köygöçüren
fakir baykurt'un romanı.
kantarma köyünün, susuzluk ile olan hikayesini ve bu hikayenin tam orta yerindeki köygöçüren bitkisinin orta anadolu halkı ile olan ilişkisini anlatır.
kantarma köyünün, susuzluk ile olan hikayesini ve bu hikayenin tam orta yerindeki köygöçüren bitkisinin orta anadolu halkı ile olan ilişkisini anlatır.
devamını gör...
akut intermittant porfiria
porfobilinojen deaminaz enzim eksikliği sonucu oluşan tablodur.
idrarda porfobilinojen ve ala birikir.
hastaların idrarı hava ile temas ettiğinde ışıkta koyulaşır.
hastalar ışığa hassas değillerdir, bu özellikle fotosensitivite görülmeyen tek porfira hastalığıdır.
idrarda porfobilinojen ve ala birikir.
hastaların idrarı hava ile temas ettiğinde ışıkta koyulaşır.
hastalar ışığa hassas değillerdir, bu özellikle fotosensitivite görülmeyen tek porfira hastalığıdır.
devamını gör...
bugün gereksiz ne öğrendin sorunsalı
ust komsumuz surekli karnabahar yiyor,cozdum onu. yetmezmis gibi her seyi lavaboya dokuyor anlasilan. sanki birlikte karnabaharlaşmışız gibi kokuyo ev.
devamını gör...
istoç
açılımı istanbul toptancılar çarşısı olan iş ve ticaret merkezi. 3 yaz tatilim boyunca burada çalıştım eniştemin akıl-zeka oyunları, anaokulu malzemeleri türevi ürünler satılan dükkanında.
temizlik malzemeleri, oyuncak, hırdavat, mutfak malzemeleri, ayakkabı-terlik gibi giyim ürünleri, nispeten elektrikli ürünler, plastik ürünler, kırtasiye malzemeleri, çanta gibi ürünleri toptan ve perakende olarak burada bulabilirsiniz. fakat her esnaf perakende ürün satmaz bunu da bilmeniz gerekir. zaten eğer perakende alıcı olarak gidiyorsanız ve bir tanıdığınız, selamını söyleyebileceğiniz yüksek nüfuza sahip biri yoksa boşuna gidip de yorulmayın, normal dükkandan almakla farkı olmaz. ama adı gibi toptancı olarak gidiyorsanız ve fiyat araştırması yapacak kabiliyete ve sabra sahipseniz tam sizlik bir ticaret merkezidir.
dükkan kiraları çok fazladır. abartmıyorum 10-15 metrekarelik bir dükkanınız bile varsa burada günde 20-30 bin lşradan fazla kazanmanız gerekir ki kirayı ve diğer masrafları karşılayabilesiniz.
üzülerek söylüyorum ki burada kaçakçılık ve kaçak ürünlerin çok fazla olduğu iddaa edilir. bu sebeple bazı kaçakçıların burada dükkan tutarak (bkz: kara para aklama) yaptıkları iddaa edilmektedir.
temizlik malzemeleri, oyuncak, hırdavat, mutfak malzemeleri, ayakkabı-terlik gibi giyim ürünleri, nispeten elektrikli ürünler, plastik ürünler, kırtasiye malzemeleri, çanta gibi ürünleri toptan ve perakende olarak burada bulabilirsiniz. fakat her esnaf perakende ürün satmaz bunu da bilmeniz gerekir. zaten eğer perakende alıcı olarak gidiyorsanız ve bir tanıdığınız, selamını söyleyebileceğiniz yüksek nüfuza sahip biri yoksa boşuna gidip de yorulmayın, normal dükkandan almakla farkı olmaz. ama adı gibi toptancı olarak gidiyorsanız ve fiyat araştırması yapacak kabiliyete ve sabra sahipseniz tam sizlik bir ticaret merkezidir.
dükkan kiraları çok fazladır. abartmıyorum 10-15 metrekarelik bir dükkanınız bile varsa burada günde 20-30 bin lşradan fazla kazanmanız gerekir ki kirayı ve diğer masrafları karşılayabilesiniz.
üzülerek söylüyorum ki burada kaçakçılık ve kaçak ürünlerin çok fazla olduğu iddaa edilir. bu sebeple bazı kaçakçıların burada dükkan tutarak (bkz: kara para aklama) yaptıkları iddaa edilmektedir.
devamını gör...
anne ve babanın çocuğuna yapabileceği en büyük iyilik
en büyük demek iddialı bir tanım olur. yapacağı iyilik güzelliklerden biri çocuğa hata yapma şansı tanımasıdır. çocukları biraz özgür bırakmak lazım.
bizim çocuklar yaptıkları hataların içine resmen hapsediliyor. çocuk hata yaptığı zaman yetişkinler tarafından o kadar acımasızca eleştiriliyor ki hata yapmaktan korkarak büyüyor. düşen çocuğa tokat atılıyor mesela. elindeki çatalı yanlışlıkla düşürmesi bile suratsızlık ile karşılanıyor. okula gidiyor, sınav kağıdını incelemesi yasaklanıyor, hakkını ararsa fazla verilen puanın iptali ile tehdit ediliyor. arkadaşı ile kavga etse karşı tarafın ebeveyni gelip dövüyor. müdür alıyor çocuğu, çocuğun ebeveyni o odanın içinde yokken uyarıyor, bağırıyor, gerekli görürse dövüyor. sayfalar dolusu örnek vermek mümkün.
çocuk dediğin düşer, kırar, döker, boş boş yorum yapar, başkalarına hava atmak için sesi gür çıkar gerekirse, deneysel takılır, bir ton hata yapar ancak türk insanı görmezlikten gelmeyi bilmediği için çocuğa hata şansı vermiyor. çocukla kendini yarıştırıyor koca koca insanlar. saçmalık, başka bir şey değil.
bizim çocuklar yaptıkları hataların içine resmen hapsediliyor. çocuk hata yaptığı zaman yetişkinler tarafından o kadar acımasızca eleştiriliyor ki hata yapmaktan korkarak büyüyor. düşen çocuğa tokat atılıyor mesela. elindeki çatalı yanlışlıkla düşürmesi bile suratsızlık ile karşılanıyor. okula gidiyor, sınav kağıdını incelemesi yasaklanıyor, hakkını ararsa fazla verilen puanın iptali ile tehdit ediliyor. arkadaşı ile kavga etse karşı tarafın ebeveyni gelip dövüyor. müdür alıyor çocuğu, çocuğun ebeveyni o odanın içinde yokken uyarıyor, bağırıyor, gerekli görürse dövüyor. sayfalar dolusu örnek vermek mümkün.
çocuk dediğin düşer, kırar, döker, boş boş yorum yapar, başkalarına hava atmak için sesi gür çıkar gerekirse, deneysel takılır, bir ton hata yapar ancak türk insanı görmezlikten gelmeyi bilmediği için çocuğa hata şansı vermiyor. çocukla kendini yarıştırıyor koca koca insanlar. saçmalık, başka bir şey değil.
devamını gör...
forrest gump'taki jenny
sanıldığı ya da ilk düşünüldüğü gibi kaşar bir kadın değildir. her işi düştüğünde forrest'a koşmamıştır. ki ben jeny ile ilgili fikrini kime sorsam -kadın erkek farketmez- jenny'e benzer yakıştırmalar yapmıştır. eğer film sakin ve akil kafayla izlenirse anlaşılacaktır ki jenny; kadının henüz daha yeni yeni varoluşunu kabul ettirme mücadelesine girdiği 60-80 arası batı toplumunda var olmuş ve dönemin şartları gereği kendi varoluşunun, haklarının, zevklerinin, arzularının ve insan olduğunun farkına varmış, kendi istediğinin peşine düşmüş bir kadındır.
(bkz: mad men) izleyenler bilir, kadınların o dönemden önce ve o dönem bir şey istediğinde ne yaşadığını. (bkz: peggy olson)
jenny; kendi değerinin farkına varmış, ne istediğini bilen, kendine güvenen bir kadındı kanımca. forrest'ın çabası, sevgisi ne kadar güzel ve masumsa jenny'ninki de o kadar kutsal ve özeldi bence. -ki böyle olmadığını düşünen kişilerin düştüğü hataya ben de çok düştüm.-
dönemin şartlarında kendine yakıştırdığını istedi, onu kovaladı; -doğru yada yanlış, tartışılır. -. forrest zihinsel engelli ve bu kadar mükemmel bir karakter olmasaydı; o film bu kadar duygusal ve yüreğe dokunan bir hal almayacaktı. (bkz: forrest gump) filminin bu kadar güzel olmasının bir sebebi de bu bence. bu kadar masum, iyi ve kalbini kırmaaktan imtina edeceğiniz bir karakter ile; kendinin ve haklarının yeni yeni farkına varmış bir karakteri çarpıştırması. (filmin geçtiği dönemler için diyorum)
jenny başı sıkıştığında forrest'ı bulmadı. jenny film boyunca; kendince ne iyi ne doğru özgürce onu deneyimledi. cefasını da kendi çekti. kendi başına şarkı söylemeyi denediğinde de, ırkçı grupta da; balkonun kenarında çıkıp atlamayı düşündüğü 80'ler dünyasında da. sansı ise; forrest gibi saf ve şanslı bir karakterin onu bir şekilde bulması oldu. forrest jenny ne zaman yardıma ihtiyacı olsa orada var oldu bir şekilde. jenny'de bu akımlar geçtiğinde ve yolun sonuna geldiğinde; annesi olduğu, canından parçasını güvenerek emanet ederek yaptığı hataların bedelini canıyla ödedi, ve gitti.
(bkz: mad men) izleyenler bilir, kadınların o dönemden önce ve o dönem bir şey istediğinde ne yaşadığını. (bkz: peggy olson)
jenny; kendi değerinin farkına varmış, ne istediğini bilen, kendine güvenen bir kadındı kanımca. forrest'ın çabası, sevgisi ne kadar güzel ve masumsa jenny'ninki de o kadar kutsal ve özeldi bence. -ki böyle olmadığını düşünen kişilerin düştüğü hataya ben de çok düştüm.-
dönemin şartlarında kendine yakıştırdığını istedi, onu kovaladı; -doğru yada yanlış, tartışılır. -. forrest zihinsel engelli ve bu kadar mükemmel bir karakter olmasaydı; o film bu kadar duygusal ve yüreğe dokunan bir hal almayacaktı. (bkz: forrest gump) filminin bu kadar güzel olmasının bir sebebi de bu bence. bu kadar masum, iyi ve kalbini kırmaaktan imtina edeceğiniz bir karakter ile; kendinin ve haklarının yeni yeni farkına varmış bir karakteri çarpıştırması. (filmin geçtiği dönemler için diyorum)
jenny başı sıkıştığında forrest'ı bulmadı. jenny film boyunca; kendince ne iyi ne doğru özgürce onu deneyimledi. cefasını da kendi çekti. kendi başına şarkı söylemeyi denediğinde de, ırkçı grupta da; balkonun kenarında çıkıp atlamayı düşündüğü 80'ler dünyasında da. sansı ise; forrest gibi saf ve şanslı bir karakterin onu bir şekilde bulması oldu. forrest jenny ne zaman yardıma ihtiyacı olsa orada var oldu bir şekilde. jenny'de bu akımlar geçtiğinde ve yolun sonuna geldiğinde; annesi olduğu, canından parçasını güvenerek emanet ederek yaptığı hataların bedelini canıyla ödedi, ve gitti.
devamını gör...
javier pena (yazar)
kafa sözlüğün betimleme ve benzetme üstadı. beni de betimledi mahlasım üzerinden ve güldürdü yalan değil. tüm sözlüğü elden geçirmekle meşgul şuan. nickaltını ben patlatayım dedim hayırlısıyla*
devamını gör...
birbiriyle karıştırılan kelimeler
irtica: gericilik
iltica: sığınma
iltica: sığınma
devamını gör...
günler aylar yıllar
dünyada meydana gelen kuraklık sonucu bir ihtiyar ve kör köpeğinin tek başlarına kalmasını ve onların başından geçen olayları anlatır. içinde bana göre en iyi yalnızlık tanımlarımdan birini bulundurur.
yetmiş iki yaşında ihtiyar bir adam olarak geriye kalan tek kişi olduğunun farkına varmıştı birden. kalbinde yerden göğe kadar uzanan bir boşluk oluştu, ölümcül bir sessizlik ile perişanlık birdenbire tüm vücuduna kök saldı.
yetmiş iki yaşında ihtiyar bir adam olarak geriye kalan tek kişi olduğunun farkına varmıştı birden. kalbinde yerden göğe kadar uzanan bir boşluk oluştu, ölümcül bir sessizlik ile perişanlık birdenbire tüm vücuduna kök saldı.
devamını gör...
aynı şehirde olan yazarlar
(bkz: böbrek.avi)
devamını gör...
normal sözlük'te sürekli islam'ı kötüleyen başlık ve tanımlara müsaade etmek
oy oy oy incindin mi sen? biricik misin sen? incitiyorlar mı seni? savunamıyor musun biricik kutsallarını? göster hangisi yaptı göster vuralım kafasını.
devamını gör...
arım balım peteğim
eski türk filmleri 'nde fonda çalan çok güzel bir zeki müren şarkısı.
arım balım peteğim
gülüm dalım çiçeğim
bilsem ki öleceğim
yine seni seveceğim.
arım balım peteğim
gülüm dalım çiçeğim
bilsem ki öleceğim
yine seni seveceğim.
devamını gör...
sözlük kavramını kavrayamamış yazarlar
totesocke ukdesi.
ukdeleri iyi dolduramayan yazarlardır. hatta ukdeleri bırak; doğru düzgün tanım yazamayan yazarlardır. ilk defa tanım yazdıklarında da birilerine laf attıkları için tanım sayılmıştır. kelimelerle bağı çok kuvvetlidir böyle yazarların.*
ukdeleri iyi dolduramayan yazarlardır. hatta ukdeleri bırak; doğru düzgün tanım yazamayan yazarlardır. ilk defa tanım yazdıklarında da birilerine laf attıkları için tanım sayılmıştır. kelimelerle bağı çok kuvvetlidir böyle yazarların.*
devamını gör...
sözlük bir aile olsa yazarların olacağı tipler
evin en küçük kızı. tarağı eline alıp şarkı söyleyen. kızım gelsene denildiğinde duymamazlıktan gelen. hep kendi havasında ve hayal dünyasında olan küçük bir kıza benzettim kendimi. büyüyünce siyahlara bürünüp anne'ye baba'ya isyan edecek olanından. ama şimdilik sözlüğün küçük pembe ponponlu kızı olarak ilan ediyorum. e tabii ki biraz da mızmız bir çocuk.
devamını gör...
çaylak olduğu halde tanım girmek
aşırı komik tanımların oldugu başlık. yok yazıları silikmiste neden yaziyorlarmis hede hödö.. tamam kral en yazar sensin. şimdi derin bir nefes al ve arkana yaslan.
devamını gör...
mini etek özgürlükse eşine giydirir misin sorunsalı
mini etek özgürlükse, özgürüz ikimiz de canım gelecekteki kocam. giy tabi. giymezsen boşanırım.
devamını gör...
congoloz
conguluz olarak da telaffuz edilen kötücül efsanevi yaratık. anlatılara göre kış zamanı ortaya çıkarmış ve kurbanlarını tanıdıkları birinin sesini taklit ederek kandırırmış. özellikle yozgat ahalisinin eskileri ile konuştuğunuzda, bu yaratığa dair anlatılan hikâyeleri hatırladıklarını görüyorsunuz. genelde çocukları korkutmak için kullanılan bu varlıkla ilgili benim konuştuğum insanlar şunları ifade etmişti; senenin belirli bir zamanı, çocuklar congoloz'a yakalanmamak için renkli kıyafetler giyer ve evlerden bulgur toplayarak, bir dere kenarına bu topladıkları bulgurları bırakırlar. böylece congoloz beslenmiş olur ve özellikle çocuklara musallat olması engellenir. ayrıca köylerdeki insanlar congoloz'dan congoz diye bahsediyorlar.
aynı zamanda hasan özbaş'ın ''yozgat'ta congolos'' türk folklor araştırmaları adlı eserinde congolos olarak da bilindiği yazıyor. yani telaffuzlar farklılık gösteriyor. onun anlatımına göre ise yine kış bastırdığında bu yaratık ortaya çıkarmış ve insanların evlerine musallat olarak yiyecekleri aşa ve erzaklarına işeyip, kusarmış. yani pis bir yaratık. nimetle sorunu var deyyusun. hasan özbaş, yaratığın kurbanlarına uykuda musallat olduğunun altını çiziyor. yani yozgat'taki inanış bu şekilde. sesiyle etkisi altına aldığı kurbanını ayazda izbe bir yere götürüyor ve donarak ölmelerine sebep oluyor. yine anlatılanlara göre bu uyurgezerlik halinden kurtularak canını kurtaranlar olmuş falan filan fişman. aslında bu yaratığa dair anlatılan efsanelerin arkasında da türk mitolojisi var. çünkü benzer hikâyeleri altay anlatılarında da bulmak mümkün. misal bu arkadaşı karadeniz de ve özellikle hemşin'de biraz farklı anlatıyorlar. yine kışın ortaya çıkıyor ama bu sefer sorgucu bir kimliğe bürünüyor. gecenin bir yarısı karşısına çıktığı insanlara sorular soruyor ve cevap alamazsa, karşısındakini tarak ile yaralıyor ya da öldürüyor. neden tarak kullanıyor, o kısımda biraz enteresan. yani tarakla da adam öldürmezsin be birader. kötücül bir ruhsun falan ama tarak orada biraz eğreti duruyor. vardır illa ki geçerli bir sebebi. belki de berber olmak istiyordu garibim. bu arkadaşın çocukluğuna inmek falan lazım ama öte alem ile ilgilenen psikiyatr bulmakta mesele. neyse bu arkadaşa içinde kara geçen cümlelerle cevap vermeniz lazım yoksa hapı yutuyorsunuz. hatta onun geleceği dönemlerde evlerin, ambarların kapısı kömür tozu ile siyaha bulanırmış ki, millete tebelleş olmasın.
özetle congolozun kışın ortaya çıktığı konusunda herkes hem fikir. yozgatlılara göre biraz pis bir yaratık. karadenizlilere göre ise sorgucu psikopat. winter is coming. ayık olun. izmirliler için herhangi bir problem yok. siz çiğdem çitleyip, gevrek yiyip bu arkadaşa yeni bir isim bulabilirsiniz.
aynı zamanda hasan özbaş'ın ''yozgat'ta congolos'' türk folklor araştırmaları adlı eserinde congolos olarak da bilindiği yazıyor. yani telaffuzlar farklılık gösteriyor. onun anlatımına göre ise yine kış bastırdığında bu yaratık ortaya çıkarmış ve insanların evlerine musallat olarak yiyecekleri aşa ve erzaklarına işeyip, kusarmış. yani pis bir yaratık. nimetle sorunu var deyyusun. hasan özbaş, yaratığın kurbanlarına uykuda musallat olduğunun altını çiziyor. yani yozgat'taki inanış bu şekilde. sesiyle etkisi altına aldığı kurbanını ayazda izbe bir yere götürüyor ve donarak ölmelerine sebep oluyor. yine anlatılanlara göre bu uyurgezerlik halinden kurtularak canını kurtaranlar olmuş falan filan fişman. aslında bu yaratığa dair anlatılan efsanelerin arkasında da türk mitolojisi var. çünkü benzer hikâyeleri altay anlatılarında da bulmak mümkün. misal bu arkadaşı karadeniz de ve özellikle hemşin'de biraz farklı anlatıyorlar. yine kışın ortaya çıkıyor ama bu sefer sorgucu bir kimliğe bürünüyor. gecenin bir yarısı karşısına çıktığı insanlara sorular soruyor ve cevap alamazsa, karşısındakini tarak ile yaralıyor ya da öldürüyor. neden tarak kullanıyor, o kısımda biraz enteresan. yani tarakla da adam öldürmezsin be birader. kötücül bir ruhsun falan ama tarak orada biraz eğreti duruyor. vardır illa ki geçerli bir sebebi. belki de berber olmak istiyordu garibim. bu arkadaşın çocukluğuna inmek falan lazım ama öte alem ile ilgilenen psikiyatr bulmakta mesele. neyse bu arkadaşa içinde kara geçen cümlelerle cevap vermeniz lazım yoksa hapı yutuyorsunuz. hatta onun geleceği dönemlerde evlerin, ambarların kapısı kömür tozu ile siyaha bulanırmış ki, millete tebelleş olmasın.
özetle congolozun kışın ortaya çıktığı konusunda herkes hem fikir. yozgatlılara göre biraz pis bir yaratık. karadenizlilere göre ise sorgucu psikopat. winter is coming. ayık olun. izmirliler için herhangi bir problem yok. siz çiğdem çitleyip, gevrek yiyip bu arkadaşa yeni bir isim bulabilirsiniz.
devamını gör...
özdemir asaf
"benim söylemek için çırpındığım gecelerde, siz yoktunuz."
devamını gör...
mutsuz uyumak
:)
uyuyamamak denmek istendi galiba.
bazen öyle olur ki, mutsuz olmaktan bitap düşer uyutmam lazım kendimi dersiniz. yolunu, yöntemini keşfettiyseniz ne ala, gerçekten de işe yarar. en azından uyanınca mutsuz olmaya kaldığınız yerden devam edecek mecali verir yani. o bakımdan. ne var ki papazlar da pilav yemekten sıkılabiliyorlar malumunuz. bakınız benim papaz bu gece. hıhm.
uyuyamamak denmek istendi galiba.
bazen öyle olur ki, mutsuz olmaktan bitap düşer uyutmam lazım kendimi dersiniz. yolunu, yöntemini keşfettiyseniz ne ala, gerçekten de işe yarar. en azından uyanınca mutsuz olmaya kaldığınız yerden devam edecek mecali verir yani. o bakımdan. ne var ki papazlar da pilav yemekten sıkılabiliyorlar malumunuz. bakınız benim papaz bu gece. hıhm.
devamını gör...
