maruz kalınmak istenmeyen sorular
ne kadar maaş alıyorsun. hayır sanki yüksekse beraber yatırım yapacağız düşükse ek gelir teklif edecek sanki.
devamını gör...
insanı mutlu eden bedava şeyler
bahar kokusu
devamını gör...
anıt sayaç
bakın bugün 3 kadın daha eklendi. ve biri yakılarak öldürüldü. diyeceklerim bu kadar!
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
hadi es biraz daha
çok tatlısın
es hafif hafif
dağılsın yorgunluğum
nasıl da nazlısın
biliyorsun ki bekliyorum
hasretin nasıl yakıyor
ama biliyorum
her gece benimlesin
hasta etme bu hastanı...*
çok tatlısın
es hafif hafif
dağılsın yorgunluğum
nasıl da nazlısın
biliyorsun ki bekliyorum
hasretin nasıl yakıyor
ama biliyorum
her gece benimlesin
hasta etme bu hastanı...*
devamını gör...
şemsi tebrizi
"ve bazen uzaklaşmak gerekir... yakınlaşmak için."
devamını gör...
kalbim ege'de kaldı
sezen aksu şarkısı, ardı hep hayal.
güzel hayaller ama, 'olsun"denilen hayaller..
siz hiç pembe yeşil güzelim açelyaların koşa koşa gelip gülümseyerek kalbinize sarıldığını gördünüz mü?
ben gördüm az önce, yaşadım.
kocaman bi' ege akşamıydı, o bahçede ala sarı ege gününü bitirmeye hazırlanırken bi yandan da bahçeyi suluyor, gülümseyerek çiçekleri ile konuşuyordu.
yanındaydım, ona bakıyordum, gözleri çiçeklerinde, benim gözüm onun izindeydi..
sonra açelya'larını bana yolladı.
daha sonra, hemen sonrası bu şarkı başladı, ben de duydum.
ege'nin her yanından duyuldu, geldi ortak kalplere girdi, kaldı.
bilmem kaç kilometre ötedeki biri benim evimin bahçesi kadar yakın bu şarkı ile geldi kalbimi bir kez daha yaktı. iyi ki!
açelyalara,hayallere,
sana....
güzel hayaller ama, 'olsun"denilen hayaller..
siz hiç pembe yeşil güzelim açelyaların koşa koşa gelip gülümseyerek kalbinize sarıldığını gördünüz mü?
ben gördüm az önce, yaşadım.
kocaman bi' ege akşamıydı, o bahçede ala sarı ege gününü bitirmeye hazırlanırken bi yandan da bahçeyi suluyor, gülümseyerek çiçekleri ile konuşuyordu.
yanındaydım, ona bakıyordum, gözleri çiçeklerinde, benim gözüm onun izindeydi..
sonra açelya'larını bana yolladı.
daha sonra, hemen sonrası bu şarkı başladı, ben de duydum.
ege'nin her yanından duyuldu, geldi ortak kalplere girdi, kaldı.
bilmem kaç kilometre ötedeki biri benim evimin bahçesi kadar yakın bu şarkı ile geldi kalbimi bir kez daha yaktı. iyi ki!
açelyalara,hayallere,
sana....
devamını gör...
seksten sonra söylenen sözler
en güzeli bir şey söylemeden anlamlı bir şekilde bakılmasıdır. küçük bir öpücük kondurup seni seviyorum denilebilir
devamını gör...
küşleme
hayır efendim en güzel küşleme gaziantep de kebapçı halil usta da yenir hele ki yanında tasla gelen bol sulu salata ile muazzam bir lezzet.
devamını gör...
kleopatra
5 bale, 45 opera, 77 tiyatro oyunu, en az 7 filmin başrolündeki karekter.
yunan tarihçi pluartch: 'onun güzelliği göreni afallatacak bir güzellik değildi. büyüleyici olan onunla karşı karşıya gelmekti. dış görünüşü , ikna yeteneği , karakteriyle bir araya geldiğinde etkileyici oluyordu ses tonu haz verici, konuşması çok telli yaylı bir enstrüman sesi gibiydi.' diyordu.
o zamanlar roma'nın iki güçlü erkeği; jül sezara bir erkek evlat veriyor. 10 senedir uzun süre boyunca sevgilisi olan marcus antoniusa ise 3 çocuk...
insan bu güzelliği merak ediyor doğrusu.
bu güzelliğin anadolu'da da bıraktığı izler var.
marcus rivayete göre; alanya'yı büyük aşkı kleopatra'ya hediye ettiğini, hatta kleopatra'nın denize inebilmesi için kaleden sahile giden bir tünel yaptırdığını anlatıyor. bu yüzden damlataş plajı kleopatra adıyla anılıyor. hatta tarsus'un girişindeki denizin kapısı kleopatra ve marcus'un şehre girdikleri kapı olarak anılıyor.
kleopatra ile özdeşleşen bir başka yer ise; fethiye'de 12 adalar olarak alınan yerdeki bizans kalıntıları, akvaryumu andıran güzelliğinden olsa gerek kleopatra hamamı olarak anılıyor.
pamukkale'nin en önemli simgelerinden biri olan 'antik havuz' yada 'termal havuz' gene kleopatra havuzu olarak anılıyor ve termal güzellik için kleopatra'nın hierepolisi ziyaret ettiğine ve güzelliğini bu suya borçlu olduğuna inanılıyor.
marcus'la yaşadığı çok büyük olan kleopatra efsaneye göre; sedir adasına hiç kum olamamasından yakınıyor. bunun üzerine marcus, mısırdan gemilerce kum getirerek bu sahile döktürür. bu özel sahilde ilk güneşlenenler kleopatra ve marcus olurlar...
gerçekten insan merak ediyor. gerçekten nasıl bir güzellikti?
kaynak: national geographic, temmuz 2011 sayısı.
yunan tarihçi pluartch: 'onun güzelliği göreni afallatacak bir güzellik değildi. büyüleyici olan onunla karşı karşıya gelmekti. dış görünüşü , ikna yeteneği , karakteriyle bir araya geldiğinde etkileyici oluyordu ses tonu haz verici, konuşması çok telli yaylı bir enstrüman sesi gibiydi.' diyordu.
o zamanlar roma'nın iki güçlü erkeği; jül sezara bir erkek evlat veriyor. 10 senedir uzun süre boyunca sevgilisi olan marcus antoniusa ise 3 çocuk...
insan bu güzelliği merak ediyor doğrusu.
bu güzelliğin anadolu'da da bıraktığı izler var.
marcus rivayete göre; alanya'yı büyük aşkı kleopatra'ya hediye ettiğini, hatta kleopatra'nın denize inebilmesi için kaleden sahile giden bir tünel yaptırdığını anlatıyor. bu yüzden damlataş plajı kleopatra adıyla anılıyor. hatta tarsus'un girişindeki denizin kapısı kleopatra ve marcus'un şehre girdikleri kapı olarak anılıyor.
kleopatra ile özdeşleşen bir başka yer ise; fethiye'de 12 adalar olarak alınan yerdeki bizans kalıntıları, akvaryumu andıran güzelliğinden olsa gerek kleopatra hamamı olarak anılıyor.
pamukkale'nin en önemli simgelerinden biri olan 'antik havuz' yada 'termal havuz' gene kleopatra havuzu olarak anılıyor ve termal güzellik için kleopatra'nın hierepolisi ziyaret ettiğine ve güzelliğini bu suya borçlu olduğuna inanılıyor.
marcus'la yaşadığı çok büyük olan kleopatra efsaneye göre; sedir adasına hiç kum olamamasından yakınıyor. bunun üzerine marcus, mısırdan gemilerce kum getirerek bu sahile döktürür. bu özel sahilde ilk güneşlenenler kleopatra ve marcus olurlar...
gerçekten insan merak ediyor. gerçekten nasıl bir güzellikti?
kaynak: national geographic, temmuz 2011 sayısı.
devamını gör...
düşün ki atatürk bunu okuyor
düşüncelerinin ve devrimlerinin vadesi hiç dolmasın.
seni seviyorum.
seni seviyorum.
devamını gör...
geceye bir bilgi bırak
sigara bağımlılığında sizi öldüren sigara değil iradeniz.
devamını gör...
dindar bir nesil yetişiyor mu sorunsalı
din falan hikaye, ahlaklı bir nesil yetişsin yeterlidir bir toplum için. allah, kitap diyenleri görüyoruz. yeni neslin dinden soğumasının başlıca nedenlerindendir ayrıca bu din sömürücüleri.
devamını gör...
geceye acı ama gerçek bir cümle bırak
geçmişle bugün arasında neler vardı! işe yaramaz çalışmalar, hayal kırıklığı, büyük fedakarlıklarla kazanılmış şöhret, peşinden tutkuyla koşulan ve sonra yitirilen mal mülk, ağır ağır tükenen aşk ve tutku, bir sürü buluşma ve zor ayrılık, genel ve özel her şeyle mücadele etme, bulanık sulara sürüklenen berrak hedefler, yalnızca çaresiz ve kör bir mahkumiyetle son bulan özgürlük ve kendini bulma mücadelesi.
devamını gör...
halkların kardeşliğini savunan kürtlerin 150 uygur isyanı
hayatımda bu kadar saçma bir şey duymadım. insanları evlerinden kovup o evlere başkalarını yerleştirirseniz buna tabii ki tepki gösterirler. bunun etnik kökenle ne alakası var. üstelik türkiye içinde milyonlarca suriyeliyi ağırlarken oraya uygurluları yerleştirmesinin ne mantığı var. yapılan şey bölgedeki kaosu arttırmaya sebep oluyor. o bölgeye o bölgenin 2010 yılındaki sahipleri yerleştirilmeli bir başkası değil. uygurluların ezilmiş halk oldukları doğru lakin bu onların başkalarının toprağını gasp edebileceği anlamına gelmez. söylediklerim dünyadaki bütün halklar için geçerlidir.
devamını gör...
aşka dair tüm inancı yitirmek
aşk mümkün, ihtimal var, inancımda var ama, onu yaşayabileceğim, benimle denk bir zihniyete, mantığa sahip, adaletli, ahlaklı bir insanla karşılaşma ihtimalimin çok az olduğunu düşünüyorum, kadın görünce, vücudunu incelemeyip beyni uyuşmayan, karakterini, neler yaptığını, neler yapmak istediğini, ne ile meşgul olduğunu merak eden bir erkek görmedim daha, üstelik yaz kış cem yılmazdan hallice hep simsiyah ve dümdüz giyinen bir tipim, öyle kadınsı dişi bir tarzım da yok, olabilene saygım var o ayrı, bu erkeklerin bekar kadın görünce, gözlerinin büyümesinden, sürekli lafı sevgilin varmı yalnız napıyosuna getirmesinden, gerçekten çok usandım, kendileri ilişkisi olmayınca ölecek olduğundan, herkesi öyle sanıyorlar galiba, amacı aşk olan birileriyle karşılaşmıyoruzki inancımız olsun.
edit : tanımın başında varolan umut, biraz sorgulayınca bitmiş tükenmiş *
edit : tanımın başında varolan umut, biraz sorgulayınca bitmiş tükenmiş *
devamını gör...
dubrovnik
"venediklilerin yazlığı" denilen hırvat kenti. henüz yugoslavya birken buraya gelen ferhan şensoy, şehrin 8. yüzyılda slavlardan kaçan asilzadelerce kurulduğunu (muhtemelen orada okuduğu rehberlere bakarak) yazmış. ortaçağ boyunca ragusa cumhuriyeti'nin başkenti olan bu şehir, tıpkı kotor gibi osmanlı'nın hiç alamadığı, etkisinin hemen hemen sıfır olduğu ender balkan şehirlerinden. ve ta yugoslavya döneminden beri dünya turizmine büyük katkısı oluyor.
2018 temmuzunda da bu şehre, adriyatik kıyısında marmaris'e benzer güzel bir yolda geze geze kotor'dan gelmiştik. gezi yazılarının bu ayağını adriyatik boyundaki venedik ve alman etkisinde kalmış, dinen katolik kültür olarak romen bu şehirler oluşturuyor farkındayım, ancak bugünkü şenlik ertesi gün dağılacak ve bosna hersek içinde büyük bir dram göreceğiz. ilginç olan, acıklı konuların ele alındığı bosna'da hava kapalı iken adriyatik kıyılarında yaz havası. işte yollar.


dubrovnik'e varınca, eski şehirde otobüsten inip gezmeye koyuluyoruz. burası da tıpkı kotor gibi, yüksek surlar içinde çarşı, dar sokakların açıldığı bir katedral meydanı ve birbirine çok yakın, dört katlı taş konaklarla dolu. ancak kotor'dan daha turistik, sokaklarda ferhan ustanın bahsettiği tarihi berberlerin yerini turistik eşya satan yerler almış. ve de italyan etkisi kendini gösteriyor olsa gerek, pizzacılarla kafeler az değil. bir pizzacıda karnımızı doyuruyoruz. hediyelik eşya dükkanlarında da en çok hırvat milli takım formaları var. o günlerde de 2018 dünya kupası oynanıyordu. bir bakkala laf olsun diye beşiktaş dergisi sordum. "what's this" cevabını alınca "domagoj vida'nın takımı" diye gururla vurguladım. bakkal vida'yı tanısa da (ki o kupadaki performansı ile kâra geçip satmak üzere almıştık malûm, ama elimizde kaldı) türkçe bir şey olmadığını söyledi.
ayrıca dubrovnik, game of thrones'un king's landing sahnelerinin de çekildiği yer. bu açıdan ayrı bir cazibesi var. ama ayvalık sokaklarındaki gibi "şurası falan dizinin burası filan filmin çekildiği yer" diyen rehberler yoktu (veya anlamadığım dillerde vardı).
eski kente giriş:

onofrio çeşmesi:
ana cadde:
katedral:
fransisken manastırı:
venedik'tekine benzer yapılmış saat kulesi:
hırvatların kadını da erkeği de basketbolcu fiziğine sahip, iri yarı, sarışın ve daş gibi. deniz kıyısında olmalarının etkisiyle sarışın ve açık tenliler herhalde, yoksa bosna-hersek, sırbistan gibi yerlerdeki akrabaları gayet de esmerdi (boy pos ve güzellik aynı olmakla beraber). ha gerçekten o sağda solda gördüğüm insanlar hırvat mıydı yoksa baltıklı turistler mi onu da bilmiyorum (bu gözlemimi ne zaman söylesem "onlar isveçli falandır" demişlerdi de).
yolumuzun bundan sonrası bosna hersek topraklarına yöneliyor. geceyi mostar yakınlarında bir motelde geçiriyoruz ki, motel tck misafirhanesinden hallice bir yer. boşnakların otelcilik anlayışları pek primitif, zira ertesi gün saraybosna içinde kalacağımız yer de iyi bir otel değildi.
2018 temmuzunda da bu şehre, adriyatik kıyısında marmaris'e benzer güzel bir yolda geze geze kotor'dan gelmiştik. gezi yazılarının bu ayağını adriyatik boyundaki venedik ve alman etkisinde kalmış, dinen katolik kültür olarak romen bu şehirler oluşturuyor farkındayım, ancak bugünkü şenlik ertesi gün dağılacak ve bosna hersek içinde büyük bir dram göreceğiz. ilginç olan, acıklı konuların ele alındığı bosna'da hava kapalı iken adriyatik kıyılarında yaz havası. işte yollar.


