''patladı gitti'' lafı ile ünlenmiş efsane satıcıdır.

(bkz: emin gümüşkaya) tarafından canlandırılmıştır.
devamını gör...

bacak arası namusçuluğu yapan tüm erkekler.
devamını gör...

kendileri çok içten, samimi bir insan. profiline bakınca da anlaşılıyor zaten. ve güne güzel başlamamı sağlayan kişilerden. sabah sabah yüzümü güldürdü sağ olsun.* tanımlarınızdan bizi eksik bırakmayınızz lütfen. keyifli sözlükler.*
devamını gör...

android için youtube vanced geri kalan herşey için master card :-)
devamını gör...

yabancı damat dizisinde çalıyordu hep şarkıları.

devamını gör...

karafatma ; hantal, kitin yapısı bombeli, siyah renkli, genelde kırsalda karşılaşılan bir böcek türüdür. öldürmeye niyetlenilirse yavaş hareket ettiğinden bu kolaydır.
hamamböceği ; hızlı, kitin yapısı düz, kahverengi, şehir ortamlarında karşılaşılan bir böcek türüdür. öldürmeye niyetlenilirse hızlı hareket ettiğinden bu zordur.
devamını gör...

*sormaz ki bilsin,
sorsa bilirdi..
bilmez ki sorsun,
bilse sorardı.
devamını gör...

sanayi de ve oto yıkamacılarda sıkça gördüğü bir durumdur. ağızda yanan sigara ile stresli stresli işini yapar bu kişiler. sigara kullanmayan biri olarak merak ediyorum. o şekilde nasıl rahat ediyorsunuz ? veya sigarayı tam randumanlı içebiliyor musunuz ? hadi hepsini geçtim. müşterilerin duruma vereceği tepkiyi nasıl umursamıyorsunuz?
devamını gör...

bazı kanatlıları her maç sonrası başlığın altında toplayan takım.

o işlerin en alasını siz yaptınız kuşlar.

gelip burada ağlamayın, gustavo denen futbol katilinin taban girmesine sarı kart veren hakem kaç haftadır maç alıyor.

her hafta hakemlerinizi, fenerasyonunuzu bide üstüne sizleri üst üste koyup yeniyoruz, zorunuza gitmesini anlıyorum.*
devamını gör...

o şehirde kaybolmak.
devamını gör...

fark etmeden sırıtır modda gezdiğin zamanlardır. sen aşık ol ya da olma fark etmez. üstelik, o kişinin sana aşık olduğunu fark ederken onunla aranda güzel bir bağ varsa üzerine, çaktırmadan tatlı tatlı laflar sokabilirsin. bu şey senin içini tazeler. yaşamına renk verir.
devamını gör...

çayı şekersiz içen zevkli mi oluyor yani.
devamını gör...

tarık akan / kadir inanır.
devamını gör...

aniden ortaya çıkan yoğun korku, sıkıntı ve endişe nöbetidir. bu nöbet şiddetli olarak genellikle 10-30 dakika arası sürer ve sonra yavaş yavaş şiddeti düşer. düştükçe yerini bir zevk kaplar, bir süre panik atak hissinin uğramayacağını bilmenin getirdiği bir zevktir o.
devamını gör...

ben şiddetin olumlu yönde kullanılması gerektiğini savunurum her zaman. insanlık vasıflarını yitirmiş yaratıklar karşısında merhamet duygusunun çok da kullanışlı olduğunu düşünmüyorum.

ibret-i alem diye bir kavram var, hepimiz aşinayız. neden kullanmadığımızı anlamıyorum. bence bu katilleri, vicdan yoksunlarını, insanlık vasfını yitirmiş bu organizmaları dünyadan temizlemeden gerçekten insan olanlara rahat yok belli ki.

azra artık bu dünya üzerinde değil ve evet unutacağız çok kısa zaman sonra. arada paylaşacağız resmini ve azra öldüğü ile kalacak. çektiği acıları kimse hatırlamayacak.

o yüzden azra’nın bunu yaşanmasına neden olan herkesin üzerinde şiddeti olumlu yönde kullanmalıyız. bunu insan olmak adına yapacağız ve dahasını da yapabiliriz.
devamını gör...

- fransız ihtilalinin sorumlusu cehape zihniyeti dir.
- aşıda, sağlık alanında felan çok, off, taaa arşa kadar mükemmeliz.
- bir buçuk metre kareden ufak işletmelere buzdolabı kredisi vercez.
- ben faiz demedim, caiz dedim.
- merkel bana yürüyo.

eeeöööeeh.
devamını gör...

tarihi 1920lere kadar dayanan bir antikoagülan (kan sulandırıcı) ilaç.

1920ler civarı amerikada sığırlar arasında bilinmeyen bir sebeple bir salgın başgösterir. basit cerrahi işlemlerden sonra bile hayvanlar kanaya kanaya ölür, kovboyları geçim sıkıntısına sokar. dönemin veterinerleri ve bilimadamları bunu araştırmaya başlar --hikaye kısmını geçiyorum-- sonunda da etken maddeyi bulur: coumarin.

coumarin tatlış tatlış kokan bir şey, hatta sırf bu yüzden sığırları telef eden bitki sweet clover (taş yoncası ya da kokulu sarı yonca) olarak isimlendirilmiş. buradaki sweet (tatlı) ismi bitkinin tadından değil kokusunun hoşluğundan gelir. doğal olarak coumarin ve metabolitlerini üreten bitkiler de sadece sarı yonca ile sınırlı değil. tonka fasulyesi (tonka bean, dipteryx odorata) ve yoğurt otu (woodruff, galium odoratum) yüksek miktarda üretirken meyan kökü ailesinin bazıları, lavantagiller, kiraz, çilek, siyah frenküzümü gibi bazı çiçeklerde ve bitkilerde de az miktarda bulunmaktaymış. bu maddenin (coumarin'in) bitkiler tarafından üretilmesinin sebebi aslında acı tadı. kokusunun güzel ve cezbedici olmasına karşın acı tadı yüzünden hayvanlar bu meyvelerden uzak durur ve yemezlermiş (ben çok kez çilek yiyen kertenkele ve sümüklüböcek gördüm. bu bilgi bence yalan heheh).

gelelim artık son kısma. bu coumarin izole edilip, tanımlanıp, iyice karakterize edildikten ve etkileri anlaşıldıktan sonra 1941'de bu coumarin'in ilk metaboliti olan dicoumarol, 1948'de ise warfarin'in kendisi piyasaya ilaç olarak sürüldü. ilginizi çekecek bir bilgi olarak şunu paylaşabilirim, warfarin piyasaya beşeri kullanım için değil rodentisit (fare zehri) olarak sürüldü.

1950lerin başında bir asker bu warfarinden kendine enjekte ederek intihar etmeye kalkınca apar topar askeri hastaneye kaldırılıp warfarinin panzehri olan vitamin k verilip tamamen kurtarılınca medikal araştırmalar başlar. günümüzde de coumadin ismiyle ticari olarak satılmaya devam etmektedir.

yani dedenizin kullandığı kan sulandırıcı ilaç 70 yıl önce fare zehri olarak piyasadaydı. bilim çok güzel bişey işte. işbu entry psilosibin ve kuşlarına armağan edilmiştir *
devamını gör...

ateizm gibi sinir bozucu bir kavram değil. avrupa'da ateist olarak nitelendirdiğimiz kimselerin esasında apateist olduğunu düşünüyorum. tanrı fikrinden azade bir kafa yapısına sahipler. bizim memlekettekilerin kafa yapısı öyle değil, yanlışlanması gereken bir şey olarak görülür.
devamını gör...

zıtlıkların şairi louis aragon tarafından kaleme alınmış şiir. 1959 yılında koleksiyonlaşmış olan eserin bir parçası olan şiir; sait maden çevirisi ile elsa'ya şiirler kitabında bulunuyor. şiirin orijinal ismi je vais te dire un grand secret, neredeyse birebir çevrildiğini söylemek sanıyorum yanlış olmayacaktır. aragon'un şiirlerinde elsa'yı bambaşka bir gözle görüyoruz; azap ve tutkunun iki ayrı yüzü. mutlu aşk yoktur (il n’y a pas d’amour heureux) şiirini yorumlarken şairin elsa'yı anlattığı şiirlerine de göz atmak gerek, sana büyük bir sır söyleyeceğim şiiri bu şiirlerin başında geliyor çünkü aragon aşkın mutsuz yanının yitip gideceğini bilmek olduğunu; zamanın ne denli hızlı akıp her şeyi toza ve çamura bulayacağını biliyordu. bu şiir; insanın gözlerinin önünde duran güzelliğin ona yalnızca sevgi değil derin bir azap da hissettirebileceğinin bir portresi. aragon kelimeleri bıçak gibi keskin kullanmış, dizeler var olan tüm oyuntularımıza kan gibi doluyor ve elsa'yı aragon'un gözlerinden görmeye zorluyor bizi. attilâ ilhan'ın böyle bir sevmek şiirinde söylediği gibi: " böyle bir sevmek görülmemiştir."

--- alıntı ---

je vais te dire un grand secret le temps c'est toi
le temps est femme ıl a
besoin qu'on le courtise et qu'on s'asseye
a ses pieds le temps comme une robe à défaire
le temps comme une chevelure sans fin
peignée
un miroir que le souffle embue et désembue
le temps c'est toi qui dors à l'aube où je m'éveille

c'est toi comme un couteau traversant mon gosier
oh que ne puis-je dire ce tourment du temps qui ne passe point
ce tourment du temps arrêté comme le sang dans les vaisseaux bleus
et c'est bien pire que le désir interminablement non satisfait
que cette soif de l'oeil quand tu marches dans la pièce
et je sais qu'il ne faut pas rompre l'enchantement
bien pire que de te sentir étrangère
fuyante
la tête ailleurs et le coeur dans un autre siècle déjà
mon dieu que les mots sont lourds ıl s'agit bien de cela
mon amour au-delà du plaisir mon amour hors de portée aujourd'hui de l'atteinte
toi qui bats à ma tempe horloge
et si tu ne respires pas j'étouffe
et sur ma chair hésite et se pose ton pas

je vais te dire un grand secret toute parole
a ma lèvre est une pauvresse qui mendie
une misère pour tes mains une chose qui noircit sous ton regard
et c'est pourquoi je dis si souvent que je t'aime
faute d'un cristal assez clair d'une phrase que tu mettrais à ton cou
ne t'offense pas de mon parler vulgaire ıl est
l'eau simple qui fait ce bruit désagréable dans le feu

je vais te dire un grand secret je ne sais pas
parler du temps qui te ressemble
je ne sais parler de toi je fais semblant
comme ceux très longtemps sur le quai d'une gare
qui agitent la main après que les trains sont partis
et le poignet s'éteint du poids nouveau des larmes

je vais te dire un grand secret j'ai peur de toi
peur de ce qui t'accompagne au soir vers les fenêtres
des gestes que tu fais des mots qu'on ne dit pas
j'ai peur du temps rapide et lent j'ai peur de toi
je vais te dire un grand secret ferme les portes
ıl est plus facile de mourir que d'aimer
c'est pourquoi je me donne le mal de vivre
mon amour."

--- alıntı ---

--- alıntı ---

sana büyük bir sır söyleyeceğim. zaman sensin
zaman kadındır. ister ki
hep okşansın diz çökülsün hep
dökülmesi gereken bir giysi gibi ayaklarına
bir taranmış
bir upuzun saç gibi zaman
soluğun buğulandırıp sildiği ayna gibi
zaman sensin uyuyan sen şafakta ben uykusuz seni beklerken
sensin gırtlağıma dalan bir bıçak gibi
ah bu söyleyemediğim işkencesi hiç geçmeyen zamanın
bu durdurulmuş zamanın işkencesi mavi çanaklarda kan gibi
bu göz susuzluğundan sen yürürken odada
bense bilirim büyüyü bozmamak gerektiğini
daha beter seni kaçak
seni yabancı bilmekten
aklın ayrı bir yerde gönlün ayrı bir yüzyılda kalmaktan
tanrım ne ağırdır sözcükler. asıl demek istediğim bu
hazzın ötesinde sevgim hiçbir zararın erişemeyeceği yerde bugün sevgim
sen ki benim saat-şakağımda vurursun
boğulurum soluk alıp vermesen
tenimde bir duraksar ve yerleşir adımın
sana büyük bir sır söyleyeceğim. her söz
dudağımda bir dilenen zavallı
acınacak birşey ellerin için kararan birşey bakışının altında
işte bu yüzdendir sık sık seni seviyorum deyişim
boynuna takabileceğin bir tümcenin o parlakca kalp kristali
kaba konuşmamdan gücenme benim. bu konuşma
ateşte şu tatsız cızırtıyı çıkaran sudur o kadar
sana büyük bir sır söyleyeceğim. bilmem ben
sana benzeyen zamandan söz açmayı
bilmem senden söz açmayı bilir görünürüm
tıpkı uzun bir süre garda
el sallayanlar gibi gittikten sonra trenler
bilekleri sönerken yeni ağırlığından gözyaşlarının
sana büyük bir sır söyleyeceğim. korkuyorum senden
korkuyorum yanın sıra gidenden. pencerelere doğru akşam üzeri
el kol oynatışından söylenmeyen sözlerden
korkuyorum hızlı ve yavaş zamandan korkuyorum senden
sana büyük bir sır söyleyeceğim. kapat kapıları
ölmek daha kolaydır sevmekten
bundandır işte benim yaşamaya katlanmam
sevgilim.

--- alıntı ---
devamını gör...

21 ekim 1929’da berkeley’de dünyaya gelen ursula k. le guin, son 60 yılda verdiği kurgu ve kurgu dışı eserlerle edebiyat tarihinin en güçlü kalemlerinden biri haline gelmiştir.
roman, öykü, deneme, şiir, tiyatro gibi farklı türlerde hem yetişkinlere hem de çocuklara yönelik yüzlerce eser verdi. ayrıca kendine has tarzı sebebiyle okumak bir zevk haline gelmiş okurların bilinçli tercihidir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim