recep tayyip erdoğan'ın 2023'te seçimi kaybetme ihtimali
yüzde çoktur.
devamını gör...
kıta sahanlığı
denize komşu ülkelerin bahçesi demektir. göze görünmeyen ama denize kıyısı olan ülkenin, o kıyının denizin içinde denizin dibine kadar uzanan bir duvarı bulunur. bu duvarın düz olan üst bölümü ile dik duran bölümüne kıta sahanlığı ismi verilmiştir. bunun dışında, bu ülkelerin bir de bu alanı aşan münhasır ekonomik bölgesi vardır.
devamını gör...
kalender (yazar)
son yobaz bükücü yazar. atatürk düşmanlarının azılı düşmanı geri gelmiş.
hoşgeldin kalender.
hoşgeldin kalender.
devamını gör...
anti-hero
anti-hero, edebi eserin veya sinematik bir eserin içinde ideal kahraman özelliklerini taşımayan bir çeşit ana karakterdir diğer bir deyişle protagonisttir. ancak anti-hero karaktere tamamen kötü adam diyemeyiz, çünkü kötü denebilecek özellikleri olsa bile doğru veya cesurca davranabilirler ama onların motiveleri farklıdır. mesela split filmindeki ana karakterimiz kevin anti-hero için güzel bir örnek olabilir çünkü seyirci ondan nefret de etmez, sevmez de, gri bir noktasıdır filmin. devamı olan glass filminde daha çok anti-hero özellikleri gösterdiğini görüyoruz, zaten glass filminin genel amacı da bu gibi kahraman olmayan kahramanlar. bir eserde, dizide, filmde, tiyatroda anti-hero olması bence bir yemeğe kararında baharat katmak gibi, tadını olduğundan daha güzel bir noktaya çekiyor. anti-hero aslında o hayal dünyasında bir gerçekliği savunuyor olabilir, çünkü hayat gridir, öyle siyah-beyaz uçları yoktur, bazı insanlar iyi şeyler bile yapsa, motiveleri aslında o kadar iyi olmayabilir ama bu onları ne kadar kötü biri veya iyi biri yapar, o da kişiye kalmış bir şey.
devamını gör...
geceye bir sanat eseri bırak

sürrealizm akımının en meşhur eserlerinden olan belleğin azmi, ispanyol ressam dalí tarafından yapıldı. popüler kültürde sıkça atıfta bulunulan bu tablo kimi zaman belleğin azmi kimi zaman eriyen saatler olarak geçer.
bakar bakmaz gizli anlamlarla dolu olduğu kolayca anlaşılan belleğin azmi tablosunda ortadaki figürün dali’nin self portresi olduğu düşünülüyor. garip şekilli figürün üstünde erimiş gibi duran bir saatin benzerlerini ölü ağacın dalında ve ağacın altındaki dikdörtgenimsi yerde de görüyoruz. karınca ve sinekler, ölmüş de çürüyen bir canlıymış gibi saatlerin etrafına akın ediyor. dakik ve metalik nesneler olan saatleri organik ve yok olabilir şekilde sunan dali, bir çeşit çelişki oluşturuyor. bu saatler uzay ve zamanın somut sembolü. tablodaki gibi ‘erimeleri’, insanlığın durağan evrensel düzen algısının nasıl çöktüğünü ifade ediyor.
devamını gör...
lazerle göz çizdirme ameliyatı
buraya daha önce olacağımı yazıp sonunda olduğum ameliyat.
keşke daha önce gözlerim uygun olsaydı da o zaman yaptırsaydım diyorum. hala iyileşme aşamasındayım ama böyle bir rahatlık yok, eğer siz de düşünüyorsanız muhakkak gidin bir muayene olun derim. fiyatı da inanılmaz yüksek değil bence, en azından çalışan insansanız rahatlıkla ödeyebilirsiniz.
ben no touch yöntemiyle oldum. ameliyatın kendisi inanılmaz kısa sürüyor, öyle ki benim ameliyathaneye girip çıkmam 10 dakika kadar sürdü. ameliyata alınmadan önce bir kez daha ölçümlerim yapıldı, operasyon sonrası süreçle ilgili bilgilendirildim ve sonra ameliyathane katına çıkartılıp beklemek için bir odaya alındım. orada ayakkabılarımı çıkarıp terlik ve ameliyathane önlüğü giydim. bir de bone taktılar tabii ki. daha sonra ameliyathaneye alındım.
sedyeye yattıktan sonra yaptıkları ilk iş doğal olarak anestezi damlası damlatmak oldu. ondan sonra benim içim sancılı süreç başladı diyebilirim. çünkü acı olmasa da insan gözüne bir şey yapıldığını hissederken gözünü kapatmak istiyor, ancak böyle bir imkanınız yok. o yüzden ilk başta çok panik yaptım. beni biraz rahatlattılar, sonra yanlış hatırlamıyorsam yüzümü örtme aşamasına geçtik. örtmekten kastım tabii ki kalın örtü vs. değil, şeffaf plastiğimsi bir şeyle yüzünüzü kapatıyorlar. o aşama da benim için korkunçtu, sanki nefes alamayacak gibi hissettim. ama tabii ki öyle olmuyor, rahat rahat nefes alabiliyorsunuz.
daha sonra gözlerimi kapalı haldeyken bir güzel sildiler ve ilk gözümü ameliayata hazırlamaya başladılar. öncelikle gözünüzü açık tutacak bir alet yerleştiriliyor, hiçbir acı vs. olmuyor zaten onu çok görmüyorsunuz. sonra da gözünüzü yıkıyorlar. evet bildiğiniz yıkıyorlar. hem de buz gibi suyla. benim için ameliyatın en ağrılı kısmı buydu ki aslında o an yaşadığım bir acı yoktu, sadece su o kadar soğuktu ki inanılmaz rahatsız olmuştum. gözü iyice yıkadıktan sonra artık işleme başlıyorlar. yeşil bir ışık var, ona bakıyorsunuz. sanırım bu dokuyu kazıdıkları kısım oluyor ama emin değilim. sonra tekrar gözünüzü yıkıyorlar ve gözlerinizi çizme aşaması geliyor. yine aynı şekilde yeşil ışığa bakıyorsunuz, ama bu defa hem bir ses geliyor hem de yanık kokusu. * bu kısım 1 dakikadan biraz fazla sürmüştü ama çok çabuk geçti. hiçbir ağrı sızı olmuyor kesinlikle. ben ameliyat öncesi ya gözüm kayarsa da ışığa bakamazsam diye bir korkmuştum ama hiç öyle olmuyor, gerçekten inanılmaz kolay geçiyor.
ve sonra tüm bunları diğer göz için de yapıyorlar. en sonunda yine gözlerinizi bir yıkıyorlar, ilaçlarını sürüyorlar, koruyucu bir lens takıyorlar ve bitti. işte bu kadar. sedyeden yavaşça kalkarken "bunun için mi bu kadar panik yaptım ben" diye düşündüm açıkçası, o kadar kolaydı.
ameliyathaneden çıkarken takmam gereken gözlüğümü taktılar, sonra biraz hastanede durdum ne olur ne olmaz diye ve çok beklemeden eve geçtim. ilk 4-5 saat ışık hassasiyeti dışında hiçbir sorun yaşamadım. odama çekildim, perdeleri kapattım ve yattım. ameliyattan bir 8-9 saat sonra da yanma, batma ve akma başladı. ama hiçbiri dayanılamayacak seviyede değildi. bol bol dinlendim, damlalarımı doktorumun söylediği şekilde kullandım ve gözümü zorlayacak hiçbir şey yapmadım.
ilk 2 gün her şey inanılmaz bulanıktı, yazıları hiç göremiyordum neredeyse. objeler biraz daha netti. ekranlar ise berbattı, hiçbir şey okuyamıyordum. telefona ya da bilgisayara bakmak imkansız gibiydi. ama 3. gün biraz düzelmeye başladım, yine çok bulanıktı her şey ama yavaş yavaş düzeliyordu. 4. gün artık ekrana bakabilmeye başladım, yazılar da biraz netleşmeye başladı.
5. gün lenslerimi çıkarmak için doktora gittim. o kazıdıkları dokunun tamamen iyileştiğini söylediğini. lensleri çıkarırken de yine anestezi damlası damlatıyorlar ve cımbız benzeri bir aletle alıyorlar. zaten gözler uyuşuk olduğu için herhangi bir acı olmuyor.
o günden sonra yine her gün görüşüm daha netleşmeye başladı. ama hala çok yeni, hala iyileşme aşamasındayım. ona rağmen iyi ki olmuşum diyebiliyorum.
benim sürecim genel olarak çok rahat geçti, bu yöntemle gözlerini çizdirenler genelde çok fazla acı çektiklerini yazmışlardı ama ben çok kolay geçirdim dediğim gibi. korkulacak ya da çekinecek hiçbir şey yok, şu an ameliyat anına geri dönsem hiç panik yapmadan korkusuzca girerim o odaya.
yaklaşık 3.5 ay sonra gelen edit: damla kullanma sürecim ve gözlükle gezinme zorunluluğum bitti. sol gözüm sıfırlandı sağ gözüm 0.25 kaldı. gözümde eskisinden farklı olarak hiçbir hassasiyet kuruluk vs. yok. herhangi bir şeye ihtiyaç duymadan görebilmek çok güzel bir duyguymuş arkadaşlar, eğer siz de düşünüyorsanız muhakkak gidin bir muayene olun. doktorunuz onay verirse inanın korkacak bir şey yok.
keşke daha önce gözlerim uygun olsaydı da o zaman yaptırsaydım diyorum. hala iyileşme aşamasındayım ama böyle bir rahatlık yok, eğer siz de düşünüyorsanız muhakkak gidin bir muayene olun derim. fiyatı da inanılmaz yüksek değil bence, en azından çalışan insansanız rahatlıkla ödeyebilirsiniz.
ben no touch yöntemiyle oldum. ameliyatın kendisi inanılmaz kısa sürüyor, öyle ki benim ameliyathaneye girip çıkmam 10 dakika kadar sürdü. ameliyata alınmadan önce bir kez daha ölçümlerim yapıldı, operasyon sonrası süreçle ilgili bilgilendirildim ve sonra ameliyathane katına çıkartılıp beklemek için bir odaya alındım. orada ayakkabılarımı çıkarıp terlik ve ameliyathane önlüğü giydim. bir de bone taktılar tabii ki. daha sonra ameliyathaneye alındım.
sedyeye yattıktan sonra yaptıkları ilk iş doğal olarak anestezi damlası damlatmak oldu. ondan sonra benim içim sancılı süreç başladı diyebilirim. çünkü acı olmasa da insan gözüne bir şey yapıldığını hissederken gözünü kapatmak istiyor, ancak böyle bir imkanınız yok. o yüzden ilk başta çok panik yaptım. beni biraz rahatlattılar, sonra yanlış hatırlamıyorsam yüzümü örtme aşamasına geçtik. örtmekten kastım tabii ki kalın örtü vs. değil, şeffaf plastiğimsi bir şeyle yüzünüzü kapatıyorlar. o aşama da benim için korkunçtu, sanki nefes alamayacak gibi hissettim. ama tabii ki öyle olmuyor, rahat rahat nefes alabiliyorsunuz.
daha sonra gözlerimi kapalı haldeyken bir güzel sildiler ve ilk gözümü ameliayata hazırlamaya başladılar. öncelikle gözünüzü açık tutacak bir alet yerleştiriliyor, hiçbir acı vs. olmuyor zaten onu çok görmüyorsunuz. sonra da gözünüzü yıkıyorlar. evet bildiğiniz yıkıyorlar. hem de buz gibi suyla. benim için ameliyatın en ağrılı kısmı buydu ki aslında o an yaşadığım bir acı yoktu, sadece su o kadar soğuktu ki inanılmaz rahatsız olmuştum. gözü iyice yıkadıktan sonra artık işleme başlıyorlar. yeşil bir ışık var, ona bakıyorsunuz. sanırım bu dokuyu kazıdıkları kısım oluyor ama emin değilim. sonra tekrar gözünüzü yıkıyorlar ve gözlerinizi çizme aşaması geliyor. yine aynı şekilde yeşil ışığa bakıyorsunuz, ama bu defa hem bir ses geliyor hem de yanık kokusu. * bu kısım 1 dakikadan biraz fazla sürmüştü ama çok çabuk geçti. hiçbir ağrı sızı olmuyor kesinlikle. ben ameliyat öncesi ya gözüm kayarsa da ışığa bakamazsam diye bir korkmuştum ama hiç öyle olmuyor, gerçekten inanılmaz kolay geçiyor.
ve sonra tüm bunları diğer göz için de yapıyorlar. en sonunda yine gözlerinizi bir yıkıyorlar, ilaçlarını sürüyorlar, koruyucu bir lens takıyorlar ve bitti. işte bu kadar. sedyeden yavaşça kalkarken "bunun için mi bu kadar panik yaptım ben" diye düşündüm açıkçası, o kadar kolaydı.
ameliyathaneden çıkarken takmam gereken gözlüğümü taktılar, sonra biraz hastanede durdum ne olur ne olmaz diye ve çok beklemeden eve geçtim. ilk 4-5 saat ışık hassasiyeti dışında hiçbir sorun yaşamadım. odama çekildim, perdeleri kapattım ve yattım. ameliyattan bir 8-9 saat sonra da yanma, batma ve akma başladı. ama hiçbiri dayanılamayacak seviyede değildi. bol bol dinlendim, damlalarımı doktorumun söylediği şekilde kullandım ve gözümü zorlayacak hiçbir şey yapmadım.
ilk 2 gün her şey inanılmaz bulanıktı, yazıları hiç göremiyordum neredeyse. objeler biraz daha netti. ekranlar ise berbattı, hiçbir şey okuyamıyordum. telefona ya da bilgisayara bakmak imkansız gibiydi. ama 3. gün biraz düzelmeye başladım, yine çok bulanıktı her şey ama yavaş yavaş düzeliyordu. 4. gün artık ekrana bakabilmeye başladım, yazılar da biraz netleşmeye başladı.
5. gün lenslerimi çıkarmak için doktora gittim. o kazıdıkları dokunun tamamen iyileştiğini söylediğini. lensleri çıkarırken de yine anestezi damlası damlatıyorlar ve cımbız benzeri bir aletle alıyorlar. zaten gözler uyuşuk olduğu için herhangi bir acı olmuyor.
o günden sonra yine her gün görüşüm daha netleşmeye başladı. ama hala çok yeni, hala iyileşme aşamasındayım. ona rağmen iyi ki olmuşum diyebiliyorum.
benim sürecim genel olarak çok rahat geçti, bu yöntemle gözlerini çizdirenler genelde çok fazla acı çektiklerini yazmışlardı ama ben çok kolay geçirdim dediğim gibi. korkulacak ya da çekinecek hiçbir şey yok, şu an ameliyat anına geri dönsem hiç panik yapmadan korkusuzca girerim o odaya.
yaklaşık 3.5 ay sonra gelen edit: damla kullanma sürecim ve gözlükle gezinme zorunluluğum bitti. sol gözüm sıfırlandı sağ gözüm 0.25 kaldı. gözümde eskisinden farklı olarak hiçbir hassasiyet kuruluk vs. yok. herhangi bir şeye ihtiyaç duymadan görebilmek çok güzel bir duyguymuş arkadaşlar, eğer siz de düşünüyorsanız muhakkak gidin bir muayene olun. doktorunuz onay verirse inanın korkacak bir şey yok.
devamını gör...
özgür demirtaş'ın cnntürk yayınında sinir krizi geçirmesi
izlerken gerildiğim, ama sonuna kadar da haklı olduğu için yorumsuz kaldığım sinir krizidir. özellikle sonlara doğru gerçekten adam bir an bayılacak sandım.
buradan
olayın gelişimi:
yayın esnasında " özgür demirtaş asgari ücrete karşı mı? " diye bir başlık atıldı. daha sonra hulki cevizoğlu "özgür demirtaş politikacı değil sadece bir hoca. neden bu kadar önemsiyoruz?" tarzı bir açıklama yaptı. sonra özgür demirtaş yayına bağlandı ve olanlar oldu.
buradan
olayın gelişimi:
yayın esnasında " özgür demirtaş asgari ücrete karşı mı? " diye bir başlık atıldı. daha sonra hulki cevizoğlu "özgür demirtaş politikacı değil sadece bir hoca. neden bu kadar önemsiyoruz?" tarzı bir açıklama yaptı. sonra özgür demirtaş yayına bağlandı ve olanlar oldu.
devamını gör...
tuhaf takıntılar
bir lokantada bir mağazada bir kuaförde vb. yerlerde hep kameraları tespit ederim. hırsızlık yapacağımdan da değil yani dhdhdgdhdh
tuhaf bir alışkanlık işte
tuhaf bir alışkanlık işte
devamını gör...
melodi23
nicki hamdi23 olsaydı buralar çöldü.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
vişne okudum iktisat
ama işler hep kesat
ben de ekonomistim
buna rağmen optimistim.
ama işler hep kesat
ben de ekonomistim
buna rağmen optimistim.
devamını gör...
komutan logar
adını duyunca komutan logar mı onun ben ... diye devamı gelmesi gereken dünyalılardan nefret eden kişi. aslında haklı kişidir.
devamını gör...
korna çalmak
gerekmedikçe kafa şişirir.ülkemizde ota boka basılır.en uyuz olanı da kırmızıdayken turuncu ışık yanar yanmaz basılandır.
devamını gör...
zülfü livaneli
bir türk aydını. yazar, müzisyen, siyasetçi tanımları, yaptığı işlerin üç ana başlığı dersek yanlış olmaz zannımca. 1993 yazında nerden duyduysam yeni çıkan 'saat 4...yoksun' albümünü almıştım. sesini ve müzikte dile getirdiklerini ilk o albümle keşfetmiştim. uzun yıllar boyunca vatan gazetesinde yazılarını okudum. albümlerini ve kitaplarını aldım. 1994 yerel seçimlerinde istanbul'da shp'nin belediye başkan adayı olurken sol partiler karşısına bir halt edeceklermiş gibi dünyanın belki de en onursuz duruşunu sergileyerek her biri birer aday çıkarıp zülfü livaneli'nin oylarını kuşa çevirmişti. oyları bölerek toplamda kendilerinden çok daha geride olan refah partisi'nin adayı rte'nin siyaset sahnesine çıkışını sağladılar. özellikle uzan medyasının ipe sapa gelmez iftiraları, yıldırma politikaları ile o dönem livaneli'yi karalamaya çalıştılar. elleriyle yaptıklarının sonucu olarak; türkiye'nin 30 yıllık kaderi sağ ve solun ortak ahmaklıkları neticesinde belirlenmiş oldu. acaba 1994 istanbul büyükşehir seçimlerinde zülfü livaneli seçilmiş olsaydı türkiye'nin yazgısı bugün daha farklı olur muydu? bence yüzde yüz olurdu.
kendisi hakiki bir sanatçı olarak siyasetle doğmamıştı; kaybedince de sadece türkiye adına üzüldü ama sonuçta makam ve mevki peşinde değildi ve sevdiği işlere, uğraşlara geri döndü ve birbirinden güzel şarkılar ve kitaplar yazdı. müziklerini ve sohbetlerini dinlemekten; yazılarını okumaktan her devirde büyük haz duydum. türkiye'nin yaşayan en değerli sanatçılarından biridir. umarım bu aydın aklından ve sanatçı vicdanından türkiye hakkıyla yararlanabilsin.
kendisi hakiki bir sanatçı olarak siyasetle doğmamıştı; kaybedince de sadece türkiye adına üzüldü ama sonuçta makam ve mevki peşinde değildi ve sevdiği işlere, uğraşlara geri döndü ve birbirinden güzel şarkılar ve kitaplar yazdı. müziklerini ve sohbetlerini dinlemekten; yazılarını okumaktan her devirde büyük haz duydum. türkiye'nin yaşayan en değerli sanatçılarından biridir. umarım bu aydın aklından ve sanatçı vicdanından türkiye hakkıyla yararlanabilsin.
devamını gör...
istenmeyen tüye bunu açıkça söylemek
pek umurunda olmaz herhalde,ilgi alanı değil.o gün yüzü görmenin derdinde, sen kimsin?
devamını gör...
avusturya başbakanı istifa etti
www.sozcu.com.tr/2021/dunya...
avusturya başbakanını istifa etmesi olayıdır.
eğer böyle bir ülkede yaşıyorsanız, adınız böyle bir olayda geçiyorsa ve soruşturma başlatılacaksa hakkınızda, olması gereken harekettir.
ayrıca böyle ülkelerde kiminle kimin "seviştiğine" karışılmaz, karışana da hareketin kralını çekerler.
ayrıca böyle ülkelerde vergilerle kan emilmez, emmeye kalkıştığınızda sokaklar karışır ve anarşizm baş kaldırır.
ayrıca böyle ülkelerde alkol çok ucuzdur ve inanç, ifade özgürlüğü vardır. gerçekten var böyle şeyler.
ayrıca böyle ülkelerde siyasal islam cirit etmez ve insanların inançları ağızlarda malzeme yapılmaz, kutsal kitaplarla mitingler yapılmaz.
ayrıca böyle ülkelerde her gün terörist, vatan haini ilan edilmezsiniz.
ayrıca böyle ülkelerde bakan çocuklarının gemicikleri, offshore hesapları, vergi cennetlerine para kaçırmalar yoktur. yapıldığı anlaşılırsa da o ülkenin yargıçları, savcıları donlarına kadar alırlar ve güneş yüzü göstermezler onlara veyahut idam ederler.
ayrıca böyle ülkelerde savcılar cesurdur, cübbelerinde "düğme olmadığını" bilerek hareket ederler. belge varsa, başbakan bile olsa "sen gel buraya bakayım paşam" deyip baskın yapabilirler.
ayrıca böyle ülkelerde geçim sıkıntısını yaşama ihtimaliniz daha azdır ve işverenden çok, işçiler düşünülür.
ayrıca böyle ülkelerde sporda siyaset olmaz. biletler çok ucuzdur ve hayat pahalılığını daha az hissedersiniz.
ayrıca böyle ülkelerde "cemaat, dergah, tarikat" gibi çağ dışı oluşumlara pek denk gelemezsiniz.
ayrıca böyle ülkelerde suç oranı bizim ülkemize göre daha düşüktür, vardır suç işleyenler ama kravat taktı diye ceza indirimi almaz ya da tecavüzcüsü ile evlendirilmeye asla kalkışılmaz bile.
eğer bu olay türkiye'de olsaydı, başkan ne yapardı/ne derdi?
a- çalıyoruz ama çalışıyoruz.
b- dıj güçlerin oyunu.
c- 15 temmuz'da biz burdaydık, siz neredeydiniz ey vatan hainleri!
d- ey amerika, haddini bileceksin.
e- din elden gidiyor, ezanlar dinmez, bayrak indirilmez.
f- hepsi.
entry bu kadardır. silivri işlemez bana bu arada. ankara bebesiyim ben. silivri de neyin nesi hele bakayım..
avusturya başbakanını istifa etmesi olayıdır.
eğer böyle bir ülkede yaşıyorsanız, adınız böyle bir olayda geçiyorsa ve soruşturma başlatılacaksa hakkınızda, olması gereken harekettir.
ayrıca böyle ülkelerde kiminle kimin "seviştiğine" karışılmaz, karışana da hareketin kralını çekerler.
ayrıca böyle ülkelerde vergilerle kan emilmez, emmeye kalkıştığınızda sokaklar karışır ve anarşizm baş kaldırır.
ayrıca böyle ülkelerde alkol çok ucuzdur ve inanç, ifade özgürlüğü vardır. gerçekten var böyle şeyler.
ayrıca böyle ülkelerde siyasal islam cirit etmez ve insanların inançları ağızlarda malzeme yapılmaz, kutsal kitaplarla mitingler yapılmaz.
ayrıca böyle ülkelerde her gün terörist, vatan haini ilan edilmezsiniz.
ayrıca böyle ülkelerde bakan çocuklarının gemicikleri, offshore hesapları, vergi cennetlerine para kaçırmalar yoktur. yapıldığı anlaşılırsa da o ülkenin yargıçları, savcıları donlarına kadar alırlar ve güneş yüzü göstermezler onlara veyahut idam ederler.
ayrıca böyle ülkelerde savcılar cesurdur, cübbelerinde "düğme olmadığını" bilerek hareket ederler. belge varsa, başbakan bile olsa "sen gel buraya bakayım paşam" deyip baskın yapabilirler.
ayrıca böyle ülkelerde geçim sıkıntısını yaşama ihtimaliniz daha azdır ve işverenden çok, işçiler düşünülür.
ayrıca böyle ülkelerde sporda siyaset olmaz. biletler çok ucuzdur ve hayat pahalılığını daha az hissedersiniz.
ayrıca böyle ülkelerde "cemaat, dergah, tarikat" gibi çağ dışı oluşumlara pek denk gelemezsiniz.
ayrıca böyle ülkelerde suç oranı bizim ülkemize göre daha düşüktür, vardır suç işleyenler ama kravat taktı diye ceza indirimi almaz ya da tecavüzcüsü ile evlendirilmeye asla kalkışılmaz bile.
eğer bu olay türkiye'de olsaydı, başkan ne yapardı/ne derdi?
a- çalıyoruz ama çalışıyoruz.
b- dıj güçlerin oyunu.
c- 15 temmuz'da biz burdaydık, siz neredeydiniz ey vatan hainleri!
d- ey amerika, haddini bileceksin.
e- din elden gidiyor, ezanlar dinmez, bayrak indirilmez.
f- hepsi.
entry bu kadardır. silivri işlemez bana bu arada. ankara bebesiyim ben. silivri de neyin nesi hele bakayım..
devamını gör...
akshaya tritiya
doğu felsefesinde, yılın en uğurlu günü anlamına gelen, bitmek tükenmek bilmeyen gün.
bu sene ki akshaya tritiya günü hıdırellez günlerine denk geliyor.
tüm inananlara iyilik getirsin inşallah.
bu sene ki akshaya tritiya günü hıdırellez günlerine denk geliyor.
tüm inananlara iyilik getirsin inşallah.
devamını gör...
ekşi sözlük'e geri dönmek
kafa sözlük yönetiminden yazarına herkesi şok eden durumdur.
iko ve yoldaş bence sözlük temasını karalara boyamalı giden yazar hatırısına herkesin sözlüğü 3 gün süresince gece modunda kullanması gerekir.
ajax kim ya?
iko ve yoldaş bence sözlük temasını karalara boyamalı giden yazar hatırısına herkesin sözlüğü 3 gün süresince gece modunda kullanması gerekir.
ajax kim ya?
devamını gör...
lufthar
takipte olduğum ve değerli tanımlara sahip olan, ana britannica ve meydan larousse gibi sözlük yazarımız.
devamını gör...

