çocukluk çağında başlayan nöropsikiyatrik bir bozukluktur. çocuklarda aşırı hareketlilik şeklinde tanımlanan hiperaktivite ile seyrederken yaş ilerledikçe hiperaktivitenin azaldığı, dikkatle ilgili sorunların daha ön plana çıktığı görülür. dehb sorunu yaşayanlar dürtüsel davranışlarını kontrol etmekte zorlanır. yetişkinlerde daha çok işe başlayamama, iş yerinde verimsizlik ve kötü zaman yönetimi, çok sayıda işe başlanmasına rağmen bir çoğunu bitirememe, bir toplantı boyunca oturamama, stresle baş edememe şeklinde kendini gösterir. çocuklarda hiperaktivite olduğu zaman fark edilmesi kolayken, dikkat eksikliğinin baskın olduğu durumlarda teşhis edilmesi daha zor olabiliyor. teşhisi psikiyatr koyuyor. rahatsızlıklarınızı söylediğinizde dehb şüphesi taşıyorsanız test yapılıyor, bunun için birçok test olmakla beraber en yaygını moxo dikkat testidir. hayatın her alanını etkileyen bir bozukluktur. ani kararlar verme gibi dürtüsel davranışları olsun, uzun süre sabit bir yerde oturamama olsun, sevdiğin bir şeyi yaparken bile dikkatini verememek olsun ciddi hayat kalitesini düşürür. ben ancak bu sene fark edip gidebildim. tedavi konusunda da ilaç olsun, psikoterapi olsun birtakım yöntemler mevcut. haa tamamen kurtuluyor musunuz bilemem ama minimuma indirmekten fayda var.
devamını gör...

yazarların gününü özetleyen kelimeler, cümleler, müzikler olabilir. tabii ki, bir fotoğraf da bir günü özetleyebilir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kendisiyle hiç sohbetimiz olmasa da tanımlarını okurken ne kadar pozitif ve güzel bir yazar olduğunu anladım. nickaltında güldüren bir dedikodu var. gerçek olduğunu sanmıyorum. o yüzden çok güldüm. umarım boşa gülmemişimdir. boşa gülmüşsem daha çok gülerim çünkü*. son olarak tanımlarını severek takip ettiğim yazardır. klavyesine sağlık, hep yazsın.*
devamını gör...

bir cemil kavukçu kitabıdır.

çok farklı bir kitaptır benim için mimozada elli gram. öykü kitabıymış gibi yapan bir roman ya da romana benzemeye çalışan bir öykü kitabıdır. birbirine bağlı on beş öyküden oluşan kitabı ben bir öykü kitabı olarak okudum, siz isterseniz roman deyin.

mimoza bursa’da bir göl kenarı meyhanesi, adını bir çiçekten değil çiçeğe hiç benzemeyen bir kadının adından almakta.

müdavimleri olan bir meyhaneden bahsediyoruz kitap boyunca. ve bu müdavimleri tek tek tanıyoruz öyküler ilerledikçe. azbulunur ender’in meyhanesi az bulunur bir aşkın adını taşıdığı içindir ki hep biraz hüzünlüdür.

ressam rasim huzur peşinde ve üretim sancılarında olan bir adamdır ve öyküler boyunca o taşır bizi. onun deyişiyle bir ölüm istasyonudur bu meyhane. yarasını beresini toplayıp gelmiş taşralı adamların ölmek için çile doldurduğu bir istasyon.

karakterler o kadar gerçektir ki her birinin hikayesini bizzat yaşamış gibi hisseder okuyanlar. sanki mimoza meyhanesinde oturup tutunamayanlarla hemhal olmuş gibi hissedersiniz okuyup bitirince.

bize bir mimoza meyhanesi lazım, biz de tutunamadık.
devamını gör...

siz insan misiniz ya. videoyu az önce izledim, izledigimden beri elim ayağım titriyor. şu şey diyenler vardı ya kendinizi hastalıklı erkeklerden koruyun uzaklaşın diyen tipler vardı ya. onlar bir gelsin şu videoyu izlesin allah rızası için. ben neden kendimi gördüğüm her bir erkek tanesinden korumak zorundayım neden. şu kadın neden bunu yaşıyor bir aciklayin ya. yemin ederim dilime gelen öyle cümleler var ki işte gel gör ki küfür yasak. ben anlamıyorum, ben sizin böyle beyniniz yerine uckurunuzla düşünmenizi gerçekten anlamıyorum. bir insana asansörde tecavüz etmek isteyecek kadar nasıl uckursuz şerefsiz olabilirsiniz ben anlamıyorum.
kadınların hayatı zor deyince, abartiyorsunuz diyorsunuz ya. bu videoyu bir izleyin. bütün hayatın kahrını çeken biziz aslında. ta dogdugumuzda başlıyor kadın olduğumuz için dislanmamiz. sonra evleniyoruz orda devam ediyor zorluklar. evin bulaşığı çamaşırı temizliği yemeğini yapıyoruz. regl ağrısı çekiyoruz her ay. kıldı tuydu ağda acısı cekiyoruz. ilişkiye giriyoruz acı çekiyoruz. hamile kalıyoruz 9 ay o bebeği karnimizda taşıyoruz. karnimizda bebek varken evin işleri devam ediyor tabi. o bebeği binbir acıyla doğuriyoruz. tüm bu acıların yanında sokakta yürüyüşümüze dikkat ediyoruz çünkü mazallah kivirtiriz başımıza bir şey gelince tahrik indirimi alır karşı taraf. saat kaçta disarida olduğumuza dikkat ediyoruz çünkü başımıza bir şey gelirse gazetede boy boy yazar gece vakti dışarda gezen kadın diye. e ne giydigimize dikkat ediyoruz çünkü başımıza bir şey gelirse ama oda bunu giymiştiii dersiniz biliyoruz. çantamızda biber gazı taşımak durumundayız çünkü eğer siz bir şey yapmaya kalkarsanız tek güvencemiz bir biber gazı. başkasından da medet umamiyoruz çünkü malum siz ölüp gitseniz sizi adamdan sayıp yardım etmek isteyen içeriyi boyluyor.
bir daha ölçüp biçin bakalım. daha nice sayamadığım şeyler var. kimin hayatı daha zor. bir de ölçüp biçerken videodaki kadının çaresizliğini de gözünüzün önüne getirmeyi unutmayın.
t: iğrenç ötesi bir olaydır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bir takım işler..
devamını gör...

hâlâ böyle başlıklar açıldığına göre şöyle açıklamam gerekiyor: eşcinsellik boy, kilo, göz rengi, ten rengi, cinsiyet vb. gibi kişiye atanmış bir özelliktir. eşcinsellik tercih değildir (kimse haklarının ihlal edilmesi, dışlanması, iş bulamaması ve insan yerine konulmaması uğruna bir seçim yapmaz). eşcinsellik bir hastalık değildir (bir iki tane makale okumayı beceren herkes bunu idrak edebilecektir diye umuyorum). eşcinsellik yeni var olmuş, özenti ya da moda bir şey değildir (antik yunan'dan osmanlı'ya dek eşcinsel bireyler vardı). eşcinsellik kimsenin karışmaya hakkı olduğu bir varoluş biçimi değildir (insanların özeline tecavüz etmeye meraklı psikopatları tenzih ediyorum). şimdi esas meseleye gelirsek nasıl ki kutsalınıza bir şey yapıldığında dünyaları yakıyorsunuz, islamofobik kişileri kınıyorsunuz, siyahi bireylerin yaşadığı haksızlığa karşı çıkıyorsunuz, kadın haklarına sahip çıkıyorsunuz (pek sanmamakla birlikte öyle olduğunu umuyorum), eşcinsel ya da herhangi bir lgbt bireyine karşı da ayrımcılık yapamazsınız. ne bu kişilerin varoluşsal özelliklerine ne de tavırlarına nefret kusamazsınız. öte yandan kimse demesin ki "lut kavmi helak oldu". bu ülke arap ülkesi de islam ülkesi de değil. burası laik bir ülke ve hâlâ arap masallarını önümüze serip "eşcinseller helak olacak" gibi zırvalıklar etmeyi kesin. 21. yüzyılda halen konuştuğumuz konu iki birbirini seven kişinin neyi yapmaktan hoşlandığı olmamalı. kimse kimseyi ayrıştırmak niyetinde olmamalı. bunca yıldır hangi çatı altında bir olunmuş ki? artık bırakalım nefreti, ayrıştırmayı ve saygısızlığı da herkesi olduğu ve olmak istediği gibi kabullenip hoşgörelim. tek çatı altında farklı dinler de diller de tenler de yönelimler de birbirini kınamadan varolabilsin artık. nefretin kimseye, hiçbir zaman ve hiçbir yerde faydası olmamıştır, olmayacak da. tek yol barış, sevgi ve hoşgörüdür; kim ne derse desin.
devamını gör...

edit: evet kutsal. çünkü bu kült bir başlıktır. kafa yolunu bulur da yürürse seneye binlerce tanımın girilebileceği başlıktır.

bu kutsal başlığı açtığım için çok mutluyum.

atatürk'ün tek atacağı karşılaşmadır.

savaştan yeni çıkmış, yaraları çok taze hatta kanayan yaraları olan bir ülkeyi eğitim,sanat, siyaset, dış politika, ekonomi, insan hakları ve yüzlerce konuda yüz yıl kadar ileriye götüren, büyük devrimci, dahi diktatör bir yandadır.

sıkıntılı bir ekonomiyi düzlüğe çıkarıp batıran, ülkede ayrımcılık ve akraba ilişkileri(liyakatsizlik) pompalayan ve daha birsürü sayamayacağım şeyin mükellifi bir yanda.
devamını gör...

kıymasız lahmacun lahmacun değildir. olsa olsa lahmacuncuk olur. tarafımız bellidir.
devamını gör...

5 yaşımda merak sarıp 30 senedir araştırmalara devam ediyorum.
üniversite'de bölümü okumamama rağmen, bir çok mühendis ve profesör takip ediyordu beni.
binlerce paylaşım yaptım, bir yerlere ışık tutmaya, farklı açıdan bakmaya çalıştım.
mikdat kadıoğlu ile ara ara görüşüyorduk.
ama sosyal medya denen pislik çukuru yüzünden elimi ayağımı çektim.
devamını gör...

tebrik edilesi erkektir. ideal eş özelliklerinden birini taşıyor ve sorumluluklarını biliyor demektir. eşinin hizmetçi olmadığının farkındadır.

not: ben de erkeğim.
devamını gör...

ulan kim kime yürüdü kim kime anlayış gösterdi ben hiç bi şey anlamadım. o kadar karmaşık ki akraba sorusu gibi.
devamını gör...

yaprak sarma fan kılap

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

askerlik yaptığım dönemde mesaiden sonra asteğmen arkadaşlarla dışarı çıkıp bir arkadaşın evinde toplanmıştık. playstation oynayıp efendi efendi alkol alırken bir anda telefonum çaldı.

alay komutanının habercisi komutanın beni acilen birlikte beklediğini söylediğinde saat akşam dokuz civarı idi. hemen bir taksiye atlayıp gittim ve komutana tekmilimi verdim. bana, “sabah ilk iş olarak bu gece yazmak zorunda olduğum harp teknikleri konulu makaleyi okuyacağını söyledi.” emrederdi komutanım, hemen odaya gidip yazmaya başladım.

işin tuhaf yanı ben bir asker değildim, askeri bir eğitimim yoktu ve bilgisayar oyunları konusunda da zırcahildim. yabancı birkaç kaynak buldum, birkaç türkçe kaynak buldum. yabancı olanları çevirdim, türkçe olanlarla harmanlayıp bir makale yazdım. alkolün verdiği özgüven de etkili oldu elbette bu yazının yazılmasında.

yazıyı komutana verdikten bir hafta sonra komutan beni yeniden odasına çağırıp kara kuvvetleri dergisinde çıkan makaleyi gösterdi gururla ancak altında topçu kurmay albay bilmemkim şeklinde kendi ismi yazmaktaydı.

t: askerdeyken ismini vermek istemeyen seyirci olarak yazı gönderen yazarlardan biri olarak dahil olduğum veri tabanıdır.
devamını gör...

gerek olmayan butondur, insanların fikirlerini beğenmemeniz veya katılmamanız o kişiyi kötü gösterme amacı taşımamalıdır. zaten engelleme seçenekleri mevcut.
devamını gör...

insandan insana ilk başarılı kalp naklini yapan hekimdir.

christiaan barnard, 1967’de ilk kalp naklini gerçekleştirdiğinde papazlar şu soruyu tartışmışlar: “kalbin nakledildiği kişi yeni kalple kendi karısını sevmeye devam eder mi yoksa kalbin eski sahibinin çok sevdiği, dul karısını mı sevmeye başlar?”
devamını gör...

kime göre, neye göre? diye düşünmek lazım. her dinden bir kişiye sorsan herkes kendi inandığı dinin doğru olduğunu söyler. bu din konusu dipsiz karanlık bir kuyu. içine giren çıkamıyor. islam doğru dinse ortadoğu da yaşanan bu içinden çıkılmaz felaket silsilesi neden yaşanıyor diye düşünmüyor değil insan.
devamını gör...

içinden konuştuklarını düşündüğüm insanların yaptığı eylem. misal annem. duymadım, söylemedin deyince de bağırıyor bu sefer söyledim yaa, dinlemiyorsunuz diye. ama vallahi içinden konuşuyorsun canım anneciğim. *

ama asıl sessiz konuşmak bence fısıltı şeklinde konuşmaktır. mesela benim 4-5 yaşlarındayken yaptığımdır. annem öğlen uykusuna yatırırdı ve uyuduğumu düşünerek işe geri dönerdi. ben de uyumak istemez (ah salak kafam) hemen arkasından kalkar, oyun oynamaya başlardım. kısaca oyun oynarken evde olmayan annemin beni duyacağını sanıp yaptığım eylemdi.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim