arkadaşım tenturdiyot’un da dinlediği programdır. selam söylüyor herkese. iyi yayınlar.
devamını gör...

sahip olma isteğidir. her şey bu istekten alır temelini.
sadece maddi olarak düşünmemek lazım tabi, maneviyata da sahip olmak isteriz.
sahip olmayı başardığımız zaman gelen haz ve zaman içinde dönüştüğü tatminsizlik, başaramadığımızda oluşan üzüntü, sahip olma cabası ve getirdiği hırs.
kısaca bunların bütünü, yani sahip olma isteğidir ruhu yoran.
devamını gör...

daha neşelisine rastlamadım.
devamını gör...

defne yaprağı, zeytinyağı ve beyaz şarap ile marine edilmiş, tahin sos ile servis edilen barbun.

yok ü’len simittir. ankara simidi.
mutlu oldunuz mu?
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
canınız çıksın! pardon çeksin.
devamını gör...

güzel kızlar sözlükte ne yapsın diyerek hayret bildiriminde bulunduğum başlıktır.
güzel kızlar fotoğraflarını koyabileceği bedenen kendilerini sergileyebileceği (bkz: ınstagram),(bkz: twitter),az da olsa (bkz: facebook) gibi sosyal mecralarda takılıyor.
sözlük gibi yerlerde ise çirkin kızlar barınıyor olay bundan ibaret.
devamını gör...

20 yaşından sonra erkekler arasında pek umursanmayan "şey." şey çünkü o kadar anlamsız. benim çevremde böyle oldu en azından. 20 yaşımdan sonra hiçbir arkadaşımın bekaret ile ilgili bir takıntısı yoktu. ya da bu kafada insanları seçtim arkadaş olarak belki ondandır.

fakat ciddi anlamda 20-25 yaşından sonra hala bu boş şeyleri konuşan insan varsa çevrenizde uzaklaşın. bomboş biridir o.
devamını gör...

mide kanserinin göbek çevresindeki lenf noduna metastazına verilen özel isim.
devamını gör...

burda da yokum. bugün yeterince üzüldüm. tabi ya çobanık diye bizi beğenmezler.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sahte sevgilerdense yalnızlık evladır.
devamını gör...

günaydın sözlük, günaydın allah'ın manyağı.

aslında daha erken uyandım da birkaç teknik aksaklıktan dolayı şimdiye günaydın demek nasip oldu. bir de arkadaşlar bu aralar bana bir fotoğraf çekme aşkısı gelmiş, anlatamam. şuna bakın ya;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

hediyem olsun size. güne musmutlu başlayın. *
devamını gör...

doğa ile mücadele etmek insanın kendi sonunu getirecektir.
hayvanlardan tanrılara: sapiens, yuval noah harari
devamını gör...

2007 abd yapımı, gerçek bir suç hikayesinden uyarlanan film. yönetmenliğini tommy o’haver yaparken, başrolleri elliot page,hayley mcfarland, catherine keener üstleniyor.


film, 1965’te öldürülen genç bir kadının cinayetini konu alır. sylvia likens, 1949 doğumlu gen ve güzel bir kızdı. anne babası, sirklerde, karnavallarda çalışan gezgin ebeveynlerdi. annesi ve babası o dönem ayrı yaşıyorlardı. 5 kardeşin 2’si anneyle diğer kardeşler de babalarıyla yaşıyordu. bir gün uzak bir karnavalda iş bulan anne babası sylvia ve kardeşi jenny’i , komşuları gertrude baniszewski'ye,3 aylığına haftalık 20 usd bakım ücretiyle anlaşarak emanet ettiler. gertrude baniszewski'nin kendiyle yaşıyan 7 çocuğu bulunmaktaydı. gertrude, psikolojik sorunları olan, şiddet eğilimli bir kadındı.

olayların başlangıcı ise , gertrude’ın kızı paula ve sylvia’nın yakınlaşmasıyla başlar. iyi arkadaş olmuşlardır. paula’nın o dönem evli bir erkek arkadaşı vardır ve ondan hamile kalmıştır. bu sırrı, sylvia’ya söyler. paula ve bradley, kavga ederken sylvia onlara denk gelir ve bradley’nin paula’nın canını yakması üzerine onun hamile olduğunu söyler. olaylar da işte bundan sonra felakete döner.

sylvia’nın ailesi 20 usd’lık ödemeyi geciktirince , gertrude bir iki defa sylvia ve kardeşine bodrum katında işkence uygulamıştı. sırrı açığa çıkan paula, annesine , sylvia’nın arkadaşlarının önünde kendine hakaret ettiğini ve hırsızlık yaptığını söyledi. annesiyle ona işkence yapmaya başladılar. gertrude bunu çocuklarının önünde yapmaktaydı ; bir nevi ‘yeni cani nasıl yetiştirilir’ in hayat bulmuş haliydi.

