istanbul'un fethinin 568. yıl dönümü nedeniyle ayasofya’da ve galata kulesinde sky maping yöntemi ile düzenlenen teknolojik gösteridir.
kaynak
devamını gör...

her fikrin tartışılmasından hoşnut olduğum fakat kısmen alınganlık barındırması nedeniyle katılmadığım başlıktır.

dostlar, öncelikle baştan belirtmek istediğim şey şudur: ben bilirkişi değilim ve böyle bir iddiam ve amacım yok.
sözlerime bu ifademden sonra şu şekilde devam etmek istiyorum.
hepimiz burada eğlenmek, güzel vakit geçirmek ve de birbirimize bir şeyler katmak; tüm bunların sonucunda da sözlüğün bir yerlere gelmesini -sadece popüler olmasını da düşünmeyin- ''birçok kişinin duyması, buraya gelip okurken eğlendikleri, yazar olmak için can attıkları ve sabırsızlıkla yazar alımının açılmasını beklediği anlara kavuşturmayı'' istediğimiz için buradayız.

ben burada ne moderatörlerin ne de adminlerin hiçbirinin sansürcü politika uygulama kaygısı güttüğünü düşünmüyorum. fakat eylem ölçüsüz mü? evet kesinlikle ölçüsüz bunu bir başka başlıkta belirtmiştim zaten. fakat samimiyetle moderasyon ''yazar alımı açık olduğu için banlamak pek bir işlevsel değil'' türevinde bir cevap yazdı, bana değil tüm herkese.
öncelikle açıklamayı çok samimi bulduğumu bir yandan da hak verdiğimi belirtmek isterim.

güneş batmadan doğmaz, hiçbir doğum sancısız olmaz. lütfen, sözlüğümüzü heba etmeyelim, gerilmeyelim.

özgürlük güzeldir, liberal pencereden bakan birisi olarak söylüyorum bunu. fakat bırakınız yapsınlar, isteyen her istediğini yapsın dediğinizde dezavantajlı gruplar nasıl kendini geliştirme fırsatı bulacak?
otoritenin neye ne kadar müdahale etmesi gerektiği de aynı şekilde liberalizmin konusudur.

siyasi, dini, hayat görüş ve açılarımız birbirinden farklı olabilir; ki ben bundan gurur duyuyorum!
hepimiz her şeyimizle güzeliz. lütfen serin kanlı olalım.

haddi aşmadan, her şeyin açıkça söylenebildiği bir platformu arzuluyoruz, hepimiz!
sen, ben, o herkes moderasyon ekibi adminler herkes bunu istiyor, bundan şüphem yok. o zaman bu iradeye sahip çıkalım.

bu kadar yazdım daha da bu kadar uzun yazmayacağım. sürç-i lisan ettiysem affola. nacizane.

sevgi ve saygılarımla.
barış.

edit: başlık bana kalmış ya hahaha.
devamını gör...

dün akşam ilk nickaltını girecektim, biraz daha izlenim edineyin dedim. geç kaldık, gece ikide adama nickaltı girmek akıllarına gelmiş ya.. neyse, kendisiyle freud okumalarım bitince, eksik hissettiğim yer olursa biraz sohbet etmek isterim, şimdilik severek takip ettiğim bir yazar.
devamını gör...

minnacık bebeğin eline tablet vermemektir. her yönden çocuğuna iyi bir örnek olmaktır. mutlu, huzurlu ve sevgi dolu bir aile ortamı sunmaktır.
çocukta görülen davranışlar ebeveynlerden örnek aldığı davranışlardır. ebeveynlerin her davranışı çocukta etki bırakır.
çevresel faktör etkisi tabi ki olabilir. ancak, çevreye karşı yapacağı doğru yanlış her davranışta ve kararda yine ebeveynin rolü vardır.
çocuklar ciddi sorular sorarlar ve ciddi cevaplar beklerler. soruyu geçiştirirsen iletişimini kaybedersin, çocuk da o soruyu başkalarına sorup yanlış cevaplar alabilir.
çocuğa başına ne gelirse gelsin onu hep seveceğini, hep yanında olacağını söylemek gerekir.
çocuk sevgi ile büyür. onu cesaretlendirmek, hevesini kırmamak gerek. çocuk özgüvenini kaybederse fikrini söylemeye çekinir. kendini ifade edemediği için hayat boyu başarısız olur.
sözlükte bile "ya eleştiri gelirse" diye yazamaz. karşı cinsten birini sevse bile ona açılamaz.
çocuğun yeteneklerini keşfedin ve üzerinde çalışıp geliştirin. onu bir birey olarak yetiştirin.
güzel sevmesini öğretin. vicdanlı olmasını öğretin. sevgiyi bilen çocuk kimseye zarar vermez. kendi ayakları üzerinde durmayı öğrettiğiniz vakit hayat boyu rahat eder.
iyi bir eğitim okuldan önce anne babada başlar. öğretmenler "6 yaş çocuk eğitmek için çok geç, ailesi hiç eğitmemiş ki ben nasıl eğiteyim" derler.
siz çocuklarınızı prens/prenses diye büyütüyorsunuz, sonra da gerçek sanıyorlar. çocuğa kendinden başkalarına nasıl davranacağını öğretmek ebeveynlerin görevidir.
bir hayvana nasıl yaklaşılacağı ya da bir çiçek koparılmadan nasıl doğa sevgisi aşılanacağı çocuğun ileride karakterini etkileyecek etmenlerdir.
dolayısıyla canlılarla kurduğu ilişkiyi anne-baba olarak baştan şekillendirmek en doğru yoldur.
hatalı çocuk yoktur hatalı ana ve baba vardır.
devamını gör...

squash diyince *

şimdi şöyle bir konsepti var bu sporun, özel bir zemin ve duvar filan gerektirdiği için üst segment spor salonlarında var, başlığı görünce direk aklıma geldi, bu o kadar çok anlatmak istediğim bir hikayedir ki
eşi benzeri yok..

en son çalıştığım işyerimde, bir müdürüm vardı, dış ticaretle birlikte finans işini de kabul etmiştim mecburen (yalnız yaşıyorum o zaman) benim için mali işler departmanı, pavyona düşmek gibi bir şey (yani esas işim değil o yüzden, sadece mecbur kaldığımdan, istemeyerek çalıştığım için, benim kendi işim çok hareketli, sabit durup aynı şeyi sürekli yaparken, içimden ağlıyorum ben (u: ?) bu müdürümde benden 2 yaş büyük, evli bir kadın ama çok iddialı, bana ikide bir diyorki ben isteseydim tek başıma yaşardım ama hiç öyle bir şey istemedim, senin ailen de istanbulda, nerden aklına geldi filan, (bırakın yapabileceğini, böyle bir şeyi hayal edebileceğini bile beni tanıyınca farketti) bu arada tipimden ve tarzımdan dolayı, bana kız sosyete sen bilirsin, avm kadını filan diyor (benim özel bir çabam asla yok, tipim zengin görünüyormuş)

şimdi bu kadın, bizi yanına çağırıp çağırıp, şu elbisemi güzel, bumu, amaaan kaç para ki, ikisinide aldım gitti filan diyor, sonra bu bir spor salonuna yazıldı, oradan kulüp diye bahsediyor ama bize :) bir gün havuzunu anlatıyor, bir gün kafesini, işte spor yapmasak da gidip takılıyoruz eşimle filan diyor, çok eğleniyoruz diyor, ikide bir, yıllık fiyatını söyleyip, onlar için ne kadar önemsiz bir rakam olduğunu anlatıyor, sizde yazılın ödersiniz ya, ben indirim yaptırırım, bişey değil filan diyor...

yine bir gün bu spor salonundan bahsederken, açmış internetten web sitesini, dediki gelin bakın gösteriyim size, (sanki çok merak ediyormuşuz gibi) salonun girişteki bankosunu, bekleme koltuklarını filan gösteriyor, bakın diyor çok lüks bir yer, dekorasyonu filan çok güzel *
ben bir iki saniye baktım ve dedimki,

me : squash varmı?
müd : o ney...
me : hani varya böyle odada tenis gibi duvara topu atıyosun
müd : nasıl yazılıyor (web sitesinde aradı)
me : squ.... ajhgffbkkl
müd : yokmuş... seninde bilmediğin yok (hüsran+sinir+şişmek+düşen surat)

ya gerçekten onu bozmak için sormamıştım ama gerçekten...
üzüldüm de sonra, bir hevesle bize hava atacak, kendini tatmin edecekti ama
olmadı *
devamını gör...

#1148988
size inat ayrılmaması gerek bence böyleleri. ithamlarınız öyle ötekileştirici ki. sizin gibi, bu arkadaş gibileri vs siz kimsiniz ya? yozlaşmış inanç ne demek kardeşim!? artık cidden dayanamıyorum sürekli islamı yaşayan yayan yahut fikriyle yer edinmeye çalışan insanların üzerine basmaya, geri plana atmaya, yozlaşmış yobaz demenizden sıkıldım. sürekli ayrıştırılmaktan da sıkıldım. sen kendini ne zannediyorsun kardeşim?! iki afilli cümle kurmuşsun diye orda bir halt mı oldun?! eşşek gibi saygı duymasını öğreniceksiniz inançlı dindar insanlara. ne giden arkadaşı savunduğumdan ne sadece bu tanımı yazana bu laflarım. ben bıktım sürekli müslüman kimliğim yüzünden bakışlara maruz kalmaktan ötekileştirilmekten, genellemeler içine alınmaktan. hristiyan yahudi ne nane yiyor haberimiz yok saygıda kusurda yok. ama benim yaptığım rabıtadan, kıldığımız namazdan, gittiğim medreseden, bağlandığım tarikattan sizene ya!? sürekli başlıklar görüyorum, yok tarikatlara bağlanma sorunsalı. yok 4 halifeden 3 ünün öldürülmesi. ya siz misiniz yazar burda!? iki laf yazınca nefret eylemi ayrıştırıcılık yapınca, iki bi seks ve sevişme ile ilgili bilgi sahibi olup birde deneyimleyince elit mi oluyorsunuz ya?! ya da şey medeni!? ben kimseye dini inancı ispata zorlamıyorum! ama sizin bu inançtan islamsidan soğutma çabanız nedir ya!? dışarıda gezemeyiz laf edersiniz; sizin dışarıda ne işiniz var diye, kapanırız; bu sıcakta niye böyle giyindin dersiniz, namaz kılarız; yaşlanınca kılarsın dersiniz?! yahu bunca düşmanlık yapan sizler, ben miyim gerici? ben ahireti düşünürken ben miyim gerici?! ben senin şortuna taytına laf etmez, en fazla kafamı çevirirken ben miyim gerici yobaz ya?! yeter artık.
devamını gör...

kur’an-ı kerim'i baştan sona kadar okuyarak ya da ezberden söyleyerek bitirmek.
devamını gör...

yemin ederim anne kuzusu sevgiliden çektiğimiz kadar hiçbir şeyden çekmedik. bir şey yapacaksın ama annesi mutlaka bir yerden engel mani oluyor. ölüm değilde ne bu durum. hayır insan çok sevdiği için bir şey de yapamıyor ki
devamını gör...

elektromanyetik bir dalga olan ışığın 2 bileşeni olan yatay ya da dikey bileşenden sadece birinin geçmesine izin verilen camdan yapılan gözlük türü. özellikle gözün fazla etkilenmemesi gereken fazla ışık alan ortamlarda kullanışlıdır.

***

hayat kurtaran bir bilgi vereyim yeri gelmişken (!). sağda solda polarize olduğu iddia edilen gözlükler satan birini görür ve fiyatının düşük olmasından dolayı bu gözlüklerden almak isterseniz, gözlüğün gerçekten polarize olup olmadığını anlamanızın basit bir yolu var. gözlüklerden ikisini elinize alın, birini dikey, diğerini ise yatay tutarak camlarını üst üste getirin. eğer karşınızda kapkara bir manzara varsa, yani hiçbir şey görmüyorsanız gözlükler polarizedir. eğer camın diğer yanını görüyorsanız, satıcıya 2 çift laf edebilirsiniz.

daha da özet tüyo: ucuz polarize gözlük olmaz *
devamını gör...

(bkz: bir gün sağcı bir gün solcu bir gün feminist bir gün komünist olan sözlük)
edit: kuyruk acısı olan yazar beyanı. birilerinden ret yemiş anlaşılan.
devamını gör...

kafa sözlük yönetiminin mayıs ayı sonlarına doğru yürürlüğe koyduğu yeni kurallar çerçevesinde, kurallara ve gereksinimlere uygun tanımların madalya almasıyla bu tanımların evrildiği yeni durum.

bu gereklilikler aşağı yukarı şu şekildedir: tanım 150 kelimeden uzun olmalı, tanınm kitap- film kategorisi (kitap, dizi-film, müzik, bilgi) ve bilgi kategorisi içerisinde olması ve tanımın tamamen özgün olması.

bu çerçeveler dahilinde, moderasyon tarafından değerlendirilen tanımlar eğer belirtilen şartları sağlıyor ise, madalya ile ödüllendirilmektedir.

madalyalı tanım giren yazara her madalya için 20 ekstra karma puanı verilir. her yazarın profilinde kaç madalyalı tanıma sahip olduğunun görülebileceği bir bölüm mevcuttur. bu bölüm, yazarın madalya sayısı ve madalyalı tanımlarına ulaşılabilecek bir kısayola sahiptir.

ayrıca puan tablosuna; madalyalı yazarlar ve kaç madalyaya sahip olduklarına ve bu madalya sayısına tıklandığında yazarın madalyalı tanımlarına ulaşılabilmesini sağlayan yeni bir sekme, iko tarafından eklenmiştir.

madalyalı tanım ve madalyalı yazar özellikleri, sözlüğün tanım kalitesinin yükseltilmesi ve yazarlara daha kaliteli içerikler girmeleri için bir motivasyon kaynağı olarak görünmektedir.
devamını gör...

ne ritüeli ne kutlaması.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

üniversite yıllarıma denk gelen yonca lodi şarkısı.*


hadi kalk gel bul bir bahane
birazcık heves biraz cesaret
ilk günkü gibi duruyor hala
kalbin ömürlük bende emanet
devamını gör...

yaygın bilinenin aksine budizm bir din değildir. bir felsefe veyahut inanış biçimi olarak adlandırılması daha doğru olur. vikipedi'de bir dindir diye tanımlanmış olsa da(aynı şekilde yüzeysel bakışla google'da) bir prens olarak doğan siddhartha'nın yaşam öyküsünün sonucunda, kendisinin vardığı kanıya, hayat felsefesine yönelik yaratılmış, düşünsel olarak evrimleştirmiş olduğu sistemdir. doktrinsel kaynaklarda din olmadığı vurgulanmaktadır aynı zamanda.

ilgili olarak: (bkz: panteizm)
devamını gör...

sözlüğün meşhur yazarları sıraya girsin.
devamını gör...

alcatrazdan, 14 farklı kaçma girişiminde 36 mahkum kaçmaya çalıştı. 23 kişi yakalandı,6 tanesi vuruldu, 5 kişinin ise boğulduğu varsayılıyor.

al capone, doc barker, george kelly, robert franklin stroud, bonnie ve clyde ikilisinin şoförü floyd hamilton ve alvin karpis gibi isimleri ağırlamış önemli bir yerdi. ve kaçması imkansıza yakındı.
san fransisco'ya 2.4 km mesafede bulunan bu ada, 9 hektardan oluşuyor.

1934 yılında federal hapishane olarak ilan edilen alcatraz'a , disiplini sağlamak amacıyla yeni mahkum getirilmeyip, en ünlü ve kötü şöhretli 196 mahkumun getirilmesi ile hikayemiz başlıyor.

etrafı şiddetli okyanus akıntıları, köpek balıkları ile çevrili adanın, yüksek falezlerinden suya daldığınızda ölmezseniz, okyanus suları sizi kayalar vurur öyle ölürsünüz. haydi diyelim öyle ölmediniz, en yakın kıyıya 2.4 km lik yüzme sonunda köpek balıkları ve yüzme yorgunluğundan boğulmazsanız karaya çıkabilirsiniz.
tabi bunları yapmadan önce, günün 23 saati kaldığınız hücreden çıkmanız ve hapishanenin yüksek dış duvarlarını da aşmanız gerekiyor.
bunun imkansız olduğunu düşünüyoruz. oradan kaçmak gerçekten bir ütopya...

bu sebepten 5 kişinin kayboldoğu varsayılmıştı. john ve clarance angin frank lee morris'te dahil olmak üzere. 1 haziran 1962 'de alcatraz'dan kayboldukları varsayılıyor.

2015'te anne aglin'e gönderilen yılbaşı kartlarına kadar. el yazıları angin kardeşlerle uyuşan bu kartlardan sonra; angin ailesi birde brezilyadan gönderilmiş bir fotoğrafında olduğunu söylüyorlar. bu foto inceleniyor ve kardeşlerin 1975'te brezilyada olabileceği söyleniyordu.

2015 yılında ise, gizliliği kaldırılmış fbi dosyalarında, 1965'te fbi müdürü edgar hoover'ın yazdığı bir rapor dikkat çekiyordu;
''angin kardeşler brezilyada olabilir.''
bugün alcatraz adası ve alcatraz hapishanesi, yılda 750 bin ziyaretçinin gittiği bir müze ve 1982 yılından beri golden gate ulusal dinlence bölgesi’nin bir parçası olarak kullanılmaktadır.
''
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel''
devamını gör...

futbolcular ve siyasetçiler.
devamını gör...

gü nay dın.

bazı kokular çok çirkin. mesela; sigara kokusu. en güzel kokularımı sürünmüş, minibüs bekliyorum. adamın biri pöfür pöfür sigara içiyor. içsin tabii, kendini zehirlenmesine sözüm yok da beni dumanıyla zehirlemesi biraz canımı sıktı. onu bunu geçtim, üstüme sinmiş bile olabilir. üzerime sinen kötü kokuları sevmiyorum. şu an başım ağrıyor.

gü nay dın.

güne dinlenememiş başladım. günü sorguladım. salı. salı sallanır. pazartesinin rehaveti üzerinde. semt pazarı var. kalabalık. bugün pazara girebilirim. akşam pazarı. tezgahta kalan son ürünler. bitse de gitsek diyen pazarcılar. bağıranlar çağıranlar. şehrin keşmekeşi. her şey kaostan ibaret.

gü nay dın.
bugün güzel bir şey olacak gibi. kendimi mutlu hissetmek istiyorum. güzel haberler alsam, alsak. hadi bakalım.

son olarak tekrar gü nayyyyyy dınnnnnnnn*
devamını gör...

inanmayan kişi edebi azapla tehdit ediliyor, buna karşın ondan saygı duyması isteniyor. biraz fazla ironik değil mi sizce de?
devamını gör...

kesinlikle ve kesinlikle oğuzhan uğur'un borç harç filmidir. kendi isteğimle gitmemiştim zaten. hikayesini de anlatayım hatta:

ocak ayının karne gününde okula gittik ve karnelerin saat 14'te dağıtılacağını öğrendik 2 arkadaşımla. sinemaya gitmeye karar verdik ve yakınımızdaki bir avm'ye gittik. aquaman filmi de vardı ama onun saati bize pek uygun değildi ama geç kalsak da pek sorun olmazdı sadece biraz geç alırdık karneleri. ben ve bir arkadaşım aquaman filmini izleyelim dedik ama diğer arkadaşım bu filmi izlemek için tutturunca biz de merak ettik ve izledik.

o kadar iğrenç bir filmdi ki midemiz bulandı ya. boşu boşuna 2 saatimiz gitmişti.

işte böyle sözlük.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim