06.00 sigarası
kimine günün ilk, kimine ise günün son sigarasıdır. kimi dehşet içinde yatağından fırlar. uyku tutmaz, yakar bir tane. kimi zaten hiç değdirmemiştir kirpiklerini birbirine.
her halükarda yalnız içilir. ateşlenmiştir.
her halükarda yalnız içilir. ateşlenmiştir.
devamını gör...
dünyaya su nereden geldi sorunsalı
bildiğimiz gibi dünyanın dörtte üçü sularla kaplı fakat dünya ilk oluştuğu milyarlarca yıl önce herhangi bir su kütlesi bulunmuyordu dünyamızda. peki bu su yaşadığımız evimize nereden geldi?
* aslında iki hidrojen bir oksijenin birleşmesi suyu meydana getiriyor. hidrojen, büyük patlama* sırasında ortaya çıkıyor. evrendeki tüm hidrojenin de bu sırada oluştuğu söylenir.
* ilk yıldızlar meydana geldiğinde içerdikleri hidrojen tükeninceye kadar milyarlarca yıl boyunca yandılar. bu noktada yıldızlar çöktü ve helyumları birleşti. bunların çekim gücü ağır atomları birleştirecek kadar güçlü olmadığı için yıldızlar patlayarak söndü. bu patlamalar sonucunda ise oksijen atomları oluştu.
5 milyar yıl önce de hidrojen ve oksijen atomları yıldız kalıntılarında uçuşuyordu. oksijen ve hidrojen atomları birbirine tutunarak su moleküllerini yavaş yavaş meydana getirmeye başladı. yüz binlerce yıl devam bu süreçte her toz taneciği birleşe birleşe taş, kaya ve göktaşı ve gezegen boyutuna ulaştı.
dünyamız ilk oluştuğunda ise yanardağların bulunduğu bir ateş topu gibiydi. dünyanın yüzeyindeki suyun kaynağı ise onu oluşturan kaya ve buz parçalarından gelmişti. fakat atmosfer henüz oluşmadığı için su molekülleri dünyada tutunamıyor ve uzaya uçuyordu. dünyanın içinden dışarı doğru sızan su buharı soğuyup atmosferde yoğunlaştı. bunun sonucunda ise binlerce yıl boyunca yağmurlar yağmaya başladı.
ancak dünya, ortaya çıktıktan bir milyar yıl sonra düzene girmiş atmosferini oluşturmuştu.
* aslında iki hidrojen bir oksijenin birleşmesi suyu meydana getiriyor. hidrojen, büyük patlama* sırasında ortaya çıkıyor. evrendeki tüm hidrojenin de bu sırada oluştuğu söylenir.
* ilk yıldızlar meydana geldiğinde içerdikleri hidrojen tükeninceye kadar milyarlarca yıl boyunca yandılar. bu noktada yıldızlar çöktü ve helyumları birleşti. bunların çekim gücü ağır atomları birleştirecek kadar güçlü olmadığı için yıldızlar patlayarak söndü. bu patlamalar sonucunda ise oksijen atomları oluştu.
5 milyar yıl önce de hidrojen ve oksijen atomları yıldız kalıntılarında uçuşuyordu. oksijen ve hidrojen atomları birbirine tutunarak su moleküllerini yavaş yavaş meydana getirmeye başladı. yüz binlerce yıl devam bu süreçte her toz taneciği birleşe birleşe taş, kaya ve göktaşı ve gezegen boyutuna ulaştı.
dünyamız ilk oluştuğunda ise yanardağların bulunduğu bir ateş topu gibiydi. dünyanın yüzeyindeki suyun kaynağı ise onu oluşturan kaya ve buz parçalarından gelmişti. fakat atmosfer henüz oluşmadığı için su molekülleri dünyada tutunamıyor ve uzaya uçuyordu. dünyanın içinden dışarı doğru sızan su buharı soğuyup atmosferde yoğunlaştı. bunun sonucunda ise binlerce yıl boyunca yağmurlar yağmaya başladı.
ancak dünya, ortaya çıktıktan bir milyar yıl sonra düzene girmiş atmosferini oluşturmuştu.
devamını gör...
into the wild
bir yerlerden fırlamadığı film bulamayacağınız sean penn'in yönetmencilik oynarken parayı basarak eli yüzü düzgün bir şeyler ortaya çıkarttığı; romantik, felsefik gibi ama fos, gereksizce uuuppppuuuzzuuuunnn, senaryosu da vıcık vıcık filmidir. birçok gereksiz uzun sahneler, yanlış uyarlanmış psikoloji, rezalet bir hikaye anlatma tekniği, başarısız olmasa da oldukça düz olan sinematografi... filmden kopmamak ve sıkılmamak adeta imkansız. bazı kimseler filmi izlerken hızlandırmanın saygısızlık olduğunu düşünürler ama gereksiz yere iki buçuk saatlik film yapmak da izleyiciye saygısızlıktır.
filmin sorguladığı basittir. seküler ve medeni hayatı sorgular. gerçek bir hikayedir esasında ama iyi uyarlanamamıştır. toksik bir ailesi olan christopher, ailesini tamamen bırakarak ve asla da affetmemek üzere vahşi doğaya bir yolculuğa çıkar. amacı, alaska olana alaska'ya yani medeniyetin bittiği yere gitmek ve tamamen kendi kendiyle baş başa kalmak, kendi kendine yetmektir. christopher da her insan gibidir. ailesinden aldığı desteği, kendisinin yetersiz olmasıyla ilişkilendirir. alaska'ya gittiği süre boyunca birçok insan tanır ve onların yardımlarına hayır demez ama.
hayat yolculuğunun neredeyse sonuna kadar arkadaşlık ilişkilerini abartmamaya, bir bağ kurmamaya özen gösterir; tek başına, kendi kendiyle mutlu olmaya çalışır ama son nefesini erken yaşlarında, tek başına verirken yanlış yolda olduğunu anlar ve ailesini affetmenin verdiği huzurun ışığıyla parlayarak ölür.
filmde, hayattaki zorluklar ve gerçekler değil sürekli huzur işlenmiş ve bu da filmi keyifsiz ve gerçeklikten uzak yapmış. ailesini, hiçbir suçu olmayan kız kardeşini de terk edip gidecek ve daha sonra da bir kez bile olsun kendisinden haber etmeyecek kadar sorunlara sahip olan birisinin iç çatışmalarını, hiç değilse bunun dışa yansımasını bir iki yerde görmek isterdik ama filmde öyle bir şey yoktu.
ben böyle işleri sevmem. bu kadar pembe g..lülük iyi değildir. hem realist olduğunu iddia ediyorsun hem de ütopik. bu bir çelişkidir. ütopik elbette olunabilir ama bu şekilde değil. oyunculuklar ve sinematografi iyi olmasa filme bir puan bile vermezdim ama bu ikisi iyi olunca geriye sadece mantıksal hatalar ve tercihler kalıyor ve ben de bu ikisinden kırk puan kırıp filme altmış puanı yapıştırıyorum. kısaca rezalet bir filmdi. aklınızda başka bir şey varsa onu izleyin. iki buçuk saat sıkılmaktan zevk alıyorsanız izlenebilir aslında. filmin doğa iddiası olsa da film çok da yeşil bir film değil. açın belgesel izleyin ya da yeşil bir yere gidin doğa istiyorsanız. daha verimli bir iki buçuk saat olur. arkadaşımla film hakkında bir video yapacağız, ben ondan izledim. tek seferde izleyemedim zaten. birkaç kez kapatacak gibi oldum. e ne izleyelim o zaman, diyorsanız nebece, onur ünlü, zeki demirkubuz derim. sonra da klasikleşmiş filmler derim. illle de marjinal olacam diiseniz de festivallere bakın, ödül alanları izleyin. cannes falan işte. çoookkk iyi davran kendine hadi barnaklarımı ağırıttıınnn!
filmin sorguladığı basittir. seküler ve medeni hayatı sorgular. gerçek bir hikayedir esasında ama iyi uyarlanamamıştır. toksik bir ailesi olan christopher, ailesini tamamen bırakarak ve asla da affetmemek üzere vahşi doğaya bir yolculuğa çıkar. amacı, alaska olana alaska'ya yani medeniyetin bittiği yere gitmek ve tamamen kendi kendiyle baş başa kalmak, kendi kendine yetmektir. christopher da her insan gibidir. ailesinden aldığı desteği, kendisinin yetersiz olmasıyla ilişkilendirir. alaska'ya gittiği süre boyunca birçok insan tanır ve onların yardımlarına hayır demez ama.
hayat yolculuğunun neredeyse sonuna kadar arkadaşlık ilişkilerini abartmamaya, bir bağ kurmamaya özen gösterir; tek başına, kendi kendiyle mutlu olmaya çalışır ama son nefesini erken yaşlarında, tek başına verirken yanlış yolda olduğunu anlar ve ailesini affetmenin verdiği huzurun ışığıyla parlayarak ölür.
filmde, hayattaki zorluklar ve gerçekler değil sürekli huzur işlenmiş ve bu da filmi keyifsiz ve gerçeklikten uzak yapmış. ailesini, hiçbir suçu olmayan kız kardeşini de terk edip gidecek ve daha sonra da bir kez bile olsun kendisinden haber etmeyecek kadar sorunlara sahip olan birisinin iç çatışmalarını, hiç değilse bunun dışa yansımasını bir iki yerde görmek isterdik ama filmde öyle bir şey yoktu.
ben böyle işleri sevmem. bu kadar pembe g..lülük iyi değildir. hem realist olduğunu iddia ediyorsun hem de ütopik. bu bir çelişkidir. ütopik elbette olunabilir ama bu şekilde değil. oyunculuklar ve sinematografi iyi olmasa filme bir puan bile vermezdim ama bu ikisi iyi olunca geriye sadece mantıksal hatalar ve tercihler kalıyor ve ben de bu ikisinden kırk puan kırıp filme altmış puanı yapıştırıyorum. kısaca rezalet bir filmdi. aklınızda başka bir şey varsa onu izleyin. iki buçuk saat sıkılmaktan zevk alıyorsanız izlenebilir aslında. filmin doğa iddiası olsa da film çok da yeşil bir film değil. açın belgesel izleyin ya da yeşil bir yere gidin doğa istiyorsanız. daha verimli bir iki buçuk saat olur. arkadaşımla film hakkında bir video yapacağız, ben ondan izledim. tek seferde izleyemedim zaten. birkaç kez kapatacak gibi oldum. e ne izleyelim o zaman, diyorsanız nebece, onur ünlü, zeki demirkubuz derim. sonra da klasikleşmiş filmler derim. illle de marjinal olacam diiseniz de festivallere bakın, ödül alanları izleyin. cannes falan işte. çoookkk iyi davran kendine hadi barnaklarımı ağırıttıınnn!
devamını gör...
zaman makineniz olsa değiştireceğiniz olay
mustafa kemal paşa'ya ilk hastalık teşhisi konduktan sonra tedavisi tam bitmeden, henüz iyileşmeden doktorların uyarılarına rağmen hatay sorunu yüzünden seyahatler ettiğini, bu süreçte hastalığın ilerlediğini ve geri dönüşü olmayan yola girildiğini anlatan bir yazı okumuştum (sanırım yaveri salih bozok'un anılarından alıntı bir yazıda)
o zamanlara dönüp bir şekilde ulu önder'in hastalığına engel olmaya, en azından erken teşhis konmasına, ulu önder'in iyileşmeden seyahatler etmesine engel olmaya çalışırdım. böylece belki o çok istediği hayaline kavuşur, hatay'ın türkiye topraklarına dahil oluşunu görürdü. cumhuriyetimizin başında daha uzun kalır, daha fazla gelişmemizi sağlardı. aramızdan çok erken ayrılmış olması en büyük üzüntümdür. daha uzun yaşayabilmesini çok isterdim..
saygı olsun bu çelik atlıların gök tuğuna,
tuğu kaldırmış olan orduların başbuğ'una..
o zamanlara dönüp bir şekilde ulu önder'in hastalığına engel olmaya, en azından erken teşhis konmasına, ulu önder'in iyileşmeden seyahatler etmesine engel olmaya çalışırdım. böylece belki o çok istediği hayaline kavuşur, hatay'ın türkiye topraklarına dahil oluşunu görürdü. cumhuriyetimizin başında daha uzun kalır, daha fazla gelişmemizi sağlardı. aramızdan çok erken ayrılmış olması en büyük üzüntümdür. daha uzun yaşayabilmesini çok isterdim..
saygı olsun bu çelik atlıların gök tuğuna,
tuğu kaldırmış olan orduların başbuğ'una..
devamını gör...
normal sözlük’ün sevilmeyen yazarları veri tabanı
kesin (bkz: merdumgiriz_) vardır diye geldim. yokmuş. ben hiç sevmem kendilerini. çok bilmisin teki. ayrıca nereden dostun oluyorsak artık,dostlar diye dolasip duruyor etrafta. garip bir tip.
devamını gör...
moderatör yalakası olmak
(bkz: moderatörlerin size ne etmesi) ha bir de;

t: moderatorlere karsi ayri bir sevgi besleyen yazar beyani*

t: moderatorlere karsi ayri bir sevgi besleyen yazar beyani*
devamını gör...
yakın arkadaştan bir anda soğutan şeyler
dert yarıştırması, derdimi küçümsemesi.
ben orada seni yakın bulup anlatmışım yaşadığım şeyi. sen gelip bana “seninki de dert mi, en azından şuna sahipsin” veya “ben bunları yaşıyorum çok daha ağır” diyeceksen neden yakınsın ki bana?
ben orada seni yakın bulup anlatmışım yaşadığım şeyi. sen gelip bana “seninki de dert mi, en azından şuna sahipsin” veya “ben bunları yaşıyorum çok daha ağır” diyeceksen neden yakınsın ki bana?
devamını gör...
cinlerin hep malikanelere dadanması sorunsalı
cinlerin bile türk halkından daha düzgün yaşadığını gösterir.
amerikan sinemasında cinli veya paranormal olaylar genelde büyük malikanelerde yaşayan 2 çocuklu, çok mutlu beyaz ailelerin başına gelir. genelde ilk çocuklar fark eder evdeki gizli kalmış yerleri, bodrum veya müştemilat gibi, örümcek bağlamış, kapkaranlık yerlere girerler ve cin olmasa bile korkunçtur zaten ortam.
gece duvarlara vurmalar, kapı çarpmalar, yan yatan çocugun arkasından sarılmalar, ıslak saçlı korkunç sesler çıkaran, beyaz eski püskü kirli gecelikle ortalarda dolaşan korkunç ablalar.
bazı korkunç dizi ve filmlerin sonunda korkunç hayalet abla veya abilerin hikayeleri anlatılabilir ve seyirciyi yumşatma suretiyle film sona erebilir.
aman cin de haklı be canım da diyebilirler.
amerikan sinemasında cinli veya paranormal olaylar genelde büyük malikanelerde yaşayan 2 çocuklu, çok mutlu beyaz ailelerin başına gelir. genelde ilk çocuklar fark eder evdeki gizli kalmış yerleri, bodrum veya müştemilat gibi, örümcek bağlamış, kapkaranlık yerlere girerler ve cin olmasa bile korkunçtur zaten ortam.
gece duvarlara vurmalar, kapı çarpmalar, yan yatan çocugun arkasından sarılmalar, ıslak saçlı korkunç sesler çıkaran, beyaz eski püskü kirli gecelikle ortalarda dolaşan korkunç ablalar.
bazı korkunç dizi ve filmlerin sonunda korkunç hayalet abla veya abilerin hikayeleri anlatılabilir ve seyirciyi yumşatma suretiyle film sona erebilir.
aman cin de haklı be canım da diyebilirler.
devamını gör...
akp öncesi türkiye
buzdolabı olmayan bir ülkeydik. şimdi öyle mi? her evde buzdolabı var.
devamını gör...
singapur'da yaşamak
sadece parkta otururken bile terler akıtan nemli bir ülkedir. yemyeşil, çok temizdir. bazen bir yağmur yağar, sanırsınız gök delindi ama biraz sonra birşey kalmaz ve ortalığı bizim burası gibi sel götürmez. nüfusun çoğu çinli sonra malay, hintli ve tayland, endonezya... gibi ülkelerden gelen işçilerdir. kilise, cami, hindu ibadet evleri yanyana görülür. bol para ile gidin, pahalıdır.
devamını gör...
her şeye anlam yükleyen insan
çok yorulmuş , hayattan zevk almayı unutmuş insan olmalı kendisi. gerek yok, akışta yaşamak keyifli. *
devamını gör...
koreografi
borussia dortmund taraftarlarının ustası olduğu konudur.
ayrıca yazımı karıştırılan kelimelerden biridir.
ayrıca yazımı karıştırılan kelimelerden biridir.
devamını gör...
mahlasında hiç ünlü harf bulunmayan ezik yazar
sırf onlara ayıp olmasın diye kendi ünlü harflerimden birini ben çöpe attım. gerisini siz düşünün.
devamını gör...
exxen'de üyeliğin iptal edilememesi
7 günlük ücretsiz denemede de üyelik almak zorundasınız. yine sizden kredi kartı/sanal kart bilgilerinizi üyelik için sistem istiyor. sistemi denemiyorsunuz ama fikir üretiyorsunuz.
(bkz: her şeyi ben bilirim) kafası.
(bkz: her şeyi ben bilirim) kafası.
devamını gör...
tüm yazarların profilinde kurucu yazması
hepimize 23 nisan nedeniyle kurucu görevi verilmiş. gerçekten bu koltuğa oturmayı layıkıyla yerine getireceğim. * sabah sabah çocuklar gibi şen olmanın yanında cidden kahkaha attım. *
devamını gör...
1.90'lık kız yalnızlığı
sulak yerde yetişmiş bir kızın yalnızlığıdır aynı zamanda.
devamını gör...
aramışsın telefon seslideydi duymazdan geldim
karşı taraf aradıktan yaklaşık beş saat sonra arayıp demek isterim. bu yüzsüzlüğü yaptırabilecek biri lazım.
devamını gör...


