amatka
karin tidbeck’in muhteşem kitabıdır.
goethe demiş ki: “ nerde bir kavram yoksa bir sözcük tam zamanında imdada yetişir.” bu cümle aklımdan hiç çıkmaz. ırıs murdoch da şöyle bir soru sormuştu yanlış hatırlamıyorsam: “ kelimeler olmadan nasıl düşünürdü insan?” ve bunlara ek olarak da incil “ önce söz vardı” diye başlarken kuran’a göre “ol” demiştir ve olmuşuzdur. yani özetlemem gerekirse eğer, ki gerekir, her şeyin başlangıcı sözcüklerdir, belki bitişi de öyledir.
peki bu olaya biraz daha metafizik açıdan bakarsak; bir kavramı ortaya çıkarmak için bir sözcüğü telafuz etmek mümkün müdür? ya da ismini hiç telafuz etmediğimiz bir kavram, bir nesne, bir varlık zamanla yapısını kaybedip yok olur mu? sözcükler gerçekten bu kadar güçlü olabilir mi?
ya da öyle bir zaman gelip nesnelerin var olmak için ihtiyacı olan tek şey adlarının anılması olursa ne yaparız? ve eğer bu isim anma işlemi düzenli olarak yapılmak zorunda olursa? gerçeklik algımızı yavaş yavaş kaybetmeye başlayıp soyut bir hale bürünür müyüz?
bu soruların cevapları elbette bir yerlerde saklıdır. bulunur. peki neden geleceğe dair tasavvurlarımızın tamamında bir ümitsizlik hakim? neden mutlu bir geleceğe inanamıyoruz? sürekli aynı yılı yaşıyor gibi hissetmiyor musunuz siz de? sürekli 1984...
amatka’yı mutlaka okuyun, kelimelerin gücü adına....
goethe demiş ki: “ nerde bir kavram yoksa bir sözcük tam zamanında imdada yetişir.” bu cümle aklımdan hiç çıkmaz. ırıs murdoch da şöyle bir soru sormuştu yanlış hatırlamıyorsam: “ kelimeler olmadan nasıl düşünürdü insan?” ve bunlara ek olarak da incil “ önce söz vardı” diye başlarken kuran’a göre “ol” demiştir ve olmuşuzdur. yani özetlemem gerekirse eğer, ki gerekir, her şeyin başlangıcı sözcüklerdir, belki bitişi de öyledir.
peki bu olaya biraz daha metafizik açıdan bakarsak; bir kavramı ortaya çıkarmak için bir sözcüğü telafuz etmek mümkün müdür? ya da ismini hiç telafuz etmediğimiz bir kavram, bir nesne, bir varlık zamanla yapısını kaybedip yok olur mu? sözcükler gerçekten bu kadar güçlü olabilir mi?
ya da öyle bir zaman gelip nesnelerin var olmak için ihtiyacı olan tek şey adlarının anılması olursa ne yaparız? ve eğer bu isim anma işlemi düzenli olarak yapılmak zorunda olursa? gerçeklik algımızı yavaş yavaş kaybetmeye başlayıp soyut bir hale bürünür müyüz?
bu soruların cevapları elbette bir yerlerde saklıdır. bulunur. peki neden geleceğe dair tasavvurlarımızın tamamında bir ümitsizlik hakim? neden mutlu bir geleceğe inanamıyoruz? sürekli aynı yılı yaşıyor gibi hissetmiyor musunuz siz de? sürekli 1984...
amatka’yı mutlaka okuyun, kelimelerin gücü adına....
devamını gör...
anneannenin öğrettikleri
belki direkt olarak söylemedi ama insanlara karşı nazik olmayı, kimseyi yargılamamayı, kimsenin arkasından konuşmamayı anneannemden ögrendim. yanında kimseyi başkası hakkında kötü konuşturmazdı. bunları yapamadıgım zaman kendimi ona layık bir torun olarak görmüyorum ve bu vicdan içimdeki iyi insanın baskın olmasına sebep oluyor. canım anneannem, umarım huzur içindesindir gittigin yerde.
devamını gör...
günümüz ilişkilerinin özeti
hedonizmi(ben merkezcilik)farkında olmadan benimseyen bir çok insan var. insan eylemi haz ve mutluluktur. bunu kendine özgü bir iyilik olarak kabul eder. en iyi amacının hayattan alacağı hazzın büyük olmasıdır. bunu yapan insanın karşıdaki insanı bir nebze de anlaması da mümkün olamayacağı için, sağlıklı doğru ve huzurlu bir ilişki de olamaz.
devamını gör...
en iyi cips
yaş ilerleyince* anladım ki ben cipsten soğumuşum. buna rağmen ketçaplı ruffles.
devamını gör...
rıkofka
1924 yılının sonlarına doğru üretimine başlanan ve 30 derece alkol içeren bir sovyet votkasının ismidir.
çar ikinci nikolay tarafından savaş zamanında konulan votka yasağını devrimden sonra da devam ettiren bolşevikler 1924 yılında bu yasağı otuz derecelik bir içkiyle de olsa kaldırmış oldu.
(bkz: köpek kalbi (kitap)).
çar ikinci nikolay tarafından savaş zamanında konulan votka yasağını devrimden sonra da devam ettiren bolşevikler 1924 yılında bu yasağı otuz derecelik bir içkiyle de olsa kaldırmış oldu.
(bkz: köpek kalbi (kitap)).
devamını gör...
tavşan jojo
gereksiz abartılan*, dandik bir filmdir. 20 dakika dayanabildim. tamamını izleyebilen insan ya çok sabırlıdır, ya berbat bir zevki vardır.
devamını gör...
kekeme birine kekeleyerek cevap vermek
insanlığın zekatından nasip alamayan insan davranışı. empati yapıyorum ayağına insanları niye üzüyorsunuz ki, andaval mısınız?
devamını gör...
öpücük

gustav klimt'in ünlü eseridir. klimt'in "altın dönemi" olarak adlandırılan,eserlerinde altın yapraklarını kullandığı döneme aittir.
klimt'in babası altın oymacısıdır. klimt de babasından altını nasıl işleyebileceğini öğrenmiştir. ayrıca italya'nın ravenna şehrinde gördüğü altın mozaikli bizans kiliselerinden de oldukça etkilenen klimt, eserlerinde altın yapraklarını hemen hemen her resminde kullanmıştır.
tablonun büyük bir kısmını birbirini sarmış bir çift oluşturur. çift tek vücut halindedir. üzerlerini örten sarı renkli battaniye ise bu tek vücut halini daha da pekiştirir durumdadır.
klimt eserlerinde incelikli ve ayrıntılı bir süsleme tekniği kullanır. bu resimde de bunu fark edebiliriz. erkeğin kafasında asma yapraklarından bir taç varken, kadının saçları çiçeklerle süslü bir biçimde resmedilmiştir.
erkeğin ve kadının üzerindeki giysinin renk uyumu farklı bireylerin aşkın gücü altında tek bedene dönüşümünü simgelemektedir.
kadının üzerindeki çiçekli giysinin, zemindeki çiçekli doku ile uyumlu olması da, kadın figürünün "toprak ana" ile ilişkilendirilmesidir.
devamını gör...
elmalı çocuk istismarı davası
bu yavrucakları duyan yok artık dağlara taşlara haykırıyorlar. diyecek hiçbir şeyim yok.
devamını gör...
puslu kıtalar atlası
ihsan oktay anar'ın okuduğum ilk kitabı. kitabın ilk yarısına kadar sövdüğüm ama bitirdiğim de ise bütün kitaplarını almak için çırpındığım yazar.
devamını gör...
geceye bir sanat eseri bırak
bugün dünya kedi günü bu nedenle, özellikle kedi çizimleri ile bilinen ressam henriëtte ronner-knip'in bir eserini paylaşalım.
devamını gör...
ucuz ve pratik yemek tarifleri
meze şeklinde hazırlanabilen tüm yemekleri içerir.
(bkz: kırmızı pancar salatası)
diğer bir alternatif olarak tavuğu haşlayıp yoğurt, mayonez, göbek marul ve kırmızı pul biberle karıştırdığınızda müthiş bir salata ortaya çıkıyor.
(bkz: kırmızı pancar salatası)
diğer bir alternatif olarak tavuğu haşlayıp yoğurt, mayonez, göbek marul ve kırmızı pul biberle karıştırdığınızda müthiş bir salata ortaya çıkıyor.
devamını gör...
kendi yaranı sarmak
küçüklükten beri hastaneye tek başıma gidiyorum. diyeceklerim bu kadar.
devamını gör...
şebnem ferah'ın en güzel şarkısı
hepsi benim yavrularııııım. ama mayın tarlası bi başka sanki.
devamını gör...
kaktüs
bazı kaktüsler bazen aynı boyda kalıp bizi dellendirebilir. yemedim yedirdim, içmedim içirdim psikolojisine sürüklenebiliyoruz.
devamını gör...
ademi merkeziyetçilik
federal yönetimi yani eyalet sistemini savunan bu fikir akımı, osmanlı devletinin parçalanmasının ademi merkeziyetçilikle önlenebileceğini öne sürmüştür. bu fikir akımı, prens sabahattin tarafından ortaya atılmış; fakat osmanlı devletinde kabul görmemiştir.
devamını gör...
the platform
filmi izlemek pek zevkli değildi. ancak filmde verilmek istenilen mesaj değerliydi. film, izleyiciye toplumsal sınıflandırmanın neden olduğu kötü* sonuçları izletiyor. ayrıca filmin sonundaki o belirsizlik de güzel bence, kendi hayal gücünle sen bitiriyorsun filmi.
devamını gör...
aklı havada
jason reitman'ın yönettiği, başrollerini george clooney, vera farmiga ve anna kendrick'in paylaştığı 2010 yılında çekilmiş, abd yapımı dram-romantik komedi filmi.
bryan bingham, amerika'nın bir ucundan diğer ucuna havalimanlarında, otellerde ve kiralık arabalarda geçen özgür yaşam tarzından oldukça memnundur. ihtiyacı olan her şeyi bir valize sığdırabiliyordur. var olan tüm uçuş mili programlarının seçkin ve el üstünde tutulan bir üyesidir. üstelik hayatındaki en önemli amaç olan 10 milyon uçuş miline ulaşmasına da az kalmıştır. fakat ryan'ın hayatında elle tutulur bir şey yoktur. sempatik yol arkadaşına vurulduğunda, ryan'ın müdürü, genç bir verimlilik uzmanının etkisinde kalarak, ryan'ı ebediyen yollardan çekmekle tehdit eder. bu ihtimalle karşılaşınca, yere inmekten başta korkan ryan, insanın bir evinin olmasının aslında ne demek olduğunu düşünmeye başlar.
bryan bingham, amerika'nın bir ucundan diğer ucuna havalimanlarında, otellerde ve kiralık arabalarda geçen özgür yaşam tarzından oldukça memnundur. ihtiyacı olan her şeyi bir valize sığdırabiliyordur. var olan tüm uçuş mili programlarının seçkin ve el üstünde tutulan bir üyesidir. üstelik hayatındaki en önemli amaç olan 10 milyon uçuş miline ulaşmasına da az kalmıştır. fakat ryan'ın hayatında elle tutulur bir şey yoktur. sempatik yol arkadaşına vurulduğunda, ryan'ın müdürü, genç bir verimlilik uzmanının etkisinde kalarak, ryan'ı ebediyen yollardan çekmekle tehdit eder. bu ihtimalle karşılaşınca, yere inmekten başta korkan ryan, insanın bir evinin olmasının aslında ne demek olduğunu düşünmeye başlar.
devamını gör...
wifi şifresi isteyen komşuyu savuşturma yolları
ağı gizlemek yeterli olacaktır kimseye sövmenize yalan söylemenize gerek yok.
devamını gör...