dubrovnik'e varınca, eski şehirde otobüsten inip gezmeye koyuluyoruz. burası da tıpkı kotor gibi, yüksek surlar içinde çarşı, dar sokakların açıldığı bir katedral meydanı ve birbirine çok yakın, dört katlı taş konaklarla dolu. ancak kotor'dan daha turistik, sokaklarda ferhan ustanın bahsettiği tarihi berberlerin yerini turistik eşya satan yerler almış. ve de italyan etkisi kendini gösteriyor olsa gerek, pizzacılarla kafeler az değil. bir pizzacıda karnımızı doyuruyoruz. hediyelik eşya dükkanlarında da en çok hırvat milli takım formaları var. o günlerde de 2018 dünya kupası oynanıyordu. bir bakkala laf olsun diye beşiktaş dergisi sordum. "what's this" cevabını alınca "domagoj vida'nın takımı" diye gururla vurguladım. bakkal vida'yı tanısa da (ki o kupadaki performansı ile kâra geçip satmak üzere almıştık malûm, ama elimizde kaldı) türkçe bir şey olmadığını söyledi.
ayrıca dubrovnik, game of thrones'un king's landing sahnelerinin de çekildiği yer. bu açıdan ayrı bir cazibesi var. ama ayvalık sokaklarındaki gibi "şurası falan dizinin burası filan filmin çekildiği yer" diyen rehberler yoktu (veya anlamadığım dillerde vardı).
eski kente giriş:


onofrio çeşmesi:

ana cadde:

katedral:

fransisken manastırı:

venedik'tekine benzer yapılmış saat kulesi:

hırvatların kadını da erkeği de basketbolcu fiziğine sahip, iri yarı, sarışın ve daş gibi. deniz kıyısında olmalarının etkisiyle sarışın ve açık tenliler herhalde, yoksa bosna-hersek, sırbistan gibi yerlerdeki akrabaları gayet de esmerdi (boy pos ve güzellik aynı olmakla beraber). ha gerçekten o sağda solda gördüğüm insanlar hırvat mıydı yoksa baltıklı turistler mi onu da bilmiyorum (bu gözlemimi ne zaman söylesem "onlar isveçli falandır" demişlerdi de).
yolumuzun bundan sonrası bosna hersek topraklarına yöneliyor. geceyi mostar yakınlarında bir motelde geçiriyoruz ki, motel tck misafirhanesinden hallice bir yer. boşnakların otelcilik anlayışları pek primitif, zira ertesi gün saraybosna içinde kalacağımız yer de iyi bir otel değildi.
devamını gör...
arabayı varoş yapan detaylar
babam sağolsun türevi sözler.*
devamını gör...

