yazarların bugünkü mutsuzluk sebebi
bazen insanlar ne kadar acımasız oluyorlar. hassas kalpli olmak, ince düşünmek falan bu devrin işi değil. sürekli azarlayıp, küçük düşürmeye çalışıyorlar sizi, nazik olduğunuz zaman.
bilmiyorum; belki de benim saçmalamam, belki de kalbim bu asrın dengi değil.
bilmiyorum; belki de benim saçmalamam, belki de kalbim bu asrın dengi değil.
devamını gör...
klasik müziği sevdirecek eserler
hiç dinlememiş olanlar için, daha modern besteleriyle hafızalara kazınan eric satie, klasik müziğe başlangıç için iyi bir adım olabilir.
devamını gör...
siyah bez örtülü küp şeklinde binaya tapmak
kaos geliyor...
hissedebiliyorum.
hissedebiliyorum.
devamını gör...
devrim şehidi
sol literatürde komünist devrim uğruna yaşamını kaybedenlere verilen ünvan. bir pkk üyesinin ortalama yaşam süresi 5 senedir. şahsi menfaatlerini saçma sapan bir ideolojiyle kamufle eden üç beş yaban domuzuna kanıp da dağa çıkmakla ne halkınıza bir faydanız dokunur ne de ölümsüzleşmiş olursunuz. hem kadınlarınızı ne diye bu adamın önüne seriyorsunuz?

bakın bakalım, bu adamın etrafında kendi yaşıtı bir kadın var mı? siz hiç saçı başı ağırmış bir pkk'lının öldüğünü gördünüz mü? örgütte yönetici kadro dışında başka yaşlı bulamazsınız ve gençler de 5 yıl içinde ölüp yerlerini başka gençlere bırakırlar. ne için ölüyorsunuz siz? ne oluyor siz ölünce? güya ölümsüzleşiyorsunuz, güya devrim şehidi oluyorsunuz. bu kavramların hiçbirinin, uğruna öldüğünüz ideoloji için hiçbir şey ifade etmediğini bilmiyor musunuz?
ölümsüzleşmekmiş... devrim şehidiymiş...
her fırsatta suçladığın, düşman ilan ettiğin, yok etmeyi amaçladığın bir dinden de kavram çalmazsın yahu! insan biraz utanır! ama gerçi yöneticiletiniz de haklılar. size şöyle diyecek halleri yoktu ya:
-yoldaş rojan, tesadüfen oluşmuş olan bu kocaman evrenin ufacık bir gezegeninde yaşamaktasın. katılacağın çatışmada emperyal mermiler beynini delip geçince patates çuvalı gibi yere yapışacaksın. boşuna değil rojan! bir gün gerçekleşeceğine seni inandırdığımız komünist devrimimiz için, dahası bilim için rojan, kutsal bilim için, uyuşturucu rotamız aksamasın diye, baronlarımızın çocukları sefahatlerini kaybetsinler diye yapışacaksın yere! sonra da bedenin toprağa karışacak ve devrim gerçekleştirdiğimiz topraklarda patates olarak tekrar yeşereceksin, rojan... biz de işcilere dağıttığımız üretim araçlarıyla seni toplayacak ve kızartma yapıp yiyeceğiz. belki de haşlarız, bilmiyorum. her neyse. bu kutlu amaç için, kardeşlerimiz için, ölümden sonra hayat olmadığından hiçbir zaman göremeyeceğin devrim için, tanrısız dinimiz için, bizim için rojan, bizim için hadi git de geber şimdi! sonsuza dek yok olmak üzere git de öldürt hadi kendini!
bunları böyle söylemiyorlar ama tabii size... komünist ideolojinin benimsediği ateist felsefede ortaya çıkan bu manzarayı böyle olduğu gibi anlatsalar bu boktan ideoloji uğruna ölecek adam bulamazlar çünkü. bu durumda kalan ihtimaller belli: aslansınız, kaplansınız, kahramansınız, ölümsüzsünüz, yetmedi; şehitsiniz... buradaki iç tutarsızlığı göremeyecek kadar cahil misiniz gerçekten?
ölümden sonra sonsuza dek yok olacağınızı söyleyen bir ideoloji için nasıl gidip öldürebiliyorsunuz kendinizi? zaten öldükten sonra size ne ki geride bıraktığınız dünyanın yerel siyasetinden? varsayalım ki siz öldükten sonra kürdistan kurulsun; hatta bütün dünya kürdistan olsun. eee? size ne? bunu ne göreceksiniz ne de hissedeceksiniz zaten... size ne ki artık geride olup bitenlerden? sen yoksun artık. hiçbir şeyden de haberin olmayacak. belki de siz öldükten sonra nükleer savaş çıkacak ya da bir göktaşı çarpacak ve yeryüzündeki tüm hayat silinecek... eee? size ne yine? siz yok olduğunuzda her şey de sizinle birlikte yok olmuş oluyor zaten... bu iç tutarsızlığınıza rağmen şehitlik kavramını kullanacak kadar acizsiniz ama... çünkü eğer ölümden sonra yeni bir hayat daha yoksa bu dünyada yapıp ettiğiniz her şeyin aslında anlamsız ve boş olduğunu biliyorsunuz içten içte... sizi anlamsızlığa sürekleyen ruhunuzdaki bu derin boşluğu da biricik düşmanınız saydığınız dinin ortaya koyduğu şehitlik kavramıyla yamayarak kapatmaya çalışıyorsunuz. ama bu yama üstünüzde öyle ironik duruyor ki anlatamam... bu aciz tavrınızla aslında dinin ortaya koyduğu sistemin iç tutarlılığını kabul ederken, kendi sisteminizin ne kadar tutarsız ve saçma olduğunu itiraf etmiş sayılıyorsunuz.
bir pkk'lının yaptığı en komik espri nedir biliyor musunuz? ölmek...

bakın bakalım, bu adamın etrafında kendi yaşıtı bir kadın var mı? siz hiç saçı başı ağırmış bir pkk'lının öldüğünü gördünüz mü? örgütte yönetici kadro dışında başka yaşlı bulamazsınız ve gençler de 5 yıl içinde ölüp yerlerini başka gençlere bırakırlar. ne için ölüyorsunuz siz? ne oluyor siz ölünce? güya ölümsüzleşiyorsunuz, güya devrim şehidi oluyorsunuz. bu kavramların hiçbirinin, uğruna öldüğünüz ideoloji için hiçbir şey ifade etmediğini bilmiyor musunuz?
ölümsüzleşmekmiş... devrim şehidiymiş...
her fırsatta suçladığın, düşman ilan ettiğin, yok etmeyi amaçladığın bir dinden de kavram çalmazsın yahu! insan biraz utanır! ama gerçi yöneticiletiniz de haklılar. size şöyle diyecek halleri yoktu ya:
-yoldaş rojan, tesadüfen oluşmuş olan bu kocaman evrenin ufacık bir gezegeninde yaşamaktasın. katılacağın çatışmada emperyal mermiler beynini delip geçince patates çuvalı gibi yere yapışacaksın. boşuna değil rojan! bir gün gerçekleşeceğine seni inandırdığımız komünist devrimimiz için, dahası bilim için rojan, kutsal bilim için, uyuşturucu rotamız aksamasın diye, baronlarımızın çocukları sefahatlerini kaybetsinler diye yapışacaksın yere! sonra da bedenin toprağa karışacak ve devrim gerçekleştirdiğimiz topraklarda patates olarak tekrar yeşereceksin, rojan... biz de işcilere dağıttığımız üretim araçlarıyla seni toplayacak ve kızartma yapıp yiyeceğiz. belki de haşlarız, bilmiyorum. her neyse. bu kutlu amaç için, kardeşlerimiz için, ölümden sonra hayat olmadığından hiçbir zaman göremeyeceğin devrim için, tanrısız dinimiz için, bizim için rojan, bizim için hadi git de geber şimdi! sonsuza dek yok olmak üzere git de öldürt hadi kendini!
bunları böyle söylemiyorlar ama tabii size... komünist ideolojinin benimsediği ateist felsefede ortaya çıkan bu manzarayı böyle olduğu gibi anlatsalar bu boktan ideoloji uğruna ölecek adam bulamazlar çünkü. bu durumda kalan ihtimaller belli: aslansınız, kaplansınız, kahramansınız, ölümsüzsünüz, yetmedi; şehitsiniz... buradaki iç tutarsızlığı göremeyecek kadar cahil misiniz gerçekten?
ölümden sonra sonsuza dek yok olacağınızı söyleyen bir ideoloji için nasıl gidip öldürebiliyorsunuz kendinizi? zaten öldükten sonra size ne ki geride bıraktığınız dünyanın yerel siyasetinden? varsayalım ki siz öldükten sonra kürdistan kurulsun; hatta bütün dünya kürdistan olsun. eee? size ne? bunu ne göreceksiniz ne de hissedeceksiniz zaten... size ne ki artık geride olup bitenlerden? sen yoksun artık. hiçbir şeyden de haberin olmayacak. belki de siz öldükten sonra nükleer savaş çıkacak ya da bir göktaşı çarpacak ve yeryüzündeki tüm hayat silinecek... eee? size ne yine? siz yok olduğunuzda her şey de sizinle birlikte yok olmuş oluyor zaten... bu iç tutarsızlığınıza rağmen şehitlik kavramını kullanacak kadar acizsiniz ama... çünkü eğer ölümden sonra yeni bir hayat daha yoksa bu dünyada yapıp ettiğiniz her şeyin aslında anlamsız ve boş olduğunu biliyorsunuz içten içte... sizi anlamsızlığa sürekleyen ruhunuzdaki bu derin boşluğu da biricik düşmanınız saydığınız dinin ortaya koyduğu şehitlik kavramıyla yamayarak kapatmaya çalışıyorsunuz. ama bu yama üstünüzde öyle ironik duruyor ki anlatamam... bu aciz tavrınızla aslında dinin ortaya koyduğu sistemin iç tutarlılığını kabul ederken, kendi sisteminizin ne kadar tutarsız ve saçma olduğunu itiraf etmiş sayılıyorsunuz.
bir pkk'lının yaptığı en komik espri nedir biliyor musunuz? ölmek...
devamını gör...
yemek yemeyi işkence haline getiren şeyler
yeni evlenmiş bir arkadaşımın evine yemeğe gitmiştik, epeyce de kalabalığız. esmer uzun saçlı bir kız. malum yemeğimin içinden upuzun bir saç çıktı. kimseye göstermeden almak derdiyle yanıp tutuşuyorum. arkadaşım da nasıl heyecanlı ve endişeli, ayakta tam karşımızda bekliyor bir ihtiyacımız var mı diye.
ayrıntı vermek gerekirse; yemekteki kıl alınacak, gizlice peçeteye sarılıp bir şey uydurularak mutfağa gidilip, gizlice çöpe atılacak gibi değil. şöyleki; ana yemek bir krep, içinde beşamel soslu tavuk sote var ve saç sotenin içinde, yaklaşık 30cm uzunluğunda. nerden mi biliyorum? çatal yardımıyla çekmeye çalışmamla birlikte, krebin içindeki her şey ayaklandı ve saç koptu. tabi bu hareketi yaparken benim midem ağzıma geldi, ter bastı. ama arkadaşımı ve onurunu düşünmek zorundayım, üstelik o kadar insanın içinde.
ne mi yaptım? gözümün içine bakan ve bir terslik olduğunu sezen arkadaşımı masada olmayan bir baharat için mutfağa gönderdikten, sağımdakinden tuz, solumdakinden peçete istedikten sonra, krebi açıp içinde ne var ne yoksa elimdeki peçeteyle avuçladıktan ve o yağlı şeyi pantolonumun cebine sokuşturduktan sonra zafer kazanmışcasına bir oh çektim. neyseki kimse bir şey anlamadı. boş krebimi zeytinyağlı fasülyeyle yiyip, salata, ve tatlıyla karnımı doyurdum,
önemli olan arkadaşımın onurunu kurtarmaktı ve o bilmese de dostluk kazanmıştı.
ayrıntı vermek gerekirse; yemekteki kıl alınacak, gizlice peçeteye sarılıp bir şey uydurularak mutfağa gidilip, gizlice çöpe atılacak gibi değil. şöyleki; ana yemek bir krep, içinde beşamel soslu tavuk sote var ve saç sotenin içinde, yaklaşık 30cm uzunluğunda. nerden mi biliyorum? çatal yardımıyla çekmeye çalışmamla birlikte, krebin içindeki her şey ayaklandı ve saç koptu. tabi bu hareketi yaparken benim midem ağzıma geldi, ter bastı. ama arkadaşımı ve onurunu düşünmek zorundayım, üstelik o kadar insanın içinde.
ne mi yaptım? gözümün içine bakan ve bir terslik olduğunu sezen arkadaşımı masada olmayan bir baharat için mutfağa gönderdikten, sağımdakinden tuz, solumdakinden peçete istedikten sonra, krebi açıp içinde ne var ne yoksa elimdeki peçeteyle avuçladıktan ve o yağlı şeyi pantolonumun cebine sokuşturduktan sonra zafer kazanmışcasına bir oh çektim. neyseki kimse bir şey anlamadı. boş krebimi zeytinyağlı fasülyeyle yiyip, salata, ve tatlıyla karnımı doyurdum,
önemli olan arkadaşımın onurunu kurtarmaktı ve o bilmese de dostluk kazanmıştı.
devamını gör...
ayçiçek yağı
ay sonunu denkleştiremeyen
yoksul halkın kâbusu
çapulcular açlar için
istifini bozamayan mebusu
çanak tutanların
etiketten yok haberi
kar kış dinlemez bunlar sık der kemeri
ya rab açtık ellerimizi
ayçiçek için yazdık astokrişimizi
ğğğğ*
ıslah olsun artık birileri.
çığlıklar yardım çığlıkları allahın belaları.
yoksul halkın kâbusu
çapulcular açlar için
istifini bozamayan mebusu
çanak tutanların
etiketten yok haberi
kar kış dinlemez bunlar sık der kemeri
ya rab açtık ellerimizi
ayçiçek için yazdık astokrişimizi
ğğğğ*
ıslah olsun artık birileri.
çığlıklar yardım çığlıkları allahın belaları.
devamını gör...
güne bir şiir bırak
dillerde gezen adım:
bir seciyesiz, bir it.
nedense olamadım,
sizin gibi bir yiğit...
ne gaye taşıyorum,
ne bir dağ aşıyorum;
delice yaşıyorum,
ne ihtiras, ne ümit...
yuh...eğer hayat buysa,
bu ahmakça uykuysa...
bana kim sokulduysa
hadi dedim, hadi git!...
bende çok şey var ama,
akıl filan arama...
ciddiyetle arama
koydum dikenli bir çit.
saçıma düşen aklar,
ne bir macera saklar;
çıkarmaz bu dudaklar,
ne bir küfür ne tevhit...
korkutmaz beni ölüm,
bir şeytan kadar hürüm.
süremez bende hüküm
ne allah, ne de nahit...
sabahattin ali- bütün insanlara.
bir seciyesiz, bir it.
nedense olamadım,
sizin gibi bir yiğit...
ne gaye taşıyorum,
ne bir dağ aşıyorum;
delice yaşıyorum,
ne ihtiras, ne ümit...
yuh...eğer hayat buysa,
bu ahmakça uykuysa...
bana kim sokulduysa
hadi dedim, hadi git!...
bende çok şey var ama,
akıl filan arama...
ciddiyetle arama
koydum dikenli bir çit.
saçıma düşen aklar,
ne bir macera saklar;
çıkarmaz bu dudaklar,
ne bir küfür ne tevhit...
korkutmaz beni ölüm,
bir şeytan kadar hürüm.
süremez bende hüküm
ne allah, ne de nahit...
sabahattin ali- bütün insanlara.
devamını gör...
26 haziran 2021 twitter'ı homofobiklerin basması
buradan ve buradan görülebilecek durumdur.
kanım dondu paylaşılanları okurken.
bir örnek
bir tane daha
merak ediyorum, bu insanlar ne zaman başka insanların hayatlarına karışmamayı öğrenecekler? kimse kimseyi zorla eşcinsel yapmıyor ki arkadaşım, isteyen istediğini sevsin. size ne?
kanım dondu paylaşılanları okurken.
bir örnek
bir tane daha
merak ediyorum, bu insanlar ne zaman başka insanların hayatlarına karışmamayı öğrenecekler? kimse kimseyi zorla eşcinsel yapmıyor ki arkadaşım, isteyen istediğini sevsin. size ne?
devamını gör...
05 vize notuyla finale girmek
geçmek için 96 almak gerekir.çıkmadık candan umut kesilmez.
devamını gör...
küçük kardeş
hayatımın ilk 6 yılından bahsedeyim öncelikle. ilk çocuğum, annem beni ince ince süslerdi saçlarımı afrika örgüsü örer çoraplarımın fırfırlı oluşuna kadar. en sonunda da eserine bakar gibi süzerdi. babamsa işten gelir, kim öpücek yarışı olmazdı tek çocuktum banyodan çıkınca babamın hiçbir zaman saçını kendi kuruttuğunu bilmem kurutur öperdim saçlarını. akşamları dvd ya balık nemo yada neşeli ayaklar izlerdik replikleri onlara da ezberletmiştim* neyse konu küçük kardeşti dimi hayatıma girince bunların hepsi kayboldu. komik değil bakın ciddiyim kaç yaşıma geldim belki ben hala fırfırlı çorap giymek akşamları babamla yapboz yapmak istiyorum *yararından çok dezavantajı daha fazla ondan tavsiye etmiyorum iade.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının dizi önerileri
(bkz: fargo)
(bkz: better call saul)
(bkz: the haunting of hill house)
(bkz: vikings) (ilk 4 sezonu)
(bkz: dexter)
(bkz: better call saul)
(bkz: the haunting of hill house)
(bkz: vikings) (ilk 4 sezonu)
(bkz: dexter)
devamını gör...
geceye bir alıntı bırak
hiç şiir okumamış gibi kötüsünüz. bir köpeğin başını hiç okşamamış, hiç bayram şekeri dağıtmamış, çocukla çocuk olmamış gibi kötüsünüz.
devamını gör...
kadın yazarların daha az oy vermesi
annemiz "oyunu göster ama verme" dedi de ondan.
beğenirsem basarım nika... aman oyu. hiç bakmam kadınmış erkekmiş.
beğenirsem basarım nika... aman oyu. hiç bakmam kadınmış erkekmiş.
devamını gör...
mutsuz bir ailede büyümek
"ya benim çocuklarım da benim gibi mutsuz olursa?" düşüncesi yüzünden aile kurmaktan kaçınmaktır.
devamını gör...
roma hukukunda infamia (şerefsizlik)
(bkz: infamia) yani "şerefsizlik" ya da kötü şöhret kavramı, bir kişinin toplumda sahip olduğu saygınlığını yitirmesi demektir. roma hukukunda "infamis" yani "şerefsiz" kabul edilen kimselerin, örneğin, askerlikten kovulanların, kadın ticareti yapmak, sahneye çıkmak, gladyatörlük gibi uygunsuz işler yapanların, faizin faizini alan tefecilerin, başıboş gezenlerin, vesayeti altındaki kızla evlenenlerin veya oğlunu evlendirenlerin, iki kadınla birden aynı anda evlenenlerin, bazı haksız fiil ya da sözleşmelerden doğan davalarda (vedia, vekalet, vesayet...) mahkum edilenlerin, hem kamu hem de özel hukuk alanındaki hakları kısıtlanmaktadır. aslında "infamia" esas olarak kamu hukukuna ilişkin bir kavram olup, özel hukukla olan bağlantısı daha sınırlı niteliktedir. ancak, sözkonusu kavramın özel hukuk açısından çok önem taşıyan hususları da yok değildir. "infamis"ler, kamu hizmetlerinden yoksun bırakılma, seçme ve seçilme haklarını yitirmenin yanısıra, özel hukuka göre de, mahkemelerde kendi adlarına dava açmak ya da başkalarını temsil etmek haklarından yoksun kalırlar. ayrıca, tanıklık yapmaları da yasaktır. şerefsizlere vasiyetnamelerinde mal vasiyet eden kişilerin vasiyetnamelerine itiraz edilmesi de mümkündür. roma toplumunda herkes, "infamis" sayılan kişilerle hukuki ilişki kurmaktan kaçınır. o halde, "infamia" yı kısaca şu şekilde tanımlayabiliriz: "infamia", devletin yetkili organları tarafından, kişilerin mahkum edildikleri çeşitli davalar ya da sürdürdükleri belirli hayat biçimleri yüzünden yapılan bir kınamadır.
konu ile alakalı detaylı bilgi için "gökçe türkoğlu özdemir"in " roma hukukunda infamia" adlı eserini incelemenizi tavsiye ederim. bir diğer eser olarak ise "michel villey" tarafından kaleme alınan "roma hukuku güncelliği" adlı kitaba da göz atabilirsiniz.
konu ile alakalı detaylı bilgi için "gökçe türkoğlu özdemir"in " roma hukukunda infamia" adlı eserini incelemenizi tavsiye ederim. bir diğer eser olarak ise "michel villey" tarafından kaleme alınan "roma hukuku güncelliği" adlı kitaba da göz atabilirsiniz.
devamını gör...
türkiye'de polisiye roman yazılmaması
polisiye romanı yazmak, o romanı kurgulamak kolay iş değildir. çok sağlam bilgi birikimi ister. kurgulama gücü ister.
eğer ahmet ümit'in bir romanını okursanız ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız. tavsiye isteyenler portakal atabilir.
eğer ahmet ümit'in bir romanını okursanız ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız. tavsiye isteyenler portakal atabilir.
devamını gör...
dr drake ramoray
friends adlı sitcomda, joey tribbiani'nin days of our lives dizisinde canlandırdığı karakter. joey'nin dizinin senaristlerini sinir etmesi sonucu maalesef asansör boşluğuna düşerek hayatını kaybetmiştir. demesine göre düştükten sonra öyle kötü haldeymiş ki, kendisini kurtarabilecek tek doktor yine kendisiymiş.
devamını gör...

