normal sözlük yazarlarının süper güçleri
istemediğim,kafamdan atmak istediğim her türlü anıyı ve insanı silebiliyorum hafızamdan.bazen istemsiz yapsam da bunu gerçekten işime yarıyo doğrusu.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
infilak- edip cansever
ben gidince hüzünler bırakırım
bu senin yaşadığındır
bir ev sıkılır kadınlardaki
bir adam sıkılır kadınlardaki
seni sevmek bu kadar mı
o benim yaşadığımdır.
bazan da bir yerde kuşlar vardır
ne uçmak, ne görünmek için
bir karanfil pencereyi deler
bir kapı kendiliğinden kapanır
istesek sevişirdik, ama olmadı
biz değil yaşayan acılardır.
gitsem de her yerde biraz vardır
hatırda zamansız bir plak
bir otel kapısı, biraz istasyon
vardır o seninle birlikte olmak
buluşur çok uzaktan ellerimiz
ve nasıl göz gözeyiz ansızın bir infilak.
ben gidince hüzünler bırakırım
bu senin yaşadığındır
bir ev sıkılır kadınlardaki
bir adam sıkılır kadınlardaki
seni sevmek bu kadar mı
o benim yaşadığımdır.
bazan da bir yerde kuşlar vardır
ne uçmak, ne görünmek için
bir karanfil pencereyi deler
bir kapı kendiliğinden kapanır
istesek sevişirdik, ama olmadı
biz değil yaşayan acılardır.
gitsem de her yerde biraz vardır
hatırda zamansız bir plak
bir otel kapısı, biraz istasyon
vardır o seninle birlikte olmak
buluşur çok uzaktan ellerimiz
ve nasıl göz gözeyiz ansızın bir infilak.
devamını gör...
ayın en çalışkan 10 yazarı hakkında ne dediler
yüzde 80 i kadın olan liste. liyakat yok. tanımların içeriğini geçtim 'höt' yazsa 50 like alacak kişiler ilk 3 hele. müthiş güvenilirliği tam liste. liste gibi liste.
devamını gör...
uzun tanımlarını görsellerle destekleyen yazarlar
olması gereken yazarlardır.
mesela film tanımı giriyorum hemen afişi ekliyorum. görsel önemli. bazı bilgileri görsellerle desteklemek daha önemli.
yazının yetmediği yerler olabiliyor. görsel dozunda kullanılırsa acayip oluyor.
haa tabii siteye ayak atanlar. siteye tatlı olmayan ama tatlı zannedilen evcil hayvanını atanlar var. onları kast etmiyorum.
mesela film tanımı giriyorum hemen afişi ekliyorum. görsel önemli. bazı bilgileri görsellerle desteklemek daha önemli.
yazının yetmediği yerler olabiliyor. görsel dozunda kullanılırsa acayip oluyor.
haa tabii siteye ayak atanlar. siteye tatlı olmayan ama tatlı zannedilen evcil hayvanını atanlar var. onları kast etmiyorum.
devamını gör...
the void (kısa film)
bir jörgen persson ve niels a. wetterberg filmidir.

philips parseller lines ve ridley scott işbirliği ile düzenlenen tell it your way yarışmasının finalistlerinden bir diğeridir. daha önceki tanımlarda finalistlerden ultimate unicorn ve lilicorne’dan ve yarışmanın galibi olan porcelain unicorn’dan bahsetmiştim.
üç dakikalık kısa filmlerle katılınabilen bu kısa film yarışmasında sadece altı özel cümlenin kullanılmasına müsade var kısa film boyunca:
what’s that?
ıt’s a unicorn.
never seen one up close before.
beautiful.
get away, get away.
ı’m sorry.
her filmde bu cümlelerin nasıl kullanılacağını beklerken bu filmin ters köşesi unicorn’a yüklenen anlam ve filminin beklenmedik sonu oldu benim için. güzel güzel izlerken hiç beklenmedik bir finalle filme olan sempatim arttı.
bu kısa film bir savaş esnasında siperde ölmek ve öldürmek için bekleyen ve savaşa anlam veremedikleri her hallerinden belli olan iki arkadaşın hikayesi. zaten savaşa anlam vermek pek mümkün değildir.
daha önce karşımıza bir dövüş sanatı hareketi, bir porselen biblo ve bir maske olarak çıkan tek boynuzlu at bu sefer öldürücü ya da anlam veremediğimiz gücü çok yüksek olan teknolojik bir silah olarak çıkıyor karşımıza.
insan ırkının tehlikeli ve korkunç şeylere sevimli isimler vererek ırkdaşlarına sadece fiziki değil ruhsal zarar verme yeteneği takdire şayandır. fat man ve little boy’u hatırladınız mı?
the void

philips parseller lines ve ridley scott işbirliği ile düzenlenen tell it your way yarışmasının finalistlerinden bir diğeridir. daha önceki tanımlarda finalistlerden ultimate unicorn ve lilicorne’dan ve yarışmanın galibi olan porcelain unicorn’dan bahsetmiştim.
üç dakikalık kısa filmlerle katılınabilen bu kısa film yarışmasında sadece altı özel cümlenin kullanılmasına müsade var kısa film boyunca:
what’s that?
ıt’s a unicorn.
never seen one up close before.
beautiful.
get away, get away.
ı’m sorry.
her filmde bu cümlelerin nasıl kullanılacağını beklerken bu filmin ters köşesi unicorn’a yüklenen anlam ve filminin beklenmedik sonu oldu benim için. güzel güzel izlerken hiç beklenmedik bir finalle filme olan sempatim arttı.
bu kısa film bir savaş esnasında siperde ölmek ve öldürmek için bekleyen ve savaşa anlam veremedikleri her hallerinden belli olan iki arkadaşın hikayesi. zaten savaşa anlam vermek pek mümkün değildir.
daha önce karşımıza bir dövüş sanatı hareketi, bir porselen biblo ve bir maske olarak çıkan tek boynuzlu at bu sefer öldürücü ya da anlam veremediğimiz gücü çok yüksek olan teknolojik bir silah olarak çıkıyor karşımıza.
insan ırkının tehlikeli ve korkunç şeylere sevimli isimler vererek ırkdaşlarına sadece fiziki değil ruhsal zarar verme yeteneği takdire şayandır. fat man ve little boy’u hatırladınız mı?
the void
devamını gör...
öteki
kanlı canlı biri vardı bugün karşımda.
öteki.
ben kimim?
ah ben işte ben buyum diyerek kendimi konumlandırdım mı?
tam karşısına mı?
karşıtı?
yanında?
berisinde?
uzağında…
kendimizi konumlandırdığımız noktalardan baktığımızda öteki neremizde duruyor biri bana söyleyebilir mi? baktığımızda ne görüyoruz? gördüğümüzde ne diyoruz? tekmeler tokatlar sözler küfürler…
havada mı uçuyor?
temel değerler nerede?
hangi temel değerlere sığındı?
kendime dair. ona dair. insanlığa dair. devletlere dair. sistem gibi görünen kaosa dair. insanın içindeki çirkinliklere… gözlerinin ışıltısına. gözlerinin ışıltısı arkasında ki kararlılığa. cildinin yer yer kırışıklığındaki öykünün izlerini sürmeye cesaret edemeyişime dair yazmak istiyorum sayfalarca. pençelerden kurtularak. ama yazamayacağım, yazmayacağım.
çünkü o kadar bilgili değilim.
bugün bir insan tanıdım,
öteki
gerçekten tanıdım mı?
kanlı canlı karşımda oturdu. anlattı hayat hikayesini. çokça dinledim. çokça izledim. gözlerindeki kararlı bakışları. öfkesinin tırmıklarında ışıltı vardı diyorum size ve o sırada yaşamın sevdiğim ahengi esti de esti tepemizden.
öteki.
ben kimim?
ah ben işte ben buyum diyerek kendimi konumlandırdım mı?
tam karşısına mı?
karşıtı?
yanında?
berisinde?
uzağında…
kendimizi konumlandırdığımız noktalardan baktığımızda öteki neremizde duruyor biri bana söyleyebilir mi? baktığımızda ne görüyoruz? gördüğümüzde ne diyoruz? tekmeler tokatlar sözler küfürler…
havada mı uçuyor?
temel değerler nerede?
hangi temel değerlere sığındı?
kendime dair. ona dair. insanlığa dair. devletlere dair. sistem gibi görünen kaosa dair. insanın içindeki çirkinliklere… gözlerinin ışıltısına. gözlerinin ışıltısı arkasında ki kararlılığa. cildinin yer yer kırışıklığındaki öykünün izlerini sürmeye cesaret edemeyişime dair yazmak istiyorum sayfalarca. pençelerden kurtularak. ama yazamayacağım, yazmayacağım.
çünkü o kadar bilgili değilim.
bugün bir insan tanıdım,
öteki
gerçekten tanıdım mı?
kanlı canlı karşımda oturdu. anlattı hayat hikayesini. çokça dinledim. çokça izledim. gözlerindeki kararlı bakışları. öfkesinin tırmıklarında ışıltı vardı diyorum size ve o sırada yaşamın sevdiğim ahengi esti de esti tepemizden.
devamını gör...
kistik fibrozis
otozomal resesif geçişli, ekzokrin salgı bezlerinde fonksiyon bozukluğu ile karakterize birçok sistemi tutan bir hastalıktır. ekzokrin bezleri etkilediği için solunum, gastrointestinal sistem ve üreme sisteminde fiziksel değişime neden olur. hastalığın kesin bir tedavisi yoktur. tedavide amaç yaşam kalitesini yükseltmek ya da olan standartları devam ettirmek, solunum fonksiyonlarını sağlamak, enfeksiyon oluşumunu engellemektir.
-bu hastalığı oldukça iyi anlatan five feet apart filmini izlemenizi de tavsiye ederim.
-bu hastalığı oldukça iyi anlatan five feet apart filmini izlemenizi de tavsiye ederim.
devamını gör...
caligo
sis
uyur tanrılar ben geçerim uykularından
durmuştur saatler
eski bir alışkanlıktır
içimdeki ölüleri toplarım
kalabalıktır kadınlar
bir kurşun,
vazgeçer kendinden bir çiçek
ya bu ellerin elsizliği
bulanık mağaralar
ya bu ibresi bozuk pusulalar
bulutlar ve kuşları göğün
çoğul bir uykudur
organik yaşam
bir türlü geçmeyen geçmiş zaman
pıhtılaşmış felâket
benlik zamanı
uyanır tanrılar
yedinci dem şiiridir. *
uyur tanrılar ben geçerim uykularından
durmuştur saatler
eski bir alışkanlıktır
içimdeki ölüleri toplarım
kalabalıktır kadınlar
bir kurşun,
vazgeçer kendinden bir çiçek
ya bu ellerin elsizliği
bulanık mağaralar
ya bu ibresi bozuk pusulalar
bulutlar ve kuşları göğün
çoğul bir uykudur
organik yaşam
bir türlü geçmeyen geçmiş zaman
pıhtılaşmış felâket
benlik zamanı
uyanır tanrılar
yedinci dem şiiridir. *
devamını gör...
ayçiçek yağı fiyatlarının uçması
bir ara reklamlarda çok fazla ayçiçek yağına yönelik reklamlar vardı. ayçiçek yağı çok hafif olduğu için işte "uçuran lezzet" vb. şekilde tanımlanıyordu. slogan: tüm türkiye'yi uçuran hafiflik idi. sanırım çok önceden mesajları vermişler bize her zamanki gibi. çipleri böyle takmışlar zaten...
fiyatlarla birlikte biz de uçuyoruz, cebimizdeki paralar da uçuyor.
fiyatlarla birlikte biz de uçuyoruz, cebimizdeki paralar da uçuyor.
devamını gör...
mine tugay
saç rengi ve teninin uyumu harika. çok beğeniyorum kendisini.
devamını gör...
türk dizilerinin olmazsa olmazları
zengin çocuk fakir kıza aşık olur. kız biz ayrı dünyaların insanıyız edebiyatı yapar . çocuğun ailesi kızı aşağılar , hor görür , soyadımıza layık değil derler . ve mutlu son evlenirler .
devamını gör...
green day
1987 yılında kurulmuş bir punk rock grubudur. albümleri abd'de 23 milyon, dünya çapında 70 milyon satmıştır ve bu sebeple tüm zamanların en başarılı punk rock grubu unvanını almışlardır.
american idiot adında şahane bir albümleri bulunmaktadır. çıkış yaptığı sene en iyi rock albümü seçilmiştir.
american idiot adında şahane bir albümleri bulunmaktadır. çıkış yaptığı sene en iyi rock albümü seçilmiştir.
devamını gör...
popüler olmayan sözlük yazarlarının yazma amacı
kitap var diye gelmiştim, baktım eğlenceli bir yer devam edeyim dedim. evet.
devamını gör...
marihuana
new york'ta dün itibarıyla rekreasyonel ya keyfi kullanım için yasal engeller kalkmıştır.
yasaya göre, bireyler keyfi amaçlı kullanım için üzerinde 85 gram marihuana bulundurabilecek.
kaynak için buradan
bu da ilk kullanımlardan:
yasaya göre, bireyler keyfi amaçlı kullanım için üzerinde 85 gram marihuana bulundurabilecek.
kaynak için buradan
bu da ilk kullanımlardan:
devamını gör...
uğur gallenkuş
1990 nigde dogumlu fotograf sanatcisi. yaptigi kolaj calismalariyla unu dunyaya yayilmis durumda. cunku calismasinda ele aldigi konular cok cok anlamli...dunyanin iki keskin cizgisini birlestirerek iyi ve kotu yanlarini, toplumsal sinif farkini, ulkeler arasindaki kaliteli yasam ve yasayis catismasini hatta dunya duzenindeki adaletsizligi ele almakta. fotograflarin geneli projeksiyon ve kolaj calismasiyla tasarlanmis. internetten yer alan bilgiye gore bu tur fotograflara aylan bebegin haberinden etkilenerek baslamis. kolaj calismalarinda ozellikle orta dogu ulkelerini ele aliyor. tasarimlarini ise "paralel evren" serisi olarak adlandirmis. bildigim kadariyla calismalarini hikaye ve resimleriyle birlikte kitap haline getirip resmi web sitesinde satmakta. asagidaki fotograflarda bizzat sanatcinin calismalari, kullandigim profil resmi de dahil...


















devamını gör...
hobbiton
yüzüklerin efendisi serisinin hayranı olarak başlığını açtığıma çok mutlu olduğum, gerçek olamayacak kadar güzel olan hobbit köyünün adıdır. yeni zelanda'nın kuzeyinde bulunan bu köy aslında altı bin nüfuslu matamata kasabasının yakınında yer alan bir açık hava stüdyosudur ve köyün tam ismi hobbiton movie set'tir.
peter jackson yüzüklerin efendisi serisinin çekilmesi için uygun bir yer ararken burayı keşfetmiş. çiflik, set olmadan önce bizim bildiğimiz koyun otlatılan bir mera alanıymış. jackson çiftliğin sahibi ile bir anlaşma yapmış ve yapılan anlaşma sonrasında film çekilirken yeni zelanda ordusundan yardım istenerek köye giriş çıkışlar yasaklattırılmış. film yayınlandıktan sonra yüz binlerce kişi tarafından ziyaret edilmiş tabi.
bölgenin ticaretle uğraşan kişileri setin gördüğü ilgi karşısında kollarını sıvamışlar; öyle ki bugün bölgede hobbit turizmi temalı on yedi işletme bulunuyor.
ölmeden önce gitmek istediğim yerlerin başında yer alan hobbiton köyüne madem şimdi gidemiyoruz birazcık fotoğraflarına bakalım;







şuradan köyün resmi sitesine gidebilir çok detaylı bir şekilde inceleyip kendinizi orada gibi hissedebilirsiniz; hobbitton'a gider^^
peter jackson yüzüklerin efendisi serisinin çekilmesi için uygun bir yer ararken burayı keşfetmiş. çiflik, set olmadan önce bizim bildiğimiz koyun otlatılan bir mera alanıymış. jackson çiftliğin sahibi ile bir anlaşma yapmış ve yapılan anlaşma sonrasında film çekilirken yeni zelanda ordusundan yardım istenerek köye giriş çıkışlar yasaklattırılmış. film yayınlandıktan sonra yüz binlerce kişi tarafından ziyaret edilmiş tabi.
bölgenin ticaretle uğraşan kişileri setin gördüğü ilgi karşısında kollarını sıvamışlar; öyle ki bugün bölgede hobbit turizmi temalı on yedi işletme bulunuyor.
ölmeden önce gitmek istediğim yerlerin başında yer alan hobbiton köyüne madem şimdi gidemiyoruz birazcık fotoğraflarına bakalım;







şuradan köyün resmi sitesine gidebilir çok detaylı bir şekilde inceleyip kendinizi orada gibi hissedebilirsiniz; hobbitton'a gider^^
devamını gör...
edebiyat ne işe yarar sorunsalı
sabahattin ali'nin denk geldiğim gibi çok sevdiğim bir sözü edebiyatın ne işe yaradığı konusunda, bende ivedilikle bir şeyler yazma ihtiyacı uyandırdı, bu vesileyle edebiyat'ın ne işe yaradığını/en azından benim için ne anlam ifade ettiğini birkaç cümleyle ifade etmeye çalışacağım.
öncelikle belirttiğim söz; "unuttum diyemem ama üzerimde bir tesirin kalmamış artık."
bu sözü ilk okuduğumda evet edebiyat bu işte, edebiyat'ın işe yarar kısmı budur dedim. çünkü; bu söz, benim belki sürekli olarak içimde/aklımda bir duygu olarak varlık taşıyan, sürekli dolaşan; ama kelimelere asla dökülemeyen o sözdü. yüreğime su serpmiştir, beni bir duyguda tamamlamış, azad etmiştir. sözgelimi, bir benzetme yapacak olursam, dilimde sürekli dolaşan ama aklıma asla gelmeyen o şarkıya bir yerde rastlamam gibidir bu. anlık da olsa o şarkıyı artık bulmuş olmam beni rahatlatır, bana eşlik ettirir. edebiyat'ın işe yarar kısmı da budur işte, insanın tamamlayamadığı, anlam veremediği, eksik kaldığı o duygunun karşılığıdır.
ve dünya tarihi boyunca insanlar hep benzer hisleri yaşamışlardır, sabahattin ali gibi kıymetli insanlar da bunları sadece yaşamamış; söylemiş, yazmış, bunlara sözcüklerle dokunmuş ve bize kadar ulaştırmış. elbette bu tür duyguların ifade edilmis olması derdimize tamamen derman degil, hiçbir zaman da olmayacak belki ama en azindan bu hislerimizin bir tanımının olduğu, bu hislerin insanlık tarihi boyunca ortaklarının olduğu bilgisi bir nebze de olsa derdimizi hafifletiyor. bu anlamda ben edebiyat'a da sabahattin ali gibi isimlere de her zaman duacıyım. duacı kalacağım.
öncelikle belirttiğim söz; "unuttum diyemem ama üzerimde bir tesirin kalmamış artık."
bu sözü ilk okuduğumda evet edebiyat bu işte, edebiyat'ın işe yarar kısmı budur dedim. çünkü; bu söz, benim belki sürekli olarak içimde/aklımda bir duygu olarak varlık taşıyan, sürekli dolaşan; ama kelimelere asla dökülemeyen o sözdü. yüreğime su serpmiştir, beni bir duyguda tamamlamış, azad etmiştir. sözgelimi, bir benzetme yapacak olursam, dilimde sürekli dolaşan ama aklıma asla gelmeyen o şarkıya bir yerde rastlamam gibidir bu. anlık da olsa o şarkıyı artık bulmuş olmam beni rahatlatır, bana eşlik ettirir. edebiyat'ın işe yarar kısmı da budur işte, insanın tamamlayamadığı, anlam veremediği, eksik kaldığı o duygunun karşılığıdır.
ve dünya tarihi boyunca insanlar hep benzer hisleri yaşamışlardır, sabahattin ali gibi kıymetli insanlar da bunları sadece yaşamamış; söylemiş, yazmış, bunlara sözcüklerle dokunmuş ve bize kadar ulaştırmış. elbette bu tür duyguların ifade edilmis olması derdimize tamamen derman degil, hiçbir zaman da olmayacak belki ama en azindan bu hislerimizin bir tanımının olduğu, bu hislerin insanlık tarihi boyunca ortaklarının olduğu bilgisi bir nebze de olsa derdimizi hafifletiyor. bu anlamda ben edebiyat'a da sabahattin ali gibi isimlere de her zaman duacıyım. duacı kalacağım.
devamını gör...
fasulye turşusu
eylül ayı klasiğimdir.
babannemden gördüğüm usül ile her eylülde az biraz kurarım.
babannemden gördüğüm usül ile her eylülde az biraz kurarım.
devamını gör...
