kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

mesajlarıma dönmeyerek beni çok üzmüş admin.

tabii ki bu kafası zehir arkadaşınız ne yaptı? kendisine tanım artı mesaj engeli attı. merak etmeyin, hepiniz adına intikam alacağım kendisinden. sürüneceksin yoldaş, mecbursun. o mesajlara dönülecek.

(bkz: heyecana gelmek)
(bkz: sözlükten uçurulma hikayem)
devamını gör...

yüzüğümü verin.
devamını gör...

uyandığım saatlerdir.çoğunluğun uykuda olduğu o sessizlik ve bölünmezlik içinde yapacağın tüm işlerden en çok verim alabileceğin zaman dilimidir.filtre kahvenin baş döndürücü kokusu ve tadı eşliğinde mükemmel çalışmalara imza atabileceğin,kitap okuyabileceğin,film izleyebileceğin veyahut sözlüğe yazı yazabileceğin eşsiz vakitlerdir.özetle kendine bir şeyler katmak için seçilebilecek en uygun zaman dilimidir.
devamını gör...

elon musk ve mark zuckerberg gibi günümüzün en önde gelen isimlerinin de kullandığı öğrenme tekniği.
ünlü yazar josh kaufman'a göre, bir konu hakkında temelinizi sağlam atmanızın sadece 20 saatte gerçekleşebileceğini iddia ediyor.

bu 20 saatlik süreci, 45 dakikalık çalışma seanslarına ayırmanız ve günlere yaymanız gerekiyor. yani bir günde 20 saat aralıksız çalışarak o konu hakkında bir temel geliştirmeniz mümkün değil.

detay.
devamını gör...

bazı duvarların demirden olduğu da görülür. ağzın burnun dağılsa da yaşamak zorundasındır.
devamını gör...

her izlediğimde tüylerimi diken diken eden seslenmelerden biridir.

tanımlarımı okuyan yazar arkadaşlarım bilir ki ben galatasaray taraftarıyım. galatasaray benim için bir tutku, çocukluk aşkım, beni en mutlu eden, en çok ağlatan, en heyecanlandıran anların bazılarının müsebbibi olan takım.

işte bu nidanın geçtiği maç da galatasaray ile yeni malatyaspor arasında 2020 yılında istanbul’da oynanan maç. galatasaray maçı 1-0 kazansa da orta sahada topun peşinden koşan mario lemina’nın bir anda sağ baldırını tutarak sekmeye başlaması ile başımızdan aşağı kaynar sular dökülmüştü.

o an ne maç umurumuzda idi ne de diğer futbolcuların ne yaptığı. lemina’nın o koşuyu yaparken baldırında hissettiği o acıyı hepimiz en derinden hissettik. maçı ayakta izlediğimi hatırlıyorum, lemina ile aynı anda elim sağ baldırıma gitmişti.

sadece bu maç değildi önemli olan. çünkü bir sonraki hafta fenerbahçe derbisi vardı ve lemina’nın sakatlığı o maçı bizim için olduğundan da zora sokacaktı.

o anda tribünden gelen çaresiz yakarış asla unutulmaz benim için. gırtlağı patlarcasına bağıran bir galatasaray taraftarı. umutsuza lemina’yı sakatlanmaması için ikna etmeye çabalayan bir taraftar. o gün hep bir ağızdan bağırdık biz:

lemina, sakın!
devamını gör...

yemin ederim efsane bir reklam olmuş. haha. bayıldım ya.
devamını gör...

neşeli günler'de palavracı, eğlenceli amca karakteri.

benim da var böyle bir amcam,
ben küçükken hollanda hikayeleri anlatır, justin timberlake dinlerdi.

efendim bir gün bu amcam çatı işçiliği yapıyor, keser, çivi sesleri... o sırada telefon geliyor, arayan sevgilisi.
kadın bu sesler ne diye sorarkan, şöyle diyor amcam, "villamda tadilat var da.."

yine bir dönem amcam otelde çalışıyor, o sırada bir kadınla tanışıyor, kadına, villası tadilatta olduğu için otelde kaldığını söylüyor. şu an çocuğu var o kadından, ancak villa.. villa yok, kirada oturuyor.

biraz da psikolojisi bozuktur, ben küçükken babannemin evinde eline bir ip alıp banyoya kendini asmaya gitmişti, kapıyı da kilitlemiş, kapı önünde yalvarıyordum yapma amca diye, oysa dik dursa kafası tavana vuruyor.

lakabı da doktor, hatırlarım, babannemin evinde, ocaklığın üzerinde, yılın doktoru nobeli oscarı ödülü var sembolik olarak.
devamını gör...

elim çok hafiftir diyen hemşire temsili fmdkfkd
devamını gör...

katılmadığım başlıktır.
ben yoğurt yerken falan da kullanıyorum.
devamını gör...

sen tanışmak istiyorsun da önce bir sor o seninle tanışmak istiyor mu diye. sanırım benim zaman zaman kendi adıma yaşadığım durum bu. bu sözlük çok iyi insanlar barındırıyor. bazen diyorum ki sadece onlarla başka bir dünyada kendi yaratımımız içinde yaşasaydık. bu yüzden isim vermek ne mümkün.
devamını gör...

eski bir olay belki hatırlayanlarınız olacaktır. cereyan eden yer imam hatip liseli. bir öğretmen genç kızın telefonu olduğunu fark ediyor. bu telefon ders esnasında falan kullanılmıyor. buna el koyuyor. mesajlarını kurcalayıp erkek arkadaşı ile olan mesajlarını bulup bütün sınıfın önünde okuyor. bitiyor mu ? hayır. müdürün odasına götürüp, müdür yardımcısı, öğretmenler, hepsi toplanıp mesajları okuyorlar. sonra düğün var, bunları evlendirmek lazım şeklinde bir nevi kız taciz ediliyor. hatta bununla da kalmayıp aynı söylemleri aileyi arayarak aileye de yapıyorlar. kızda uğradığı taciz ve psikolojik şiddetin ardından inşaattan atlayarak aynı gün yaşamına son veriyor.

çok şaşıracaksınız ama bu kansız şerefsizler, savcılık soruşturulmasına gerek yok dediği için aile şikayetçi olmasına rağmen ceza almıyor.
olayın üzerinden 5 yıl geçtikten sonra anayasa mahkemesi öğretmenlerin yargılanmasına karar veriyor. tabi hala alınmış bir ceza yok ortada. bu şerefsizler mesleklerine de devam ediyor herhangi bir yaptırım da uygulanmadı.

sözlüğün küfürsüz olmasından dolayı söyleyebileceğim tek şey çocuklarınızı kesinlikle bu ..... liselerine, bırakın göndermeyi bulunduğu mahallede bile ev tutmayın. ülkemiz dışında, afrika ülkeleri dahil şu olayı yapan öğretmenlerin ceza almayacağı bir sistem olduğunu sanmıyorum. en azından hukuk yoksa halk yada aile bir şekilde cezasını keserdi bu namussuzların.


liseli n. okula cep telefonu götürdü. telefonu fark eden öğretmen, erkek arkadaşıyla yazışmalarını herkesin önünde okudu. n. ailesinden çok korkuyordu. tüm ısrarlarına, hatta yalvarmalarına rağmen öğretmeni ve müdür yardımcısı birlikte ailesini aradı. n. okul çıkışında bir inşaattan atlayarak hayatına son verdi. başsavcılık kovuşturmaya gerek yok dedi, dosyayı kapattı. tam 5 yıl sonra anayasa mahkemesi öğretmenlerin yargılanmasına karar verdi.

n. henüz 15'indeydi. babası işçi, annesi ev hanımıydı osmaniye'de yaşıyorlardı. o gün (28 aralık 2016) babası iş için şehir dışına gitmişti. annesi ise epilepsi hastası kardeşini hastaneye götürecekti.

aralarında iletişim kurabilmek için annesi telefonunu n.'ye verdi. n. okula telefonla gitti. tedirgindi. çünkü okuduğu imam hatip lisesi’nde telefon kullanmak yasaktı. öğretmenleri denetim yapacağını öğrenince telefonu başka sınıftaki arkadaşı g.k.'ya verdi.

sonra geri almak istediği sırada öğretmeni h.c.k. durumu farketti. n. telefonunu alamadan hemen sınıfına döndü. öğretmen işin peşini bırakmadı. diğer sınıfa girdi. telefonu g.k.'dan aldı. tüm sınıfın önünde birkaç dakika telefonu kurcaladı. bazı mesajları sınıfın huzurunda okudu. telefonla birlikte sınıftan çıktı.

“bunların evlenmesi gerek”

müdür yardımcısının odasına gitti… telefonu kurcalamaya, gelen mesajları okumaya devam etti. mesajlar c.m. adlı birinden geliyordu. çok geçmeden onun da aynı okul öğrencilerinden olduğunu anladı. müdür yardımcısına ve odadaki birkaç öğretmene “bunların evlenmesi gerek, düğün ne zaman?” diye alay etti.

müdür yardımcısı, n.'yi çağırdı. n., c.m. ile aralarında duygusal bir ilişki olduğunu kabul etti. n. ailesinin aranmaması için ısrarcı oldu hatta yalvardı ama dinleyen olmadı. veliler arandı. öğretmen, c.m.'nin babasına n.'nin duyacağı şekilde, “evlilik işi var, düğün düğün…” diyerek alaycı bir tavırla durumu aktardı. n'nin annesi de arandı ve okula çağırıldı. ancak hastanede olduğu için n.'nin dayısı okula çağrıldı.

velilerle konuşulduktan sonra n. ve c.m. sınıflarına gönderildi. n. çok tedirgindi. yakın arkadaşı m.g.'ye kısık sesle bir erkek arkadaşı olduğunu annesi öğrenirse kendisini yüksek bir yerden atacağını söyledi.

“canını sıkma bir yolunu buluruz”

derslerin sona ermesinden sonra n. arkadaşı m.g. ile okuldan çıktı. annesi öğrenirse kendisini binadan atacağını defalarca tekrar etti. m.g. asla böyle bir şey yapmamasını telkin etti. c.m. de yanlarına geldi. “canını sıkma bir yolunu buluruz” dedi. m.g. ayrıldı. bir süre yürüdüler. n. farklı bir yola girince m.g. uyardı. n., “halam gile gideceğim” dedi.

“seni seviyorum”

biraz daha yürüdüler… c.m.'ye “sen git” dedi. ayrıldılar, ama c.m ağladığını görünce dayanamadı tekrar yanına gitti. “kendini üzme çözülür” dedi. n., “beni bir kere bu olay yüzünden uyardı zaten, duyarlarsa beni döverler” dedi. sarıldılar. n., “seni seviyorum” dedi. “halam gile yaklaştık seni görmesinler” dedi. ayrıldılar.

otopsi yapıldı

çok geçmeden n.'nin bir inşaattan atlayarak intihar ettiği haberi duyuldu. başsavcılık derhal soruşturma başlattı. talimatlar verildi. olay yeri uzman ekiplerce incelendi. her açıdan fotoğraflar çekildi, krokiler çizildi, deliler toplandı. tutanaklar tutuldu. otopsi yapıldı. genel beden travmasına bağlı kırıklarla birlikte iç organ yaralanmasıyla gelişen iç kanama sonucu ölmüştü.

aile şikayetçi oldu

aile bir hafta sonra şikayetçi oldu. okul idaresi, öğretmenler ve c.m. hakkında suçlamalar sıralandı:
intihara yönlendirme,

hakaret,
duygusal şiddet,
koruma gözetim ve yardım yükümlülüğünün ihlali,
özel hayatın gizliliğinin ihlali,
kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi,
güveni kötüye kullanma,
genel güvenliğin tehlikeye sokulması…
tanık sıfatıyla ifadeleri alındı, dosya kapatıldı

şüphelilerin tamamı suçlamaları reddetti. savcılık bu kişilerin beyanlarını “tanık” sıfatıyla aldı. başsavcılık kovuşturmaya gerek olmadığına karar verdi. ailenin mahkemeye yaptığı itiraz da reddedildi.

