10 dakikada sıradan vatandaşına 15 usd kaybettiren ülke
türkiye'dir. transferwise üzerinden yurt dışına 4750 dolar para gönderecektim. bunun için hesabımdan döviz satışını yaptım. gönderilecek ücreti türk lirası olarak yazdım. tam o sırda telefon çaldı. 10 dakika civarı görüşme yaptım. sonra para gönderme işlemine devam edecekken rakama 6 lira daha eklemek istedim çünkü masrafı 6 lira eksik hesaplamışım. tabi rakamı değiştirince yeni kur üzerinden hesaplama yaptı sistem. sonra gidecek ülkenin kurunu xe üzerinden dolara çevirdiğimde yazmış olduğum türk lirası karşılığının 15 dolar daha aşağı olduğunu farkettim. sonra kurlara baktım, dolar bu sürede 2-3 kuruş yükselmiş. dolayısıyla 15 dolar civarı zarar ettim. bu aslında yaşanılan ülke için büyük bir para. kendimi geçtim işi dolar kuru üzerine kurulmuş pek çok sektör var. şimdi gelde bu ülkeye güvenip ticaret yap, yatırım yap.
devamını gör...
şizofren kişinin şizofren olduğunu kabul etmemesi
şizofrenik hastalarda görülen durumdur. şizofren tanısı konmuş kişi şizofren olduğunu kabul etmez. bu hastalığın en belirgin özelliği olarak görülür. ama şöyle bir düşününce normal bir insana ciddi bir sekilde sen şizofrensin desem bunu kabul etmez. yani ben kabul etmem. ben şimdi şizofren mi oluyorum*. şizofren olduğunu kabul edecek var mıdır diye merak ediyorum.
devamını gör...
normal sözlük’teki oylama alışkanlığı
sözlüklere üye olurken herkese bir sıra numarası verilir. nickinize tıkladığınızda yukarıda http ile başlayan adres satırında kayıt olan kaçıncı üye olduğunuz görülür.
bir sözlük kurulduğunda, kurucular genelde facebook, instagram ve diğer sözlüklerdeki tanıdıklarını davet ederler. sıra numarası 1-999 arasında olan yazarlar kıdemlidir. ilk başlıkları açarlar, ilk nick altlarını girerler, çok ve nitelikli tanım yazdıkları için popüler yazar hale gelirler. 1,000-3,000 sıra numaralı üyeler sözlüğe geldiklerinde kaliteli başlıklar ve tanımları görüp örnek alırlar.
3,000 sıra numarasından sonra sözlüğü yeni duyan trolleri sıkça görürüz. 11 fake hesap açan mı dersin, sürekli cinsellik dolu başlık açan mı dersin, sözlüğün kalitesini düşürmek için akla gelmedik yazılar yazan mı dersin, bir sürü gereksiz başlık ve tanım ile karşılaşılır. böyle durumda yazarları takip etme seçeneği ile takip edilen yazarlar okunur, sol frame ve gündem sekmelerine pek bakılmaz.
sözlüklerin ilk aylarında "şu kadar tanım yazana hediye kampanyası" da olduğu için iki kelimelik tanımlar, kopyala yapıştır tanımlar, sürekli bkz. verilmiş olabilir. birçok iyi yazarın yazıları gözden kaçabilir.
öte yandan moderasyon tecrübesi olan arkadaşlar bilir. örneğin facebook’ta bir grupta gönderinizi 200 kişi okur, sadece 10 kişi beğenir. yurdum insanı beğeni tuşunu pek kullanmayı sevmez. hele henüz kimsenin kimseyi tanımadığı yeni açılmış bir sözlükte...
moderasyon sözlüğün gelişmesi için yazarların nick altına yorumlar yapıp onların da yazılarının okunması için gayret ediyor. sol frame’deki başlıkları daha okunur hale getiriyor. oylama alışkanlığını artıracak önemli bir etken nick altı kültürünün oluşmasıdır. sözlüğe katkı sağladığı düşünülen yazarların nick altlarına yorum yapıldığında oylama alışkanlığının arttığı da bir gerçektir.
“su akar yolunu bulur” misali zaman içinde emek verenler hak ettiği oyları alır.
bir sözlük kurulduğunda, kurucular genelde facebook, instagram ve diğer sözlüklerdeki tanıdıklarını davet ederler. sıra numarası 1-999 arasında olan yazarlar kıdemlidir. ilk başlıkları açarlar, ilk nick altlarını girerler, çok ve nitelikli tanım yazdıkları için popüler yazar hale gelirler. 1,000-3,000 sıra numaralı üyeler sözlüğe geldiklerinde kaliteli başlıklar ve tanımları görüp örnek alırlar.
3,000 sıra numarasından sonra sözlüğü yeni duyan trolleri sıkça görürüz. 11 fake hesap açan mı dersin, sürekli cinsellik dolu başlık açan mı dersin, sözlüğün kalitesini düşürmek için akla gelmedik yazılar yazan mı dersin, bir sürü gereksiz başlık ve tanım ile karşılaşılır. böyle durumda yazarları takip etme seçeneği ile takip edilen yazarlar okunur, sol frame ve gündem sekmelerine pek bakılmaz.
sözlüklerin ilk aylarında "şu kadar tanım yazana hediye kampanyası" da olduğu için iki kelimelik tanımlar, kopyala yapıştır tanımlar, sürekli bkz. verilmiş olabilir. birçok iyi yazarın yazıları gözden kaçabilir.
öte yandan moderasyon tecrübesi olan arkadaşlar bilir. örneğin facebook’ta bir grupta gönderinizi 200 kişi okur, sadece 10 kişi beğenir. yurdum insanı beğeni tuşunu pek kullanmayı sevmez. hele henüz kimsenin kimseyi tanımadığı yeni açılmış bir sözlükte...
moderasyon sözlüğün gelişmesi için yazarların nick altına yorumlar yapıp onların da yazılarının okunması için gayret ediyor. sol frame’deki başlıkları daha okunur hale getiriyor. oylama alışkanlığını artıracak önemli bir etken nick altı kültürünün oluşmasıdır. sözlüğe katkı sağladığı düşünülen yazarların nick altlarına yorum yapıldığında oylama alışkanlığının arttığı da bir gerçektir.
“su akar yolunu bulur” misali zaman içinde emek verenler hak ettiği oyları alır.
devamını gör...
ismail nihat erim
1912 kocaeli doğumlu eski milletvekili, bakan ve başbakan. ilk olarak 1943 yılında chp istanbul milletvekili olarak tbmm'ye girdi. bayındırlık bakanı ve bir dönem başbakan yardımcılığı görevlerinde bulundu.
1971 muhtırasından sonra hükümeti kurmakla görevlendirildi. 1971 ile 1972 arasında başbakanlık yaptı. 1972 yılından 1977 yılına kadar cumhuriyet senatosu’nda kontenjan senatörü olarak görevlerde bulundu.
nihat erim 19 temmuz 1980 yılında evinin yakınlarında ki dragos deniz kulübünden çıktığı sırada dev-sol militanlarınca çapraz ateşe alınarak öldürüldü. türkiye cumhuriyeti tarihinin suikast'e kurban giden tek başbakanıdır. failleri hiçbir zaman bulunamadı ve dosya faili meçhul olarak kapandı.
nihat erim suikasti aynı zamanda 1980 darbesine sebep olan önemli unsurlardan biridir.
1971 muhtırasından sonra hükümeti kurmakla görevlendirildi. 1971 ile 1972 arasında başbakanlık yaptı. 1972 yılından 1977 yılına kadar cumhuriyet senatosu’nda kontenjan senatörü olarak görevlerde bulundu.
nihat erim 19 temmuz 1980 yılında evinin yakınlarında ki dragos deniz kulübünden çıktığı sırada dev-sol militanlarınca çapraz ateşe alınarak öldürüldü. türkiye cumhuriyeti tarihinin suikast'e kurban giden tek başbakanıdır. failleri hiçbir zaman bulunamadı ve dosya faili meçhul olarak kapandı.
nihat erim suikasti aynı zamanda 1980 darbesine sebep olan önemli unsurlardan biridir.
devamını gör...
atomu parçalarken yere gazete sermek
evine göre sofra bezi ile de olabilendir.
annelerin evde her türlü kırıntı görmeye dayanamamasından kaynaklı önlem.
annelerin evde her türlü kırıntı görmeye dayanamamasından kaynaklı önlem.
devamını gör...
bir insanın kişiliğini anlamak
insan ilişkilerinde başarılı olmak için çok önemlidir ancak modern dünyanın kucağımıza bıraktığı önyargılar nedeniyle dikkat edilmelidir. peşin hükümlerden kaçınmak gerekir. şimdi bu konuya biraz eğilelim, başlıyoruz.
bizler iyi ve kötü özelliklerimizle bir bütünüz. hiçbir insan salt iyi veya kötü değildir. iyilik ve kötülük kavramları da kişilerin deneyimleri nispetinde değişiklik gösterir ve yoruma açıktır. söz gelimi hayatı boyunca sıkıntılarla boğuşmuş, sokaklarda büyümüş birinin yaşama tutunmak için yaptığı şeylere, hali vakti yerinde bir insan "kurnazlık" der. "bu kurnaz, bundan adam olmaz" denir. halbuki o, her şey gibi sizi de yaşamın ona sunduğu engellerden biri olarak algılamıştır. eğer doğru açıdan bakarsanız, o çocuğun tenhada bir garibana döner ekmek aldığını ve hevesle yiyişini izlerken mutlu olduğunu görebilirsiniz.
insan çok karmaşık bir yapıya sahip. o yüzden, bir yargıya varmak istiyorsak ya da yaklaşımlarımızı şekillendirmek istiyorsak karşımızdaki insanın bir yerinden temellenmek çok ama çok zor olur. o yüzden insan davranışlarımızda kendimizi temel almalıyız ve toplumsal olarak kabul görmüş bazı değerleri geliştirmeye çalışmalıyız. burada en önemli şey, karşımızda kim olursa olsun bu değerlere bağlı kalmamızdır. şu veya bu sebeple, popülerlik, zevk, ego tatmini gibi artık başımızın belası olmuş konular uğruna değerlerimizi eğip bükmemeliyiz.
eğer bizi biz yapan özelliklerimizi ufak tefek hesaplar için sağa sola çekiştirmeye başlarsak, kişiliğimiz oturmaz; ayaklarımız zemine inmez. zaman gelir, yaptıklarımızdan utanır oluruz. hatta öyle zamanlar gelir ki bir eylemi fark etmeden iğrenç bir şekilde gerçekleştirdiğimizi o anda anlarız. betimiz benzimiz atar. kendimizi tanıyamayız. kendisini iyi tanıyan, kişiliğini oturtan insanın kendisiyle bir sıkıntısı olmaz. çünkü yeni bir insana karşı da nesebi, meşrebi, üslubu ne olursa olsun aynı şekilde davranır. kökü derinlerdedir o edimlerin, sağlamdır. bunu bilen kişi, insan ilişkilerinde de karşısındakini gözlemlemek konusunda rahattır. istediği gibi pozisyon alabilir.
bunu kazanan insan, her olayın kendi içerisinde belli bir etik altyapısı olduğunu bilir. söz gelimi sevgilisinden yeni ayrılmış bir arkadaşınıza, yarasını deşecek sorular sormaz; sevgilinizle olan güzel anlarınızdan bahsetmezsiniz. bunun için zamana ihtiyaç olduğu bellidir. yapabilirsiniz ama yapmazsınız. işte burada bir etik altyapı vardır. bu kriterleri kafamızda otomatik kurarız ve insanların bu çizgiyi geçip geçmemesinden karakter analizlerini yapabiliriz. yine çok bildiğimiz, artık evrenselleşmiş olan kişinin kendini övmesi durumunun rahatsız ediciliği daha somut bir örnektir.
insanları kolay tanımak ve stabil ilişkiler kurmak için önce aynada zaaflarımızla, güçlü yönlerimizle kendimizi görmemiz lazım. sonrası kolay.
bizler iyi ve kötü özelliklerimizle bir bütünüz. hiçbir insan salt iyi veya kötü değildir. iyilik ve kötülük kavramları da kişilerin deneyimleri nispetinde değişiklik gösterir ve yoruma açıktır. söz gelimi hayatı boyunca sıkıntılarla boğuşmuş, sokaklarda büyümüş birinin yaşama tutunmak için yaptığı şeylere, hali vakti yerinde bir insan "kurnazlık" der. "bu kurnaz, bundan adam olmaz" denir. halbuki o, her şey gibi sizi de yaşamın ona sunduğu engellerden biri olarak algılamıştır. eğer doğru açıdan bakarsanız, o çocuğun tenhada bir garibana döner ekmek aldığını ve hevesle yiyişini izlerken mutlu olduğunu görebilirsiniz.
insan çok karmaşık bir yapıya sahip. o yüzden, bir yargıya varmak istiyorsak ya da yaklaşımlarımızı şekillendirmek istiyorsak karşımızdaki insanın bir yerinden temellenmek çok ama çok zor olur. o yüzden insan davranışlarımızda kendimizi temel almalıyız ve toplumsal olarak kabul görmüş bazı değerleri geliştirmeye çalışmalıyız. burada en önemli şey, karşımızda kim olursa olsun bu değerlere bağlı kalmamızdır. şu veya bu sebeple, popülerlik, zevk, ego tatmini gibi artık başımızın belası olmuş konular uğruna değerlerimizi eğip bükmemeliyiz.
eğer bizi biz yapan özelliklerimizi ufak tefek hesaplar için sağa sola çekiştirmeye başlarsak, kişiliğimiz oturmaz; ayaklarımız zemine inmez. zaman gelir, yaptıklarımızdan utanır oluruz. hatta öyle zamanlar gelir ki bir eylemi fark etmeden iğrenç bir şekilde gerçekleştirdiğimizi o anda anlarız. betimiz benzimiz atar. kendimizi tanıyamayız. kendisini iyi tanıyan, kişiliğini oturtan insanın kendisiyle bir sıkıntısı olmaz. çünkü yeni bir insana karşı da nesebi, meşrebi, üslubu ne olursa olsun aynı şekilde davranır. kökü derinlerdedir o edimlerin, sağlamdır. bunu bilen kişi, insan ilişkilerinde de karşısındakini gözlemlemek konusunda rahattır. istediği gibi pozisyon alabilir.
bunu kazanan insan, her olayın kendi içerisinde belli bir etik altyapısı olduğunu bilir. söz gelimi sevgilisinden yeni ayrılmış bir arkadaşınıza, yarasını deşecek sorular sormaz; sevgilinizle olan güzel anlarınızdan bahsetmezsiniz. bunun için zamana ihtiyaç olduğu bellidir. yapabilirsiniz ama yapmazsınız. işte burada bir etik altyapı vardır. bu kriterleri kafamızda otomatik kurarız ve insanların bu çizgiyi geçip geçmemesinden karakter analizlerini yapabiliriz. yine çok bildiğimiz, artık evrenselleşmiş olan kişinin kendini övmesi durumunun rahatsız ediciliği daha somut bir örnektir.
insanları kolay tanımak ve stabil ilişkiler kurmak için önce aynada zaaflarımızla, güçlü yönlerimizle kendimizi görmemiz lazım. sonrası kolay.
devamını gör...
inka sumrusu
hem erkeklerinde hem dişilerinde bulunan gagalarının kenarlarındaki beyaz tüyler çiftleşmek için seçecekleri eş içinde oldukça önemli olan bu güzel kuş türü peru ve şili taraflarında bulunur. ‘bıyık’larına ithafen halk arasında dali kuşu olarak da bilinen inka sumrusunun sesi de kedi miyavlamasına benzetilir.
devamını gör...
intihar notuna yazılacak ilk cümle
devamını gör...
hiç sarılmadığın birine sımsıkı sarılacak olmak
başlık sahibinin heyecanı gülümsetti. mutluluklar dilerim fuzzy lee.*
devamını gör...
çocukluğa dair özlenen şeyler
eskiden mahalle aralarında sivrisinekler için duman sıkan arabalar geçerdi. arkalarında gaz dolu bir tüp ve o gazı salarak mahalle aralarında gezerdi bu arabalar. sokakta oynayarak büyüyen bizim nesil için bu harika bir fırsattı. dumancı dediğimiz bu arabaları ilk kim gördüyse "dumancı geliyooooo" diye haber verirdi. biz de arabaların arkasından koşar dumanların içine dalar ve birbirimizi bulmaya çalışır kahkahalarla gülerdik. o kadar özledim ki o günleri. anımsayınca gülümsedim ve bir süre geçmişe gittim. hayatımın en güzel zamanları olabilirdi o dumancının arkasından koştuğum günler.
devamını gör...
normal sözlük satranç kulübü
heyecanla turnuvayı bekliyorumm. bakalım kim kazanacak.*
devamını gör...
15 ocak 2021 yanlışıkla sirke suyu içmem
1 temmuz 2004 karnımın acıkması tanımı kadar ilginç bir tanımdır.
afiyet olsun.
afiyet olsun.
devamını gör...
yıldırım çarpması sonucu piyaniste dönüşen cerrah
(bkz: tony cicoria)
ayrıca (bkz: savant sendromu)
olay 1994 yılında gerçekleşti. cerrah olarak görev yapan tony cicoria adlı adam, yağmurlu bir günde bir telefon görüşmesi yapmak üzere telefon kabinine girdi ancak kısa süre sonra kabine yıldırım düştü. yıldırım cicoria'nın başına isabet ettiğinden adam yere yığıldı. bir süre sonra kalbi duran adam, güçlükle hayata döndürüldü.
hastanede yatarken, o güne dek hiç olmayan bir şey oldu ve cicoria fark etti ki, kafasında sürekli olarak piyano çalma isteği dolanıyor, gözünün önünde çılgın gibi uçuşan notalar görüyor. kafaya bunu koymuş şekilde yanık bir yüz ve sol tarafı felçli bir vücutla taburcu olan cicoria, mümkün olan ilk anda, piyano çalmak için çalışmalara başladı.
o güne dek piyano ile ilgili herhangi bir hevesi olmayan adam, 3 ay sonra beste yapmaya başladı. son geldiği nokta ise şu:
ayrıca (bkz: savant sendromu)
olay 1994 yılında gerçekleşti. cerrah olarak görev yapan tony cicoria adlı adam, yağmurlu bir günde bir telefon görüşmesi yapmak üzere telefon kabinine girdi ancak kısa süre sonra kabine yıldırım düştü. yıldırım cicoria'nın başına isabet ettiğinden adam yere yığıldı. bir süre sonra kalbi duran adam, güçlükle hayata döndürüldü.
hastanede yatarken, o güne dek hiç olmayan bir şey oldu ve cicoria fark etti ki, kafasında sürekli olarak piyano çalma isteği dolanıyor, gözünün önünde çılgın gibi uçuşan notalar görüyor. kafaya bunu koymuş şekilde yanık bir yüz ve sol tarafı felçli bir vücutla taburcu olan cicoria, mümkün olan ilk anda, piyano çalmak için çalışmalara başladı.
o güne dek piyano ile ilgili herhangi bir hevesi olmayan adam, 3 ay sonra beste yapmaya başladı. son geldiği nokta ise şu:
devamını gör...
fakir olmanın bateri çalmak için bir engel olmaması
engel tabiiki, engel ama engelleri aşanlar var, iyi şartlarda yetenekleri ortaya çıkanlar ne olacak..
peki ya oldurmaya çalışırken geçen zaman, emek...
bir şey istiyorsun, imkan yok, önce imkana nasıl ulaşacağını bul, imkanı da sen yarat, yapmak istediğin şeye giden yolu inşa et, yolu da sen yap, sonra o yola gir et, imkanları sağladıktan sonra, sabırla sıcak tuttuğun hevesini yaşa... herşeyi halletmek için yorulup üzüldükten sonra...
bir çocuğa verecek hiçbir şeyi olmayanlar, ne kadar da çok çocuk yapıyor ya,
bir konu bu kadar mı gerçeğiyle tezat olur..
inanılır gibi değil...
peki ya oldurmaya çalışırken geçen zaman, emek...
bir şey istiyorsun, imkan yok, önce imkana nasıl ulaşacağını bul, imkanı da sen yarat, yapmak istediğin şeye giden yolu inşa et, yolu da sen yap, sonra o yola gir et, imkanları sağladıktan sonra, sabırla sıcak tuttuğun hevesini yaşa... herşeyi halletmek için yorulup üzüldükten sonra...
bir çocuğa verecek hiçbir şeyi olmayanlar, ne kadar da çok çocuk yapıyor ya,
bir konu bu kadar mı gerçeğiyle tezat olur..
inanılır gibi değil...
devamını gör...
öğrencilerini striptiz kulübüne götüren öğretmen
branştan kaybedip parka götürdüğüm gerçeği... sahi, branşı neymiş ki?
devamını gör...
anneyle olan ilişki
şimdilerde bir fatiha kadardır.
devamını gör...
sevilmemişim
nasıl dersler bilirsin şarkısı.
devamını gör...
ateist
dinlerin dogmasını reddedip sorgulamaktan çekinmeyen imtihan diyerek bazı şeyleri geçmeyen yolda olmaya ve ilerlemeye bilime değer veren insanlardır. saygı beklemesine gerek yoktur çünkü her varlık ve fikre* saygı duyulmak zorunludur. başkasının inancının başlığını sözler köşküne çevirerek allah kitap din iman sövüp alay eden insanlardan farkı kalmayan insanların toplandığı başlık da denebilir. tercih meselesi.
devamını gör...
hayatım kayarken yapmaya bayılıyorum denilen şeyler
(bkz: tekli koltukta oturup tavanı izlemek)
(bkz: eve gelince l koltuğun köşesini kapmak)
(bkz: sabahları geniş bir kahvaltı yapmak)
(bkz: eve gelince l koltuğun köşesini kapmak)
(bkz: sabahları geniş bir kahvaltı yapmak)
devamını gör...
