zamanın rengi
grimsi bir renk, guzel anlarda rengi beyaza kadar dönebilir, kotu donemlerde ise, zifiri karanlik bile olabilir.
devamını gör...
ciddiyetsiz bir tanım ciddiye alınınca gelen gülme hissi
en sık başıma gelen durum.insanlar yaptığım ironiyi gerçekten ciddi ciddi anlamayıp salak salak mesaj atıyorlar ya da demet akalınımsı laf sokmaya çalıştıkları tanımlar giriyorlar. bilerek gerizekalı rolü mü yapıyorlar acaba.
devamını gör...
tirbuşon olmadan şarap açmak
bir vida, tornavida ve pense ile her cumartesi yaptığım aktivite. neden? çünkü tirbuşon geçen sene kırıldı, geçen sene diyorum fark ettiyseniz..
devamını gör...
polizei
1988 türk-alman ortak yapımı olan bu filmin yönetmen koltuğunda şerif gören otururken, müzikleri de timur selçuk'a emanettir.
başrollerini ise kemal sunal (ali ekber) babett jutte (babett), ve yalçın güzelce (filinta cemal) paylaşır.
şahsi fikrim kemal sunal'ın en iyi filmlerinden birisidir.
ben bu ifadeyi sevmesem de genel kullanılan şekli ile gurbetçilerin uyum sorunu, yaşadıkları zorluklar, sıkıntılar ve kültür çatışmalarını çok iyi işlemiş bir filmdir. orada açık seçik görebilirsiniz almanya'ya göçmüş ama kafası hiç değişmemiş ve uyum sorunu had safada olan nesil ile onların, ailesi ve oradaki mevcut yaşam arasında sıkışıp kalmış, ne yapacağını bilmez çocukları arasındaki farkı.
ali ekber almanya'ya göçmüş olmalarına rağmen saf, temiz bir o kadar da namuslu klasik bir türk insanıdır. çöpçülük yaparak hayatını kazanmakta, akşamları ise bir tiyatroda temizlik işleri yapmaktadır. en yakın arkadaşı ali ekber'e hiç parası olmayan, sahtekarın önce gideni, kendisi de beş para etmez bir adam olan filinta cemal sayesinde aşık olduğu babett'i tavlamaya çalışmaktadır. cemal yalan dolan işlerle bizim saf ali ekber'imizi sürekli kandırmaktadır.
babası hamza'nın, memleketten gelen adaşı; neredeyse tek repliği olan "şu sex shop neredeydi" ile filmi bitiren, pardon diğeri de "gavura bakmak sevaptır" olan memleket kokulu arkadaşına medeniyet öğretmeye çalışırken ali ekber'le her karşılaşmalarında ona şamarı basması ne yaman bir çelişkidir.
ali ekber aynı zamanda hafize'nin evden kaçan kızı şenay ya da kimin kızı olduğunu bilmediğimiz ayşe ile ilgili atıp tutan namus timsali abilerden de el alır. o el zamanı gelince kızın yüzünde patlar ama kız kolay lokma değildir ve bundan da iyi bir ders çıkartılmalıdır...
ali ekber'in en mutlu olduğu zamanlar bence evdeki muhabbet kuşu "garip" ile ve sevimli komşu çocuğu ile geçirdiği zamanlardır. çünkü onların yanında ali ekber gerçekten ali ekber'dir. ama garip gerçekten gariptir ve kısacık ömrü karda yürüyüp izini belli etmeyen zalım bir kedi sayesinde son bulur. ve tiyatroda geçirdiği zamanlar. yeteneklidir ali ekber ve elbette keşfedilir. ona repliği olmasa da bir polizei rolü verir klaus abisi. zaten ne olursa da bundan sonra olur. üzerinde o kostümle bakkala gittiğinde onu her zaman ve daima bekleten çakal bakkal mehmet ilk önce ona hizmet eder. ve maymun gözünü açar. artık ali ekber'den korkmalıdır onu saf yerine koyan herkes. yeni rolü paraya doymak bilmeyen alman polizei olan ali ekber bunu anlatan hareketleri bulmakta da gecikmez. kulağını kaşımakla başlayıp açılan cebe doldurulan paralar ile sonlanan bir ezberi vardır artık. filinta cemal'e ısmarladığı yemekleri, içkileri misli ile alır bu şekilde. polizei kimliği sayesinde alabileceği her avantayı almaktan asla çekinmez. gerçek alman polisi ile karşılaştığında da istikbal göklerdedir sözünün büyüklüğüne sığınarak yırtar her seferinde.
arada üniforması ile babett'in büfesinin oradan geçmeyi de ihmal etmez. daha önce onunla uğraşan bisikletli çocuklarla anlaşıp sarı civcivimiz, canımız ciğerimiz, tatlı kızımız babett'i sonunda etkilemeyi başarır. fakat sayesinde kızı tavladığı üniformadan kızı tavlar tavlamaz kurtulup kendi kimliğine geri döner ali kemal.
ve gökten üç elma düşer...
birisi hala "şu sex shop neredeydi?" diye soran hamza dayıya gelsin lütfen...
izlememiş olanlar veya yeniden izlemek isteyenler için restorasyonlu hali : buradan
başrollerini ise kemal sunal (ali ekber) babett jutte (babett), ve yalçın güzelce (filinta cemal) paylaşır.
şahsi fikrim kemal sunal'ın en iyi filmlerinden birisidir.
ben bu ifadeyi sevmesem de genel kullanılan şekli ile gurbetçilerin uyum sorunu, yaşadıkları zorluklar, sıkıntılar ve kültür çatışmalarını çok iyi işlemiş bir filmdir. orada açık seçik görebilirsiniz almanya'ya göçmüş ama kafası hiç değişmemiş ve uyum sorunu had safada olan nesil ile onların, ailesi ve oradaki mevcut yaşam arasında sıkışıp kalmış, ne yapacağını bilmez çocukları arasındaki farkı.
ali ekber almanya'ya göçmüş olmalarına rağmen saf, temiz bir o kadar da namuslu klasik bir türk insanıdır. çöpçülük yaparak hayatını kazanmakta, akşamları ise bir tiyatroda temizlik işleri yapmaktadır. en yakın arkadaşı ali ekber'e hiç parası olmayan, sahtekarın önce gideni, kendisi de beş para etmez bir adam olan filinta cemal sayesinde aşık olduğu babett'i tavlamaya çalışmaktadır. cemal yalan dolan işlerle bizim saf ali ekber'imizi sürekli kandırmaktadır.
babası hamza'nın, memleketten gelen adaşı; neredeyse tek repliği olan "şu sex shop neredeydi" ile filmi bitiren, pardon diğeri de "gavura bakmak sevaptır" olan memleket kokulu arkadaşına medeniyet öğretmeye çalışırken ali ekber'le her karşılaşmalarında ona şamarı basması ne yaman bir çelişkidir.
ali ekber aynı zamanda hafize'nin evden kaçan kızı şenay ya da kimin kızı olduğunu bilmediğimiz ayşe ile ilgili atıp tutan namus timsali abilerden de el alır. o el zamanı gelince kızın yüzünde patlar ama kız kolay lokma değildir ve bundan da iyi bir ders çıkartılmalıdır...
ali ekber'in en mutlu olduğu zamanlar bence evdeki muhabbet kuşu "garip" ile ve sevimli komşu çocuğu ile geçirdiği zamanlardır. çünkü onların yanında ali ekber gerçekten ali ekber'dir. ama garip gerçekten gariptir ve kısacık ömrü karda yürüyüp izini belli etmeyen zalım bir kedi sayesinde son bulur. ve tiyatroda geçirdiği zamanlar. yeteneklidir ali ekber ve elbette keşfedilir. ona repliği olmasa da bir polizei rolü verir klaus abisi. zaten ne olursa da bundan sonra olur. üzerinde o kostümle bakkala gittiğinde onu her zaman ve daima bekleten çakal bakkal mehmet ilk önce ona hizmet eder. ve maymun gözünü açar. artık ali ekber'den korkmalıdır onu saf yerine koyan herkes. yeni rolü paraya doymak bilmeyen alman polizei olan ali ekber bunu anlatan hareketleri bulmakta da gecikmez. kulağını kaşımakla başlayıp açılan cebe doldurulan paralar ile sonlanan bir ezberi vardır artık. filinta cemal'e ısmarladığı yemekleri, içkileri misli ile alır bu şekilde. polizei kimliği sayesinde alabileceği her avantayı almaktan asla çekinmez. gerçek alman polisi ile karşılaştığında da istikbal göklerdedir sözünün büyüklüğüne sığınarak yırtar her seferinde.
arada üniforması ile babett'in büfesinin oradan geçmeyi de ihmal etmez. daha önce onunla uğraşan bisikletli çocuklarla anlaşıp sarı civcivimiz, canımız ciğerimiz, tatlı kızımız babett'i sonunda etkilemeyi başarır. fakat sayesinde kızı tavladığı üniformadan kızı tavlar tavlamaz kurtulup kendi kimliğine geri döner ali kemal.
ve gökten üç elma düşer...
birisi hala "şu sex shop neredeydi?" diye soran hamza dayıya gelsin lütfen...
izlememiş olanlar veya yeniden izlemek isteyenler için restorasyonlu hali : buradan
devamını gör...
(tematik)
hamilelik
başarılı olarak geçirilirse yeni bir insanın doğacağı dönemdir.
bu dönemde olan kadın vatandaşlarımıza toplu taşıma araçları da dahil olmak üzere belli yerlerde pozitif ayrımcılık göstermek gereklidir bence. iki can taşıyorlar çünkü.
bu dönemde olan kadın vatandaşlarımıza toplu taşıma araçları da dahil olmak üzere belli yerlerde pozitif ayrımcılık göstermek gereklidir bence. iki can taşıyorlar çünkü.
devamını gör...
aşık mahzuni şerif
“işte gidiyorum çeşmi siyahım”
asıl adı şerif cırık olan halk ozanı 17 kasım 1939 yılında kahramanmaraş’ın afşin ilçesine bağlı berçenek köyünde doğmuştur. 17 mayıs 2002 almanya köln’de hayattan ayrılmış mıdır?
hayatı hakkında kısa kısa bilgiler vereceğim ama daha detaylı okumak isteyenlere aşağıya linki bırakıyorum.
bu dünyaya bir mahzuni geldi demek doğrudur ancak geçti demek benim için yanlış olur. türkülerini farklı yorumculardan, filmlerden, dizilerden dinlemeye devam ediyoruz. söylenecek sözü olmayanlar, bugün yaşasalar bile bana göre, gerçek ölülerdir. mahzuni yaşıyor.
-1959 yılında astsubay okulunu bitirmiş. kuleli askeri okuluna maddi imkansızlıklar yüzünden devam edememiştir.
-mahzuni şerif, 60'lı yıllarda ankara’da fikret oytam ile tanışır. aralarındaki ilişki baba oğul gibidir.
-hakkında davalar da açıldı, ödüller de aldı. 453 plak, 58 albüm, 8 kitap, hakkında 2 belgesel.
-aşık mahzuni şerif, 1989-1991 yılları arasında halk ozanları federasyonu tarafından dünyanın en büyük 3 ozanı arasında gösterildi.
öyle ki, öldüğünde hakkında açılan davada, dönemin en iğrenç mahkemeleri olan dgm’nin kararı bile sonuçlanmamıştı. hayatı, hapis cezaları ve aldığı ödüllerle dolu bir ozan.
çok sevdiğim türküsü “dargın mahkum” aşığın hapishane günlerindendir.
eserlerini dinlemeye devam ediyoruz dedim. birkaç örnek vereyim;
- cem karaca “nem kaldı”
- edip akbayram “garip”
- hayko cepkin “sarhoşum dünyada”
- teoman “boşu boşuna”
- kardeş türküler “dargın mahkum”
- ahmet kaya “ben beni”
- ceylan ertem “zalim”
- mehmet erdem “han sarhoş”
- selda mabel matiz “yuh yuh”
liste uzayıp gidiyor. bu yazıyı bir fotoğraf ve benim çok sevdiğim bir türkü ile bitirelim. yazının başlangıç cümlesini ilkay akkaya’dan dinleyelim.
fotoğraf, aşık veysel ile mahzuni şerif’i birlikte bizlere gösterir. sihay beyaz olan fotoğraf, sonradan renklendirilmiştir. hasta yatağında veysel, hemen baş ucunda mahzuni’yi görürüz.

çeşmi siyahım
kaynak
asıl adı şerif cırık olan halk ozanı 17 kasım 1939 yılında kahramanmaraş’ın afşin ilçesine bağlı berçenek köyünde doğmuştur. 17 mayıs 2002 almanya köln’de hayattan ayrılmış mıdır?
hayatı hakkında kısa kısa bilgiler vereceğim ama daha detaylı okumak isteyenlere aşağıya linki bırakıyorum.
bu dünyaya bir mahzuni geldi demek doğrudur ancak geçti demek benim için yanlış olur. türkülerini farklı yorumculardan, filmlerden, dizilerden dinlemeye devam ediyoruz. söylenecek sözü olmayanlar, bugün yaşasalar bile bana göre, gerçek ölülerdir. mahzuni yaşıyor.
-1959 yılında astsubay okulunu bitirmiş. kuleli askeri okuluna maddi imkansızlıklar yüzünden devam edememiştir.
-mahzuni şerif, 60'lı yıllarda ankara’da fikret oytam ile tanışır. aralarındaki ilişki baba oğul gibidir.
-hakkında davalar da açıldı, ödüller de aldı. 453 plak, 58 albüm, 8 kitap, hakkında 2 belgesel.
-aşık mahzuni şerif, 1989-1991 yılları arasında halk ozanları federasyonu tarafından dünyanın en büyük 3 ozanı arasında gösterildi.
öyle ki, öldüğünde hakkında açılan davada, dönemin en iğrenç mahkemeleri olan dgm’nin kararı bile sonuçlanmamıştı. hayatı, hapis cezaları ve aldığı ödüllerle dolu bir ozan.
çok sevdiğim türküsü “dargın mahkum” aşığın hapishane günlerindendir.
eserlerini dinlemeye devam ediyoruz dedim. birkaç örnek vereyim;
- cem karaca “nem kaldı”
- edip akbayram “garip”
- hayko cepkin “sarhoşum dünyada”
- teoman “boşu boşuna”
- kardeş türküler “dargın mahkum”
- ahmet kaya “ben beni”
- ceylan ertem “zalim”
- mehmet erdem “han sarhoş”
- selda mabel matiz “yuh yuh”
liste uzayıp gidiyor. bu yazıyı bir fotoğraf ve benim çok sevdiğim bir türkü ile bitirelim. yazının başlangıç cümlesini ilkay akkaya’dan dinleyelim.
fotoğraf, aşık veysel ile mahzuni şerif’i birlikte bizlere gösterir. sihay beyaz olan fotoğraf, sonradan renklendirilmiştir. hasta yatağında veysel, hemen baş ucunda mahzuni’yi görürüz.

çeşmi siyahım
kaynak
devamını gör...
kendinle dalga geçebilmek
kendinle barışık olmak demektir. abartmamak lazım ama.
devamını gör...
sözlük yazarlarının boş vakit aktiviteleri
tercihim panda gibi yatakta yuvarlanmak.
devamını gör...
mandarin
''çince'' dendiğine aklımıza gelen dil. putonghua denen bir dilin pekin ağzından gelmektedirç. abd'de ve kanada'da, özellikle çinli diasporasının yaşadığı yerlerde, çinceye nadiren ''chinese'' denir (örn: 'i'm learning mandarin''). çin ve tayvan'ın resmî dili olup malezya'da, singapur'da, filipinler'de , tayland'da; ezcümle tüm güneydoğu asya yaygın bir şekilde konuşulur ve bu bölgelerin lingua franca'sıdır. abd'de, kanada'da ve arnavutluk'ta da konuşuru çoktur.
''çince'' dendiğinde akla gelen bir diğer dil ise kantonca'dır. ancak mandarin ile kantonca ingilizce ile almanca gibi, italyanca ile ispanyolca gibi farklı iki dildir ve birini konuşan diğeriyle anlaşamaz. zaten kantonca pek yaygın dil değil, yetmiş milyon civarında insan konuşuyor. hon kong'un anadili kantonca'dır.
''çince'' dendiğinde akla gelen bir diğer dil ise kantonca'dır. ancak mandarin ile kantonca ingilizce ile almanca gibi, italyanca ile ispanyolca gibi farklı iki dildir ve birini konuşan diğeriyle anlaşamaz. zaten kantonca pek yaygın dil değil, yetmiş milyon civarında insan konuşuyor. hon kong'un anadili kantonca'dır.
devamını gör...
yakışıklı olmadığını bilen erkek hüznü
kabullenmiştir o çoktan, üstüne gitmeyin, başka taraflara daha iyi çalışmıştır bir gün o da daha iyi olduğu taraflarının ön plana çıkacağına emindir, sonunda kazanan da o olacaktır.
açmasanıza ya böyle başlıklar? kendime söylediğim tüm boş avuntu cümlelerim bitti işte! böhü...
açmasanıza ya böyle başlıklar? kendime söylediğim tüm boş avuntu cümlelerim bitti işte! böhü...
devamını gör...
konuşulan kişinin beyinsiz olduğunu fark etmek
bir sey anlatılmak, açıklanmak, sağlıklı iletişim kurulmak, etkileşimde bulunulmak istenen, belki de bir konuda tartışılan şahsın gerekli asgari zihinsel melekelerden yoksun bulundugunu üzüntüyle fark edip yıkılmak. yavaşça olay yerinden uzaklasmak. ahizeyi yerine bırakmak.
devamını gör...
norveç deyince akla gelenler
muhteşem güzellikteki fiyortlarını,
uzun tüylü, kocaman patili, ibiş bakışlı norveç orman kedisini,
bir zamanlar gorgoroth’un solisti, enteresan şahsiyet, münzevi gaahl’ı
ve tabii ki dimmu borgir’ı getirir.
uzun tüylü, kocaman patili, ibiş bakışlı norveç orman kedisini,
bir zamanlar gorgoroth’un solisti, enteresan şahsiyet, münzevi gaahl’ı
ve tabii ki dimmu borgir’ı getirir.
devamını gör...
edinilmiş en kıymetli hayat tecrübesi
iyi niyetini gösterme küçüğüm'
kullanırlar..
kullanırlar..
devamını gör...
sinir bozan şeyler
yatağa uzandıktan sonra ışığı kapatmayı unuttuğunu fark etmek
devamını gör...
busenaz sürmeneli
cumartesi sabahı çinli rakibini yenip altın madalyayı alacak olan gerçek sporcu.
dualarımız sizin ile busenaz'lar ...
futbolcularımız dan daha sportmen ve başarılı olduğunuz kesin.
dualarımız sizin ile busenaz'lar ...
futbolcularımız dan daha sportmen ve başarılı olduğunuz kesin.
devamını gör...
bal yerine reçel yapan arı (yazar)
ne zaman bi başlıkta denk gelsem yüzümde tebessüm oluşturan nick.
(bkz: kafa sözlük'e bir daha gelinse alınacak nickler)
(bkz: kafa sözlük'e bir daha gelinse alınacak nickler)
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük bugün güne gülümseyerek başladım ben.*
sonra baktım ki günaydın insanları ise hüzünlü bir şekilde işlerine başlamış. bu yüzden mutlu bir gün diliyorum size, mutlu bir hafta.
sonra baktım ki günaydın insanları ise hüzünlü bir şekilde işlerine başlamış. bu yüzden mutlu bir gün diliyorum size, mutlu bir hafta.
devamını gör...
tırnak kontrolünden geçmiş nesil
hafta başının rutinidir. aferinlerden hakaretlere bu kulaklar neler duydu tırnaklarını kesmeyenler bir daktilo misali tak tak tak tırnaklarını yerlerdi.
devamını gör...