anayasa mahkemesi oybirliğiyle karar verdi

aile son olarak 15.9.2017 günü anayasa mahkemesi'ne başvurdu. yüksek mahkeme şu hükmü verdi:

kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna,
anayasa'ya güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiğine,
kararın bir örneğinin yeniden soruşturma yapılmak üzere başsavcılığa gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi.


buradan
devamını gör...

bir yeşilçam filmleri potpurisi *gibi hissediyorum şu an.

sanki tam uykuya dalmak üzereyken siz kardeşsiniz, evlenemezsiniz diyen biri çıkıp uykumu bölecekmiş gibi bir gece. gerçi siz kuzensiniz de dese olur ama sözlükte bir süredir devam eden kuzen evliliklerine değinip konuyu dağıtmak istemiyorum. gece gece durduk yere yasakçı olmayayım.

hayattan o kadar bıkıyorum ki bazen kendimi şakir’e çay yok cümlesiyle dışlanan, eski havasını kaybeden, havası sönen bir minibüs şoförü gibi hissediyorum. gidesim geliyor bu hayattan. kendime soba borularından bir astronot kostümü yapıp orin 7 gezegenine ışınlanmak istiyorum.

içimde kendi kendimle süren ve bitmeyecekmiş gibi görünen bir savaş çıkıyor bazen. can sıkıntısından önce limonla yapıyorum gelecek planlarımı sonra sirkeyle, ara ara da çakıyla aslan öldürüyorum ama aslan kadar aslan.

kendimi seviyorum da ara ara. güzel adamım bir kere, emekliliğim var, sigortam var. ama bir şey eksik işte. teyzesi defterdar olup damda faytonla damda dolaşan insanların özgürlüğünü yaşamak istiyorum kendimle barışık olduğum bu anlarda.

aşığım da üstelik. iki gözümün çiçeğini parka gitmesini bekliyorum dört gözle, sabahları boncur diyesim geliyor erkenden uyanıp.

öyle tuhaf bir ruh hali işte. karman çorman. ama bence benim de bazen saçmalama hakkım var bence çünkü hakiki tosun paşa benim.
devamını gör...

(edebiyatta) bir söz sanatı. bir duygu ve düşünceyi daha etkileyici kılmak için vazgeçiyormuş gibi yapıp daha sonra tam tersi pekiştirecek sözler söyler şair.

eski şiirlerde genelde "galat ettim'*-galat işledim" şeklinde kalıp kelimeler kullanılır.

"gördü geçen bu kızıl bulutu gözleriniz
demek bunların hepsi doğru! cevap veriniz
yok. hayır söylemeyin acısını bu yasın
zavallı kulaklarım iki defa duymasın"
devamını gör...

sabahın 6sında yapılan tuvalet temizliği.normal bi insanın o saatte tuvaletle ne gibi derdi olabilir ki.
devamını gör...

beynin temporal lobunda bulunan 22. alanı olan wernicke alanının bozulmasıdır.
hastanın anlamasının ileri derecede bozulduğu afazi tipidir.
konuşması akıcı ama saçma konuşma şeklindedir.
devamını gör...

genel olarak yaşadığım durum . aslında benim kaygım kendimi ifade edememekten değil , yanlış anlaşılma ve karşımdaki insanın veya insanların üzülmesine kırılmasına sebep olacak bi şey söyleme korkusundan kaynaklanıyo . bu yüzden de genelde fazla açıklıyorum her şeyi , söylediklerime dikkat etmeye çalışıyorum . daha önceden de istemediğim konularda yanlış anlaşıldığım için ekstra bi dikkat etme gereği duyuyorum aslında.
devamını gör...

ne güzeldi... ne umutluydu... üzerinden 8 sene geçmesine rağmen hala baktıça gözlerimi dolduracak kadar gerçek ve cesurdu. kutlu olsun!
devamını gör...

kimseye itiraf edemediğim büyük bir hedefim var kendime göre. insanların tepkisinden ve kötü söylemlerinden korkuyorum.(yapamazsın gibi) bunu hayata geçirebilmek için çabalıyorum ama insanlar etkiliyor. günün birinde bu hedefimi gerçekleştirip yakın bir zamanda aileme söyleyebilirim inşallah.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim