kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bugün, hep duyduğum bir sözün anlamı büyüdü benim için. neydi o? dostoyevski'nin dediği "hepimiz gogol'un palto'sundan çıktık" sözü.

bazı filmleri, kitapları, öyküleri merak ettiğim hâlde sebepsiz beklettiğim olur bazen. bu öykü de onlardan biri. hatta beş öykünün yer aldığı kitabın dört öyküsünü okuyup bu öyküyü yine okumamıştım. tuhaf.

epey içselleştirdim ve kendimden bir şeyler yakaladım okurken. bir kısmında gogol:

"akakiy akakiyeviç, kadının öğüdünü dinledikten sonra, düşünceli düşünceli odasına doğru yürüdü. geceyi nasıl geçirdi, bunu düşünmeyi, kendilerini onun yerine koyabilenlere bırakıyorum."

dediğinde ben çoktan onun ruh hâline bürünmüştüm. empatiden ziyade, akakiy'i sahiden tanıdığımı hissediyordum. bence o mutlu ya da mutsuz diye tanımlayamayacağımız bir karakter. belki ömrünün daha ilk yıllarında insanlarla arasına bir duvar örmüş ve bu duvarın gölgesinden de hiç rahatsız olmamıştı. onun yalnızlığı, sessizliği, kendini işine adayışı aynı zamanda güvenli alanıydı. gogol bunu öyle güzel işlemişti ki zannediyorum onun yaşamını bir insan değil de bir palto/cansız bir varlık değiştirebilirdi. duyduğu heyecan ve yaşadığı büyük hezeyan da yine insanlarla doğrudan ilgili değildi. bence akakiy o paltoyu baştan uca, her bir ipliğine kadar hak ettiğini bildiği için böylesine bağlıydı. onunla duyduğu gurur; aç kalışının, yokluk çekişinin bir simgesiydi.

akakiy, yazmayı seven konuşmayı sevmeyen bir adamdı. aslında yazmaya olan tutkusunu da paltoyla benzer bir şekilde ele alabiliriz. hayatında sahip olduğu somut ya da soyut, kısıtlı şeylerin anlamlarını yüceltmek istiyordu. en çok bu noktada bağ kurdum onunla. yaptığının, bir eşyayı sevmekten öte bir şey olduğunu biliyordum.
devamını gör...

tam adı michael james romeo olan, ayrıca kendisinden michael j. romeo ve mjr olarak da bahsedilen, symphony x isimli, kuruculuğunu yaptığı progresif metal grubuyla tanınan, 1968 doğumlu amerikalı gitar virtüözüdür. ilk olarak japonların dikkatini çekmiştir, sonrasında ise dünya metal sahnesine adını yazdırmıştır.

birçok yerde bahsedildiği gibi yngwie malmsteen'den gerçekten büyük ilham almıştır ama kanımca stili söz konusu olduğunda en çok etkilendiği gitarist shawn lane'dir.

son derece yaratıcı gitar riff'leri; hızlı, melodik ve sağlam kurgulanmış gitar sololarıyla bilinir. ayrıca besteciliği de üst düzeyde iyidir. özellikle iki bölümden oluşan war of the worlds (part 1 ve 2) adlı solo albümlerinde, sinematik müzik yapmada da usta olduğuna şahitlik edilebilir.

geçinilmesi kolay, egoist olmayan biri izlenimi verir.

istikrarlı da bir müzisyendir ve ayrıca, symphony x'in her zaman bir metal grubu olacağını çok önceden söylemiştir ve bu ilkesinden ödün vermeyecek gibi de durmaktadır.

2022 başlarında çıkarttığı war of the worlds, pt. 2 isimli solo albümüyle, uzunca bir zaman sonra müzikal ortamlara geri dönmüştür.

şu anda symphony x'in, 2022 sonlarında veya 2023'te çıkabileceği umulan 10. stüdyo albümü üzerinde çalışmaktadır.
devamını gör...

bir daha dünyada hiç bir halkın yaşamaması için bütün tedbirlerin alınması gereken, tarihteki katliamların en vahşilerindendir. ayıptır, zulümdür, cinayettir. lakin seyit rıza'nın dar ağacına giderken ki sözleri umut adına insanı ve devrimi güçle doldurmaktadır.

''ben sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedim, bu bana dert oldu. ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim, bu da size dert olsun.''

bugün faşistlerin hileleriyle de baş eden herkese bin selam.
devamını gör...

her yerini ısırmak,mıncırmak istediğim tontikler.bir tanesi elime düşşe de aşırı şekilde sevsem.
devamını gör...

akasya durağı dizisinde durağı yıkmaya geldikleri bir sahne vardı. işte sözlük son zamanlarda o durağın taksicileri gibi savaş veriyor...

belki bayramdan belki de vakitsizlikten, belki saldırıların yıldırmasından, adına aşina olduğumuz pek çok yazar listeyi terk etmiş...
sabah sadece 13 kişi aktifti...


kalanlar da nedense yazılmasının anlamı olmayan şeyleri yazıyor...

bilgi içerikli tanım girmek istiyorum mesela, ama güme gidecek, ya kaybolacak, ya da boşa gidecek, onu da biliyorum, her giren gibi.

her neyse... umarım sözlük güzel günlerine yeniden kavuşur dileyerek bırakmak en iyisi...

-dizide durak yıkılmıştı ama bizim sözlüğü yıktırmaya hiç niyetimiz yok...

t/ sözlüğün son durumunun yazarlarda bıraktığı etkilerden bahsedilen başlık.
devamını gör...

hâlâ daha yeni kitap aldığımda üstüne 2020 diye tarih atıyorum. o kadar varlığı yok olan bir yıl...
;(
devamını gör...

bu gece olmaz başım ağrıyo.
devamını gör...

2004'de çıkardığı "duvar" şarkısını resmen kalbimize ve beynimize kazımasıyla meşhur bu şarkıcının babası italyan şarkıcı ernesto cassalini,annesi ise oyuncu ve şarkıcı deniz türkali'dir.
1970 doğumlu olan bu güzel sesli şarkıcı 9 yaşında tiyatro,18 yaşında ise arkadaşının sayesinde müzik sanatına adım atmıştır.
sanatçı kökenli bir ailesi olması da kendisi için büyük bir avantaj sağlayan bu şarkıcı,ajda pekkan,emel müftüoğlu ve sezen aksu gibi büyük seslerin vokalistliğini yapmıştır.
toplam 2 albümü vardır.
1-nihayet (2004)
2-kim galip çıkar (2008)

ve uzay heparı anısına,kar amacı gütmeyen bir albümün içerisinde "unutursun" şarkısıyla da yer almaktadır.

yurtdışı çalışmalarını da italya'da rock,ingiltere'de ise caz gruplarında yapmıştır.

eskiden vejeteryan olup sonradan vegan olan zeynep casalini, 2. eşi olan ve şuan boşanmış olduğu tahsin berk ile bodrum bitez'de gravilya adında bir restorant açmışlardır.
tahsin berk'ten boşandıktan sonra,kızıyla beraber veganilli adında bir dükkan açıp kendi elleriyle yemekler hazırlayıp sunumdan servisine kadar her noktada bulunuyor.
bu güçlü sesin,mutfakta şarkılar eşliğinde yemekler yaptığını düşündükçe insanın "veganjeteryan" olası gelmiyor değil.*
devamını gör...

ben ayıplı başlıklara giriyorum kardeşim flört falan görmesin diye değil yani.
devamını gör...

yürüyebilmek, görebilmek, işitebilmek, konuşabilmek, gece yastığa başını huzurla koyabilmek, merhamet ve sevgi dolu bir kalp...
devamını gör...

3-3-2-3 şeklinde ezberimde olan numaradır.
devamını gör...

martılar.
devamını gör...

cevabı albert einstein dahil birçok kişinin kafasını kurcalayan kurgusal durum.

"kütlesi olan hiçbir şey ışık hızında * hareket edemez" itirazını bir kenara bırakarak düşünce deneyi yapabilirsiniz.

bu tür sorular referans çerçevelerine göre farklı cevaplar açığa çıkarır. hareket eden gözlemcinin gördüğüyle hareketsiz gözlemcinin gördüğü birbirinden farklı olabilir.

önce, ışık hızının mesela %99,9'u bir hızla seyahat edersek ne olur sorusuna bakalım. böyle bir durumda arabanın içinde olan sizseniz, normalde olandan farklı bir şey görmezsiniz. hızınız çok yüksek olabilir ama ışık hâlâ sizden hızlıdır ve farlarınız arabanın önünü her zamanki gibi aydınlatır. fakat dışarıdan sizi izleyen hareketsiz bir gözlemci için durum farklıdır. arabayla fardan çıkan ışığın hızı birbirine çok yakın olduğundan, fardan çıkan ışık arabadan uzaklaşmakta zorlanıyormuş gibi bir durum oluşur. yani ışık yolu aydınlatmak yerine, arabanın farlarının hemen önüne kağıt gibi yapışıp kalır. bu yüzden yandan bakan bir gözlemci ışığı göremez.

***

tam ışık hızında seyahat edersek durum nasıl değişir? aslında gerçekte bunun cevabını tam olarak bilme şansımız yok. sadece akıl yürütebiliriz. yukarıdaki itirazı bir kenara bırakıp bu hızda gidebildiğimizi düşünürsek, arabanın içindeysek bize göre zaman durur. araba da biz de hareket edemeyeceğimiz için farları da yakamayız. bu size saçma gibi gelebilir ama ışık hızında hareket eden fotonlar tam da bu nedenle "zaman" diye bir kavramı "deneyimleyemezler".

"fotonlar için zaman donmuştur çünkü ışık hızında hareket ederler" iddiası çok doğru değil. ışık hızında hareket eden fotonlar için geçerli bir refrans çerçevesi yoktur demek biraz daha mantıklı bir ifade.
devamını gör...

son zamanlarda phubbing olarak adlandırılan, bir tür teknoloji bağımlılığı olarak kabul gören durumdur. günümüzün iletişim sorunlarının en önemli nedenlerinden de birisidir. bazen tuşlu telefona geçiş yapma isteği uyandırmaktadır bende, zira tek başımayken zaten yeterince kendi kendime konuşmaktayım...
devamını gör...

niyetiniz ciddi ise, burda zaman öldürmeyin, ders çalışın.
erken yatın, erken kalkın.
internette oyalanmayın.
hadi bakayım.
devamını gör...

bazıları yürek yangınlarını bizim yüreklerimizi yakarak hafifletmiş olabilirler.
hatta geçmişte canını yakanın yaptıklarını, bizim hiç yapmadığımız ve yapmayacaklarımızla temize çekmiş de olabilirler.
biz onu o yaralı hali ile öylece kabul etmişken fütursuzca kırabilirler kalbimizi.
oysa kalp kırmanın kolay olmaması gerektiği gibi, çatlamış bir deriye merhem sürmek kadar kolay olmamalıdır kırılan bir kalbi onarmak, merhem olmaktan daha fazlası olmak gerekir.

ve bilmezler paramparça edilen tüm kalpler bir gün hesap soracaktır tüm suçlulardan...
devamını gör...

sadece ölüler görür'ü rahmetle anıyorum. çok iyi bir hizmet sunmuş sözlüğe zamanında. ne kadar çok, erkek zannettiklerim kadın, kadın zannettiklerim erkek çıktı. yanlış tahminlerime sağlık.
devamını gör...

tembel olup işleri süreklli ötelemem.
devamını gör...

yazarları daha çok yazmaya teşvik eden, ayni zamanda sözlüğü daha özgün hale getiren oldukça yenilikçi bir devrimdir. ben beğendim ama fakirim.*
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim