dostum burası internet, burda kimse kimseyi sevmiyor ?
t: suç teşkil etmeseydi birbirimize girerdik fiziksel ortamda deneysel bir çalışmanın içine toplamış olsalardı bizi.

edit:üst üste 4 bölüm black mirror izlemenin, zihnimde yarattığı paranoid rush etkisinden böyle bir tanım girdim. ama bir gerçek var, internette asla kimseye güvenme. iyi geçin,güzel konular hakkında tartış, yorum al fikir ver ama sevilme kaygısı duyma, açığını farkedip sömürürler seni.
devamını gör...

bu aralar bende olan durumdur. her geçen gün daha da içime kapanıyorum. belki de en iyisi budur. büyük bir değişim lazım.
devamını gör...

öncelikle yavuz atsız beyin kumarhane keyfine bakalım
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

anladığımız kadarıyla inşaat işleriyle biraz içli dışlı. müteahhit olabilir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

vegasta işlerin pek yolunda gitmediğini görüyoruz.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

tarık akan sevgisi şurada
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kumarhanede şortuyla verdiği bir poz

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

facebooktaki arkadaşlarının bir kısmına göz atalım

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

linkten detaylı habere ulaşabilirsiniz

neler olmuştu hatırlayalım isterseniz.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

yaşanan olayın videosu



yorumu sizlere bırakıyorum.
devamını gör...

en çok danimarka'ya bağlı olan fareo adalarında yaygın olarak konuşulan dil.
devamını gör...

sadece tarikatların elinde bulundurduğu şirketler okullar vs. bakıldığında anlaşılacak durum. tüm seçimlerde sol partide olsa siyasi liderler cemaatler ile anlaşır, devlette kadro sözü verir, karşılığında da oy sözü alır. ayrıca büyük sermaye sahibi olduklarını için gözden çıkarılamazlar. avrupada feodalizm varsa bizde de tarikatlar var. cumhuriyet bile bunu yıkamamıştır. günümüze kadar güçlerini artırarak devam etmişlerdir. sadece feto örneğini biliriz son yıllarda ama fetö'den hallice etkin ve zengin cemaatler şuanki mevcut devlet kadrolarındadırlar. mehmet ali birand'ın şöyle güzel bir belgeseli de vardır.
devamını gör...

kadınlarda ki doğum bölgesi, leğen kemiğinin iç kısmı.
devamını gör...

netflix norveç yapımı, nükleer felaketle birlikte insanların açlık ile mücadelesini konu alan bir distopya filmi. 1 saat 26 dakika gibi kısa bir süreye sahip olduğu için çerezlik, heyecanla izlenebilecek bir film ayrıca.

konusuna gelecek olursak: nükleer felaketten sağ çıkan insanlar yaşamlarını devam ettirebilmek için çaresizlik içinde yiyecek bulmaya çalışıyor hatta bunun için suç bile işliyor. kaldırımlarda ölü bedenler, yıkık dökük evler, tozla dolu gri atmosfer hakim. tüm bu olaylara bir aileye odaklanarak bakıyoruz. bir gün bu ailenin yaşadığı yerin önüne bir reklamcı geliyor ve ''otel'' adlı özel bir gösteri yapılacağını duyuruyor. gösterinin yanında yiyecek de verildiğini belirtince başta tereddütlü olsalar da bu aile ''kaybedecek ne olabilir?'' düşüncesiyle gösteriye gitmeye karar veriyor. oyunun içinde oyun olduğunu filmin gelişme kısmında görüyoruz. tat kaçıran bilgi vermeden buraya kadar anlatabiliyorum. bundan sonrasında psikolojik gerilim kısmı başlıyor, filmin değindiği sanatsal yönü ve sonundaki vurguyu etkileyici buldum. sırf bunun için bile izlenmesi gereken bir film olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...

aşık olunan insan’ın kokusu. *
devamını gör...

o kişi benim. gittiği yere kadar yalnızlığı severim.
devamını gör...

"ben beceriksiz ve toplum dışına itilmiş biriyim!"

(bkz: dog day afternoon (film))
devamını gör...

hem fiziksel hemde ruhsal bir çalışmadır. meditasyon, nefes egzersizleri, esneme, güçlenme gibi fiziksel aktivitelerin asıl amacı zihinsel rahatlığa erişmektir. bir insanın kendine yönelik yapabileceği en iyi yatırımdır *, neden?

****
her şeyden önce sağlık. gün içerisinde yorduğumuz kasların gevşemesi ya da kullanmadığımız kasların çalışması amacıyla yapılır. işleyen demir pas tutmaz efendim. bugünkü ağrı ve yorgunluğumuza çözüm olabilmenin yanı sıra vücudumuzun erken yaşta çökmesine, dolayısıyla da ileride yaşanabilecek fiziksel ağrılara karşı bir önlemdir.

*****
saç telinizden parmak ucunuza kadar her bir dokunuzu tanımayı öğrenir, sınırlarınızı keşfedersiniz; daha da ötesini başarabilirseniz o sınırları genişletirsiniz. size kendimden örnek vereyim, dinleyin. mütemadiyen baş ağrısı yaşarım. bilirsiniz masaj yapılır, ilaçlar içilir, yazmalar düğümlenir ama hepsi geçicidir. var olan hastalığımı geçici çözümlerle iyileştirmeye çalışırken, asıl kaynağını hiç merak etmemişim. yoga size bunun için fırsat veriyor. kaslarınıza kulak vermeyi öğretiyor; siz en son ne zaman konuştunuz kendi bedeninizle? başımın ağrısına asıl sebep olan boynumdaki kasların gerilmesi olduğunu, ve bu gerilmeye de gün içindeki yoğun çalışmamın sebep olduğu farkettiğimde yeni bir bakış kazandım. bir iş yapıyorken boynumdaki kasları mümkün olduğunca serbest bırakmaya çalışıyorum ve inanın bu gerçekten işe yarıyor.

*****
yoga esnasında zihinsel bir dinginlik yaşanması beklenir. meditasyon amaçlı zihnimizi harekete geçirip zihnin içinde ne kadar çöp duygu varsa onlardan kurtulmak amaçlanır. zihninizi düzenlemeyi, neyi nasıl hissettiğinizi anlamanızı, neyin sizi gergin hale getirdiğini, zihninizde size yük olan düşünceleri.. vs anlamanıza yardımcı olur. ki bence bu çok önemli; çünkü gün içerisinde bilinçli/bilinçsiz birçok eylem içindeyken farkında olmadan bize ve çevremize zarar veren huzursuzluğu taşıyoruz zihnimizde. insanın kendini tanımasına, kendinde neyin çalışmadığına odaklanmasına yardımcıdır yoga.*

*****
yoga duruşları genelde sabittir. zorlamadan yaptığınız her hareket ile zihninizi yoklayın. kendinize süre tanıyın. ne var o sırada aklınızda? hayır, o hareket değil sizi zorlayan; bedeniniz yaşıyor, hissediyorsunuz. ölü ağırlığı olan başka bir engeliniz var, inançlarınız, endişeleriniz var. sabrınızı ve gücünüzü etkileyen şeyler var. birine olan öfke belki, ya da kendinize ait bir pişmanlık, peki ya cevap bekleyen mailler? size ağırlık olanı bulup neden bunu taşıdığınızı düşünmelisiniz. zihninizi boşaltmayı, yüklerinizi serbest bırakmayı denemelisiniz. zaman içinde bu çalışmanın stres ve öfke yönetiminize katkısı olacağına emin olabilirsiniz.

*****
yogaseverler bilirler, yeri hissetmek ve temas etmek oldukça önemlidir. sahi, en son ne zaman toprağa bastınız? belki de bizim babannelerimizin yaptıklarını biz modernize edip tekrar yaşıyor olabilir miyiz? ben derim çamurda oynamak, siz deyin yoga. toprağa basmak, yaşadığını hissetmek, dünyada var olduğumuzu farketmek için ayakkabıları çıkarıp yere uzanmak için bizlere sunulan güzel bir fırsattır. ha bir de, gökyüzüne bakmayı unutmayın : )
devamını gör...

ahanda budur.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
saçma değil mi? ben çok severim.
devamını gör...

habertürk'e yaptığı açıklamada "ben hard rock, metallica dinleyen bir rektörüm." demiş kişi. açıkçası konuşulan konularla verdiği bu cevabın ilgisini çözemedim. sempatik olmaya çalışırken iğreti gözüken kişidir kanımca. tüm açıklamalarına ulaşmak isteyen şuraya tıklayabilir.
devamını gör...

bitkilerin var arada sulayacağın ve toprak bakımını yapacağın, 2 tane köpeğin var kafalarını okşayıp seveceğin, kitaplığında okunmayi bekleyen kitapların var, indirip dinlemediğin müziklerin var. kafanı sokacağın bir evin var diyorum kendi kendime. geçici oluyor tabi bu kendi kendime ettiğim motivasyonlar. pat aklıma ölüm düşüyor. ben kendi kendimi motive etsem de ölüm hep bi karış uzağımda olacak.
devamını gör...

gerçi yerine transfer yapıldı. linnes sezon sonu yolcu, umarım omar sahalara döner , pek umudumuz yok ama oyununu da duruşunu da seviyorduk onun.
devamını gör...

yemin ederim vallaha billaha delirip camekana bir kadın koyup gezdireceğim, nedir bu dostlar? kadın neden tuvalet yapar? kadın neden yazar? kadın kadın kadın, şişme bebek alın bahsettiğiniz tüm kriterlere uyuyor dediğim durum.
devamını gör...

karşı tarafa özel alan bırakmamak. birini ne kadar severseniz sevin* 7/24 her gün onunla beraber olamazsınız her aktiviteyi beraber yapamazsınız. bırakın biraz da başkalarıyla ya da kendisiyle vakit geçirsin.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çok gariptir, çok tuhaftır.
yahu ne sevilmeye gelir ne övülmeye ne gömülmeye.
kadınlar değil de ben en çok insan ne ister diye bazı bazı merak ederim.
sonra bazı bazı diyorum ki,
daha kendimin ne istediğini keşfedememişim
kaldı ki insanı keşfedeceğim.
sal beni sayın sorularım,
sevgili meraklarım
salın beni.
merak duygusu da istemiyor bünyem,
cümle diğer duyguları da
hatta ve hatta hiç bir şey istemiyor.
kırıntılara dönüşen ruhumu yapıştırmaya
ne takat kaldı ne heves.
benden çok var ne de olsa,
çok var ben gibilerden.
ben gibi kadın,
ben gibi insan
ve ben gibi 'eh bu olmazsa sıradakine geçeriz' türünden müsveddeler.
ama ben müsveddeleştim diye,
zorla sıradanlaştırıldım diye
kızmayacağım hiç
iyi ki yaptınız, iyi ki beni yıprattınız.
yoksa nereden bilecektim
insan denen mahlukun
sınırlarının olmayışını,
kendini tatmin etme uğruna
kendi türünü tükedişini.
sırrına ermişim gibi görünse de
aslında ben hala azıcık da olsa
insan denen bilinmeze dair
umut taşıdığım için
ve kendimden feragat etmeye bile
evet kendimden feraget etmeye bile
yeltendiğim için
hala yıpranabiliyorum.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim