eden en önemli figürdür. o yüzden bir sosyalistin 10 kasım saat 9:05'te ülkesini işgalden kurtaran ve bu coğrafyanın zincirlerini kırıp, makus talihini değiştiren tarihi bir figür için saygı duruşunda bulunması ve onu anması kadar doğal bir şey olamaz.
asıl, sosyalist olduğunu söyleyip, bu unsurları görmezden gelerek, mustafa kemal'i yok saymaya çalışanlar ve ona saldıranlardan korkun. onların fikir dünyasını kazıdığınızda altından çok başka şeylerin çıktığını göreceksiniz. selam olsun mustafa kemal'e ve tüm milli kurtuluşçulara!!!
bu sözler mustafa kemal'in "harp okulu" yıllarında günlüklerine yazmış olduğu notlarda bulunuyor. kimileri bu sözleri, gençlik ateşi ve algısı içerisinde değerlendirme yoluna gitse de esasen bunun böyle olmadığını görüyoruz; eğer bu tez doğru olsaydı, mustafa kemal 1921 yılında "hakimiyet-i milliye"de şu sözlerin altına imzasını atmazdı;
"sağa mı sola mı nereye gideceğiz? herhalde sağa değil. çünkü insanlar, fikirleriyle, siyasetleriyle, ilimleriyle, devamlı olarak aksi istikameti takip ediyorlar."
keza yine doğan avcıoğlu'nun "milli kurtuluş tarihi" adlı eserinde mustafa kemal'in şu sözleri karşımıza çıkıyor;
"bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan asya ve afrika'nın köleleştirilmiş halkları uluslar arası sermayenin (kapitalizmin) kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç dünya işçilerince kavrandığı gün, burjuvazinin gücü sona erecektir. ben buna inanıyorum."
mustafa kemal bu sözleri de 1922 yılında sarf etmiştir!
yurttaşlık bilgisi (medeni bilgiler) esasen mustafa kemal tarafından kaleme alınmış, afet inan tarafından hazırlanmıştır... orada "dayanışma" bölümünde yazılanları okumakta da fayda vardır;
örneğin; "ne var ki, yalnızca bir düşünce olarak ele aldığımız dayanışma kurumları, uygulamada "sosyal yardımlar" adı altında toplanabilir. bu sosyal yardımlara, devlet sosyalistliğine yaklaşarak ulaşılabilir..." (sy: 91)
bütün bunları cepte tutun. asıl anlatmak istediğim mevzuya geleceğim; mustafa kemal elbette sosyalist bir figür değildir. devrimci ve ilerici bir figürdür. bu sebeple de aklı başında her sosyalist mustafa kemal'e ve onun bağımsızlıkçı ve ilerici hareketine ve kendisine saygı gösterir. bundan gocunanların, rahatsız olanların ise derdinin başka olduğu aşikardır.
genç kuşakların başta mustafa kemal olmak üzere dünya tarihinin bütün devrimcilerini derinlemesine inceleyip öğrenmeleri elzemdir. zira şu çok iyi bilinmelidir ki; büyük devrimler öyle gökten zembille inmezler. hepsini tetikleyen olaylar ve kişiler vardır. bir nevi bu insanlar devrimlerin önsözüdür, başlangıç metnidir.
mustafa kemal gibi, simon bolivar gibi, jose marti gibi şahsiyetler de işte bu nokta da önem arz ederler. onlar bir silsilenin çıkış noktalarıdır ve her coğrafyanın sosyalistleri bu çıkış noktalarına, ilerici ve bağımsızlıkçı tavra dayanarak mücadelelerini inşa ederler.
venezüella'da chavez sosyalist bir mücadelenin altına imza attıysa arkasında ki temel etken, simon bolivar'dı, fidel ve che'nin, küba devriminin dayandığı ana nokta jose marti'ydi. ve tabiri caizse reddi miras yoluna gitmedikleri için de başarılı olmuşlardır. kendi geçmişlerinden çıkmış olan devrimcileri sahiplenerek, amacı bir adım öteye götürmeyi başarmışlardır.
küba örneğine bakalım mesela, ilk anlamda bu başkaldırının kimse ''komünist'' bir başkaldırı olduğunu savlayamaz. zira açık bir şekilde ne olduğunu kendisi ortaya koymaktadır. çürümüş bir yönetime karşı girişilmiş yurtsever bir harekettir. sierra maestra bildirisi ilgilenenler için gayet güzel bir kaynak olacaktır. keza bu hareketin ilk evrelerinde psp'de yer almamıştır. yani küba komünist partisi işin içerisinde bile değildir.
castro hareketi ilk elden şunu savunuyordu; ''küba'nın iç işlerine herhangi bir yabancı elin karışmasına düşman olma ilkesi''! ve fidel bu programını ulusçu ve ilerici bir program olduğunun altını bizzat kendisi çizmektedir. pek çok siyaset bilimci sierra maestra'da verilen sözleri solcu, ulusçu bir hareket olarak betimler ve altını çizer. ancak konumuz küba olmadığı için bunların şimdilik ayrıntılarına girmiyorum. gerekirse gireriz!
peki, bu hareket daha sonra ne noktaya gelmiştir? sosyalist bir küba'ya zemin hazırlayabilecek bir yol haritasını çizebilecek bir noktaya!
yurtseverlik, antiemperyalizm bakışı kendisini sol iktisatla ve bakışla bütünlemiş ve devrimin nihai çizgisi belli olmuştur.
sıçrama tahtasını iyi kullanmış ve belirli bir noktaya gelmişlerdir.
küba'daki öznel ara parantezden sonra tekrar konunun ana akışına dönelim;
en başta belirttiğim ve devrimlerin çıkış noktası olarak gördüğüm devrimcilerin, genel itibarıyla nasıl bir rol oynadıklarına bakalım; fransızlar açısından olaya fransız sosyalist jean – jaures şöyle bakıyor;
“jakoben liderler, aslında terörü legalleştirerek ve radikalleştirerek çok daha korkunç olabilecek bir halk terörünü önlemek istiyorlardı. jakobenler, aydınlanma düşüncesinin henüz dar bir elitin sınırlarını aşmadığı köylü bir toplumda, özgürlük ve özellikle eşitlik ilkesini geniş kitlelere yaymışlardır.” (taner timur, sivil toplum, jakobenler ve devrim, mülkiye dergisi, sayı 219.)
esasen görünüm bizde de büyük farklılık arz etmemektedir. mustafa kemal ve anadolu hareketi de saltanat, hilafet gibi halkı tebaa sayan orta çağa ait kurumları tasfiye etmiş, köklü bir eğitim ve kültür devrimine imza atmış ve benzer bir işlev görmüşlerdir.
yine bu harekete farklı ülkelerin sosyalist liderlerinin bakışı da bu çerçevededir.
stalin, sun yat-sen üniversitesi öğrencileriyle konuşurken çinli öğrencilere şöyle soruyordu; ''nerede sizin kemal'iniz?''
mao zetung ‘`yeni demokrasi'yi kaleme alırken, ''nerede çin'in kemal'i?'' diyordu...
lenin aralof'a mustafa kemal'le ilgili düşüncelerini şöyle aktarıyordu;
"mustafa kemal paşa, tabi ki sosyalist değildir. ama görülüyor ki, iyi bir teşkilatçı. kabiliyetli bir lider, milli burjuva ihtilalini idare ediyor. ilerici akıllı bir devlet adamı. bizim sosyalist inkılâbımızın önemini anlamış olup, sovyet rusya'ya karşı olumlu davranıyor. o işgalcilere karşı bir kurtuluş savaşı yapıyor. emperyalistlerin gururunu kıracağına, padişahı da yardakçılarıyla birlikte silip süpüreceğine inanıyorum..."
rüştünü ispatlamış ve bu konuda söz sahibi devrimciler mustafa kemal hakkında benzeri ifadeleri kullanıyor. konunun uzamaması açısından, fidel'in söylediklerine, bin bella'nın anlattıklarına girmiyorum. ama merak edenler açıp bakabilir ya da gerekirse onlara da gireriz!
1928 komünist enternasyonal programında ''türk devrimi''nin nasıl tanımladığı ve nasıl selamlandığı ise ayan beyan ortadadır!
sosyalist olmak iddiası taşıyan insanların, bu sözleri ve düşünceleri yok saymaya çalışması gibi bir şey olabilir mi?
rus devrimi'nin olgunlaşma sürecinin altında yatan herzen, çernişevski, bellinski gibi isimler de diğerleri gibi bir ön söz özelliği taşırlar. sahiplenilirler.
lenin 1914'te şöyle bir konuşma yapıyor: “ulusal gurur duygusu bize yabancı bir duygu mu? elbette değil! biz, dilimizi ve yurdumuzu severiz... çarın kasapları, soylular ve kapitalistler elinde, güzel yurdumuzun uğradığı hakaretleri, zulmü, aşağılamaları görmek ve duymak bizim için çok acıdır. radiçev'i, dekabristleri, 1870'lerin devrimcilerini kendi içinden yaratmış olan biz büyük rusların, bu zulüm ve aşağılamalara karşı göstermiş olduğumuz direnişten ötürü gurur duyuyoruz.”
şimdi kalkıp, bu cümle içerisinde lenin'in kullanmış olduğu ''biz büyük ruslar'' sözünden ötürü kendisini faşist olmakla suçlayabilecek biri çıkabilir mi? bu mümkün müdür? ama burada ki sahiplenme önemlidir! kendilerinden önce ki devrimcileri nasıl gördüklerini ve onların mirasına nasıl sahiplendiklerini de gözler önüne sermektedir.
sömürgeleştirilmiş ya da yarı sömürge haline getirilmiş bir toplumsal kesitte, toprak ağalarının, feodalitenin, yeni nesil derebeylerinin kol gezdiği, hurafeler ve yobazlığın baskın çıkmaya başladığı bir ortamda sosyalizm hayalinden bile bahsedilemez. emperyalist boyunduruğu kırmış, yobazlığı tasfiye etmiş, antiemperyalist bir mirasa sahip çıkılamamış olmasının acılarını da 68 kuşağı bizzat görmüş, kendi önsözlerini doğru okumuş ve yola koyulmuştur. yöntem yanlışları ve hareketin doğru kurgulanamamış olması konusu ise farklı bir konu olduğu için o kısma da şimdilik girmiyorum.
68 hareketinin bilinen önderleri de kendi topraklarından filizlenmiş olan bu harekete diğer tüm ülkelerde ki devrimcilerin yaptığı gibi sahip çıkmış, onu bir kenara bırakmamıştır.
mahir çayan şu tahlilleri yapar;
kemalizm, emperyalizmin işgali altındaki bir ülkenin devrimci-milliyetçilerinin bir milli kurtuluş bayrağıdır. kemalizm'in özü, emperyalizme karşı tavır alıştır. kemalizmi bir burjuva ideolojisi, veya bütün küçük-burjuvazinin veyahut asker-sivil bütün aydın zümrenin ideolojisi saymak kesin olarak yanlıştır!
kemalizm, küçük-burjuvazinin en sol, en radikal kesiminin milliyetçilik tabanında anti-emperyalist bir tavır alışıdır. bu yüzden, kemalizm soldur; milli kurtuluşçuluktur. kemalizm, devrimci-milliyetçilerin, emperyalizme karşı aldıkları radikal politik tutumdur.
ülkede, kendi solunda, emperyalizme karşı hiçbir devrimci, ulusal-radikal sınıf hareketi olmadığı, dünyada, bugünkü gibi milli kurtuluş savaşlarının destekçisi bir dünya sosyalist bloğunun olmadığı bir evrede, emperyalizme karşı, dünyada ilk muzaffer olmuş bir halk savaşını veren radikal-milliyetçiler, bu bakımdan, ülkemizin -kökeni osmanlı alt bürokrasisinin ilericiliğine dayanan- bir orijinalitesidir. kemalistler için ülkemizdeki, asker-sivil aydın zümrenin jakobenleri diyebiliriz.
ki görüldüğü üzere oda ön sözüne sahip çıkmaktadır. mücadelesinin girizgâhını yapanlara karşı bir devrimcinin alması gereken tavrı takınmıştır...
mahir gibi deniz'de benzer bir konumlandırmayla olaya yaklaşmaktadır. thko savunma metni her şeyi gözler önüne sermektedir;
keza türkiye sosyalist hareketinin öncü isimleri, mehmet ali aybar, hikmet kıvılcımlı, behice boran gibi düşün insanlarının da miraslarına karşı koruyucu oldukları çok net görülecektir ki söylediğim gibi uzamaması için o ayrıntılara da şimdilik girmeyeceğim gerekmesi halinde onları da aktarırız.
netice olarak; mustafa kemal, simon bolivar, jose marti, sun yat-sen, omar torrijos, jomo kenyatta, muhammed musaddık, samora machel gibi önsözler sosyalistler için iyi okunup tahlil edilmesi gereken, olumlu tüm yönleri ile sahip çıkılması lazım gelen, sosyalist olmayan mücadele adamlarıdır ve saygıyı sonuna kadar hak ederler. mustafa kemal ise bu coğrafya üzerinde saygıyı hak eden en önemli figürdür. o yüzden bir sosyalistin 10 kasım saat 9:05'te ülkesini işgalden kurtaran ve bu coğrafyanın zincirlerini kırıp, makus talihini değiştiren tarihi bir figür için saygı duruşunda bulunması ve onu anması kadar doğal bir şey olamaz.
asıl, sosyalist olduğunu söyleyip, bu unsurları görmezden gelerek, mustafa kemal'i yok saymaya çalışanlar ve ona saldıranlardan korkun. onların fikir dünyasını kazıdığınızda altından çok başka şeylerin çıktığını göreceksiniz. selam olsun mustafa kemal'e ve tüm milli kurtuluşçulara!!!
devamını gör...
sineklerin tanrısı
edebiyat tarihinin en iyi romanlarından biri olduğunu düşündüğüm william golding eseri. bir dinozorun anıları ve bir dinozorun gezileri hatıratlarını beğenerek okuduğum mina urgan'ın çevirisi ve son sözü* ile taçlanmıştır. yazıldığı dönemdeki (1950'ler) karanlık atmosferi kurgusuna yansıtan roman, soğuk savaş yıllarında çıkması beklenen nükleer felaket korkusundan beslenir. nitekim sineklerin tanrısı bu felaketin gerçekleşmesi varsayımından hareket etmektedir. farklı ideolojiler (demokrasi, sosyalizm, faşizm) jack, ralph, domuzcuk, roger karakterleri üzerinden alegorik olarak anlatılırken; dini-mitolojik (hz. isa, prometheus) göndermeler simon karakteri aracılığıyla dile getirilir. bunun yanı sıra kötülük kavramının çevresel etkenlerle mi, yoksa insanın özünden mi kaynaklandığı irdelenmektedir. kitabın bana göre tek kusuru, dehşet verici bir konuyu zaman zaman geri plana düşürecek kadar tabiat betimlemelerine boğulmasıdır. iyi niyetli bakarsam "google görsellere tıklamak" gibi bir imkanın olmadığı yıllarda okurlara tropik adalar ve sahip olduğu cengel ortamı daha iyi aktarmak istenmiş olabilir. neticede bir cennet parçasının çocuklar tarafından nasıl cehenneme dönüştüğü ayrıntılarıyla anlatılıyor.
orijinal adıyla lord of the flies'ın etkileyici bir görseli:

not: siyah beyaz ve renkli olmak üzere 2 farklı sinema uyarlaması mevcuttur.
orijinal adıyla lord of the flies'ın etkileyici bir görseli:

not: siyah beyaz ve renkli olmak üzere 2 farklı sinema uyarlaması mevcuttur.
devamını gör...
mahlas değil takma ad
#1514349
dikkat dikkat! bütün kadın yazarlar tarafından engellenen* bu yazar abimiz artık yön değiştirip...hahah
erkekler kendinizi koruyun.*
d: engelleyen erkekler de varmış.
dikkat dikkat! bütün kadın yazarlar tarafından engellenen* bu yazar abimiz artık yön değiştirip...hahah
erkekler kendinizi koruyun.*
d: engelleyen erkekler de varmış.
devamını gör...
dinlenme tesislerinde çalışanların aslında hayalet olması
bir keresinde gece 3'te denizli'de mola vermiştik. leblebici bir amca vardı. amca o kadar güler yüzlü ve huzurluydu ki kesinlikle hayaletti. yaşayan bir insanın o saatte dinlenme tesisinde huşu içinde leblebi satması imkansız.
edit: bu arada dayanamayıp amcanın leblebilerden aldık arkadaşlar. bir on beş dakikamız amcanın halini konuşmakla geçti. valla amcanın sayesinde neşeyle devam ettik yola.
edit: bu arada dayanamayıp amcanın leblebilerden aldık arkadaşlar. bir on beş dakikamız amcanın halini konuşmakla geçti. valla amcanın sayesinde neşeyle devam ettik yola.
devamını gör...
hoş geldin hiperenflasyon
bildiğiniz üzere bu gece hiç olmadığı kadar şaşırtıcı kur hareketleri oldu ve tl, usd karşısında 12.6’yı test edip durdu(bir çoklarına göre fitil attı). peki, türk lirasının değerini hızla yitirdiği son birkaç aydan farklı olarak on ikinci ayın yirmisinde ne oldu?
hepinizin bildiği ve yakından takip ettiği üzere devletimizin ilgili mercii (tcmb) son yıllarda bilmem kaç bin deve yükü kadar altın toplamaktaydı. ve sonunda beklenen oldu. covid ile düşen küresel altın talebi eğilimi azaldığında toplayan milli bankamız, astronomik olarak arttığı anda harekete geçmeye karar verdi (ya da öyle iddia ediliyor). peki ama bunun olası sonuçları çok mu iyi? elbette değil. yani en azından herkes öyle söylemiyor(hiç kimse). bunlardan ilgimi çeken özellikle bir tanesinin öngörüsü ya da twit dizisi linktedir.
link: twitter.com/TheBullduck/sta...
diğer bir deyişle, ucuz iş gücü olarak zirveden düşmüş değiliz. kur hareketleri nedeniyle kafanıza sıkmamanızı umar, iyi günler dilerim.
edit: yıllardır yaşanan kurdaki artışın katmerlendirildiği bir zamanlar japonya merkez bankası'nın elindeki tl'leri ortalama kurun çok çok altından verdiği zamanları hatırlayın ve nedendi diye düşünün ya da düşünmeyip düne bakın. özgür demirtaş'ın da belirttiği üzere, her şey ortalamada...
hepinizin bildiği ve yakından takip ettiği üzere devletimizin ilgili mercii (tcmb) son yıllarda bilmem kaç bin deve yükü kadar altın toplamaktaydı. ve sonunda beklenen oldu. covid ile düşen küresel altın talebi eğilimi azaldığında toplayan milli bankamız, astronomik olarak arttığı anda harekete geçmeye karar verdi (ya da öyle iddia ediliyor). peki ama bunun olası sonuçları çok mu iyi? elbette değil. yani en azından herkes öyle söylemiyor(hiç kimse). bunlardan ilgimi çeken özellikle bir tanesinin öngörüsü ya da twit dizisi linktedir.
link: twitter.com/TheBullduck/sta...
diğer bir deyişle, ucuz iş gücü olarak zirveden düşmüş değiliz. kur hareketleri nedeniyle kafanıza sıkmamanızı umar, iyi günler dilerim.
edit: yıllardır yaşanan kurdaki artışın katmerlendirildiği bir zamanlar japonya merkez bankası'nın elindeki tl'leri ortalama kurun çok çok altından verdiği zamanları hatırlayın ve nedendi diye düşünün ya da düşünmeyip düne bakın. özgür demirtaş'ın da belirttiği üzere, her şey ortalamada...
devamını gör...
arabaşı
kış günlerinin vazgeçilmezidir.her yörede bilinmesede iç anadolu bölgesinde bilinir ve çokça tüketilir.hele ki yanında hamur varsa ve arabaşı çorbası serbest gezmiş hindilerin et suyundan yapılmışsa tadına doyum olmaz.peki neden kış mevsimleri tercih edilir onu şu şekilde açıklayalım;yaz mevsiminde hindi eti lastik gibi olur pek tadı olmaz,ama kışın bu güzel hayvanlar poyraza karşı kabarmayı çok severler buda etlerinin yağ tutmasını sağlar sonuçta çorbasıda çok güzel olur.
devamını gör...
panacea
yunan mitolojisi'nde şifa tanrıçasıdır. tıbbın ve sağlığın tanrısı asklepios'un kızıdır.
devamını gör...
normal sözlük'e veda
başlığı görünce aklıma koç holding'in yakın zamanda sek sütü satması geldi. içimden geçirdim yazarın sek ile ne alıp veremediği var diye.
neyse yolun açık olsun.
neyse yolun açık olsun.
devamını gör...
osman gazi'nin asıl adının ataman olması
tabi kardeşim, adamlar devletinin ismini senden iyi bilecek halleri yok. aslında "devleti atamani" ama vatan haini arap sevenler tarafından "devleti osmani" demişler.
devamını gör...
