ne zaman öleceğini bilmek
ne zaman öleceğimi bilmek isterdim çünkü bazen diyorum ki ne kadar zamanımın kaldığını bilmiyorum ve çok zaman varmış gibi çabalıyorum. şimdiki zamanımı mahvediyorum. şimdi ya şimdi ölüp gitsem hayatımda elle tutulur çok ama çok az güzel şey var. ve bunu beni üzüyor. düşündükçe üzüyor. bana deseler ki 1 yılın kaldı. herşeyi bırakıp istediğim herşeyi yaparım. ama bilmeyince öyle olmuyor. bir varsayım üzerine yaşıyoruz. 80 yaşına kadar yaşayacakmış gibi günleri heba ediyoruz. bilsek neler oldu kim bilir? belki herşey daha kolay olurdu. biri zamanım bitti diye koşarak sevdiğine giderdi. birisi hiç tatmadığı yemekleri yerdi. biri görmediği yerlere giderdi. gurur, kin, nefret, hırs belki çok az kalırdı yeryüzünde. kim bilir? ertelemekte bilmemekten kaynaklanıyor. bilsek ki zaman kalmadı o zaman ertelemezdik.
devamını gör...
açıl susam açıl
kırk haramilerin mağarasının şifresi. beynelminel bir şöhrete sahip, hemen herkesin bildiği bir şifre. mağarayı tesadüfen bulan ali baba zenginliğe yükselmişti.
devamını gör...
her sabah günaydın mesajı göndermek
ne için yapıldığı çok önemlidir,
her sabah göndermesi gerektiği için değilde, sabah uyandığında "ilk" aklına gelen sen olduğun için, ilk yapmak "istediği" şey "senininle konuşmak" olduğu için yapıyorsa, mesajla veya arayıp, bir şekilde temas etmeden duramıyor demektir,
ki bu da dünyanın en güzel şeyidir...
gününe böyle başlayan bir insan, yorulurmu, kavga edermi o gün, o mesajı göndermek değil mesele, her gün göndermek istemek...
her sabah göndermesi gerektiği için değilde, sabah uyandığında "ilk" aklına gelen sen olduğun için, ilk yapmak "istediği" şey "senininle konuşmak" olduğu için yapıyorsa, mesajla veya arayıp, bir şekilde temas etmeden duramıyor demektir,
ki bu da dünyanın en güzel şeyidir...
gününe böyle başlayan bir insan, yorulurmu, kavga edermi o gün, o mesajı göndermek değil mesele, her gün göndermek istemek...
devamını gör...
agatha christie
"hakkını aramalısın. ben bunu bilir, bunu söylerim. sen kendi hakkını aramazsan kimse sana değer vermez!"
agatha christie dünyanın en çok okunan kadınıdır. kitapları benim gibi polisiye severler için mükemmeldir. onun hayatını okurken gördüğüm ve şaşırdığım bir olayı paylaşmak isterim.
"agatha christie'nin, archibald christie ile olan evliliği aynı zamanda o dönemin en garip ve doğrusu hâlâ daha tam netlik kazanmayan hikâyelerinden birinin ortaya çıkmasına zemin hazırladı. 1926'nın sonlarında archibald, agatha'ya başka bir kadına âşık olduğu için boşanmak istediğini söyledi ve agatha o gece kayboldu.
o zaman da zaten ünlü bir yazar olduğundan herkes onu bulmak için delirmişti. 10.000'in üzerinde polis memuru ve 15.000 gönüllü seferber oldu. gazeteler, bu haberi manşet yaptı ve arthur conan doyle (christie'nin hayranı olduğu sherlock holmes'un yazarı) bizzat ona ne olduğunu bulmaya çalıştı.
yaklaşık 10 gün sonra christie, teresa neele (kocasının aşığının soyadı, ne mizah ama) adıyla giriş yaptığı bir kaplıcada bulundu.
ancak hiçbir şey hatırlamadığını söyleyen agatha'ya doktorlar tarafından hafıza kaybı teşhisi konuldu.
numaradan mı yapmıştı, yoksa gerçekten kocasının anlattıklarından kaynaklanan travmatik bir şoka mı girmişti?
kimse gerçeği bilmiyordu tabii. ancak hikaye o kadar büyüleyiciydi ki onun hakkında yazmayı kesemeyen gazeteler, bu olaya sayfalarca yer verdi..."
tabii daha sonra boşanıyor ve ikinci eşi ile tanışıyor.
kendisi hakkında paylaştığım bu yazı 'kadın savaşçılar' adlı mükemmel illüstrasyonları ve dünyayı değiştiren 26 harika kadının hikayelerini barından kitaptandır. kesinlikle almanızı ve okumanızı da öneririm. kitapta da yazdığı gibi "kadın savaşçılar burada ve gitmek gibi bir niyetleri yok." kendini savaşçı gören bütün kadınlar -ki aslında bence hepimiz- buradayız ve gitmek gibi bir niyetimiz yok.
agatha christie dünyanın en çok okunan kadınıdır. kitapları benim gibi polisiye severler için mükemmeldir. onun hayatını okurken gördüğüm ve şaşırdığım bir olayı paylaşmak isterim.
"agatha christie'nin, archibald christie ile olan evliliği aynı zamanda o dönemin en garip ve doğrusu hâlâ daha tam netlik kazanmayan hikâyelerinden birinin ortaya çıkmasına zemin hazırladı. 1926'nın sonlarında archibald, agatha'ya başka bir kadına âşık olduğu için boşanmak istediğini söyledi ve agatha o gece kayboldu.
o zaman da zaten ünlü bir yazar olduğundan herkes onu bulmak için delirmişti. 10.000'in üzerinde polis memuru ve 15.000 gönüllü seferber oldu. gazeteler, bu haberi manşet yaptı ve arthur conan doyle (christie'nin hayranı olduğu sherlock holmes'un yazarı) bizzat ona ne olduğunu bulmaya çalıştı.
yaklaşık 10 gün sonra christie, teresa neele (kocasının aşığının soyadı, ne mizah ama) adıyla giriş yaptığı bir kaplıcada bulundu.
ancak hiçbir şey hatırlamadığını söyleyen agatha'ya doktorlar tarafından hafıza kaybı teşhisi konuldu.
numaradan mı yapmıştı, yoksa gerçekten kocasının anlattıklarından kaynaklanan travmatik bir şoka mı girmişti?
kimse gerçeği bilmiyordu tabii. ancak hikaye o kadar büyüleyiciydi ki onun hakkında yazmayı kesemeyen gazeteler, bu olaya sayfalarca yer verdi..."
tabii daha sonra boşanıyor ve ikinci eşi ile tanışıyor.
kendisi hakkında paylaştığım bu yazı 'kadın savaşçılar' adlı mükemmel illüstrasyonları ve dünyayı değiştiren 26 harika kadının hikayelerini barından kitaptandır. kesinlikle almanızı ve okumanızı da öneririm. kitapta da yazdığı gibi "kadın savaşçılar burada ve gitmek gibi bir niyetleri yok." kendini savaşçı gören bütün kadınlar -ki aslında bence hepimiz- buradayız ve gitmek gibi bir niyetimiz yok.
devamını gör...
kitaplardaki cümlelerin altını çizmek
güzel bir harekettir. sonraki yıllarda kitabı çıkarıp da tekrar okumak isteyebileceğinizin yanında sadece kitabı alıp altını çizdiğin yerleri okumak isteyebilirsiniz. her kitabı ikinci defa okumak maalesef mümkün olmuyor. gidip de sefiller kitabına vereceğim zamana (maalesef) yazık. en sevdiğim kitap olmasının yanında 1700 sayfayı tekrar okumak yaklaşık bir ayımı alacaktır. onun yerine alırım kitapları, çizdiğim yerleri okurum. kitap yeniden kafamda canlanacaktır, zamandan da tasarruf etmiş olup başka kitaplara zamanını harcamış olacağım.
edit: lütfen kütüphaneden aldığınız kitapların altını çizmeyin. onlar size ait değiller.
edit: lütfen kütüphaneden aldığınız kitapların altını çizmeyin. onlar size ait değiller.
devamını gör...
ilginç etimolojik bağlantılar
sırpsındığı savaşının adı ilginizi çekti mi? eski türkçede sımak "kırmak" demekti. sırpsındığı da "sırpların kırıldığı savaş" anlamına geliyor. hatta anadoluda, halk ağzında hala makas yerine "sındı" deniyor. halk tıbbının en bilirkişileri olan sınıkçılar da kırık çıkık tedavisi yaparlar.
devamını gör...
sevgiliyi sevmemek
"birbirinizi sevmiyorsanız ayrılın arkadaşım, bırakın sevenler bulsun birbirini. biz tek tabanca takılırken, sevmediğiniz halde neden meşgul ediyorsunuz insanları. belki biz yalnızların kısmeti" dedirten başlıktır, kimi bünyelere.
devamını gör...
yirmi dokuz diye bir yaş yoktur otuzdur o
devamını gör...
mekanik
fiziğin alt dallarından birisidir. kuvvet, hareket ve enerji ilişkilerini inceler. kinematik ve dinematik olmak üzere iki alt alana ayrılır.
(kaynak: fizik kitabım.)
(kaynak: fizik kitabım.)
devamını gör...
bokun tarihi
bir dominique laporte kitabıdır.
okuduğum zaman anlam vermekte çok zorlandığım yaptığı alıntıları anlamak, göndermeleri takip etmekten iflahımın kesildiği, daha önce hiç okumadığı kargaşa ve karmaşa içinde olan, her türlü düzeni alt üst etmeye and içmiş gibi davranan ve birçok insanı sinirlendirebilecek fikirlerle dolu benzersiz bir kitaptır.
dünya medeniyetinin temel taşları üzerine yazılmış binlerce sosyoloji kitabı okuyabilirsiniz, hepsi size benzer şeyler söyleyecektir. anlam olarak benzer değilse de fikir sistemi olarak hepsi belli bir tutarlılık çerçevesinde yazılmış metinler olacaktır.
aynı konu ele alınarak yazılmış binlerce roman ya da öyle de okuyabilirsiniz. ve bu kurmaca metinler benzer ya da birbirine çok yakın izlekleri takip ederek akla yatabilecek sonuçlara götürecektir sizi.
peki nedir toplumsal ilişkilerin kökeninde yatan şey. medeniyetimiz şu an olduğu hale nasıl geldi. emek, sermaye, inanç sistemleri, toplumsal ilişkililer, devrimler, isyanlar, ihtilaller, savaşlar… hepsini doğru cevap olarak görebiliriz.
ama bu kitap bokun tarihini anlatıyor bize ve bu kitabı okuduktan sonra kanalizasyonlar size şu an göründüklerinden çok daha farklı görünecek.
okuduğum zaman anlam vermekte çok zorlandığım yaptığı alıntıları anlamak, göndermeleri takip etmekten iflahımın kesildiği, daha önce hiç okumadığı kargaşa ve karmaşa içinde olan, her türlü düzeni alt üst etmeye and içmiş gibi davranan ve birçok insanı sinirlendirebilecek fikirlerle dolu benzersiz bir kitaptır.
dünya medeniyetinin temel taşları üzerine yazılmış binlerce sosyoloji kitabı okuyabilirsiniz, hepsi size benzer şeyler söyleyecektir. anlam olarak benzer değilse de fikir sistemi olarak hepsi belli bir tutarlılık çerçevesinde yazılmış metinler olacaktır.
aynı konu ele alınarak yazılmış binlerce roman ya da öyle de okuyabilirsiniz. ve bu kurmaca metinler benzer ya da birbirine çok yakın izlekleri takip ederek akla yatabilecek sonuçlara götürecektir sizi.
peki nedir toplumsal ilişkilerin kökeninde yatan şey. medeniyetimiz şu an olduğu hale nasıl geldi. emek, sermaye, inanç sistemleri, toplumsal ilişkililer, devrimler, isyanlar, ihtilaller, savaşlar… hepsini doğru cevap olarak görebiliriz.
ama bu kitap bokun tarihini anlatıyor bize ve bu kitabı okuduktan sonra kanalizasyonlar size şu an göründüklerinden çok daha farklı görünecek.
devamını gör...
uğur mumcu
gerçekten korkusuz, namuslu ve çalışkan bir gazeteciydi.
devamını gör...
tekrar twin peaks'e başlayacağım galiba
okumak, okumak ve daha çok okumak istiyorum yazdıklarını. umarım en yakın vakitte portakal partisinde görürüz kendisini (geldi bile). takipteyim:)
ekleme: tam bir yetenek avcısıymışım yahu:d kendisine çoook teşekkür ediyorum bana yaşattığı ve yaşatacağı güzel dakikalar için.
ekleme: kendisinin menajeri an itibariyle ben oluyorum, iş teklifleri için portakal fırlatın her yere, nasılsa bulurum sizi;)
ekleme: tam bir yetenek avcısıymışım yahu:d kendisine çoook teşekkür ediyorum bana yaşattığı ve yaşatacağı güzel dakikalar için.
ekleme: kendisinin menajeri an itibariyle ben oluyorum, iş teklifleri için portakal fırlatın her yere, nasılsa bulurum sizi;)
devamını gör...
take me to church
anlatmak istediği seyleri gayet güzel anlatan cok sevdigim bir şarkıdır. hem ritmi hem sözleriyle çoğu insanı etkileyip başarmak istediğini başarmıştır. insanın sırf kendinden "farklı" diye o insana ne kadar acımasız ve gaddar olabileceğini vurgulayıp isyankâr bir şekilde dile getirmiştir. isyanı da "madem tanrı bu kadar bağışlayan neden başkalarına yargılama hakkı doğuyor" yönündedir. kalite akan bir şarkıdır. coverlarına da ayrı bayılıp asla dinlemekten sıkılacağımı düşünmüyorum.
"gönderilebileceğim tek cennet seninle yalnız olduğum zamandır. hasta doğdum ama bu durumu seviyorum. bana düzelmemi emret. yalanlarınızın tapınağında bir köpek gibi ibadet edeceğim."
"gönderilebileceğim tek cennet seninle yalnız olduğum zamandır. hasta doğdum ama bu durumu seviyorum. bana düzelmemi emret. yalanlarınızın tapınağında bir köpek gibi ibadet edeceğim."
devamını gör...
cinnet geçirten yazım yanlışları
bağlaç olan -de -da ayrı yazılır. tanımlarda çıldırıyorum.
devamını gör...
elektra kompleksi
elektra kompleksi, sigmund freud'un bir görüşü olan oedipus kompleksinin kız çocukları için geçerli olanıdır. 3-6 yaş arası (fallik dönem) çocuklarının babaya aşırı düşkün olmaları ve anneyi rakip olarak görmeleri olarak tanımlanmaktadır. bu karmaşa, yaş ilerleyince anneyle özdeşleşme yoluyla çözümlenir.
devamını gör...
nakavt
boksta, yumruk darbesiyle düşen ve on saniye içinde kalkıp devam edemeyen boksörün yenilmesine denir.
devamını gör...



