herkesin sevdiği sizin sevmediğiniz şey
genelde şerbetli tatlılar oluyor.
devamını gör...
papatya
masumiyet, ilk tanisilan cicek.
bugun papatyalari neden bu kadar sevdigimi dusundum. cok eskilerden bir ani. buyuk evimizden tasinip minik minik biskuvi gibi gorunen lojmanlara tasindigimiz ilk hafta. ben 6 yasimdayim. cok mutsuzum, eskiden yuksek katlarda oturuyorduk. burasi birinci kat, evler biskuviye benziyor ve her yerde cicek bocek var. birde arkadasim mervesehirde kaldi. cok cok uzgunum. nefret ediyorum lojmanlardan! babama sitem ediyorum bu yuzden. sonra babam mangal yakiyor. sanirim pazar gunu. arka bahcemizdeyiz. surat asiyorum ve galiba kavga cikarmak icin cabaliyorum surekli. babam yemekten sonra beni pesine takiyor. koca dut agacinin oradan gecip kendi biskuvi evimizden uzaklasiyoruz. sonra cimenler, bir suru de papatya. 'niye boyle yapiyorsun?' diyor. agliyorum. arkadasim orada kaldi, bu evler cirkin, geri gidelim evimize.. biraz kucagina aliyor biraz da cimenlere oturuyor. 'artik evimiz burasi kizim, hem burasi ne guzel bahceli, bisiklet surebilirsin sana bisiklet alacagim, bir suru yasitin da var..' gibisinden ikna ediyor beni. sonra ben sakinlesince 'elime iyi bak.' diyor. basliyor papatyalardan tac yapmaya.. bitirene kadar ne yaptigini anlamiyorum. sonra kafama takiyor papatyalardan yaptigi taci, 'begendin mi?' diyor. buyuleniyorum.
babam bana hic prenses demedi, tacini takti ama.
sonralari buyudukce papatya dolu bir bag evine gittik. o zamanlar yine hatirladim. her seferinde kendime tac yaparken keske dedim o gun o kadar kotu bir cocuk olmasaydim.. papatyalarin kiymetini bilmedim.
buyurken bu aniya tutundum. bir gun biri bana bir demet papatya verecekti. hatta beraber de toplardik, tac yapardik. hicbiri babaminki gibi olmazdi. yinede romantik bir hayaldi.
ama o papatyalari hic almadim. babamdan baskasi da vermedi. kendime de papatyadan tac yapmayi biraktim. papatyaya olan sevgim azaldi mi? hayir! hala deli oluyorum ama artik koparmamam gerektigini de ogrendim. belki bir saksida satin alirim. tac yapmam ama. cunku papatyalar yasamali. basimin ustunde yerleri var ama tac olarak degil.. dostum olarak.
birde sarkinin da bu versiyonu guzel.
devamını gör...
üçüncü şahsın şiiri
attila ilhan'ın yürek burkan şiiri.
benzin mum gibi giderdin kısmının ne düşünerek yazıldığını merak ettiren şiirdir. bir kaç senaryo olabilir.
1-benzin mumu yakmak için gereklidir, gece vakti lazım olur. geceleri giderdin anlamında
2-yine benzin mumu yakmak için. mum ortamı aydınlatır. sen onun karanlığını aydınlatmaya giderdin anlamında
3-sonraki mısrada belirttiği gibi mum sabaha kadar yakılabilir. onun yanında sabaha kadar kaldırdın anlamında
4-mum yakılınca erir. sen onun yanına sağlam giderdin ama o seni eritirdi anlamında
yazılmış olabilir. belki de atilla ilhan çok başka bir şey düşünerek yazmıştır. ama her anlam ayrı güzeldir.
edit: mısradaki benzin kelimesi beniz anlamında kullanılmış. ten rengin soluktu anlamı çıkıyor. ben boşuna anlam kasmışım ama silmeyeceğim çünkü böyle anlamak da hoşuma gidiyor.* uyarı için (bkz: armysuzy) e teşekkürler.
şiirin tamamı şöyledir.
gözlerin gözlerime değince
felâketim olurdu ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
çöp gibi bir oğlan ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit karşımda görsem
öldüreceğimden korkardım
felâketim olurdu ağlardım
ne vakit maçka'dan geçsem
limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kuş gibi gülerdi
bir rüzgâr aklımı alırdı
sessizce bir cıgara yakardın
parmaklarımın ucunu yakardın
kirpiklerini eğerdin bakardın
üşürdüm içim ürperirdi
felâketim olurdu ağlardım
akşamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan içinde yatardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
benzin mum gibi giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldü mü cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldı mı
felâketim olurdu ağlardım
benzin mum gibi giderdin kısmının ne düşünerek yazıldığını merak ettiren şiirdir. bir kaç senaryo olabilir.
1-benzin mumu yakmak için gereklidir, gece vakti lazım olur. geceleri giderdin anlamında
2-yine benzin mumu yakmak için. mum ortamı aydınlatır. sen onun karanlığını aydınlatmaya giderdin anlamında
3-sonraki mısrada belirttiği gibi mum sabaha kadar yakılabilir. onun yanında sabaha kadar kaldırdın anlamında
4-mum yakılınca erir. sen onun yanına sağlam giderdin ama o seni eritirdi anlamında
yazılmış olabilir. belki de atilla ilhan çok başka bir şey düşünerek yazmıştır. ama her anlam ayrı güzeldir.
edit: mısradaki benzin kelimesi beniz anlamında kullanılmış. ten rengin soluktu anlamı çıkıyor. ben boşuna anlam kasmışım ama silmeyeceğim çünkü böyle anlamak da hoşuma gidiyor.* uyarı için (bkz: armysuzy) e teşekkürler.
şiirin tamamı şöyledir.
gözlerin gözlerime değince
felâketim olurdu ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
çöp gibi bir oğlan ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit karşımda görsem
öldüreceğimden korkardım
felâketim olurdu ağlardım
ne vakit maçka'dan geçsem
limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kuş gibi gülerdi
bir rüzgâr aklımı alırdı
sessizce bir cıgara yakardın
parmaklarımın ucunu yakardın
kirpiklerini eğerdin bakardın
üşürdüm içim ürperirdi
felâketim olurdu ağlardım
akşamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan içinde yatardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
benzin mum gibi giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldü mü cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldı mı
felâketim olurdu ağlardım
devamını gör...
normal sözlük yaş ortalaması
ruhsar dizisini biliyorum
devamını gör...
güne bir söz bırak
“yeni dostluklar kuracak yürek kalmadı artık bizde. işimiz çok... üstelik; yorgunuz.”
bir nezihe meriç sözüdür.
ve evet! ben gerçekten çok yorgunum.
bir nezihe meriç sözüdür.
ve evet! ben gerçekten çok yorgunum.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
bir yunan bir türk radyosu çeken sahil kenarı gibi hissettiren radyo yayını oldu bu gece sanırım. bir nazan bir yıldız kafalar karışık.
devamını gör...
başlık açamayan yazar
başlığa nokta koyan yazardır.
devamını gör...
stalker
ünlü sovyet yönetmen andrei tarkovsky'nin filmi. bir rehberin, bir bilim adamı ve bir yazarı her dileğin gerçekleştiği " the zone "a götürmesinin hikayesi anlatılır.
bu filmin havası başka hiçbir filmde yoktur. daha önce izlediğiniz hiçbir bilim kurgu filmine benzemez.. hatta bilim kurgu filmi demek ne kadar doğru, orası tartışılır. daha çok felsefi / imgesel bir film demek daha uygun gibi çünkü fantastik öğeler oldukça az tutulmaya çalışılmış ve kullanılanların hepsinin altına felsefi alt metinler yerleştirilmiş.
bu filmi tamamiyle anlamak için filmden ötesini düşünmek gerekiyor. tarkovsky özellikle din ve inanç kavramlarını eleştirmekten çekinmemiş. sıradan bir bilim kurgu gibi seyredilirse sığ bulunabilecek film olmuş. bu tarz imge ve alt metinleri göz önünde bulundurularak izlenirse ancak o zaman neden bir başyapıt olduğu anlaşılabilir. yavaş ilerleyen film bu tarz filmlere alışık değilseniz sizi sıkabilir, ancak filmin içine girerseniz sizi sıkmaz. tarkovsky nin diğer filmlerinde de olduğu gibi, kamera kullanımı tek kelime ile büyüleyici. müthiş renk kullanımı içermesi de filmin mistik havasını kat kat artırmış. tam bir görsel şölen. rönesans devri tabloları gibi görüntüler var. hele ki filmin siyah beyaz dan renkliye geçtiği kısım efsanedir.
herkese hitap etmeyebilecek bir film olsa da bence "sanat filmi" denilen tarzın kesinlikle en başarılı örneklerinden biridir.
bu filmin havası başka hiçbir filmde yoktur. daha önce izlediğiniz hiçbir bilim kurgu filmine benzemez.. hatta bilim kurgu filmi demek ne kadar doğru, orası tartışılır. daha çok felsefi / imgesel bir film demek daha uygun gibi çünkü fantastik öğeler oldukça az tutulmaya çalışılmış ve kullanılanların hepsinin altına felsefi alt metinler yerleştirilmiş.
bu filmi tamamiyle anlamak için filmden ötesini düşünmek gerekiyor. tarkovsky özellikle din ve inanç kavramlarını eleştirmekten çekinmemiş. sıradan bir bilim kurgu gibi seyredilirse sığ bulunabilecek film olmuş. bu tarz imge ve alt metinleri göz önünde bulundurularak izlenirse ancak o zaman neden bir başyapıt olduğu anlaşılabilir. yavaş ilerleyen film bu tarz filmlere alışık değilseniz sizi sıkabilir, ancak filmin içine girerseniz sizi sıkmaz. tarkovsky nin diğer filmlerinde de olduğu gibi, kamera kullanımı tek kelime ile büyüleyici. müthiş renk kullanımı içermesi de filmin mistik havasını kat kat artırmış. tam bir görsel şölen. rönesans devri tabloları gibi görüntüler var. hele ki filmin siyah beyaz dan renkliye geçtiği kısım efsanedir.
herkese hitap etmeyebilecek bir film olsa da bence "sanat filmi" denilen tarzın kesinlikle en başarılı örneklerinden biridir.
devamını gör...
normal sözlük tahmini ne zaman büyür sorusu
şu an büyümesi için sabırsızlananlar, sözlük büyüdüğü zaman şu anki samimi ortamı özlediklerini tıpki şimdiki gibi sürekli gözümüze sokacaklar. arkadaşlar anı yaşayın biraz. büyük sözlük isteyenler de zaten büyük olan sözlüklere gidebilirler.
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
insanları eleştirmek, kötülemek, hor görmek için hiçbir fırsatı kaçırmıyoruz. bunu yapacağımıza keşke bu gücümüzü onları takdir etmek, motive etmek ve kutlamak için kullansak daha iyi olmaz mı?
devamını gör...
ivan pavlov
babam ne zaman çayı demleyip bir bardak çay alıp bilgisayarının başına otursa, çayı bitince çay kaşığını bardağın içerisine koyarken vurarak kaşıkla ses çıkartır. ben de kalkıp ona çay getiririm. pavlov görse gözleri dolar.
devamını gör...
bir sözlük yazarına akrostiş şiir yazmak
sözlüğün en uzun mahlası yazarına yazmış olaraktan
bakınız
normalsozluk.com/entry/1980886
biri banada yazsın ya bende akrostiş istiyorum
bakınız
normalsozluk.com/entry/1980886
biri banada yazsın ya bende akrostiş istiyorum
devamını gör...
iskenderiye kütüphanesi
günümüzde internet ortamının ileri seviyeye yükselmesiyle birlikte, bilgiye çabuk erişim sağlandığından dolayı kütüphanelere olan ilgi ve merak azalmış durumda. eski dönemlerde kütüphane demek, ilim irfan deryası demekti. insanlar kütüphanelerdeki kaynaklara ulaşabilmek için yıllarını veriyor, bunun için binlerce kilometre öteden dahi geliyorlardı. bu sebeple iskenderiye kütüphanesi de, döneminin ihtişamı ile birer tarih olarak kalmıştır. milattan önce 300 yıllarında mısır'ın iskenderiye şehrinde kurulmuş, bu isimle bilinmiş. 150 bine yakın cildi dolduracak kitaplara ev sahipliği yapan bu kütüphane pagan inanışına karşı olan hıristiyanlar tarafından yıkılmıştır.
devamını gör...
ankara
yarın daha sıcak olacakmış şehri. yazamıyorum şu an telefon elimden kayıyor. yarın büyük ihtimalle hiçbir şey yazmam. esince görüşürüz.
devamını gör...





