orhan veli dizeleri
gün olur, alır başımı giderim.
denizden yeni çıkmış ağların kokusunda
şu ada senin, bu ada benim.
yelkovan kuşlarının peşi sıra.
devamını gör...
zeynep bastık
ezhel'in ekmeğini ezhel'den daha çok yiyen sanatçı.
devamını gör...
bir insandan soğumanıza neden olacak şeyler
eskisi gibi olmadığını, değiştiğini bilme hissiyatı bile ondan soğumanıza sebep olabilir. ve ne yazık ki kimse bıraktığınız gibi kalmıyor...
devamını gör...
2022 yılı asgari ücretin 4250 tl olması
2021 yılı ocak ayında asgari ücret 2826 tl idi.
2021 yılı aralık ayında ise 2022 yılı için açıklanan asgari ücret 4250 lira oldu.
2021 >>> 2826 tl >>> 345 dolar
2021 aralık'ı>>> 4250 tl >>> 273 dolar*
emekçilerin ücretleri 345 dolardan 273 dolara düşerken yani asgari ücret, dolar bazında 5'te 1'i oranında azalmışken utanmazlar bir de bunu müjde adlediyor.
yemin ediyorum memleketimin en kara günü sizin ana rahmine düştüğünüz gündür.
bir de utanmadan müjde diyorsunuz ya kan beynime sıçrıyor.
bu ülkede insanlar evlerine ekmek götüremiyor! insanlar çoluğuna çocuğuna meyve alamıyor. siz de bin odalı saraylarınızda oturuyor 5'te 1 daha az olan asgari ücteti müjdeliyorsunuz.
ve söylediğiniz ücret yoksulluk sınırı olan 10 300 tl'nin yarısı bile değil.
bir de üstüne üstlük ülkede çalışan 15 milyon 203 bin 423 kişinin 6 milyon 390 bin 19'u asgari ücretli.
6 milyon 390 bin 19.
6 milyon 390 bin 19!
ülkede çalışan nüfusun neredeyse yarısını sefalete, açlığa, yoksulluğa terk etmeyi müjdeleyen zihniyetinize, fikrinizle, zikrinize de helal olsun(!)
ama bu düzen böyle gitmez!
2021 yılı aralık ayında ise 2022 yılı için açıklanan asgari ücret 4250 lira oldu.
2021 >>> 2826 tl >>> 345 dolar
2021 aralık'ı>>> 4250 tl >>> 273 dolar*
emekçilerin ücretleri 345 dolardan 273 dolara düşerken yani asgari ücret, dolar bazında 5'te 1'i oranında azalmışken utanmazlar bir de bunu müjde adlediyor.
yemin ediyorum memleketimin en kara günü sizin ana rahmine düştüğünüz gündür.
bir de utanmadan müjde diyorsunuz ya kan beynime sıçrıyor.
bu ülkede insanlar evlerine ekmek götüremiyor! insanlar çoluğuna çocuğuna meyve alamıyor. siz de bin odalı saraylarınızda oturuyor 5'te 1 daha az olan asgari ücteti müjdeliyorsunuz.
ve söylediğiniz ücret yoksulluk sınırı olan 10 300 tl'nin yarısı bile değil.
bir de üstüne üstlük ülkede çalışan 15 milyon 203 bin 423 kişinin 6 milyon 390 bin 19'u asgari ücretli.
6 milyon 390 bin 19.
6 milyon 390 bin 19!
ülkede çalışan nüfusun neredeyse yarısını sefalete, açlığa, yoksulluğa terk etmeyi müjdeleyen zihniyetinize, fikrinizle, zikrinize de helal olsun(!)
ama bu düzen böyle gitmez!
devamını gör...
berlin duvarı
kurbanları arasında türk çocuğununda olduğu "utanç" duvarı, aşağıdaki linke tıkladığınızda anlatmaya başlıyor, "bunlar da ilginizi çekebilir" yazısı çıktığında aşağıya doğru sayfaya devam ediniz, yazı devam etmektedir.
www.bbc.com/turkce/haberler...
www.bbc.com/turkce/haberler...
devamını gör...
uzak mesafe ilişkisi
uzak mesafe ilişkisi (kesintisiz 7 yıl) sonucu evlendiğim ve çocuğumun babası olan insanla an itibarıyla marmaris emeklisi gibi yaşıyoruz. evet bu ilişki türü zordur ama zoru başarmak aradaki bağı güçlendirir. çünkü çok sınanmışsınızdır ve her şeye rağmen hala birlikteyseniz dünyayı beraber kucaklıyorsunuz hissi verir.
devamını gör...
günaydın sözlük
muhtar çayını içseydin?
şaka maka muhtar haklı, gidip yatmalı.
size günaydın, bize iyi uykular..
edit : oooo, kemal da burada ama üzgünüm kemal daha boyoz gelmemiş*
şaka maka muhtar haklı, gidip yatmalı.
size günaydın, bize iyi uykular..
edit : oooo, kemal da burada ama üzgünüm kemal daha boyoz gelmemiş*
devamını gör...
merdumlar baskında radyo yayını
oooo kebap muhabbeti var demek ki. kesin kesin dinleyeceğim. 4 kulak bekliyorum yayını.
devamını gör...
anıtkabir kaça yapıldı biliyor musunuz söylemi
şaka gibi ya! bu amip, sadece bu ülke için değil, dünya için gereksizdir. vatikanı, ingiltere’de diye bilen birinin, “omo anıtkabir koço yopoldu?” demesi pek şaşırtıcı değil. başlığı açan yazarın dediği gibi çomar işte.
linki tekrar verelim;
tipitırda ki tipi tipe gider.
not: oysa vatikan, çorum il sınırları içerisinde antik bir kenttir. herkes bilir.
linki tekrar verelim;
tipitırda ki tipi tipe gider.
not: oysa vatikan, çorum il sınırları içerisinde antik bir kenttir. herkes bilir.
devamını gör...
çörekotu
peygamberimiz( s.a.v.):" çörekotu'na devam edin. zira allah onda ölüm hariç her derde şifa halk etmiştir", buyurmuştur. saçlara ve kafa derisine çörekotu yağı sürmek saçı çabuk bitirir ve beyazlaşmasını geciktirir, baş ağrısı, migren ve baş dönmesini giderir. çörekotu yağı damlatmak kulakları temizler. taze öğütülmüş çörekotu koklamak, baş ağrısını keser. bunlara ek olarak sara( epilepsi) hastalığında, sedef, vitiligo, mantar, basur(hemoroid), yüz felci, halsizlik, hormon dengesizliği, kadın hastalıkları, kolesterolü düşürmek ve kolesterollü tıkanıklıkları eritmek için, kısırlık, hafızayı kuvvetlendirme, prostat hastalıkları, diyabet, dalak hastalıkları, böbrek ve safra kesesi taşlarını eritmek ve safra kesesi dokularını düzeltmek gibi birçok alanda kullanılır.
(bkz: aidin salih gerçek tıp yitik şifanın izinde (kitap))
devamını gör...
türkçülük
ırkçılıksa ırkçılık.
beğenmeyen iltica edebilir.
gerçi milliyetçi değerlere anca klavye başından sataşıp hakaret edebilir bu s*lcular çok da şeetmeyin.
neticede adamdan kan alırlar böyle bir şeyi gerçek hayatta dillendirdiklerinde*.
beğenmeyen iltica edebilir.
gerçi milliyetçi değerlere anca klavye başından sataşıp hakaret edebilir bu s*lcular çok da şeetmeyin.
neticede adamdan kan alırlar böyle bir şeyi gerçek hayatta dillendirdiklerinde*.
devamını gör...
normal sözlük’te tanımlarını sevdiğiniz yazarlar
şu an kendimi anaokulunda kendi arasında oyun oynayan çocukları izleyen yeni gelen çocuk olarak hissettim.
oylamaya üşenmeyip beğenide bulunduğum yazarların tümü diyorum.
oylamaya üşenmeyip beğenide bulunduğum yazarların tümü diyorum.
devamını gör...
nasılsın sorusuna düşünmeden verilen iyiyim cevabı
ben bugün hinliğine değil dostluğuna sordum arkadaşıma. ne desin standart iyiyimi yapıştırdı.
- nasılsın?
- kocamdan şiddet gördüm, hastanelik oldum. her yerim mosmor. kolum kırık, yüreğim buruk. eve döndüğümde ise polisler ona uzaklaştırma kararı verip, anahtarlarını alıp rapor tutmuşlar ve kamu davası açmışlar da bunun üzerine eşim pılını pırtını toplayıp, bankadaki son parayı çekip türkiyede tatil yaparken sosyal medyaya fotoğraf atmış gibiyim.
- nasılsın?
- kocamdan şiddet gördüm, hastanelik oldum. her yerim mosmor. kolum kırık, yüreğim buruk. eve döndüğümde ise polisler ona uzaklaştırma kararı verip, anahtarlarını alıp rapor tutmuşlar ve kamu davası açmışlar da bunun üzerine eşim pılını pırtını toplayıp, bankadaki son parayı çekip türkiyede tatil yaparken sosyal medyaya fotoğraf atmış gibiyim.
devamını gör...
milli piyango
herkesin hayal gücünü süslesin ve satışlar artsın diye vadedilen büyük ikramiye yüksek tutulur ve bizim millet de star wars gişelerini kıskandıracak derecede kuyruk oluşturur ve bilet alır.
çekiliş günü gelir de sonuçlar açıklanınca büyük ikramiyenin isabet ettiği talihli ortalarda görünmez. günler geçmesine rağmen hala da ortalarda yoktur. tabi bu ortada görünmeme hallerine çok kimse hak verir. ya bu talihlinin başına iş açılacağı, yalancı akrabalarının türeyeceği, yardım dilenenlerin ve sömürücülerin etrafını kuşatacağı, mafyanın peşine düşeceği varsayımları falan filan...
aradan aylar geçer talihli yine ortalarda yok. talihli büyük merak konusu. acaba ikramiye satılmayan biletlerden birine mi vurmuştu. bu gidişle paralar devlete kalacak. hatta medyadan bile bir an önce çıkıp parasını alması gerektiği, gün geçtikçe faiz kaybına uğrayacağına dair çağrılar yükselmeye başlar.
bileti satan bayi de boş durmaz, o da fırsattan istifade televizyona görünüp demeç verir. talihli parasını alınca, kendisine de biraz yardım yapar beklentisine girmiştir.
talihli belli bir süre sonra çıkar. sonra ne yapıyor ne ediyor bilemeyiz. ama ortaya çıkana kadar ki yaşananlar yarı komedi ve yarı berbat bir durumdur.
çekiliş günü gelir de sonuçlar açıklanınca büyük ikramiyenin isabet ettiği talihli ortalarda görünmez. günler geçmesine rağmen hala da ortalarda yoktur. tabi bu ortada görünmeme hallerine çok kimse hak verir. ya bu talihlinin başına iş açılacağı, yalancı akrabalarının türeyeceği, yardım dilenenlerin ve sömürücülerin etrafını kuşatacağı, mafyanın peşine düşeceği varsayımları falan filan...
aradan aylar geçer talihli yine ortalarda yok. talihli büyük merak konusu. acaba ikramiye satılmayan biletlerden birine mi vurmuştu. bu gidişle paralar devlete kalacak. hatta medyadan bile bir an önce çıkıp parasını alması gerektiği, gün geçtikçe faiz kaybına uğrayacağına dair çağrılar yükselmeye başlar.
bileti satan bayi de boş durmaz, o da fırsattan istifade televizyona görünüp demeç verir. talihli parasını alınca, kendisine de biraz yardım yapar beklentisine girmiştir.
talihli belli bir süre sonra çıkar. sonra ne yapıyor ne ediyor bilemeyiz. ama ortaya çıkana kadar ki yaşananlar yarı komedi ve yarı berbat bir durumdur.
devamını gör...
kağıt bir lira kullanmış nesil
herkes farklı bir şey yazmış. 1 lira mı 1 milyon mu karar verin. kağıt 1 milyon büyük paraydı, o varken en küçük kağıt para 5 bindi. benim hatırladığım en küçük kağıt para da o.
devamını gör...
dikiş makinesi
bir zamanlar her evde mutlaka bulunan, kadınların yardımcısı ev aletiydi. zetina marka, siyah renkli, pedallı ve yandan elle çevirmeli olanı en favoriydi. kullanılmadığı zamanlarda üstünde bir örtü olurdu. çocuklar tarafından araba ya da uzay aracı olarak oyuncak muamelesi görürdü. çok amaçlı bir ev aletiydi yani.
devamını gör...
kaşın mihrabımdır kabem yüzündür
ön edit: şirk mirk diyerek tepemin tasını attırmayın. gidin biraz divan/halk edebiyatı okuyun, mazmun nedir öğrenin.
bir " aşık ibreti " şiiridir. divan edebiyatı mazmunlarına, dini-tasavvufi halk edebiyatına hakim değilseniz anlamlandırmakta zorlanabilirsiniz ya da anlamlandırsanız da eksik kalacaktır.
bir "nefes"te "leyla" dır, şiirin tamamı.
kaşın mihrabımdır kabem yüzündür
söylerim çıktıkça avazım benim
benim kıblegahım iki gözündür
her vakit sanadır niyazım benim
tuba dedikleri güzel boyundur
huri melek derler senin soyundur
aşığa cevretmek eski huyundur
dişi inci dudak kirazım benim
ibreti kapında her zaman kulum
asla eteğinden çekemem elim
görmese gözlerim lal olsa dilim
senden ayrılamaz bu özüm benim
edit: bir dağın kökünden dinamitlenişi..*)
bir " aşık ibreti " şiiridir. divan edebiyatı mazmunlarına, dini-tasavvufi halk edebiyatına hakim değilseniz anlamlandırmakta zorlanabilirsiniz ya da anlamlandırsanız da eksik kalacaktır.
bir "nefes"te "leyla" dır, şiirin tamamı.
kaşın mihrabımdır kabem yüzündür
söylerim çıktıkça avazım benim
benim kıblegahım iki gözündür
her vakit sanadır niyazım benim
tuba dedikleri güzel boyundur
huri melek derler senin soyundur
aşığa cevretmek eski huyundur
dişi inci dudak kirazım benim
ibreti kapında her zaman kulum
asla eteğinden çekemem elim
görmese gözlerim lal olsa dilim
senden ayrılamaz bu özüm benim
edit: bir dağın kökünden dinamitlenişi..*)
devamını gör...
dişlerinizi fırçalayın ve uyuyun artık
bena ne uyumicam işte bena ne sen git uyu vuyyum bak git!
t: bir büyük söylemi.
t: bir büyük söylemi.
devamını gör...
tengricilik
antik dönemin tengrici türklerinin bir diğer erdemli özelliği de ormanlara, ağaçlara ve doğaya çok saygı duymalarıydı.
ormandaki her bir ağacın ruhu olduğuna inanırlardı. aslında tengrici türklere göre her şeyin bir ruhu vardı. tüm ruhların kaynağı olan ve her şeyi kapsayan tengri, yaratığı tüm canlılara kendi ruhundan bir parça vermişti. buna inanan türkler, ormanlara girip hayvan avlayacakları vakit “tayga” adı verilen ve tüm ormanları kapsayan ruhlar birliğinden izin alır, ona teşekkürlerimi sunar ve sadece ihtiyaçları ölçüsünde hayvan avlarlardı.

çünkü ormanın ruhunun tüm canlıları koruduğuna inanırlardı ve buna göre hareket ederlerdi.
bu durum ağaçlar için de böyleydi. ihtiyaçları olan ağaçları kesmeden önce onlara teşekkürlerini sunar ve dua ederlerdi. orman tüm canlıları ile bir bütün ve kutsaldı. insan doğası gereği et yediği ve keresteyi kullandığı için türkler, bu alışı telafi etmek için sıklıkla kayın, çam, kavak, ardınç be çınar ağaçlarından oluşan “koruluklar” meydana getirmişler ve hayvanlara kesinlikle dokunulmamış ve ölümüne korunmuştur.
geyiklere de yine korunduğu anlamına gelen “sırın geyik” denilmiştir.
korkuların bu kadar korunmasının sebebi tengrici türklerin kesilen ağaçların ve öldürülen hayvanların ruhlarının koruluklarda korunduklarına inanmalarıydı.
bu koruklarda bulunan birtakım ağaçlar kutu olarak kabul edilirdi. yapraklarını dökmeyen, dış yapısıyla farklılık gösteren, tenhada bulunan, büyük, yaşlı ve güzel olan meyveleriyle şifa veren ağaçlar kutsal olarak kabul edilmiştir. çünkü bunların ruhlar dünyasına ve tengri ile bir çeşit köprü olduğuna inanmışlardır. böyle ağaçların altında kurbanlar verilir, kesilen hayvanların deriler ağaçlarına asılırdı.
ormandaki her bir ağacın ruhu olduğuna inanırlardı. aslında tengrici türklere göre her şeyin bir ruhu vardı. tüm ruhların kaynağı olan ve her şeyi kapsayan tengri, yaratığı tüm canlılara kendi ruhundan bir parça vermişti. buna inanan türkler, ormanlara girip hayvan avlayacakları vakit “tayga” adı verilen ve tüm ormanları kapsayan ruhlar birliğinden izin alır, ona teşekkürlerimi sunar ve sadece ihtiyaçları ölçüsünde hayvan avlarlardı.

çünkü ormanın ruhunun tüm canlıları koruduğuna inanırlardı ve buna göre hareket ederlerdi.
bu durum ağaçlar için de böyleydi. ihtiyaçları olan ağaçları kesmeden önce onlara teşekkürlerini sunar ve dua ederlerdi. orman tüm canlıları ile bir bütün ve kutsaldı. insan doğası gereği et yediği ve keresteyi kullandığı için türkler, bu alışı telafi etmek için sıklıkla kayın, çam, kavak, ardınç be çınar ağaçlarından oluşan “koruluklar” meydana getirmişler ve hayvanlara kesinlikle dokunulmamış ve ölümüne korunmuştur.
geyiklere de yine korunduğu anlamına gelen “sırın geyik” denilmiştir.
korkuların bu kadar korunmasının sebebi tengrici türklerin kesilen ağaçların ve öldürülen hayvanların ruhlarının koruluklarda korunduklarına inanmalarıydı.
bu koruklarda bulunan birtakım ağaçlar kutu olarak kabul edilirdi. yapraklarını dökmeyen, dış yapısıyla farklılık gösteren, tenhada bulunan, büyük, yaşlı ve güzel olan meyveleriyle şifa veren ağaçlar kutsal olarak kabul edilmiştir. çünkü bunların ruhlar dünyasına ve tengri ile bir çeşit köprü olduğuna inanmışlardır. böyle ağaçların altında kurbanlar verilir, kesilen hayvanların deriler ağaçlarına asılırdı.
devamını gör...