işkenceler devam ederken, paula’nın hamile olduğu dedikodusu yayılmıştı bile. zaten aklı gidik olan gertrude buna inanmak istemedi ve sylvia’yı suçladı; ona göre kızı asla hamile olamazdı; hamile olan olsa olsa sylvia olmalıydı. bu konuyu saplantı haline getiren gertrude, kıza psikolojil şiddet uygulamasının yanında , bir gazoz şişesini de cinsel organına sokmasını istedi. baskıya dayanamayan sylvia onun dediğini yaptı ama şiddet fitili ateşlenmişti bir kere; gertrude durmayacaktı. çocuklarından onu bodruma kapatmalarını söyledi.

gertrude bodruma kapatılan sylvia’ya işkencr yapmaları ve dövmeleri konusunda çocuklarını teşvik etmeye başladı. sistematik olarak işkenceye maruz kalmıştı. işin daha kötü ve ilginç tarafı, önce kendi oğullarıyla başlayan işkenceye mahalledeki diğer çocuklar da bodruma inip ona işkencr etmeye başladılar. demin başlığını gördüğüm kırık cam teorisi nin bir örneğini oluşturur bu durum.

tüm bu olaylar gerçekleştirilirkrn , sylvia’nın kardeşi jenny tüm bu olanlara şahitlik ediyordu. kimseye söylememesi konusunda tehdit edilen jenny, tüm ılanlara susmak zorunda kaldı. çevrede sylvia’yı soran ve merak eden olmuştu elbet. soranlara onun yatılı okulda olduğu söylenmişti. bu sırada, sylvia mahallenin oyuncağı haline gelmişti. her gün dövülüyor, üzerinde sigara söndürülüyor, cinsel organına şişe sokuluyordu.

bir gün , richard adlı sylvia’ya aşık olan kişi, tesadüfen eve geldi ve seslerin olduğu bodruma indi. gertrude’u elinde kızgın bir iğneyle sylvia’nın karnına bir şeyler yazarken gördü. normalde bu vahşeti durdurması beklenirdi, değil mi? maalesef öyle olmadı. gertrude , sylvia’nın sürtük olduğunu ve mahallede herkesle beraber olduğunu söyledi ve işkencesine ortak etti. bilinen şu ki sylvia’nın karnına kızgın iğneyle ‘ben bir kaltağım ve bundan gurur duyuyorum’ yazısını yazan richard’dı.

sylvia, bir kere kaçma teşebbüsünde bulundu ama hemen yakalandı. ceza olarak tekrar bodruma bağlandı ve az bir yemek ve su verildi. çocuklar da onu cezalandırmak için sopayla dövdüler. hem yetersiz beslenme hem de şiddetin boyutundan dolayı 26 ekim 1965’te , henüz 16 yaşındayken hayata gözlerini yumdu.

öldüğünü gören gertrude , richard’a (hobbs) polisi arattırdı ve eve gelen polisler jenny’yi buldu. jenny, tüm olanları polise anlattığında, tüm bu vahşet ortaya çıkmış oldu.

gertrude, ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı ama 1985’te şartlı tahliye edildi. bu salıverilme tepki alsa da , karma cezasını verdi ve 5 yıl sonra kanserden geberdi. onunla beraber oğlu john da hüküm giydi ve suça iştirak edenler de çeşitli cezalar aldılar.
devamını gör...

mutlu olmayı beceremeyen insanların ben hayata bakış açılarında sıkıntı olduğunu düşünüyorum.
mutlu olmak için bekliyorlar neden?
hep bir beklenti içindeler oysa hayat herkese her istediğini veriyor mu?

karşımızdaki kim olur ise olsun hiçbir şey beklememeyi öğrendiğimizde mutlu olmayı başarırız.
özellikle mutluluğun aslında küçük şeylerde olduğunu keşfettiğimizde de mutsuz olmak imkansız.
son olarak her şeyi sürekli eleştirmekten vazgeçersek daha mutlu olduğumuzu göreceğiz iddia ediyorum.

yaşamak zaten zor iken daha da zorlaştırmaya gerek var mı ? mutlu olmayı beceremeyen insanların hayatı zorlaştırdığını sadece ben düşünmüyorum demi? kendi içinde yada kendi kendine mutlu olan insan etrafında ki herkesi mutlu eder kendi içinde yada kendi kendine mutsuz olan insanı etrafında ki herkesi mutsuz eder.

nietzsche demiş ki "başkası ile gelen mutluluk başkası ile gidecektir."
devamını gör...

az önce sivas katliamı başlığına şu entry bırakmış ve sonrasında da topuklamış eski mod şimdinin yazarı olan şahıs. yargısız, yorumsuz entry'i şahsınıza bir gurur nişanesi olarak buraya iliştiriyorum.

edit 2: ss silindi. insanların hepten birbirine düşmesini istemiyorum. umarım düşüncelerinin ve savunduğu şeylerdeki yanlışların bir nebze farkına varmıştır.

normalde şu sözlükte kimseye sataştığım görülmemiştir, uzaktan uzaktan yargı dağıtmayı seviyorum ama entry'mi silerek faşitlik yapılınca gelip bir mahlasımızın hakkını verelim dedim. yine de kişisel bir münakaşaya dönüşmesini istemiyorum. yalnızca çarpık zihniyetinizin ürünü olan düşüncelerinizin sorumluluğunu alıp bir kesime karşı sarf edeceğiniz özür ya da ''yanlış anlaşıldım'' ifadesi yeterli olacaktı. bu durumda direkt silerdim entry'i ama artık mümkün görünmüyor. mod'lara da sesleniyorum girip eski entry'lerimi okuyun gerekirse eski türkçe ya da osmanlıca ufkunuzu arşı alaya çıkaracak şekilde de ifade ederim ne küfür ne kişiyle ilişkilendirilecek tek bir kelime barındırır, yaparım bunu ama uğraştırmayalım birbirimizi hiç. *

edit: herkes düşüncelerini ifade etmekte tabii ki özgür, bu düşünce bir suçu örtbas etmeye yönelikse eğer karşı argümanlar üretilmesine hazırlıklı olmalısınız. eğer insanlık suçunu haklamaya yönelik bir ifade barındırıyorsa cümleleriniz belki de ortada yanlış olan bir şeyler vardır değil mi? lütfen ölçüp biçelim insanlık paydasında buluşturalım inançlarımızı, düşüncelerimizi. yoksa kim neyi savunuyor ilgilenmiyorum inanın. önemli gördüğüm insanların yaşama hakkına müdahale edilemeyeceğidir. bunun mücadelesini her ortamda herkes için veriyorum emin olun.

edit 3: arkadaşlar lütfen daha fazla vurun kahpeye moduna girilmesin. kendisi şu an burada yok yazamıyor bile. savunduğu fikirler düşünce özgürlüğü kapsamında değil, aşırılık barındırıyor ve ciddi öfke uyandırıyor ancak burada bitirelim bu durumu. yeterince ifade ettik durumun yanlışlığını, kimseyi ikna etme gayretinde olmamıza gerek yok artık şu dönemde mümkün değil çünkü sabit düşünceleri değiştirmek. tek yapabileceğimiz bu düşüncenin ve tavrın asla onaylanmayacağını ve destek bulmayacağını göstermekti, bunu da anlamıştır diye inanmak istiyorum şahsi saflığımla. döndüğünde de muhattap alınmaz kimse tarafından, aynı tavrı sürdürürse de artık yönetimin duruma el atması gerektiği gayet açık. lütfen, rica ediyorum daha fazla huzursuz olmayalım bu şekilde hiçbirimiz. şahsen artık kendisinden, düşüncesinden olduğum kadar içinde bulunduğumuz bu halden de rahatsızlık duyuyorum. klavyelerimizi sessizce yere bırakalım...
devamını gör...

çocukluğunda herkes.
devamını gör...

(bkz: uçmağa varmak) eski türklerde ölen kişiler için uçmağa vardı denirdi. cennete gittiği inanılan kişiler için kullanılırdı.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük kitap edebiyat kulübüyle birlikte okuyup az önce toplantısını yaptığımız ahmet ümit kitabı. içerisinde polisiye türünde kısa kısa öyküler barındıran ve ahmet ümit'le beni ilk kez tanıştıran bu kitap açıkçası biraz hayal kırıklığı oldu.
sanki lise edebiyat öğretmeni polisiye türünde öykü yazın sınavınıza +5 puan ekleyeceğim demiş de onun üstüne yazılmış gibiydi. katillerin hemen ortaya çıkması ve gerçek hayatta bulunmayacak olasılıkta tesadüfler barındırması kitabı oldukça basit yapmış.
kitapta beğendiğim tek şey içinde bulunduğumuz toplumdaki kanayan yaralarımızdan bazılarının öykülerinin içine serpiştirilip,insanların cinayete,şüpheli durumuna düşmesine etken olmasıydı. ki bunda da olayın psikolojik boyutu işlenip çözümlenmediği için eksik kalmıştı. gerçi ahmet ümit'ten öykü kitabında psikolojik tahliller yapmasını beklemek saçma olurdu ama kitapta bir şeyler eksikti işte. sanki içinde her şey olsun ama hiçbir şey olmasın gibiydi.
savcıyı öldürmek isimli öykü güzeldi bir tek ,onun dışındakilerin hepsinde katiller avcumun içindeymiş gibi ilk tahmin ettiğim kişi çıktı.
sonuç olarak her şeye rağmen akıcı bir kitaptı ve *çerezlik okunabilir diye düşünüyorum.


o son öykü neydi öyle yahu. adam pezevenk çıktı rıza baba.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim