bir öz eleştiri yap
bazı durumlarda insanları fazla boğuyorum, buna engel de olamıyorum. ama bir gün buna dur diyebileceğime inanıyorum.
devamını gör...
düzenli hayatın ilk günü
erkenden başlayan gün, kişiye aşırı pozitif bir enerji verir ve kendini daha verimli hissetmesine neden olur. çeşitli planlamalar yapılır, günler belirli saatlere ayrılarak olabildiğince dolu geçirilmeye çalışılır. beraberinde sağlıklı yaşama arzusunu da getirir. daha dirençli ve hevesli olmanızı sağlar.
t2:7 ay önce karar verdiğim fakat uygulamaya bugün başladığım gündür.
t2:7 ay önce karar verdiğim fakat uygulamaya bugün başladığım gündür.
devamını gör...
dizi tarihinin en zeki karakteri
işlev olarak patrick jane (bkz: the mentalist) ve sherlock holmes, rakamsal olarak * ise sheldon cooper (bkz: the big bang theory) ve walter bishop (bkz: fringe) diyeceğim listedir.
devamını gör...
bolu belediyesinin mültecilere yaptırım kararları
öncelikle henüz 10 kat zam yapılması gibi bir durum söz konusu değil. başlığı açan yazar hadi heyecanla böyle açtı başlığı, tanım yazan yazarlardan hiçbiri de fark etmedi, modlar da mı ülke gündeminin ortasına düşen bu mevzuya hakim değiller? kafa sözlük için şu seviye sadece acınası, faşistlik mi değil mi diye herkes birbirine girmeye devam. sayın başkan önümüzdeki hafta 10 kat zam yapılmasını belediye meclisine teklif olarak getirecekmiş. yani ortada henüz yapılmış bir zam yok. öncelikle burdaki yanlış anlaşılmayı düzeltelim. sonrasında mülteci tartışmaları yapılmış, o da güzel. yalnız suriyeliler mülteci değildirler, geçici koruma altındadırlar. arasında ne fark var diyenler olacaktır -dağlar kadar fark var- ancak artık yazasım gelmiyor. son olarak, belediye meclisinden karar geçse dahi idare mahkemesinde önce yürütmesi durdurulacak ardından iptal edilecektir. ben hukukçuyum falan filan demiş sayın başkan ama su fiyatını yalnızca geçici koruma altındaki kişiler için artırmanın hukuki dayanağı yoktur.
bu mesele faşizanlık veya mülteci kardeşlerimiz edebiyatı ile tartışılacak bir husus değildir artık. suriyelilerin artık sosyolojik olarak bir sorun olduğu muhakkaktır. mülteci kardeşlerimiz, din kardeşlerimiz edebiyatı yapanların artık bunu anlaması gerekiyor. öte yandan bu hususun idrakinde olduğu için veya sadece suriyeli nefretine sahip olduğundan* başkanın bu kararı karşısında göbek atan sevgili yazarlar, hiçbirinizin en ufak bir hukuksuzluğa çanak tutmaya hakkınız yok. yarın bir başkası bir hukuksuzluğu ama şöyle diyerek destekliyor, öbür gün diğeri ama böyle diyerek başka bir hukuksuzluğu destekliyor. günün sonunda hukuksuzluktan dem vurup ağlıyoruz. galiba söyledim ancak yineleyeceğim, hoşunuza ne kadar giderse gitsin hukuksuzluğa çanak tutamazsınız. bir hukuksuzluğun başka bir hukuksuzlukla, bir yanlışın başka bir yanlışla bertaraf edilmesine göz yumamazsınız. bu ülke, hukuksuzluklara birileri sürekli göz yumduğu için bu haldedir. herkes işine gelen hukuksuzluğa göz yumdukça böyle kalmaya da devam edecek. neyse çok daha kalp kırıcı şeyler yazmadan uyumak en iyisi.
edit: başlık değişmiş, o kadar racon kestik kalsaydı biraz
bu mesele faşizanlık veya mülteci kardeşlerimiz edebiyatı ile tartışılacak bir husus değildir artık. suriyelilerin artık sosyolojik olarak bir sorun olduğu muhakkaktır. mülteci kardeşlerimiz, din kardeşlerimiz edebiyatı yapanların artık bunu anlaması gerekiyor. öte yandan bu hususun idrakinde olduğu için veya sadece suriyeli nefretine sahip olduğundan* başkanın bu kararı karşısında göbek atan sevgili yazarlar, hiçbirinizin en ufak bir hukuksuzluğa çanak tutmaya hakkınız yok. yarın bir başkası bir hukuksuzluğu ama şöyle diyerek destekliyor, öbür gün diğeri ama böyle diyerek başka bir hukuksuzluğu destekliyor. günün sonunda hukuksuzluktan dem vurup ağlıyoruz. galiba söyledim ancak yineleyeceğim, hoşunuza ne kadar giderse gitsin hukuksuzluğa çanak tutamazsınız. bir hukuksuzluğun başka bir hukuksuzlukla, bir yanlışın başka bir yanlışla bertaraf edilmesine göz yumamazsınız. bu ülke, hukuksuzluklara birileri sürekli göz yumduğu için bu haldedir. herkes işine gelen hukuksuzluğa göz yumdukça böyle kalmaya da devam edecek. neyse çok daha kalp kırıcı şeyler yazmadan uyumak en iyisi.
edit: başlık değişmiş, o kadar racon kestik kalsaydı biraz
devamını gör...
black lives matter
--- alıntı ---
black lives matter (türkçe: siyahilerin yaşamları da değerlidir; kısaca blm), abd'de yaşayan afro amerikan kökenli halka karşı uygulanan şiddete ve ırkçılığa karşı kurulmuş sivil toplum hareketidir. blm, birleşik devletler genelinde kolluk kuvvetler tarafından öldürülen siyahlar ve abd yasalarındaki ırk ayrımı yapan ceza hukukuna karşı için düzenli olarak gösteriler düzenler.
--- alıntı ---
black lives matter (türkçe: siyahilerin yaşamları da değerlidir; kısaca blm), abd'de yaşayan afro amerikan kökenli halka karşı uygulanan şiddete ve ırkçılığa karşı kurulmuş sivil toplum hareketidir. blm, birleşik devletler genelinde kolluk kuvvetler tarafından öldürülen siyahlar ve abd yasalarındaki ırk ayrımı yapan ceza hukukuna karşı için düzenli olarak gösteriler düzenler.
--- alıntı ---
devamını gör...
normal sözlük 2020 istatistikleri
efendim, 7 kasım 2020 tarihinde yayın hayatına başlayan kafa sözlük, 54 günlük yayın hayatı boyunca 218.000 adet tanımı bünyesine kattı.
yalnızca, 1 aralık - 31 aralık tarihleri arasında kafa sözlük'e 147.500 adet tanım girişi gerçekleştirildi.
54 günlük süre zarfında elde ettiğimiz veriler ;
toplam yazar sayımız : 4940
günlük tanım rekorumuz : 7.984
başlık başına düşen tanım sayımız : 5
anlık online rekorumuz : 527
gömülmüş yazar sayımız : 90
google ındex sayımız : 18.000
alexa tr site sıralamamız : 1.817
bununla birlikte, siz yazarlarımızın katkıları ile 2 adet yardım etkinliği düzenleyerek hedeflediğimiz desteği karşı tarafa ulaştırdık.
(bkz: kafa sözlük köy okuluna kitap yardımı etkinliği)
(bkz: kafa sözlük - koruncuk vakfı yılbaşı hediye ve yardım etkinliği)
kafa sözlük, interaktif sözlükler sıralamasında en yakın rakibinin 2 katı kadar tanım alarak, en çok tanım girişinin yapıldığı 2.sözlük konumuna yerleşti.
bu başarı senin, benim, hepimizin!!!.
elbette yönetim olarak ciddi bir çaba içerisindeyiz, ancak sizler tevazu göstermeseydiniz bu iş buralara kadar gelmezdi.
yeni yılda adından bir hayli söz ettiren; global anlamda çok daha büyük yardım organizasyonları ile her canlıya dokunmayı hedefleyen, yazarı olmaktan gurur duyacağınız bir platformu hep beraber inşa edeceğiz. *
54 günde bunları yapan, koca 1 senede neler yapmaz hiç düşündünüz mü ?
yalnızca, 1 aralık - 31 aralık tarihleri arasında kafa sözlük'e 147.500 adet tanım girişi gerçekleştirildi.
54 günlük süre zarfında elde ettiğimiz veriler ;
toplam yazar sayımız : 4940
günlük tanım rekorumuz : 7.984
başlık başına düşen tanım sayımız : 5
anlık online rekorumuz : 527
gömülmüş yazar sayımız : 90
google ındex sayımız : 18.000
alexa tr site sıralamamız : 1.817
bununla birlikte, siz yazarlarımızın katkıları ile 2 adet yardım etkinliği düzenleyerek hedeflediğimiz desteği karşı tarafa ulaştırdık.
(bkz: kafa sözlük köy okuluna kitap yardımı etkinliği)
(bkz: kafa sözlük - koruncuk vakfı yılbaşı hediye ve yardım etkinliği)
kafa sözlük, interaktif sözlükler sıralamasında en yakın rakibinin 2 katı kadar tanım alarak, en çok tanım girişinin yapıldığı 2.sözlük konumuna yerleşti.
bu başarı senin, benim, hepimizin!!!.
elbette yönetim olarak ciddi bir çaba içerisindeyiz, ancak sizler tevazu göstermeseydiniz bu iş buralara kadar gelmezdi.
yeni yılda adından bir hayli söz ettiren; global anlamda çok daha büyük yardım organizasyonları ile her canlıya dokunmayı hedefleyen, yazarı olmaktan gurur duyacağınız bir platformu hep beraber inşa edeceğiz. *
54 günde bunları yapan, koca 1 senede neler yapmaz hiç düşündünüz mü ?
devamını gör...
8 mart dünya emekçi kadınlar günü
kadınların hakarete, psikolojik baskıya, fiziksel şiddete uğramadığı, ölümle tehdit edilmediği, öldürülmediği, anne-kız kardeş-eş-kız çocuğu kavramlarının altında ezilmediği, bu rollere mecbur edilmediği, iş hayatında sözlü veya başka herhangi bir şekilde tacize uğramadığı, imalarla incitilmediği, saçı uzun aklı kısa, eksik etek, sen bilmezsin beyin bilir, yemeğin salçalısı kadının kalçalısı, gömleği gösteren ütü kadını gösteren g..ü gibi iğrenç cümlelerle yaftalanmadığı, yerilmediği, hor görülmediği, ona sahip olunabilen, aciz bir varlıkmış gibi bakılmadığı bir dünyada çalışan, üreten, kendi kendine gayet yetebilen, bir erkeğe ihtiyaç duymadan kendi hayatını idame ettirebilen, isterse hayatında birini eşlik edecek kişi olarak seçebilen, kimseye değil sadece kendisine ait olan, özgürlük alanını kendisi belirleyen, istediği saatte dışarı çıkıp istediği gibi giyinebilen, canı isterse kahkaha atarak gülebilen, aynı zamanda hem iş kadını, hem anne, hem de isterse çocuk olabilen, mutlu olmayı hak eden, başına gelen kötülüklerden sorumlu tutulmadığı, hepsinden önce insan olduğunun unutulmadığı bir hayatta sapasağlam duran tüm kadınların, dünya emekçi kadınlar günü kutlu olsun.
devamını gör...
türkiye cumhuriyet merkez bankası
(bkz: tcmb)
türkiye cumhuriyet merkez bankası, temel olarak ülkemizde para ve kur politikalarının yönetilmesinden sorumlu kurumdur.
merkez bankası görev ve sorumlulukları
bankanın merkez bankası kanunu ile düzenlenen görev ve sorumlulukları, 5 temel alana ayrılmaktadır:
1. fiyat istikrarı
merkez bankasının temel amacı, fiyat istikrarını sağlamaktır. fiyat istikrarı ile ekonomik kararlarda dikkate almayı gerektirmeyecek ölçüde düşük bir enflasyon oranı kastedilmektedir. banka, bu amaç doğrultusunda uygulayacağı para politikasını ve kullanacağı araçları doğrudan kendisi belirler, bir başka deyişle araç bağımsızlığına sahiptir.
2. finansal istikrar
finansal istikrar, merkez bankası için destekleyici amaç özelliğine sahiptir. bu kapsamda banka, türkiye’deki finansal sistemin istikrarı için para ve döviz piyasaları ile ilgili düzenleyici önlemleri almakla sorumludur.
3. döviz kuru rejimi
ülkemizdeki döviz kuru rejimini hükûmet ile birlikte belirlemek, biçimlendirmek ve uygulamak; bankanın bir diğer görevidir.
bunun yanında, türkiye’deki altın ve döviz rezervlerini saklamak ve ülke menfaatleri doğrultusunda yönetmekten sorumlu kurum, yine merkez bankasıdır.
4. banknot basma ve ihraç imtiyazı
türkiye cumhuriyeti anayasası'nın 87. maddesine göre para basma yetkisi türkiye büyük millet meclisine (tbmm) aittir. ancak tbmm banknot basma ve ihraç yetkisini süresiz olarak merkez bankasına devretmiştir.
5. ödeme sistemleri
merkez bankası; fonların ve menkul kıymetlerin güvenli ve hızlı bir şekilde aktarılması ve mutabakatının gerçekleştirilmesi için yeni sistemler kurmak, kurulmuş ve kurulacak sistemlerin kesintisiz işlemesini sağlamak, gözetimini gerçekleştirmek ve gerekli düzenlemeleri yapmakla yükümlüdür.
site bağlantısı
türkiye cumhuriyet merkez bankası, temel olarak ülkemizde para ve kur politikalarının yönetilmesinden sorumlu kurumdur.
merkez bankası görev ve sorumlulukları
bankanın merkez bankası kanunu ile düzenlenen görev ve sorumlulukları, 5 temel alana ayrılmaktadır:
1. fiyat istikrarı
merkez bankasının temel amacı, fiyat istikrarını sağlamaktır. fiyat istikrarı ile ekonomik kararlarda dikkate almayı gerektirmeyecek ölçüde düşük bir enflasyon oranı kastedilmektedir. banka, bu amaç doğrultusunda uygulayacağı para politikasını ve kullanacağı araçları doğrudan kendisi belirler, bir başka deyişle araç bağımsızlığına sahiptir.
2. finansal istikrar
finansal istikrar, merkez bankası için destekleyici amaç özelliğine sahiptir. bu kapsamda banka, türkiye’deki finansal sistemin istikrarı için para ve döviz piyasaları ile ilgili düzenleyici önlemleri almakla sorumludur.
3. döviz kuru rejimi
ülkemizdeki döviz kuru rejimini hükûmet ile birlikte belirlemek, biçimlendirmek ve uygulamak; bankanın bir diğer görevidir.
bunun yanında, türkiye’deki altın ve döviz rezervlerini saklamak ve ülke menfaatleri doğrultusunda yönetmekten sorumlu kurum, yine merkez bankasıdır.
4. banknot basma ve ihraç imtiyazı
türkiye cumhuriyeti anayasası'nın 87. maddesine göre para basma yetkisi türkiye büyük millet meclisine (tbmm) aittir. ancak tbmm banknot basma ve ihraç yetkisini süresiz olarak merkez bankasına devretmiştir.
5. ödeme sistemleri
merkez bankası; fonların ve menkul kıymetlerin güvenli ve hızlı bir şekilde aktarılması ve mutabakatının gerçekleştirilmesi için yeni sistemler kurmak, kurulmuş ve kurulacak sistemlerin kesintisiz işlemesini sağlamak, gözetimini gerçekleştirmek ve gerekli düzenlemeleri yapmakla yükümlüdür.
site bağlantısı
devamını gör...
nedamet
şair rüştü onur'un biricik sevdiceği mediha'sının ölümünün ardından yazdığı şiir:
***
tanrım, açamadık içimizi
kavuşmak mahşere kaldı
ne yelken ne gemi var limanda
kaçmak bir uzun sefere kaldı
mercan bir sahildeymiş gemiler
bulmak kasvetli günlere kaldı.
***
peki kimdir bu rüştü onur? ya mediha?
yıl 1920. sıcak bir ağustos günü, cihan harbi'nin izleri henüz taze iken devrek'te* gözünü dünyaya açar bir şair: rüştü onur. öğretmen bir babanın oğludur, hayattaki tüm talihi de bu kadarcıktır zaten.
ilkokul ve ortaokulu bitirdikten sonra lise eğitimine zonguldak mehmet çelikel lisesi'nde başlar rüştü. eğitim hayatı da burada sona erecektir zaten. günler peşi sıra kovalarken birbirini, amansız bir hastalığa tutulur bu genç şair: verem*.
yıl 1938. hastalığı nedeniyle okuluna daha sonra devam etmek üzere ara vermek zorunda kalan şair, maalesef ki bir daha asla geri dönemeyecektir eğitim hayatına.
babasının da desteğiyle maliye memuru olarak çalışmaya başlar genç şair ereğli maden işletmeleri'nde. fakat lise yıllarında alevlenen edebiyat tutkusu okul sıralarından taşarak bugününe kadar gelmiştir bu genç şairin. hem memurluk yapıyor hem de şiirler, tiyatro metinleri ve mektuplar kaleme alıyordur.
peki nereden geliyor bu edebiyat tutkusu?
lisede çok sevdiği bir edebiyat hocasından: behçet necatigil. behçet necatigil, henüz parlamaktadır edebiyat çevrelerinde. şiirleri varlık dergisi'nde yaşar nabi, necati cumalı, salah birsel gibi isimlerin şiirlerinin yanında yavaş yavaş yer almaya başlamıştır o yıllarda. peki sadece o mudur rüştü onur'un edebiyat aşkını alevlendiren? elbette hayır. rüştü'nün can dostu, kaderdaşı bir şair: muzaffer tayyip uslu. rüştü'den 2 yaş küçük olan bu genç şairin kaderi bir bütün yazılmıştır rüştü ile. ikisi de şiire aşkla bağlıdırlar, yazdıklarını önce birbirlerine sonra hocaları behçet necatigil'e okurlar. behçet necatigil de o şiirleri istanbul'a, dönemin öncü edebiyat çevrelerinin yazdığı mecmualara gönderir. rüştü'nün de muzaffer tayyip'in de şiirleri dönemin öncü edebiyat dergisi olan varlık'da yayınlanması ile birlikte bu genç şairler istanbul'daki edebiyat çevrelerince tanınır oldular. öyle ki necati cumalı, salah birsel, oktay rifat ve melih cevdet gibi şairlerle mektuplaşmaya da bu dönemde başlarlar.*
yıl 1941. henüz 21 yaşında olan rüştü'nün hastalığı ağırlaşmaya başlar, zonguldak'ta hastaneye kaldırılır 3 aylığına. oradan, hocasının da yardımıyla heybeliada senatoryumu'na* nakledilir. 1942'nin başında da hastalığını yenmiş olarak taburcu olur buradan.
istanbul'dan zonguldak'a geri dönüş yolculuğu şair rüştü onur için sonun başlangıcı olacaktır.
zonguldak'a, evine dönmek için bindiği anafartalar vapuru'nda genç bir kız ile tanışır genç şair, hemencecik de aşık olur tanıştığı bu kıza. o kız, yazının başında bahsi geçen mediha sessiz isimli kızdır.
peki kimdir bu mediha, nereden çıkmıştır, orada ne işi vardır?
mediha istanbul'lu bir ailenin kızıdır. kandilli kız lisesi'nden mezun olmasının ardından girdiği karabük demir çelik fabrikasının memuriyet sınavını kazanır. maaile karabük yolunu tutarlar anafartalar vapuru ile. şair rüştü onur'la da burada karşılaşırlar, tanışırlar. kısa süre sonra da mektuplaşmaya başlarlar.
yıl 1942. ikinci dünya savaşı tüm dünyayı kasıp kavururken mediha karabük'te bilinmeyen bir sebeple hastalanır ve hastaneye kaldırılır, sebebi bir türlü anlaşılamaz. tifo şüphesiyle heybeliada senatoryumu'na gönderilir fakat oradan da "tifolu değilsin" denilerek taburcu edilir. bunun üzerine tekrar karabük'e dönmez, istanbul'da ailesinin yanında kalır.
bu dönemde genç şair gidip gelmeye başlar istanbul'a sevdiceğini görmeye. can dostu muzaffer tayyip'in istanbul'daki aile evinde kalır her gittiğinde de. muzaffer tayyip de istanbul'da ailesinin yanındadır bir süredir. bu gitgellerden sıkılan mediha'nın annesi genç şairi karşısına alır ve "bu böyle olmaz en iyisi evlenin der" ve yıldırım nikahı ile evlenir mediha ile rüştü. birlikte mediha'nın ailesinin evinde yaşamaya başlarlar. genç şair de bu dönemde mediha'nın babasının manavında çalışmaya başlar.
rüştü ile mediha'nın kaderi nihayet düze çıktı demek isterdim fakat mediha, evliliğin 40. gününde bilinmeyen hastalığına yenik düşer ve acılı bir ölüm ile sonlanır hikayesi. şair rüştü onur'un da hastalığı nüksetmeye başlamıştır bu dönemde. derin bir üzüntü ve depresyon hali kaplar genç şairi. mediha'nın kaybı çok ağır gelmiştir ona.*
***
tanrım, açamadık içimizi
kavuşmak mahşere kaldı
ne yelken ne gemi var limanda
kaçmak bir uzun sefere kaldı
mercan bir sahildeymiş gemiler
bulmak kasvetli günlere kaldı.
***
mediha'nın vefatından sadece 15 gün sonra, 22 aralık 1942'de hayata gözlerini yumar şair rüştü onur. henüz 22 yaşındadır..
muzaffer tayyip uslu 1946'da, 24 yaşında veda eder hayata. tıpkı can dostu rüştü onur gibi gencecik ve veremlidir bedeni.
mediha sessiz'in hastalığının ise apandisit olduğu sonradan anlaşılmıştır.
*
***
tanrım, açamadık içimizi
kavuşmak mahşere kaldı
ne yelken ne gemi var limanda
kaçmak bir uzun sefere kaldı
mercan bir sahildeymiş gemiler
bulmak kasvetli günlere kaldı.
***
peki kimdir bu rüştü onur? ya mediha?
yıl 1920. sıcak bir ağustos günü, cihan harbi'nin izleri henüz taze iken devrek'te* gözünü dünyaya açar bir şair: rüştü onur. öğretmen bir babanın oğludur, hayattaki tüm talihi de bu kadarcıktır zaten.
ilkokul ve ortaokulu bitirdikten sonra lise eğitimine zonguldak mehmet çelikel lisesi'nde başlar rüştü. eğitim hayatı da burada sona erecektir zaten. günler peşi sıra kovalarken birbirini, amansız bir hastalığa tutulur bu genç şair: verem*.
yıl 1938. hastalığı nedeniyle okuluna daha sonra devam etmek üzere ara vermek zorunda kalan şair, maalesef ki bir daha asla geri dönemeyecektir eğitim hayatına.
babasının da desteğiyle maliye memuru olarak çalışmaya başlar genç şair ereğli maden işletmeleri'nde. fakat lise yıllarında alevlenen edebiyat tutkusu okul sıralarından taşarak bugününe kadar gelmiştir bu genç şairin. hem memurluk yapıyor hem de şiirler, tiyatro metinleri ve mektuplar kaleme alıyordur.
peki nereden geliyor bu edebiyat tutkusu?
lisede çok sevdiği bir edebiyat hocasından: behçet necatigil. behçet necatigil, henüz parlamaktadır edebiyat çevrelerinde. şiirleri varlık dergisi'nde yaşar nabi, necati cumalı, salah birsel gibi isimlerin şiirlerinin yanında yavaş yavaş yer almaya başlamıştır o yıllarda. peki sadece o mudur rüştü onur'un edebiyat aşkını alevlendiren? elbette hayır. rüştü'nün can dostu, kaderdaşı bir şair: muzaffer tayyip uslu. rüştü'den 2 yaş küçük olan bu genç şairin kaderi bir bütün yazılmıştır rüştü ile. ikisi de şiire aşkla bağlıdırlar, yazdıklarını önce birbirlerine sonra hocaları behçet necatigil'e okurlar. behçet necatigil de o şiirleri istanbul'a, dönemin öncü edebiyat çevrelerinin yazdığı mecmualara gönderir. rüştü'nün de muzaffer tayyip'in de şiirleri dönemin öncü edebiyat dergisi olan varlık'da yayınlanması ile birlikte bu genç şairler istanbul'daki edebiyat çevrelerince tanınır oldular. öyle ki necati cumalı, salah birsel, oktay rifat ve melih cevdet gibi şairlerle mektuplaşmaya da bu dönemde başlarlar.*
yıl 1941. henüz 21 yaşında olan rüştü'nün hastalığı ağırlaşmaya başlar, zonguldak'ta hastaneye kaldırılır 3 aylığına. oradan, hocasının da yardımıyla heybeliada senatoryumu'na* nakledilir. 1942'nin başında da hastalığını yenmiş olarak taburcu olur buradan.
istanbul'dan zonguldak'a geri dönüş yolculuğu şair rüştü onur için sonun başlangıcı olacaktır.
zonguldak'a, evine dönmek için bindiği anafartalar vapuru'nda genç bir kız ile tanışır genç şair, hemencecik de aşık olur tanıştığı bu kıza. o kız, yazının başında bahsi geçen mediha sessiz isimli kızdır.
peki kimdir bu mediha, nereden çıkmıştır, orada ne işi vardır?
mediha istanbul'lu bir ailenin kızıdır. kandilli kız lisesi'nden mezun olmasının ardından girdiği karabük demir çelik fabrikasının memuriyet sınavını kazanır. maaile karabük yolunu tutarlar anafartalar vapuru ile. şair rüştü onur'la da burada karşılaşırlar, tanışırlar. kısa süre sonra da mektuplaşmaya başlarlar.
yıl 1942. ikinci dünya savaşı tüm dünyayı kasıp kavururken mediha karabük'te bilinmeyen bir sebeple hastalanır ve hastaneye kaldırılır, sebebi bir türlü anlaşılamaz. tifo şüphesiyle heybeliada senatoryumu'na gönderilir fakat oradan da "tifolu değilsin" denilerek taburcu edilir. bunun üzerine tekrar karabük'e dönmez, istanbul'da ailesinin yanında kalır.
bu dönemde genç şair gidip gelmeye başlar istanbul'a sevdiceğini görmeye. can dostu muzaffer tayyip'in istanbul'daki aile evinde kalır her gittiğinde de. muzaffer tayyip de istanbul'da ailesinin yanındadır bir süredir. bu gitgellerden sıkılan mediha'nın annesi genç şairi karşısına alır ve "bu böyle olmaz en iyisi evlenin der" ve yıldırım nikahı ile evlenir mediha ile rüştü. birlikte mediha'nın ailesinin evinde yaşamaya başlarlar. genç şair de bu dönemde mediha'nın babasının manavında çalışmaya başlar.
rüştü ile mediha'nın kaderi nihayet düze çıktı demek isterdim fakat mediha, evliliğin 40. gününde bilinmeyen hastalığına yenik düşer ve acılı bir ölüm ile sonlanır hikayesi. şair rüştü onur'un da hastalığı nüksetmeye başlamıştır bu dönemde. derin bir üzüntü ve depresyon hali kaplar genç şairi. mediha'nın kaybı çok ağır gelmiştir ona.*
***
tanrım, açamadık içimizi
kavuşmak mahşere kaldı
ne yelken ne gemi var limanda
kaçmak bir uzun sefere kaldı
mercan bir sahildeymiş gemiler
bulmak kasvetli günlere kaldı.
***
mediha'nın vefatından sadece 15 gün sonra, 22 aralık 1942'de hayata gözlerini yumar şair rüştü onur. henüz 22 yaşındadır..
muzaffer tayyip uslu 1946'da, 24 yaşında veda eder hayata. tıpkı can dostu rüştü onur gibi gencecik ve veremlidir bedeni.
mediha sessiz'in hastalığının ise apandisit olduğu sonradan anlaşılmıştır.
*
devamını gör...
otobüste yer vermen için bakışları ile taciz eden yaşlı
bir gün ben işten çıkmıştım ve yemin ederim 8 saat hiç oturmadan hasta baktım. gün yapıp pasta börek yiyip evlerine giden teyzeler bakışlarıyla yer istedi vermedim. zaten ayakta duracak halim yoktu. sonra bana nasıl saydırdılar. ne terbiyesizliğim ne saygısızlığım ne ahlakım kaldı. sadece susup bakınmakla yetindim. anlatmakla anlamazlardı çünkü.
devamını gör...
mazlum çimen
haziran 1958 elbistan doğumlu, güzel bir adamın (bkz: nesimi çimen) güzel bir oğludur.
besteci, söz yazarı ve oyuncudur. aynı zamanda ‘çimen’s yapım’ ın sahibidir.
istanbul devlet konservatuvar mezunudur. babası nesimi’yi 93 madımak katliamı’nda kaybetmiştir. o da çok sevdiği babası için dillerimize pelesenk olmuş (bkz: sen benden gittin gideli)’yi kaleme alıp, bestelemiştir…
on parmağında on marifet olan sevgili mazlum çimen’in tek efsanesi bu şarkı mıdır?
tabii ki hayır…
kendisini çok sevdiğimden yakın takibimdedir. hemen hemen tüm şarkılarını ezbere bildiğimi söyleyebilirim.
bir şarkıyı dinlerken, müziğinden çok önce sözlerine ehemmiyet veririm. bu yüzden mazlum çimen’in bana göre en güzel sözlere sahip şarkısı (bkz: feryâdı isyanım)’dır. ilgili şarkının sözlerini şöyle bırakacağım, müsaadenizle:
‘’mem nelere gark olmadı zin’in ateşi için…
ferhat dağı delmedi mi şirin’in düşü için?
kusur ise her saniye, her yerde seni anmak;
mecnun, az mı yemin etti leyla’nın başı için…
gözlerinin dokunduğu her mekan memleketim
bakıver de uzamasın gurbetim, esaretim
ahmet arif hasretinden prangalar eskitmiş
beni böyle eskitense prangalı hasretin
sana yine sana yandım nesimi ile dün gece
gözlerinle yüzüleyim, bend olayım hallaca
öyle hüküm buyurmuşlar tanrılar divanında
ha ben sana yollanmışım, ha muhammed mirâca
cümle cihan güzellerin yüzlerine ben örsün
gözlerin, balyozu oldu içerimdeki örs’ün
ruhumdaki fırtınalar merih’i usandırdı
nuh’a haber eyleyin de, gelsin de tufan görsün…’’
yine söz ve müziğinin mazlum çimen’in kendisine ait olan en sevdiğim ikinci eseri ise (bkz: sokağın tavanı kadar)’dır. ama bu eserde şöyle bir durum var, mazlum çimen’in şarkılarını çeşitli sanatçıların seslendirdiği (bkz: benim için söylenenler) albümündeki edip bülbül versiyonunu kendi söylediğinden çok daha fazla beğeniyorum. hatta aynı şarkıyı (bkz: edip akbayram) da seslendirmiştir lakin bence yine de edip bülbül versiyonu benim için çok daha muhteşem bir düzenlemedir.
son olarak sevgili mazlum çimen, öyle bir can yücel şiirini bestelemiştir ki, hem şiirin kuvveti bakımından, hem de şarkının bütünlüğü bakımından (bkz: ben hayatta en çok babamı sevdim) mazlum çimen eserleri arasında ilk üçüme girmiştir…
daha önce dinlememişlere önerebileceğim diğer eserleri;
(bkz: az bana gönder)
(bkz: değil misin) özellikle (bkz: jehan barbur) versiyonu çok çok çok başarılıdır.
(bkz: sev beni beni)
(bkz: başımın belası)
(bkz: gel gönül) bunu da aynı albümde (bkz: emre sertkaya) muhteşem bir performansla yorumlamıştır.
(bkz: yar unutamadım)
ve rahmetli (bkz: ihsan yüce) ‘nin şiiri olan ve rahmetli (bkz: mümtaz sevinç) ‘in harikulade seslendirdiği (bkz: ekmek, şarap sen ve ben)’i de öneriyorum…
genellemek gibi olmasın ama bir şeyi altını çizerek belirtmekte hiçbir sakınca görmüyorum:
sinan akçıl dinleyenle olur ama mazlum çimen dinlemeyenle olmaz…
keyifle dinleyiniz, dinletiniz…
besteci, söz yazarı ve oyuncudur. aynı zamanda ‘çimen’s yapım’ ın sahibidir.
istanbul devlet konservatuvar mezunudur. babası nesimi’yi 93 madımak katliamı’nda kaybetmiştir. o da çok sevdiği babası için dillerimize pelesenk olmuş (bkz: sen benden gittin gideli)’yi kaleme alıp, bestelemiştir…
on parmağında on marifet olan sevgili mazlum çimen’in tek efsanesi bu şarkı mıdır?
tabii ki hayır…
kendisini çok sevdiğimden yakın takibimdedir. hemen hemen tüm şarkılarını ezbere bildiğimi söyleyebilirim.
bir şarkıyı dinlerken, müziğinden çok önce sözlerine ehemmiyet veririm. bu yüzden mazlum çimen’in bana göre en güzel sözlere sahip şarkısı (bkz: feryâdı isyanım)’dır. ilgili şarkının sözlerini şöyle bırakacağım, müsaadenizle:
‘’mem nelere gark olmadı zin’in ateşi için…
ferhat dağı delmedi mi şirin’in düşü için?
kusur ise her saniye, her yerde seni anmak;
mecnun, az mı yemin etti leyla’nın başı için…
gözlerinin dokunduğu her mekan memleketim
bakıver de uzamasın gurbetim, esaretim
ahmet arif hasretinden prangalar eskitmiş
beni böyle eskitense prangalı hasretin
sana yine sana yandım nesimi ile dün gece
gözlerinle yüzüleyim, bend olayım hallaca
öyle hüküm buyurmuşlar tanrılar divanında
ha ben sana yollanmışım, ha muhammed mirâca
cümle cihan güzellerin yüzlerine ben örsün
gözlerin, balyozu oldu içerimdeki örs’ün
ruhumdaki fırtınalar merih’i usandırdı
nuh’a haber eyleyin de, gelsin de tufan görsün…’’
yine söz ve müziğinin mazlum çimen’in kendisine ait olan en sevdiğim ikinci eseri ise (bkz: sokağın tavanı kadar)’dır. ama bu eserde şöyle bir durum var, mazlum çimen’in şarkılarını çeşitli sanatçıların seslendirdiği (bkz: benim için söylenenler) albümündeki edip bülbül versiyonunu kendi söylediğinden çok daha fazla beğeniyorum. hatta aynı şarkıyı (bkz: edip akbayram) da seslendirmiştir lakin bence yine de edip bülbül versiyonu benim için çok daha muhteşem bir düzenlemedir.
son olarak sevgili mazlum çimen, öyle bir can yücel şiirini bestelemiştir ki, hem şiirin kuvveti bakımından, hem de şarkının bütünlüğü bakımından (bkz: ben hayatta en çok babamı sevdim) mazlum çimen eserleri arasında ilk üçüme girmiştir…
daha önce dinlememişlere önerebileceğim diğer eserleri;
(bkz: az bana gönder)
(bkz: değil misin) özellikle (bkz: jehan barbur) versiyonu çok çok çok başarılıdır.
(bkz: sev beni beni)
(bkz: başımın belası)
(bkz: gel gönül) bunu da aynı albümde (bkz: emre sertkaya) muhteşem bir performansla yorumlamıştır.
(bkz: yar unutamadım)
ve rahmetli (bkz: ihsan yüce) ‘nin şiiri olan ve rahmetli (bkz: mümtaz sevinç) ‘in harikulade seslendirdiği (bkz: ekmek, şarap sen ve ben)’i de öneriyorum…
genellemek gibi olmasın ama bir şeyi altını çizerek belirtmekte hiçbir sakınca görmüyorum:
sinan akçıl dinleyenle olur ama mazlum çimen dinlemeyenle olmaz…
keyifle dinleyiniz, dinletiniz…
devamını gör...
hoşlanılan yazarın tanımını beğenip favlayıp mesaj atıp takibe almak
görmediğin insandan hoşlanmak ciddi bir tehlike çanları çalıyor göstergesidir yazardaşlarım. yüzünüze buz gibi su çalınız ve ivedelikle kendinize geliniz!
devamını gör...
para üstü yerine sakız veren bakkal
o 10 kuruşlarla 2. evi aldı adam!
devamını gör...
bir kadına edilebilecek en güzel iltifat
-sesinin bir alımı var, sanırsın dünyanın en güzel atı dünyanın en güzel çayırlarında nazlı nazlı salınıyor.....
+bunu yazsana bir yere.
ricası emirdir...
edit : lan olm, kadın iyi ki "at gibi kadın mıyım lan ben?" diye çemkirmedi, hiç uyarmıyorsunuz da ahahha
+bunu yazsana bir yere.
ricası emirdir...
edit : lan olm, kadın iyi ki "at gibi kadın mıyım lan ben?" diye çemkirmedi, hiç uyarmıyorsunuz da ahahha
devamını gör...
kürtajın yasaklanması gerekliliği
--- alıntı ---
yani neredeyse ben olmayacaktım.
--- alıntı ---
peki ya senin neredeyse olmayacak olmandan kime ne dediğim bir parça laf öbeği.
hamile her kadın çocuğu doğurmak zorunda değil sonuçta doğurmak istememenin de herkesçe bir nedeni vardır. belki tecavüze uğradı, belki karnındaki yavrunun sakat ya da çok hasta doğacağını öğrendi ve buna dayanamadı, belki hamilelik kendi sağlığı için çok riskli ve işin sonunda ölüm var? nereden biliyoruz ki? iyi veya kötü her ne olursa olsun kimseyi bir şey yapması için zorlayamayız. herkes kendi davranışlarının sorumluluğunu alabilmeli, dayatmalarla bir yere varılmaz.
yani neredeyse ben olmayacaktım.
--- alıntı ---
peki ya senin neredeyse olmayacak olmandan kime ne dediğim bir parça laf öbeği.
hamile her kadın çocuğu doğurmak zorunda değil sonuçta doğurmak istememenin de herkesçe bir nedeni vardır. belki tecavüze uğradı, belki karnındaki yavrunun sakat ya da çok hasta doğacağını öğrendi ve buna dayanamadı, belki hamilelik kendi sağlığı için çok riskli ve işin sonunda ölüm var? nereden biliyoruz ki? iyi veya kötü her ne olursa olsun kimseyi bir şey yapması için zorlayamayız. herkes kendi davranışlarının sorumluluğunu alabilmeli, dayatmalarla bir yere varılmaz.
devamını gör...
sevgili
devamını gör...
çocuk sevmeyen insan
gözümde insan falan değildir. soğuk ruhsuz bir hayat formudur. çocukları seviniz.
devamını gör...
anın fotoğrafı

"böyleyken gene de şükretmem halime, hergelelik, açgözlülük eder, seni üzerim. aklıma gelmez ki seni usandırır, sana gına getiririm. sana dert, sana ağırlık sana sıkıntı olurum. nemsin be? sevgili, dost, yâr, arkadaş... hepsi. en çok da en ilk de leylâsın bana. bir umudum, dünya gözüm, dikili ağacımsın. uçan kuşum, akan suyumsun. seni anlatabilmek seni. ben cehennem çarklarından kurtuldum. üşüyorum kapama gözlerini. "
ahmed arif
devamını gör...
normal sözlük'ün en yaşlı yazarı
40-45 yaşları arasında olması tahmin edilen yazardır. sözlükte yaşlı denilesi yaşlarda insanların olması, bir açıdan bakıldığında güzel bence. bu insanların hayat adına edinmiş olduğu tecrübeler, biz gençler için büyük önem taşıyor.
devamını gör...
